BASIN BÜLTENİ Akıncı ve Anastasiadis ’den ortak açıklama - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı ve Anastasiadis ’den ortak açıklama
Tarih: 16.05.2016 > Kaç kez okundu? 673

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Kıbrıs’ta 2016 yılı içerisinde kapsamlı bir çözüm anlaşmasına ulaşmak amacıyla önümüzdeki aylarda çabalarını yoğunlaştıracaklarını vurguladı.

Liderler, müzakere sürecinde hala zorluklar ve farklılıklar olmasına rağmen, geriye kalan konuları çözüme kavuşturmak için gerekli olan irade ve cesareti göstermeye kararlı olduklarını belirterek, “Ortak amacımız; gelecekteki birleşik Kıbrıs’ta herkesin endişe ve haklarını gözeten ‘kazan-kazan’ çerçevesinde bir çözüme ulaşmaktır” dedi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki İyi Niyet Misyon Ofisi, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis arasındaki görüşmelerin 1. yıldönümü vesilesiyle liderlerin yaptığı ortak açıklamayı kamuoyu ile paylaştı.

Liderlerin ortak açıklaması şöyle:

“Bugün iki lider olarak görüşmelere başlamamızın ve 11 Şubat 2014 tarihli Ortak Açıklama temelinde Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm getirmek amacıyla yorulmaksızın çalışma yönünde verdiğimiz taahhüdün birinci yıldönümüdür.

İki lider olarak, yoğun müzakerelerle geçen bu bir yılda kaydedilen esaslı ilerlemeden memnuniyet duymaktayız. Hâlâ zorluklar ve farklılıklar olmasına rağmen, geriye kalan konuları çözüme kavuşturmak için gerekli olan irade ve cesareti göstermeye kararlıyız.

Bu bir yıllık dönemde, bir taraftan kendi toplumumuzun endişelerini dikkate alırken, öte yandan diğer toplumun da haklarına saygı göstererek müzakereleri sürdürdük. Ortak amacımız; gelecekteki birleşik Kıbrıs’ta herkesin endişe ve haklarını gözeten ‘kazan-kazan’ çerçevesinde bir çözüme ulaşmaktır.

Adil ve kalıcı bir çözümün, sadece Kıbrıs’a barış ve refah getirmekle kalmayacağı, aynı zamanda iyi bir örnek teşkil ederek, bölgedeki istikrar ve işbirliğine de katkıda bulunacağı yönündeki ortak inancımızı hatırlatmak isteriz.

Bu vesileyle, 2016 yılı içerisinde kapsamlı bir çözüm anlaşmasına ulaşmak amacıyla önümüzdeki aylarda çabalarımızı yoğunlaştırmaya olan taahhüdümüzü vurgularız.”



Akıncı: “Türkiye’nin Avrupa Birliği yolculuğunun devam etmesi Kıbrıs sorununun çözümüne katkı yapabilir”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye’nin Avrupa Birliği yolculuğunun devam etmesinin Kıbrıs sorununun çözümüne katkı yapabileceğini kaydederek, “Herkes gibi Rumların da bunu görmesi gerek” dedi.

Türkiye’nin AB sürecinin tıkanmasının Kıbrıs sorununa katkısı olmayacağını söyleyen Akıncı, “Bu süreç ilerledikçe Kıbrıs’a çok büyük yararı olabileceğini değerlendiriyorum; ana aktörün Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar olduğunu akıldan çıkarmamak kaydıyla” ifadesine yer verdi.

Türkiye’nin başlıklarının açılması konusunda Rum tarafının zaman zaman engellerini gördüklerini belirten Akıncı, “Ben bunları yanlış olarak değerlendiriyorum. Dar bir perspektiften, kendi bakış açılarından belki haklı olabilecek unsurlar olsa da, büyük resme odaklanıldığında Türkiye’nin AB yolculuğunun devam etmesinin gerçekte Kıbrıs’ın çözümüne daha büyük katkılar yapabileceğini herkes gibi onların da görmesi gerekir. Yeri geldikçe de ben bu uyarıları yapıyorum” dedi.

“Kıbrıs’ta çözüm tabii ki birçok konuda yardımcı olacağı gibi Türkiye’nin AB sürecine de yardımcı olacak. Türkiye AB yolculuğunda ilerledikçe Kıbrıs’a yarıyor, Kıbrıs sorunu çözülürse bunun Türkiye’nin AB yolculuğuna yardımcı olacağı aşikardır” şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı, “Rum liderliği geçtiğimiz aylarda Türkçenin AB’nin resmi dili olması için başvurdu. Daha iyi bir noktada olduğumuz niyetiyle bu girişimde bulunuldu. Türkiye daha AB’ye girmeden lisanı Türkçe AB’nin resmi dili olacak” ifadesine yer verdi.

“Global Liderlik Forumu’na katılmak üzere İstanbul’a giden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs konusunda NTV’ye yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla sürdürülen müzakereler çerçevesinde, Türk tarafı olarak Güneydeki seçimlerden sonra Temmuz’da yeni bir toplantı formatına geçmeyi önerdiklerini belirtti.

Akıncı şöyle konuştu:

“22 Mayıs’taki seçimlerden sonra Haziran, değilse Temmuz ayında farklı bir toplantı düzenine geçmeyi öneriyoruz. Yani sürekli bir toplantı düzenine girmeyi öneriyoruz. Girelim ve toprakla başlayalım. Daha sonra garantörlerin de katılımıyla 5’li bir formata geçelim ve orada garanti ve güvenlik konularını konuşalım ve tercihen bütün bunları tamamlayıp halkın referandumuna gidecek süreci başlatalım,”

Akıncı, kendisiyle aynı yaş kuşağından olan Rum lider Nikos Anastasiadis’in de bu sürecin son şans olduğunu idrak ettiğine dikkat çekti.

Akıncı şöyle devam etti:

“Belki bu son şans tanımlaması çok iddialı olabilir ama federal çözüm bakımından da son şans diyebilirim. Çünkü bizden sonraki kuşaklar daha ziyade ayrılık temelli bir çözüm modeline doğru gidecekler. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, geçmişi bilen ve birbirini tanıyan orta yaş ve üzeri insanlar, geçmişin acı tecrübelerinden dersler de çıkararak yeni bir gelecek inşa etme olgusuna daha sıcak yaklaşıyorlar. Gençler, özellikle Kıbrıslı Rum gençler belki eğitim sisteminin de getirdiği bir durumdur; Kıbrıslı Türklere karşı biraz daha fazla yabancılık çekiyorlar. Biz büyük bir sorumluluk duygusuyla bu çözümü, karşılıklı anlayış çerçevesinde iki eşit kurucu devlet temelli federal yapıyı kurabiliriz diyorum. Bunu başaramazsak yazık olur ve gelecek kuşaklara yine kötü bir miras bırakmış oluruz. Bu anlamda 2016’yı bir çözüm ve barış yılı olarak yaratmak için elimizden geleni yapacağız.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Doğu Akdeniz’de var olan enerji yataklarının bir gerginlik meselesi olabileceğini de belirterek, “Ama bir işbirliği fırsatı da olabilir ve bundan tüm tarafların kazançlı çıkabileceği bir noktaya doğru konuları götürebilir” diye konuştu.

Varılan uzlaşılara yönelik bir soruya ise Akıncı şu yanıtı verdi:

“Varılan uzlaşıları birlikte açıklayalım önerimde şu ana kadar mutabakat sağlanamadı. O noktada öyle anlıyorum ki Rum lider henüz hazır değil.”

Yönetim ve güç paylaşımı, AB ve Ekonomi başlıklarının ardından tarafların Mülkiyet başlığını ilk kez detaylı bir şekilde görüştüğüne dikkat çeken Akıncı “ taraflar ilk kez bir ortak belge açıkladı” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı şöyle devam etti:

“Tarafların bugüne kadar birbirinden ayrı belgeleri vardı. Şimdi tek formatta tek bir belge var. Onun üzerinde varılan mutabakatlar var. Bunun yanında henüz varılamayan noktalar da var. 6 başlığın dördünde ciddi anlamda ilerleme sağladık dersem yanlış bir saptama olmaz. Henüz hiç dokunmadığımız iki başlık var. Toprak ile Güvenlik-Garantiler konusudur. Bu iki başlık sürecin en sonunda ele alınacak. Bunun nedeni de, eğer biz bu iki başlığı bugünkü formatta görüşürsek, konuşulanları ertesi gün Rum basınının manşetlerinde görürüz. Çünkü Rum basınına hızlı ve gereksiz sızdırmalar oluyor. Bazen de abartılı ve yanlış oluyor. Yanlışlar ve spekülasyonlar yapılıyor. Bu nedenle biz, Rum tarafında 22 Mayıs’taki seçimlerden sonra Haziran, değilse Temmuz ayında farklı bir toplantı düzenine geçmeyi öneriyoruz. Yani sürekli bir toplantı düzenine girmeyi öneriyoruz. Girelim ve toprakla başlayalım. Daha sonra garantörlerin de katılımıyla 5’li bir formata geçelim ve orada garanti ve güvenlik konularını konuşalım ve tercihen bütün bunları tamamlayıp halkın referandumuna gidecek süreci başlatalım. Temmuza kadar diğer 4 başlık tümüyle bitmeyebilir. Mülkiyette bir iki mesele ve dönüşümlü başkanlık konularında da bir anlayış birliği sağlanabilirse geriye kalan unsurları çok hızlı bir şekilde halledebileceğimiz kanaatindeyim.

“Toprak ve Garanti-Güvenlik meselesinde eğer karşılıklı bir anlayış sağlayabilirsek bu yıl çıkmadan referandum noktasına işi götürebiliriz diye düşünüyorum” diyen Mustafa Akıncı şunu ekledi:

“Kendi halkım için öngördüğüm 3 tane mesele var. Birincisi, birinin ötekine tahakküm edemeyeceği bir yapı. Yani bizim azınlık statüsünde olmayacağımız, siyaseten eşit varlığın olacağı, özgürlük içerisinde yaşayacağımız yeni bir ada düzeni. İkincisi, siyaseten eşitlik. İki eşit kurucu devlet. Yetkileriyle, her şeyiyle aralarında hiyerarşinin olmadığı iki eşit yapılanma. Zaten federasyonun temeli budur. Üçüncüsü de güvenlik. Güvenlik noktasında benim altını çizerek vurguladığım şöyle bir temel prensip vardır ki bu çok anlaşılırdır. Ben diyorum ki, Kıbrıslı Türkler güvencesini Türkiye ile görür. Türkiye’nin garantörlüğünün devamını istiyor. Bunu bir şekilde sağlayacak bir formülü bulmamız lazım. Ne biz ne de Türkiye, 1960’taki metin üzerinde noktası virgülü değişmez diye bir anlayış içerisinde değiliz. Ancak bulunacak olan formülde Türkiye’nin güvencesinin devamı Kıbrıslı Türkler için önemli. Bunun önemini karşı tarafa anlatıyoruz. Bunu anlamalarını istiyoruz. Bunu anlamaları önemli. Bize, işte AB’nin içindeyiz ya da BM’nin teşkilat şartının 7’nci maddesi sizin için yeterli güvencedir söylemi bizim açımızdan yeterli değildir. Yaşadıklarımızdan, deneyimlerimizden dolayı yeterli değil. Rum tarafının empati yapmasını istiyorum. Ben de kendi empatimi yapıyorum ve diyorum ki bu yeni şartlarda, geçmişte olmayan bir şey olacak. Geçmişte biz Kıbrıslı Türkler muhtelif yerlerde dağınık olarak yaşıyorduk. Şimdi iki bölge olacak. Bu durumda yaratıcı olmamız lazım. Şunu başarabiliriz. Kıbrıslı Türkler kendini güvende hissederken Kıbrıslı Rum toplumlu da Kıbrıs Türkü’nün bu güvenliğini kendisi için bir tehdit algısı olarak görmesinler. Bizim güvenliğimiz onlar açısından bir tehdit unsuru olmasın. Bu olabilir mi? Bunun yolları var mı? Vardır. Bulunabilir. Yaratıcı düşünce ile biz bunları bulabiliriz ve dolayısıyla iki tarafın mutlu olacağı bir sonuca varabiliriz.”

“Türkiye bu yaklaşımınızı nasıl karşılar” sorusuna verdiği yanıtta Akıncı şöyle dedi:

“Biz müzakerelerde şu ana kadar Türkiye’den sadece destek ve teşvik gördük. Türkiye şu ana kadar bize hep çözümü istediğini ve bu çözümün mümkün olan kısa sürede istediklerini söyledi.”

Akıncı, Türkiye’nin AB’ye yaklaştıkça Kıbrıs sorunu bakımından da çözüme katkısı olacak bir süreç olduğunu belirtti.

Akıncı şöyle devam etti:

“Hep söylerim, Türkiye, Yunanistan ya da AB, BM bunlar hep önemli unsurlardır. Ama ana faktör Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlardır. Bu işin mimarları orada yaşayan iki halktır. Orada bulunacak çözüm hangi çerçevede olursa olsun onu yaşatacak ve onu sürdürülebilir kılacak orada yaşayan halklardır ve referandumlarda onay verecek olan kendileridir ve kendilerinin seçtiği liderler aracılığıyla olacaktır. Bu da unutulmamalıdır.”



Akıncı: “2016 sonuna kadar, federal bir çözüm hedefiyle çalışmalarımızı sürdürmekteyiz”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “2016 sonuna kadar iki toplumlu, iki kurucu devletin siyasi eşitliğine dayalı, federal bir çözüm hedefiyle çalışmalarımızı sürdürmekteyiz” dedi.

Türkiye Bahçeşehir Üniversitesi Hükümet Liderlik Okulu ve Amerikan Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen Global Liderlik Forumu’nun (GLF) gala yemeğinde konuşan Cumhurbaşkanı Akıncı, gelişmelerin tüm insanlığı büyük ve tarihsel bir yüzleşmeye çağırdığını, bir yanda kalkınmış müreffeh ülkeler, zengin coğrafyalar diğer yanda çatışma ve yoksullukla boğuşan ülkeler olduğunu anlattı.

Barış ve daha adil bir düzen yaratılması gerektiğini anlatan Akıncı, Ortadoğu'nun yanı başında, Doğu Akdeniz'deki Kıbrıs'ta da kalıcı barış ve adil çözüm için yıllardır süren uğraşlar olduğunu kaydetti.

12 yıl önce Annan Planı sürecinde çözüme çok yaklaşıldığını, ancak çabaların sonuçsuz kaldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Akıncı, 1 yıldır müzakereleri Nikos Anastasiadis ile birlikte kendisinin yürüttüğünü belirterek, şunları kaydetti:

“2016 sonuna kadar iki toplumlu, iki kurucu devletin siyasi eşitliğine dayalı, federal bir çözüm hedefiyle çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Bir yandan kapsamlı çözümün ana unsurlarını oluşturan başlıklar üzerinde ilerleme sağlarken, diğer yandan da iki toplumu birbirine yakınlaştıracak, aralarındaki güven duygusunu artıracak önlemler üzerinde de çalışmaktayız. Eğer başarılı olur ve yarım yüzyıldır çözümsüz kalan bu soruna, karşılığı kabul edilebilir bir çözüm bulabilirsek bunun olumlu yansımalarının Kıbrıs ile sınırlı kalmayacağının da farkındayız. Böyle bir coğrafyada Kıbrıs sorununa bulunacak çözüm, bölge barışı için de önemli bir örnek olacaktır. Aynı dinden olan insanların birbirlerini boğazladığı bir dönemde, farklı dinlerden toplumların aynı federal devlet çatısı altında bir araya gelebilmeleri önemli bir mesaj oluşturacaktır.”

Kıbrıs'ta bir çözümün, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları temelinde yaşanan gerginlikler ve çatışma olasılıklarının yerini işbirliğine ve ortak yarara bırakması anlamına da geleceğine dikkati çeken Mustafa Akıncı, sözlerini, “Doğu Akdeniz'deki doğalgazın en pratik, en hızlı, en ucuz yol olarak Kıbrıs ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşmasının yolu açılmış olacaktır” diye tamamladı.



Akıncı: “Kıbrıs’ta barış ve çözümün getireceği ortak yararların farkına varılması gerekiyor”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs’ta “büyük resme odaklanarak, barış ve çözümün getireceği ortak yararların farkına varılması gerektiğine” işaret ederek, “Bu nedenle liderler olarak; kendi toplumumuzun meşru hak ve çıkarlarını gözetmek, ama aynı zamanda diğer toplumun hassasiyetlerini de görmezden gelmemek gibi bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Bu yeni anlayıştır” dedi.

İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi Hükümet Liderlik Okulu ve Amerikan Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen “Global Liderlik Forumu”nda konuşan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, forumun ana teması olan “Küresel Kalkınma ve Kutuplaşma: Çağdaş Yenilenme Arayışı”nın; içinde bulundukları durumun kısa bir özeti olduğunu belirtti.

Akıncı, bir yanda kalkınmış müreffeh ülkeler, zengin coğrafyalar varken diğer yanda çatışma ve yoksulluğun yarattığı ağır koşullarla boğuşan ülkelerin bulunduğuna dikkat çekerek, tüm insanlığın kendini sorgulamasının önemine değindi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Bertolt Brecht’in de dediği gibi; “kurtuluşun tek başına olamayacağı ve hep birlikte hareket edilmesinin gerekli olduğunu” söyledi.

KKTC Cumhurbaşkanlığı görevine seçilmesinin hemen ardından 15 Mayıs 2015’te başladıkları müzakereleri, 1 yıldır Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile yürüttüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı şöyle konuştu:

“Geçmişte olanlar farklıydı. Tarafların çok iyi bilinen pozisyonlarını bıkmadan usanmadan tekrarı ve karşılıklı suçlama ile zaman geçirilmesiydi. Şimdi karşılıklı suçlama yerine, karşılıklı anlamaya çalışıyoruz. Anlayabildiğimiz oranda ancak sorunlara yeni bakış açısı oluşturulabilir ve çözümler üretebiliriz.

Bu anlayışla önümüzdeki ayları en verimli biçimde geçirmek ve ada halklarının hak ettiği yeni bir geleceği inşa etmek en büyük dileğimizdir. Bunu başarabildiğimiz takdirde bölgemize ve dünyamıza güzel bir örnek sunmuş olacağız.”

12 yıl önce Annan Planı sürecinde Kıbrıs’ta çözüme çok yaklaşıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Akıncı, şunları kaydetti:

“2016 sonuna kadar iki toplumlu, iki kurucu devletin siyasi eşitliğine dayalı, federal bir çözüm hedefiyle çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Bir yandan kapsamlı çözümün ana unsurlarını oluşturan başlıklar üzerinde ilerleme sağlarken, diğer yandan da iki toplumu birbirine yakınlaştıracak, aralarındaki güven duygusunu artıracak önlemler üzerinde de çalışmaktayız.

Eğer başarılı olur ve yarım yüzyıldır çözümsüz kalan bu soruna, karşılığı kabul edilebilir bir çözüm bulabilirsek bunun olumlu yansımalarının Kıbrıs ile sınırlı kalmayacağının da farkındayız.

Adamızın etrafı kan ve gözyaşıyla dolu. Özgürlüğe, güvenliğe ve daha iyi bir yaşama ulaşmak için kaçmak zorunda kalan komşu halkların çocukları, genci, yaşlısı, adını, erkeği Akdeniz’de boğularak can veriyor. Böyle bir coğrafyada Kıbrıs sorununa bulunacak çözüm, bölge barışı için de önemli bir örnek olacaktır. Aynı dinden olan insanların birbirlerini boğazladığı bir dönemde, farklı dinlerden toplumların aynı federal devlet çatısı altında bir araya gelebilmeleri önemli bir mesaj oluşturacaktır.”

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs’ta bir çözümün, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları temelinde yaşanan gerginlikler ve çatışma olasılıklarının yerini işbirliğine ve ortak yarara bırakması anlamına da geleceğini kaydetti.

Akıncı, “Doğu Akdeniz’deki doğalgazın en pratik, en hızlı, en ucuz yol olarak Kıbrıs ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşmasının yolu açılmış olacaktır” dedi ve Kıbrıs’ta bir çözümün; Türkiye’den adaya akmaya başlayan suyun da, gelecekte tüm ada insanlarının yararlanmasına imkan sunacağını belirtti.

Ayrıca çözümün Türk-Yunan ilişiklerinin gelişmesine ve Türkiye’nin AB’ye daha da yakınlaşmasına yol açacağını kaydeden Akıncı, bu çerçevede gerek Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlar, gerekse Türk ve Yunanlılar birbirlerini geçmişin kalıpları içinde “ezeli ve ebedi düşman” olarak görmek yerine, barışı ve refahı paylaşacak “geleceğin ortakları” olarak görmeye başladıklarını vurguladı.

Akıncı, “büyük resme odaklanarak, barış ve çözümün getireceği ortak yararların farkına varılması gerektiğini” söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Masada varılacak sonuç ne olursa olsun, nihayetinde, Kıbrıs’ta iki halkın referandumda onaylamasıyla ancak yaşama geçebilecektir. Bu anlamda bu büyük çabamız iki ‘hayır’ ya da tek ‘Evet’ ile sonuçsuz kalacağı ortadadır.

Bize iki ‘Evet’ gerekiyor. Bu anlamda yürüttüğümüz çalışma sadece Rumların 12 yıl önceki %75 oranındaki ‘hayır’ oyunu ‘Evet’ oyuna dönüştürme eksersizi değildir. Bunun yanında Kıbrıslı Türklerin %65 oranındaki ‘Evet’ oylarının muhafazası da önemlidir.

Bu nedenle liderler olarak elbette kendi toplumumuzun meşru hak ve çıkarlarını gözetmek, ama aynı zamanda diğer toplumun hassasiyetlerini de görmezden gelmemek gibi bir sorumluluklar karşı karşıyayız.

Bu yeni anlayıştır. Geçmişte olanlar farklıydı. Tarafların çok iyi bilinen pozisyonlarını bıkmadan usanmadan tekrarı ve karşılıklı suçlama ile zaman geçirilmesiydi. Şimdi karşılıklı suçlama yerine, karşılıklı anlamaya çalışıyoruz. Anlayabildiğimiz oranda ancak sorunlara yeni bakış açısı oluşturulabilir ve çözümler üretebiliriz.

Bu anlayışla önümüzdeki ayları en verimli biçimde geçirmek ve ada halklarının hak ettiği yeni bir geleceği inşa etmek en büyük dileğimizdir. Bunu başarabildiğimiz takdirde bölgemize ve dünyamıza güzel bir örnek sunmuş olacağız.”



Müzakereciler görüşmeyi sürdürdü



Rum Fileleftheros gazetesi, Kıbrıs Türk ve Rum müzakereciler Nami ve Mavroyannis’in Kıbrıs sorununun çözümü müzakereleri çerçevesinde uzlaşı noktalarını kesinleştirmek amacıyla önceki gün yeniden bir araya geldiklerini ve mülkiyet ile yönetim başlıklarını görüştüklerini yazdı.

Haberde, müzakerecilerin ve teknik komitelerin tüm zorluk ve sorunlara karşın çalışmalarını sürdürdükleri, ancak diğer birçok konunun müzakere sürecine “parmak izlerini bıraktıkları” iddia edildi.

Gazete, Kıbrıslı Türk Müzakereci Özdil Nami’nin müzakerecilik görevinde kalacağı, ancak Kıbrıs Türk müzakere grubunda değişiklikler olacağı bilgisine ulaştığını da iddia etti.

Gazete haberinin devamında, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki gün BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’la telefonda görüştüğünü, 23-24 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da yapılacak İnsani Yardım Zirvesi toplantısı çerçevesinde gerçekleşen telefon görüşmesinde Kıbrıs sorununun da ele alındığını yazdı.

Haberde, Erdoğan ve Ban’ın “Kıbrıs sorununun çözümüne önem verdiklerini vurguladıkları” belirtilirken, Kıbrıs sorununun “mülteciler ve Türkiye’nin iç siyasetindeki gelişmeler” gibi konulardan etkilendiğinin aşikar olduğu da iddia edildi.

Gazete bir diğer haberinde ise, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide ile Rum BM Daimi Temsilcisi Vekili Menelaos Menelau’nun BM nezdinde gerçekleştirilen bir seminerde kısa bir görüşme yaptıklarını ve Kıbrıs sorununun çözümü sürecinde AB ile BM arasında mevcut olan “çok iyi işbirliğine” değindiklerini yazdı.

Gazete, BM çatısı altında Eide’nin de katılımıyla “BM, Barış ve Güvenlik” konulu bir söyleşi gerçekleştiğini ve gerek Menelau gerekse diğer bazı katılımcıların Eide’nin BM ile AB arasındaki işbirliğinin sağlanmasına katkılarından övgüyle söz ettiklerini aktardı.



“Canımızı zor kurtardık”



Rumlar, Güney Kıbrıs’ta Türklere saldırıda bulundu. Dün Güney Kıbrıs’a geçen Can Kürşat isimli vatandaş ve yanındaki iki arkadaşı,100-150 Rum’un saldırısına uğradı. Kürşat ve arabadakiler canlarını zor kurtarırken, Kürşat’un arabasına Rum saldırganlar tarafından hasar yapıldı.

Lefkoşa’nın en kalabalık caddelerinden biri olan Makarios Caddesi’nde, ellerinde Yunan ve APOEL bayrakları bulunan Rumlar, kırmızı ışıkta durmakta olan Can Kürşat’ın kullandığı KM 444 plakalı arabayı görünce saldırıya geçtiler. Çevredeki Rumlar ise, tekmelerle arabaya hasar veren ve arabadakilerin canına kast eden saldırganları durdurmak için hiçbir müdahalede bulunmadılar.

Rum polis istasyonu önünde meydana gelen saldırıdan kırmızı ışıkta olmasına rağmen arabayı sürerek canını zor kurtaran Kürşat ve arkadaşları Ali Şonya ile Cenk Hasan Haberal Kıbrıslı gazetesine şunları söyledi:

“100-150 kişinin saldırısına uğradık. Kapıyı açıp bizi dışarıya çekmeye çalıştılar. Canımızı zor kurtardık. Tekmelerden arabanın kaportası içine göçtü. Etrafta onca kişi vardı. Kimse kılını kıpırdatmadı. Kaçmasak hastanelik olacaktık” dedi.

İngiliz polisine giderek şikayette bulunan Can Kürşat, ‘’Bu bizim görevimiz değil’’ yanıtını aldı. Lefkoşa’nın en kalabalık caddelerinden birinde meydana gelen bu saldırıyı çevredekilerin ‘’sinema izler gibi izlediklerini anlatan Can Kürşat, “sinema gibi izlediler, öldürseler kılları kıpırdamayacak” dedi.

KKTC’ye geçtikten sonra Lefkoşa Polis Müdürlüğü’ne giderek şikayette bulunan Can Kürşat, bugün de Rum tarafına giderek Rum polisine şikayette bulunacağını belirtti. Kürşat, “Gereğini yapsınlar. Saldırganlar bulunsun. Tam polis karakolunun karşısında oldu. Bu devirde bu gibi terörist hareketlerin yapılması kabul edilemez. Bu gibi suçlar cezasız kalmamalıdır. Cezasız kaldığı sürece bu gibi saldırılar da artış gösterir. Gerek karakolda gerekse caddede onlarca kamera var. Niyetleri varsa bulurlar” dedi.



Rum göçmenler “uzlaşmaya hazır”



Rum tarafında faaliyet gösteren “Kıbrıs Üniversitesi”nin İngiltere’deki Kent ve Kanada’daki Saint Mary’s üniversitelerinin işbirliğinde Rum “göçmenlerin” niyet ve tercihleriyle ilgili geniş çaplı bir araştırma yaptığı, araştırmadan; “uzlaşmaya hazır oldukları” sonucu çıktı.

Rum Politis gazetesi, bu araştırmada, “Bugüne kadar adlarına konuşularak istismar eden Rum siyasilerle değil bizzat göçmenlerin görüşüne başvurulduğuna” dikkat çekti.

Habere göre 29 Şubat-22 Mart 2016’da Güney Kıbrıs genelinde yapılan araştırmada 18 yaş ve üzerindeki bin 64 “göçmene” ulaşılarak yapılan araştırmanın sonucu bugün “Kıbrıs Üniversitesi’nde düzenlenecek “Kıbrıs Sorununda Devam Etmekte Olan Müzakereler ve Göçmen Olanların ve Olmayanların Mülkiyetle İlgili Görüşleri” konulu panelde açıklanacak.

Gazete Kent üniversitesi eğitim görevlisi Neofitos Loizidis’in, araştırmacılar adına bu gazeteye yaptığı açıklamada bugün kimin göçmen olduğu, kimlerin gerçek göçmen olduğu: anneden ve babadan göçmen kategorisine girip girmedikleri ve kaçının Kuzey’de malı olup bu malda 1974 öncesinde ikamet etmediğinin netleştirilmesinin çok önemli olduğuna dikkat çekti.



Çelepis: “Kıbrıs sorunuyla ilgili konjonktür yitirilmedi ve her şey önümüzdeki aylarda değerlendirilecek”



Güney Kıbrıs’ta 22 Mayıs’ta yapılacak milletvekilliği genel seçimlerinde, AKEL’in “Mağusa” bölge adayı olan Tumazos Çelepis, dün Rum basınında yer alan demecinde, Kıbrıs sorunuyla ilgili konjonktürün yitirilmediğini ve her şeyin önümüzdeki aylarda değerlendirileceğini söyledi.

Rum Kathimerini gazetesinde yer alan demecinde, KKTC’de başa gelen yeni hükümetin aslında iki kesimli iki toplumlu federasyona karşı olan partilerden oluştuğunu iddia ederek, Türkiye’deki gelişmelerin de çözümü desteklemediğini öne süren Çelepis, bu durumun Kıbrıs sorununda kötümserliği geri getirdiği görüşünü ifade etti.

Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili konjonktürün yitirilmediğini yineleyen Çelepis, önümüzdeki ayların oldukça kritik olacağını, çünkü ya mülkiyetteki çıkmazın aşılacağı ve artık Türkiye’nin gereken faaliyetleri yapması gerekeceği, ya da müzakere sürecinin çökeceği iddiasında bulundu.

Gazeteye göre Çelepis, müzakere masasında “mülkiyette uzlaşı mesafesine ulaşmayı başaramazsak, daha ileriye gidemeyiz” şeklindeki görüntünün varlığını sürdürdüğünü iddia etti.

Gazeteye göre Çelepis “mülkiyette uzlaşı mesafesinde olunmadığını iddia ederek ‘Kıbrıs sorununun iç boyutlarına dair bütün başlıklar çözülmezse, toprak, güvenlik ve garantiler konularını ele alamayız’ şeklindeki Kıbrıs Türk tarafının sabit ve verimli olmayan tezi yüzünden, ileriye gidemediklerini” iddialarına ekledi.

Mülkiyette uzlaşı mesafesine ulaşmaları durumunda, Türkiye’nin sınanacağı konulara ulaşacaklarını da ileri süren Çelepis, Türkiye’nin toprak ama öncelikle güvenlik konusunda, çözüm istiyorum derken ne kastettiğini ortaya koymaya çağrılacağını sözlerine ekledi.



“Mülkiyet tazminatları için bağış beklenmemeli”



Avrupa’nın en yoğun para akışının cereyan ettiği, Londra’nın göbeğindeki “City of London” diye bilinen iş ve finans merkezi uzmanları mülkiyet tazminatları için bağış beklenmemesi gerektiğine dikkat çekerek “kredi reçetesi” sundu.

Rum Fileleftheros gazetesi, “City of London” uzmanlarının 5 Mayıs’ta Ada’ya gelerek, bütün müdahillerle BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide ile Londra’da yaptıkları görüşmelerin devamı niteliğinde temas ve görüşmeler yaptıklarını yazdı.

Gazete uzmanların Kıbrıslı Türk ve Rum müzakereciler Nami ve Mavroyannis ile Eide’nin de katılımıyla BM ile yaptıkları temaslarda uluslararası toplumun çözümü destekleme çabasının özel sektörle –özel sektör finansmanıyla- takviye edilmesi yöntemlerini ele aldıklarını yazdı.

Uluslararası kuruluşların yaptığı araştırmaların sonucu beklendiğinden henüz müzakere edilmemiş olmasına karşın çözümün ekonomik yönünün, nihai anlaşmayı, anlaşmanın kabul veya reddedilmesini etkileyecek önemli bir unsur olduğuna işaret eden gazete, kaynağının şu sözlerinin altını çizdi:

“Mülkiyet tazminatları için finansman bulunamayacağı açıktır. Ancak piyasa kuralları temelinde verilecek kredi olabilir. Bağışçı bulunabilir ancak onlardan da önemli meblağlar beklenmemeli çünkü olgular 2004’tekinden çok farklıdır. O zaman da bağışlar küçük meblağlarla sınırlı kalmıştı.”

Gazete, gerek City uzmanlarının, gerek çözüm sonrası ekonomiyle ilgili inceleme yapan Dünya Bankası ve IMF’nin, finansman ihtiyacı ve çözüm maliyetinin, mülkiyet tazminatları kısıtlanırsa azalacağına işaret ettiklerini, bunun da mal sahibinin, malını kullanma olanağını mümkün kıldığını yazdı.

Tazminat meblağının ne olacağını mülkiyetin çözüm yöntemi ve anlaşma ile netleşeceğine dikkat çeken gazete özetle şunları ekledi:

“Çözümün ertesi günü maliyeti mülkiyet tazminatları ve kurulacak yapıların (üç hükümet, parlamentolar, kamu hizmetleri, vb.) finansmanıyla ilgilidir. Maliyet büyük ölçüde iade edilecek toprağa ve mülkiyete bağlı olacak. Maliyetin 25 milyar Euro’yu aşacağı tahmin ediliyor. Kullanım kaybı eklenmiyor.

Uzmanlar çözümün ertesi gününün finanse edilme yöntemlerini analiz ederken şu sonuca vardılar: Birilerinin gelip kredi verebilmesi için bir şeyler alması lazım. Bunun mümkün olması için de mülkiyet ile finansman arasında bir bağlantı olması, yani ipotek edilebilmeleri gerek.”



DİSİ birinci parti



Rum Politis gazetesi, Rum Devlet Radyo ve Televizyon Kurumu’nun (RİK) yaptırdığı ankette DİSİ’nin yüzde 24,5 oranıyla birinci parti olduğunu yazdı.

DİSİ’nin ardından yüzde 20 ile AKEL’in geldiğini kaydeden gazete, AKEL’in, RİK’in daha önce yaptırdığı ankete kıyasla oy oranını yüzde 3 oranında artırdığını belirtti.

Üçüncü sırayı yüzde 9 oranıyla DİKO’nun aldığını kaydeden gazete, bunu yüzde 3,5’er oranlarıyla EDEK, Dayanışma Hareketi ile Vatandaşlar İttifakı ve yüzde 3 oranıyla Çevrecilerin takip ettiğin, ELAM’ın ise 1,5 orana sahip olduğunu aktardı.

Gazete ankete katılanların yüzde 14’ünün seçimlere katılmayacağı dile getirdiğini kaydederken, yüzde 12,5’inin de kararsız olduğunu belirttiğini yazdı.

Bir başka soru karşısında ankete katılanların yüzde 33’ünün, DİSİ’nin büyük bir farkla, yüzde 45’inin de, küçük bir farkla birinci olacağına dair düşüncesini dile getirdiğini aktaran gazete, Milletvekilliği seçimlerine ilgi sorgulandığını ise yüzde 59’unun “ilgilenmiyorum”, yüzde 41’inin “ilgileniyorum” dediğini kaydetti.

Habere göre, parti başkanlarının popülaritelerine bakıldığında ilk sırada yüzde 54 oranıyla Çevreciler Başkanı Yorgos Perdikis bulunuyor.

İkinci sırayı yüzde 53 ile Dayanışma Hareketi Başkanı Eleni Theoharus’un aldığını aktaran gazete, Theoharus’u yüzde 46 ile DİSİ Başkanı Averof Neofitu, yüzde 35 ile DİKO Başkanı Nikolas Papadopulos, yüzde 34 ile AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, yüzde 33 ile Vatandaşlar İttifakı Başkanı Yorgos Lillikas, yüzde 21 ile EDEK Başkanı Marinos Sizopulos’un izlediğin belirtti.

ELAM Başkanı Hristos Hristu ise yüzde 10 orana sahip oldu.

Gazete ANT1 televizyon kanalının yaptırdığı ankette ise, DİSİ’nin yüzde 23,1 ile birinci parti olduğunu aktardı.

AKEL’in yüzde 18,3 ile ikinci, DİKO’nun ise yüzde 10 ile üçüncü sırada yer aldığını kaydeden gazete, Vatandaşlar İttifakı’nın yüzde 4,4; EDEK’in yüzde 4,1; Çevrecilerin yüzde 3,9, Dayanışma Hareketi’nin yüzde 3 ve ELAM’ın yüzde 2,3 orana sahip olduğunu belirtti.

Gazete, ayrıca ankete katılanların yüzde 9,2’sinin seçime gitmeyeceklerini, yüzde 16,2’sinin ise kararsız olduğunu dile getirdiğini aktardı.

Her iki ankette de seçimlerde Rum Meclisi’ne 7 ya da 8 partinin gireceğinin görüldüğü belirtildi.



“Seçmenlerin yüzde 25’i parti değiştiriyor”



Güney Kıbrıs’ta, 22 Mayıs tarihinde gerçekleştirilecek olan Genel Seçimler öncesinde yapılan anketlerde seçmenlerin yüzde 25’inin partilerini değiştirdiği belirtildi.

Haftalık Rum Kathimerini gazetesi seçimlerde belirleyici olacak en önemli meselelerden birinin seçmenlerin sandığa gitmemesiyle, bunun her partiyi etkileme derecesi olacağını yazdı.

Yapılan anketlere göre seçmenlerin sandığa gitmeme niyetinin yüzde 20’lerde olduğunu aktaran gazete, anketlerde yer almayı reddedenlerin de olduğuna işaret ederek, sandığa gitmeme oranının 2011 yılındaki yüzde 21,3’ü aşarak yüzde 30’lara yaklaşabileceği ya da bunu aşabileceğini belirtti.

Seçimlerdeki ikinci önemli meselenin seçmenlerin yeni siyasi çatılar altına girmesi olduğunu kaydeden gazete, yeni parti alanlarına geçiş yapacak olan seçmenlerin oranının yüzde 25’lerde olduğunu aktarırken, önceki seçimlerde bu oranın yüzde 15’lerde olduğunu anımsattı.

İki büyük partinin, seçmenlerin parti değiştirmesinden etkilendiğini belirten gazete, DİSİ seçmenlerinin yüzde 16’sının, AKEL seçmenlerinin de yüzde 17’sinin başka partilere kaydığını savundu.

Seçmenlerin parti değiştirmesinden en karlı çıkanların, küçük partilerden Dayanışma Hareketi, Vatandaşlar İttifakı ve Çevreciler olduğunu belirten gazete, öte yandan DİSİ ile AKEL seçim kurmaylıklarının, kritik olan bu son haftada kaybettikleri seçmenleri partilerine geri getirmek için mekanizmalarını harekete geçireceğine kesin gözüyle bakıldığını yazdı.

Seçimlerin görünmeyen bir yanının da, ekonomik krizin ağırlığını ödeyen işsizlerin eğilimleri olduğuna dikkat çeken gazete, işsizlerin yüzde 26’sının ilk seçeneğinin sandığa gitmeme olduğunu kaydetti.

İşsizlerin, iki büyük parti ile DİKO ve EDEK’i tercih etmeyerek büyük oranda Vatandaşlar İttifakı, Dayanışma Hareketi ve ELAM’ı seçtiğini aktaran gazete, ekonomik krizin sorumluları olarak görülen geleneksel partileri cezalandırma eğiliminin gözlemlendiğine işaret etti.

Gazete haberinde gerçekleştirilen ankete göre DİSİ’nin yüzde 24,3 ile seçimlerin galibi olarak görüldüğünü de belirtti.

AKEL’in oylarının, bir önceki aya göre yüzde 4,4 artışla yüzde 19,7 olduğunu aktaran gazete, bu partiyi, yüzde 10,6 ile DİKO, yüzde 4,5 ile Dayanışma Hareketi, yüzde 4,4 ile EDEK ve Vatandaşlar İttifakı, yüzde 3,9 ile Çevreciler ve yüzde 2,6 ile ELAM’ın (Ulusal Halk Cephesi) takip ettiğini aktardı.



Daul, Güney’de temaslarda bulunuyor



Avrupa Halk Partisi (AHP) Başkanı Joseph Daul, Güney Kıbrıs’ta temaslarda bulunuyor.

Rum Fileleftheros gazetesi, Daul’un Güney Kıbrıs’ta temaslarda bulunmakta olduğunu, bu çerçevede Daul’un Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ve diğer yetkililerle görüştüğünü yazdılar.

Gazete, Daul’un Anastasiadis’le görüşmesi sonrasında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin AB kurallarına saygı göstermesi gerektiğini, aksi takdirde AB-Türkiye ilişkilerinin ilerleyemeyeceğini söylediğini belirtti.

Habere göre Daul, Güney Kıbrıs’ı ziyaret sebebinin; “dostları olan DİSİ partisini yaklaşan seçimlerde desteklemek ve Kıbrıs ile Türkiye arasındaki işlerin nasıl gittiğini görmek” olduğunu ifade ederek, “Hepimiz kurallara saygı göstermeliyiz. Kurallara saygı yoksa Türkiye’yle ilişkilerde ilerleyemeyiz” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin kurallara uymaması durumunda vize serbestisinin sağlanmasının da söz konusu olmadığını iddia eden Daul, basın özgürlüğüne karşı Türkiye’de olanların ise “doğal şeyler olmadıkları” yorumunda bulundu.

Gazete, DİSİ Başkanı Averof Neofitu’nun temasları sırasında Daul’a eşlik ettiğini, temasların tamamlanmasının ardından ise yaptığı açıklamada, izlediği ilkeli tutum sebebiyle Daul’a teşekkürlerini ilettiğini yazdı.



İki Toplumlu Eğitim Teknik Komitesi’nden ilk etkinlik



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik gerçekleştirilen görüşmeler çerçevesinde kurulmasına karar verdikleri İki Toplumlu Eğitim Teknik Komitesi’nin ilk etkinliğini yapmaya hazırlanıyor.

Rum Fileleftheros gazetesi, Komite’nin ilk etkinliğini, her iki toplumdan öğrenciler ve öğretmenlerin katılımıyla 1 Haziran tarihinde gerçekleştireceğini yazdı.

Habere göre, Kıbrıs Rum Haber Ajansı’na (KİPE) konuşan Komite’deki Kıbrıslı Rum Eş Başkanı Mihalinos Zembilas, Komite’nin, etkinlik çerçevesinde Lefkoşa bölgesindeki okullardan 11 yaşlarındaki 50 Kıbrıslı Rum ve 50 Kıbrıs Türk öğrenciyi ve her iki toplumdan öğretmenleri ara bölgedeki Dayanışma Evi’nde bir araya getireceğini anlattı.

Etkinlikte eğitici ve eğlenceli faaliyetlerin yapılacağını belirten Zembilas, Akıncı ile Anastasiadis ile bazı yetkililerin de etkinliğe çağrılacağını belirtti.

Etkinliğe katılım için çok fazla talep olduğundan ilk aşamada çocuklar ve öğretmenleri seçeceklerini belirten Zembilas, öğrencilerin etkinliğe katılmak için ailelerinden izin alacağını belirtti.

Zembilas ayrıca, Komite’nin iki buçuk aylık işleyişi sırasında şimdiye kadar başardığı en önemli unsurun, her iki toplumdan öğretmenler, öğrenciler ve aileler arasında temasların olacağı bir mekanizmanın yaratılması olduğunu belirtti.



“Argonaftis 2016” (Argonot 2016) Tatbikatı 29 Mayıs’ta yapılıyor



Güney Kıbrıs’ta 2006 yılından bu yana her yıl gerçekleştirilen uluslararası sivil-askeri “Argonaftis” (Argonot) Tatbikatı’nın, bu yıl 29 Mayıs – 1 Haziran tarihleri arasında yapılacağı bildirildi.

Rum Fileleftheros gazetesi, tatbikatta sivillere insani yardım sağlanması, arama kurtarma ve antiterör operasyonlarıyla ilgili senaryolar canlandırılacağını ve tatbikata Rum İçişleri, Savunma, Adalet ve Kamu Düzeni, Bayındırlık ve Ulaştırma, Sağlık, Maliye ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarının katılacağını; Rum Milli Muhafız Ordusu’nun, polis ve sivil savunmanın da tatbikatta, genel koordinatör olarak esaslı rol oynayacağını yazdı.

Gazete, tatbikatın arama kurtarma safhasında da Larnaka Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi’nin (KSED) genel koordinatör görevini üstleneceğini kaydetti.









Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram













Dışişleri Bakanlığı











Facebook





Twitter





YouTube





Websitesi













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio_news@kktcenf.org

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 11
Dün Tekil 844
Bugün Tekil 230
Toplam Tekil 1982473
IP 54.92.194.75






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































26 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.716 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu