BASIN BÜLTENİ Eide: “Güzelyurt masada değil” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Eide: “Güzelyurt masada değil”
Tarih: 12.03.2016 > Kaç kez okundu? 744

Paylaş


BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, müzakere masasında Güzelyurt konusunun olmadığını, toprak ayarlaması ve bölgesel konuların en son aşamada görüşülecek konular olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide bir araya geldi.

Eide, görüşmenin ardından basına yaptığı açıklamada, kendisine sorulan soruya karşılık, yarınki görüşmede masaya Güzelyurt’la ilgili bir konu gelmesini beklemediğini, şu an için müzakerelerde başka konuların ön planda olduğunu belirtti.

Kıbrıs görüşmeleri ile ilgili Akıncı’yla yararlı bir görüşme yaptıklarını kaydeden Eide, geçen liderler görüşmesi sonrası her iki liderin içerikle ilgili basına karartma uygulamasından duyduğu memnuniyetini de dile getirdi.



Liderler bugün bir araya geliyor



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasidis bugün bir araya gelip Kıbrıs sorununa çözüm bulmaya yönelik müzakerelere devam edecek.

Liderler, son görüşmelerini 26 Şubat’ta gerçekleştirmişti.



Stoltenberg: “Kıbrıs’ta cesaret verici bazı işaretler var”



AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker'ı ziyaret eden NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg görüşme sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada "Kıbrıs'ta çözümle ilgili" bir soru üzerine "Cesaret verici bazı işaretler var. Bazı ilerlemeler kaydediliyor. Bu konuda gösterilen çabaları destekliyoruz ve gördüğümüz ilerlemeden memnuniyet duyuyoruz" dedi. (Hürriyet Gazetesi)



“Akıncı - Anastasiadis arasında dört unsurda anlaşma”



Rum Fileleftheros gazetesi haberinde, EDEK Başkanı Marinos Sizopulos’un açıklamasında, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında varılan “dört anlaşmadan” söz ettiğini belirtirken Sizopulos’un bu eylemine Rum hükümetinden ve siyasi partilerden büyük tepki geldiğini vurguladı.

Gazete, Sizopulos’un Rum Ulusal Konsey tutanaklarına dayandırarak iki lider arasında uzlaşı olduğunu öne sürdüğü dört maddeyi ise şu şekilde aktardı:

“1. Yüksek Anayasa Mahkemesi: Yüksek Mahkemenin eşit sayıda Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk üyeden oluşması (4+4) konusunda uzlaşıya varıldı. Anayasal konularda başkan seçimi (Yunan, İngiliz ve Türk yargıçlar dışında) yabancı yargıçlardan oluşan bir listeden kurayla yapılacak. Yabancı yargıç başkanlık edecek ve oy eşitliği olması durumunda karar verici oya sahip olacak.

2. Senato: Üst hukuk organının oluşumu etnik kökene dayanacak ve eşit oranda, yüzde 50/50 şeklinde Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türklerden (20+20) oluşacak.

3. Vatandaşların Nitelikleri: Vatandaşlar farklı niteliklere sahip dört kategoriye ayrılacaklar: A) Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum oluşturucu devletçiğin vatandaşlığına sahip olacak olanlar. Tüm Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türkler tüm haklarına garanti altına alınmış şekilde sahip olacaklar. B) Kıbrıs Türk oluşturucu eyaletine taşınacak Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıs Türk vatandaşlığına başvurabilecek. Yerel seçimlerde ve AP seçimlerinde oy verme hakkı olacak (milletvekilliği ve başkanlık seçimlerinde oy veremeyecek). C) Kurucu eyaletlerde daimi ikamet eden ancak vatandaşlığı olmayan kişiler sadece yerel seçimlerde oy verme hakkına sahip olacak. Ç) Oluşturucu eyaletlerden birinde ikamet eden ancak öteki eyaletin vatandaşı olanlar, öteki oluşturucu eyaletin seçimlerinde oy verecekler.

4. Mülkiyet: Mülkiyet Komitesi (bir Kıbrıslı Rum’a, bir Kıbrıslı Türk ve başkanlık edecek bir yabancı uzman oranıyla oluşan) kriterler temelinde önceliğin mal sahibinde mi yoksa kullanıcıda mı olduğuna karar verecek.

5. Kamu Hizmetleri Komisyonu: 3+3 Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk’ten oluşacak. Dönüşümlü başkanlık olacak (2’ye 1) ve karar verici oy başkanın oyu olacak.

6. Üst Düzey Yetkililer: Tüm atama yerleri için 2’ye 1 oranı olacak.”

Gazete, Sizopulos’un açıklamasında ayrıca, Ulusal Konsey tutanaklarına göre “114 bin yerleşiğin fiili (de facto) kalması konusunda uzlaşıya varıldığını” iddia ettiğini de aktardı.

Habere göre Sizopulos, Konsey tutanaklarını açıklamasının Güney Kıbrıs’ta yapılacak seçimlerle bir alakası olmadığını, halkın müzakereler konusunda bilgilendirilmesi yükümlülüğü bulunduğunu belirtirken doğru şeyi yaptığına inandığını da sözlerine ekledi.

Rum Politis gazetesi ise haberinde, Rum Fileleftheros gazetesinden farklı olarak, Sizopulos’un açıklamasında “mülkiyet konusunda, uzlaşıya varılmış olası çözüm şekillerine (tazminat, takas, yeniden yerleşme) değindiğini ve 4:1 oranının korunması için kullanıcıların kategorize edildiklerini ve konacak kriterlerle birlikle, seçimin mülkiyet komitesi (büyük olasılıkla yabancı uzmanın başkanlık edeceği, bir Kıbrıslı Rum ve bir Kıbrıslı Türk’ten oluşturulacak, 10 dereceden (kademe) oluşan) tarafından yapılacağını” söylediğini aktardı.

Habere göre Sizopulos, “iki taraftan da 20 kişiyle toplamda 40 senatörden oluşacak Senato’nun yanı sıra, 36’sı Kıbrıslı Rum, 12’si Kıbrıslı Türk olmak üzere toplam 48 milletvekilinin bulunacağı bir Meclis’ten de” bahsetti.

Sizopulos ayrıca, “Bağımsız Yetkililer için ise oranın 2’ye 1 şeklinde olacağı konusunda uzlaşıya varıldığını” da iddia ederken “mülkiyet konusunda görüşülmekte olan iki kriterin, “mülkün değeri ve duygusallık” olduğunu savundu.

Rum Alithia gazetesi haberinde, Sizopulos’un açıklamasıyla Anastasiadis’in Rum meclisinde yaptığı konuşmayı da karşılaştırdı.

Gazete, Anastasiadis’in Rum meclisindeki konuşmasını baz alarak, bazı unsurlarda Sizopulos’un “çarpıtma yaptığı” yorumunda bulunurken, konuya ilişkin Anastasiadis, Rum Hükümet Sözcüsü Vekili Viktoras Papadopulos ve tüm siyasi partilerin Sizopulos’a tepki gösterdiklerini belirtti.

Habere göre Rum Yönetimi Lideri Anastasiadis önceki gün yaptığı yazılı açıklamada, Sizopulos’un eylemini “kabul edilemez ve Kıbrıs sorununun çözümü çabalarını sabote edici” olarak nitelendirdi.

Anastasiadis, Sizopulos’un “gizli tutanakları kısmen açıklaması ve daha da kötüsü, bunlar hakkında çarpıtıcı yorumlar yapmasının nitelendirilemeyecek bir eylem olduğu” ifadesini kullandı.

Viktoras Papadopulos ise, Sizopulos’u eleştirerek “Sn. Akıncı’nın eline beklenmedik bir silah verdiği” iddiasında bulundu.

Gazete, DİSİ, AKEL, DİKO ve Vatandaşlar İttifakı’nın dün yaptıkları açıklamalarda Sizopulos’a sert eleştirilerde bulunduklarını, EDEK’le aynı fikirleri paylaşan partilerin dahi mesafeli durarak Sizopulos’a destek çıkmadıklarını yazdı.

DİSİ’nin açıklamasında “ciddiyet gerektiği” vurgusu yapılırken, AKEL’in açıklamasında da, bu davranışın Ulusal Konsey’in rolünü geçersiz kıldığı ifade edildi.

DİKO partisi ise, Sizopulos’un bu eylemiyle Anastasiadis’e, Kıbrıs müzakerelerinde daha fazla karartma yapma imkanı verdiğini belirtirken Vatandaşlar İttifakı ise, “Halkın gerçekleri bilmeye hakkı olmasına karşın bunun Ulusal Konsey’in gizli tutanaklarının açıklanmasıyla olmaması gerektiği” fikrini ortaya koydu.

Gazete, tek istisnanın Çevreciler Hareketi’nin açıklaması olduğunu, açıklamada “Ulusal Konsey’in gizli tutanaklarını ilk açıklayanın, Rum meclisinde yaptığı konuşmayla Anastasiadis olduğu” iddiasında bulunulduğunu yazdı.



Özgürgün: “Uzlaşıya varıldığı iddia edilen konulara açıklık getirilmeli”



Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, EDEK Başkanı Marinos Sizopulos’un açıkladığı, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında varıldığı iddia edilen uzlaşı noktaları konusuna açıklık getirilmesi için Cumhurbaşkanı’na çağrı yaptı.

Özgürgün, “Ulusal Birlik Partisi olarak, Kıbrıs Türk halkının bu coğrafyadaki kaderine ilişkin gerçekleri, kendi hak ve çıkarlarını korumakla görevli Cumhurbaşkanı’ndan öğrenme hakkına sahip olduğu gerçeğinden hareketle, uzlaşıya varıldığı iddia edilen konulara açıklık getirilmesini ve halkımızın rahatlatılmasını acilen talep etmekteyiz” dedi.

Özgürgün, yazılı açıklamasında, 1968 yılından bu yana sürdürülen toplumlararası görüşmelerin beklenen sonuca ulaşamamasının tek sorumlusunun Rum tarafı olduğunu, Rum AB Milletvekili Eleni Theoharus’un Rum tarafının yaşam kaynağının “Yunanistan ile birleşme vizyonu” olduğunu açıkça söylediğini belirterek, Theoharus’un “bir Helen Adası olan Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türkler, yüzde 17’lik oranla sadece azınlıktır” şeklindeki sözlerini eleştirdi.

Özgürgün, “Bu yetmezmiş gibi Güney Kıbrıs’taki siyasi partilerden EDEK’in Başkanı Marinos Sizopulos’un, Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis ile KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı arasında anlaşmaya varılanlarla ilgili bilgilerin yer aldığı Rum Ulusal Konseyi tutanaklarını bir basın toplantısı düzenleyerek açıklaması, siyasi kepazelikten de ötedir” dedi.

Ulusal Birlik Partisi’nin, her vesile ile Kıbrıs Türk halkının, müzakere sürecine ilişkin gelişmeleri sadece Rum basınına yansıyan ya da bilinçli olarak yansıtılan tek taraflı açıklamalardan izlemesinin olumsuzluklarına dikkat çektiği, bu konuda ilgilileri gereğini yapma konusunda göreve çağırdığını ifade eden Özgürgün, şunları kaydetti:

“Kaldı ki, EDEK Başkanı Sizopulos’un Ulusal Konsey tutanaklarının açıklamasını ‘kabul edilemez’ olarak niteleyen ve büyük tepki koyan Anastasiadis’in, bu eylemin Türk tarafına koz verildiğine ilişkin saptaması ise samimiyetten uzak ve yanıltmaya yöneliktir. Rum Lider Anastasiadis’in çözüm yolunda çeşitli konularda iki tarafın mutabakatlarının sağlandığı bilgileri yalanlamaması da dikkatlerden kaçmamıştır.

Hal böyleyken, Ulusal Birlik Partisi olarak, Kıbrıs Türk halkının bu coğrafyadaki kaderine ilişkin gerçekleri, kendi hak ve çıkarlarını korumakla görevli Cumhurbaşkanı’ndan öğrenme hakkına sahip olduğu gerçeğinden hareketle, uzlaşıya varıldığı iddia edilen konulara açıklık getirilmesini ve halkımızın rahatlatılmasını acilen talep etmekteyiz.”



Kıbrıs meselesinin çözülmesi 14 fasıl müzakereye açılabilir



Türkiye ve Yunanistan arasındaki tarihi ve köklü ilişkiler, son dönemde sığınmacı krizi nedeniyle yeni bir ivme kazandı. İkili temaslar artarken, Atina ve Ankara'nın krizin çözümü için işbirliği çabası, Ege Denizi ve Kıbrıs ile ilgili ihtilafların çözümü için de yeni fırsatlar sunuyor.

Kıbrıs Sorunun çözülmesinin Türkiye için bir diğer anlamı da AB müzakerelerinde yeni fasıllar açılabilecek olması. Zira hali hazırda Rum yönetimi, tek taraflı olarak "ilişkilerin normalleşmesi" şartıyla işçilerin serbest dolaşımı (2.fasıl), enerji (15. fasıl), yargı ve temel haklar (23.fasıl), adalet, özgürlük ve güvenlik (24. fasıl), eğitim ve kültür (26. fasıl) ve dış, güvenlik ve savunma politikası (31. fasıl) fasıllarını bloke ediyor.

Malların serbest dolaşımı (1. fasıl), iş kurma hakkı ve hizmet sunumu serbestisi (3. fasıl), mali hizmetler (9.fasıl), tarım ve kırsal kalkınma (11. fasıl), balıkçılık (13. fasıl), taşımacılık politikası (14. fasıl), gümrük birliği (29. fasıl) ve dış ilişkiler (30. fasıl)" fasılları da Ek Protokol nedeniyle dondurulmuş durumda.

AB ile Türkiye, 2005'te Gümrük Birliği'nin yeni AB üyelerine genişletilmesi amacıyla "Ek Protokol" imzalamıştı. Ancak, protokolde yeni üyelerden Güney Kıbrıs Rum yönetiminin isminin "Kıbrıs Cumhuriyeti" olarak zikredilmesi üzerine Türkiye, "Ek Protokol’ün imzalanmasının hiçbir şekilde Rum yönetimini tanıma anlamına gelmeyeceğini" vurgulayan bir deklarasyon yayımlamıştı. AB de Türkiye'nin Ek Protokol’den kaynaklanan yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediği gerekçesiyle Aralık 2006’da, "Gümrük Birliği'yle doğrudan ilgili" sekiz faslın açılmasını dondurmuştu.

Dolayısıyla hali hazırda 14 fasıl Rum kesimi nedeniyle bloke edilmiş durumda.

Kıbrıs'taki çözüm süreci, Rum tarafının 2012’de Annan Planı'nı reddetmesiyle yerini yeniden on yıllardır süregelen çözümsüzlüğe bırakmıştı.

Şubat 2014'te imzalanan ortak açıklama sonrasında yeniden başlayan müzakereler, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın Nisan 2015'te göreve gelmesinin ardından ivme kazanmıştı. Mayıs ayında yeniden başlayan yoğunlaştırılmış müzakereler kapsamında Akıncı ve Rum lider Nikos Anastasiadis birkaç defa bir araya gelmiş, "2016’nın çözüm yılı olacağını" ifade etmişlerdi.

Müzakere masasında tarafların anlaşmaya varması halinde Kıbrıs'ta referandum yapılması bekleniyor. Liderler, Güney Kıbrıs Rum kesiminde Mayıs ayında yapılacak genel seçim öncesi referanduma gitmek istiyor. Referandumun ilkbahara yetişmemesi durumunda sonbaharda yapılması öngörülüyor.



“Almanya ve Hollanda Türkiye’ye arka çıkıyor”



Almanya ile Hollanda’nın, aralarında Türk müzakere başlıklarının açılması ve vize serbestisi konusunun da bulunduğu Ankara’nın taleplerini içeren listeye arka çıktığı ve mülteci krizinin, Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun Brüksel’de ortaya koyduğu “reçete” aracılığıyla çözüme kavuşmasını umduğu belirtildi.

Rum Fileleftheros gazetesinin haberinde, AB çevrelerinin “bütün üye devletlerin, Türkiye’nin AB katılım sürecinde yeni başlıklar açılmasına hazırlık yapılmasına bağlı oldukları” iddiasını ortaya koydukları kaydedildi. Bu ifadenin, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk’ın AB-Türkiye Zirvesi sonrasında okuduğu açıklamada da yer aldığı ve “hepimiz bu prensip üzerinde çalışma konusunda anlaştık” denildiği belirtildi.

Bu ifadenin “başlıkların açılmasına hazırlık yapılması” ifadesine döndürülmesinin tesadüf olmadığını yazan gazete, Rum kesiminin itirazlarını engellemeye çalışmanın amaçlandığını çünkü Rum kesiminin, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis aracılığıyla bu konudaki vetosunu kaldırmadığını açıkça ortaya koyduğunu kaydetti.

Gazete “aynı AB çevrelerinin”, 29 Kasım 2015 tarihli sonuç bildirgesi temelinde, 28 AB üyesi devletin, Avrupa Komisyonu’nun Türk müzakere başlıklarının açılmasına hazırlık yapılması konusundaki kararına dikkat çektiğini anımsattı.

Gazete, 28 AB üyesi devletin, 7 Mart 2016 tarihli AB-Türkiye zirvesinde ise, bir önceki tezin çerçevesini aştıklarını ve komisyonun değil kendilerinin, Türkiye katılım müzakerelerinde yeni başlıklar açılmasına hazırlık yapılmasına karar verdiklerini yazdı.

Almanya ve Hollanda’nın, tüm üye devletler adına sunacakları bu tezin, 17–18 Mart tarihlerinde gerçekleştirilecek zirve öncesinde AB Konseyi Başkanı Donald Tusk’a, gerek Rum Yönetimi’nin tek yanlı olarak bloke ettiği 5 müzakere başlığının açılması, gerek vize serbestisi konusunda Türkiye ile görüşmesi ve bir anlaşmaya varması için yetki sağladığı düşüncesinde oldukları kaydedildi.

Gazete, AB Konseyi Başkanı Tusk’un bu çerçevede Güney Kıbrıs’ı da ziyaret etmesinin beklendiğini ekledi.



“BM momentumun muhafaza edilmesini istiyor”



Birleşmiş Milletler’in (BM), önümüzdeki mayıs ayında Güney Kıbrıs’ta yapılacak milletvekilliği seçimlerinin sonrasına dikkat kesilerek, Kıbrıs sorunundaki hareketliliği muhafaza etmeye çalıştığı belirtildi.

BM’nin hedefinin, süreçteki momentumun muhafaza edilmesi ve buna paralel olarak, belirsizliğini koruyan konulardaki görüşmelerin ilerlemesi olduğunu da kaydedildi.

Rum Fileleftheros gazetesi, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin, bugün liderler görüşmesi öncesinde, yeni tur temaslarda bulunmak için liderlerle ayrı ayrı görüşeceğini yazdı.

Gazete, BM’nin, önümüzdeki Mayıs ayında Güney Kıbrıs’ta yapılacak milletvekilliği seçimlerinin sonrasına dikkat kesilerek, Kıbrıs sorunundaki hareketliliği muhafaza etmeye çalıştığını bildirdi.

Gazete haberinde de, BM’nin hedefinin, süreçteki momentumun muhafaza edilmesi ve buna paralel olarak, belirsizliğin sürdüğü konulardaki görüşmelerin ilerlemesi olduğunu ifade etti.

“Gerek BM, gerek Türk tarafının, 22 Mayıs’ta Güney Kıbrıs’ta gerçekleştirilecek milletvekilliği seçimleri ışığında, süreçte önemli gelişmeler yaşanmasının beklenmemesi gerektiğini düşündüğünü” ileri süren gazete, bu ifadelerin ise Rum hükümetini rahatsız ettiğini kaydetti.

Hükümetin, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in en baştan, hiçbir seçim sürecinin Kıbrıs sorunuyla ilgili görüşmeleri etkilemediğini açıklığa kavuşturduğuna işaret ettiğini yazan gazete, “yetkili bir kaynağın” gazeteye, bunun milletvekilliği seçimleri olduğunu ve bilindiği üzere Güney Kıbrıs’ta parlamenter sistem bulunmadığını söylediğini aktardı.

Gazete, bugün gerçekleştirilecek liderler görüşmesinde, mülkiyet ve üzerinde anlaşmazlıklar bulunan diğer konular üzerindeki görüşmelerin sürmesinin beklendiğini de belirtti.

İki tarafın müzakerecileri Özdil Nami ile Andreas Mavroyannis’in önceki gün yine bu konuları ele aldıklarını kaydeden gazete, haberinin devamında, ABD’nin Avrupa Konularından Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Viktoria Nuland’ın ise Yunanistan’da bulunduğunu belirtti.

Gazete, Nuland’ın Atina ziyareti konusunda ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya dayanarak, Nuland’ın Atina’da aralarında mülteci krizinin de bulunduğu bir dizi ikili ve bölgesel konuyu ele alacağını, aynı zamanda uluslararası örgütlerin temsilcileriyle de görüşeceğini ifade etti.

Gazete, görüşmelerin gündeminde Kıbrıs sorununun bulunmasının beklendiğini de ekledi.



Shaun Casey Hala Sultan Tekkesi’ni ziyaret etti



ABD Dış İşleri Bakanlığı Din ve Global İşler Özel Temsilcisi Shaun Casey, Hala Sultan Tekkesi’ni ziyaret etti. Din İşleri Başkanlığı Güney Kıbrıs Temsilcisi ve Hala Sultan Tekkesi İmamı Şakir Alemdar ile de görüşen Casey, Tekke’nin tarihi hakkında bilgi aldı ve sorunları dinledi.

Tekke’nin tarihinden ve güzelliğinden çok etkilendiğini söyleyen Shaun Casey, en kısa zamanda Tekke’deki sorunların çözüleceğine ve karşılıklı anlayışın hakim olacağına inanç belirtti.

Alemdar’a, “Hala Sultan Tekkesi’nde ki özgürlüğünüz ve kullanım serbestiniz en doğal hakkınızdır” diyen Casey, yapılan çalışmaları takdir ettiğini ve çok yakından takip ettiğini söyledi.

Alemdar, seramik üzerine işlenmiş, hat sanatının güzel bir örneği olan Arapça “Maşallah” yazılı bir hediyeyi de ziyaret anısına Casey’e takdim etti.





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 23
Dün Tekil 983
Bugün Tekil 568
Toplam Tekil 1931797
IP 54.81.110.114






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































27 Muharrem 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Saraylarda süremem dağlarda sürdüğümü, Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü.
(Hüseyin Nihal ATSIZ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu