BASIN BÜLTENİ Sizopulos : “Anastasiadis’in tartıştığı çözüm planı, halkın 2004’te reddettiğiyle birebir aynı” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Sizopulos : “Anastasiadis’in tartıştığı çözüm planı, halkın 2004’te reddettiğiyle birebir aynı”
Tarih: 22.03.2016 > Kaç kez okundu? 735

Paylaş


EDEK Başkanı Marinos Sizopulos, dün bir kez daha, Rum Ulusal Konseyi’ne ait yeni tutanaklar yayınlayarak, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in müzakerelerde tartıştığı çözüm planının, 2004’te Rumların reddettiği planla birebir aynı olduğu iddiasında bulundu.

Rum radyosunun haberine göre Sizopulos, Anastasiadis’e, Rum Hükümeti’ne ve DİSİ ile AKEL liderliklerine, halkı müzakerelerdeki gidişatla ilgili yanlış bilgilendirdikleri suçlamasında bulunarak, kendisinin, halkın doğru bilgilendirilmesi gerektiği sorumluluğuyla hareket ettiğini ve bu nedenle de bu belgeleri yayınlamaya devam ettiğini söyledi.

Sizopulos’un yayınladığı belgelerde, Anastasiadis-Akıncı arasında uzlaşılan konularla Annan Planı’nın öngördüğü maddeleri karşılaştıran üç sayfalık bir liste yer alıyor. Listede ortaklık, geriye kalan yetkiler, kurucu devletlerin yetkileri, vatandaşlık, temel haklar ve özgürlükler, yüksek mahkeme, mülkiyet, mülkiyet komitesi ve kamu sağlığı komitesi ile ilgili uzlaşılar bulunuyor.



AP Milletvekili Böge: "Dünya, Kıbrıs sorununun çözümü bekliyor"



Kıbrıs Postası’na konuşan Avrupa Parlamentosu Avrupa Halk Partisi (EEP) Milletvekili Reimer Böge, Kıbrıs’taki liderlerin ve görüşmecilerin ilerleme şekilleri ile ilgili olarak memnuniyet duyduğunu ve şansı iyi kullanmaları gerektiğini söyledi.

“Dünya bekliyor. Dolayısıyla bu fırsatı hem liderler, hem görüşmecileri hem de halkların iyi kullanmaları gerektiğin düşünüyorum” diye konuşan Böge, gerek ekonomik gelişim, gerekse de siyasi örnek teşkil etmek adına çözümün bir an önce bulunması gerektiğini ifade etti.

Böge, Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesinin müzakere sürecine pozitif bir etkisi olduğu gerçeğini teslim etmesi gerektiğini ifade eden Böge her iki Cumhurbaşkanı’nı ile görüşme fırsatı elde ettiğini anlattı.

“Her iki Cumhurbaşkanı’nın müzakereleri yürütmeye çalışıyor olmaları ve ortaya konan güven artırıcı önlemler, bizim baktığımız yerden son derece ümit verici olduğunu söyleyebilirim” diye konuşan Böge, sürecin sonunda her iki tarafın canını eşit derece acıtacak olan tavizlerin olabileceğini ancak içinde bulunduğumuz sürecin gerçek bir fırsat olmasının bunlardan daha önemli olduğunu düşündüğünü söyledi.

Garantörlerin Kıbrıs’taki liderlerin işlerini yapabilmeleri konusunda iki liderin önünü açması gerektiğini düşündüğünü ifade eden Böge, Avrupa Birliği’nin sonuna kadar destekleyeceği Kıbrıs’ta çözümün ayı zamanda sosyal ve psikolojik unsurlarına da saygı gösteren bir modelde gerçekleşmesi gerektiğin ifade etti.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Kıbrıs Türk halkının Türkiye’nin garantileri olmadan çözüme evet demeyeceği anlamına gelen ifadeleri hatırlatılan Böge, “Tüm garantör güçler geçmişte Kıbrıs’ta şu ya da bu şekilde başarısız olmuşlardır. Diğer taraftan Euro barometre sonuçlarına baktığımda ilginç bir şekilde Kıbrıslı Türklerin Avrupa Birliği’ne barış ve demokrasi ile ekonomi ve gelişim alanlarında güvendiğini görüyorum. Tabi ki, rakamlar söz konusu olunca Kıbrıslı Türklerin bir azınlık durumuna düşmek konusunda endişeleri var. Her iki tarafında aklında 1960’lı yıllar ve 1970’li yıllar vardır. Bunu anlıyorum. Bu durum müzakerelerin bir parçası olarak çözülmeli ve garantiler konusunda bir taraf ya da diğeri çok fazla talepte bulunursa süreç zarara uğrar” şeklinde konuştu.

Böge ayrıca konusunun sonunda Avrupa Birliği ve Avrupa’nın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve benzeri organlarının içinde olduğu geniş çerçeve içinde çözülecek bir olgu haline geleceğini ifade etti.

Eşi Kıbrıslı bir Maronit olan Alman Avrupa Parlamentosu Milletvekili Böge, mülkiyet konusuyla da eşinden dolaylı doğrudan ilgili.

Böge, mülkiyet sorunu konusunda Batı ile Doğu Alanya’nın birleşmesi sırasında mülkiyet konusunda benzer tecrübeler yaşandığını anlatan Böge, aradan geçen onlarca yılsonunda, asıl mülk sahibi ile mülkü yıllarca kullanan arasında kimin haklı olduğu ile ilgili ciddi tartışmalar yaşandığını anımsattı.

“Benzer sorunları Almanya’da yaşadık. Arazi sahiplerinden mülkler komünistler tarafından alınıp küçük çitçilere verildi. Onlar da mülteci idi. Sonra onlar da komünist kooperatiflerle birleşmeye zorlandılar. Tam 40 yıl sonra yeniden iki Almanya birleşti. Bu mülkte kim hak sahibi şimdi?” diye konuşan Böge “hiçbir zaman herkese yüzde 100 tatminkar bir cevap verecek bir çözüm bulamazsınız. Almanya ile Kıbrıs aynı şey değil ancak en azından mülkiyet konularından benzer örnekler var” dedi.

İki Cumhurbaşkanı’nın mülkiyet konusunda geliştirdikleri kriter modellerinin biraz geliştirmeye ve ilerlemeye ihtiyacı olduğunu ifade eden Alman Avrupa Parlamenteri Reimer Böge, bu konu hassas ve zor başlıklardan biri olacak. Ancak umarım sonsuza dek sürecek bir barış ve birliği elde etmek için bu kritik bir konu olacak” dedi.

Kıbrıs’taki sorunun çözümü için bir fırsat penceresi olduğunu ifade den Böge, Almanya’daki birleşme örneğinden yola çıkarak, Almanya’nın o dönemde sadece 6 aylık bir fırsat penceresi olduğunu ve bunu kullanmayı başardığını anlattı.

“Kıbrıs için sadece 6 aylık bir fırsat penceresi olduğunu söylemiyorum ancak içinde bulunduğumuz süreçte bu fırsatın kaçması halinde sonuçlarının ne olacağını bugünden kestirmek mümkün değil” diye konuştu.

Kıbrıs adasının etrafındaki ülkelerin durumuna işaret eden Alman Parlamenter, Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’nın Akdeniz’e kıyısı olan bölgelerde çok sayıda başarısız olmuş devlet olduğunu ifade etti ve Kıbrıs sorununun çözümünün bölgede çok önemli bir örnek teşkil edeceğine inandığını belirtti.



Akıncı: “Amaç iyi, temiz, düzgün işleyen bir kamu yönetimi oluşturmaktır”



Yüksek Yönetim Denetçisi Emine Dizdarlı’yı kabulünde konuşan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Yüksek Yönetim Denetçi’sinin görevinin; “hem ilgili makamlar hem de kamuoyuyla en sağlıklı diyaloğu geliştirerek ve amaçtan da sapmadan, iyi, düzgün ve temiz işleyen bir kamu yönetimi oluşturmak” olduğunu vurguladı.

Yüksek Yönetim Denetçisi Emine Dizdarlı görüşmede, Cumhurbaşkanı Akıncı’ya, 1 Temmuz-31 Aralık 2015 dönemini kapsayan 6 aylık raporu sunarak, bu raporun 6 ay içerisinde veya geçmiş dönemlere ait başvurularla konuları ilgilendirdiğini söyledi.

Dizdarlı, raporun ayrıca kurumda nasıl bir iş yaptıklarını gösterdiğini, hedeflerini anlattığını ve sıkıntılarını içerdiğini kaydetti; Cumhurbaşkanı’nın görüşlerine açık olduklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da, raporu okuyacağını, bunun yanında diğer raporları da okuduğunu ifade ederek, bu raporları okurken fark ettiğinin; geçmişten bir takım konuların kaldığı ve kurum önünde biriktiği olduğunu kaydetti.

Akıncı, yeni konular, başvurular ve duyumlar yanında kurumun önünde geçmişten kalan, sonuçlanmamış konuların da bulunduğunu ifade ederek, kurumun geçmişten kalan konular üzerinde de çalıştığını kaydetti, bu makamın önemine vurgu yaptı.

Dizdarlı’yı; kısa sürede toplumda bir yankı uyandırması, duyarlılığı ve konulara yaklaşımı, olaylara dürüst ve objektif yaklaşımı konusunda tebrik eden Akıncı, Dizdarlı’nın atandığı andan itibaren toplumda kabul gördüğünü, ancak sonrasında yaptığı çalışmaların da bunun kendini daha da bir gösterdiğine işaret etti.

Akıncı, “Ombusman” veya “Ombudsperson” makamının başında Kıbrıs’ın iki kesiminde de kadın olduğuna işaret ederek, “Temenni ederim ki; sizlerden gelen raporlar özellikle icra makamında olan herkesi uyarıcı olsun ve yanlış yapılacak olan işlerin de önüne geçsin, yanlış yapılan işler de varsa onlar düzeltilsin. Burada amaç, iyi düzgün işleyen bir kamu yönetimi oluşturmaktır” dedi.

Ombudsman görevinin açılımında da bunun olduğuna dikkat çeken Akıncı, Yüksek Yönetim Denetçisi’nin görevini “hem ilgili makamlar hem de kamuoyuyla en sağlıklı diyaloğu geliştirerek ve amaçtan da sapmadan götürmesi” gerektiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, bunun da kimsenin yanlış anlamasını gerektirmediğini ifade ederek, burada görevin, iyi işleyen, düzgün işleyen temiz işleyen bir kamu yönetimi oluşturmak olduğunu belirtti.

Akıncı, Yüksek Yönetim Denetçisi mevkisinin 3 yıl boş kaldığını da anımsatarak, Dizdarlı’nın bu mevkii doldurduğunu, “iyi de doldurduğunu” ifade etti ve Dizdarlı’yı tebrik etti, bundan sonraki çalışmalarının aynı verimlilikte devam etmesini diledi.

Akıncı, raporu da okuyup değerlendireceğini ve üzerlerine düşen görevler varsa yapıp kuruma destek olacaklarını, çünkü bu kurumun Kıbrıs Türkü için son derece önemli olduğunu vurguladı.



Omiru :“Müzakerelerde ilerleme açıklamaları soru işaretleri ve şaşkınlık yaratıyor”



Rum Meclis Başkanı Yannakis Omiru, Kıbrıs müzakerelerinde ilerleme kaydedildiği açıklamalarına şaşırdığını açıkladı.

Rum Simerini gazetesinin haberine göre Omiru, EOKA’cı Petrakis Kiprianu için önceki gün düzenlenen anma töreninde yaptığı konuşmada devam etmekte olan müzakerelerin, Mustafa Akıncı’nın KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesi nedeniyle “temkinli iyimserlikle başladığını” savundu.

Akıncı’nın sarih nüfus ve toprak çoğunluğu, Avrupa müktesebatından sapmalara olanak tanınması için çözümün Birincil Hukuk ilan edilmesi ve 1960 garantilerinin idamesiyle ilgili sözlerini hatırlatarak, müzakerelerde ilerleme kaydedildiği tezlerinin bu nedenle “soru işaretleri ve şaşkınlık yarattığını” iddia etti.

Omiru, halk arasında yüksek ve aşırı beklenti yaratılması ve bereket ortamı işlenmesinin, uluslararası unsurda ve Avrupa’da Türkiye’nin uzlaşmazlığının değiştiği algısı yarattığından, şekillenmekte olan Türk tavrına göre gösterilmesi gereken tepkileri sınırlandırdığını da ileri sürdü. “Bu nedenle Kıbrıs Rum tarafının taktiği de ona göre olmalı, müzakereleri uluslararası unsura ve Avrupa’ya dönük belirgin hareketlerle yönetmeli” diyen Omiru, özetle şunları ekledi:

“Bugün tarihimize ve kültürümüze karşı görevimiz, özgürlük düşmanlarının vatanımızda işlediği tehlikeleri her ne pahasına olursa olsun savuşturmaktır. Haklarımızı satmak ve adaleti kaybetmek niyetinde olmadığımızı açıkça ortaya koymalıyız.”



DİKO seçim kampanyasına “saldırgan” başladı



DİKO’nun, 22 Mayıs tarihinde yapılacak genel seçimlere yönelik seçim kampanyasına “saldırgan” başladı.

Rum Fileleftheros gazetesi, DİKO Başkanı Nikolas Papadopulos’un bir etkinlikte yaptığı konuşmasında, DİSİ ve AKEL’e yönelik karanlık finansmanların başkanlık seçimlerinin sonuçlarını belirlediğini, dolambaçlı yollardaki yüz milyonların arkasında saklı olan çıkarların şikayet edilmesi, gerçeğin ortaya çıkarılması ve ekonominin yıkılmasındaki sorumluların cezalandırılması için baskı yapılması gerektiğinden bahsetti.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, DİSİ ve AKEL’in, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve KKTC’nin yükseltilmesine olanak tanıdığı, buna göz yumduğu zamanlarda buna karşı durulması, “Kıbrıs Cumhuriyeti’”ni korumaları ve kendilerine empoze edilmek istenen değil, istedikleri çözümü talep etmeleri gerektiğini savunan Papadopulos, DİSİ ve AKEL’i, Annan Planı’nın tekrarlanmasını istemekle eleştirirken DİSİ ve AKEL’in, bunu halka söylemekte korktuğunu da ifade etti.

Papadopulos, çözümün, yaşayabilir, işlevsel, uluslararası hukuka, AB ilkelerine, insan haklarına, demokratik haklara, temel özgürlüklere saygı duyması, Kıbrıs helenizminin devamını garanti altına alması gerektiğini yinelerken çözümün, “Kıbrıs Cumhuriyeti’”nin devamını garanti altına alması gerektiğini, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, bunu yapmak yerine, aşamalı olarak, tolerans ve eylemleriyle “Kıbrıs Cumhuriyeti’”nin varlığının değerini düşürdüğünü, Cumhurbaşkanı Akıncı ve KKTC’yi de yükselttiğini belirtti.

Papadopulos konuşmasında ayrıca hükümetin, “başarılı bir hikaye” şeklinde kutlama yaptığı bir dönemde fakirlik, işsizlik, eşitsizliğin bulunduğunu, hükümet ve DİSİ’nin, hükümetin ekonomisinin iyileştiği için kutlama yaptığını, DİKO olarak kendilerinin ise, bunu, insanların yaşam kalitelerinin iyileştiği zaman yapacaklarını söyledi.

Gazete bir başka haberinde AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, bir etkinlikte yaptığı konuşmada, “halkımız, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar, doğduğumuz bu yerde, yok olma tehdidi olmaksızın, yaşamayı istiyorsa, tek yol doğru çözümdür” ifadesini kullandı.

Kiprianu açıklamasında ayrıca bazı kişilerin, müzakerelerdeki her ilerlemeyi öldürmek için beyazı siyah yapmayı tercih ettiğini ifade etti.

Seçimler ışığında, imaj yaratma oyunlarının da başladığının görülmekte olduğunu ifade eden Kiprianu halkın, taahhütlere karnının tok olduğunu, gerçeklere susadığını belirtti.

Çözüm için yolun hala daha uzun olduğunu yineleyen Kiprianu ilk önce Kıbrıs sorununa iç boyutlarına ilişkin konularda başarı sağlanması gerektiğini söyledi.

Kiprianu sözlerinin devamında Cumhurbaşkanı Akıncı’yı, Rum tarafının tezleri konusunda, müzakere masasında ikna etmeleri için güçlü argümanların seferber edilmesine de gereksinim olduğunu ifade etti.



Sennaroğlu CTP’den istifa etti



Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) İskele Milletvekili Önder Sennaroğlu partisinden istifa etti.

Önceki gün istifa ettiğini açıklayan DPUG Güzelyurt Milletvekili Menteş Gündüz ile Sennaroğlu’nun istifalarına ilişkin tezkereler dün sabah Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda okundu.

Gündüz ve Sennaroğlu bundan böyle Meclis’te bağımsız milletvekili olarak görev yapacak.

Menteş Gündüz’ün istifasıyla DP UG’nin Meclis’teki milletvekili sayısı 5’e düşerken, CTP’nin milletvekili sayısı ise 20 oldu.

Bugünden itibaren Meclisteki milletvekili dağılımı şöyle:

“CTP 20, Ulusal Birlik Partisi (UBP) 18, DP UG 5, Toplumcu Kurtuluş Partisi (TDP) 3 ve bağımsız 4”





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 19
Dün Tekil 868
Bugün Tekil 157
Toplam Tekil 1935173
IP 54.92.141.211






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































2 Safer 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) büsbütün ayrı bir düşüncenin sonucudur. İç düşman olan, kılık değiştirerek milletin içine giren ve hükümetin gafletinden yararlanan komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu