BASIN BÜLTENİ Akıncı: “‘25 bin kişiyi vatandaş yapalım’ şeklinde bir durum söz konusu değildir” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “‘25 bin kişiyi vatandaş yapalım’ şeklinde bir durum söz konusu değildir”
Tarih: 26.04.2016 > Kaç kez okundu? 706

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 25 bin kişinin KKTC vatandaşı yapılması iddiaları konusunda, “böyle bir durumun söz konusu olmadığını” söyledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, dün ara bölgede Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis ile yer alan görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı’na dönüşünde basına yaptığı açıklamada, basında yer alan 25 bin kişinin vatandaş yapılacağı iddialarını da yanıtladı.

Akıncı, “25 bin kişiyi vatandaş yapalım şeklinde bir durum söz konusu değildir. Böyle bir şey gündemimizde yoktur. Müzakereleri herhangi bir şekilde berhava edecek yaklaşımların olması da söz konusu değildir” dedi.

Müzakere masasında İçişleri Bakanlığı’ndan vatandaşlıklarla ilgili tedarik edilen rakamlar üzerinden hareket edildiğini belirten Akıncı, “Herhangi bir pozisyondan geri adım atmadık atmaya da niyetli değiliz, çünkü çözüm istiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçim döneminde kullandığı “kimseyi gemilere koyup gönderecek değiliz” şeklindeki ifadesini anımsatan Akıncı, “Ancak vatandaşlık konusu başkadır gemiler meselesi başkadır. Bu topraklarda hepimize yer var... Kimseyi mağdur etmeden bu soruna da çıkış yolu bulmak mümkündür” dedi.

Akıncı şu ifadeleri kullandı: “Müzakere sürecini olumsuz etkileyecek her türlü davranıştan uzak durmaktayız. Bizim durduğumuz gibi güneyin de durmasını arzu etmekteyiz” dedi.

Akıncı dünkü görüşmeyle ilgili olarak ise, bugüne kadar ilk dört başlıkta varılan mutabakat ve yakınlaşmaları tam bir mutabakata çevrime bakımından “verimli” bir görüşme olduğunu söyledi.

Her toplantıda yeni ilerleme sağlamanın mümkün olmadığını, ancak daha sonraki aşamalarda gerçek ilerleme sağlayabilmek adına görüşmelerden doğan bir birikimin bulunduğunu söyleyen Akıncı, “Mutabakat sağlanmasını kolaylaştıracak bir birikim olduğuna inanıyorum” dedi.

Kıbrıs Türk tarafının geçmişte sağlanan mutabakatlardan geri çekildiği yöndeki Kıbrıs Rum kaynaklı haberlere de değinen Akıncı, “Böyle bir şey asla söz konusu değil. Biz bugüne kadar ortaya koyduğumuz görüş ve düşünceleri savunmaya devam ediyoruz. Verdiğimiz mesajlarda veya görüşlerde, yazılı veya sözlü bir geri gidişimiz söz konusu değildir, çünkü hedefimiz ileri gitmektir, çözüme ulaşmaktır” dedi.

KKTC’deki yeni hükümetten dolayı Akıncı’nın duruşunda değişikliğe gitti şeklinde diğer bir iddia karşısında da Akıncı, bu türden yaklaşımlara gerek olmadığını çünkü müzakerelerin merhum Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş döneminden itibaren Kıbrıs Türk tarafı adına Cumhurbaşkanı, Kıbrıs Rumlar adına da Kıbrıs Rum Yönetimi lideri tarafından, iki lider sıfatıyla yürütüldüğüne işaret etti ve müzakere sürecinde hükümet ortaklarıyla uyumlu bir işbirliği beklentisi içerisinde olduğunu söyledi.

Müzakerelerin detaylarıyla ilgili olarak Akıncı, bugün (dün) itibarıyla kamuoyuna müzakerelerin genel gidişatıyla ilgili bilgi verebileceklerini, müzakerelerin ayrıntılarıyla ilgili bilginin iki tarafın birlikte vermesi gerektiğini ve iki tarafın da bunun için hazır olması gerektiğini söyledi.

Sadece bir tarafın kendi penceresinden iki taraf adına konuşmasının doğru olmadığını belirten Akıncı, “Gelecek aylarda birlikte açıklama noktasına ulaşırsak bunu yaparız ancak şu anda o konuyla ilgili saptanmış bir konumuz yok “ dedi.

Mayıs ayındaki müzakere programı hakkında da bilgi veren Akıncı, bir sonraki toplantılarının 9 Mayıs’tan, 6 Mayıs’a alınacağını anacak o tarihten sonra Mayıs ayı için belirlenmiş başka herhangi bir toplantı bulunmadığını, bir sonraki toplantının 6 Mayıs’ta yer alacak görüşmede belirleneceğini söyledi.

22 Mayıs’ta Güney Kıbrıs’ta milletvekilliği seçimlerinin yapılacağını hatırlatan Akıncı, ancak müzakerecilerin Mayıs ayında 10 -15 kez görüşmesini beklediklerini söyledi.

2016’da bir çözüm planının referanduma götürülmesi arzu ediliyorsa müzakere sürecinin hızlandırılması gerektiğini ide ifade eden Akıncı, “(Müzakere sürecinin) Yeni dönemde çok daha hızlı çok daha verimli olması gerekiyor, eğer 2016 çözüm yılı olsun diyorsak” dedi.



Anastasiadis: “Yaratıcı bir görüşme oldu”



Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Kıbrıs sorununun çözümü müzakereleri çerçevesinde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yla dün gerçekleştirdikleri görüşmenin “yaratıcı bir görüşme olduğunu” söyledi.

Rum radyosunun haberine göre Anastasiadis, görüşmenin ardından Rum Başkanlık Sarayı’na dönüşünde yaptığı açıklamada, Akıncı’yla gerçekleştirdikleri görüşmeyi “görüşlerin, soruların ve olumlu önerilerin takas edildiği, yaratıcı bir görüşme” şeklinde nitelendirdi.

Anastasiadis, “görüş ayrılıklarının olduğunu, ancak bu yıl içerisinde çözüme ulaşılabilmesi için uzlaşılar sağlanması amacıyla çaba sarf edildiğini” belirtti.

“Yeni uzlaşıların sağlanamadığını ancak görüş ayrılıkları arasındaki mesafenin azaldığını ve daha fazla anlayışın mevcut olduğunu” ifade eden Anastasiadis, görüşmede AB ve ekonomi konularının ele alınıp alınmadığının sorulması üzerine ise “bu konularda büyük görüş ayrılıklarının bulunmadığı” yanıtını verdi.



Çeler: “Uluslararası tek kimliği içeren bir çözümü destekliyoruz”



Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Milletvekili Zeki Çeler, TDP’nin, 11 Şubat ortak belgesinde de belirtildiği gibi, iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, tek egemenliği, tek vatandaşlığı ve uluslararası tek kimliği içeren bir çözümü desteklediğini belirtti.

Çeler, müzakere masasını olumsuz etkileyecek 10 binlerce yeni vatandaş yapılmasına karşı olduklarını ifade ederek, nüfus konusunda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum lider Nikos Anastasides arasında varılan mutabakatı desteklediklerini kaydetti.

AKEL Kıbrıs Masası Şefi ve Milletvekili adayı Tumazos Çelebis'in Rum basınına yansıyan açıklamalarını değerlendiren Çeler, Güney Kıbrıs’ta Mayıs ayı içinde yapılacak seçimlerde aday olarak yarışan bazı isimlerin yaptıkları açıklamaların, müzakereleri olumsuz etkileyecek nitelikte olduğunu ifade etti.

TDP’nin Kıbrıs konusu ile müzakere masasındaki başlıklara yönelik görüşlerinin açık ve net olduğunu belirten Çeler, müzakerelerde mülkiyet konusunun çözümü için tazminat, takas ve iade yöntemlerinin benimsendiğini, ilk söz hakkının koçan sahibinde olmakla birlikte “Dimopulos” kararına göre 40 yıldır bu konutların içinde oturanların da hakkı olduğunu kaydetti.

Çeler, Akıncı ve ekibinin mülkiyet konusunda ortaya koydukları görüşleri desteklediklerini de ifade ederek, temel özgürlükler, serbest dolaşım ve çalışma konularında da bir sıkıntı olmadığını ancak yerleşim ve mülk edinmede bazı sıkıntılar olduğunu anlattı.

Zeki Çeler, bu iki konuda bazı derogasyonların gerekli olduğunu belirterek, nüfus konusunda ise Mustafa Akıncı ile Nikos Anastasides arasında varılan mutabakatı desteklediklerini söyledi. Çeler, müzakere masasını olumsuz etkileyecek 10 binlerce yeni vatandaş yapılmasına karşı olduklarını ifade etti.

TDP olarak Güney Kıbrıs’taki siyasi partilerle iyi ilişkiler yürüttüklerini, çözüme ulaşmak adına da görüşmeler yaptıklarını ve ortak etkinlikler düzenlediklerini anımsatan Çeler, şunları kaydetti:

“Biz çözüme ulaşmak adına uğraşırken, kimse de seçimler dolayısı ile kendi seçmenlerine yönelik doğru olmayan açıklamalar yapmamalıdır. Dolayısı ile Sn. Çelebis'in açıklamaları sadece kendisini bağlamaktadır. TDP'nin görüş ve düşünceleri ortadadır ve herkes tarafından da bilinmektedir. TDP 11 Şubat ortak belgesinde de belirtildiği gibi, iki bölgeli, iki toplumlu siyasi eşitliğe dayalı, tek egemenliği, tek vatandaşlığı, uluslararası tek kimliği içeren bir çözümü desteklemektedir.”



Özgürgün: “Hükümete karşı ön yargılı olunmasın”



Başbakan Hüseyin Özgürgün, Meclis Genel Kurulu’nda hükümet programıyla ilgili görüşmelerde UBP-DP koalisyonu konusunda endişelerin dile getirildiğini ve korku filmi havası yaratıldığını kaydederek, “Geçmişte de UBP-DP hükümetleri kuruldu. CTP-UBP önyargıları yıkan bir hükümetti. Bu hükümete karşı da ön yargılı olunmasın” dedi.

Başbakan Özgürgün, “UBP-DP hükümetinin Kıbrıs konusundaki sürece balta koyacak bir durumu yok. Bu konuda da endişeler dile getiriliyor. Bu hükümet hiçbir şeye balta koymayacak. Hükümet olarak da muhalefet olarak da cumhurbaşkanı ile aynı fikirde olmak zorunda değiliz. Hiçbir parti aynı fikirde olmak zorunda değil. Bu kötü bir şey değil” şeklinde konuştu.

Hükümetin yeni bir seçime kadar 2 yıla yakın bir zamanı olduğunu söyleyen Özgürgün, diyalog içinde çalışılacağını kaydetti ve karşılıklı anlayışın önemli olduğunu söyledi.

“Hükümet bir bütündür. İki parça değil” diyen Hüseyin Özgürgün, “Hükümetin sayısal sıkıntısı varmış gibi görünüyor ama sorun yaşamayacağız. Parlamentonun düzgün çalışması da bizim için önemli. Muhalefetten de Meclis çalışmalarında sıkıntı yaşanmayacağına dair sinyal var” şeklinde konutu.

20 yıla yakın süredir Meclis’te görev yaptığını, birçok önemli Meclis çalışmasında bulunduğunu kaydeden Hüseyin Özgürgün, bakanlıklara bağlı dairelerle ilgili son düzenlemeler konusunda yapılan eleştirileri yanıtladı.

Başbakan, “Hükümet etmede birikimimiz var. Ekonomin ve maliyenin yönetimi konusunda ciddiyiz. Hükümetin yapısıyla ilgili bir sıkıntımız yok. Kimse endişe etmesin” dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş gibi müşavirlik konusuna da açıklama getiren Hüseyin Özgürgün, “Motivasyon eksikliği yaşanan noktalarda belli atamalar olacak” dedi.

Mevcut müşavirlerden atamalar yapılabileceğini de kaydeden Özgürgün, “Müşavirlerin bazılarını göreve davet ediyoruz. ‘Bize baskı yapmayın’ diyorlar. İnsanları zorla çalıştırmak kolay değil” şeklinde konuştu.Atamalar konusunda sadece gerekeni yapacaklarını yineleyen Başbakan Özgürgün, “Bunu abartacak değiliz” dedi.

Ombudsmana ve diğer anayasal kurumlara önem verdiklerini de söyleyen Özgürgün, isim vermeyerek kırtasiye ürünü alamayacak durumda olan anayasal kurumlar olduğunu söyledi.

Su konusunda da değerlendirmede bulunan Özgürgün, “Suyun gerekli ihtiyaç alanlarına verilmesi en öncelikli konudur” dedi.

Güvenlikle ilgili yasalara da işaret eden Başbakan, polisin güçlendirilmesinden yana olduğunu söyledi.

“Hükümet ortağımız DP ile 7 yasa konusunda tartışmamız gereken noktalar var. Bu konuda Bakanlar Kurulu'nda değerlendirme yapacak, onları meclise nasıl göndereceğimizi konuşacağız” diyen Özgürgün, “DPÖ konusundaki tavrımız nettir. Bırakın kapatmayı burası güçlendireceğimiz bir yapıdır” şeklinde konuştu.

Elektrik konusunda da açıklama yapan Başbakan Özgürgün, “Ucuz ve kaliteli elektrik almak halkın hakkıdır. Elektrik gibi bir konuda hükümeti tehdit edecek, çıkışlar yapmak doğru değil. Elektrikte yeniden organizasyon şart. Kurumun çalışanlarının mağdur edileceği bir durum söz konusu değil. Halk rahat olmalı” dedi.

Vatandaşlık konusunun da hep gündemde olduğunu ve buna çok üzüldüğünü ifade eden Özgürgün, “Bu konu hep iç politika malzemesi haline getirildi. Kıbrıs sorunun çözümünü engelleyen bir şeymiş gibi dile getirildi. Sanki burada yangından mal kaçıran gibi bir zihniyet varmış gibi. Kimsenin binlerce kişiyi vatandaş yapalım diye bir derdi yok. Bugün Mecliste böyle anlayışı olan bir vekil olduğunu söylemek mümkün değil. Vatandaşlık konusu Rum tarafından da istismar ediliyor” şeklinde konuştu.

Cumhuriyet Meclisi'ndeki hükümet programı görüşmesinin bugün tamamlanmasının ardından UBP-DP Koalisyon Hükümeti'nin güven oylaması yarın yapılacak.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın 16 Nisan’da onayladığı yeni Bakanlar Kurulu’nun Meclis’ten güvenoyu alabilmesi için 26 evet oyu gerekiyor.

50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi’nde, UBP 18, DP 5, CTP 20, TDP 3 sandalyeyle temsil edilirken, 4 de bağımsız bulunuyor.

Toplam 23 milletvekili bulunan Hükümetin, bağımsız milletvekillerinin desteğiyle güvenoyu alması bekleniyor.



Özyiğit, Doherty ile görüştü



Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Cemal Özyiğit, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Lefkoşa Büyükelçisi Kathleen Ann Doherty ile görüştü.

TDP Genel Merkezi'nde gerçekleşen görüşmede, Kıbrıs konusu, müzakerelerde gelinen son aşama ve gündemdeki konulara yönelik karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Görüşmede, Özyiğit, Doherty'e, TDP'nin Kıbrıs konusuna yönelik politikalarıyla ilgili bilgi verdi.



Taşınmaz Mal Komisyonu’nda 5 yıl süreyle görev yapacak üyeler atandı



Taşınmaz Mal Komisyonu Başkanlığı’na Ayfer Said Erkmen atandı.

Romans Afif Mapolar Başkan Yardımcısı olurken, Sümer Erkmen, Güngör Günkan, Hans Christian Kruger, Daniel Tarschys ve Saskia Yorucu da üye olarak görev yapacak.

Atamalar 5 yıl süreyle geçerli olacak. Komisyon üyeleri değişmezken görevlerde değişikliğe gidildi.

Taşınmaz Mal Komisyonu Başkanı Ayfer Said Erkmen’in açıklamasına göre, Yüksek Adliye Kurulu, “Anayasa’nın 159’uncu maddesinin 1’inci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi Yasası’nın verdiği yetkiyi kullanarak”, 23 Nisan’dan geçerli olmak üzere komisyona atamalar yaptı.

Başkanlığa atanan Erkmen, geçen dönem başkan yardımcısı olarak görev yapıyordu. Geçen dönemin başkanı Güngör Günkan ise bu dönem üye olarak hizmetlerini sürdürecek.

Ayfer Said Erkmen kimdir?

Taşınmaz Mal Komisyonu Başkanlığı görevine atanan Ayfer Said Erkmen, 1945’te Lefkoşa’da doğdu. 1969’da ODTÜ İşletme bölümünden mezun olduktan sonra İngiltere’de Aston Üniversitesi’nde, İtalya’da Ekonomik Kalkınma Enstitüsü’nde ve Amerika’nın Boston Üniversitesi’nde Planlama, Kalkınma ve Kaynak Yönetimi konularında ihtisas yaptı. Washington’da Dünya Bankası’nda çalışmalarda bulunan Erkmen, 1970’te Kooperatif Müfettiş Muavini olarak kamu görevine girdi.

Çeşitli projelerde görev alan, Devlet Planlama Örgütü’nde çalışan Erkmen, 1996’da KKTC’nin Azerbaycan Temsilciliği görevini de yürüttü. 2001-2005 arasında Dışişleri Bakanlığı’nda Ekonomik, Sosyal ve Kültürel İşler Dairesi Müdürü görevine getirildi.

Yüksek Adliye Kurulu’nun kararları uyarınca 2006 yılından itibaren Taşınmaz Mal Komisyonu Üyesi ve Nisan 2011 itibarıyla Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Erkmen, DAܒde part time öğretim görevlisi, Cypfruevex Yönetim Kurulu Üyeliği ve Kıbrıs Türk Kooperatif Merkez Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini de yaptı.

Taşınmaz Mal Komisyonu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Arestis davasında verdiği hükümler uyarınca, Kuzey Kıbrıs'ta bulunan mallarla ilgili talepler için etkin bir iç hukuk yolu oluşturmak amacıyla Taşınmaz Mal Yasası tahtında kurulmuştu.

17 Mart 2006’dan beri faaliyet gösteren komisyon üyeleri Cumhurbaşkanı’nın önerdiği kişiler arasından Yüksek Adliye Kurulu tarafından atanıyor.

7 üyeli komisyonda yasa uyarınca en az iki üye KKTC, İngiltere, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Türkiye vatandaşı olmayan kişiler arasından seçiliyor.

Komisyonun web sitesindeki bilgilere göre, 22 Nisan 2016 itibariyle, komisyona toplam 6 bin 284 başvuru yapıldı ve bunlardan 761’i dostane çözüm yoluyla ve 22’si de duruşma yoluyla sonuçlandırıldı.

Komisyon, şu ana kadar başvuranlara mallarının bedeli olarak 222 milyon 184 bin 689 Sterlin tazminat ödedi; ayrıca, bir başvuru için iade, iki başvuru için takas ve tazminat, beş başvuru için de iade ve tazminat, bir başvuru için çözümden sonra iade ve bir başvuruda ise kısmi iade doğrultusunda karar verdi.



May: “Türkiye’yi de içine alacak şeklide genişleme sorgulanmalı”



İngiltere İçişleri Bakanı Theresa May, ülkesinin Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’yi de içine alacak şeklide genişlemesi perspektifinin sorgulanması gerektiğini savunarak, "AB'nin İran, Irak ve Suriye gibi ülkelerin karada sınırdaşı olmasını düşünmenin zamanı mı diye sormalıyız kendimize?" dedi.

AB üyeliğini 23 Haziran’da referanduma götürmeye hazırlanan İngiltere’de, İçişleri Bakanı May, Londra’da Makine Mühendisleri Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada, konuyla ilgili pozisyonunu ilan etti.

AB üyesi kalmanın İngiltere’nin çıkarına olduğuna inandığını ifade eden May, "AB içinde kalmak doğru olur çünkü ben İngiltere’nin sadece takipçi olmadığına, lider rolü oynama yeteneğinde olduğuna inanıyorum." diye konuştu.

Avrupa Birliği’nin "tedrici bütünleşme" ilkesinin yanı sıra "tedrici genişleme" ilkesini de sorgulamak gerektiğini savunan May, sözlerini şöyle sürdürdü:

"AB ile üyelik müzakeresi yürüten ülkeler arasında Arnavutluk, Sırbistan ve Türkiye de var. Bunlar nüfusu yoksul ve örgütlü suç, yolsuzluk, bazen de hatta terör gibi ciddi sorunları olan ülkeler. AB’nin bütün yeni üyelerine aynı hakları vererek genişlemeye devam etmesi gerçekten doğru mu diye kendimize sormamız lazım. AB'nin İran, Irak ve Suriye gibi ülkelerin karada sınırdaşı olmasını düşünmenin zamanı mı diye sormalıyız kendimize?"

İngiltere'nin 1973 yılından beri sürdürdüğü AB üyeliğini 23 Haziran'da referanduma götürmeye hazırlanıyor. Referandumda halka "İngiltere AB üyesi olarak kalmalı mı, yoksa AB'den ayrılmalı mı?" sorusu yöneltilecek.

Hükümetteki Muhafazakar Parti, AB üyeliği konusunda ikiye bölünmüş durumda. Başbakan David Cameron bakanları referandum konusunda kişisel görüş açıklamakta serbest bırakırken, hükümet politikasını AB üyeliğini sürdürmekten yana belirledi. Ana muhalefet konumundaki İşçi Partisi de ülkenin AB üyeliğini sürdürmekten yana tavır alırken, aşırı sağdaki Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) AB üyeliğine karşı pozisyon almış durumda.

Referandum sürecinde Türkiye'nin AB üyelik müzakereleri muhafazakar siyasetçiler için malzeme oluşturuyor. İngiltere'nin AB'den çıkmasını savunan muhafazakar ve aşırı sağ gruplar zaman zaman Türkiye'yi karalayan ve AB üyeliğiyle ilgili kuşku yaratan mesajlar veriyor.



“Federal bir Kıbrıs’ta Yönetim ve Ekonomi Politikası” adlı kitap yayımlandı



Rum Fileleftheros gazetesi, müzakereler devam ederken çözümün mali bedeli ve Kıbrıs sorununun genel olgularını konu alan “Federal Bir Kıbrıs’ta Yönetim ve Ekonomi Politikası” isimli bir kitap yayımlandığını bildirdi.

Haberi “İdeolojileştirilmeyen Çözüm Modeli” başlığıyla aktaran gazete, Andreas Theofanus tarafından kaleme alınan 230 sayfalık kitapta şu yönlerin ele alındığını yazdı:

"Kıbrıs sorununun tarihi çerçevesi, bütçe çerçevesi ve anayasal çerçevenin analizleri, muğlak yorumlardan kaçınma, yapıcı belirsizliklerden kaçınma, çözümün ekonomik sürdürülebilirliği bağlamında anayasal çözümlerin dışına çıkma yerine merkezileştirme analizi, birleşik ekonomi ve yönetim modelini belirleyen egemen parametrelerin oluşturulması için siyasi irade ve buna bağlı olarak barışın sürdürülebilirliği."

Gazeteye göre, çözüm arayışlarındaki mevcut parametrelerle yetinmeyip çözüm modelini ideolojileştirmeyen yazarın “şekli ve bilgileriyle üniter devletin mümkün olmadığını kabul etmekle birlikte, müzakerelerin başarısızlığa uğraması halinde sorunu alternatif yönetme senaryosu de önerdiğini kaydetti.



Rumlar Güzelyurt’ta “paskalya öncesi son pazar ayini” yaptı



Rumlar önceki gün, Güzelyurt’taki “Ay. Mamas Kilisesi”nde “Paskalya öncesi son pazar ayini” yaptı. Rum Alithia gazetesi, sözde “Omorfo (Güzelyurt) Metropoliti” Neofitos’un yönettiği ayine çok sayıda Rum’un katıldığını ve geleneklere göre ayin yaptığını yazdı.









Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram













Dışişleri Bakanlığı











Facebook





Twitter





YouTube





Websitesi













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio_news@kktcenf.org

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 30
Dün Tekil 973
Bugün Tekil 137
Toplam Tekil 1937158
IP 54.158.55.5






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Safer 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Asil yetimler anadan babadan değil, ilim ve ahlaktan yoksun olanlardır. (HZ. ALİ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.716 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu