TÜRKLER NEREDE ? - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









TÜRKLER NEREDE ? - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 25.12.2009 > Kaç kez okundu? 2725

Paylaş


Cumhuriyetin 86”ncı yılında Türkiye”de Türk kimliğinin tartışıldığı günler yaşıyoruz. Halkın oyu ile seçilerek TBMM üyeliği elde etmiş bir milletvekilimizin anayasadan Türk kavramının çıkartılması gerektiğini söyleyebildiği, Kürt açılımı adı altındaki söylemlerin süratle Türk halkını bölünme ve parçalanmaya sürüklediğine şahit oluyoruz.

Misak-ı Milli sınırları içinde olmasına rağmen Lozan Antlaşmasına göre geçici olarak İngilizlere bırakılan Osmanlı”nın Musul vilayeti üzerindeki doğal hak ve menfaatlerimize sahip çıkamadık ve değerlendiremedik. Sonunda bugün Mesud Barzani ve Celal Talabani aşiretlerinin yönetiminde Irak”ın Kuzeyinde Federal Kürt Devletinin kurulmasına adeta zemin hazırladık.

ABD”nin Birinci Körfez Harbini müteakip geçen 15 yıl içinde oluşturduğu Kürt Devleti sadece Türkiye”yi değil, bölgenin gerçek sahibi Irak Türklerini, Arapları ve özellikle de Kuzey Irakta mevcut diğer Kürt aşiretlerini huzursuz etmiştir. Bugün Irak Türkleri Türkiye”nin kendilerine sahip çıkmamasından çok rahatsızdır. Türkiye”nin Kuzey Irak politikalarındaki belirsizliğe adeta isyan eden Türkler bunu yüksek sesle her platformda dile getirmekten de kaçınmamaktadır.

Bilindiği gibi Musul kuzeyinden başlayarak, Kerkük, ve Bağdat”a kadar uzanan bölge en az bin yıldır Türk ülkesidir. Bölgede yaşayan Türkler, Türkiye Türklerinin de büyük çoğunluğu gibi Türkmen / Oğuz kökenlidir. Irak”ta sayıları, resmen iki milyon olarak gösterilse bile Irak”lı Türkler bunun en az üç buçuk milyon olduğunu söylüyorlar. Yani mevcut Irak nüfusunun %15”inden fazlasını oluşturuyorlar. Irak Türkleri, okuma-yazma oranı yüksek ve kültür seviyesi en üst düzeyde olan medeni bir toplum olarak biliniyor. Binbir çeşit baskılar ve asimile çabaları bu toplumu yıldıramamıştır. Aksine bu baskılar onları güçlendirmiş ve takviye etmiştir. Irak Türklüğünü ayakta tutmak için büyük mücadeleler verilmiştir. Bu mücadelede şehid ve gazi sayıları artarak devam etmiştir.

Irak Türkleri, kendilerine yapılan haksızlıklarla mücadele ederken en büyük desteğin Türkiye”den gelmesi gerektiği bilincini de kaybetmiyorlar. Bu bilinç ile isteklerini her fırsatta Türkiye”nin bütün dış Türklerin durumunu, uğradıkları haksızlıklar ve mezalimi, sürekli olarak uluslararası kuruluşlar nezdinde dünya kamuoyunun gündemine getirmesi gerektiğini ısrarla vurguluyorlar. Bunu yazıyorlar, TV”lerde ve radyolarda haykırarak dile getiriyorlar. Ama bir noktadan sonra kendilerini düşmanın yaptıkları değil, Türkiye”nin yapmadıkları ilgilendiriyor ve artık tepkilerini Türkiye”ye yöneltmeye başlıyorlar. Türkiye”nin Atatürk sonrasında Irak Türkleri başta olmak üzere Türk Dünyasına olan ilgisizliğini ve kendilerini adeta yok farzetmelerini bir türlü hazmedemiyorlar.

İkinci Körfez Harekatı sonrasında televizyonlarda yayınlanan Kerkük şehrinin Kürt peşmergeler tarafından yağmalanması görüntülerini milletimiz asla unutmadı. Özellikle bölgenin Türklüğünü ispat edecek Tapu Sicil Dairesinin darmadağın edilerek mevcut evrakların yokedilmesi karşısında yetkili ve etkili bürokratlarımızdan çıt çıkmadı. Türk ve Türkmen sözcüğü devletimizin yönetim makamlarınca hiç ağıza alınmadı..

Barzaninin Kürdistan”ında yer alan bütün haritalarda Türkiyenin Doğu ve Güneydoğusunun Kürdistan olarak gösterilmesi nedense bizim yöneticilerimizi rahatsız etmiyor. Bu haritaların benzerlerinin ABD ve AB resmi makamlarınca olur olmaz yerlerde ortaya çıkartılması da Türk resmi makamlarını harekete geçirmeye yetmiyor.

Peki neden hiç bir yetkilimiz, “Hayır orası Kürdistan değil, Türkiye”dir” demiyor. Neden, “Türkiye”de hangi ırk ve dine mensup olursa olsun sadece Türkler yaşar” diye haykırılmıyor?

Balkanlarda, Kosova”da Bosna Hersek”te yıllarca süren katliamların tek hedefi vardı. O”da Avrupadaki Türk varlığını kesinlikle bu topraklardan kazımaktı. Bütün uygulamalar bunu teyid eder şekilde devam eder ve katliam derecesinde cinayetler işlenirken Batı medyası ve onların güdümünde hareket eden Türk medyası sâdece Arnavutlardan, Sırplardan, Hırvatlardan ve başka bir millet zannettikleri Boşnak”lar bahsetmiştir. Saldırı hedefinin, Balkanlardaki Türk varlığına son vermek olduğu bilinmesine rağmen Türkiye”den resmen bir kınama dahi yapılmamıştır.

Dünyanın neresine giderseniz gidin. Yıllardır yabancılarla konuşan Türklere sorulan ilk soru Kürtlerin durumudur. Siz istediğiniz kadar anlatın. “Türkiye”de kim Kürt, kim Türk ayırt edemezsiniz . Bizde zaten böyle ayrıcalıklar yoktur. Onlar bizim bin yıldır içiçe yaşadığımız kardeşlerimizdir” deyin. Kimseyi inandıramazsınız. Çünkü onlar, Türkiye ile ilgili olarak Türkiye”den, hiç bir zaman Türk sözü duymuyorlar ki. Onların Türkiyede Türklerin yaşadığından dahi haberleri yok.

1984 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisinde okurken tanıştığım Amerikalı binbaşının kullandığı Türkiye haritası beni çılgına çevirmişti. Bu harita ABD”de her hangi bir kırtasiyeciden alınabilirmiş. Yurtdışına çıkan her ABD subayına gidecekleri ülkelerde hangi tiplerle karşılaşacağını belirten, sadece bilgi vermek amacına yönelik masum (!) bir harita imiş. Bu Türkiye haritası üzerinde yüze yakın mahalli giysileri içinde görünen insan fotoğrafı vardı. İnsan figürleri Türkiye”nin hangi bölgelerinde yaşıyorlarsa oralara konulmuştu. Resimlerin altlarında da bu ırklar ile ilgili aydınlatıcı basit bilgiler vardı. Dünyaca meşhur Natıonal Geography Dergisinin hazırladığı bu Türkiye haritasında ne yazık ki hiç Türk yoktu. Türkler dışında bütün etnik unsurlar vardı. Böyle bir mozayık yapıda nasıl birlik ve bütünlük içinde yaşadığımıza bir türlü akıl erdiremeyen Amerikalı binbaşıya kim olduğumu anlatmak için hayli zorlandığımı hatırlıyorum. Çünkü ben israrla “Türküm” derken, o inatla bana “bu resimdekilerden hangisi sensin?” diye soruyordu.

İşte bu gibi şartlanmış beyinlerle nasıl mücadele edilecektir? Bunun usul ve metotları bizlere öğretilmemektedir. Sadece kızıp bağırmak ve inkar etmek yetmiyor ve sorunu çözmüyor. Bunun mücadelesi ancak ayni silahla, yani benzeri eğitimle verilebilir. Ama nerede, kim tarafından ve nasıl bir eğitim ? İşte cevap bekleyen büyük sorun budur.

Bilindiği gibi Türkiye, birinci olduğu Eurovision şarkı yarışmasına Türkçe değil, İngilizce şarkı ile katıldığı için ilgiyi çekmiş ve birinci olmuştur. Bu sonuçtan sonra hiçbir güç, sanatçılarımızı Eurovision”a Türkçe şarkı ile katılmaya ikna edemez ve zorlayamaz.

Turizm Bakanlığı “tanıtım” diyerek Türkiye “Hiristiyanlık haritaları”nı dağıtır. Konu fark edilip basın organlarında dile getirilince . “Ya öylemi. Yanlış yapmışız” denilir. Ve haritalar toplatılmaya çalışılır.

Uygur Türkleri soykırıma uğrarken Türkiye bu kardeşlerimizin temsilcilerini sınırlarından geri çevirir.

Şimdi gelelim Türkiyede Türklüğün giderek yokolmasına neden olan temel gerçeklere;

Türkiye”ye gelen yabancılar eğer İngilizce biliyorlarsa ülkemizde hiç yabancılık çekmezler. Çünkü ülkemiz artık Özal”ın dediği gibi “Küçük Amerika” haline dönüşmüştür. Bu küçük Amerika”da Türkleri bulmak zorlaşmıştır. Çünkü ülke sathında cadde ve sokaklarımızda, işyerlerimizde, tabelalarımızda Türkçe tedavülden kalkmıştır. Geçerli dil İngilizce”dir. Özellikle, “Türkiyeye geldik. Dünyaca meşhur Türk Mutfağından leziz Türk yemekleri yiyelim” derseniz sorun yaşarsınız. Çünkü Türk Mutfağı bulmak için çok aramanız gerekebilir. Mc Donalds, Burger King, Kentucky Fried Chicken gibi FAST FOOD”ların arasına serpiştirilmiş Meksika, İtalyan, Çin ve Japon Restaurantları arasından Türk Restaurantlarını(?) bulmanız maharet ister.

İlkokuldan başlayarak üniversitelerimize kadar eğitim kurumlarımızın çoğunda derslerimiz artık İngilizce verilmektedir. Türk vatandaşları evlâtları İngilizce öğrenerek iyi yetişsin diye birbirleriyle kıyasıya yarışmaktadır. Bunun için varın-yoğunu ortaya koyarak avuç dolusu para harcamaktadır.

Okullarımız da Türkçeden uzaklaşmak için kendisine düşen gayreti göstermektedir. Ve İngilizceyi iyi öğretmek için okullarımızın pek çoğunun kitapları da yurtdışından orijinal olarak getirilmektedir. Yani evlâtlarımız için özveri yapılmakta ve onlara gerçek İngilizce öğretilmektedir. Yine bu yabancı dil ile eğitim veren okullarımızda yeteri derecede ana dili İngilizce olan ABD, İngiltere, Pakistan, Avustralya ve Kanada”lı öğretmenler getirilmiştir. Bu eğitim sisteminin kökleşmesi için ithal edilen kitaplarla Türk çocukları öncelikle ABD gelenek ve göreneklerini eksiksiz ve en doğru şekilde öğrenmişlerdir. Yani ABD”ne gittiklerinde hiç bir yabancılık çekmeyeceklerdir.

Şimdi siz yanılıpta çocuklarınıza Türklerle ve Türk Kültürü ile ilgili şeyler sormayın. Çünkü yavrularınızı utandırır ve güç duruma düşürürsünüz. Ülkemize gelen bir yabancının yolu kazara okullarımıza düşse, İngilizce ve Türkçe arasında kalarak kültürünü kaybeden çocuklarımıza acır. Buralarda artık Türk kalmamış sözünün geçerliliğine kendiside inanır.

Gazetelerimizin “İnsan Kaynakları” ekleri ise küreselleşme boyutlarının ülkemizde aldığı mesafeyi çok güzel yansıtmaktadır. Türklerin Türkiye”de istihdam edilecekleri iş ilanlarının çoğu İngilizce”dir. Özgeçmişlerin yerini CV(sivi)”ler almıştır. Televizyon ve radyo kanallarımız ise özellikle seçtikleri çarpıcı İngilizce isimlerle ve Türkçeyi İngilizce aksanı ile konuşan ANCHORMAN”ları ve DJ”leri (dijileri) vasıtasıyla birbiri ile RATING yarışına girmişlerdir. SHOW TV(şov tivi), STAR TV(star tivi), CNN TURK(sienen Türk), SKY TV (sıkay tivi), NTV( entivi), CBBC-e(sienbisi-ey), EXPO CHANNEL (ekspo çanal), NR1 (numberone tivi) gibi isimler Türk Kültürünün vazgeçilmez yaratıcıları arasında yerini almıştır. Emeklemeyen bebeler “anne” ve “baba”dan önce COLA”yı ve COKOMILK”i öğrenmektedir.

SSCB”nin dağılacağını daha 1930”larda görerek milletine ve yöneticilerine ;

“Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez... Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lâzımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır ? Manevi köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür… İnanç bir köprüdür… Tarih bir köprüdür…Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların(Dış Türklerin) bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekmektedir” tarihi emrini veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk” bugün Türk Cumhuriyetleri ile ilgili politikalarımızın bulunduğu durumu görseydi acaba neler düşünürdü ?

Atatürk; SSCB”nin kurulduğu yıllarda kullandıkları Arap harflerini terkedip Latin alfabesine geçen Orta Asya Türk Devletleriyle bağımızın kopmaması için 1928”de Harf İnkilâbını yaparak Latin Alfabesini kabul etmiştir.

1920”lerde daha kendi istiklalimizi kazanmadan en iyi subaylarını Afganistana göndererek Asya-Avrupa arasında kültür köprüsü kurmaya çalışan Atatürk; bugünkü Türk Dünyası ve Avrasya politikalarımızı acaba nasıl değerlendirirdi?

Kuruluşlarının ilk yıllarında özlemini çektikleri Türk Kültürünün dünyadaki tek temsilcisi konumunda gördükleri Türkiye”ye dört elle sarılan Orta Asya Türk Devletleri uygulanan yanlış politikalardan ve yapılması mümkün olupta yapılmayan uygulamalardan dolayı bugün bizden süratle uzaklaşarak Rusya”nın, Çin”in ABD”nin ve hatta Avrupa”nın güdümüne girmektedirler.

Ortada bir gerçek vardır. Sömürgecilere karşı tarihte ilk defa muhteşem bir kurtuluş savaşı vererek istiklâlini kazanan Atatürk”ün Türkiye Cumhuriyeti; bugün hâlâ büyük çoğunluğu yabancı bayraklar altında esaret hayatı yaşayan Türk topluluklarının gözlerini dikip, istiklal umudunu yeşerten ve ayakta tutan tek devlettir. Bu sözlerim “Biz onlar için savaşalım ve istiklâllerini kazanmalarına yardım edelim.Onları alıp buraya getirelim. Veya birleşelim ve büyük bir Türk Devleti olalım.” anlamına gelmez. Onlar kendi vatanlarında kalacaklar, orada yaşayacak ve ata yurtlarına sahip çıkacaklardır.

Onların bizim tankımıza, topumuza ihtiyacı yoktur. Onlar bizden sadece Kültür Bağı ve Manevi Destek istiyorlar. Onlar bizi Küçük Amerika ve AB”nin bir eyaleti olarak değil, Türk Kimliği içinde görmek istiyorlar. Bizim gücümüzün, onları bulundukları devletler içinde güçlü kılacağını biliyorlar. Ben inanıyorum ki, ülkemizin bugün içinde bulunduğu kültür yozlaşmaşı ve Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırları içinde Türkün giderek yok olması, bizim dışımızdaki Türk dünyasını bizden daha çok kahretmektedir. Hayata olan bağları ve gelecek güzel günlere olan umutları giderek azalmaktadır.

Türk Milleti; kimliğine, kültürüne, diline, gençliğine, milli değerlerine, Atatürk”üne, Yunus”una, Mevlana ve Hacı Bektaş Veli”sine, aruzuna, hecesine, müziğine, mutfağına, gelenek ve göreneklerine, Türk aile yapısına, Fatih”e, Kanuni”ye, Atilla”ya, İbni Sina”ya, sünni”sine, alevi”sine, kısaca milli kimliğine sahip çıkmalıdır.

Türk Milleti; sanayiinden, tarımından, halkının refahından, gıdasından, vatan topraklarından, ve bayrağından vazgeçmemelidir. Türk Milleti; diliyle, târihiyle, sanatı ve âbideleri ile, dünyaya ışık tutmuş insanlık anlayışıyla Türk adını, varlığını en zor şartlarda dahi korumalı ve ilelebet yaşatmalıdır.

Sonuç olarak; Türkiye”yi her alanda özgür ve bağımsız hale getirmeden Türk Milli Stratejisini tesbit etmek ve uygulamak çok zordur. Bunun için öncelikle iç dinamiklerimize dönerek kaybettiğimiz milli değerlerimizi yeniden kazanmalıyız. Kaybolan Türklük şuurunu canlandırıp kendimize güveni sağlamalıyız. Türkü ve Türk kimliğini geri getirmeliyiz.

Eğer biz bunu Türkiye Cumhuriyeti içinde yapamaz isek yazımızın başlığında da değindiğimiz gibi “TÜRKLER NEREDE?” sorusunu önce kendimize sormamız gerekecektir.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 313
Toplam Tekil 1642484
IP 54.166.37.177






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu