BASIN BÜLTENİ Akıncı: “11 Şubat çerçevesi dışında başka bir şartı kabul etmem” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Ara�t�rmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “11 Şubat çerçevesi dışında başka bir şartı kabul etmem”
Tarih: 30.05.2016 > Kaç kez okundu? 639

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı 7. Lefke Ceviz Festivali açılışında yaptığı konuşmada, Anastasiadis “benzeri toplantılar bir daha yapılmayacak ve Akıncı da katılmayacak” şeklinde bir şartla masaya dönmeye çalışırsa kendisinin 11 Şubat çerçevesi dışında başka bir şartı kabul etmeyeceğini bilmesi gerektiğini de dile getirdi.

Akıncı, kendilerinin 11 Şubat deklarasyonuna uygun davrandıklarını ancak bundan uzaklaşmak isteyenler varsa ve iyi niyetle bugüne kadar yürüttükleri çalışmaları ikide bir sekteye uğratıp 2016 yılını da heba etmeye yönelirlerse o zaman ayrılığı kökleştireceklerinin de bilincinde olmalarını istedi.

2016’nın çözüm için çok önemli bir zaman dilimi odluğunu, 2017’ye girildiğinde 2018’de güneyde yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ateşinin güneyi saracağını dile getiren Akıncı, “biz bunu daha önce de yaşadık” dedi.

Akıncı, “Anastasiadis’in son günlerdeki tavrı fevri bir çıkışsa ve bizim da tahmin etmek istediğimiz gibi bu fevri çıkışından geri döndü ve yeniden samimiyetle 2016’da çözüm için bizimle birlikte uğraşacaksa mesele yok, ama yok eğer şimdiden 2018’in cumhurbaşkanlığı seçimlerinin altyapısını yapmak için bu yolara girmeye başlamışsa o zaman işimiz hiç kolay değil” diye konuştu ve birinci kısmın doğru olmasını temenni etti.

Akıncı bu açıklamalarıyla “suçlama” çarkı içerisine girdiğinin zannedilmemesini, karşılıklı suçlamaların yılarca yapıldığını ancak “karşılıklı suçlama yapmayacağız” derken gerçeklerin de saklanamayacağını ifade etti.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis tarafından çıkarılan krizi değinen Akıncı, “Ben ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’yim her yerde benim, Kıbrıslı Türkler Türkiye’de bir yemeğe bile katılamazlar, Genel Sekreterle de görüşemezler, BM Genel Sekreteri’yle de sadece ara bölgede görüşebilirler başka bir yerde görüşemezler” zihniyetiyle giderlerse, Rum tarafının bir tek şeye hizmet edeceğini belirtti ve bunu “ülkede iki tane ayrı varlığın kök salması” olarak açıkladı.

İstanbul’a sadece yemek ve Genel Sekreter’le görüşmek üzere gitmelerinin yeterli olmadığını kaydeden Akıncı, o zirveye de katılmaları gerektiğini, zirveye sadece Rum Lider’in katılmasının yeterli olmadığını söyledi. Akıncı ancak bunu büyütmediklerini, konuyu müzakerelerde tıkanma vesilesi yapmadıklarını da vurguladı.

Zirvede sadece BM’ye üye devletler olmadığını, onun ötesinde katılımlar da bulunduğunu belirten Akıncı, BM’ye öfke duyması canı sıkılması gereken biri varsa bunun Kıbrıslı Türkler olduğunu dile getirdi. Kendilerinin bu konularda akılcı davrandıklarını ifade eden Akıncı, başkalarından da aynı davranış biçimini beklediklerini söyledi.

Akıncı, “Sadece Güney’den değil bizim içimizden da bazı arkadaşlar tarafından yer yerinden oynatıldı” dedi.

“Ne yapmaya gittin” şeklinde eleştiriler aldığını dile getiren Akıncı, bunun Ban’la yaptığı ilk görüşme olmadığını, Ban’la görüşmeye devam edeceğini, çözüm süreci içerisinde gerekenleri yapmaları gerektiğini ifade etti.

Akıncı, İstanbul’da Yunanistan Başbakanı Cipras, TC Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisi ve Anastasiadis’in sosyal amaçlı da olsa bir araya gelip, Kıbrıs konusu, Türk-Yunan ilişkileri gibi birçok konuyu konuşabileceklerini ve Anastasiadis’in tavrı yüzünden bunun kaçırıldığını dile getirdi.

Anastasiadis’in bir kaşık suda fırtına kopardığını vurgulayan Akıncı, bunun sürdürülebilir bir politika olmadığının ortada olduğunu, sürdürülemediğini belirtti ve Rum tarafının yeniden müzakerelere katılacağını açıkladığını anlattı.

Rum tarafının bu ölçüsüz tepkiyle BM’den bir açıklama elde ettiğini kaydeden Akıncı açıklamada zaten bilinen “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin BM ye üye olduğu ve BM’nin politikalarının değişmediğinin yer aldığını, bunun Kıbrıslı Türkler’e karşı yıllardır süren bir haksızlık olduğunu ve kendilerinin İstanbul ziyaretiyle da değişmeyeceğini dile getirdi.

Akıncı, “Biz oraya gittik diye diğer dünya devletleri KKTC’yi mi tanıdı, bizim böyle bir beklentimiz mi vardı. Biz bir tek şeye gittik bu dünyada KKTC’yi ve onun liderini Cumhurbaşkanı olarak tanıyan tek ülke var o da Türkiye, Türkiye’nin bizi BM toplantısın dışında ayrı bir mekanda düzenlenen bir yemeğe davet etmesinden daha doğal ne olabilir ki da buna itiraz edilmektedir. Orda bulunan BM Genel Sekreteriyle Kıbrıs sorununu çözmek için uğraşan Kıbrıs Türk liderinin görüşmesinden daha doğal ne olabilir ki buna itiraz edilmektedir ki” diye konuştu.

Rum Yönetimi’nce bu yemekten dolayı Eide’ye yapılanları eleştiren Akıncı, Rum Liderliği’nin BM Genel Sekreterliği adına burada kendilerine yardımcı olmaya çalışan kişilere saldırması ve itibarlarını zedelemeye çalışmasının bir ilk olmadığını, bundan dolayı Ban’ın dün Eide’ye tam desteğini ifade ettiğini vurguladı. Akıncı, BM Genel Sekreteri’nin çözüm yönündeki çabaların yoğunlaştırılması mesajı verdiğini de hatırlattı.

Aplıç kapısının açılması ile ilgili de bilgi veren Akıncı, çalışmaların 5-6 ay sonra bitme noktasında gelebileceğini ve kapının açılabileceğini kaydetti.

Akıncı, Aplıç kapısının açılmasının 15-16 yıldır gündemde olduğunu hatırlattı ve kendisi göreve geldikten kısa bir süre sonra Güney Kıbrıs Başkanı Anastasiadis’le kapının açılması için karar aldıklarını ve gerekenlerin yapılmaya başlandığını söyledi.

Akıncı, mayınların temizlendiğini, BM tarafından Cuma günü yapım ihalesine çıkılacağını belirtti.



Anastasiadis müzakerelere dönüyor



Rum Politis gazetesi ve diğer gazeteler, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in önceki gün BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesine, Ban’ın burada kendisine yapmış olduğu açıklamalara(izahatlara) ve Anastasiadis’in müzakerelere dönmeye hazır olduğu şeklindeki haberlere yer verdiler.

Gazete Ban’ın, BM’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti”’nin meşruiyeti karşısındaki tutumu konusuna açıklık getirdiğini, Anastasiadis’in de bu açıklamalardan memnun kaldığını yazdı.

Rum Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis, önceki gün konu hakkında yaptığı yazılı açıklamada, Anastasiadis’in İstanbul’dakine benzer olayların yaşanmaması ve karşılıklı saygının olmasına bağlı olarak müzakerelere devam ettirmeye ve yoğunlaştırmaya hazır olduğunu belirtti.

Hristodulidis açıklamasında ayrıca BM’nin, İstanbul’daki olayın “sahte” devletin yükseltilmesini ileriye götürdüğüne dair yanlış bir görüntü vermek isteyenlere yanıt vermiş de olduğunu söyledi.

Rum Fileleftheros gazetesi ayrıca elde ettiği bilgilere atıfta bulunarak Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, BM’nin kamuoyu önünde, iki toplumlu diyaloğun ayrı, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin” uluslararası tanınmasının ayrı olduğu şeklindeki düşüncelerini dile getirmesini istediğini, daha sonra ise Güney Kıbrıs’ın talebine paralel olarak BM’den açıklama yapıldığını belirtti.

Gazete ancak açıklamanın yazarı olan Eide’nin, kendi şahsına yönelik olarak ifade kullanmasının, Rum tarafının, İstanbul’da olanların nedeni olarak Eide’yi görmelerine bağlı olarak, hoşuna gitmediğini yazdı.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis önceki gün katıldığı bir etkinlikte gazetecilere yaptığı açıklamada, Ban’ın açıklamasının ardından yapılan bazı girişimlerin düzeltildiğini ifade etti.

Rum Alithia gazetesine ise Anastasiadis’in önceki akşam ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile yeni bir telefon görüşmesi yaptığını yazan gazete bunun, Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis tarafından twitter hesabından duyurulduğunu da belirtti.



Liderler çocukların geleceği için bir araya geliyor



Liderler, bu yılın sonuna kadar hedefledikleri birleşik federal Kıbrıs’ın geleceğini oluşturacak çocuklar için 2 Haziran’da bir araya geliyor.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis, Kıbrıs’ta güven yaratıcı önlemler çerçevesinde bir grup Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum ilkokul çocuğunun Dünya Çocuklar Günü nedeniyle ara bölgede gerçekleştireceği etkinliğe katılıyor.

Çocukların bir araya gelip, oyunlar oynamasının ve birlikte bir şeyler üretmesinin amaçlandığı etkinlik Eğitim Teknik Komitesi’nin ilk faaliyeti olma özelliğini de taşıyor.

Komite, Güney Kıbrıs’ta 15 Kasım’a ilişkin protestolarda 15-17 yaşlarındaki gençlerin Türk plakalı araçlara saldırması üzerine acilen kurulmuştu.

Eğitim Teknik Komitesi Eş Başkanı Meltem Onurkan Samani, TAK muhabirinin konuya ilişkin sorularına yanıtında, eğitimin, Kıbrıs’ta ortak bir gelecek için ihtiyaç duyulan barış kültürünün geliştirilmesindeki hayati role sahip olduğunu belirtti.

Aynı zamanda Komiteler Genel Koordinatörlüğü ve Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Siyasi İşler ve Tarih Özel Danışmanlığı’nı da yürüten Onurkan Samani, liderlerin inisiyatifiyle kurulan son komite olan Eğitim Komitesi’nin, son süreçte en önemli komite olarak addedildiğine işaret ederek, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin, komiteyi, “müzakereler kadar önemli” bulduğunu hatırlattı.

Onurkan Samani, müzakereler sürecinde çerçeve ve ilkesi çizilmeye çalışılan birleşik federal Kıbrıs’ın ortak kültürünün de, olası çözümün yaşayabilmesi açısından önemli olduğunu kaydetti.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2004-2008 döneminde eğitim kitaplarının yeniden ele alınması çalışmalarında tarih ders kitaplarının yazılmasında görev alan Onurkan Samani, barışın bir slogan olmadığının, bir kültür ve yaşam biçim olması gerektiğini görebilecek şekilde bir eğitim kurgulanması gerektiğini söyledi. Onurkan Samani, “Yani bu sadece etnik, dinsel, sınıfsal grupla sınırlı bir şey değildir. Bu bir yaşam şekli, bir kültürdür. Eşler, ebeveyn-çocuk, arkadaş ilişkilerinde de uzlaşmacı olursak, her şey farklı olacaktır” dedi.

Onurkan Samani, eğitimin, olumlu rol oynayabileceği gibi, olumsuz rol de oynayabileceğine işaret ederek, “Çocuklar masumdur. Bu küçük masum insanları, eğitim yoluyla zehirlememek gerekir” ifadesini kullandı.

Meltem Onurkan Samani, şöyle devam etti:

“Eğitim yoluyla çocuklarda çok ciddi ön yargılar, kin, nefret, şiddet eğilimi yaratılabileceği gibi sorunların şiddet dışında, demokratik yöntemlerle, konuşarak, tartışarak, çözülebileceğini ve bunun yöntemlerini de öğretebilirsiniz. Uzlaşma yöntemlerine yönlendirebilirsiniz. İnsan haklarına saygı ve tek bir görüş bulunmadığı gösterilmeli. ‘Tek bir mutlak doğru vardır’ derseniz Kıbrıs’ta o zaman iki mutlak doğru olacak ve bunların uzlaşması olmayacak. O da çatışma getirecektir. Oysa sadece iki değil, ne kadar insan varsa o kadar farklı bakış açısı olabileceğini öğretmek lazım. Belki bizim ve bizden önceki kuşakların bulamadığı çözümleri, sorun çözme becerisi verebildiğimiz gelecek nesiller bulur.”

Eğitimin bugüne kadar iki toplumlu teknik komitelerde hiç ele alınmadığını, bu çalışmanın ilk olduğunu kaydeden Onurkan Samani, komitenin 3 ayrı alt gruptan oluştuğunu ve yoğun bir şekilde liderlerin belirlediği görev yönergesindeki hedeflere yönelik çalışmalarda bulunduğunu söyledi.

Komitenin eğitimde mevcut durumun tespiti ve birleşik federal Kıbrıs’ta eğitimin nasıl olması gerektiğine ilişkin öneriler üzerinde durduğuna işaret eden Onurkan Samani, bir alt komitenin, 2 tarafın müfredatlarını “düşmanca”, “yabancı düşmanlığı”, “ayrımcılık”, “barış kültürüne aykırı”, “çatışmayı yeniden üretebilecek” unsurlar açısından gözden geçirme hazırlığında olduğunu belirtti.

Onurkan Samani, komitenin ayrıca diğer federasyonlarda “eğitim konusuna yaklaşım”, “kurucu devletler hangi yöntemlerle işbirliği yapmaktadır” konularını da ele aldığını söyledi. Samani, “Eğitim, hangi yöntemlerle uyumlaştırılmaktadır. Bu çok önemlidir. Aksi takdirde eğitim, çözüm sonrasında da olumsuz rol oynamaya devam ederse, sıkıntı yaratacaktır” dedi.

Meltem Onurkan Samani, temasın, bir araya gelmenin güveni artırdığının bilimsel araştırmalarla ispatlandığına işaret ederek, karşılıklı geçişin de sağlanabileceği, çocuk, öğrenci ve ailelerin bir araya geleceği etkinlikler planladıklarını söyledi.

Bu tip etkinliklerin özellikle ön yargıların kırılmasında önemli rol oynayacağını kaydeden Onurkan Samani, 2 Haziran’da ara bölgede Ledra Palace Otel ve Dayanışma Evi’nde yapılacak 4 paralel etkinlikte 11 yaş grubundan yaklaşık 100 kişilik Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum bir grup öğrenciyi bir araya getirmeyi amaçladıklarını belirtti. Onurkan Samani, ilk etapta 2 okuldan birer sınıfın seçildiği etkinliğe, kimlerin katılacağının ise yine taraflarca belirlendiğini söyledi.

Liderlerin de eşleriyle etkinliğin sonuna doğru çocuklara katılacağını kaydeden Onurkan Samani, liderlerin çocuklarla oyun oynayıp, kendi dillerinde hitap edeceğini belirtti. Onurkan Samani, BM ve uluslararası camianın da etkinliğe ilgi göstermesinin beklendiğini kaydetti.

Eğitim Teknik Komitesi Eş Başkanı Meltem Onurkan Samani, şöyle devam etti:

“Sürekli ara bölgede değil de karşılıklı belli temalar tespit edip, eğitim gezileri ya da aktiviteler planlamayı düşünüyoruz. İlkokul çocuklarının bir araya getirileceği model benzeri bir yöntemle aileler ve öğretmenlerin bir araya gelebileceği etkinlikler planlanabilir. Eğitim sendikalarıyla da benzeri etkinlikler düşünüyoruz.

Lider eşleri, müzakereciler ve komite koordinatörlerinin katılımıyla bir takım etkinlikler planlanmakta. Yapılacak çok şey var. Etkinlikler görülürdür. Bir de mutfakta çalışmaları devam eden ve karşılıklı uzlaşıldığı vakit açıklanacak çalışmalar sürdürülüyor.”

Meltem Onurkan Samani, kamuoyunun Eğitim Teknik Komitesi’nden bir an evvel eğitimle ilgili somut adımlar beklentisi içinde olduğunu ancak bunun hemen olabilecek bir şey olmadığını; iyi planlanması ve iki tarafın yetkili birimleri tarafından onaylanması gerektiğini belirtti.

Onurkan Samani, “Komitenin icra yetkisi yoktur. Komite sadece resmi otoritelere öneri sunar ve eğitimle ilgili veri sağlayabilir ama bunu icra etme yetkisi yoktur. Öneriler de liderler kanalıyla hükümetlere aktarılır ve uygun görülmesi halinde de uygulanmasına geçilebilir” dedi.

Komitenin, birleşik federal Kıbrıs’a gidecek sürece hazırlık anlamında neler yapılması gerektiği üzerinde de durduğuna işaret eden Onurkan Samani, sözlerini söyle sürdürdü:

“Yaşayabilir, fonksiyonel birleşik federal Kıbrıs’ta eğitim kurumlarının nasıl çalışacağının ve işbirliğiyle ne gibi mekanizmalar oluşturulabileceğinin belirlenmesi gerekir. Şu anda yılsonuna kadar çözüm hedef ve umudu sürdükçe, yapılabilecek en iyi şey, mevcut durumun tespiti ve birleşik federal Kıbrıs’ta nasıl olması gerektiğine ilişkin önerileri ortaya çıkarılmasıdır.”

Kıbrıs’ta iki toplum arasında güven yaratıcı önlemler üzerinde çalışan teknik komitelerin sonuncusu olan Eğitim Teknik Komitesi’nin görevi, “eğitimde mevcut durum gözden geçirerek, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ve aşırılık açısından olumlu-olumsuz yanların tespit edilmesinin yanı sıra öğrenci, öğretmen ve aileleri bir araya getirecek iyi planlanmış eğitim faaliyet ve aktiviteleri organize etmek” olarak belirlenmişti.

İlk toplantısını Şubat 2016’da gerçekleştiren komite ayrıca birleşik federal Kıbrıs çözümüne ulaşıldığında, iki tarafın eğitim sistemlerinin belirlenmesinde ne şekilde işbirliği ve koordinasyon yapılabileceği konusunda çalışmalarda bulunup, öneri de hazırlayacak.

İki Toplumlu Eğitim Teknik Komitesi’nin 11 Türk üyesi şu isimlerden oluşuyor:

“Meltem Onurkan Samani, Ahmet Pehlivan, Fahriye Altınay, Sıtkıye Kuter, Şenel Hüsnü Raman, Mete Oğuz, Süleyman Gelenel, Hakan Karahasan, Simge Zekican Kahvecioğlu, Esen Bahadır, Şebnem Pekdoğan.”



Özgürgün: “Anastasiadis’in hareketlerini seçimler belirliyor”



Başbakan Hüseyin Özgürgün “Rum Kathimerini” gazetesine yaptığı açıklamada, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in hareketlerinin Güney Kıbrıs’taki seçimlerin sonuçlarıyla ilişkili olduğunu söyledi.

Gazete, Özgürgün’ün Kıbrıs sorununda yaşanan gelişmeler ile Güney Kıbrıs’taki seçim sonuçlarını birbiriyle ilişkilendirdiğini ve “Anastasiadis’in hareketlerini artık bu sonuçların yönlendirdiğini” söylediğini yazdı.

Habere göre Özgürgün, Anastasiadis’in, Güney Kıbrıs’ta sağdaki küçük oluşumların güçlenmesinin kendisinin işini zorlaştırdığını anladığını belirterek Anastasiadis’in yeniden başkan seçilmeye odaklanmaktan başka şansı bulunmadığını, bu yüzden de Kıbrıs sorununun yeni bir durgunluk dönemine girdiğini sözlerine ekledi.



ELAM Başkanı Hristu: “Müzakereler yanlış yöne gidiyor”



Rum Ulusal Halk Cephesi (ELAM) Başkanı Hristos Hristu, Kıbrıs sorunu müzakerelerinin yanlış yöne gittiğini iddia ederek, şu anda Rum Meclisi’nde bulunan sekiz partiden altısının, özde iki toplumlu ve iki kesimli federasyonu reddettiğinin unutulmaması gerektiğini söyledi.

Hristu, Güney Kıbrıs’taki genel seçimin ardından ilk röportajını Rum Simerini gazetesine vererek, partinin hedefleri, vizyonu ve Kıbrıs sorunuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Halkın bütününün geleceği söz konusu olduğunda, verilen taahhütlerden vazgeçilebileceğini kaydeden Hristu, karşılarında “saldırgan, sadece Kıbrıs Cumhuriyeti aleyhinde değil, Kürt halkı, Suriye ve genel olarak tüm komşular aleyhinde yayılmacı politika izleyen bir Türkiye bulunduğunun hatırlanması gerektiğini” iddia etti.

Hristu, İstanbul’daki Dünya İnsani Zirvesi çerçevesinde meydana gelen krize de değinerek, bu durumun siyasi açıdan “diplomatik kriz” olarak yorumlanabileceğini; BM Sözcüsü’nün kendilerini şaşırtmadığını ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in izlediği tutumun doğru bir tutum olduğunu söyledi.



Uluslararası BM Barış Gücü Günü



Ledra Palace toplantılarına katılan Kıbrıslı Türk ve Rum siyasi partilerinin liderleri veya temsilcileri Uluslararası BM Barış Gücü Günü nedeniyle bugün Kıbrıs’ta Görevli BM Barış Gücü’nünkarargâhını ziyaret edecek ve ölen barış gücü askerleri için düzenlenecek anma törenine katılacak.

Kıbrıslı Türk ve Rum siyasi partilerinin liderleri veya temsilcilerine etkinlikte ayrıca BM tarafından mayın temizleme faaliyetleri hakkında bilgi verilecek ve ardından bir basın toplantısı düzenlenecek. (BRTK)



Krize, BM Genel Sekreteri Ban’ın “gafı” neden oldu



Rum Kathimerini gazetesi, İstanbul’da yaşananlara, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un “gafının” neden olduğunu belirtti.

İstanbul’daki zirve çerçevesinde gerçekleştirilen yemeğin BM’nin sorumluluğunda olmadığını yazan gazete, Türk yetkililerin, BM’ye, yemeği, “sınırlı sayıda katılımın olacağı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasidis’in de davet edileceği” yönünde tasvir ettiğini belirtti.

TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, BM Genel Sekreteri Ban ile gerçekleştirdiği görüşmede, Kıbrıs sorunundan söz edildiği zaman, Ankara’nın, Ban’ın çabalarını desteklediğini, yemekte Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da yer alacağını ve birlikte konuşma imkanı bulacaklarını ifade ettiğini belirten gazete, Ban’ın, danışmanlarının kendisini Kıbrıs sorununda ilişkin gelişmeler konusunda bilgilendirmemesi nedeniyle, buna olumlu yanıt verdiğini yazdı.

Gazete bunun ardından yaşanan gelişmelere atıfta bulunarak tüm bu olanların, nihayetinde BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin veya Genel Sekreterliğin, başka bir yetkilisinin planının olmadığını, ancak bu olanları kontrol altına almalarının mümkün olduğunu, zira Ban’ın Erdoğan’a yönelik taahhüdünü öğrendiklerinde ve özellikle de Rum tarafının uyarılarının ardından, bunun müzakerelere yönelik olumsuz etkilerini Ban’a söyleyebileceklerini belirtti.

Gazete ayrıca Güney Kıbrıs’ın BM ile olan ilişkilerinde ayrıca Akıncı-Anastasiadis ilişkisindeki krizin ve İstanbul’da olanların, “Barbaros” gemisinin, Güney Kıbrıs’ın sözde “Münhasır Ekonomik Bölgesi” içerisine girmesiyle yaşananların tekrarlandığı görüntüsünü verdiğini de savundu.

Rum Kathimerini gazetesi bir başka haberinde, Türk tarafının, Kıbrıs sorunundaki son gelişmelerde, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, (Türk tarafınca nitelendirilen) “aşırı” tepkisine ilişkin şaşkınlığını gizlemediğini yazdı.

Gazete, Kıbrıs sorununda Türk stratejisini yakından takip eden kendi kaynaklarına atıfta bulunarak, Türk tarafının, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı liderliğinin son faaliyetleri karşısında, Kıbrıs Rumlardan “ihtiyatlı bir tepki” beklediğini belirtti.

Habere göre aynı kaynaklar, Türk tarafının, müzakerelerin kesilmesini de hiçbir durumda beklemediğini, müzakerelerdeki olumsuz havaya karşın Türk tarafının ayrıca, Kıbrıs sorununun nihai çözümü için yolun açılmasına neden olacak gelişmelerin kısa zaman içerisinde ortaya çıkacağına da inandığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın, Kıbrıs sorununda karışıklığa neden olan İstanbul ziyareti konusunda Türk tarafı kaynaklarının sessizliğini koruduğunu, geçtiğimiz hafta sonuna kadar görüşlerini ortaya koymaktan kaçındıklarını yazan gazete, Kıbrıs Türk liderliğinin ise sınırlı açıklamada bulunduğunu belirtti.

Gazete aynı haberinin içerisinde ayrıca Akıncı’nın İstanbul ziyaretine ilişkin iki soruyu da gündeme getirdiğini, bunlardan bir tanesinin “Akıncı’nın İstanbul ziyaretinin nasıl şekillendiği” diğerinin ise “Türk tarafının hangi nedenden dolayı böyle bir inisiyatifi üstlendiği” şeklinde olduğunu yazdı.

Gazete Ankara ve KKTC’deki, isminin açıklanmamasını isteyen kaynakların bu sorulara yanıt bulunması konusunda yardımcı olduğunu ve önemli bilgiler verdiğini belirtti.

Türk tarafının, Kıbrıs sorunundaki yeni hareketinin perde gerisinin ne olduğu şeklindeki soru üzerine Kıbrıs Türk tarafının, Akıncı’nın ziyaretinin son anda olduğunu ima ettiğini yazan gazete bu iddianın doğru olup olmadığı sorusuna karşılık, gazetenin bilgilerinin, “Akıncı’nın bu faaliyetinin, Türk tarafının önemli birimlerle işbirliğiyle uzun zamandan beridir yapılan iyi düşünülmüş bir planının parçasını teşkil ettiği” yönünde olduğunu savundu.

Türk tarafının ayrıca müzakerelerin hızlandırılmasını da istediğini yazan gazete aynı haberinin içerisinde, elde ettiği bilgiler çerçevesinde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, BM Genel Sekreteri ile görüşmesine atıfta bulunarak, görüşmeye dair sızan ilk bilgilerin, Kıbrıs Türk tarafının, ileriki aylarda çözüm için yol açacak dar çerçevelerle birlikte bir zaman takviminin empoze edilmesi arzusunu dile getirdiği şeklinde olduğunu belirtti.

Rum Fileleftheros gazetesi ise haberinde, Kıbrıs sorunundaki gelişmelere atıfta bulunarak güveninin kaybolduğunu ve camın çatladığını, Kıbrıs sorunundaki müzakerelerin, başrol oyuncularının, birbirlerine güvensizliğiyle yeni bir aşamaya girdiğini yazdı.

İstanbul’da yaşananların ardından, krizin etkisini yitirmesine karşın, bu olayın nerdeyse kopmaya neden olduğunu da yazan gazete Anastasiadis’in, BM’nin davetlisi olsa bile, İstanbul’da bulunmasının birçok tehlike ve risk içerdiğini belirtti.

İstanbul’da yaşanan sürece geniş bir şekilde yer veren gazete bu olayın ardından, sürece dair üç iz bıraktığını, bunlardan birincisinin, Rum tarafının Eide’ye güven duymaması, Kıbrıs Rum tarafının, Akıncı’nın Türk tarafının KKTC’nin yükseltilmesi çabasına ağırlık verdiğini düşünmesi, üçüncüsünün ise, Türk tarafının “blame game” oyununa başlaması, Kıbrıs Rum tarafını “aşırı tepki vermek ve süreci geciktirmekle” suçlaması olduğunu yazdı.



AKEL: “Barış ve yeniden birleşme perspektifi engellenemez”



AKEL, şoven ve ayrılma yanlısı güçlerin yeniden birleşme ve barış perspektifine engel olamayacaklarını belirtti.

Rum Haravgi gazetesine göre AKEL, 1958 yılında öldürülen Fazıl Önder ve diğer Kıbrıslı Türk ilericiler için KKTC’de düzenlenen iki toplumlu yürüyüş ve anma etkinliğine PEO üyelerinin katılmasına izin verilmemesine tepki gösterdi.

AKEL, önceki gün yaptığı açıklamada, KKTC’de iktidara gelen Hükümetin, yasal mevzuatı kullanarak, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların, KKTC’deki, vatan ve halkın yeniden birleşmesi ve barışı hedefleyen ortak etkinliklerini engellemeye çalıştığını savundu.

KKTC Hükümetinin “yasadışı” olduğunu iddia ettiği eylemlerini kınayan AKEL, sağ hükümetin eylemlerine karşı Kıbrıslı Türk barışçıl güçleri desteklemeye devam edeceğini vurgularken, “şoven ve ayrılma yanlısı güçlerin vatanın yeninden birleşmesi ve barış perspektifini engelleyemeyeceğine dair inancını” dile getirdi.



Türkiye: “İmzalanan anlaşmalar Kıbrıs Cumhuriyetinin tanınması anlamına gelmez”



Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nde imzalanan iki anlaşmaya ilişkin çekincelerini içeren bir mektubu Avrupa Konseyi’ne gönderdiği ve mektupta söz konusu anlaşmaların imzalanmasının sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınması anlamına gelmediğini” vurguladığı bildirildi.

Rum Fileleftheros gazetesi, Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nde iki anlaşmanın onaylanması sırasında iki yazılı bildiri yayımladığını ve her iki bildiride de “Kıbrıs Cumhuriyeti” için “işlevsiz (defunct) terimini kullandığını yazdı.

Gazete, sözü geçen anlaşmaların dış ilişkilerle alakası olmayan “İnsan Ticaretiyle Mücadele” ve “Kişilerin Korunması” anlaşmaları olduğunu belirterek Türkiye’nin 2 Mayıs tarihli bildirilerinde bu anlaşmaları onaylamasının “işlevsiz Kıbrıs Cumhuriyetini temsil ediyormuş gibi davranan Kıbrıs Rum yönetiminin tanınması anlamına gelmediğini” duyurduğunu yazdı.

Türkiye’nin söz konusu açıklamasının İngilizce metnine de yer veren gazete, Türkiye’nin yalnızca Avrupa Konseyi’nde değil, AB’nin diğer organlarında da aynı tutumu sergilediğini kaydetti.









Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram













Dışişleri Bakanlığı











Facebook





Twitter





YouTube





Websitesi













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio_news@kktcenf.org

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 7
Dün Tekil 565
Bugün Tekil 203
Toplam Tekil 1982789
IP 54.92.194.75






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































22 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.096 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu