BASIN BÜLTENİ Akıncı, İslam İşbirliği Teşkilatı 13. Zirvesi’nde - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Ara�t�rmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı, İslam İşbirliği Teşkilatı 13. Zirvesi’nde
Tarih: 16.04.2016 > Kaç kez okundu? 739

Paylaş


"Adalet ve Barış için Birlik ve Dayanışma" temasıyla düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 13. Zirvesi, ilk kez bu derece yoğun katılımla İstanbul'da gerçekleştiriliyor.

Bosna-Hersek, KKTC, Rusya Federasyonu ve Tayland'ın gözlemci ülke olarak yer aldığı zirvede; Kosova, Belarus ile Kırım Tatarları ve Suriye muhalefeti de özel davetliler arasında bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Akıncı, zirvenin açılış töreni öncesi Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından karşılandı. Türkiye, "barış ve adalet için birlik ve dayanışma" temasıyla gerçekleştirilen zirvede 2 yıllık dönem başkanlığını devraldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve konuklar aile fotoğrafı çektirdi. Aile fotoğrafında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da yer aldı.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen zirveye, KKTC, Azerbaycan, Bahreyn, Brunei, Burkina Faso, Fildişi Sahili, Filistin, Gambiya, Gine, İran, Katar, Kazakistan, Kuveyt, Libya, Pakistan, Senegal, Suudi Arabistan, Yemen, Kosova, Belarus ve Bosna Hersek devlet başkanları, Lübnan, Kamerun, Malezya, Nijer, Somali ve Ürdün hükümet başkanları katılıyor.

Afganistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Endonezya, Gabon, Özbekistan, Umman, Uganda, Sierra Leone, Bangladeş, Cibuti, Fas, Gine Bissau, Kırgız Cumhuriyeti, Komorlar, Maldivler, Mali, Mısır, Moritanya, Mozambik, Nijerya, Sudan, Surinam, Tacikistan, Togo, Tunus, Türkmenistan, Arnavutluk, Benin, Çad, Irak, Rusya Federasyonu, Tayland'dan cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan ve temsilci düzeyinde katılım oldu.



Akıncı: “İİT’nin Kıbrıs Türk tarafının dünyayla etkileşimini sınırlandıran koşulları ortadan kaldırmaya yönelik adım atması önemli”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, çözüm çabalarının yoğunlaştırıldığı bu dönemde İslam İşbirliği Teşkilatı’nın, Kıbrıs Türk tarafının dünyayla etkileşimini sınırlandıran koşulların ortadan kaldırmaya yönelik adım atmasının önemli olduğunu vurguladı.

İslam İşbirliği Teşkilatı 13. İslam Zirvesi Konferansı’nda konuşan Akıncı, bölgede dayanışmanın öneminin de altını çizdi.

Akıncı, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın temel taşlarından olan adalet, barış, birlik ve dayanışmanın üye ülkelerin bulunduğu coğrafyada aranan ve özlenen değerler haline geldiğini ifade eden Akıncı, terör örgütlerinin, son dönemde İslam değerleriyle hiç bağdaşmayan başta bölgede eşi benzeri görülmemiş bir terör estirdiğini son iki yılda resmi verilere göre 10 bine yakın insanın Avrupa’ya ulaşmak isterken denizlerde can verdiğini ve 10 bin çocuğun kaybolduğunu söyledi.

Akıncı, “Küresel ölçekte gelir dağılımındaki çarpıklık, sağlıklı gıdaya ve suya erişme olanaklarındaki eşitsizlik, eğitim fırsatlarındaki dengesizlik, teknolojiden yararlanma oranlarındaki büyük fark ve doğal olmayan yollarla ölümlerde gözlenen bariz uçurum giderilemediği sürece adil bir dünyadan söz etmek mümkün olamayacaktır” dedi.

Akıncı konuşmasına şöyle devam etti:

“Bizler genellikle coğrafyalar arasındaki dengesizlikte mağdur tarafta yer alıyoruz. Bu bakımdan halklarımızı daha müreffeh ve daha demokratik bir yaşama kavuşturmak için çok daha fazla çalışmalıyız. Bunu başarabilmek için birbirimize ihtiyacımız var. Rekabetçi bir hırsla aramızı bozmak yerine, dayanışmacı bir duyguyla birbirimize destek olmamız gerekiyor.”

Birlik ve dayanışma içerisinde olmadan, çetin sorunların üstesinden gelerek, adalet ve barışın hüküm sürdüğü bir coğrafya yaratmanın mümkün olmadığını ifade eden Akıncı, “Bugün burada toplanarak halklarımızın hak ettikleri barış, adalet, istikrar ve zenginliğe kavuşmaları yönünde güçlü bir irade gösterdiğimizi düşünüyorum” diye konuştu.

İslam dünyasında adalet ve barışın sağlanabilmesi için bir yol haritası ortaya çıkarılabileceğini ifade eden Akıncı, “Barış ne kendi ülkelerimizde, ne de dünyada adalet olmadan kalıcı olarak sağlanamaz. Çıkış noktamız bu olmalıdır diye düşünüyorum. İslam İşbirliği Teşkilatı ülkeleri olarak adalet ve barış için birlik ve dayanışma içerisinde olmamız, sadece bölgemizin barış ve istikrarı için değil tüm dünya için de önem arz etmektedir” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs’ta da 50 yılı aşkın bir süredir adil ve sürdürülebilir bir anlaşmaya varmak için pek çok çaba ortaya konduğuna işaret eden Akıncı, “Ada’daki iki tarafın siyasi eşitliğine dayalı, iki bölgeli, iki toplumlu ve eşit statüde iki kurucu devletten oluşan bir federasyon kurulması amacıyla, şahsım ve Kıbrıs Rum Lideri Anastasiadis arasında yoğun bir müzakere süreci devam etmektedir. Bizler aynı nesilden iki lider olarak karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme ulaşmak için çalışıyoruz. Bunun adamızın birleştirilmesi adına son çaba olduğunun bilincindeyiz” dedi.

Kıbrıs Türk halkının çözüme ulaşmak yönündeki kararlı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Akıncı, “Kıbrıslı Türkler olarak bizler, adanın iki ortağından birisi olarak özgürlüğümüzü, eşitliğimizi ve güvenliğimizi tam olarak temin ve tesis edecek bir çözümü arıyoruz. Dost ülkelerin bu çabamıza verecekleri destek çözüm yolunda büyük önem taşımaktadır” sözleriyle destek talep etti.

Müzakerelerde 6 başlıktan özellikle “Yönetim ve Güç Paylaşımı, Avrupa Birliği, Ekonomi ve Mülkiyet” konularında devam eden zorluklar yanında önemli yakınlaşmaların da sağlandığını ifade eden Akıncı, Toprak Ayarlaması ile Güvenlik ve Garantiler konularının sürecin en sonunda ele alınacağını kaydetti.

Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hiç kuşkusuz önümüzdeki aylar süreç için kritiktir ve daha ilerleme sağlanması gereken konular vardır; ancak 2016 yılında çözüme ulaşılması en büyük arzumuz ve hedefimizdir. Bu konudaki çalışmalarımızı büyük bir kararlılıkla sürdüreceğiz. Keza, bugüne kadar genellikle bölgesel gerilim ve çatışma nedeni olan enerji kaynakları konusunda farklı bir örneği sunabilme arayışı içerisindeyiz. Kıbrıs’ı çevreleyen denizlerdeki doğal kaynakların ada içerisinde veya bölgede gerilime yol açmasını istemiyoruz. Tam tersine bu kaynakların karşılıklı bağımlılık yaratarak barışın ve işbirliğinin katalizörü olmasını ve sürekliliğini sağlamasını öngörüyoruz.”

Kıbrıs açıklarındaki doğal kaynaklar üzerinde, çözümün henüz sağlanamadığı koşullarda tek yanlı girişimlerde bulunmanın son derece yanlış olacağı uyarısında bulunan Akıncı, “Böyle bir dönemde, çözüm arayışlarına zarar verecek ve olumlu havayı dağıtacak bu türden davranışlardan uzak durmak büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.

50 yıldır süregelen Kıbrıs sorununun çözümünün bölge için çok önemli bir gelişme olacağını ifade eden Mustafa Akıncı, “Kıbrıs sorununun çözümlenmesi, zorlu sorunların dahi sonuçlandırılabileceğine dair umutların yeşermesine neden olmakla kalmayıp, çatışmalardan yorgun düşmüş bölgemize çok özlenen barış ve istikrar havasını da getirecektir. Bu nedenle, İslam İşbirliği Teşkilatı başta olmak üzere, uluslararası toplum ve tüm taraflar bu fırsatın kaçırılmaması ve bir anlaşmaya varılması için ellerinden gelen her şeyi yapmalıdırlar” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında Kıbrıslı Türklere yönelik uygulanan izolasyonların kaldırılması gerektiğini de vurgulayan Akıncı, şu ifadeleri kullandı:

“İslam İşbirliği Teşkilatı’nın mükerrer kararlarında ‘Müslüman Kıbrıslı Türklerle etkin dayanışmanın güçlendirilerek yakın ilişkiler kurulması, Kıbrıslı Türklere her türlü desteği sağlayarak her alanda ilişkilerin artırılması suretiyle dünyaylaentegrasyonlarının geliştirilmesi’ yönünde üye ülkelere çağrı yapmasından memnuniyet duyuyoruz. Ancak, bu kararların uygulanması konusunda daha yapılması gereken pek çok şey vardır. Keza, İslam İşbirliği Teşkilatı kararlarında bahsi geçen geniş kapsamlı izolasyonlar Kıbrıslı Türklerin günlük hayatlarını etkileyen olumsuz bir durum olmaya devam etmekte ve yaşamın her alanında gelişmelerine mani olmaktadır. Şüphesiz ki, adadaki iki taraf arasında varılacak olan çözümün yaşayabilir olması Kıbrıs Türk tarafının kalkınmasıyla da ilintilidir. Dolayısıyla, çözüm çabalarını yoğunlaştırdığımız bu dönemde İslam İşbirliği Teşkilatı’nın, Kıbrıs Türk tarafının dünyayla etkileşimini sınırlandıran koşulların ortadan kaldırılmasına yönelik atacağı somut adımlar daha da acil ve önemli bir hal almıştır.

Bu bağlamda, tüm kardeş Müslüman ülkelerin, Kıbrıs Türk halkını küresel ağın bir parçası kılacak somut adımları ivedilikle atarak, uluslararası topluma bu konuda liderlik etmesinin zamanının geldiğini düşünüyorum.”



Erdoğan: "KKTC'ye uygulanan izolasyonu hep birlikte kırmalıyız"



Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 13. Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, İİT’nin diğer coğrafyalarda hakları ve gelecekleri için mücadele eden Müslüman toplumlara daha fazla sahip çıkmaları gerektiğini söyleyerek, “"İşte bu kesimler içinde yer alan KKTC'deki kardeşlerimize karşı on yıllardır uygulanan izolasyonu hep birlikte kırmalıyız” ifadelerini kullandı.

Erdoğan konuşmasında, “Kıbrıs'ta yaşayan kardeşlerimize yalnız olmadıkları mesajını İslam dünyası olarak bizler vermeyeceksek kim verecek? Ada'da Türk tarafı aleyhine adaletsiz bir şekilde bozulan dengelerin bir ölçüde düzeltilmesi suretiyle kalıcı ve adil bir çözüme katkıda bulunmak tüm Müslümanların ortak sorunudur diye düşünüyorum” ifadelerine yer verdi.

Erdoğan, “Aynı şekilde Balkanlar'dan Güneydoğu Asya'ya ve Afrika'ya kadar dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Müslüman toplumlar İslam aleminin güçlü desteğine ihtiyaç duyuyor. Ukrayna'da Kırım işgali. Buna sessiz kalmak mümkün mü? İşte Kırım'da da evet, oradaki kardeşlerimiz topraklarında mağdur ve mazlum” dedi.

Ege’de kurtarılan insan sayısının 100 bine ulaştığını belirten Erdoğan, “Açık konuşuyorum; Akdeniz'de, Ege'de botlarla, kırıp dökük gemilerle Avrupa'ya gitmeye çalışanların neredeyse tamamının Müslümanlardan oluşması bizim için bir utanç kaynağıdır. Sayıları milyonlarla ifade edilen bu insanlar güvenlikleri ve gelecekleri için hayatları pahasına böyle bir yolculuğa çıkmaya mecbur kalmışlarsa hep birlikte oturup düşünmek zorundayız. Bizim sadece Ege'de kurtardığımız insan sayısı 100 bine ulaştı. Sahil Güvenlik botlarıyla bunları denizden toplayarak kurtardık. Bu bizim İslami, insani ve vicdani görevimiz olduğu için bunu yaptık. Bir zamanlar benzer gerekçelerle Avrupa'dan bizim coğrafyalarımıza, bizim ülkelerimizde yaşanan göçün tersine dönmüş olmasının sebeplerini çok iyi analiz etmeliyiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam ülkelerinin liderlerine çok büyük görevler düştüğünü belirterek, "Ümmetin sorumluluğunu üstlendiğimizin bilinciyle tüm meseleleri burada görüşmeli ve alacağımız kararları süratle hayata geçirmeliyiz. Toplantımızın temasını oluşturan adaleti ve barışı tesis etmek için inşallah hep birlikte çok daha fazla çalışacağız. Allah yar ve yardımcımız olsun. Bu düşüncelerle bir kez daha zirvenin Müslümanlar ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Hepinize sevgilerimi saygılarımı sunuyorum” dedi.

Erdoğan, Müslüman kadınların sorunlarının yine Müslüman kadınlarca tartışılması gerektiğini belirterek, "İstanbul'da düzenli aralıklarla toplanacak bir kadın konferansı oluşturulmasını teklif ediyoruz. Zira Müslümanların kadın olarak kendi kadınlarının dertlerini ortaya koyabilecekleri bir teşkilatı ve konseylerinin olması şarttır diye düşünüyorum." dedi.

Kadınların, eğitimden iş hayatına kadar her alanda çok daha etkin roller üstlenmesi için hep birlikte gayret etmeleri gerektiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu çerçevede İİT bünyesinde bir teklifim var. Bundan önceki Kahire Toplantısı'nda bu gündeme gelmiş. Fakat o günden bugüne İİT'nin bir kadın konseyi örgütlenmesi yapılmamıştır. İstanbul'da düzenli aralıklarla toplanacak bir kadın konferansı oluşturulmasını teklif ediyoruz. Zira Müslümanların kadın olarak kendi kadınlarının dertlerini ortaya koyabilecekleri bir teşkilatı ve konseylerinin olması şarttır diye düşünüyorum. Kadınlarla ilgili sorunları biz mi konuşacağız? Bırakalım onları da hanımlar konuşsun. Bunları anlatsınlar. Birleşmiş Milletler ‘de ve her yerde anlatsınlar. Bunun adımını atmamız lazım."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılayı'nın, Müslümanların ve tüm insanların karşılaştığı insani krizlerin çözümünde önemli görevler üstlendiğini belirterek, tüm Kızılayların etkin iş birliği içinde olması gerektiğine dikkati çekti.

Yardımlaşma ve dayanışma noktasında Kızılayların atacağı adımı çok önemsediğini dile getiren Erdoğan, bütün afetlerde İslam ülkeleri arasında böyle bir ortak Kızılay yapısının oluşturulması gerektiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Kalkınma için İslam Dayanışma Fonu'nun kapasitesini genişleterek hep birlikte mağdurların ve mazlumların yanında daha güçlü şekilde yer almamız gerekir. Bunun için aramızdaki iş birliği mekanizmalarını çeşitlendirmeliyiz. Örneğin, küresel ekonominin işleyişinde önemli rolü olan tahkim sistemi kendi aramızda da oluşturmalıyız. Neden biz dünyada kurulu tahkim sistemlerine kendisi sıkıntılarımızı ve sorunlarımızı havale ediyoruz? Bunu kendi aramızda oluşturduğumuz tahkim sistemiyle çözelim. İstanbul'da bir uluslararası tahkim müessesi kurulmasını teklif ediyoruz. Başka bir vilayette de olabilir. Ama biz İstanbul'u teklif ediyoruz. İslam Kalkınma Bankası'nı tüm bu çalışmaların desteklenmesi noktasında daha aktif olarak kullanmalıyız. Bugün artık kalkınma maddi boyutu yanında insanları devletlerine ve toplumlarına sadakatlerini temin eden, aradaki bağı perçinleyen en güçlü unsurlardan biridir. Geçtiğimiz yıl boyunca müzakereleri yürütülen ve İİT üyesi ülkelere önümüzdeki 10 yıl içerisinde çeşitli alanlarda kalkınma hedefleri koyan Eylem Programı Belgesi'ni inşallah bu zirvede kabul edeceğiz."

İİT 2025 Eylem Programı Belgesi'nin hazırlıklarının tamamlanmasının önemli olduğunu dile getiren Erdoğan, "Ama asıl olan bu programın başarılı bir şekilde uygulanmasıdır. Başkanlık görevini yürüttüğüm İSEDAK'ın 2025 Eylem Programı'nın uygulanmasının takibini bizzat yapacağım. İSEDAK'ın 2012 yılında kabul edilen yeni stratejisi ve statüsüne uygun şekilde faaliyetlerini yürütmesini sağlamakta kararlıyız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İİT'nin, 1969 yılında Kudüs'teki El Aksa Camisi'ne yönelik saldırı üzerine oluşturulan ve Kudüs'ün kurtuluşuna kadar Cidde'de faaliyet göstermesi kararlaştırılan bir platform olduğunu anlattı.

Aradan geçen yarım asra yakın zamana rağmen Kudüs'ün kurtarılamadığını, Filistinliler üzerindeki baskıların hafifletilmediğini aktaran Erdoğan, "Filistinli kardeşlerimizin, İsrail işgali altında her gün yaşamakta oldukları zulüm İslam aleminin bağrında kanayan bir yara olmaya devam ediyor. Harem-i Şerif bir İslam mabedidir. Kendisi hukuk dışı olan işgalin bir de Harem-i Şerife yönelik ihlaller için dayanak yapılmasına izin veremeyiz. Müslümanlar olarak Harem-i Şerif'in ve Kudüs'ün muhafazası için daha fazla gayret göstermeliyiz. Filistin ile birlikte tüm bölgede kalıcı barış sağlanmasının yegane yolu bir an önce işgalin sona ermesi ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin'in kurulmasıdır." görüşünü dile getirdi.



Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye Raporu kabul edildi



Avrupa Parlamentosu'nun (AP) yeni Türkiye raporu yapılan oylamada, 375 oyla kabul edildi. Oylamada 375 kabul, 133 ret ve 85 çekimser oyu kullanıldı.

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) yeni Türkiye raporunda, Kıbrıs sorununun Türkiye-AB arasındaki ilişkileri etkilediği belirtilerek, bu yüzden de tüm taraflardan çözüme dönük gayret göstermeleri istendi. Türkiye'nin Kıbrıs Rum Kesimi gemi ve uçaklarını liman ve havaalanlarını açması gerektiği savunularak, bunun üyelik müzakerelerini önemli ölçüde güçlendireceği iddia ediliyor. Müzakerelerdeki ilerlemeden memnuniyet duyulduğu kaydedilen raporda, Türkiye'nin çözüme katkı sağlaması, askerlerini çekmesi ve Maraş'ı BM'ye vermesi talep ediliyor.

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) yeni Türkiye raporunda, geçen seneki raporun iade edilmesine yol açan ve Ankara'yı 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını soykırım olarak tanımaya çağıran ifadelere atıf yapıldı.

AP Türkiye Raportörü Kati Piri'nin hazırladığı raporda, Türkiye, sığınmacılara ilişkin çalışmalarından dolayı övüldü. Raporda, Türkiye'nin dünyada en çok sığınmacıyı ağırlayan ülke olduğu, büyük insani katkılar sunduğu vurgulanarak, Suriyeli sığınmacılara çalışma izni verilmesi kararından duyulan memnuniyet dile getirildi. Türkiye'nin sığınmacılar için bedava sağlık ve eğitim imkanı sağladığı da vurgulanan raporda, AB ve Türkiye arasında sığınmacılara ilişkin varılan mutabakatın, yasa dışı geçişlerin keskin bir şekilde azalmasını sağladığının altı çizildi.

Türk vatandaşları için vizelerin ise tüm kriterlerin karşılanması durumunda kaldırılacağı vurgulanan raporda, AB Komisyonu'ndan bu konuda Türkiye'ye teknik destek vermesi istendi.

Güneydoğu'daki güvenlik durumunun kötüleşmesinden endişe duyulduğu da belirtilen raporda, "Türkiye'nin terörle mücadeledeki meşru hakkını tanıyoruz. Ancak güvenlik önlemlerinin hukukun üstünlüğü ve insan haklarına uygun bir şekilde gerçekleştirilmesini vurguluyor, terör operasyonlarının orantılı gerçekleşmesi ve bunların toplu cezalandırmaya dönüştürülmemesi gerektiğinin altını çiziyoruz" ifadelerine yer verildi.

Metinde terör örgütü PKK'ya da değinilerek, "AB terör örgütleri listesinde olan PKK'nın şiddete dönmesini kınıyor ve meşru bulmuyoruz. Kürt sorununun şiddetle çözülemeyeceğini vurguluyor ve Türk hükümetine sorumluluğu alarak kapsayıcı ve sürdürülebilir bir çözüm için görüşmelere yeniden başlaması çağrısı yapıyoruz. PKK'yı silahlarını bırakmaya, terör yöntemlerini terk etmeye, barışçıl ve yasal yollarla isteklerini duyurmaya çağırıyoruz. PKK'nın güvenlik güçleri ve sivillere yönelik saldırılarını şiddetle kınıyor, YDG-H militanlarının barikat kurmaları ve hendek kazmalarından ciddi kaygı duyuyoruz" denildi.

Bazı üyelerin, PKK'nın terör örgütleri listesinden çıkarılması ile "PKK'nın şiddete dönmesinin kınandığı" ifadesinin "PKK'nın şiddete dönmesinden büyük esef duyulduğu" şeklindeki önergeleri ise kabul edilmedi.

AP raporunda, Türkiye'nin PKK'nın Suriye uzantısı PYD güçlerine yönelik aldığı güvenlik tedbirleri ise örgütün adı belirtilmeden kınandı. Raporda, "Türkiye'nin kuzey Suriye'deki Kürt güçlerine askeri müdahalesini kınıyoruz. Bu durum, DAEŞ karşıtı mücadele ile barış ve güvenlik çabalarını tehlikeye atıyor" iddiasında bulunularak, Türkiye'den PYD'nin Cenevre'deki Suriye barış görüşmelerine katılmasına getirdiği engeli kaldırması istendi.

Yeni raporun, geçen yılki raporda yer alan ve Türkiye'nin 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını soykırım olarak tanıması yönündeki isteğe atıf yapması dikkati çekti.

Değişiklik önergeleriyle metne giren atıf, raporun hazırlayıcısı Piri tarafından "Her raporda, ilgili ülkeye ilişkin daha önce alınan kararlara yer veriyoruz. Bildiğiniz gibi, geçen sene 1915 Ermeni soykırımının 100. yılında bir karar aldı. Buna atıfta bulunmak mantıklı. Konuya ilişkin raporda bir paragraf yok ve üyelik müzakerelerinin de bir parçası değil geçmiş senelerde olduğu gibi. Ancak kendi kararlarımızı reddedemeyiz" şeklinde savunuldu.

Bu açıklamaya rağmen Piri, 17 Şubat tarihli ilk taslakta bu konuya atıf yapmamıştı. AP'nin raporu geçen sene aynı atıf nedeniyle Türkiye tarafından iade etmişti

AP raporunda, "Türkiye'de yargı bağımsızlığı, toplanma özgürlüğü, ifade özgürlüğü, insan haklarına saygı ve hukukun üstünlüğü gibi alanlarda son yıllarda görülen yavaşlamadan" derin endişe duyulduğu belirtilirken "hapisteki tüm gazetecilerin derhal serbest bırakılması" talebi yer alıyor.

Üyelik sürecinin canlandırılması ve yeni fasılların açılmasının somut bir ilerlemeye yol açacağı belirtilen raporda, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin bloke ettiği Yargı ve Temel Haklar (23) ile Adalet, Özgürlük ve Güvenlik (24) fasıllarının açılması gerekliliğine işaret edildi.

Rapor açıklanmadan önce AA'ya açıklamalarda bulunan AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Türkiye’nin hassasiyetle yaklaştığı belli konular olduğunu vurgulamıştı. Bozkır, Türkiye'nin bu raporda yer almasını kabul edemeyeceği 3 unsuru, 1915 olaylarının sözde soykırım olarak yanlış şekilde değerlendirildiği bir ifadenin girmesi, PKK terör örgütünün AB terör örgütleri listesinden çıkarılma talebi ve Türkiye’nin müzakere sürecinin yavaşlatılması ya da askıya alınması, Türkiye’ye üye olması için sağlanan fonların kesintiye uğraması gibi bir tavsiye şeklinde sıralamıştı.



Bozkır’dan AP Türkiye Raporu’na tepki



Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) yeni Türkiye Raporu'nda, geçen seneki raporun iade edilmesine yol açan ve Ankara'yı 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını soykırım olarak tanımaya çağıran ifadelere atıf yapılması nedeniyle, bu raporu da yok hükmünde sayacaklarını ve iade edeceklerini söyledi.

Bakan Bozkır, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği Avusturya’nın başkenti Viyana’da, Dışişleri, Avrupa ve Uyum Bakanı Sebastian Kurz ile düzenlediği basın toplantısında, AP'de dün oylanarak kabul edilen Türkiye Raporu’nda geçen yıl olduğu gibi bu yıl da 1915 olaylarından soykırım olarak bahsedilmesine ilişkin yöneltilen soruya şu şekilde cevap verdi:

“Türkiye olarak tarihimizde hiçbir anla ilgili olarak utanç duyacağımız bir an yok. Bütün arşivlerimiz açık. Bu konunun tarihçilerin karar vermesi gereken bir konu olduğunu düşünüyoruz. Siyasetçiler tarih yazmamalı. Tarihi olaylarla ilgili siyasi kararlarla sonuçlar çıkarılmamalı."

Bozkır, AP’nin geçen yıl kabul ettiği rapor için de, 1915 olaylarına soykırım şeklinde atıf yapılması durumunda iade edecekleri uyarısını yaptıklarını ve bunun da bu şekilde gerçekleştiğini anımsatarak şöyle devam etti:

“Bu çerçevede geçtiğimiz yıl 1915 olaylarına sözde soykırım referansı yapılması durumunda bu raporu iade edeceğimizi söylemiştik. Maalesef geçtiğimiz yıl raporu yok hükmünde sayarak, iade ettik. Bu yıl da maalesef, aynı referans Avrupa Parlamentosu’nun, Türkiye raporunda yer alıyor. Bütün çabalarımıza, bütün ikazlarımıza rağmen, bu referansın giderilmesi mümkün olmadı. O nedenle bu raporu da yok hükmünde, geçersiz sayacağız. Raporu, daimi temsilcimiz AP’ye iade edecek” diye konuştu.



Bozkır: “Kıbrıs’ta çıkacak gazın Avrupa’ya ulaşması için en uygun yol Türkiye”



Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır Viyana’daki temasları kapsamında yaptığı konuşmada, enerji bağlamında Kıbrıs meselesine değinerek, "Türkiye, 40 mil uzaklıkta. Girit 500 mil. Kıbrıs’ta çıkacak gazın Avrupa’ya ulaşması için en uygun yol Türkiye. Enerji de Kıbrıs sorununa yardımcı olacak konulardan bir tanesi.” dedi.

Berlin Duvarı’nın yıkılışının bu yıl 27. yıl dönümünün kutlandığını söyleyen Volkan Bozkır, Türkiye’nin AB’ye girişinin önünde duvarlar olmaması gerektiğini, bu konuda işbirliğine hazır olduklarını belirtti.



Çolak İstanbul’da temaslar yapıyor



İstanbul’da “Adalet ve Barış İçin Birlik ve Dayanışma” temasıyla gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı 13. İslam Zirvesi’ne katılan Dışişleri Bakanı Emine Çolak, temaslar da yapıyor.

Bakan Çolak, Somali Dışişleri Bakanı Abdulsalam H. Omer ile bir araya geldi.

Dışişleri Bakanı Çolak, görüşmede, Kıbrıs sorununa da değinerek, Kıbrıs müzakerelerinde gelinen son durum ile ilgili olarak Somali Dışişleri Bakanı’nı bilgilendirdi.



Su Temini ve Yönetimine İlişkin Anlaşma (Onay) Yasa Tasarısı oy çokluğuyla kabul edildi



Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti arasında Su Temini ve Yönetimine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunmasına İlişkin (Onay) Yasa Tasarısı’nı oy çokluğuyla kabul etti.

Tasarı 3 ret oyuna karşılık 35 kabul oyuyla onaylandı. 12 vekil ise oylamaya katılmadı. Tasarıya ret oyu veren TDP’li vekiller, oylarını ayağa kalkarak kullandı.

Oylama öncesinde Tarım Bakanı Erkut Şahali ve Başbakan Ömer Kalyoncu da birer konuşma yaptı.

“Bu anlaşma uluslararası bir anlaşmadır” diyen Tarım Bakanı Şahali, “Anlaşma konusunda sanal bir tartışma ortamı yaratıldı, bu bizi boğdu, verimi kaybettirdi. Bu tartışmalar mevcut metin üzerinden yapılmadı. Okuyanları tenzih ediyorum ama bu metin baştan sona okunmadı” şeklinde konuştu.

Projelerin ve şartnamelerin hazırlanması ve ihalelilerin hazırlanması için sürece de işaret eden Şahali, “Meclisten çıkacak kararın hayırlı olmasını dilerim” şeklinde konuştu.

Başbakan Ömer Kalyoncu ise konuyla ilgili konuşmasında ülkenin su fakiri olduğunu kaydederek, “Var olan suyu içemiyoruz, kullanamıyoruz ama bu konuda gereksiz konuşuyoruz. Bu suya ihtiyacımız var mı? Var. ‘Böyle yapmazsanız size suyu vermem’ diyorlar. Çok fazla olanağınız yok” şeklinde konuştu.

Su anlaşma metninin taslağında önemli düzeltmeler yaptıklarını da kaydeden Kalyoncu, “Daha ihale gerçekleşmedi. Şirket, ihale şartları ve fiyat belli değil ama biz bunun için ‘peşkeş’ ifadesini kullanıyoruz. Bazı şeyleri karıştırıyoruz” dedi.

Ülkede suya ihtiyaç olduğunu yineleyen Başbakan, “Bu anlaşma oynayarak yaptığımız bir anlaşma değil. Zorunlu olduğumuz bir anlaşmadır. Bu suya ihtiyacımız var. Toplam suya ödediği para, ödeyeceği paradan daha fazladır. Almadığınız, kullanamadığınız, tankerlerle gelen suya, içme suyuna para veriyoruz” ifadelerini kullandı.

Suyu yönetecek olanın devlet olduğunu da sözlerine ekleyen Kalyoncu, “Tartışmalar yerinden oynatılmış durumda” dedi, “Anlaşmanın ülkeye hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.



Akıncı, yarın Özgürgün’ü kabul edecek



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, yarın, UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ü kabul edecek.

Cumhurbaşkanı tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilen Özgürgün’ün cumartesi kabineyi Cumhurbaşkanı Akıncı’ya sunması bekleniyor.



Lidington müzakerecilerle görüştü



Rum Fileleftheros gazetesi, İngiltere’nin AB İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı David Lidington’un Salı günü Özdil Nami ve Pazar günü de Andreas Mavroyannis’i telefonla arayarak müzakerelerin gidişatı hakkında bilgi aldığını yazdı.

Habere göre, Lidington, müzakerecilerden, sürecin gidişatı ve karşılaşılan zorluklar hakkında bilgi alırken, İngiltere’nin sürece yönelik desteğini de vurguladı.

Gazete, Lidington’un yaklaşık on gün önce de Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı arayarak İngiltere’deki referandum sonrasında İngiltere’ye davet edileceği bilgisini ilettiğini hatırlattı.



Vakıfların kuruluşu ve Evkaf’ın Kıbrıs Türk Toplumuna devrinin yıldönümü etkinliklerle kutlanıyor



Vakıfların kuruluşunun 445. ve Evkaf’ın İngilizlerden Kıbrıs Türk toplumuna devrinin 60. yıl dönümü, çeşitli etkinliklerle kutlanacak.

Etkinlikler kapsamında yarın, Selimiye Meydanı’nda “İyilik Festivali” düzenlenecek.

Kutlamalar, bugün Vakıflar Genel Müdürlüğü önünde saygı duruşunda bulunulmasıyla başlayacak, ardından Dr. Fazıl Küçük’ün Anıttepe’deki kabrine çelenk konulacak ve Dr. Küçük’ün eşi Süheyla Küçük evinde ziyaret edilecek. Etkinlikler 22 Nisan’a kadar devam edecek.

Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Benter, vakıf medeniyetinin gönüllülük, merhamet ve sevgi medeniyeti olduğunu ifade ederek, kurulan vakıfların, din, dil, ırk hatta yeryüzündeki hiç bir canlı ayrımı gözetmeksizin hizmet yapma gayesi içinde olduğunu belirtti.

Benter, hedeflerinin, ataların miras bıraktığı güzel vakıf düşüncelerini sahiplenerek, vakıf mallarını amaçlarına uygun olarak toplumun faydasına kullanmak olduğunu kaydetti.



Sözde belediyeler Avusturya’da temaslarda bulundu



Sözde “işgal altındaki bölgelerin belediyelerinden” oluşan komitenin, Avusturya’da temaslarda bulundu.

Rum Fileleftheros gazetesi, sözde “İşgal Altındaki Belediyeler” Komitesi’nin, Avusturya Devlet Başkanı olmak üzere hükümet yetkilileriyle bir araya geldiğini yazdı.

Habere göre yapılan temaslarda, Avusturyalı yetkililer, AB’ye aday bir ülke olan Türkiye tarafından bir Avrupa ülkesinin “askeri işgalinin” olamayacağını dile getirirken Türkiye’nin, “Kıbrıs sorununun AB ilkeleri, değerleri ve BM kararları temelinde çözümlenmeden, AB’ye giremeyeceğini” savundu.

Temaslarda iki ülke arasındaki ilişkilerden de bahsedildi.

Sözde “İşgal Altındaki Belediyeler Komitesi Başkanı” aynı zamanda sözde “Maraş Belediye Başkanı” Aleksis Galanos, Avusturya yerel basınına röportajlar verdi.



Konser piyanisti Taner, Sicilya’da resital verecek



Konser Piyanist Rüya Taner, Sicilya'nın Ragusa kentinde “21. Stagione Concerstica Uluslar Arası Müzik Festivali”nde sanatseverlerle buluşacak.

Taner, bugün Ragusa'nın “Cine Teatro don Bosco –Ragusa” salonunda resital verecek.

Resital öncesi dün Ragusa Radyosu’nda da bir söyleşisi olan Rüya Taner, Cumartesi gün Sicilya' dan ayrılacak.





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 565
Bugün Tekil 445
Toplam Tekil 1983031
IP 54.167.44.32






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































22 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.406 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu