BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Bölgedeki yer altı kaynaklarının ekonomik akla uygun formüllerle değerlendirilmesi bütün taraflara kazanç sağlayabilir” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Bölgedeki yer altı kaynaklarının ekonomik akla uygun formüllerle değerlendirilmesi bütün taraflara kazanç sağlayabilir”
Tarih: 08.04.2016 > Kaç kez okundu? 710

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs açıklarındaki ve bölgedeki yeraltı kaynaklarının, ekonomik akla uygun formüllerle değerlendirilmesi sayesinde bütün tarafların aynı anda kazançlı çıkacakları bir denklem kurulmasının mümkün olabileceğini vurguladı.

Bunun hem bölgesel barışa ulaşmayı kolaylaştıracağını, hem de barışı sürekli kılacağını, karşılıklı ekonomik bağımlılığı gündeme getireceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bugün Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için bu kadar yoğun bir çaba harcıyorsak bunu sadece kendimiz için yapmıyoruz. Kıbrıs’ta artık taşlaşmış olduğu düşünülen bir sorunu ortadan kaldırabilirsek, bunun bölgemize de iyi geleceğini biliyoruz” dedi.

Akıncı, Kıbrıs sorununa bulunacak çözümün savaşların ve iç çatışmaların etkisiyle sosyal yıkım yaşayan Orta Doğu ülkelerine ve bu bölgeye dair fikri ve çabası olan herkese iyi bir örnek teşkil edebileceğini vurgulayarak, “Ayrıca bölgesel işbirliğini temin edecek ortak projeler ve projeksiyonlar için de güçlü bir kesişme noktası olabileceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi Başkanlar Toplantısı’nda zirveye katılan devlet başkanları ve hükümet yetkililerine hitaben bir konuşma yaparak, mülteci sorunu, doğal kaynaklar, küreselleşme ve küresel terör konularına değindi.

Akıncı, konuşmasında Orta Doğu’daki enerji kaynaklarının bugüne kadar genellikle bölgesel bir gerilim ve çatışma nedeni olageldiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bizler, şimdi yeni ve farklı bir örneği sunabilme arayışındayız. Adayı çevreleyen denizlerdeki doğal kaynakların toplumsal ve bölgesel gerilime yol açmasını arzu etmiyoruz. Tam tersine bu kaynakların, barışın ve işbirliğinin katalizörü olabileceğini öngörüyoruz.

Kıbrıs açıklarındaki ve bölgedeki yeraltı kaynaklarının, ekonomik akla uygun formüllerle değerlendirilmesi sayesinde bütün tarafların aynı anda kazançlı çıkacakları bir denklem kurulması mümkün olabilir. Bu, hem bölgesel barışa ulaşmayı kolaylaştırır, hem de barışı sürekli kılacak karşılıklı ekonomik bağımlılığı gündeme getirir.

Kıbrıs, Mısır, İsrail, Lübnan, gelecekte barışa ulaşmış Suriye, Türkiye, Yunanistan ve diğer bölge ülkelerini kapsayan; ayrıca Avrupa Birliği ile ilişkilendirilmiş ortak bir enerji politikası geniş bir coğrafyaya yepyeni ufuklar kazandırabilir”.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, dünyada son dönemlerde yaşanan gelişmelerin, tüm insanlığı büyük ve tarihsel bir yüzleşmeye çağırdığını kaydederek, bu yüzleşmeye ilham olsun diye Bertolt Brecht’in “Kurtulmak yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz” sözünü hatırlattı.

“Bu dünyada sadece kendi ülkelerimizi zengin, mutlu ve huzurlu kılabilir miyiz? Dünyanın geriye kalanının payına kan, gözyaşı ve yoksulluk düşerken biz tek başımıza refah ve dirlik içinde yaşayabilir miyiz?” diye soran Akıncı, bir yanda müreffeh ülkeler ve varsıl coğrafyalar varken diğer yanda çatışma ve yoksulluğun yarattığı ağır koşullarla boğuşan ülkelerin yer aldığına dikkat çekti.

Tek yerkürede en az iki dünya kurulmuş durumda olduğunu ifade eden Akıncı, yerkürenin huzurunu kaçıran şeyin de bu olduğunu belirtti.

İnsanların yaşadığı dramı rakamların soğukluğuyla açıklamanın imkansız olduğunu vurgulayan Akıncı, son iki yılda sadece resmi verilere göre 10 bine yakın insanın Avrupa’ya ulaşmak isterken denizlerde boğulup can verdiğini, yine 10 bin kayıp mülteci çocuk bulunduğunu hatırlattı.

Dünyada halen 60 milyon civarında insanın mülteci durumunda olduğuna değinen Akıncı, bunca insanın doğup büyüdüğü ve bağlandığı toprakları terk etmek zorunda kalmasını, belirli coğrafyaların yaşadığı krizlerin ötesinde, küresel bir sorunun yansıması olarak algılamak gerektiğini anlattı.

Akıncı, “Benim ülkem, yoğun mülteci akınına uğrayan yerler arasında değil. Ama kanayan ve kaynayan bölgenin yanı başında bulunuyor. Bu bakımdan ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanların acılarını çok daha yakından hissediyoruz” dedi.

Akıncı, Kıbrıs Türkü’nün de geçmişte çatışmaların yıkıcı etkisini yaşadığını, insanların sevdiklerini kaybettiğini, ölüm korkusuyla kendi sokaklarında dolaşamadığını, evlerini terk etmek zorunda kaldığını anlattı.

Akıncı, son yıllarda barış ortamının dünyanın belirli bir bölgesinde yok olmasının dahi aslında dünyanın geneli için bir tehdit unsuru haline dönüştüğünü belirterek, küresel terör indeksine göre dünya genelinde terör nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının son 15 yılda yüzde 80 oranında artış gösterdiğini, her yıl yaklaşık 30 bin kişinin terörün kurbanı olduğunu belirtti.

Akıncı, terörden en çok etkilenen 11 ülkeden 10’unun mülteci oranının en yüksek olduğu ve yerinden edilmelerin en çok yaşandığı ülkeler olduğuna dikkat çekti.

Akıncı, “Uluslararası indeksler, Batı’nın hâlâ daha terör anlamında dünyanın diğer yarısı kadar şanssız olmadığını gösteriyor. Fakat Avrupa’da peş peşe gerçekleşen terör saldırıları, bu durumun daha fazla devam etmeyeceği endişesini haklı çıkarmaya yetiyor” dedi.

Akıncı, terörün yoğun biçimde mülteci sorunu yaşanan ülkelerde zemin bulmasının, ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerin potansiyel terörist oldukları biçiminde yorumlanmaması gerektiğini, bu insanların aslında terörün birinci derecede mağduru olduklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Akıncı, “Mültecileri yaşadıkları topraklardan koparan insan yaşamının hiçe sayıldığı tekin olmayan yaşam koşulları, Bu insanların ihtiyaç duydukları en son şey, ırkçı yaklaşımlarla itilip kakılmak ve hor görülmektir” ifadelerini kullandı.

Mültecilere kapılarını açan ülkelerin şimdiden tarihe mal olduklarını vurgulayan Akıncı, bu noktada Türkiye’ye özel değinmek gerektiğini, krizin başlangıcından beri “açık kapı politikası” uygulayan Türkiye’nin bugün milyonlarca göçmene ev sahipliği yaptığını, ülkeye sığınan Suriyeli sayısının 2,5 milyonu aştığını belirtti.

Türkiye’nin bu takdire şayan göçmen politikasının insanlık bakımından müstesna olduğunu belirten Akıncı, Türk halkı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sergilediği dayanışmanın BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin raporlarında açık biçimde ifade edildiğini, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un da Türkiye’nin bu yöndeki politikası konusunda takdir duygularını kendisiyle paylaştığını belirtti.

Akıncı, Türkiye’nin yanında Lübnan ve Ürdün’ün tutumlarını da not etmek gerektiğini, bu iki ülkenin en çok mülteci ağırlayan ülkeler arasında dikkat çektiğini kaydetti.

Akıncı, “Avrupa Birliği’nin göçmen krizini hafifletmek amacıyla Türkiye ile vardığı uzlaşının, mültecilerin daha iyi koşullara kavuşturulmasını ve hiç olmazsa küçük cansız bedenlerin sahillere vurduğu acı veren manzaraların tekrarını önlemesini gönülden diliyorum” dedi.

Dünyanın her noktasının her bakımdan birbiriyle aynı olamayacağını ancak nimetlerin dağılımı bakımından dünyanın şimdikinden çok daha dengeli bir yere dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Akıncı, küresel ekonomik göstergeler bölgeler ve ülkeler arasında derin uçurumlar olduğunu göstermeye devam ettiği sürece, dünyanın sancısının hafiflemeyeceğini söyledi.

Gelir dağılımındaki çarpıklık, sağlıklı gıdaya ve suya erişme olanaklarındaki eşitsizlik, teknolojiden yararlanma oranlarındaki büyük fark ve doğal olmayan yollarla ölümlerde gözlenen bariz dengesizlik giderilemediği sürece yerkürenin huzurlu bir yere dönüşmesinin mümkün olmadığını söyleyen Akıncı, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Küreselleşme dinamiklerini gündeme getirme nedenim de bundan kaynaklanıyor. Uluslararası bütünleşme olarak algılanabilecek olan küreselleşmenin aynı ideolojiyi, aynı kültürü ve aynı yaşam stilini dayatan ama olanaklardan dengeli biçimde yararlanılması ilkesini gözetmeyen tek yanlı bir süreç olarak yaşanması doğru değildir”.

Global ağların bu kadar iç içe geçtiği bir dönemde kimsenin kendi halinde kalma ve tek başına yaşama seçeneği kalmadığını, dünyanın eskisinden çok daha etkileşimli bir yer olduğunu söyleyen Akıncı, çağın hakkını vererek, meselelere global ölçekte bakmak gerektiğini; parçalı çözümler yerine küresel yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu kaydetti.

Barış, demokrasi, insan hakları ve refahın bütün insanlığın hakkı olduğunu vurgulayan Akıncı, konuşmasını “Kurtulmak yok tek başına; ya hep beraber ya da hiçbirimiz” sözüyle tamamladı.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın konuştuğu oturumda ayrıca Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Bosna Hersek Federasyonu Başkanı Marinko Cavara, Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Mladen Ivanic, Arnavutluk eski Cumhurbaşkanı Bamir Topi, Estonya eski Cumhurbaşkanı Arnold Ruutel, Hırvatistan eski Cumhurbaşkanı Ivo Josipovic, Moğolistan eski Cumhurbaşkanı Natsagiin Bagabandi, Moldova eski Cumhurbaşkanı Petru Lucinschi, Hırvatistan eski Cumhurbaşkanı Stjepan Mesic ve Romanya eski Devlet Başkanı Emil Constantinescu da konuştu.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Akıncı, önceki akşam 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi onuruna Veliefendi Hipodromu’nda düzenlenen at yarışında birincilik kupasını kazanan jokeye kupasını Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Malden Ivanic ile birlikte verdi.



Akıncı yurda döndü



İstanbul’da Katıldığı 19’uncu Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin ardından yurda dönen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, önceki gün başlayıp dün de devam eden zirvede, günün en yakıcı sorunu haline gelen terörizm ile mülteci olaylarının irdelendiğini belirterek, bunun yanında istemsiz göç konusunda bir de panelin gerçekleştiğini ve burada da konuşmacılardan bir tanesinin kendisi olduğunu kaydetti. Zirveye Makedonya, Bosna Hersek Cumhurbaşkanları, Türkiye’nin 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye’nin Başbakan Yardımcıları Mehmet Şimşek ile Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Tuğrul Türkeş yanında dünyanın çeşitli ülkelerinden değişik düzeylerde yetkililerin katıldığını belirten Akıncı, daha önce Başbakan Yardımcısı iken katıldığı zirveye bu kez Cumhurbaşkanı sıfatıyla katılma fırsatı bulduğunu söyledi. Avrasya coğrafyasının oldukça önemli olduğunu ifade eden Akıncı, bu coğrafyada bulunan Türkiye’nin de bu konumda önemli rol üstlenen önemli ülkelerden bir tanesi olduğunu söyledi. Zirvenin ülke ve Kıbrıs Türk halkı adına yararlı geçtiği ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı şöyle konuştu:

“Orada bulunmak, 1-1.5 gün içerisinde çeşitli temaslar yapmak bizim için kesinlikle ülke ve Kıbrıs Türk halkı adına yararlı oldu. Bu bağlamda yaptığımız sohbet, toplantılar dışında hem Gül ile Kıbrıs konusunun içinde bulunduğu son durumu değerlendirme fırsatı hem de Kıbrıs İşlerinden de sorumlu olduğu için Başbakan Yardımcısı Türkeş ile de detaylı görüşmelerimiz oldu. Bu bağlamda yararlı bir temas yapıp yurduma dönmüş bulunuyorum.

Şimdi burada bizi bekleyen bir başka süreç var. Hükümetin oluşturulması için gereken görevlendirmeyi yapmak. Bu konuda tabii ki partilerle Salı günü yürüttüğüm çalışmadan sonra kendi aralarında ve kendi içlerinde çalışmalarını yapmalarını bekleyeceğimi söylemiştim. Sanırım onlar bu süreci sürdürüyorlar. Bilebildiğim kadarıyla iki partinin bu akşam (dün akşam) parti meclislerinde toplantıları var. Kuşkusuz diğer partiler de kendi içlerinde değerlendirmelerini yapıyorlar.

Yarın (bugün) bu değerlendirmelerden ortaya çıkan bir sonuç varsa bunu alacağımı umut ediyorum. Ona göre bundan sonraki sürece hep birlikte bakacağız. Şu an itibarıyla bana ulaşan partilerin değerlendirmeleri sonucu ile ilgili herhangi bir bilgi yok. Herhangi bir somut bilgi bana ulaştırılmış değil. Ama ülkeye henüz geldiğim için bu saatten sonra veya yarın olabilir. Dolayısıyla gelişmeleri göreceğiz. Ona göre son çerçeve ne emrediyorsa onun gereği yerine getireceğiz.”



Denktaş: "Önceliğimiz UBP"



Demokrat Parti Ulusal Güçler Genel Başkanı Serdar Denktaş, koalisyon görüşmelerinde önceliklerinin UBP olduğunu, görüşmelerinin süreceğini söyledi. Denktaş UBP ile koalisyon kurma ve müzakereleri yürütme kararının oyçokluğuyla alındığını söyledi. Denktaş, UBP'nin Maliye, Eğitim ve Çevre bakanlıklarını önerdiğini doğruladı; pazarlık yapmadan kabul edeceklerini de açıkladı.

Denktaş, “Milletimize hayırlı, uğurlu olsun. Kimisi üzülecek, kimisi sevinecek ama icraatta geniş kesimleri rahatlatacak ve sevindirecek bir yaklaşım içerisinde olacağız” dedi.



Anastasiadis Türkiye’ye gidiyor



Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Birleşmiş Milletlerin (BM) fakirlik konulu seminerine davetli olarak Mayıs ayı sonunda Türkiye’ye gideceğini açıkladı.

Rum radyosunun haberine göre, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis dün bir etkinlikte yaptığı açıklamada, 23-24 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek fakirlik konulu dünya formuna BM Genel Sekreteri tarafından davet edildiğini, daveti kabul ettiğin ve toplantıya katılacağını ifade etti.

Forum çerçevesinde Türk yetkililerle görüşme yapıp yapmamayı talep etmesinin ise toplantıların programına bağlı olacağını vurguladı.



Anastasiadis: “Sorumluluğu halka yüklemeyeceğim, gerekirse anlaşmayı reddedeceğim”



Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis “Müzakereler Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi anlaşmasıyla nihayetlenirse halkın oyuna sunacağım, aksi halde sorumluluğu alacağım. Gerekirse, anlaşmayı reddedeceğim” dedi.

Rum Fileleftheros gazetesinin haberine göre, önceki gün bir etkinlikte yaptığı açıklamada, herhangi bir anlaşma istemediğini söyleyen Anastasiadis, “AB’ye katılımımız, bağımsızlıktan sonra elde ettiğimiz en büyük diplomatik başarıdır. Bugün yarı işgal altındaki vatanımızda, Avrupalı ortaklarımızla tamamen özdeş hissetmek için özgür, yeniden birleşmiş, bütün sakinlerinin dolaşım, yerleşim, mülk edinme ve meslek icra etme serbestisi olan bir vatan istiyoruz” dedi.

Anastasiadis “Tanrı’nın ve siyasi güçlerin de yardımıyla, vatanımızı yeniden birleştirmeyi başardığımı hissedersem ancak o zaman halkı oylamaya çağıracağım. Birleştirmeyi başaramazsam, her lider gibi ben de sorumluluğu alacağım. Reddetmem gerekirse, reddedeceğim, sorumluluğu halka atmayacağım” ifadelerini de kullandı.

AB’nin müzakere prosedürüne ilk kez müdahil olduğuna dikkat çeken Anastasiadis, bu “AB’nin müdahiliyeti Avrupa müktesebatını, insan haklarını, hepsinden önemlisi de Modestu Pandeli’nin uğruna hayatını verdiği özgürlüğü korumamız içindir” dedi ve devamla şunları ekledi:

“Halihazırda ilerleme kaydettik ancak saklamayacağım, zorluklarla da karşılaşıyoruz. Umarım, Kıbrıs sorununun çözümünü istediğini iddia edenler artık vatandaşlarımızın acılarını veya endişelerini bizim paylaşmamızın yeterli olmadığını; sürekli barış, sürekli kalkınma perspektifi, gelecek perspektifi olmasını istiyorsak, kendilerinin de Kıbrıslı Rumların acılarını, endişelerini ve taleplerini anladıklarını pratikte gösterirler”.



Yeorgiadis: “Afrodit’in değeri büyük”



Rum Maliye Bakanı Haris Yeorgiadis, Güney Kıbrıs’ın sözde “Münhasır Ekonomik Bölgesi” içerisinde 12’inci parseldeki Afrodit adlı doğalgaz yatağının değerinin çok büyük olduğunu vurguladı.

Rum Simerini gazetesinin haberine göre, yatağın net gelirinin Güney Kıbrıs’ın mevcut kamu borcunun 3’te 1’ini karşılayabileceğine dikkat çeken Yeorgiadis, ancak, yatağın değerlendirilmesiyle elde edilecek paraların devlet bütçesine dahil edilmesinin asla söz konusu olmadığını belirtti.

Yeorgiadis, bunun, bütçe dışında bırakılarak gelecek nesiller için kullanılacağını ifade etti.

Güney Kıbrıs’ın sözde “Münhasır Ekonomik Bölgesi” içerisinde sondajların yapıldığı ya da yapılacağı başka bölgelerin de olduğunu belirten Yeorgiadis, ayrıca çıkılan ihaleye değinerek, araştırmalar yapılması için yeni ruhsatlar verileceğine söyledi.

Öte yandan Rum Alithia gazetesi enerji konularıyla ilgili haberinde, büyük bir oyuncunun Doğu Akdeniz’de yer alamaya hazırlandığını belirterek, ENI’nin Mısır’da keşfettiği Zohr adlı devasa doğalgaz yatağının hisselerinin yüzde 20’sini dünyadaki en büyük şirketlerden biri olan Rus Lukoil’e satmaya hazırlandığını bildirdi.

Gazete ENI’nin, yatağın devasa boyutlardaki kalkınma maliyetini tek başına üstlenmek istemediği için bu yolu seçeceğini kaydetti.

Bu gibi uygulamaların normal olduğunu belirten gazete, Afrodit yatağında da benzer uygulamanın yapıldığını; Noble Energy’nin, hisselerinin yarısını BG’ye sattığını anımsattı.



KKTC, EXPO 2016 Antalya’da temsil edilecek



KKTC, bu yıl “Expo 2016 Antalya” adıyla, “Çiçek ve Çocuk” temasıyla 23 Nisan-30 Ekim arasında Antalya’da gerçekleşecek olan ve dünyanın en önemli organizasyonlarından biri olarak kabul edilen “Dünya Botanik Expo”sunda temsil edilecek.

Toplam 54 ülkenin yerel motiflerle ülkelerin tanıtımlarını yaptıkları “Kültür Evlerinin” de yer alacağı etkinlikte, KKTC de yaklaşık 600 metrekarelik stand bölümünde inşa ettiği ev ile temsil edilecek.



Rum Merkez Bankası, Panama Belgeleri için araştırma başlattı



Rum Simerini gazetesi, “Panama Belgeleri Skandalı”na Güney Kıbrıs’taki “Russian Commercial Bank (RCB)” isimli Rus bankasının da adının karışması sonrasında Rum Merkez Bankası’nın Güney’deki tüm bankalara yazı göndererek, 2015 yılına kadarki tüm hesap hareketi bilgilerini talep ettiğini yazdı.

Gazete, Merkez Bankası’nın ayrıca kara para aklanmasını önlemek amacıyla yeni düzenlemeler içeren bir talimatı da tüm bankalara göndermeye hazırlandığını belirtti.

Haberde, Rum Vergi Dairesi’nin de “Panama Belgeleri”nde yer alan iddialar üzerine harekete geçtiği, dairenin konu hakkında araştırma başlatmasının beklendiği vurgulandı.







Enformasyon Dairesi





Facebook





Twitter





Instagram













Dışişleri Bakanlığı









Facebook





Twitter





YouTube





Websitesi













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio_news@kktcenf.org

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY

















Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 22
Dün Tekil 876
Bugün Tekil 351
Toplam Tekil 1934499
IP 54.224.155.169






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































30 Muharrem 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Vatan ne Türkiyedir Türklere ne Türkistan,
Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: TURAN
(Ziya GÖKALP)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.883 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu