BASIN BÜLTENİ Türkiye'den Rumlara sert uyarı: "Deniz sınırları tekrardan çizilecek" - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Türkiye'den Rumlara sert uyarı: "Deniz sınırları tekrardan çizilecek"
Tarih: 13.05.2016 > Kaç kez okundu? 647

Paylaş


Türkiye, BM Güvenlik Konseyine bir mektup göndererek, Yunanistan ile Türkiye arasında Ege Denizinde bulunan sınırlarını, Kıbrıs Cumhuriyetinin Muhasır Ekonomik Bölgesinin sınırlarının tekrardan gözden geçirilmesi talebinde bulundu.

Türkiye mektubunda, Kıbrıs’ın ekonomik bölgesinin sınırlarının ‘geçerliliği olmadığı’ yönünde görüş de belirttiği ve Doğu Akdeniz’deki sınırların tekrar çizilmesinin gerektiğini sert bir dille ifade ettiği bildirildi.

Kıbrıs Haber Ajansı (CNA)’nın haberine göre, mektup, BM Kıbrıs Daimi Temsilcisi Nikos Emiliou’nun Nisan ayında Güvenlik Konseyine dağıtılmak üzere Genel Sekreter Ban’a gönderdiği ve Türkiye’nin söz konusu ekonomik bölge üzerinde hak iddia etmesini şikayet ettiği mektubuna cevaben gönderildiği kaydedildi.

Emiliou, mektubunda, Ban’a, Türkiye’nin uluslararası hukuka ve BM kriterlerine uymadığını şikayet etmiş ve sorunların Türkiye’nin bu tutumundan çıktığını belirtmişti.

Haberde, Türkiye’nin temsilcisi Y. Halit Çevik’in ifadelerine de yer verildi.

Çevik “Doğu Akdeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip ülke olarak Türkiye, BM’ye, 32°16`18″E” batı meridyenini ipso facto (kendiliğinden-durum gereği) olarak, kendi deniz sınırı (ve hakkı) olarak bildirmiştir” diye konuştu.

Çevik “Türkiye’nin kendi kıta sahanlığının dış sınırları konusundaki pozisyonu bilinen bir durumdur. Dolayısıyla söz konusu meridyenden itibaren hak sahibi olduğu bölgeler aynı zamanda Mısır ile olan deniz sınırını oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.

“Bu bağlamda, Ege denizi ve Akdeniz’de yeni sınırların belirlenmesi konusunda son derece kararlıyız” diyen Çevik “bunu yaparken de bölge ülkelerini ve özel durumları göz ardı etmeyeceğiz” dedi.

Çevik, ülkesinin Mısır ile Kıbrıs arasında imzalanan ve ekonomik sınırları belirleyen anlaşmayı tanımadığını, kabul etmediğini yinelerken, Kıbrıs hükümetine de sert tepki gösterdi.

“Kıbrıs’ın Türkiye’nin kıta sahanlığı üzerinde sözde ekonomik bölge ilan ederek, hidro-karbon arama çalışması yapması, tamamen yalanlar üzerine kurulmuştur bir girişimdir” diyen Çevik “Kıbrıs temsilcisinin mektubunda Türkiye’ye yaptığı tüm suçlamaları reddediyoruz” ifadelerini kullandı. (Kıbrıs Postası)



Juncker: "Şartlar karşılanmazsa Türkiye ile AB arasındaki anlaşma gerçekleşmez"



Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, vize serbestisi şartlarının karşılanmasına büyük değer verdiklerini belirterek, aksi halde Türkiye ve AB arasındaki anlaşmanın gerçekleşmeyeceğini söyledi.

Juncker, Almanya'da katıldığı bir toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin vize serbestisi şartlarına bağlı kalmasını beklediklerini ifade etti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun görevden ayrılacağına değinen Juncker, "Türkiye'yle anlaşmamız böyleydi. Başbakanlıktaki değişikliğin etkisi, AB ve Türkiye arasında anlaşmaların bozulması olamaz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Terörle Mücadele Kanununun değiştirilmeyeceği yönünde açıklamalarına ilişkin olarak Juncker, "Eğer Sayın Erdoğan, Türklerin Avrupa'ya vizesiz seyahat etme hakkının verilmesini engelleme stratejisi güdüyorsa, Tük halkı nezdinde bunun sorumluluğunu o almak zorunda. Bu benim sorunum değil. Onun sorunu olacaktır." dedi.

Öte yandan AB Komisyonu Başsözcüsü Margaritis Schinas, günlük basın toplantısında, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörle Mücadele Yasasının değiştirilmeyeceğini net bir şekilde söyledi. Bu durumda Türkiye ile anlaşma bitti mi?" şeklindeki soruya, "Hayır." yanıtını verdi.

Schinas, Türk hükümetinin verdiği söz bulunduğunu ve Türk hükümetiyle çalışmaya devam edeceklerini söyledi.

AB Komisyonu, 4 Mayıs'ta Türk vatandaşlarının Schengen ülkelerine vizesiz seyahat etmesini öngören bir tavsiye kararı almış ancak vizelerin kaldırılabilmesi için 72 kriterden geriye kalan 5'inin de tamamlanması gerektiğini belirtmişti. Bu şartlar arasında terör tanımının değiştirilmesi de bulunurken, Avrupa Parlamentosu (AP) tüm kriterler karşılanana kadar AB Komisyonunun teklifini oylamama kararı almıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Türkiye'nin terörle mücadele ettiği bir ortamda ilgili kanunu değiştirmeyeceklerini ifade ederek, "Teröristlere çadır kurdurtacaksın ve onlara orada imkan sağlayacaksın ve bunu demokrasi adına yaptığını söyleyeceksin. Bize de 'Vize kaldıracağım bunun şartı, şunu değiştirmen...' Kusura bakma, hadi bakalım biz yolumuza gidiyoruz, sen de yoluna git. Kiminle anlaşabiliyorsan onlarla da anlaş." ifadelerini kullanmıştı.

AB açısından Türkiye'yle anlaşma sığınmacı akışını durdurmak açısından büyük önem arz ediyor.



Schulz: "Türk parlamentosu şartları henüz tamamen yerine getirmiş değil, bu yüzden süreci durdurdum”



AP Başkanı Martin Schulz, AB-Türkiye arasındaki vize serbestisi sürecinin, Türkiye’nin 72 şartı tamamen yerine getirmediği için durdurulduğunu açıkladı.

Schulz, "AB Komisyonunun gönderdiği taslak 72 şarta dayanıyor. Türkiye bu şartları henüz tamamen yerine getirmiş değil. Bu yüzden süreci durdurdum. Türk tarafı için açık bir seçeneği her zaman bulundurmalıyız. Parlamento ve hükümetin alacağı kararlar olacaktır" ifadelerini kullandı.

TC Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Fransa'nın Strazburg kentindeki temasları çerçevesinde Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz, Avrupalı Muhafazakarlar ve Reformcular (ECR) Grubu Başkanı Syed Kamall, Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı (S&D) Grubu Başkanı Gianni Pittella ve AP Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Elmar Brok ile görüştü.

Schulz'la görüşmesi sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Bozkır, Türkiye'nin zor bir dönemden geçtiği bir sırada Strazburg'a geldiğini belirterek, "Şimdiye kadar tüm anlaşmaları karşılıklı güvenle, sorumlu davranarak ve hatta siyasi riskler alarak yaptık. Ziyaretlerimi çok önemli bir süreci olumlu bir şekilde sonuçlandırmak, zorlukları aşarak aynı fotoğrafa birlikte bakabilmek için gerçekleştiriyorum." diye konuştu.

Türkiye'nin vizelerin kaldırılması için gerekli şartları sağlamak için çok çalıştığını vurgulayan Bozkır, "Bu bir matematik problemi değil. Bu bir siyasi sorun. Durumu siyasi olarak yorumlamak önemli." ifadelerini kullandı.

Bakan Bozkır, Türkiye'nin vize serbestisinin sağlanması için yeterli çabayı gösterdiğini belirterek, "Bizim yorumumuz, (vize muafiyetinin) Avrupa Parlamentosuna taşınmasını sağlayacak şekilde beklentileri yeteri kadar karşıladığımızı yönünde. Türkiye müzakerelere 2004 yılında, AB Komisyonu Kopenhag kriterlerini yeteri kadar sağladığımızı açıkladığı zaman başlamıştı. O açıklama tamamen Kopenhag kriterlerini karşılayın yönünde değildi. Siyasette her zaman manevra yapılabilmesi için bir kural olmalıdır." şeklinde konuştu.

AB Komisyonunun vizelerin kaldırılması için aldığını tavsiye kararına değinen Bozkır, "Komisyon teklifini yaptı. Ancak ne yazık ki bunun yanlış yorumlandığını düşünüyoruz. Çünkü hiçbir şart sunulmuyor. Burada bir süreçten söz ediyoruz. Parlamentodaki sürecin başlaması için söz konusu olan bir şart yok. PKK teröründe güvenlik görevlerinin öldürüldüğü ve canlı bomba eylemlerinin yapıldığı bir bir süreçte terör yasasının değişmesi kesinlikle mümkün değildir. Bizim yasamız Avrupa standartlarına da uygundur." ifadelerini kullandı.

AP Başkanı Schulz, Bakan Bozkır'la görüşmesinin çok yapıcı ve verimli geçtiğini belirterek, "AB Komisyonunun vize serbestisi için gönderdiği taslağı neden parlamentoya göndermediğimi açıkladım. Bizim açımızdan Türkiye sürecin parlamentoda işletilmesi için gerekli şartları henüz sağlamadı. Bu yüzden gerekli süreç için hazırlık yapılmadı." diye konuştu.

Şimdilik soruna bir çözüm bulamadıkların söyleyen Schulz, "AB Komisyonunun gönderdiği taslak 72 şarta dayanıyor. Türkiye bu şartları henüz tamamen yerine getirmiş değil. Bu yüzden süreci durdurdum. Türk tarafı için açık bir seçeneği her zaman bulundurmalıyız. Parlamento ve hükümetin alacağı kararlar olacaktır." ifadelerini kullandı.



Türk vatandaşlarına vize muafiyetiyle ilgili rapor Avrupa parlamentosu genel kurulunda görüşüldü



Avrupa Parlamentosu genel kurulunda, AB Komisyonu'nun Türk vatandaşlarına haziran ayı sonunda vize muafiyeti getirilmesi konusundaki tavsiye kararı görüşüldü. Oturumda AB Komisyonu ve AB Konseyi temsilcileri vize serbestisini savundu.

AB Konseyi adına dönem başkanı Hollanda’nın Savunma Bakanı Jeanine Hennis-Plasschaert, Türk vatandaşlarına Schengen ülkelerinde vizesiz seyahati sağlayacak anlaşmanın 2013 yılında kararlaştırılan bir yol haritasının devamı olduğunu fakat 18 Mart’taki anlaşma ile bu sürecin hız kazandığını söyledi.

Hennis-Plasschaert, Türkiye ve AB arasında varılan mutabakatla ilgili “Sığınmacı akınları ve hayatını kaybedenlerin sayısında büyük düşüş söz konusu. Biyometrik pasaportların kullanılması aynı zamanda Schengen ve AB sınırlarını daha iyi korumamıza yarayacak.” diyerek vize muafiyetinin iki tarafın da menfaatine olduğunu ifade etti.

Türkiye ile varılan anlaşma ile zamana yayılan bir sürecin devam ettiğini söyleyen Hennis-Plasschaert, “Türkiye ile insan hakları, kişisel bilgilerin korunması konularını konuşmalıyız. Konuşarak daha ileri gidebilir, gelişebiliriz. 3 milyon sığınmacıyı barındıran Türkiye desteğimizi hak ediyor.” şeklinde konuştu.

AB Komisyonu adına söz alan Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu AB Komisyonu Üyesi Dimitris Avramopoulos, vize muafiyeti konusunda “Avrupa’nın bir B planının olmadığını” kaydederek, “Türk hükümeti önemli ilerlemeler gerçekleştirdi. Yunanistan’a kaçak geçenlerin sayısında çok büyük azalmaların olduğunu görüyoruz. İltica prosedürü konusunda da gelişmeler söz konusu. Hukuki iş birliği anlamında da olumlu gelişmelerin olduğunu söylemek istiyorum.” dedi.

Avramopoulos, “Tamamlanması gereken çok ilerlemeler var. Ne olursa olsun bu rapor uygulanacak. Komisyon görevini yapacak. Biz iyimseriz. Türk yönetimine yardımcı olmak için buradayız. Bu Türkiye için de AB için de faydaları olan bir anlaşmadır ve iki taraf arasında iş birliği gereklidir. Umuyorum vizesiz seyahat konusunda kararı verecek olan iki kurum da (AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu) olumlu ve hızlı bir karar verecek.” ifadesini kullandı.

Oturumda söz alan milletvekilleri, Türkiye’nin yerine getirmesi gereken 72 kriterin bulunduğunu ve bunların uygulamada takibinin yapılması gerektiğini vurguladılar. AP Başkanı Martin Schulz ve siyasi grup başkanlarının aldığı “Tüm kriterler yerine getirildikten sonra tasarı parlamentoda oylansın” kararını desteklediklerini bildiren milletvekilleri Avrupa ülkelerinin mülteci krizine gerekli ve sağlıklı bir yanıt verememesini de eleştirdiler.

AP Liberaller Grubunun Hollandalı Başkan Yardımcısı Sophiein'tVeld’in “Bu anlaşmaya mecbur kaldık çünkü Avrupa olarak zayıf ve güçsüzüz.” ifadeleriyle Fransız aşırı sağının lideri Marine Le Pen’in “Vizesiz seyahat kararı çıkarsa sadece Türkler değil, Orta Asya’daki tüm Türk devletlerinin vatandaşları Avrupa’ya gelecekler.” ifadeleri dikkati çekti.

Yeşiller Grubunun Eşbaşkanı Alman Rebecca Harms ise sığınmacı kriziyle vize muafiyetinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyledi.

AB Komisyonu 4 Mayıs'ta, kalan şartların yerine getirilmesi durumunda Türk vatandaşları için vizelerin en geç haziran ayı sonunda kaldırılmasını isteyen bir tavsiye kararı almıştı. Kararın yürürlüğe girmesi için Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyinin onayı gerekiyor. Onay için parlamentoda salt çoğunluk ve AB Konseyinde (üye ülkeler arasında) nitelikli çoğunluk gerekiyor. Ancak AP başkanı Schulz ve parlamentoda temsil edilen siyasi grupların başkanları, ''Türkiye’nin tüm kriterleri yerine getirmesi'' çağrısı yapmış, bu konuda AB Komisyon’un yazılı güvencesi olmadığı müddetçe konunun AP gündemine alınmayacağını açıklamıştı.



Burcu: “46 kararnameden 22’si imzalandı”



Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, görevden alma ve yeni atamalar için hükümetin bugüne kadar Cumhurbaşkanlığı’na sunduğu toplam kararname sayısının 46 olduğunu, önce gelen kararnamelerin işlemlerinin daha erken tamamlandığını ve 22 kararnamenin hali hazırda imzalandığını açıkladı.

UBP-DP hükümetinin üçlü kararname çerçevesinde yapmayı düşündüğü görevden alma ve yeni atamaların, bugünkü (dünkü) Meclis oturumunda gündeme gelip tartışıldığına dikkat çeken Barış Burcu, “Söz konusu tartışmalarda, Cumhurbaşkanımızın bu görevden alma ve atama işlemlerini geciktirdiği gibi bir izlenim yaratılmış ve Cumhurbaşkanımızın adı hükümete karşı yapıldığı öne sürülen bir “kumpas” iddiasına karıştırılmıştır. Bu, haksız ve gereksiz bir yakıştırmadır” dedi.

Burcu, yaptığı yazılı açıklamada, görevden alma ve yeni atamalar için hükümetin bugüne kadar Cumhurbaşkanlığı’na sunduğu toplam kararname sayısının 46 olduğuna, bu kararnameler için gerekli araştırmalar yapılarak tümünün hukuki bir zeminde titizlikle incelenmekte olduğuna işaret ederek şöyle devam etti:

“Önce gelen kararnamelerin işlemleri daha erken tamamlanmaktadır. Bu çerçevede 22 kararname hali hazırda imzalanmıştır.

Bir görevden alma kararnamesi muhatabı yurtdışında devlet adına görevli olduğu için, bir diğer kararname de Başsavcılık’tan görüş alma ihtiyacı doğduğu için bekletilmektedir.

Geriye kalan 22 kararname, Cumhurbaşkanlığı’na çok yakın bir tarihte, 9-11 Mayıs 2016 tarihleri arasında sunulmuş ve en fazla 3 gün beklemededir. Herhangi bir gecikme söz konusu değildir.”

Kamu yönetiminde kanayan bir yara olan müşavirler sorununu Cumhurbaşkanı’nın her zaman dile getirmekte ve bu sorunun aşılmasını önermekte olduğunu hatırlatan Barış Burcu, “Cumhurbaşkanımız, yeni kurulan UBP-DP Koalisyon Hükümeti’nin yapacağı yeni atamalarda, müşavirlerden azami ölçüde yararlanılmasını, hem hükümeti kurma görevini verirken, hem de hükümeti onaylarken Başbakan Hüseyin Özgürgün’e tavsiye etmişti. Sayın Cumhurbaşkanımız, bu tavsiyesinin şu ana kadar hükümet tarafından dikkate alınmış olmasını ve yeni atamaların birkaç istisna hariç, azami ölçüde müşavirler arasından yapılmakta olmasını olumlu değerlendirmektedir” dedi.

Kamu yönetiminin ciddi bir reforma ihtiyacı olduğunu da belirten Burcu, bu ihtiyaçtan hareketle, Cumhurbaşkanının demokratik, çoğulcu bir Kamu Hizmeti Komisyonu’nun oluşması ve üçlü kararnamelerin asgari düzeye indirilmesinin önemine her zaman vurgu yaptığını kaydetti.

Burcu “Cumhurbaşkanı, bu çerçevede Cumhurbaşkanlığı’nda hazırlanan ve bir önceki hükümete önerilen Kamu Hizmeti Komisyonu’nun yeniden yapılandırılması ile ilgili yasa taslağının ilgili bütün taraflarca değerlendirilerek gündeme alınmasının önemine dikkat çekmektedir” ifadesini kullandı.



Maraş davasında süresiz erteleme



Kapalı Maraş'taki mallar için Yüksek Mahkeme dün kararını verdi. İstinaf davası süresiz tehir kararı ile sonuçlandı.

Bilindiği üzere Mağusa Kaza Mahkemesi, 27.12.2005 tarihinde verdiği 271/2000 sayılı kararda Maraş’ın büyük bölümünde devir işlemlerinin geçersiz olduğu belirtilmiş ve karar Rumların çok büyük tepkisine yol açmıştı.

Kararda mahkeme, Vakıflar ve Din İşleri Dairesinin açtığı, Maraş’taki Abdullah Paşa Vakfına ait malların yasa dışı olarak gasp edildiğini şeklindeki iddiayı haklı bulmuş ve söz konusu malların Abdullah Paşa Vakfına ait olduğu konusunda tespit kararı verilmişti. Ardından 2006 yılında kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK), Maraş ile ilgili başvuruları süresiz ertelemiş ve bu davalarda ‘Vakıflar ve Dinişleri de taraftır’ şeklinde tutum izlemişti. Ancak bu karara itiraz eden Rumlar, YİM’de 2012 yılında dava dosyalamışlar ve YİM’de 6 Kasım 2015’te aldığı kritik karar ise, Mağusa Mahkemesinin Maraş kararını hükümsüz kılmıştı. (Kıbrıs Postası)



Rum yabancı şirket temsilcileri çözümden endişeli



Yabancı şirketlerin Güney Kıbrıs’taki temsilciliğini yapan Rum yatırımcılar, şirketlerle “Kıbrıs’ın tamamını kapsayan” sözleşmeler yaptığından, çözümden sonra akıbetlerinin ne olacağı kaygısı yaşıyor.

Rum Fileleftheros gazetesinin haberine göre Rum Ticaret ve Sanayi Odası’na (KEVE) bağlı Ticari Temsilciler Birliği (SEAK) dün düzenlediği “Kıbrıs Cumhuriyeti ve AB Mevzuatı Işığı Altında Üniter bir Kıbrıs’ta Ticari Temsilcilik” konulu toplantıda sektörün, çözüm sonrasındaki akıbetini masaya yatırdı.

Toplantıda, AB’de ticari temsilcilikler konusunda konuşan Yunan avukat Dimitrios Kutsukis “mesele çok hassas, ancak üretici firma ile anlaşmayla çözülebilir. Özellikle, öteki tarafta temsilciliği var ise tedarikçiler ile durumun netleştirilmesi gerekir” dedi, şunları ekledi:

“Federasyon durumunda fiili durum hukuken değişecek ve makul sınırlar olacak. Belirsizlikler olacağını değerlendiriyorum. Tedarikçinin o zaman ya her iki temsilciyle de çalışması veya birini tercih etmesi gerekecek.”

Ekonomist ve Ekonomi Analisti Yoannis Violaris de “Tedarikçi sadece kendi çıkarına bakar. Meseleye ürünlerinin Türk piyasasında da temsili açısından yaklaşacaktır. Çözüm çerçevesinde temsilcilikleri koruyacak maddeler olmasını düşünmemiz gerekir. Kıbrıslı Türk temsilci de varsa, iki tarafın (Türk ve Rum temsilcinin) işbirliği yapma zorunluluğu olmalı.”

SEAK hukukçusu Ksenios Ksenopulos ise Kıbrıslı Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis’in Birliğe (SEAK), müzakereler sırasında bu meselelere hiç değinilmediğini söylediğine dikkat çekerek “Kaygılarımızı ve önerilerimizi içerecek bir not yazmaya hazırlanıyoruz. Ana konusu, mevcut temsilcilerin, Kıbrıs’ın tamamını kapsamaları için derhal korunması olacak” dedi.

Mavroyannis’e, Rum yatırımcıların, Kıbrıslı Türklerin Türkiye üzerinden büyük şirketlerin temsilciliğini yapıyor olmasından duydukları endişeleri de aktaracaklarını anlatan Ksenopulos, “Piyasa çok büyük, büyük ekonomik menfaatler var ve bu da Kıbrıs Rum tarafını, Kıbrıslı Türklerin Rum temsilcileri etkisiz hale getirebileceği endişesi yaratıyor” ifadesini kullandı.









Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram













Dışişleri Bakanlığı











Facebook





Twitter





YouTube





Websitesi













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio_news@kktcenf.org

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 19
Dün Tekil 876
Bugün Tekil 36
Toplam Tekil 1934184
IP 54.162.152.232






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































30 Muharrem 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Vatan ne Türkiyedir Türklere ne Türkistan,
Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: TURAN
(Ziya GÖKALP)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.002 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu