BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Müzakerelerin terk edilmesi kesinlikle kabul edilemez” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Müzakerelerin terk edilmesi kesinlikle kabul edilemez”
Tarih: 27.05.2016 > Kaç kez okundu? 666

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum tarafının Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon ile İstanbul görüşmesine gösterdiği tepkinin aşırı ve ölçüsüz olduğuna işaret ederek “Umarım pozisyonunu yeniden gözden geçirir. Müzakerelerin terk edilmesi kesinlikle kabul edilemez” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Al Jazeera’den Ahmed Mansour’la yaptığı söyleşide, müzakere süreci, süreçteki son gelişmeler ve referandum hedefini değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, “Şu iyice anlaşılmalıdır ki, Kıbrıslı Türkler sadece Lefkoşa’da ara bölgeye sıkıştırılamaz. BM yetkilileri ile görüşmelerimiz sadece ara bölgeye hapsedilemez” dedi.

Genel Sekreter Ban Ki-moon ile daha önce New York’ta, sonra ise Davos’ta bir araya geldiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Akıncı, “Genel Sekreter ile İstanbul’daki görüşmemizde, bu yılsonuna kadar Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için yapılabilecekleri değerlendirdik” dedi.

Rum tarafının artık çözüme ihtiyacı olmadığı için müzakerelerden çekilme ihtimalinin olup olmadığının sorulması üzerine, Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bunun söz konusu olduğuna ihtimal vermek istemem. Çünkü Kıbrıs sorununu çözmek, karşılıklı anlayış, karşılıklı istenç ve siyasi kararlılık gerektiren bir süreçtir ve çözümden her iki taraf ile bölgemiz de yararlanacaktır. Çözüm ise ancak diyalogla mümkündür” diye konuştu.

Görüşmelerin formatını değiştirerek geriye kalan önemli konuları çözmek ve süreci tehlikeye atabilecek hiçbir boşluk bırakmamak için yoğunlaştırılmış görüşmeler yapılması önerisi dile getiren Cumhurbaşkanı Akıncı, sözlerine şöyle sürdürdü:

“Bugünkü görüşme formatı şu şekildedir: Gidiyoruz, görüşüyoruz. Sonra iki hafta sonra yeniden gidiyoruz. Görüşmelerde ele aldığımız bazı konular speküle edilerek Rum basınına yansıyor. Bu da birçok hassasiyete neden oluyor. Bunu görmek, yaşamak istemiyoruz.

Toprak ve güvenlik konularını ele alacağımız günlere yaklaştık. Bu nedenle görüşme formatını değiştirmeliyiz. Bu konuları bir hafta veya 10 gün boyunca kesintisiz ele alabileceğimiz yeni bir görüşme formatına geçmeliyiz. Bu başlıkları tamamlamamızın ardından da, garanti ve güvenlik başlıklarını sonuçlandırmak üzere, en sonunda garantör ülkelerin de yer alacağı beşli bir toplantı yapmamız da gerekecektir.”

Cumhurbaşkanı Akıncı, geçen zamanın sürecin aleyhine işlediğini belirtti ve karşılıklı olarak anlayışı sağlamanın liderlerin görevi olduğunu söyledi.

“Aynı neslin iki lideri olarak eğer biz Kıbrıs sorununu şimdi çözemezsek, bunun federal çözüm için son şans olacağına inanıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, zaman ilerledikçe Kıbrıs sorununun çözümünün zorlaştığına dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Akıncı şunları kaydetti:

“Kıbrıslı Türklerin Cumhurbaşkanı olarak, benim ilk görevim Kıbrıslı Türklerin haklarını korumaktır. Aynı zamanda diğer toplumun makul hassasiyetlerini farkına varmak da görevimdir. Makul olanlarını elbette. Aynı şeyi karşı taraftan da bekliyorum. Empati kurarak kendini Kıbrıslı Türklerin yerine koymak Sayın Anastasiadis’in de görevidir. Bu yönde ben elimden geleni yapıyorum”.

Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dışında kaldıklarını, yeni bir federal cumhuriyet ile kendi haklarını istediklerini belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, “Kıbrıs Tük toplumu, yeni birleşik federal bir ortaklık cumhuriyeti istiyor” dedi.

Kıbrıs sorunu çözümünün, birleşik federal bir ülke olarak daha iyi bir ekonomik yapıyı mümkün kılacağına da işaret eden Cumhurbaşkanı Akıncı, yeni federal devletle Türkiye arasında yeni birçok fırsatların doğacağını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıslı Rum iş insanlarının ilk defa 75 milyon nüfuslu Türkiye ile düşman olmak yerine iyi ilişkiler kurmanın ekonomik açıdan yaratacağı yeni imkânları fark ettiklerini de söyledi.

Akıncı, Türkiye ile Yunanistan’ın ilişkilerinin çözümle birlikte daha iyiye gideceğini, daha iyi ilişkilerin tüm tarafların avantajına olacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, “Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, Kıbrıs sorununun çözümü kesinlikle kimsenin kaybetmeyeceği herkesin kazançlı çıkacağı bir kazan kazan durumu getirecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı başka bir soruya karşılık, en başta siyasi eşitlik istediklerini ifade ederek, Kıbrıs Türk toplumunun başka bir toplumun tehdidi altında olmadan özgür bir halk olarak güvenlik içinde yaşamayı istediğini kaydetti.

Bunları diğer toplum için de istediklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı, “özgürlük, eşitlik ve güvenlik. Bunlar en önemli üç unsurdur. Önceden üzerinde mutabakata varılmış çerçeve iki kesimli, iki toplumlu birleşik federal bir cumhuriyettir. Siyasi olarak eşit iki kurucu devlet yönetimi altında iki bölge istiyoruz” dedi.

Geçmişte yaşanan acılardan dolayı Kıbrıslı Türklerin Türkiye’nin garantörlüğünün devamını istediğine değinen Cumhurbaşkanı Akıncı, Rum tarafının buna karşı çıktığını söyledi ve şöyle devam etti:

“Oluşan yeni gerçeklerden dolayı, durum 1960’larda olduğu gibi değildir. Bu nedenle Kıbrıslı Türklerin kendilerini güvende hissedebilecekleri aynı zamanda Kıbrıslı Rumların da herhangi bir tehdit unsuru olarak algılamayacakları bir garanti sistemi ile bir çözüm sağlayabiliriz. Bu ana ilkedir. Bir toplumun güvenliği diğeri için tehdit olmamalıdır. İyi niyet ve siyasi kararlılıkla bunu sağlayabiliriz.”



Akıncı: “Müzakere süreci inişli çıkışlı bir süreç”



Kuzey Kıbrıs Bankalar Birliği’nin Olağan Genel Kurulu Kokteyli’nde konuşan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakere sürecinin inişli çıkışlı bir süreç olduğunu, şu an inişte görünse de bunun geçici olacağını umut ettiğini belirtti.

“Kıbrıslı Türkler olarak yerimiz o zirvedeydi. O zirvede olabilmeliydik” diyen Akıncı, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki eşit ortağından biri olduğunu ancak 53 yıldır dışlandığını ve hakkı olan yeri elde edemediğini söyledi.

Zirvede sadece bir toplumun liderinin tüm Kıbrıs’ı temsil etmesinin hakkaniyete sığmadığını söyleyen Akıncı, burada sadece BM üyesi ülkeler ve devletlerin temsil edilmediğini, onun dışında da katılımların olduğunu, tanınmamış olsa bile KKTC’nin de katılabileceğini ancak bunların yapılmadığını, göz ardı edildiğini belirtti.

Zirve çerçevesinde ama zirve dışında, farklı bir mekanda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın düzenlediği yemeğe KKTC Cumhurbaşkanı olarak davet edildiğini dile getiren Akıncı, bu davete icabet ettiğini ifade etti.

BM Genel Sekreteri ile de yararlı bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyleyen Akıncı, “Bunun üzerine birkaç gündür bir kaşık suda fırtına koparıldı” dedi.

Akıncı, yaşananların “KKTC’nin düzeyini yükseltme çalışması olarak algılandığını, buna izin verilemeyeceğinin söylendiğini” belirtti.

Makul ve mümkün olanın ardından gittiklerini; bunun da iki toplumlu, iki kesimli, iki kurucu devletin siyasal eşitliğine dayalı bir çözüm olduğunun bilincinde olduklarını söyleyen Akıncı, bunun için uğraştıklarını ifade etti.

Akıncı, “KKTC Cumhurbaşkanının hangi yemeğe davet edileceğine, o yemeğe katılıp katılmayacağına, BM Genel Sekreteri ile görüşmek isteyip istemeyeceğine bizden başka kimse karar veremez. Bu da böyle bilinmelidir” dedi.

Kıbrıslı Rumların bir kaşık suda fırtına koparmasını üzülerek izlediğini, bunu bir yere kadar anlayabildiğini söyleyen Akıncı, şöyle devam etti:

“Ancak böyle haklı ve gerçekçi bir noktada yemeğe katılmamızı ve BM Genel Sekreteri ile görüşmemizi kendi içimizde bazı çevrelerin hazmedemeyişini anlamam mümkün değil. Asıl üzücü olan, bunu yapan çevreler eğer biz bu görüşmeye bu davete gitmeseydik ve hem zirvede hem de yemekte sadece Kıbrıslı Rum lider olsaydı, dönüp de ‘hani Akıncı nerede, nerede Kıbrıslı Türk lideri, nerede KKTC Cumhurbaşkanı, işte Türkiye de onları dışladı, işte sadece Rumları tanıyorlar’ diyeceklerdi, bunu eleştireceklerdi ve bunu yapacak olanlar da aynı insanlar, aynı çevreler olacaktı. İşte bunu anlamak mümkün değil ” dedi.

Akıncı, birleşik, federal Kıbrıs’ı kurmak için var gücüyle çalışmaya devam edeceğini söyleyerek, “Bu olaylar beni üzer, ama yolumdan caydıramaz” diye konuştu.

Kıbrıs Türk halkının hak ve meşru çıkarlarını gözeteceğini kaydeden Akıncı, diğer toplumun da makul hassasiyetlerini göz ardı etmeyeceğini vurguladı.

Akıncı, “Bir kaşık suda fırtına koparacak davranışlara da prim verecek değilim” dedi.



Liderlerin vakti



Rum Alithia gazetesi bugünkü sayısında “Liderlerin vakti” başlığı ile elde ettiği bilgilere dayanarak manşetten verdiği haberde; müzakerecilerin yapmaları gereken çalışmaları hâlihazırda tamamlamış olmaları sebebiyle Rum hükümet sözcüsü Hristodulidis’in hiçbir şekilde Rum müzakereci Mavroyannis’in yerine geçmeyeceğini ve artık sıranın liderlere geldiğini yazdı.

Öte yandan gazete aynı haber içerisinde İstanbul’da yaşanan gelişmeler ışığında tepkisini ortaya koyan Rum lider Anastasiadis’in artık yatıştığını ve müzakerelerin kısa süre içerisinde yoğun bir tempo ile tekrar başlayacağını yazdı. Haberde ayrıca; Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin Türkiye ve Yunanistan liderlikleri ile yaptıkları çapraz görüşmelerin yeniden gerçekleştirilmesi yönünde bir düşünce olduğu ve bu hususta bazı girişimlerin başlatıldığı ifade edildi.

Gazeteye göre, ortaya çıkan gerilim Rum kesimindeki çözüm karşıtlarının tepkisini artırdığı ve Rum milletvekili seçimlerinin sonuçları bu kesimler tarafından Kıbrıs sorunu aleyhine kullanıldığı için Rum Başkanlığı söz konusu gerilimi azaltmayı arzuluyor.

Çeviri: Enformasyon Dairesi



Eide: “Ne çok büyütülecek, ne de çok küçümsenecek bir durum”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı tarafından kabul edilen BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide görüşme sonrasında yaptığı açıklamada şu anki durumun ne çok büyültülecek, ne de çok küçümsenecek bir durum olduğunu ifade eden Eide, her iki liderin de son yaşanan gelişmelerin 1 yılda gerçekleşen ilerlemelere gölge düşürmesine izin vermeyeceğine inandığını ifade etti.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide şu an Kıbrıs görüşmelerinde yaşanan durumun pek de istenen bir durum olmadığını, ortada üzerinde çalışılması gereken bir sorun bulunduğunu söyledi.

Eide, iki liderin bir hafta önce, 2016 yılında bir çözüm bulunması için yaptıkları ortak açıklamaya da atıfta bulunarak, liderlerin bıraktıkları yere geri döneceklerine inancını dile getirdi.

Sürece uluslararası desteğin tam olduğunu ifade eden Eide, dün ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın da telefonla iki lideri arayarak, yeniden masaya dönme ve tüm Kıbrıs’ta yaşayanların yararına olacak görüşmelere devam etme çağrısında bulunduğunu hatırlattı.

Kuzey’deki kiliselere Dışişleri Bakanlığı tarafından getirilen sınırlama konusunda da açıklama yapan Eide, bu konuda Akıncı’nın ne yapıp yapamayacağını sorduğunu ve böyle bir sınırlamanın geçtiğimiz yıllarda oluşturulan iki toplumlu ruha tezat teşkil ettiğini ifade etti.

“Anastasiadis’i ne zaman göreceksiniz” sorusuna Eide “İkimiz de İstanbul’dayken pazartesi görüştük zaten. Bir daha ne zaman kendisi hazır olursa o zaman görüşeceğiz. Bugün (dün) benimle ve yarın (bugün) Sayın Akıncı’yla yapacağı görüşme iptal edildi. Bu nedenle ne zaman mümkün olursa kendisiyle o zaman görüşeceğim. Hayata bakış açım şöyledir; eğer birisiyle anlaşmazlık yaşıyorsanız onunla konuşmalısınız. Ve ben hazırım” yanıtını verdi.

“Kendisini sizinle görüşmeye veya masaya geri dönmeye nasıl ikna edeceksiniz” şeklindeki soru üzerine Eide, şöyle konuştu:

“Şu an sürecin kendisi önemli. Mantık olarak bu süreç liderler tarafından sürdürülen bir süreç ve kendileri ne zaman görüşeceklerine karar verecek. Ben onları zorlamıyorum, ben sadece müzakere etmelerine yardımcıyım, uluslararası toplum bir barışı Kıbrıslılardan fazla isteyemez. İkisi de güçlü ve kararlı liderler ve ben iyi arkadaşlar olarak da niteliyorum, son birkaç gün içinde yaşanan anlaşmazlıkların son birkaç yılda yaşanan ilerlemeleri dinamitlemesine izin vermeyeceklerinden eminim.”

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide, başka bir soruya karşılık da BM Güvenlik Konseyi, Avrupa Konseyi, AB, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu birleşik bir çabayla sürecin arkasında olduğunu fakat bunun sürecin Kıbrıslılar tarafında yürütüldüğü gerçeğini ortadan kaldırmadığını kaydetti.

Eide, bu kadar güçlü bir desteğin ilk kez verildiğini ama liderlerin de bu ivmeyi değerlendirmesi gerektiğini, kendisinin de bunu yapacaklarına inandığını sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın İstanbul’da BM’nin düzenlediği ve Türkiye’nin ev sahipliğinde yapılan Dünya İnsani Zirvesi sırasında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yemek davetiye katılmasına tepki gösteren Rum lider Nikos Anastasiadis, yarın yapılması gereken liderler görüşmesine katılmayacağını açıklamıştı.



Ertuğruloğlu: "Biz ayinleri engellemeye çalışmıyoruz"



Meclis Genel Kurulu toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Rumların KKTC’deki dini yerlere ziyaretiyle ilgili “öncesinde her talebe evet denirdi. Ertuğruloğlu geldi reddediyor” gibi bir algı oluşturulmasını doğru bulmadığını belirterek, “Biz ayinleri engellemeye çalışmıyoruz” dedi. Ertuğruloğlu, ayin için geçiş taleplerinin çok arttığını ve bu ayinlerin disipline edilmesi için alınan kararın abartılarak gündeme getirildiğini kaydetti.

Ertuğruloğlu, 3 kilisede kısıtlama yapmadan diğerlerinde de yılda bir kez olmak üzere ayin yapılabileceğini dile getirerek, bu kararın BM ve diğer yetkililere de aktarıldığını ve Rumların ayin yapma haklarını ellerinden almaya çalışıyormuş gibi gösterilmesine izin vermeyeceklerini belirtti.



“Anastasiadis ipi germekte kararlı”



Rum Politis gazetesi Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Dünya İnsani Zirvesi çerçevesinde verilen yemeğe katılmasını ve Genel Sekreter Ban Ki Moon’la görüşmesini gerekçe göstererek Danışman Espen Barth Eide ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile bu haftaki randevularını iptal eden Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, BM düzeltme yapmazsa, müzakere masasına geri dönmemekte ve ipi germekte kararlı olduğunu yazdı.

Gazete, “Böylece seçimlerden sonra hızlanması beklenen müzakere prosedürü esasen dondu, yürütülmekte olan diplomasinin sonuçları bekleniyor” ifadesini kullandı.

Anastasiadis’in İstanbul’daki yemekte başlayan krizi devam ettirerek, hem BM’ye hem de Cumhurbaşkanı Akıncı’ya; BM düzeltme hareketi veya açıklama yapmadan müzakere masasına dönmeyeceği mesajı verdiğine dikkat çeken gazete, Rum tarafının, “müzakerelerin devam edebilmesi için bazı şeylerin netleştirilmesi gerektiği” görüşünde olduğunu yazdı.

Habere göre Anastasiadis Atina’dan Güney’e döner dönmez, ABD Başkan Yardımcısı Biden’la, İstanbul’da olup bitenleri anlattığı uzun bir telefon görüşmesi yaptıklarını belirterek “Aynı veya benzer şeylerin tekrarlanmaması için Biden’ın faaliyet üstleneceğine inanmak istiyorum” dedi.



Başpiskopos: “ELAM’ın Meclis’e girmesi beni memnun etti”



Rum Alfa televizyonundaki bir programda konuşan Başpiskopos Hrisostomos faşist örgütlenme yapısına sahip ELAM’ın Rum Meclisi’ne girmiş olmasının kendisini memnun ettiğini belirtti

Başpiskopos Hrisostomos: “Bazen diğerlerinin daha dikkatli olması için, uç noktada düşünen kişilerin de var olması gerekir. Kıbrıs sorunu konusunda iyi bir anlaşmaya varacağımıza inanmıyorum,” dedi.



Financial Times: “Kıbrıs müzakereleri, adanın yeniden birleşmesinde son şans olabilir”



Kıbrıs sorununu çözme amaçlı son girişimlerin, adanın yeniden birleşmesi yönündeki en umut verici girişim olduğu gibi, en son şans da olabileceği savunuldu.

Financial Times’da yer alan yazıda, birleşik Kıbrıs’ta yaşamanın nasıl bir şey olduğunu hatırlayan son nesil olan Türk ve Rum liderlerin, müzakerelerin son bir yılında yarattıkları ivmeyi sürdürmeye çalıştığına dikkat çekildi.

Gazete, bu girişimin başarısız olması halinde yeni nesil siyasilerin başka bir girişim zahmetinde bulunmayabileceği yorumunda bulundu.

Güney Kıbrıs’taki seçimler sonrasında anlaşmaya varılacağı yönündeki iyimserliğin, mülkiyet ve garantiler gibi “dikenli” problemlerin hala çözümlenmediğinin fark edilmesiyle yitirildiği öne sürüldü.

Kıbrıs’ta olası bir anlaşmanın sadece adayı birleştirmeyeceği, Doğu Akdeniz’deki doğal gaz kaynaklarının da adil bir şekilde kullanılmasına imkan sağlayacağı değerlendirmesi yapan Financial Times, bu anlaşmanın Türkiye ve komşuları için de umut olabileceği yorumunda bulundu.



Hyatt, Türk ve Rum iş insanlarıyla bir araya geldi



Adada temaslarda bulunan ABD Uluslararası Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Kenneth E. Hyatt, Kıbrıs’taki iş insanlarıyla bir araya geldi.

Ara bölgede bulunan yer alan etkinlikte, Kıbrıs (Rum) Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Phidias Pilides ve Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros ile ABD’nin Lefkoşa Büyükelçisi Kathleen Doherty birer konuşma yaptılar.

Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Fikri Toros, Kıbrıs’ın AB’nin doğu tarafı için sağlayabilecekleri açısından stratejik öneme sahip bir ülke olduğunu kaydetti. Çözümün ardından Kıbrıs’ın bölgedeki ekonomik büyüme, güvenlik ve istikrarın merkezi olma potansiyeline sahip olduğunu ifade eden Toros, yapılan akademik araştırmaların adanın yeniden birleştirilmesinin her iki topluma da ekonomik yarar sağlayacağını gösterdiğini vurguladı.

Çözümle birlikte turizm, inşaat, ticaret, endüstri gibi tüm sektörlerin faaliyetlerinin ve kârlılığının artacağını kaydeden Toros, bunlarla ilgili bazı rakamlar verdi. Toros, Kıbrıs Türk ekonomisi ve ABD ile olan ekonomik ilişkilerle ilgili bilgi de aktardı.

Toros, çözümün Kıbrıs Türk girişimcilerin ekonomik aktivitelerinin önündeki bazı engelleri kaldıracağını, bunun sadece ABD ile olan değil tüm dünya ülkeleriyle olan ticaret hacmine bir artış getireceğini anlattı.

Hidrokarbon yataklarının adada çözüm için önemli bir itici güç olduğunu vurgulayan Toros, ancak bunun ciddi bir sorun haline gelebileceğinin de gözlemlendiğini ifade etti.

Toros, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artmasının doğal gazın dünya pazarındaki değerini azalttığını belirtti ve tüm bunların çözümün aciliyetini artırdığını vurguladı.

Kıbrıs (Rum) Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Phidias Pilides de, adaya refah getirecek olan fonksiyonel ve sürdürülebilir bir çözümü her zaman desteklediklerini kaydetti, çözümün sadece ekonomik anlamda ve sadece Kıbrıslılar için değil tüm bölge için yararlı olacağını ifade etti. Pilides, Kıbrıs’ta çözümün bölgeye güvenlik ve istikrar getireceğine inandığını kaydetti.

Çözümün Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan arasında daha geniş bir pazar ve ekonomik hareketlilikle beraber kâr sağlayacağını dile getiren Pilides, çözüm ile birlikte hizmet sektöründe de bir hareketlilik olacağını belirtti.

Daha fazla yatırımı adaya çekecek atılımların yapılması gerektiğini kaydeden Pilides, Kuzey ve Güney’deki sanayi ve ticaret odalarının bölgede bulunan ciddi iş fırsatlarını değerlendirmek için çalışmalar yapması gerektiğini ifade etti.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası ile yıllardır iş birliği içerisinde olduklarını ve iki taraf arasındaki işbirliklerini desteklediklerini kaydeden Pilides, bunu sürdürerek çözüme giden yola destek vermeye devam edeceklerini söyledi.

ABD’nin Lefkoşa Büyükelçisi Kathleen Doherty ise konuşmasında, Kıbrıs için yeni bir gelecek inşa edilmeye çalışıldığını dile getirdi ve buna katkı sağlamak istediklerini söyledi.

Kıbrıs’ın ABD’li firmalar için iş ilişkileri kurulması ve yatırım yapılması açısından ideal bir yer olduğunu belirten Doherty, önceliklerinin bu tür ilişkiler sağlanması olduğunu ifade etti.

Doherty, çözümün büyük destekçisi olduklarını ve çözüm sonrasında sadece ABD ile değil, dünya ülkeleriyle de iş fırsatlarının çok yüksek olacağını dile getirdi.

ABD Uluslararası Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Kenneth E. Hyatt da konuşmasında, ortak yarar getirecek, barışa ve bölge güvenliğine katkı sağlayacak, daha büyük ticaret ve yatırım imkanları getirecek alanlarda ABD-Kıbrıs ortaklıklarının büyümeye devam ettiğini ifade etti.

ABD’nin Kıbrıs’ı daha zengin bir halde ve tüm ekonomik potansiyelini elde etmiş şekilde görmek istediğini dile getiren Hyatt, bu önemli hedefe ulaşabilmek için kapsamlı bir çözüme ulaşılması gerektiğini vurguladı ve adada çözümün süregelen politikaları olduğunu ifade etti.

Kıbrıs’taki iş insanlarının bir araya gelerek ortak sorunlara birlikte çözüm üretmelerinin ülkenin ekonomik büyümesini ilerleteceğini ve çalışanların refahına fayda sağlayacağını belirten Hyatt, Kıbrıs’ta iki kesimli, iki toplumlu bir federasyonun yabancı yatırımcıları adaya çekecek ve iş hayatındaki tüm çalışanlara yarar sağlayacak şartları oluşturacağını ifade etti.

Adadaki statükonun birçok fırsatın kaybolmasına neden olduğunu, adanın ekonomik gelişimini geciktirdiğini belirten Hyatt, bölünmüşlüğün ve belirsizliğin kaybettirdiklerinden herkesin haberdar olmasını ve iş insanlarının liderlere ilerleme yönünde destek olmasını istedi.

Kıbrıs’ın bugün ABD için küçük bir pazar olduğunu ancak ABD’li firmaların Kıbrıs’ın yükselişte olduğunu gördüğünü ifade eden Hyatt, adadaki ABD yatırımlarının gittikçe arttığına dikkat çekti.

Hyatt, mevcut ticari ilişkilerle ABD ve Kıbrıs pazarları arasındaki ticaret ve yatırımın ciddi şekilde ilerleme elde edebileceğini kaydetti, bugün bunu göstermek ve ABD’nin bunu sağlamaya yönelik taahhüdünü ortaya koymak için adada olduğunu ifade etti.

Sadece Kıbrıs’ın geleceği için değil, ABD-Kıbrıs ilişkileri konusunda da son derece iyimser olduğunu kaydeden Hyatt, daha yakın ekonomik ve ticari bağlar geliştirmek için yapılması gerekenlerin Kıbrıs’ın elinde olduğunu dile getirdi. Hyatt bunları, adanın birleştirilmesi, iş ikliminin güçlendirilmesi, Trans Atlantik Ticaret ve yatırım ortaklığına giden sürecin bir parçası olmak olarak sıraladı.

Adadaki hidrokarbon sektörü için en yakın pazarın G20 içerisinde en hızlı büyüyen Türkiye olduğunu, ancak mevcut durumda bunun gerçekleşemediğini belirten Hyatt, yenilenebilir enerjinin de büyümekte olan bir alan olduğunu ifade etti ve özellikle Kıbrıs gibi güneşli bir ülkede ümit vaat eden bir alan olduğunu vurguladı.

Hyatt, adanın birleşmesinden sonra ulaşım sisteminin modernleşeceğini, bilgi ve iletişim teknolojisinin gelişeceğini, adanın Doğu Akdeniz’de önemli bir iş merkezi olacağını vurguladı ve tüm Kıbrıslıların kendilerine verebilecekleri en önemli hediyenin çözüm ve adanın birleşmesi olduğunun altını çizdi.



ABD Kongresi’nden bir heyet Kıbrıs’a geliyor



ABD Kongresi milletvekili Ileana Ros-Lehtinen başkanlığında, milletvekilleri Carolyn Maloney, Gus Billirakis ve Randy Weber’den oluşan bir heyet, hafta sonu Kıbrıs’a gelerek, resmi temaslarda bulunacak.

Ziyaret, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesine destek verme, potansiyel birleşik Kıbrıs ekonomisinin durumunu inceleme ve ABD ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki işbirliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.

Ziyarette, doğalgaz konusu da ele alınacak.

Kongre üyeleri, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ve Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis ile elçilik yetkilileriyle görüşecek.



KKTC, 9. İslam Ülkeleri Metroloji ve Standartlar Enstitüsü Toplantısı’nda temsil edildi



Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 9. İslam Ülkeleri Metroloji ve Standartlar Enstitüsü (SMİİC) Toplantısı’nda temsil edildi.

23-25 Mayıs tarihlerinde 64 ülkenin katılımıyla İstanbul'da gerçekleşen toplantının, üye devletlerin farkındalığını artırmanın yanı sıra, metroloji ve standardizasyon konularında uyum, bilgi alışverişi, istişare ve çalışmaların birlik, beraberlik ve güven içinde artarak devamını sağlamak için yapıldığı kaydedildi.

Açıklamada, KKTC’de de Metroloji Yasası ve yasaya bağlı 3 tüzüğün yasallaştığı ve uygulama çalışmaları ve personel eğitiminin de devam ettiği belirtildi.



Rum meclis başkanlığı için adaylıklar



Güney Kıbrıs’ta geçtiğimiz Pazar günü yapılan milletvekilliği seçimlerinin ardından meclis başkanlığı seçimi için adayların ve olası ittifakların yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladığı belirtildi.

Rum Politis gazetesi, Meclis başkanlığı adaylığı için masada şu anda, AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, EDEK Başkanı Marinos Sizopulos, Dayanışma Hareketi milletvekili Dimitris Şilluris ve Ekologlar Başkanı Yorgos Perdikis’in isimlerinin bulunduğunu yazan gazete iki adayın daha çıkmasının ihtimal dışı olmadığını, bu isimlerin ise DİSİ Başkanı Averof Neofitu ile Vatandaşlar İttifakı Başkanı Yorgos Lillikas’ın olabileceğini belirtti.

Gazete Vatandaşlar İttifakı Başkanı Yorgos Lillikas’ın adaylığının uzak olduğunu, ayrıca İttifak’ın dün akşam da bu konuda karar almadığını tüm senaryoların açık olduğu yönünde görüş ortaya koyduğunu yazdı.

DİKO Başkanı Nikolas Papadopulos ve DİKO’nun meclis başkanlığını talep etmemesini; DİSİ veya AKEL’i desteklemeyeceğini, EDEK Başkanı Marinos Sizopulos’un adaylığının desteklenebileceğini açıklamasına ve başkanlık seçimlerine yönelik hareket etmesine bağlayan gazete, Papadopulos’un, bunun karşılığında Sizopulos’tan 2018 başkanlık seçimi için destek talep edeceğini belirtti.

Habere göre DİSİ içerisinde, ilk seçeneğin Averof Neofitu’nun meclis başkanlığı adaylığını talep etmesi olduğu dillendirilmekte.

Gazete DİSİ içerisinde başka alternatif senaryoların da bulunduğunu belirtti.









Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram













Dışişleri Bakanlığı











Facebook





Twitter





YouTube





Websitesi













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio_news@kktcenf.org

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 15
Dün Tekil 822
Bugün Tekil 166
Toplam Tekil 1981565
IP 54.226.227.175






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































25 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Dünya'da kim ordusundan, milletinden, biliminden, kültüründen, kimliğinden, vazgeçmiş ki, sende vazgeçiyorsun ?
(Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.908 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu