BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Doğal gaz geleceğe ait bir tasarruf, akılcı davranılmazsa gerginliklere neden olabilir” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Doğal gaz geleceğe ait bir tasarruf, akılcı davranılmazsa gerginliklere neden olabilir”
Tarih: 31.03.2016 > Kaç kez okundu? 737

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, doğal gazın geleceğe ait bir tasarruf olduğunu, akılcı davranılmazsa bu konuyla ilgili gerginlik olabileceğini kaydederek, “Geçmişte bunlar yaşandı. Bunların olmaması için dikkatli davranılması gerek” dedi.

Rumların doğal gazı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik alanı olarak gördüğünü belirten Akıncı, “Bu konuda her istediklerini yapabileceklerini düşünüyorlar ama biz o kanaatte değiliz. Bu zenginlikler iki toplumun ortak malı, zenginliği...” ifadesine yer verdi.

Müzakerelerin yoğun şekilde devam ettiğini anımsatan Akıncı, “Bütün hızımızı, enerjimizi buraya yoğunlaştırıp herkesin kazançlı çıkabileceği bir işbirliği alanı yaratmak varken, yeni gerginliklere vesile olunmaması, gelecekteki ortak zenginliğin bugün bir gerginlik haline dönüştürülmemesi gerek. Akıl bunu söylüyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bu konudaki kaygılarını hem Birleşmiş Milletlere hem de Rum lidere ilettiğini kaydederek, “Ben gereğini yaptığıma inanıyorum. Temenni ediyorum ki mesaj doğru algılanacak” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde bir araya geldi.

Akıncı, sabah başlayıp öğleden sonra tamamlanan görüşmenin dönüşünde Cumhurbaşkanlığı’na açıklamalarda bulundu; doğalgaz, hellim ve Güney’de yaşanan Romanların evlerinden tahliye edilmesi konularında değerlendirme yaptı.

Rum liderle uzun ve yoğun bir görüşme gerçekleştirdiklerini kaydederek, “Görüşme birkaç kısımda gerçekleşti” dedi.

Değişik alanlar ve konular üzerinde görüş alışverişine bulunduklarını dile getiren Akıncı, “Daha yakınlaştığımız konular var. Farklı noktalarımız var. Yeni yakınlaşmalar sağlama egzersizini aralıksız sürdüreceğiz” ifadesine yer verdi.

18 Nisan’da ve 25 Nisan’da Rum liderle yeniden görüşeceklerini belirten Akıncı, 9 Mayıs’ta bir araya gelmeleri konusunda görüş birliğine vardıklarını ancak bu tarihin teyit edileceğini kaydetti.

Nisan hem kendisinin hem de Rum liderin yurt dışı temasları olacağını anımsatan Akıncı, Nisan’ın ilk yarısında müzakerecilerin de yoğun çalışacağını belirtti.

Doğal gaz konusunda da açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, geçmişte Kıbrıs’ın Ekonomik Münhasır Alanı olarak nitelendirilen bölgede doğal gaz arama çalışmaları nedeniyle sıkıntılar yaşandığını anımsattı; “Bu konuda kaygımız var” dedi.

Doğal gazın çözüm sonrası ortak zenginlik olacağını vurgulayan Mustafa Akıncı, “Doğalgaz Kıbrıs’ın ortak zenginliğidir. Bu zenginliğin çözümü kolaylaştırıcı unsurlarından biri olarak nitelendirilmesi doğaldır. Bölgede oluşacak işbirlikleriyle bundan Kıbrıslılar dışında başka ülkelerin de yararlanması mümkün” dedi, Türkiye’yi örnek gösterdi.

Konuşmasında hellim konusunda değinen Akıncı, AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker ile bu konuda vardıkları mutabakatı anımsatarak, “Hellim de Kıbrıs’ın ortak zenginliği. Coğrafi tescille sadece Kıbrıslılara ait olması bizim de arzu ettiğimiz bir durum ancak Rum Tarım Bakanlığı bu anlayışın dışında bazı değişiklikler öneriyor. Bu yanlışın yapılmaması gerekir. Varılan mutabakat bozulmamalı. Bu konudaki kaygılarımızı da Anastasiadis’e ilettik” şeklinde konuştu.

Akıncı, Güney’de yaşayan, Kıbrıs Türk toplumuna mensup 9 roman aile konusunda da açıklama yaptı.

Söz konusu ailelere Güney’deki otoriteler tarafından evlerini boşaltmaları için mektup gönderildiğini anımsatan Akıncı, konuyu Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’den sonra, Rum Lider Anastasiadis ile de görüştüğünü söyledi.

Kendisine şu an bir ailenin otelde misafir edildiğini, Polemitya'daki eski evlerinin tamiratı bitince de buraya yerleştirileceğinin söylendiğini kaydeden Akıncı şunları aktardı:

“Bu konuda ilgili aile ile Rum Yönetimi’nin hem fikir olduğu belirtildi. Diğer 8 aile ile ilgili işlem yapılmayacağı söylendi. Kendilerine gönderilen yazıların geri çekileceği anlaşılıyor. Gelinen nokta memnuniyet vericidir. O ailelerle ilgili bir sıkıntı olmayacak.”

Akıncı, açıklamaların ardından soruları da yanıtladı.

Sağlanan yakınlaşmaların Nisan’da ortak bir metninde yer almasının söz konusu olup olmadığının sorulması üzerine Akıncı, “Hayır öyle bir mutabakat yok. Keşke o noktada olabilsek” dedi.

Bugüne kadarki yakınlaşmaları açıklamada sıkıntı yaşamadıklarını da belirten Akıncı, şunları söyledi:

“Zaman zaman ‘uzlaşma oldu’ diye tek taraflı açıklamalar yapıldı. Biz de resmin tamamlanması bakımından mecburen açıklama yapmak zorunda kaldık.

Şu anda elbette ki geçmişten gelen, bizim eklediğimiz mutabakatlar var ama bunları birlikte açıklamak konusunda bir anlayış yok. Herhangi bir zaman diliminde ‘bunu başaralım’, ‘bu ay içinde bunları açıklayalım’ diye bir anlaşma söz konusu değil. Olursa seve seve yaparız.”

Güney’deki seçimin müzakere sürecine etkisinin sorulması üzerine ise Akıncı, “Biz müzakere sürecini ileriye taşıma niyetindeyiz. Mayıs’taki seçimler bu kadar yaklaşmışken müzakereciler ve liderler seviyesinde görüşmelere devam edeceğimizi söylüyoruz” şeklinde konuştu.

Akıncı şunları da ekledi:

“Sayın Anastasiadis’in de hakkını verelim. Eğer, Anastasiadis gelip ‘bu başkanlık seçimi değil ama milletvekili seçimi yapılıyor, yine de önemli, görüşmeleri 2-3 ay erteleyelim’ dese söyleyecek çok da fazla bir şey bulamazdık. Geçmişte seçimler nedeniyle ertelemeler yapıldı.

Bizden böyle bir erteleme talep etmediler, biz de talep etmedik”

Yine de seçim süreçlerinin hassas olduğunu söyleyen Akıncı, “Mayıs’taki seçim Rumları, bizden daha çok etkiliyor. Bir ulusal konsey toplantısında alınan bazı bilgiler, oraya katılan bir siyasi lider tarafından doğru ya yanlış, eksik ya da fazla açıklanabiliyor. Bunun nedeni nedir? Seçimdir....” şeklinde konuştu.

“Biz Kıbrıs Türk tarafı olarak bunlardan etkilenmeden doğru bildiğimizi yapmaya çalışıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu adanın geleceğinde Kıbrıs Türk halkının çözümden elde edeceği haklar ve çıkarların önemli olduğunu düşünüyoruz, uluslararası toplumun parçası olmanın zamanı, genç kuşakların bu adanın nimetlerinden yararlanmasının önünü açma zamanı geldi.”



Anastasiadis: “Yaratıcı ve yapıcı bir görüşmeydi”



Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile görüşmesinin ardından bugünkü liderler görüşmesini “yaratıcı ve yapıcı” diye niteledi.

Rum radyosuna göre Anastasiadis, Rum Başkanlık Sarayı’na dönüşünde “4 özgürlüğün uygulanmasında uzlaşıya doğru giden bir karşılıklı anlayış söz konusu” dedi, ancak karşılıklı anlayış noktalarında dahi hala sorunlar saptandığına işaret etti.

Anastasiadis anlaşmazlıkların halen devam ettiği bazı konular da bulunduğuna dikkat çekti.



Atun: “Garantörlük sulandırılabilecek, tartışılabilecek bir konu değil”



Ekonomi Sanayi ve Ticaret Bakanı Sunat Atun, Kıbrıs müzakereleri sürerken Türkiye’nin garantörlüğünü tartışmaya açmanın, Rum tarafındaki kemikleşmiş anlayışın beslenmesine ve kabul görmesine hizmet etmekten öteye gitmeyeceğini kaydetti. Atun, “Garantörlük konusu sulandırabilecek veya tartışılabilecek bir konu değildir” dedi.

Ekonomi Sanayi ve Ticaret Bakanı Sunat Atun, yazılı bir açıklama yaparak, devam eden Kıbrıs müzakereleri ve “Garantörlük” konularına değindi. Atun, Rum Başkanlık Komiseri Fotis Fotiu’nun, EOKA’nın silahlı eyleme geçişinin kutlandığı törenlerde yaptığı konuşmaya işaret ederek, “Garantörlük konusunu tartışmaya açanlar, Rum Başkanlık Komiseri Fotis Fotiu'nun açıklamalarını görmeli ve doğru yorumlayabilmeli” dedi.

Sunat Atun, Fotiu’nun, Osmanlı İmparatorluğu’na karşı Yunan ayaklanması ve EOKA’nın silahlı eyleme geçişinin yıl dönümleri kutlamalarında yaptığı konuşmalarda “1921 ve 1955 kahramanlarının büyük katkılarına bakarken, kendi vatan borcumuzu da görüyoruz” şeklinde ifade kullandığına işaret etti.

Atun, şunları kaydetti: “Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünü tartışma, sorgulatma hevesinde olanların Rum siyasetini de iyi görmeleri gerekir. Fotiu, Rum Yönetimi Başkanlık Komiseridir. 1821 yılına atıfta bulunarak kullandığı ifadeler, Türklere yönelik bakışlarının yüzyılları aşan bir paradigma zemininde kemikleşen ve kurumsal hale gelen Rum siyaset anlayışının da adeta göstergesidir. Fotiu, EOKA’yı yeni nesillere ‘kahraman’ diye tanıtarak, yeni nesillerin üzerinde sistematik düşmanlık ve kin aşılamaktadır. Hamaset siyasetinin Adamızın ortak geleceğine kazanımı olmaz. Türkiye’nin garantörlüğünü bu bağlamda tartışmaya açmak, Rum tarafındaki bu kemikleşmiş anlayışın bundan beslenmesine ve kabul görmesine hizmet etmekten öteye gitmez. Garantörlük konusu, sulandırabilecek veya tartışılabilecek bir konu olmadığını bu vesile ile bir kez daha hatırlatmak isterim.”



Din İşleri Başkanlığı terör saldırılarını kınadı



Din İşleri Başkanlığı, Ankara, İstanbul ve Belçika’dan sonra, Pakistan’da meydana gelen terör saldırılarını kınadı.

Din İşler Balkanı Talip Atalay yaptığı açıklamada, masum insanların hedef alındığı, onlarcasının hayatını kaybettiği ve yüzlercesinin yaralandığı saldırılardan duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Atalay, terörist her eylemin, insanlığın birlikte yaşama değer, azim, irade ve gelecek umudunu parçalamayı ve korkuyu hakim kılarak her an diğerine karşı tetikte, güvensiz, bir birine yabancılaşmış bireylerden oluşan bir dünya meydana getirmeyi hedeflediğini kaydetti.

Talip Atalay, “Terörün söz konusu karanlık amacını görerek, ne olursa olsun insanı yaşamaya ve yaşatmaya dair değerlerden asla ödün vermemeliyiz. Bilakis bu değerlere daha sıkı sarılarak, saygı ve dayanışma ruhunu daha diri tutarak saygı ve güven içinde yaşanılacak bir dünya için ortak değerlerin inşasında yardımlaşmalı ve dayanışmalıyız” dedi.

Atalay, bunun için terörün ve teröristin beslendiği kaynakların yok edilmesi konusunda hangi ülkede, hangi dinde olursa olsun insanlığın ortak vicdanının inisiyatif alacağına inandığını belirtti.

Talip Atalay, “bu duygularla, Ankara, İstanbul ve Belçika’da zarar görenlerle birlikte, kardeş Pakistan halkının da acısını yürekten paylaşıyor, ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor, terörün her türlüsünü lanetliyor ve kınıyorum” dedi.



Hristodulidis: “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin enerji projeleri müzakere masasının veya çözüm prosedürünün konusu değildir”



Rum Sözcü Nikos Hristodulidis’in “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin enerji projeleri müzakere masasının veya Kıbrıs sorununun çözüm prosedürünün konusu değildir” dediğini yazan Rum Alithia gazetesi, “Hükümet, doğal gazı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hesabına ve vatandaşlarının menfaatine ileri götürdüğünü vurguluyor ve Kıbrıslı Türklerin de sorunun çözümünden sonra fayda sağlayacağına işaret ediyor” ifadesini kullandı.

Habere göre Rum Sözcü, liderler görüşmesinde, müzakerecilerin özellikle çözümün tabi olması gereken ana ilkelerle ilgili konularda karşılıklı anlayışları görüş birliklerine çevirmek için bugüne kadar yaptığı çalışmanın sonuçlarının da ele alınacağını ve liderlerin Nisan ayında yapacakları görüşmeleri de belirleyeceklerini söyledi.

Dünkü görüşme öncesinde liderlerle ayrı ayrı görüşen BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’le görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada Güney’de yapılacak genel seçimlerin müzakereleri etkilemeyeceğini, liderlerin siyasi gelişmelere bakmaksızın müzakerelere devam etme konusunda anlaştıklarını söyledi.

Şu ana kadar iki taraf arasında çok sayıda karşılıklı anlayışa varıldığını belirten Eide, bunların net olarak kaydedilmesi gereği gördükleri için yeni konulara girilmesinin şart olmadığını, anlaşmanın ne düzeyde olduğunu görmeye çalışacaklarını anlattı.

Eide “Detaylı çalışılıyor. Bilindiği gibi şeytan detaylarda gizlidir. Bu nedenle ciddi çalışıyor ve olguları siyah renge çevirmeye çalışıyoruz” dedi ve Rum tezlerinin mavi, Türk tezlerinin kırmızı, iki liderin anlaşmaya vardıklarının da siyah yazıldığı izahında bulundu.



Hristoforu: “Çözümsüzlük bizim taraf için yıkıcı olur”



DİSİ’li Avrupa Milletvekili ve Avrupa Halk Partisi üyesi Lefteris Hristoforu, “Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü hiç şüphesiz bizim taraf için yıkıcı olur, çözümsüzlüğün büyük mağlubu Kıbrıs Helenizmi olacağı kuşku götürmez” dedi.

Hristoforu, Rum Alithia gazetesine verdiği özel mülakatta Kıbrıs sorununun çözüm çabalarının devam ettiğini ancak Rum halkının önüne, beklentilerine cevap vermeyen bir çözüm konulması halinde bir “ohi” (hayır) daha çıkacağını, bunun da bugün ve gelecek açısından ancak olumsuz etkileri olabileceğini söyledi.

Türkiye’nin AB ilerleme raporunu, mülteci krizi nedeniyle AB’nin Türkiye ile çatışmak istemediği bir dönemde, bugüne kadar hiç olmadığı kadar “iyi” hale getirmeyi başardıklarını da söyleyen Hristoforu, bu konuda elde ettikleri “başarıları” özetle şöyle sıraladı:

“Rapordaki başarı, iki bölgeli, iki toplumlu federasyonun Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tek egemenliği, tek uluslararası temsiliyeti ve tek vatandaşlığı olacak, BM Güvenlik Konseyi kararlarına ve uluslararası hukuka dayalı federasyona dönüşeceğini açıkça ortaya koymasıdır. Dönüşüm mantığının Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komitesi’nce benimsenen raporda yer alması çok olumludur çünkü bu şekilde bu kritik mesele Avrupa’nın desteğini de alıyor. Türk askerlerinin çekilmesi, Maraş kentinin iadesi ve kolonizasyon konusunda Türkiye’nin kınandığı açıkça belirtiliyor. Kıbrıs ve genel olarak Helenizm’le ilgili diğer birçok olumlu nokta da var. Buna rağmen daha da iyileştirmek için çabalamaya devam edeceğiz. Türkiye rapor konusunda tepki göstermeye başladı ve Kıbrıs Türk partilerinin de olumsuz tepki vermesi, bizim taraf açısından olumlu sonuçlarını gösteriyor.”

Hristoforu “Türkiye’nin Güzelyurt’u vermeyeceğini açıkça ortaya koyması halinde müzakerelerin doğrudan torpilleneceğini” ima ederek “Kıbrıs Türk tarafı Kıbrıs sorununda geri dönüş yapamayacağımızı ve kendileri açısından kesin ve tartışma götürmez görünenlerin bizim taraf açısından kabul edilmediğini anlamaları gerek. Kıbrıs Helenizmi’nin, beklentilerinin altında bir çözüme boyun eğip kabul etmesi söz konusu değil” dedi.

Gazetenin “Kıbrıs sorununun, biz reddettiğimiz için çözümsüz kalması ne anlama gelir” sorusuna karşılık “Çözümsüzlük hiç şüphesiz bizim taraf açısından yıkıcı olacak” diyen Hristoforu “Bugün ve gelecek açısından ancak olumsuz etkileri olabilir. Çözümsüzlüğün en büyük mağlubunun Kıbrıs Helenizmi olacağından şüphe yok” ifadesini kullandı.



Schulz: “Avrupa parlamentosu müzakere sürecini destekliyor”



Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz, Kıbrıs’ziyareti öncesi, Rum Haber Ajansı’na (KİPE) verdiği demeçte, Avrupa Parlamentosu’nun müzakere sürecine yönelik desteğini göstermek için Kıbrıs’ı ziyaret edeceğini söyledi.

Schulz, ziyaretle, Kıbrıslılara Avrupa Parlamentosu adına bir umut mesajı iletmek istediğini de belirterek, “Kıbrıslılar yeniden birleşmenin ertesi günü yalnız bırakılmayacaklar. AB, federal bir Kıbrıs çerçevesinde, bütün Kıbrıslıların refah ve parlak geleceği için en iyi güvenceyi teşkil ediyor” dedi.

Rum Fileleftheros gazetesine göre Schulz, KİPE’ye demecinde “bir çözüme yakın olunmasına rağmen, hala yapılması gereken işler olduğunu ve yeniden birleşmenin ardından dahi çaba gösterilmesi gerektiğine şüphe olmadığını” söyledi.

Uluslararası toplum ile AB’nin, yararlı olduğu zaman, sürece yardımcı olmaya hazır olmaları gerektiğini de dile getiren Schulz, Kıbrıs’a gerçekleştireceği ziyaretinin amacı ve adada yapacağı görüşmelerin gündeminde hangi konular bulunduğunun kendisine sorulması üzerine kısaca şunları söyledi:

“Kıbrıslıların önünde bazı kritik aylar var. Yeniden birleşme olasılığı hiç bu kadar yakın, hiç bu kadar somut olmamıştı. Avrupa Parlamentosu’nun (üstlenilen ve liderler tarafından da desteklenen) sürece olan desteğini göstermek için Kıbrıs’ı ziyaret edeceğim.”

Momentumun (hızlılığın) muhafaza edilmesinin çok önemli olduğunu da dile getiren Schulz, Kıbrıslılar ve liderlerinin, uluslararası toplumun sözlü desteğini kabul etmenin dışında, bunların doğrudan desteğinden de faydalanabileceklerini, bu çerçevede, Avrupa Parlamentosu’nun sürece en iyi hangi şekilde yardımcı olabileceğini, çeşitli faktörlerle gözden geçirmek istediğini söyledi.

Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs’ta bir çözüme varılmasına ilişkin çabaları nasıl değerlendirdiği ve bir çözümden sonra Kıbrıs’ın AB’deki rolünü nasıl gördüğünün kendisine sorulması üzerine ise Schulz, buna “Kıbrıs’ın bölünmesi konusunun çözüme kavuşması için bütün taraflarca gerçekleştirilen çabalar, sözü edilmeye değer bir şeyden daha az değildir. Müzakerelerin hızı ve derinliği etkileyicidir” yanıtını verdi.

“Kıbrıs’ın AB üyesi olmasının, çözümden sonra ülkenin ve halkın güvenliği için yeterli bir güvence olup olmadığının” kendisine sorulması üzerine ise AP Başkanı Schulz, “Egemen devletlerin, AB’ye katılmayı tercih etmelerinin sebeplerinden birinin, her ülkenin barış ve istikrarına, AB içerisinde daha iyi hizmet edilmesi olduğu” yanıtını verdi.

Schulz sözlerinin devamında, “bunun yeniden birleşmiş bir Kıbrıs için de geçerli olmaması için herhangi bir sebep görmediğini” de söyledi.

Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs sorunu çözüm çabalarını hangi yollarla destekleyebileceğinin kendisine sorulması üzerine ise AP Başkanı Schulz, Kıbrıs’a gerçekleştireceği ziyaretle, Kıbrıslılara Avrupa Parlamentosu adına bir umut mesajı iletmek istediğini dile getirdi.

Schulz sözlerinin devamında “Kıbrıslıların yeniden birleşmenin ertesi günü yalnız bırakılmayacaklarını ve AB’nin, federal bir Kıbrıs çerçevesinde, bütün Kıbrıslıların refah ve parlak geleceği için en iyi güvenceyi teşkil ettiğini” vurguladı.



Fotiu, hedefe varmak için 1821 ve 1955-59 ruhunu örnek gösterdi



Rum Alithia gazetesi, Osmanlı İmparatorluğu’na karşı Yunan ayaklanması (25 Mart 1821) ve EOKA’nın silahlı eyleme geçişinin (1 Nisan 1955) yıl dönümlerini kutlama etkinliğinde konuşan, Rum Başkanlık Komiseri Fotis Fotiu’nun “zorluklara rağmen hedeflerini,1821 ve 1955-59 kahramanlarının mücadelecik ruhundan, birlik ve sevgilerinden güç alarak başaracaklarını” söyledi.

“Kahramanlarımızı onurlandırmak hayatta olanların mücadeleciliğini öne çıkarıyor” vurgusunu yapan Fotiu “İstikrarla ısrar ettiğimiz en üst hedefimiz, özgürlük rüzgarının vatanımızın bir ucundan öteki ucuna esmesi, işgale ve kolonizasyona son verilmesi, insan haklarının ve temel özgürlüklerinin uygulanmasıdır” dedi.



“Askerlik süresi kısaltılsın, herhangi bir tehlike yok”



Rumlar, Güney Kıbrıs’taki askerlik süresinin kısaltılmasında güvenlik açısından herhangi bir tehlike görmüyorlar.

Rum Simerini gazetesi IMR ile Lefkoşa Üniversitesi’nin, Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) ve askerlik süresinin kısaltılmasıyla ilgili konularda 16-17 Mart tarihlerinde Güney Kıbrıs genelinde 18 yaş ve üstü 500 kişiyle yaptığı anketin ikinci kısmına yer verdi.

Habere göre “Askerlik süresinin kısaltılmasının ulusal güvenlik konularında bir tehlike yaratacağını düşünüyor musunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 71’i “hayır, hiç”, yüzde 20’si “evet, ancak endişe yaratacak düzeyde değil” derken, sadece yüzde 9’u “evet, büyük ölçüde” yanıtını verdi.

Askerlerin aldığı eğitimle ilgili görüşler sorgulandığında katılımcıların yüzde 33’ünün “memnuniyet verici değil”, yüzde 31’inin “memnuniyet vericidir” ve yüzde 29’unun “orta derece” yorumlarında bulunduklarını aktaran gazete, “Askeri birim/kışlaların azaltılması gerekir mi?” sorusuna katılımcıların yüzde 51’inin olumsuz, yüzde 49’unun olumlu yanıt verdiğini kaydetti.

“Askerlik süresinin kısaltılmasıyla bugünkü güvenlik duygunuz aynı mı kalacak, yoksa azalacak mı?” sorusuna ise katılımcıların yüzde 80’i “aynı kalacak”, yüzde 20’si de “azalacak” şeklinde yanıt verdi.



Sucuoğlu, alternatif turizm olanakları ile ilgileniyoruz



Turizm Bakanı Dr. Faiz Sucuoğlu, karavancılığın çok yaygınlaştığı Avrupa’da turistlerin belli rota çizerek ülkeleri ziyaret ettiğini belirterek, KKTC’nin iklim ve doğasıyla karavan turizmi için alternatif bir bölge olabileceğine işaret etti.

Karavancılık turizminin ülkede gelişebilmesi için belediyelerin kontrolünde büyük alanlara ihtiyaç olduğunu ifade eden Sucuoğlu, elektrik, su ve septik kuyu gibi alt yapı olanaklarının inşa edilmesiyle karavancılık turizminin yapılabileceğini kaydetti.

ITB Berlin Fuarı’nda Avrupa Karavancılar Birliği Başkan Yardımcısı ve birlik yetkilileriyle görüştüğünü de aktaran Sucuoğlu, karavanla seyahat eden turistlerin Kıbrıs’a gelmek istediklerini belirtti.

Karavancıların Türkiye üzerinden Kıbrıs’a gelişlerinin Yunanistan’a oranla hem daha yakın, hem de daha ucuz olduğunu ifade eden Sucuoğlu, alternatif turizm olarak bunu avantaja çevirmeleri gerektiğini vurguladı.

Faiz Sucuoğlu, Avrupalı turistlerin köy yaşantısı ve Kıbrıs Türk kültürünü yakından tanıyıp, köy kahvaltısı ve yemeklerini tadacakları köylerde kalmak istediklerini kaydetti.

Turizm Bakanlığı’nın turiste alternatif turizm seçenekleri sunma için çalışmalar yürüttüğünü de belirten Sucuoğlu, bu çalışmalardan bir tanesinin de yürüyüş turizmi olduğunu söyledi.

Yürüyüş turizmi kapsamında turistlerin bölgedeki köylerden geçmesi ve konaklamalarını sağlamaya çalıştıklarını ifade eden Sucuoğlu, bu kapsamda kırsal kesimde yaşayan vatandaşları pansiyonculuk yapmaları yönünde teşvik etmekte olduklarını belirtti.

Akdeniz bölgesinde turizmden para kazanan ancak pazarlayabileceği çok fazla seçeneği olmayan Malta’nın “babutsa”yı kullanarak pazarlama yaptığını vurguladı.

Turizm Bakanı Sucuoğlu, KKTC’nin turizmde sergileyebileceği bir çok seçeneği bulunduğunu ifade ederek, bunun için elde olan değerlerin ön plana çıkarılması gerektiğini kaydetti.

Faiz Sucuoğlu, Vakıflar İdaresi ile yaptıkları görüşmede Eski Eser ve Müzeler Dairesi sorumluluğu dışında kalan yerlerin belediyelerin kullanımına verilmesi konusunu görüştüklerini de aktardı. Sucuoğlu, tarihi yerlerin bakım ve onarımının Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nin kontrolünde yapılabileceğini söyledi.

Ülkenin her bölgesinde bakım ve temizliğe muhtaç tarihi yapılar olduğunu belirten Sucuoğlu, belediyelerin katkısıyla bu yerlerin ziyaret edilebilir duruma getirilmesi bakımından çok önemli olduğunu kaydetti.





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 19
Dün Tekil 1032
Bugün Tekil 920
Toplam Tekil 1936968
IP 54.167.202.184






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Safer 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu