BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Müzakerelerde uzlaşılan konuların, ortak anlayışların, birlikte açıklanmasına açığız” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Müzakerelerde uzlaşılan konuların, ortak anlayışların, birlikte açıklanmasına açığız”
Tarih: 14.03.2016 > Kaç kez okundu? 730

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türk tarafı olarak müzakerelerde uzlaşılan konuların, ortak anlayışların, birlikte açıklanmasına açık olduklarını söyledi.

Akıncı, müzakereler çerçevesinde geçtiğimiz Cuma günü, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, müzakerecilerin çalışmaları gözden geçirdiklerini, müzakerelerin son aşamasında ele alınacak toprak ve güvenlik başlıkları dışındaki 4 başlık altında, henüz uzlaşma sağlanmayan konularda, yakınlık sağlamaya çalıştıklarını, toplantının “verimli” bir toplantı olduğunu söyledi.

Akıncı, “Ayrılık noktalarını tamamen giderdiğimizi söylemek mümkün değildir, ancak bazı konularda yeni yakınlaşmalar sağlandı, bazı konularda ayrılıklar devam ediyor” dedi.

Güney Kıbrıs’tan EDEK Partisi Başkanı’nın müzakerelerle ilgili yaptığı açıklamalara atıfta bulunan Akıncı, Kıbrıs Türk tarafı olarak masa dışında yaşanan bazı olumsuz gelişmelerden etkilenmeden, müzakerelerin başarıyla sonuçlanması için çalıştıklarını söyledi.

EDEK Başkanı Marinos Sizopulos’un yaptığı açıklamaların müzakere “sürecine katkı sağlamadığı kanaatinde olduklarını” belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bu, halktan bir şey saklama arzumuzun bir ifadesi olarak algılanmasın, böyle bir düşünce içerisinde değilim. Ancak, müzakere sürecinin kendine has özellikleri vardır ve buna riayet edileceğine dair uzun yıllarda beridir süren bir anlayış vardır” dedi.

“Sizopulos’un bunu yapması son derece anlaşılırdır” diyen Akıncı, EDEK’in iki kesimli, iki toplumlu federal bir çözümü parti programından çıkarmış bir parti olduğunu hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bizden çok Sayın Anastasiadis’e, Anastasiadis’in yakın olduğu partiye zarar vermek için, çözümü destekleyenlere zarar vermek için, özellikle seçim süreci içerisinde zarar vermek için yapılmış bir hareket” dedi.

Mayıs ayında Güney Kıbrıs’ta milletvekilliği seçimlerinin yer alacağını, dolayısıyla müzakereleri seçim atmosferinden uzak tutmaya çalıştıklarını belirten Akıncı, “Ne kadar çalışırsak çalışalım dolaylı olarak da olsa bu şekilde davranışlarla karşılaşıyoruz” ifadesini kullandı.

Müzakerelerde “varılan mutabakatlara ve taahhütlere” sadık kalacağını belirten Akıncı, Sizopulos’un hareketinden sonra, aynı hataya kendisinin de düşmesi için yapılan çağrıların bulunduğunu söyledi.

Akıncı, “Bu doğru bir tavır değildir. Yanlışa yanlışla cevap verilmez. Bunu kendim yapmayacağım gibi, bilgileri en ince ayrıntısına kadar paylaştığımız Meclis’teki milletvekilleri ve partilerin de bunu yapmayacağına inanıyorum” diye konuştu.

Hedefin kapsamlı bir çözüm olduğunu ve bu çözüme giderken sağduyulu olmak gerektiğini ifade eden Akıncı, yanlışlara düşmemek için dikkatli olunmasının önemini ifade etti.

Bazı siyasi partilerin çözüme inanmıyor olabileceğini ancak çözüm sürecini yürüten liderlerin halklarının çoğunluğunun desteğini alarak çözüm sürecinde bulunduğunu kaydeden Akıncı, dolayısıyla “saygı duyulması gerektiğini” söyledi.

Bugüne kadar pek çok konuda uzlaşı sağlandığını ancak müzakerelerde tüm konularda uzlaşmaya varılması gerektiğine dikkat çeken Akıncı, müzakerelerle ilgili tutanakların Meclis’e gönderilmekte olduğunu, aralıklarla da siyasilerle bir araya geldiğini, siyasi parti başkanlarını mart ayında yine toplantıya çağıracağını, müzakerelerle ilgili halka da genel çerçeveyi anlatmaya çalıştığını kaydetti.

Akıncı, müzakerelerde halkın önem verdiği “özgürlük, eşitlik ve güvenlik“ taleplerini karşılamaya çalıştığını ifade ederek, 2004’teki çözüm sürecinde, halkın planı incelemesi için zaman sıkışıklığının bulunduğunu ancak şimdi, halkın yeterli zaman diliminde inceleme fırsatı bulacağını söyledi.

Halkın daha düzenli bir hayatı hak ettiğini kaydeden Akıncı, Avrupa Birliği içerisinde kurallı bir biçimde yaşamayı hak ettiğini söyledi.

Sizopulos’un vatandaşlık kriterleriyle yaptığı açıklamalara da açıklık getiren Akıncı, “Yapılan açıklamaların hepsi doğru değildir” dedi.

Federal yargının eşit sayıda üyeden oluşacağının bilinen bir konu olduğunu ancak vatandaşlık kategorileri hakkındaki açıklamalarda “tam anlamıyla doğruların” bulunmadığını kaydeden Akıncı, herhangi bir yasal ikametgah hakkına tekabül etmeden ve siyasi hak talep etmeden yerleşeceklere yönelik bir kategori olabileceğini ifade etti.

Akıncı, daha sınırlı sayıda insan için sınırlı siyasal haklar içeren yasal ikametgah (daimi ikametgah) kategorisinin olabileceğini; daha da sınırlı sayıdaki insan için iseiç vatandaşlık kategorisinin olabileceğini söyledi.

İç vatandaşlığın farklı kriterlerinin olabileceğini belirten Akıncı, “Bu şekilde kategoriler var, bunların tümü üzerinde yüzde yüz uzlaşıldı diyebileceğimiz noktada değiliz. Ama bu şekilde kategoriler var, anlayışımız bu konuda birbirine yakındır” dedi

Daimi ikametgah kategorisi için örnek olarak Karpaz’da yaşanan Kıbrıslı Rumları gösteren Akıncı, bu kategoride yer alacakların yerel seçimler ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy halklarının olabileceğini kaydetti.

Geçmişte Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafıyla uzlaştıkları noktaları kendi penceresinden açıkladığını, bunun üzerine Kıbrıs Türk tarafının da bazı açıklamalar yapmak zorunda kaldığını anlatan Akıncı, müzakerelerle ilgili olarak karşı tarafla anlaşarak, hangi konularda anlaşma sağlandığı ve anlayış birliği bulunduğunu açıklamaya, Kıbrıs Türk tarafı olarak açık olduklarını, bunu da bugün görüşmede aktardığını söyledi.

Akıncı, “Hangi konularda uzlaştık, ortak anlayışlarımız nelerdir, aynı pencereden bakarak, Birleşmiş Milletlerle birlikte veya ikimiz, iki lider ya da iki sözcü birlikte açıklayabilir. Arzu ettikleri zaman bunu yapabiliriz” dedi.

Güney Kıbrıs’ta mayıs ayında yapılacak milletvekilliği seçimlerine de değinen Mustafa Akıncı, “Seçimden dolayı (görüşmelere) ara vermek niyetinde değiliz, Rum tarafı da bu niyette değil” dedi. Seçimler nedeniyle müzakereleri erteleme talebinin kendilerine gelmediğini kaydeden Akıncı, nisan ayı için toplantıları, mart ayı sonunda yapacakları toplantıda belirleyeceklerini söyledi.

Akıncı, Anastasidis’lebir sonraki toplantısının 28 Mart sabahleyin yer alacağını belirtti.

Güven artırıcı önlemlerle ilgili olarak da Akıncı, cep telefonları dışında pek çok alanda ilerleme kat edildiğini, KKTC’nin vize işlemlerinde kağıt uygulamasını kaldırdığını, Kıbrıs Rum tarafının 28 mayın tarlasının koordinatlarını verdiğini, elektrik şebekesinin birbirine bağlandığını ek bir denemenin ardından birleşmenin kalıcı olacağını anlattı.

Akıncı, Derinya ile Aplıç kapsının açılmasıyla ilgili olarak ise projelerin hazır olduğunu ve hayata geçirilmesi için yeni bir ihaleye aşmasında bulunulduğunu söyledi.

Kayıplar konusunda da kazı için talep edilen yerlere gerekli izinlerin verilmesini de önemli addettiklerini kaydeden Akıncı, ilerleme kat edemedikleri konulardan birinin cep telefonları olduğunu buna da engelin Kıbrıs Rum Yönetimindeki bir yasa olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Güzelyurt’un bugün Kıbrıs Rum tarafınca masaya getirilip getirilmediği sorusuna karşılık, toprak konusu son aşamada görüşülecek başlıklardan olduğu için, henüz o aşamaya gelmeden yer isimlerinin gündeme gelmediğini söyledi.

Öte yandan, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ise Akıncı ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada verimli olarak nitelendirdiği görüşmede, garantiler ve toprak konusu hariç tüm boyutların ele alındığını söyledi.

Anastasiadis, görüşmelere yoğun şekilde devam edileceğini de ifade etti.



Anastasiadis siyasileri bilgilendirme koşullarını değiştiriyor



Rum Fileleftheros gazetesi, EDEK Başkanı Marinos Sizopulos’un Ulusal Konsey’in gizli tutanaklarını açıklamasının ardından Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in Güney Kıbrıs’taki siyasi liderleri bilgilendirme şekilleri konusunu yeniden ele aldığını iddia etti.

Gazete, elde ettiği bilgilere dayandırarak verdiği haberinde, Anastasiadis’in siyasi liderlere, Ulusal Konsey ya da Başkanlar Konseyi toplantılarında değil yüz yüze yapacağı bire bir görüşmelerle bilgi aktarmayı düşündüğünü yazdı.

Rum Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis’in yaptığı açıklamada, Anastasiadis’in “siyasi liderlerle gerçekleştirdiği görüşmelerin hangi şekilde yapılması gerektiği konusunu ciddi şekilde gözden geçirmekte olduğunu” söylemesinin Anastasiadis’in bu niyetini ortaya koyduğunu ifade eden gazete, EDEK ve Anastasiadis arasında karşılıklı açıklamaların ise önceki gün de devam ettiğini belirtti.

Gazete, EDEK’ten yapılan açıklamada, “halkı bilgilendirmeye devam edeceklerinin” duyurulduğunu, bunun da Rum Başkanlık Sarayı’nın tepkisiyle karşılaştığını belirtti.

Habere göre, EDEK’in açıklamasında ayrıca, Anastasiadis’in “Downer belgesini Ulusal Konsey’den gizlediği, 2014 ortak açıklaması konusunda siyasi liderleri bilgilendirmediği, aslında Annan Planı’nın geri getirilmesi demek olan uzlaşı ve anlaşmalara onay verdiği ve ülkesini AB’ye şikayet ettiği” belirtilerek Anastasiadis’e güvenmedikleri vurgusu yapıldı.

Gazete, EDEK’in bu açıklamasının ardından Rum Başkanlık Sarayı’ndan da bir açıklama geldiği ve Sizopulos’un dikkat çekme çabasıyla Ulusal Konsey’in ilkelerini çiğnediğinin vurgulandığını yazdı.

Açıklamada, Sizopulos’un Anastasiadis’in Rum Meclisi’nde söylediklerini incelemek için bir zaman ayırmış olması durumunda “uzlaşı ya da anlaşma değil, görüş birliği bulunan tüm konular hakkında bilgi gizlemek bir yana, daha çok ayrıntı verildiğini görebileceği” ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, Sizopulos’un kendi çıkarları için Ulusal Konsey tutanaklarını “parçalar halinde, çarpıtarak ve değiştirerek verdiği” suçlaması yapıldı.

Gazete, diğer siyasi partilerin de dün konuya ilişkin açıklamalar yapmayı sürdürdüklerini belirtti.

Habere göre AKEL’den yapılan açıklamada, hem halkın bilgilendirilmesinden hem de Anastasiadis’in siyasileri bilgilendirmeyi sürdürmesinden yana oldukları, ancak bilgilendirmekte belge sızdırılmasının farklı şeyler olduğu belirtildi.

DİKO’nun açıklamasında ise, Ulusal Konsey tutanaklarından Anastasiadis’in Annan Planı’nı geri getirdiğinin ortaya çıktığı ve halkın tepkisinden kaçınmak amacıyla, AKEL ile DİSİ’yle işbirliği yapılarak, karartma uygulandığı iddialarında bulunuldu.



Kiprianu: “Müzakerelerde ilerleme var”



AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, ABD ziyareti çerçevesinde bir etkinlikte yaptığı konuşmada, “müzakerelerde ilerleme sağlandığını, yönetim, AB ve ekonomi konularında, çok küçük ifadesel değişikliklerle, Hristofyas-Talat uzlaşılarının doğrulandığını” söyledi.

Rum Fileleftheros gazetesinin haberine göre Kiprianu, “mülkiyet başlığında, eski uzlaşıların yanı sıra yeni uzlaşıların da olduğunu” belirtirken “mülkiyetin toprak konusuyla ilişkilendirilmesi gerektiğini, bu konuda BM’nin kendileriyle hemfikir olmasına karşın Türk tarafının bu iki konunun ilişkilendirilmesini kabul etmediğini” iddia etti.

Kiprianu ayrıca, “mülkiyet hakkının tanınmasını başardıklarını ve Hristofyas-Talat arasında uzlaşılan üç çözüm şeklinin dışında Anastasiadis ve Akıncı’nın da yeni kategoriler, yani aslen bu üçünün alt bölümlerini, oluşturmayı başardıklarını” öne sürdü.

“Farklı kategorilerdeki taşınmazlara eş anlamlı yaklaşımın mümkün olabilmesi için taşınmazların kategorilere ayrılmasının da başarıldığını” iddia eden Kiprianu, “hangi kategoriye ait olan taşınmazda ilk söz hakkının kimde olacağı konusunda zorluk yaşandığını” savundu.

Kiprianu, kendilerinin “ilk söz hakkının yasal mal sahibinde olması gerektiğinde ısrar ettiklerini” belirtirken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Dimopulos davasındaki kararının müzakerelerde “zorluklara sebep olduğunu” öne sürdü.

Kiprianu ayrıca, Annan Planı’na göre geri dönmesi öngörülen 84 bin Kıbrıslı Rum’un sayısının 100 bin’e çıkarılması gerektiğini iddia ederek, Anastasiadis’ten onay almasının ardından Türkiye’de gerçekleştirdiği temaslarda Karpaz bölgesinin (dört köy) merkezi hükümete devredilmesi önerisinde bulunduklarını açıkladı.

Kiprianu, “bu şekilde 15 bin Kıbrıslı Rum’un daha merkezi yönetim altındaki taşınmazlarına geri dönebileceklerini, böylece kıyı şeridine ilişkin oranlamayı değiştirmeyi de başarabileceklerini” sözlerine ekledi.



Tusk Kıbrıs yolunda



Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, Twitter hesabından Kıbrıs`ı ziyaret ederek Rum Lider Nikos Anastasiades ile görüşeceğini duyurdu.

Rum Hükümet sözcüsü Nikos Hristodulidis de, Twitter hesabından Avrupa Konseyi Başkanı Tusk`ın yarın adaya geleceğini ve AB-Türkiye konusunda Anastasiades ile görüşeceğini açıkladı.

Rum Basını Donald Tusk’un, mülteci akınının ele alınacağı 17 Mart’taki zirve toplantısı öncesinde Anastasiadis’le görüşmek istediğini yazdı

Tusk’un ziyareti, önceki zirve toplantısında Türkiye’nin AB müzakere başlıklarının açılmasını reddeden Rum ve Yunan hükümetlerine yapılmakta olan baskılar çerçevesinde olduğunu yazan gazete, Rum Başkanlık Sarayı’nın,

AB-Türkiye mülteci planı ve Rum Yönetimi’nin müzakere başlıklarını vetosu konusunun bağdaştırılmasından rahatsız olduğuna dikkat çekti. (BRTK)



Denktaş: “Rum tarafının niyeti Garanti ve İttifak Antlaşması’nın ortadan kalkması”



Demokrat Parti Ulusal Güçler (DP UG) Genel Başkanı Serdar Denktaş, Rum tarafının niyetinin Garanti ve İttifak Antlaşması’nın ortadan kalkması olduğunu söyledi.

Rum tarafının Türk askerinin varlığını tehdit gibi gösterme propagandası yaptığına değinen Denktaş, “Rum, Türk ordusunu tehdit olarak görüyormuş. Ancak 1974’ten bugüne Türk ordusunun kendilerini tehdit edecek tek bir hareketini söylemiyorlar. Neden çünkü Türk ordusunun adadaki varlığının tehdit olmadığını onlar da biliyor. Yaptıkları sadece propaganda” dedi.

Akıncılar Tertip Komitesi’nin köy meydanında düzenlediği “Garantisiz, Türkiye’siz AB’ye Hayır” etkinliğine katılarak destek veren Denktaş, Rum’un Türk ordusunun adadan çıkması, 1959 Garanti ve İttifak Antlaşması’nın kalkmasını istediğini, böylece masa başında vermiş gibi gösterdiği hakların tümünü kısa vadede almayı amaçladığını ifade etti.

Müzakere sürecinin sonuna doğru gelindiğini kaydeden Denktaş, gidişatın kendilerini endişelendirdiğini söyledi.

Denktaş, 1959 Garanti ve İttifak Antlaşması’nın kalkması durumunda adada yeni bir kavga ve kargaşanın hüküm süreceğini kaydetti.

“Bu çağda silahlı çatışma olmaz. Dolayısıyla garantör ülkeye, orduya, askere, silaha ihtiyaç yoktur” diyenler bulunduğunu belirtip bunlara tavsiyelerde bulunan Serdar Denktaş; “Şöyle bir civarımıza, etrafımıza, komşu ülkelerimize bir bakın bakalım. Fransa’nın göbeğinde gerçekleşen terörist faaliyetlere bakın ve 1963’ü hatırlayın. Unutmayalım ki, 1963 olayları da terörist faaliyetler nedeniyle başlamıştı. Yunanistan’ın Kıbrıs’ı işgal etme girişimi terörist faaliyetlerin bir devamıdır. Bunu asla unutmayın!” dedi.

Müzakere heyetine de çağrı ve tavsiyede bulunan Serdar Denktaş; “Henüz daha ortada bir metin yok. Ancak görüşmeleri devam ettirenlerde bilsinler ki, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi ortadan kalkıyorsa, haklarımız, siyasi eşitliğimiz, eşit egemenliğimiz dikkate alınmıyorsa, bu halk böyle bir anlaşmaya ‘hayır’ demelidir ve diyecektir” diye konuştu.

“Felaket tellallığı ve bugünden bir ‘hayır kampanyası’ başlatma niyetinde olmadığını ifade eden ana muhalefet lideri Serdar Denktaş, 3 yaşındaki torunu Asım’ı işaret ederek; “Biz istiyoruz ki torunlarımızın çocukluğu bizimkine benzemesin. Yıllardan beridir var olan barışın devam ettiği daha iyi bir yönetim, daha iyi bir ortamda büyüsünler” dedi.



Taçoy, Anastasiadis’i eleştirdi



Demokrat Parti Ulusal Güçler (DPUG) Genel Sekreteri Hasan Taçoy, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in Türkiye AB tam üyelik görüşmelerinde 5 başlığın daha açılmasını engellemesini eleştirdi.

Taçoy konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve ekibinin yanlış tutumunun Türkiye’nin AB üyelik görüşmelerinde engelleme ve Kıbrıs görüşmelerinde taviz koparma iştahını kabarttığını” ileri sürdü.

Taçoy Rum liderin, Kıbrıs konusunun bir anlaşma ile sonuca bağlanmamasının tek sorumlusunun yıllardır 1974 öncesine dönüş ve Kıbrıs Türklerini tuzağa düşürme siyaseti güden kendilerinin olduğunu unutarak Türkiye’ye dayatmalar yapmaya, tehdit ve şantaj politikası ile yol almaya çalışmakta olduğunu kaydetti.

Taçoy, “Rum lider bir taraftan Kıbrıs konusundaki görüşme sürecinin iyi gitmekte olduğunu söylemekte, bu yıl içinde bir anlaşma olabileceğini iddia etmekte öte yandan ise Türkiye’ye karşı düşmanca bir tutum izlemekte ve sanki Kıbrıs konusu çözülmeyecekmiş gibi davranıp Avrupa Birliği’ni kullanarak Kıbrıs konusunda yeni, haksız kazanımlar elde etmeye çalışmaktadır” dedi.

Taçoy, Rum liderliği Kıbrıs konusunun var olan gerçekler dikkate alınarak çözümünde ve Türkiye’nin AB tam üyeliğinde samimiyse Türkiye-AB tam üyelik müzakerelerini bloke etmek, engellemek yerine ilerlemesini sağlaması gerektiğini vurguladı:

Rum liderliği eğer Türkiye’nin limanlarını Güney Kıbrıs Rum gemi ve uçaklarına açmasını istiyorsa Gazimağusa Limanı ile Ercan Havalimanı’nın açılmasına razı olması gerektiğinin altını çizen Taçoy, “Rum liderliği bunları yapmıyor tehditleri ve vetosu ile Türkiye’nin Avrupa Birliği yoluna taş koymaya devam ediyorsa Kıbrıs konusundaki çözüm çabalarında samimi değil demektir” ifadelerini kullandı.

Taçoy, sadece Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri bağlamında değil Kıbrıs Türkleri için yaşamsal hiç bir konuda Rum tarafının bir nebze olsun anlayışlı, uzlaşmacı yaklaştığını söylemenin mümkün olmadığını belirtti. Taçoy, açıklamasında şu iddialarda bulundu:

“Rum tarafının bu uzlaşmaz tutumunun başlıca sorumlusu ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı ve ekibinin yeterince dirayetli, Rum tarafını yola getirici siyaset izlememesidir.

Maalesef Kıbrıs Türk tarafının yanlış tutumu, Rumların gerek Türkiye-Avrupa Birliği tam üyelik müzakerelerini engelleyerek çıkar elde etme, gerekse toprak, mülkiyet, garantiler, vatandaşlık, iki kesimlilik ve varılacak anlaşmanın AB hukuku olması konularında taviz kopartma iştahını kabartmaktadır. Dolayısı ile bir kez daha Sayın Akıncı’ya Rum tarafına karşı hayalci değil gerçekçi bir politika izlemesi ve yıllardır yaşananları, yapılanları, Rum tarafının niyetlerini göz ardı etmemesi çağrısında bulunuyorum.”



Tatar:“Rumlar Kıbrıs Türkü’nün yaşamsal haklarının hiç birini kabul etmiyor”



Ulusal Birlik Partisi Lefkoşa Milletvekili Ersin Tatar, “ Rumların Kıbrıs Türkü’nün yaşamsal haklarının hiç birini kabul etmediklerini, Türkiye’ye yönelik düşmanca siyasetlerini devam ettirdiklerini ileri sürdü.

Tatar yazılı açıklamasında “Rum lider Anastasiadis’in hala Türkiye- Avrupa Birliği tam üyelik müzakerelerini engellediğini, Anastasiadis’in Avrupa Birliği’nin 5 yeni başlığı görüşmeye açması için Türkiye’nin Rum Yönetimi’ni tanımasını ve limanlarını Rum gemilerine açmasını istemesinin kabul edilemez olduğunu” belirtti.

AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu’nun toprak tavizi, Karpaz’ın dört köyünün yerleşim için Rumlara verilmesi ve mülkiyet konularındaki açıklamalarının endişe verici olduğunu belirten Tatar, “Sayın Akıncı ve ekibi şunu bilsin ki Kıbrıs Türkü’nün güvenliğini, egemenliğini, sosyo-ekonomik yaşantısını tehlikeye atacak her hangi bir taviz vermelerine karşı çıkacak, bununla her ne pahasına olursa olsun mücadele edecek çok geniş bir halk kesimi vardır” dedi.

Rum tarafı iktidarı, muhalefetiyle görüşme süreci ile ilgili her şeyi ortaya döküp gelişmeleri istedikleri gibi manipüle etmeye çalışırken Cumhurbaşkanı Akıncı’nın gereken açıklıkla konuşmadığını iddia eden Tatar, bunun büyük bir hata ve halkı, sivil toplum örgütleri ve siyasileri devre dışı bırakan bir haksızlık olduğunu savundu.

Tatar, “Kıbrıs konusunun tartışılmayan, konuşulmayan hiç bir yönü kalmamıştır. Yapılacak olan tartışılanlar arasından kimin neye razı olacağının, sürecin nasıl bağlanacağının belirlenmesidir. Dolayısıyla artık zamanıdır. Samimi olan, doğru iş yaptığını düşünen bilenler açıklıktan korkmaz, halkından gizli işler çevirmez” dedi.

Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecine veto engeli koyduğunu söylediği Anastasiadis’in Türkiye Avrupa Birliği uğruna Kıbrıs Türk Halkı’nın hak ve hukukunu feda etmeyeceğini çoktan tüm dünyaya ilan ettiğini de belirtti.

Bu noktanın Cumhurbaşkanın Akıncı tarafından görüşme masasında Rum liderle bir kez daha iletilmesi ve Türkiye’ye saldırmakla, Türkiye’yi muhatap almaya çalışmakla bir yere varamayacakları Rum tarafına yeniden izah edilmesi gerektiğini kaydeden Tatar, Akıncı’nın AKEL lideri Andors Kiprianu’nun iddialarını yanıtlamasını da istedi.

Tatar, Kiprianu’nun ‘mülkiyet başlığında, eski uzlaşıların yanı sıra yeni uzlaşılar da olduğunu, Akıncı sayesinde mülkiyet hakkının tanınmasını başardıklarını’ söyleyerek kendilerinin de defalarca ortaya koydukları endişelerin ne kadar yerinde olduğunu ifade ettiğini belirtti. Akıncı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Belli ki Rum tarafı mülkiyette ilk söz hakkının malın 1974 öncesi sahibine verilmesini emellerine ulaşmak yolunda önemli bir zafer olarak görüyor ama Sayın Akıncı hala Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkını rahatlatacak bir açıklama yapmaktan uzak duruyor. Sayın Akıncı, hala, ‘ kimse merak etmesin KKTC Devleti verdiği tüm tapuların arkasındadır ve halkımız asla mağdur edilmeyecektir’ diyemiyor”

Rumların dedikleri doğru ise Kıbrıs Türkü’nün bir anlaşma sonrasında büyük oranda Rumlarla oluşturulacak mülkiyet komisyonu önünde bire bir mücadele etmek zorunda kalacağını kaydeden Tatar, “Bu da yetmezmiş gibi önce Kıbrıs’taki mahkemeler daha sonra da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde sürünür duruma düşecektir” dedi.

AKEL Lideri Kiprianu’nun söz konusu açıklamasında Annan Planı’na göre geri dönmesi öngörülen 84 bin Kıbrıslı Rum’un sayısının 100 bin’e çıkarılmasını istediklerini, Karpaz’daki dört köyün merkezi idareye verilerek buraya 15 bin kişi yerleştirilmesini talep ettiklerini vurgulamasının da Cumhurbaşkanı Akıncı tarafından yanıtlanması gerektiğini dile getirdi.



Omiru: “Rum tarafının yarattığı iyimserlik havası önemli bir hata”



Rum Meclis Başkanı Yannakis Omiru, Rum tarafının Kıbrıs sorunu müzakerelerinde yarattığı iyimserlik havasının önemli bir hata olduğunu söyledi.

Rum Simerini gazetesine söyleşi veren Omiru, müzakerelerde önemli sapmaların var olmaya devam ettiğini; Türk tarafının mülkiyet, garantiler, dönüşümlü başkanlık vb konulardaki talepleri doğrultusunda ısrarcı olduğunu iddia etti.

Habere göre Omiru, Kıbrıs sorununun uluslararası boyutuyla ilgili tartışma yapılmasını talep etmeleri gerektiğini ve “Türkiye’nin,“sorumluluklarının önüne konmasının” zamanının geldiğini kaydetti.

Söyleşisinde, beşli konferansa da karşı çıkan Omiru, BM Güvenlik Konseyi’nin, üç garantör ülkenin, AB’nin ve “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin katılacağı bir uluslararası konferans düzenlenmesi gerektiğini söyledi.



Kıbrıslı Rumlar, KKTC Otellerine yarım milyon Euro’dan fazla ödeme yaptı



Rum Simerini gazetesi, Rumların Ocak-Şubat döneminde KKTC’deki otel konaklamaları için 521 bin 882 Euro tutarında toplam 2 bin 88 kredi kartı işlemi yaptıklarını kaydeden gazete, bu rakamlardan, çoğu paranın kumarhanelere harcandığının görüldüğünü de belirtti.

Rumların Ocak-Şubat döneminde KKTC ve Türkiye’de 1 milyon 649 bin 636 Euro, yalnızca Şubat ayında ise 812 bin 636 Euro harcadıklarını yazdı.

Ocak-Şubat ayında, KKTC’de havayolu şirketlerinden, 110 bin 590 Euro değerinde toplam 756 işlem yapıldığını kaydeden gazete, Türkiye’de ise 178 bin 794 Euro tutarında 853 kredi kartı işlemi yapıldığını belirtti.

Kıbrıslı Rumların, Ocak-Şubat ayında, KKTC ve Türkiye’de seyahatler için toplam 289 bin 384 Euro harcadıklarını yazan gazete, yapılan alışverişlerin çoğunluğunun eğlence ve otel konaklamaları için olduğunu belirtti.

Gazete, Rumların bahse konu iki ay içerisinde KKTC’de toplam değeri 241 bin 769 Euro’yu bulan eğlenme/dinlenme maksatlı 2 bin 149 kredi kartı alışverişi yaptıklarını, Türkiye’de ise aynı amaçla 28 bin 471 Euro değerinde toplam 762 işlem yaptıklarını belirtti.

Rumların Türkiye’de ise bahse konu dönemde 81 bin 706 Euro tutarında toplam 375 kredi kartı işlemi gerçekleştirdiklerini kaydeden gazete, Rumların KKTC’deki süpermarketlerde 42 bin 151 Euro, giyim mağazalarında ise 80 bin 834 Euro harcadıklarını kaydetti.

Gazete, Rumların Türkiye’de ise kredi kartlarıyla 82 bin 389 Euro’luk kıyafet alışverişi yaptıklarını ekledi.

Öte yandan, Kıbrıslı Türklerin ise Rum kesiminde bahse konu dönemde kredi kartlarıyla 1 milyon 844 bin 827 Euro harcadıklarını yazan gazete, bu rakamın neredeyse yarım milyon Euro’sunun süpermarketlerde harcandığını, kıyafet alışverişi için de 336 bin 687 Euro harcandığını ekledi.

Kıbrıslı Türklerin ev eşyası dükkânlarında 237 bin 922 Euro harcadığını da yazan gazete, eğlenme maksatlı olarak da 124 bin 607 harcandığını ifade etti.

Gazete, Kıbrıslı Türklerin, Rum kesimindeki hayır kurumlarında 3 bin 728 Euro tutarında 6 kredi kartı işlemi yaptıklarını ve bunun ilgi çekici olduğunu da ekledi.





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 19
Dün Tekil 1032
Bugün Tekil 286
Toplam Tekil 1936334
IP 54.81.108.205






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Safer 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu