BASIN BÜLTENİ Cumhubaşkanı Akıncı, Avrupa Parlamentosu Başkanı Schulz’la görüştü - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Cumhubaşkanı Akıncı, Avrupa Parlamentosu Başkanı Schulz’la görüştü
Tarih: 31.03.2016 > Kaç kez okundu? 725

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz’la görüşmesinin, AB’nin çok önemli kuruluşlarından birisi olan AP ile Kıbrıslı Türkler arasındaki ilişkinin daha iyi bir noktaya gitmesi yolunda ve hep birlikte yer alacakları Avrupa ailesinde ortak bir geleceği paylaşmak adına yararlı bir görüş alışverişi olduğunu belirtti.

Ada’da temaslar yapmakta olan Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz, Cumhurbaşkanlığı’nda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yla bir araya geldi.

Görüşme sonrasında Akıncı kısa bir açıklama yaptı ve basının sorularını yanıtlayarak müzakere sürecinde bulunulan noktayla ilgili bilgiler verdi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı açıklamasında, AP Başkanı Martin Schulz’la yararlı bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi. Akıncı, Schulz’un Kıbrıs sorununa oldukça hakim olduğunu ifade etti.

Schulz’un Kıbrıs sorununun çözümünü canı gönülden destekleyen bir kişi olduğunu söyleyen Akıncı, kendisine Kıbrıs sorununun hangi noktada olduğuyla ilgili bilgi verdiklerini ve içinden geçilen süreçle ilgili, vermekte olduğu desteğe teşekkür ettiklerini dile getirdi.

Akıncı görüşmenin AB’nin çok önemli kuruluşlarından birisi olan AP ile Kıbrıslı Türkler arasındaki ilişkinin daha iyi bir noktaya gitmesi yolunda ve hep birlikte yer alacakları Avrupa ailesinde ortak bir geleceği paylaşmak adına yararlı bir görüş alış verişi olduğunu belirtti.

Bugün dünyanın ve bölgenin içinde bulunduğu şartları herkesin bildiğini, dünyanın çeşitli yerlerinde terör saldırılarında yitirilen canları, yaralananları hep birlikte anımsadıklarını dile getiren Akıncı, hemen her gün bir yerlerde ciddi olaylar yaşandığını, terörün korkunç yüzünü değişik zamanlarda değişik yerlerde sıkça göstermeye devam ettiğini ifade etti. Buna karşında tüm insanlığın birlikte hareket etmesi gerektiğini kaydeden Akıncı, bu çerçevede Brüksel’de meydana gelen olayla ilgili de taziyelerini Kıbrıs Türk halkı adına Shulz’a iletmek fırsatı bulduklarını ifade etti.

Akıncı, Kıbrıs’ta çözüm için Kıbrıs Türk halkının kararlılığıyla isteğini teyit ettiklerini ve Schulz’un da var güçleriyle destek olmaya devam edeceklerini söylediğini, Avrupa’nın tüm kurumlarıyla Kıbrıs sorununun çözüm çabalarına desteğini sürdüreceğini de kaydetti.



Schulz: “Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi artık gerçekçi bir olasılık haline geldi”



Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesinin artık gerçekçi bir olasılık haline geldiğini; bu tarihi şansın yakalanabileceğini söyledi.

Schulz, Kıbrıs’ta görüşmelerin başarıya ulaşabilmesi ve uzlaşmaların sağlanabilmesi için tarafların birbirlerine doğru adım atmaları gerektiğini belirterek, “Kıbrıslıların kaderi artık ayrıntılarında kaybolunacak konulara bağlı olmamalıdır. Eğer yeniden birleşme başarıya ulaşırsa, bu durumdan tüm Kıbrıslılar politik, bilimsel ve kültürel olarak fayda sağlayacaktır” dedi.

Martin Schulz, AB’nin birleşik bir Kıbrıs’ı destekleyeceğini ve desteklemesi gerektiğini vurguladı.

Kıbrıs’ta temaslarını sürdüren Schulz, dün öğle saatlerinde Rum Meclisi’nde konuşma yaptı. Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis yanında Güney Kıbrıs’taki bazı büyükelçilerin de izlediği konuşmasında Schulz, 1955’te, savaş sonrası Almanyası’nda, parçalanmış bir toprakta dünyaya geldiğini, dar sınırlar içerisinde büyümenin ne demek olduğunu ve savaş yaralarını sarmanın ne kadar uzun sürdüğünü kendi tecrübelerinden bildiğini söyledi.

Schengen Anlaşması ile Avrupa’nın iç sınırlarındaki bariyerlerin ortadan kalktığını belirten Schulz, 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılışını ise “acı bölünme, barışçıl bir devrim ile sona erdi” diyerek şöyle anlattı:

“1989 yılı, bir doğu Avrupa ülkesinde özgürlüğün kıvılcımını ateşleyerek devamında bir demokratik devrime sahne oldu. Bir çeyrek yüzyıl önce, tüm dünyanın gözü Berlin’in üzerindeydi. Ve bütün Dünya, Avrupa ve Almanya’yı gelişigüzel bir şekilde ikiye ayırmak için askerlerle korunan, dikenli tellerle örülmüş, betonla kaplanmış Berlin Duvarı’na, yani iki süper güç arasında gövde gösterisine dönen, aileleri, toprakları ve bir kıtayı vahşice parçalayan bu utanç duvarına karşı kadın ve erkeklerin ne kadar cesur olduklarına şahit oldu. Bu acı bölünme, barışçıl bir devrim ile sona erdi. Hiç bir tank hareket etmedi. Hiç ateş açılmadı. Bir damla kan bile akmadı. Almanya tarihinde büyülü bir an ve Avrupa’da çığır açan bir değişimdi bu. Bölünmüş topluluklar artık tekrar bir arada büyüyor, dağılmış aileler yeniden kucaklaşıyorlardı. Almanya yeniden bir arada büyüyor, Avrupa yeniden bir arada büyüyordu.”

AP Başkanı Martin Schulz, “Kıbrıs”ın 10 yıl önce AB üyesi olduğunu, kendisinin de bunu desteklediğini belirterek, “Kıbrıslılar olmadan Avrupa bir bütün olmayacaktır ve bu bütünlük ancak Kıbrıs’ın tamamı Avrupa Birliği üyesi haline geldiği zaman tam anlamıyla sağlanmış olacaktır” dedi.

Uzun yıllar boyunca aslında bir bakıma doğru yöntemler uygulanmış olmasına rağmen Kıbrıs’ın birleşmesi ile ilgili müzakerelerin durma noktasında olduğunu, bir kaç yıl öncesine kadar hiç kimse bu görüşmelerin bu kadar olumlu geçeceği düşüncesine sahip olmadığını kaydeden Schulz, “Bu yüzden Sayın Anastasiadis ve Sayın Akıncı’ya en derin hürmetlerimi sunmak isterim” dedi; şöyle devam etti:

“Bu müzakereler, onların cesaretleri sayesinde yeniden başlatıldı.

Görüşmeler de sahip olduğunuz yetkinlikler öncülüğünde ilerliyor. Ve bunların tümü, tarihin esiri olmak yerine tüm Kıbrıslılar için parlak bir gelecek bırakmak adına beraber çalışma azminiz sayesinde gerçekleşiyor. Bir yıl önce Mayıs ayında sizlerle beraber Ledra Sokağı’nda yaptığımız yürüyüşte ya da Sayın Anastasiadis’ın Hollanda AB başkanlığına, Türkçe’nin resmi dil olarak kullanılması ricasını içeren mektubunda, sergilenen yapıcı ruhun ve işbirliği isteklerinin güçlü sinyallerini görebiliriz.

Ancak özellikle ‘her şey kabul edilene kadar hiçbir şey kabul edilmez’ prensibinin benimsenmesi nedeniyle, kesin bir birleşme sağlanması yolunda hâlâ engeller söz konusudur. Görüşmelerin başarıya ulaşabilmesi ve uzlaşmaların sağlanabilmesi için tarafların birbirlerine doğru adım atmaları gerekir. Kıbrıslıların kaderi artık ayrıntılarında kaybolunacak konulara bağlı olmamalıdır. Eğer yeniden birleşme başarıya ulaşırsa, bu durumdan tüm Kıbrıslılar politik, bilimsel ve kültürel olarak fayda sağlayacaktır.

Bir kaç yıl hatta birkaç ay öncesine kadar Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi şansının bu kadar yakınlaşacağını kim hayal edebilirdi ki? Şimdi ise Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi artık gerçekçi bir olasılık haline geldi, bu da tarihi bir şansın yakalanabileceği anlamına geliyor. Çünkü Kıbrıs tek bir toprak, Kıbrıslılar tek bir ulustur.”

AP Başkanı Schulz, Güney Kıbrıs’ın bu ay içinde kurtarma programından başarıyla çıkacağını belirterek, bu nedenle Rum Yönetimi’ni tebrik etti. Schulz, ekonomiyi modernize etme çabalarının AP tarafından desteklendiğini kaydetti.

Ekonominin yeniden büyümeye başladığını, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi söz konusu olursa, bunun Kıbrıs için ve tüm Avrupa için büyülü bir an olacağını ifade eden Schulz, “Avrupa’nın umut emarelerine ve Kıbrıs gibi bir örneğe her zamankinden çok ihtiyacı vardır, bu da gösteriyor ki, sorunlar politik irade ve azim ile aşılabilecek düzeydedir” diye konuştu. Avrupa’nın daimi bir kriz sürecinde olduğunu ve dramatik bir dönemden geçildiğini de ifade eden Martin Schulz, çatışma, terör, güvensizlik ve ekonomik sorunlara değindi.

Mülteci sorunu konusunda “Berlin Duvarı’nın yıkılmasının üzerinden sadece çeyrek yüzyıl geçmiş olmasına rağmen, tarihsel sürecin unutulması ve bazı mülteci hareketler, Avrupa’da yeniden duvar ve çitlerin kurulmasına yol açtı” diyen Schulz, korkunun üstesinden gelinmesi, karşılıklı suçlamadan önce dinlemek ve birlikte çözüm aramak gerektiğini vurguladı.

Schulz, mülteci politikası konusunda “Gerçekçi bir değerlendirme, Türkiye olmadan bir çözüme ulaşılamayacağını anlamayı gerektiriyor” ifadelerini kullandı; “Ancak bu tabii ki karşılığında değerlerimizden vazgeçmeye hazır olduğumuz anlamına gelmiyor. Şunun da altını çizmek isterim ki, AB üyelik süreci ve mülteci krizi ile mücadele ayrı şeylerdir” eklemesi yaptı. Martin Schulz, Suriye’deki savaşın durması için BM önderliğindeki barış görüşmelerine tam destek ifade ederek “AB hükümetleri, Suriyeli mültecilerin kendi geleceklerini inşa etmelerini sağlamak için, gerçek kararlara dayanan kesin bir para kaynağı teminatı vermelidir” dedi. Konuşmasında diğer küresel sorunlara da değinen Schulz, Avrupa’nın bütünlüğüne vurgu yaptı. “Şuna eminim ki: Eğer parçalarımıza ayrılırsak, işte o zaman Avrupa anlamsızlığa gömülecektir” diyen Schulz, finansal kriz, iklim değişikliği ya da mülteci sorunu gibi zorluklarla hep birlikte daha iyi başaçıkabileceklerini söyledi.

Schulz, konuşmasını birleşik Kıbrıs’a destek belirterek şu ifadelerle tamamladı:

“Avrupa’da birlikte çok fazla şey başardık: Düşmanlar dost, diktatörler demokrat haline geldi, sınırlar kalktı ve dünyanın en büyük ve en zengin iç pazarı oluşturuldu. Bizler ölüm cezalarına veya çocuk işçilere değil, basın özgürlüğüne ve insan haklarına sahibiz. Amacımız; çocuklarımızı ve onların çocuklarını korumak, onlara cesaret vermek ve aynı zamanda Avrupalılar olarak gelecekte de birlik ve dayanışma içerisinde hareket etmektir.

İşte tam da bu nedenle, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi söz konusu olursa, Avrupa Birliği ilk günden itibaren yeniden birleşen bu ülkeyi destekleyecektir ve desteklemelidir.”



Schulz Antropoloji Laboratuarı’nı ziyaret etti



Adada temaslarda bulunan Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Antropoloji Laboratuarı’nı ziyaret etti.

Ziyarette Kayıp Şahıslar Komitesi üyeleri ve laboratuarda çalışan bilim insanlarıyla görüşen ve çalışmalarıyla ilgili bilgi alan Schulz, ardından kısa bir basın açıklaması yaptı.

Kayıp Şahıslar Komitesi üyeleri ve çalışmaları yürüten kişilerin temsilcileriyle bir araya gelmek gibi eşsiz bir şans elde ettiğini kaydeden Schulz, gördüklerinden etkilendiğini ve sadece AP olarak desteklerinin devamıyla ilgili garanti değil, kişisel teşekkürlerini de sunduğunu söyledi.

Yürütülen çalışmanın barış inşa etmeye yönelik olağanüstü bir katkı olduğunu ve bu ifadenin abartı olmadığını düşündüğünü belirten Schulz, bunun kayıplara karşı bir kadir kıymet ifadesi, sevdiği kişiler kayıp olan ve bulunmayanlara karşı bir dayanışma, toplumların bir araya getirilmesine katkı olduğunu belirtti. Kayıpların ve kayıp acılarının her iki tarafta da yaşandığını dile getiren Schulz, ancak yapılan çalışmalarla verilen umudun barışçıl bir gelecek için iyi bir temel olduğunu söyledi.

Schulz, Antropoloji Laboratuarında yapılanın sadece bilimsel bakış açısıyla büyüleyici olmadığını aynı zamanda insani olduğunu ve barışa katkı yaptığını da söyledi.

Schulz’un ziyareti sonrasında yazılı bir basın açıklaması yapan Kayıp Şahıslar Komitesi, komite üyelerinin ziyarette Schulz’a yer belirleme, kazı, kayıp kalıntılarının çıkarılması ve kimliklendirilmesi süreçlerinden oluşan kompleks çalışmaları ve bu çalışmalarda kaydedilen ilerlemeyle ilgili bilgiler verdiğini kaydetti.

Açıklamada 2006 yılından bu yana AB’nin 17 milyon Euro’yu aşan miktardaki katkısıyla Kayıp Şahıslar Komitesi’nin en önemli bağışçısı olduğu da ifade edildi.

Ziyarette Komite üyelerinin Schulz’a şahsi desteğinden ve AB’nin mali yardımlarla siyasi desteğin devamı için AP’nin üstelendiği rolden dolayı teşekkürlerini ilettiği de ifade edildi.

Ayrıca görüşmede Schulz’la Komite üyelerinin Avrupa Parlamentosu’nun Ekim ayında Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmalarıyla ilgili bir fotoğraf sergisine ev sahipliği yapmasıyla ilgili planlarla ilgili konuştukları da açıklamada yer aldı.



Schulz siyasi parti lider ve temsilcileriyle biraraya geldi



Martin Schulz, Slovak Büyükelçiliği’nin organizasyonuyla Lefkoşa’da ara bölgedeki Ledra Palace Otelde, bazı Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum siyasi parti başkan ve temsilcileriyle bir araya geldi. Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, görüşmede yaptığı konuşmada, Avrupa Birliği’nin bugünkü kadar çok sorunla hiçbir zaman karşı karşıya kalmadığını ve ancak dayanışma içerisinde güçlü olunabileceğini ve Kıbrıs’ın yeniden birleşmesinin AB’ye umut verebileceğini söyledi.

Toplantıya KKTC’den, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Demokrat Parti-Ulusal Güçler (DP-UG) Genel Başkanı Serdar Denktaş, Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Cemal Özyiğit, Ulusal Birlik Partisi(UBP), Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP), Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP), Halkın Partisi (HP) başkan ve yetkilileri ile Güney Kıbrıs’tan Çalışan Halkın İlerici Partisi (AKEL), Kıbrıs Yeşiller Partisi, Demokrat Parti (DIKO), Birleşik Demokratlar (EDİ), Demokratik Seferberlik Partisi (DISI), Sosyal Demokrat Hareketi (EDEK) ile Merkezin Yeniden Yapılandırılması için Siyasi Gurup (EPALXI) temsilcileri katıldı.

Schulz basına kapalı gerçekleştirilen toplantının başında basına açık bir konuşma yaptı.

Konuşmasında bölgede çok çalkantılı bir dönemden geçildiğine işaret eden Schulz, “Avrupa Birliği hiçbir dönemde bugünkü sorunlar kadar çok sorunla karşı karşıya kalmamıştır” dedi.

Avrupa Birliğinin mülteci sorunu yanında terörizm tehdidi altında olduğunu, Avrupa’daki bazı bölgelerde genç nüfus arasında işsizliğin yüzde 50-60’larda olduğunu kaydeden Schulz, “Gençler arasında yüzde 60 işsizlik toplumun yapısını bozmaktadır” diye konuştu.

Ukrayna’da da yaşanan sorunlar, Güney Çin Denizindeki gerilim, Çin’in yeni rolü ve Rusya’nın yeni stratejilerine işaret eden Schulz, “Güçlü ve dayanışma içerisinde bir Avrupa Birliğine ihtiyacımız var. Avrupa Birliği içerisinde de kriz yaşanmaktadır... Birlikte güçlü olabiliriz” dedi.

Schulz, güvensizlikten dolayı, millileşme ve Avrupa Birliğinin dağılmasını en iyi seçenek olarak gören kesimlerin bulunduğunu, bunu savunanların seçim kazanmakta olduğunu, yüzde 25-30 oy alan partilerin bulunduğunu söyledi.

Belirleyici bir dönemden geçildiğine inandığını belirten Schulz, “Kıbrıs adasının da yeniden birleşmesinin gerçekten mümkün olduğunu” dile getirdi.

Schulz, “Adanın yeniden birleşmesi, bir umut mesajıdır, hepimiz için bir umut mesajıdır” dedi.

Bir çözüme ulaşmak için bazı sorunların çözülmesinin da ne kadar zor olduğunun bilincinde olduğunu kaydeden Schulz, Almanya’nın bir gün yeniden birleşeceğinin, Sovyetler Birliğinin de bir gün çökmesinin de beklenmediğini ancak bunların yaşandığını söyledi. Schulz, “Her şey mümkündür, ülkeniz bize umut verebilir” dedi.

Slovak Cumhuriyeti Büyükelçisi Oksana Tomova ise Ledra Palace Otelinin, 1989 yılından itibaren Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum siyasilerin bir araya geldiği yer olmasından dolayı siyasi partilerin ikinci evi olduğunu söyledi.

Tomova, toplantının Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum siyasilerin “birbirlerinin endişelerini anlamaları ve toplumların yakınlaşmasını sağlamak” açısından önemi rol oynadığını da kaydetti.

Bugünkü (dünkü) toplantıyla, neredeyse adanın tüm siyasi yelpazesini kapsayacak şekilde, her iki taraftan toplam 15 siyasi partinin katılımıyla en kalabalık toplantının gerçekleştirildiğine de işaret eden Tomova, toplantının, Chatham House kuralı olarak bilinen, toplantıdaki bilgilerin kimin tarafından sunulduğunun söylenmemesi kuralı ile düzenlendiğini de ifade etti.



Mısır’dan kalkan yolcu uçağı kaçırılarak Larnaka’ya zorunlu iniş yaptı



Mısır’ın İskenderiye kentinden Kahire’ye gitmek üzere havalanan Egypt Air uçağı kaçırılarak Larnaka Havaalanı’na inişe zorlandı. 81 yolcu taşıyan Airbus A320 tipi uçak İskenderiye-Kahire uçuşunu yaparken dün saat 08.20 sıralarında güzergahını değiştirerek, “Lefkoşa FIR Hattı”na girdi ve Larnaka Havaalanı’na iniş talebinde bulundu. Uçak indikten sonra eylemini bir süre sürdüren hava korsanı Mısırlı Şerif El Din Mustafa gözaltına alındı. Eylem "ölü ya da yaralı olmadan ve kimse zarar görmeden" sonlandırıldı.

Güney Kıbrıslı yetkililer Mısır uçağını kaçıran korsanın üzerinde patlayıcı bulunmadığını açıkladı.

Uçağı kaçıran kişinin terörist değil sadece eski eşi ile bağlantı kurmaya çalışan bir şahıs olduğu belirtildi. Mısırlı hava korsanının farklı suçlardan sabıkası bulunduğu bildirildi.

Mısır İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Seyfeddin Mustafa İmam'ın (58) hırsızlık, gasp, haneye tecavüz, uyuşturucu ve sahte evrak düzenleme gibi farklı suçlardan sabıkası bulunmaktadır." denildi.

Açıklamada, hava korsanının, İskenderiye Beyrut Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okuduğu sırada uzaklaştırma cezası aldığı, ayrıca hakkında verilmiş 5 yıl hapis cezası bulunduğu kaydedildi.



3. Cumhurbaşkanı Eroğlu: “Hidrokarbon ihalesi haklarımızın gasbının sürdürülmeye çalışıldığının göstergesi”



3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, müzakere süreci devam ederken ve erken zamanda çözüme varılacağı iddia edilirken, hidrokarbon aramaları için yeni bir ihaleye çıkmasının niyetinin gerçeklere dayalı yaşayabilir bir çözüm olmadığını, Kıbrıs Türkü’nün haklarını gasp etmeyi sürdürmeye çalıştıklarını yeniden gösterdiğini ” belirtti.

Eroğlu, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı “Rumları durdurmak için gereken kararlılığı göstermeye, Kıbrıs Türk halkının haklarının korunması için adımlar atmaya “ davet etti.

3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu yaptığı yazılı açıklamada, Rum tarafının hala bildiğini okumaya ve 1963 yılında silah zoru ile gasp ettiği Kıbrıs Cumhuriyeti ünvanını Kıbrıs Türkleri aleyhine kullanmaya devam ettiğini vurguladı.

Eroğlu, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, 2014 yılı temmuz ayında benimle Rum lider Anastasiadis arasında görüşme masasında yaşananlara rağmen, sözde münhasır ekonomik bölgesinde yeni bir uluslararası hidrokarbon arama ruhsat ihalesine çıkmakla görüşme sürecine gereken değeri vermediğini bir kez daha kanıtlamıştır” dedi.

Eroğlu, Rum Yönetimi’nin Kıbrıs Türk halkının Ada’nın doğal kaynakları üzerindeki hak ve menfaatlerini hiçe sayma çabalarına, ne Türkiye ne de KKTC’nin boyun eğmeyeceğini bilmesi gerektiğini belirterek, “ Böylesi adımlara boyun eğmek demek dünya ve bölge gerçeklerine aykırı hareket etmek, Kıbrıs Türkü’nün menfaatlerini, Türkiye’nin stratejik çıkarlarını göz ardı etmek demektir” ifadelerini kullandı.

3. Cumhurbaşkanı Eroğlu açıklamasını şöyle sürdürdü:

“ Türkiye ve KKTC asla müsamahalı davranmamalı, ödün verilmemeli, diplomasinin mütekabiliyet kuralına uygun olarak gereken yanıtlar zaman geçirmeden, savsaklama yoluna gidilmeden Rum tarafına verilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Rumları durdurmak için gereken kararlılığı göstermelidir. Eğer Rum tarafı tutumunda ısrarlı olursa ki şu anda öyle görünüyor Kıbrıs Türk halkının haklarının korunması için Rum tarafının yaptıklarına muadil adımlar atmalıdır”

Rum liderin konuyu ileriye götürürken art niyetli olduğunu vurgulayan Eroğlu, Anastasdiadis’in adımlarının 11 Şubat 2014 ortak açıklamasında yer alan anlayışı reddeden zihniyetler ile paralel olduğunu belirtti.

Kıbrıs Türk tarafının ise, Rum tarafının bu yanlış, iyi niyetli olmayan tavrı karşısında sessiz ve hareketsiz kalmaması gerektiğini vurgulayan Eroğlu, şöyle devam etti:

“Rum tarafı bilmelidir ki, eğer bu şekilde giderlerse Türk tarafının yeni bir Navtex yayınlaması ve benim Cumhurbaşkanlığım döneminde üzerinde durduğumuz şekilde bölgede bir hidrokarbon arama platformu kurulması mutlaka gündeme gelecektir.

Halkımızın hak ve çıkarlarını korumak, geleceğimiz için Türkiye ile istişare içinde bunların yapılması zaruridir. İnanıyorum ki Sayın Akıncı bu konularda en küçük bir tereddüt göstermemeli, Kıbrıs Türk halkının haklarını ön planda tutmalıdır.”



Türk ve Rum gazeteciler, “Kıbrıs’ta medya sorunları”nı ele aldı



Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği, Basın Emekçileri Sendikası ve Kıbrıs Gazeteciler Sendikası'nın, dün Dayanışma Evi’nde düzenlediği etkinlikte Türk ve Rum gazeteciler bir araya gelerek, “Kıbrıs’ta Medya Sorunları”nı ele aldı.

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği tarafından yapılan açıklamada, etkinlikte mesleki sorunların masaya yatırıldığı kaydedildi.

Basın Emekçileri Sendikası Başkanı Canan Onurer, bu tür etkinliklerin gelişmesi ve çoğalması gerektiğini dile getirerek, bölünmüş bir ülkede gazetecilik yapmanın zorlukları bulunduğunu belirtti.

Onurer, “Kıbrıs’ın kuzey ve güneyinde görev yapan haber ajanslarının karşı tarafı suçlayıcı haberler yaptığı ve algı yönetiminin arttığı bir coğrafyada böylesi güzel etkinlikler yapılmasının da önem arz ettiğini” kaydetti.

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı İzzet Volkan, ortak vatan Kıbrıs’ta yıllardır yaşanan ortak sorunların çözümüne katkı yapacak böylesi etkinliklerin önemli olduğunu belirtti.

Volkan, uzun çalışmalarla düzenlenen bu etkinliğin tarafların birbirini anlamaları açısından önemli olduğunu ifade ederek, birlik olarak elden gelen katkıyı yapmaya hazır olduklarını söyledi.





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 23
Dün Tekil 868
Bugün Tekil 721
Toplam Tekil 1935737
IP 54.224.13.210






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































2 Safer 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) büsbütün ayrı bir düşüncenin sonucudur. İç düşman olan, kılık değiştirerek milletin içine giren ve hükümetin gafletinden yararlanan komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.907 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu