BASIN BÜLTENİ Irkçılar Mecliste - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Irkçılar Mecliste
Tarih: 23.05.2016 > Kaç kez okundu? 611

Paylaş


Güney Kıbrıs’ta dün yapılan parlamento seçimlerinde Kilisenin desteklediği terör örgütü ELAM, bir önceki seçimlere göre oylarını iki katından fazla artırarak mecliste 2 milletvekili ile temsiliyet kazandı. Fanatik siyasilerden Yorgos Lillikas’ın partisi Vatandaşlar İttifakı ile bir süre önce DİSİ’den ayrılıp Ekologlar’la birleşen Eleni Theoharus’un partisi Dayanışma Hareketi de mecliste 3’er sandalye kazandı.

Olası bir referanduma “evet” deme olasılığı yüksek olan Rum Lider Nikos Anastasiadis’in partisi DİSİ ile AKEL partisi seçimi ilk iki sırada tamamlayıp toplamda yüzde 56 oranında oy almasına rağmen, federal çözümü destekleyen bu iki parti bir önceki genel seçimlere göre toplamda yüzde 10 civarında oy kaybetti.

12 siyasi parti ya da ittifakın yarıştığı seçimde toplam 542 bin 915 kayıtlı seçmen bulunurken, Rum Yüksek Seçim Kurulu seçime katılım oranını yüzde 67.37 olarak açıkladı. 2011 yılındaki milletvekilliği seçiminde katılım oranı yüzde 78,70 olmuştu.

İlk sonuçlara göre, DİSİ yüzde 30,68, AKEL yüzde 25,67 DİKO yüzde 14,49

EDEK yüzde 6,18, Vatandaşlar İttifakı yüzde 6,01,Dayanışma Hareketi yüzde 5,24,Ekologlar ve Vatandaşlar İşbirliği yüzde 4,81 ve ELAM yüzde 3,71 oy aldı.



Ban: “Kıbrıs bana gelecek için umut veriyor”



BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Kıbrıs müzakerelerinde karşılıklı güven ve iyi niyetle olumlu gelişmeler yaşandığını belirterek, bunun kendisini cesaretlendirdiğini kaydetti.

İstanbul'da düzenlenecek Dünya İnsani Zirvesi öncesi AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Ban Ki-moon, Kıbrıslı liderler Mustafa Akıncı ve Nikos Anastasiadis'in bir yıldır iki toplum için de çok önemli olan konularda zorlu bir müzakere yürüttüklerini dile getirdi. Ban, “Liderlerin, müzakerelerin yıl dönümünde ortak açıklama yaparak 2016 içinde kapsamlı bir anlaşmaya varmak için yoğun şekilde çalışacaklarını beyan etmeleri beni ümitlendiriyor” diye konuştu.

Bölünmüş bir ülkeden geldiğini vurgulayan Ban, şunları söyledi:

“Bölünmüş bir ülke olan Kore'den gelen biri olarak Kıbrıs bana gelecek için umut veriyor. Kıbrıs'ın barışçıl bir şekilde yeniden birleşmesi, hem Ada'da yaşayanlara ekonomik ve siyasi yararlar getirecek hem de bölgede istikrar ve işbirliğine katkı sağlayacaktır. Liderler, geride kalan konularda önümüzdeki aylarda uzlaşma sağlama hususunda kararlılıklarını belirttiler. Hem BM, hem de bizzat kendim, 'Kıbrıs'ın geleceğine Kıbrıslıların karar vermesi' temelinde bu çabalara destek vereceğim”



Akıncı: "Önümüzdeki 7 ay iki kesimli iki toplumlu federal bir yapıyı kurmak için çok önemli bir zaman dilimidir"



Görneç Köyü 4. El Makarnası Festivali açılışına katılan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ta yarından (bugünden) itibaren yılsonuna kadar olan sürenin hayati önem taşıdığına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Güney'de dün yapılan milletvekilliği seçimlerine de işaret ederek, bu seçimlerin kendi iç meseleleri olduğunu, ancak nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın yarından itibaren bu yılsonuna kadar geçecek 7 aylık sürenin hayati öneme haiz bir dönem olacağını vurguladı.

Akıncı şöyle devam etti:

"Bu 7 ay; politik isteklilik, irade, kararlılık, karşı tarafın da görüşlerine kulak vererek ama kendi toplumumuzun hak ve çıkarlarını sonuna kadar savunarak, eşitlik, özgürlük ve güvenlik içinde yaşayabileceğimiz iki kesimli iki toplumlu federal bir yapıyı kurmak için çok önemli bir zaman dilimidir.

Bu zaman dilimini ben, halkım adına en iyi şekilde kullanacağıma söz veriyorum ve temenni ediyorum ki Güney’deki liderlik de aynı şekilde hareket eder ve yeni bir geleceğe hep beraber ulaşırız, barış içinde herkesin kazançlı çıkabileceği, gerginliklerden uzak işbirliğinin hakim olacağı, bu çerçevede Türkiye ile Yunanistan'ın da ilişkilerinin gelişeceği, Türkiye'nin AB ilişkilerinin daha iyiye gideceği yeni bir döneme hep birlikte adım atarız."



Akıncı: “Kıbrıs sorunu artık doyum noktasına geldi”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, her şeyin bir doyum noktası olduğunu ve Kıbrıs sorununun da bu doyum noktasına çoktan geldiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası (Kamu-Sen) heyetini kabulünde yaptığı konuşmada, 2016’nın gerçekten önemli bir yıl olduğuna dikkat çekti.

Geçmişte de önemli ve kritik dönemlerden geçildiğini, gelecekte de benzeri gelişmelerin olabileceğini söyleyen Akıncı şöyle devam etti:

“Her şeyin bir doyum noktası var. Kıbrıs sorunu çoktan o doyum noktasına geldi. 2016 artık doyumun taşma noktasıdır diye düşünüyorum. Bundan ötesi, ne olabilir diye düşündüğümde, havanda su dövmek olur.2017’ye sarkarsa, biz hala daha müzakere edelim noktasında devam edersek, 2018’de Rum tarafında başkanlık seçimleri gündeme gelecek. Bir süre sonra Güney Kıbrıs’ı onun heyecanı saracak. Bu defa 2018 de olmadı, 2019’a kalsın diye diye bu iş incir ipi gibi uzayacak”

Bu nedenle önümüzdeki 7 ayın ne kadar önemli olduğunu tüm tarafların kavraması gerektiğine inandığını ve kavradığını düşündüğünü belirten Akıncı şunları kaydetti:

“Çünkü ilk defa zaman dilimi belirten bir ortak açıklamaya iki lider olarak imza koyduk. Bunun başka örneği yok. 2016 yılını çözüm hedefi olarak koyduk ve bunun için taahhütte bulunduk. Haziran, Temmuz daha yoğun bir şekilde bir çözümü getirebilmek için var gücümüzle çalışacağız. Çözümün çerçevesi bellidir. 2014 Şubat ayında bu teyit edilmiştir. Zaten yıllardan beri bilinen, iki kesimli, iki toplumlu iki kurucu devletin siyasi eşitliğine dayalı bir çözüm modelidir arzu edilen. Ve tarafların mutabık kalabileceği, mantıklı, makul olan ve mümkün olan çözüm budur.

Herkesin kendine göre hayalleri olabilir. Bizim yürüttüğümüz bu çerçeveyi gerek burada, gerekse de güneyde benimsemeyenler var. Onlar kendi benimsedikleri ölçüler içerisinde seslendirmekte elbette ki özgürdürler. Ama mümkün olan, makul olan ve bugüne kadar resmen taahhüt edilen çerçeve budur. Gerek Kıbrıs Türk halkının, gerekse de Kıbrıs Rum halkının müzakerecileri olarak biz o çerçevenin içinde kalmak durumundayız.”

Cumhurbaşkanı Akıncı, bütün çabasının, Kıbrıs Türk halkının eşitliğini, özgürlüğünü ve güvenliğini temin edecek, diğer tarafı da bu duygularla yaşatabilecek bir formül bulmak olduğunu söyledi.

“Benim halkımın seçtiği lider olarak temel görevim, kendi halkımın kaygılarını ön planda tutmaktır” diyen Akıncı şöyle devam etti:

“Ama bunu ön planda tutarken, ortak olarak bu topraklarda, bir cumhuriyette beraber yaşayacağımız bu adanın acılarını paylaştığımız, ama bundan sonra nimetlerini paylaşacağımız toplumun bazı hassasiyetlerini de dikkate almam gerekir”.

Akıncı, adil ve yaşayabilir bir çözüm isteniyorsa bunun yapılması gerektiğine vurgu yaparak, bulunacak çözümün herhangi bir taraf için adil olmaması halinde, bunun sürdürülebilir olamayacağının altını çizdi.

“İstisnasız herkesi memnun etmek elbette mümkün değildir” diyen Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Makul sayıda insanımız bulunacak çözüme inanmalı. Bunun yaşayabilir olduğunu düşünmeli. Bunu adil olduğunu görmeli. ‘Ben bu çözümde eşit olarak yer alacağım. Güvenlik içerisinde yaşayacağım. Haklarım gözetilmektedir’ diyebilmeli. Bunun en belirgin noktası referandum olacak. Benim görevim, mümkün olan en kısa sürede ve temenni ederim ki bu yıl çıkmadan o noktaya gelebilirsek, bunların bütün detaylarını sizlere anlatabilelim. Bunun yüzde yüz garantisi yoktur. Bu bir hedeftir ve bunun için de çalışmak benim görevimdir. Sabırla bu önümüzdeki 7 ayı, tahriklere kapılmadan ki bu tahrikler de iki taraflı geliyor. Rum tarafında belli çevrelerden söylediğim her söze bir tepki geliyor. Kendi içimizde de zaman zaman benim bu konuyu yönetiş biçimini beğenmeyen yaklaşımlar görüyorum. Bunları sabırla karşılıyorum. Sonuçta ben halkıma güveniyorum. Halkımın desteğinin azalmadığını, artarak devam ettiğini gözlemliyorum. Çünkü halkıma verdiğim sözleri, yerine getirmeye çalışıyorum. Ama günün sonunda güzel olan nedir?

Bu kararı önce iki lider görecek ama kararı halk verecek. Yani bizim bir imza atmamızla bitmeyecek. Bunu düşünüp, isteyenler de var. Bu çözümde yaşayacak olan iki halktır. Dolayısıyla onların buna onay vermesi şarttır. 1960’ta bu yapılmadı ve o nedenle çok eleştiriler yapıldı yıllarca. Kıbrıs Türk halkının uluslararası hukuk içinde ve en iyi normlarla demokratik bir çerçevede, yaşayabileceği bir formülü bulmaya çalışıyoruz.”

Kamu-Sen’in eskiden beri dengeli görüşleriyle topluma hizmet veren ve topluma yönelik mesajları olan bir sendika olarak dikkat çektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Akıncı, “Kıbrıs sorununda yürüttüğümüz çalışmalara bilerek, gözü kapalı olmayan bir destek veriyorsunuz. Zaten benim talebim ve beklentim de o değildir. Önümüzdeki süreçte de, daha önce de yaptığımız gibi sendikalarımızla bir araya gelip görüşlerimizi paylaşıp, sizlerin görüşlerini dinleyeceğiz” dedi.



Akıncı: “Sanayide arzulanan noktada değiliz”



Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nın 30. Olağan Genel Kurul toplantısına katılan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, konuşmasında, sanayide arzulanan noktada olunmadığını ifade ederek, ülkenin eğitim ve turizm sektörleri gibi hizmet sektörleri ön planda olsa da, imalatın öncelikli bir unsur olduğunu belirtti.

Diğer sektörleri de beslemesi gereken hafif sanayinin daha iyiye gitmesi gerektiğini belirten Akıncı, çözümden sonra dikkat edilmesi gereken konuların şimdiden ciddiye alınması gerektiğini söyledi.

Akıncı, “2004’te çözüm ve AB’ye o kadar yakındık, ama girmedik. Gün gele girebileceğimizi düşünerek her alanda hazır olmalıydık. AB yasalarını, standartları bıkmadan yakalamak için çalışmalıydık. Hazırlıkları kaldığı noktadan şimdi yapmalıyız" dedi.

Merkezi hükümete verecek kaç kalifiye eleman bulabileceklerini bilmediğini, federal polise kaç eleman verebileceklerini bilmediklerini belirten Akıncı, hem sanayi, hem de diğer alanlarda yapılacak çok iş olduğunu söyledi.

Akıncı, şöyle devam etti:

“Biz hazır değiliz, bekleyin hazır olalım deme lüksümüz yok. Ama bu iş bitti anlaşılma oldu gibi anlaşılmasın. Çözüm için var gücümüzle çalışmamız lazım. Ben bunu yapmaya çalışıyorum. 1 yılda yol aldık mı, aldık. Bizden önce yapılanları çöpe atmadık. Dolayısıyla benden önceki dönemde varılan uzlaşmaları temel alarak 4 başlıkta ileri noktaya geldik. İlk defa mülkiyet ayrıntılı tartışıldı. Şu anda tek metin vardır mülkiyette, 2 değil. Tümü siyah değil. Kırmızılar var bizim, maviler var Güney tarafının. Ama siyahlar da vardır ortak anlayışı yansıtan. Çalışmalar devam ediyor. 2-3 ana unsur da aşılırsa, Mülkiyet, Ekonomi, AB, Yönetim ve Güç Paylaşımı’nda bazı konular halledilirse, uzlaşmaya yaklaştığımızı söyleyebileceğiz. Önümüzdeki günlerde bu 4 başlığı daha ileri noktaya taşırsak, daha farklı bir formata dönebileceğiz… Yarınki Rum seçimlerinden sonra yılsonuna kadar geçecek olan dönem hayati öneme sahiptir."

2016 sonuna kadar politik irade sürdürülürse bir sonuca ulaşılabileceğine inanç belirten Akıncı, olmazsa da bunun dünyanın sonu olmayacağını, ancak sürecin çok zorlaşacağını ve 2017’ye taşarsa işlerin daha da zorlaşacağını kaydetti.

Akıncı, bu nedenle Rum tarafının da ilk kez bir tarih dillendirdiğini, 2016 yılsonu hedef olarak gösterildiğini anlattı.

İki tarafın da çalışmaları aynı şekilde sürdürmesi halinde Bu hedefin ulaşılabilir olduğunu kaydeden Akıncı, kimsenin tahakkümü altında olmadan, siyasi eşitlik temelinde ve Türkiye’nin de içinde olacağı bir güvenlik çerçevesinde müzakere sürecini yürüttüğünü belirtti. Akıncı, diğer tarafın da hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak, ortak paydada buluşmanın yollarını aradıklarını kaydetti.

Akıncı, doğal gaz, su ve enerji konularına da değinerek, önümüzdeki sürecin ya Kıbrıs ve bölgeyi yeni gerginliklere ulaştıracağını, ya da tüm coğrafyanın pozitif bir havaya bürüneceğini ifade etti.



Anastasiadis: “Türkiye’nin haklarını tesis edecek ısrar olursa 2016’da çözüm ümidi ortadan kalkar”



Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis “Sadece Türkiye’ye haklar yaratacak veya Türkiye’nin haklarını tesis edecek ısrarlar ya da Kıbrıs Helenizm’inin aleyhine ön koşullar oluşursa, 2016’da çözüm ümidi ortadan kalkar” dedi.

Rum Simerini gazetesi, Anastasiadis’in bu yöndeki sözleri, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile müzakerelere başlamalarının üzerinden bir yıl geçmesi nedeniyle “Sky” isimli televizyon kanalına verdiği mülakatta dile getirdiğini yazdı.

Habere göre bir yıllık süre içerisinde önemli ilerleme kaydettiklerini ancak halen önemli sorunlar bulunduğunu söyleyen Anastasiadis, “İyimserlik yaratan, her iki liderin de kararlılığı ve iki toplumun karşılaştığı zorluklara karşılıklı anlayışla yaklaşıyor olmalarıdır” dedi, şunları ekledi:

“Buna, Türkiye’nin yardımı da eklenirse, 2016 içinde çözüm bulunabilir. Sadece Türkiye’ye haklar yaratacak veya haklarını tesis edecek ısrarlar ya da Kıbrıs Helenizm’inin aleyhine ön koşullar oluşursa 2016’da çözüm ümidi ortadan kalkar.”

“Türkiye’nin olası bir anlaşmaya uyacağından emin olup olmadığı” sorusuna karşılık müzakerelere desteğin sözlü olamayacağını, masaya konulan önerilerle pratiğe dökülmesi gerektiğini söyleyen Anastaiadis “Seçimlerden sonra diyalog yoğunlaşacak. Karşımızda, Kıbrıs sorununun çözümü için gerçek irade sahibi bir Türkiye görmek istiyorum. Çözüm istiyorum demek yeterli değil” dedi.



Sefcovic: “Kıbrıs, Avrupa’nın enerji güvenliğine önemli ölçüde katkıda bulunabilir”



Avrupa Komisyonu’nun Enerji Birliği’nden Sorumlu Başkan Yardımcısı Maros Sefcovic, adadaki hidrokarbon ve bunun gelecekte değerlendirilmesinin, bölgenin jeo-ekonomik ve jeo-politik verilerini büyük ölçüde değiştirebileceğini söyledi.

Rum Fileleftheros gazetesinde yer alan demecinde Sefcovic, kısa zaman önce Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyarete ve burada yaptığı görüşmelere de değinerek, bu görüşmelerde muhataplarına, enerji birliğinin Kıbrıs açısından yararlı olabileceğini, Kıbrıs’ın enerji birliği için ne kadar önemli olduğunu izah etmeye çalıştığını söyledi.

Gazeteye demecinde, Türkiye-İsrail ilişkilerinin iyileşmesinin, Doğu Akdeniz’e yardımcı olacağını düşündüğünü de dile getiren Sefcovic, Güney Kıbrıs-İsrail ve Mısır arasındaki yeni doğalgaz bulgularıyla ilgili olarak masada farklı tercihler olduğunun da açık olduğunu dile getirdi.

Sefcovic, İsrail’in, doğalgazın nasıl dağıtılacağı ve yeni boru hatlarının en nihayetinde diğer ortaklarla nasıl birleşeceği veya bir sıvılaştırma terminalinin sürdürülebilir olup olmayacağı konusunda belirleyici rol oynaması gerektiğini de dile getirdi.

Kıbrıs’tan, Kıbrıs sorununun çok iyi ilerlediğine dair güçlü bir hissiyat ve çözüm için çok büyük çaba harcandığına dair net bir izlenimle ayrıldığını söyleyen Sefcovic, AB olarak, bu süreci desteklediklerini ve Kıbrıs sorununun nihai çözümüne yol açmasını umduklarını da söyledi.

Sefcovic, “Kıbrıs”ın enerji merkezi olma ve Avrupa’nın enerji güvenliğine önemli derecede katkıda bulunma konusunda, standartlara sahip olduğunu da belirtti.

Bölgedeki politik gelişmelerin AB’nin enerji konusundaki stratejisini nasıl etkilediğine dair soruya karşılık ise Sefcovic, Brüksel’de ve Avrupa’da herkesin, Kıbrıs’taki müzakerelerden olumlu sonuç çıkmasını umduğunu, çünkü bunun hem ada sakinleri hem de bölge için yeni yatırımlara kapıyı açacağını dile getirdi.

Yatırımcıların bölgedeki enerji konularıyla ilgili gelişmeleri yakından takip ettiklerini de dile getiren Sefcovic, Kıbrıs sorununun çözümünün enerji alanında da önemli sonuçlara sahip olacağını sözlerine ekledi.



Harmancı, “Dünya İnsani Zirvesi” için İstanbul’da



Lefkoşa Türk Belediyesi(LTB) Başkanı Mehmet Harmancı, Birleşmiş Milletler(BM) tarafından bugün ve yarın İstanbul’da düzenlenecek “Dünya İnsani Zirvesi” buluşmasına katılıyor.

İlk kez yapılacak zirvenin ev sahipliğini yapacak İstanbul’da 2 gün boyunca küresel insani yardım politikalarının yol haritası ve hareket stratejileri belirlenecek.

LTB Başkanı Harmancı, 120 BM üyesi ülke, 50 devlet ve hükümet başkanı ve dünyanın dört bir yanından 6 bin genel katılımcının davet edildiği “Dünya İnsani Zirvesi” için hem BM’den hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş’tan davet aldı.

BM İnsani Konularla İlgili Genel Sekreter Yardımcısı Stefan O’Brien tarafından LTB Başkanı olarak doğrudan zirveye davet edilen Mehmet Harmancı, zirve sırasında gerçekleşecek ve devlet ve hükümet başkanları ile tüm katılımcıların katılacağı konsey toplantısına katılacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş ise, LTB Başkanı Mehmet Harmancı’yı kongrenin yan etkinliği olan “Göç Konulu Belediye Başkanları Odak Oturumu”na davet etti. Başkan Harmancı’nın da bu oturumda bir konuşma yapması bekleniyor.



Talat: “Kurultayda aday olmayacağım”



Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, dün gerçekleşen Tüzük Kurultayının sonunda partililere seslendi, Kasım ayında yapılacak kurultayda Genel Başkanlığa aday olmayacağını söyledi. Yaklaşık bir yıl önce parti genel başkanlığına dönerken en önemli hedefinin partide birliği ve bütünlüğü sağlamak olacağını kaydettiğini anımsatarak bu hedefe oldukça yakın olduklarını söyledi Parti içi kavgaların nispeten çok daha iyi bir noktaya geldiğini kaydeden Talat, ”Partide iyileşme süreci yaşıyor. Parti içi sorunların sokakta tartışılmasını henüz tam olarak bitiremedik ama bunu da bu tüzükle bitireceğiz” dedi. Talat, Halk arasında siyasete güvensizlik oluştuğunu ve bunun yıkılması gerektiğini vurguladı. Talat parti genel başkanlığına aday olmama kararını ve gerekçelerini ise şu sözlerle açıkladı: “Göreve gelirken partinin birliği çok önemli demiştim bugün yeni bir dönüşüme yeni bir yönetime ihtiyaç ortaya çıktı. CTP elbette organlarıyla yönetilen bir partidir ve bu organları partililer oluşturur. Bu bağlamda önümüzdeki kurultayda aday olmamaya karar verdim. Bu noktaya gelirken hem konjonktürü değerlendirdim hem de fikirlerine önem verdiğim partilerle görüştüm bana yaktıkları ışık için tümüne teşekkür ederim. Bu noktadan sonra partimizin birliğini sağlamak için hepimizin elleri taşın altında olacak” dedi. Umudunun ve beklentisinin partide birliği sağlayıp ülkede köklü değişikliklere imza atarak tek başına iktidar olmasını sağlamak olduğunu da kaydeden Talat, misyonunu tamamlaması için parti başkanı olmasına gerek olmadığını misyonunun devam ettiğini kaydetti.

Öte yandan CTP’nin dün gerçekleşen Tüzük Kurultayında, Parti Meclisi’nin (PM) onayı ile tüzükte öngörülen değişikliklerin tümü kabul edildi.

Yeni tüzüğe göre, delege sistemi son bularak üye sistemine geçildi. Yüzde 30 olan cinsiyet kotası yüzde 40’a yükseltildi. Görev süreleri üç dönem olarak sınırlandı. PM üye sayısı doğal üyelikler kaldırılarak 40’tan 75’e yükseltildi. Kadın ve Gençlik Örgütleri genel başkan ve sekreterlerinin doğal üyelikleri hariç diğer tüm doğal üyelikler kaldırıldı. Genel sekreterlik bünyesinde politika oluşturulması amacıyla AR-GE bürosu oluşturma kararı alındı. Yeni tüzüğe göre, MYK’nın uygun göreceği alanlarda parti sözcüleri belirlenecek. Disiplin kurallarının da yeniden düzenlendiği yeni tüzükte, üye eğitimi için “Parti eğitim Merkezi” kurulması da kararlaştırıldı.



Yıldırım, AK Parti'nin üçüncü Genel Başkanı seçildi



AK Parti Genel Başkanlığına, İzmir Milletvekili ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım seçildi.

İzmir Milletvekili Binali Yıldırım'ın tek genel başkan adayı olarak katıldığı seçimde, bin 470 delegeden, bin 411 kişi oy kullandı.

Yıldırım, bin 405 oy alarak, AK Parti Genel Başkanlığına seçildi. Seçimde, 6 delegenin oyu geçersiz sayıldı.

TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kurucu Genel Başkanı olduğu AK Parti'de, Ahmet Davutoğlu'ndan sonra görevi devralan Binali Yıldırım, partinin üçüncü Genel Başkanı oldu.



AB’nin 3 Türk başlığının açılmasını ileriye götüreceği iddiası



Avrupa Komisyonu’nun, Güney Kıbrıs’ın tek taraflı dondurduğu Türkiye AB müzakere başlıklarından 3’ünün açılması sürecini harekete geçirdiği ileri sürüldü.

Rum Fileleftheros gazetesi, Avrupa Komisyonu’nun, Jean-Claude Juncker’in, “Erdoğan hükümeti karşısındaki taahhütlerini yerine getirerek, Güney Kıbrıs’ın tek taraflı olarak dondurduğu 3 Türk başlığının açılması sürecini harekete geçirdiğini” savundu.

Gazete elde ettiği bilgilere atıfta bulunarak, Avrupa Komisyonu’nun, “Eğitim-Kültür”, “Enerji” ve “Dış Siyaset, Güvenlik Siyaseti ve Savunma”(26, 15 ve 31 numaralı) başlıklarının açılması tavsiyesinde bulunarak, birkaç gün önce üç başlığa ilişkin belgeleri güncellediğini iddia etti.

Avrupa Komisyonu’nun ayrıca yukarıda bahsedilen ilk iki başlığa yönelik belgeleri tüm üye ülkelere bildirdiğini yazan gazete, Rum Yönetimi’nin, gerek Brüksel, gerekse tüm düzeylerde Hollanda dönem başkanlığına, başlıkların açılmasına rıza göstermeyeceğini, vetoyu kaldırmasının söz konusu olmadığını, Güney Kıbrıs tarafından Türkiye AB müzakere başlıklarının dondurulması nedenlerinin ortadan kalkmadığını açıkça dile getirdiğini belirtti.

Gazete haberinde ayrıca Güney Kıbrıs’ın, Avrupa Komisyonu’nun bu faaliyetine, “Türk müzakere başlıklarının, Ankara’nın Güney Kıbrıs kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediği sürece bloke edilmiş olarak kalacağı” şeklinde yanıt verdiğini yazdı.

Habere göre, bir AB kaynağı gazeteye yaptığı açıklamada, Rum Yönetimi’nin, Hollanda dönem başkanlığının takınacağı tavır karşısında sergileyebileceği tutumlardan da söz etti.

Aynı kaynak ayrıca yaptığı açıklamada, Rum Yönetimi’nin düşüncesi neticesinde şekillendiği gibi mevcut olgular temelinde, Avrupa Komisyonu’nun Türk müzakere başlıklarının açılması önerisinin, özlü bir sonuca sahip olamayacağını da savundu.



Hasikos: “Türk vatandaşlarına vize serbestisi için Türkiye’nin i tüm üye ülkelerle işbirliği bir önkoşuldur”



Rum İçişleri Bakanı Sokratis Hasikos, Türk vatandaşlarına vize serbestisinin sağlanması için Türkiye’nin istisnasız tüm üye ülkelerle işbirliği içerisinde olmasının ihlal edilemez bir önkoşul olduğunu savundu.

Rum Alithia gazetesine göre, AB İçişleri Bakanları Konseyi toplantısında konuşan Rum İçişleri Bakanı Sokratis Hasikos, Türkiye’nin, “vize serbestisine ilişkin Yol Haritası’ndan doğan tüm yükümlülükleri gibi, üye ülkeler karşısındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekliliğini” olduğunu da ileri sürdü.

Hasikos, Türkiye’nin Yol Haritası’ndaki tüm yükümlülüklerini üye ülkeler karşısında yerine getirmesi ve ayırımcılık yapmaması halinde, Güney Kıbrıs’ın vize serbestisi konusundaki görüşmelere yapıcı olarak katılmaya hazır olduğunu ifade etti.



Dost ateşine maruz kalan iki Noratlas uçağı daha bulundu



Rum yetkili birimlerinin ara bölgedeki Lefkoşa eski Havaalanı’nda Yunan Hava Kuvvetleri’ne ait Noratlas tipi iki nakliye uçağı saptadığı belirtildi.

Rum Politis gazetesi, 1974 döneminde Lefkoşa Havaalanı’nda elektrikçi olarak çalışan bir personelin, Rum Başkanlığı İnsani Konular Komiseri Başkanı Fotis Fotiu’nun ofisine verdiği bilginin değerlendirilmesi üzerine uçakların bulunduğunu yazdı.

İki Noratlas’ın, 21 Temmuz 1974 şafağında yapılan “Niki” operasyonunda yer aldığını ve bu sırada, içerisindeki mürettebat ve komandoların öldüğü Noratlas tipi uçakla birlikte dost ateşine maruz kaldığını belirten gazete, iki uçağın iniş yapmayı başardığını, ancak aldığı zararlardan ötürü yeniden uçmalarının mümkün olmadığını ve silahlı çatışmanın ardından gömüldüğünü kaydetti.

Edindiği bilgilere göre, kayıpların bulunmasının beklenmediğini aktaran gazete, iki uçakla ilişkili olup hayatını kaybedenlerin 1974’te toplandığını yazdı.

Gazete, Rum yetkili makamlarının, iki uçağın Yunanistan’a geri götürülüp götürülmeyeceği konusunda Yunan makamlarının yanıtını bekleyeceğini de kaydetti.

Haberde ayrıca, Yunan askeri mezarlığında 1974 yılında düşürülen Noratlas uçağının içinde olup, hayatını kaybedenlerin bulunması ve kimlik tespitlerinin yapılmasına yönelik kazıların sürdüğü bilgisi verildi.









Enformasyon Dairesi









Facebook







Twitter







Instagram













Dışişleri Bakanlığı













Facebook







Twitter







YouTube







Websitesi













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio_news@kktcenf.org

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 20
Dün Tekil 1038
Bugün Tekil 481
Toplam Tekil 1930727
IP 54.80.137.168






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































26 Muharrem 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Başka dile uymaz ananın sesi, Her sözün ararsan vardır Türkçesi
(Ziya GÖKALP)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.788 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu