BASIN BÜLTENİ Davutoğlu: “Kıbrıs'ta çözüme çok yakınız” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Davutoğlu: “Kıbrıs'ta çözüme çok yakınız”
Tarih: 12.03.2016 > Kaç kez okundu? 717

Paylaş


Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras bir araya geldi. Başbakan Davutoğlu, "Gerek Ege sorunlarında gerek Kıbrıs’ta çözüme çok yakınız" derken, Yunan Başbakan Çipras, "Kalıcı çözümde hemfikiriz" dedi.

İki Başbakan düzenledikleri ortak basın toplantısında Kıbrıs konusu ile ilgili de açıklamalar yaptı. "Ege sorunu, Kıbrıs sorunu bağlamında çok dürüstçe, dostça ele aldık" diye konuşan Başbakan Davutoğlu, "Gerek Ege sorunlarında gerek Kıbrıs’ta çözüme çok yakınız. Birlikte güçlü irade sergileyerek bu on yılların biriktirdiği sorunları aşıp Doğu Akdeniz ve Ege'yi çekim haline getirebiliriz. Biz Doğu Akdeniz'in krizlerle anılan bölge değil Türkiye-Yunanistan işbirliğiyle, ortak çalışma kültürüyle ve ortak gelecek perspektifiyle anılan refah ve huzur bölgesi olmasını arzu ediyoruz" dedi.

Yaptıkları görüşmelerde Kıbrıs konusunu da değerlendirme fırsatı bulduklarını ifade eden Çipras da, sorunun BM kararları temelinde, AB çerçevesinde adil ve kalıcı bir şekilde çözülmesi gerektiği konusunda hemfikir olduklarını kaydetti. Çipras, çözümün, adada yaşayan Türkler, Rumlar ve diğer azınlıkların medeni koşullarda yaşama fırsatı sunması gerektiğini dile getirdi. (Milliyet Gazetesi)



Casey: “Dini temsilcilerin uyumlu tutumu, Kıbrıs’ta halkların Kıbrıs isçin farklı bir gelecek öngörmesini teşvik ediyor”



ABD Dışişleri Bakanlığı Din ve Küresel İlişkiler Özel Temsilcisi Shaun Casey adadaki dini temsilcilerin uyumlu tutumunun Kıbrıs’ta halkların Kıbrıs için farklı bir gelecek öngörmesine yardımcı olduğunu söyledi.

Dini temsilcilerle görüşmek ve dini mekanları ziyaret etmek için adada bulunan Casey, İsveç Büyükelçiliği’nin himayelerinde sürdürülen Kıbrıs Çözüm Sürecinde Dini Yol çalışmaları katılan dini temsilcilerle İsveç Büyükelçisi Klas Girov’un ikametgahında bir araya geldi.

Görüşmeye, Din İşleri Başkanı Prof. Dr. Talip Atalay, Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos, Maronit Kilisesi’nden Monseigneur Orphanou Başpiskoposu Yousef Soueif, Latin Kilisesi’nden Rahip Jerzy Kraj ve Ermeni Ortodoks Kilisesi’nden Rahip Momig Habeshian katıldı.

ABD Büyükelçisi Kathleen A. Doherty ve İsveç Büyükelçisi Klas Gierov da görüşmede yer aldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Din ve Küresel İlişkiler Özel Temsilcisi Shaun Casey, dini temsilcilerle görüşmesinin ardından düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması yönünde “somut” ilerlemeler kat edildiği bir dönemde adada bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu kaydetti.

Kıbrıs Türk ve Rum siyasi liderlerin zor başlıklarda elde ettiği ilerlemeden etkilendiğini ifade eden Casey, dini temsilcilerin de kararlı ve ciddi çalışma içerisinde olduğunu gözlemlediğini belirtti.

Dini temsilcilerin devam eden müzakerelere verdiği desteğin önemli bir etkisinin olduğuna inandığını kaydeden Casey, “Dini temsilcilerin uyumlu tutumunun” halkların Kıbrıs için farklı bir gelecek öngörmesini teşvik ettiğini söyledi.

Casey, çözüm sürecine yardımcı olmak, toplumlar arasındaki güveni arttırmak, dini mekanların korunması ve ibadet özgürlüğünü savunmak için Kıbrıs Çözüm Sürecinde Dini Yol’u başlatan İsveç’e de teşekkür etti.

Gazimağusa’daki bir kilisenin kilitlerinin Rum Ortodoks Kilisesi’ne iade edilmesi, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Güney Kıbrıs’taki dini mekanların ziyareti için Güney Kıbrıs’a geçişleri kolaylaştırması gibi hareketlerin memnuniyet verici gelişmeler olduğunu kaydeden Casey, “Bunlar güveni arttırmak için çok önemli sembolik adımlardır” dedi.

Kıbrıs sorununun hiçbir zaman dini bir sorun olmadığı yönündeki yorumlara atıfta bulunarak, Kıbrıslı Türk ve Rumların , uzun zaman uyum içerisinde birlikte çalışıp, ibadet ettiğini belirten Casey, Kıbrıs’ta bir çözümün, bölge için Müslüman ve Hıristiyanların bir arada yaşadığı bir model teşkil edebileceğini söyledi.

Casey, “Çözülmesi gereken sorun, özellikle bölünmüşlüğün gölgesinde yaşayan gençlerin önündeki engelleri kaldırmaktır” dedi.

Denya Camisi’nin kundaklanması olayının tüm dini temsilciler tarafından kınamasının da memnuniyet verici olduğunu kaydeden Casey, olayın sorumlularının en erken zamanda yakalanmasını temenni ettiğini söyledi.

Dini temsilcilerin adada, kilise ve cami malları, güvenlik gibi zor konuları ele aldığını kaydeden Casey, dini temsilcilerin çalışmalarının çözüm sürecinin tabandan başladığını ve sorunun kalıcı olmaması gerektiğini göstermek açısından önemli olduğunu belirtti.

Din İşleri Başkanı Dr. Talip Atalay da konuşmasında barışa sadece Kıbrıs adasında değil, tüm bölgede ihtiyaç duyulduğuna işaret ederek, adadaki dini temsilcilerinin bir araya gelmesinin, dünyanın ihtiyacı olan birliktelik için en güzel örneklerden biri olduğunu söyledi. Atalay, “birlikteliğe” çok ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Talip Atalay, “Saygı, samimiyet ve tam güvenlik içeren, yaşayabilecek bir barışa ihtiyacımız var. Geçmişteki acı örneklerden ders alarak, geçmiş olayların bir daha yaşanmayacağı kalıcı bir barışa ihtiyacımız var” dedi.

Kıbrıs Türk ve Rum liderlerin kalıcı bir çözüm için ortaya koyduğu çabaları desteklediklerini de ifade eden Atalay, Kıbrıs’ta bulunacak siyasi bir çözümün tüm bölge için emsal teşkil edebileceğini kaydetti.

Başpiskopos Hristostomos, görüştükleri ABD Dışişleri Bakanlığı temsilcisine adada hiçbir zaman dini bir sorun olmadığını ve olmayacağını aktardıklarını kaydetti.

Adadaki dini temsilcilerin Kıbrıs Türk ve Rum siyasi liderlerle iyi ilişkiler içerisinde olduğunu ve çözüm sürecinde kendilerini desteklediklerini kaydeden Hristostomos, liderlerin çözüm yolunda yakınlaşma sağlayacağına inandıklarını söyledi.

Kıbrıs Çözüm Sürecinde Dini Yol çerçevesinde dini temsilcilerle çalışan İsveç Alexandria Enstitüsü Direktörü Peter Weiderud da yaptığı konuşmada, 5-10 yıl önce yaşanmış olsa, toplumlar arası düşmanlığı tetikleme ihtimali olacağı Denya Cami’sinin kundaklanması olayında “Müftü ve Paşpiskopos’un benzer dilden konuşması” nedeniyle “bozguncuların” başarıya ulaşamadığını kaydetti.

Dini temsilcilerin olayı, prensip olarak ve sanki kendilerine yapılmış gibi kınadığını kaydeden Weiderud, dini temsilciler arasında inşa edilen iletişimin sonuçlarının çok güzel olduğunu söyledi.

Weiderud, “Dini temsilcilerin aralarında bir güven inşa etmeyi; sorunlara ileri görüşlü ve ilkeli çözüm bulmayı başardığını” belirtti.



Davutoğlu: “Türk vatandaşlarının vizesiz seyahatin en geç haziran sonunda başlamasını talep ettik”



TC Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin AB’ye sunduğu öneriler paketinde, Türk vatandaşları için vizesiz seyahatin en geç haziran sonunda başlamasını talep ettiklerini söyledi.

Davutoğlu, Brüksel’de yapılan Türkiye-AB Zirvesi'nin ardından AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Türkiye-AB Zirvesi'nde, sığınmacı krizinin çözümü, Türkiye ile AB arasında işbirliğinin güçlendirilmesi konularında bir dizi yapıcı öneriler sunduklarını belirten Davutoğlu, bu önerileri gelecek hafta yapılacak AB zirvesine kadar birlikte ele alacaklarını kaydetti.

Davutoğlu, “Bizler, Türkiye’de gerekli yasal düzenlemeleri tamamlama konusunda üzerimize düşeni yapacağız. AB tarafı da kendi üzerine düşeni yapacak. En geç haziran sonunda Türk vatandaşlarının Schengen bölgesine vizesiz seyahat edebileceklerini umut ediyoruz” dedi.

AB ile Türkiye arasında, geçen kasım ayında uzlaşmaya varılan eylem planının, Ekim 2016’da vize serbestliği öngördüğünü hatırlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Türkiye olarak vize serbestliğine, daha önce planlamış olduğumuzdan daha erken geçmeyi talep ettik. Çünkü bizler de Geri Kabul Anlaşması'nı planlanandan daha erken uygulamaya başlıyoruz. Vize serbestliğinin en geç haziran sorunda, Hollanda’nın dönem başkanlığı sırasında uygulanması konusunda mutabakata varmış olmaktan memnuniyet duyuyorum.”

Başbakan Davutoğlu, Türkiye’nin kaçak göçle mücadelede AB ile daha önce varılan uzlaşma çerçevesinde adımlar atmaya devam edeceğini ancak AB’ye çok daha kapsamlı bir çözüm için de önerilerde bulunduğunu söyledi. Bu önerilerin gelecek günlerde Türk ve AB heyetlerinin birlikte çalışmasıyla ele alınacağını ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Türkiye’den giden yasa dışı, düzensiz göçmenleri, hangi ülke vatandaşı olduklarına bakmaksızın geri kabul etme yönünde cesaret isteyen bir karar almaktayız. Türkiye’nin Yunan adalarından geri kabul edeceği her bir Suriyeli göçmene karşı, AB’nin de Türkiye’den bir Suriyeli mülteciyi kabul edeceği inancıyla bunu yapmayı planlıyoruz. Bununla amacımız yasa dışı göçün önüne geçmek, insan kaçakçılarıyla mücadele etmek, Avrupa’ya gelmek isteyenler için yasal göç yollarını cesaretlendirerek onlara yardımcı olmak, bu süreci disiplin içinde yönetilir hale getirmek. Burada temel amacımız, insani bir amaçtır.”

Davutoğlu, yüz binlerce Suriyelinin, Suriye’deki rejimin zalim uygulamalarından, terörden ve Rusya’nın hava saldırılarından kaçtığını, Türkiye üzerinden Avrupa’ya gitmeye çalıştıklarını belirterek, yaptıkları son önerilerde Ege Denizi’nde çok sayıda masum kadın ve çocuğun hayatını kaybettiği insani trajedilere son vermek istediklerini vurguladı.

Türkiye’nin bugün dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke olduğunu hatırlatan Davutoğlu, “Milletim adına büyük gurur duyuyorum. Bu kadar büyük sığınmacı sayısına karşın, Türk toplumunda bugüne kadar hiçbir ırkçı hareket, Suriyelilere karşı bir yaklaşım olmamıştır” yorumunu yaptı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, AB’nin Suriyeli sığınmacılar için Avrupa’dan para temin etmek peşinde olmadığını, yükün adil bir şekilde paylaşılmasını istediğini söyledi.

Türkiye’nin, AB’ye sığınmacı krizinin çözümüne dönük sunduğu yeni önerilerin, bazı basın organlarında yanlış yorumlara yol açtığını vurgulayan Davutoğlu, “Bugün Avrupa’da bazı basın organlarında gördüğüm başlıklar beni şaşırttı. Türkiye daha fazla para istiyor deniyor. Hayır, Türkiye’nin kimseden para istediği yok” dedi.

Davutoğlu, “Türkiye sığınmacılar için kendi ulusal bütçesinden harcama yapıyor. Şunu açıklığa kavuşturmak istiyorum. Bizim istediğimiz Suriyeli sığınmacılar için yükün adil bir şekilde paylaşılmasıdır” yorumunu yaptı.

AB ile Türkiye arasında geçen yıl, üzerinde uzlaşılan ortak eylem planının, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için ilk aşamada 3 milyar avroluk yardım öngördüğünü hatırlatan Davutoğlu, bu kaynağın Türkiye için değil, Suriyeli sığınmacılar için harcanacağını vurguladı. Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Bu, Suriyeli sığınmacılara verilecektir. Türk vatandaşları için tek bir avro harcanmayacaktır. Avrupa kamuoyunda bazı çevreler sanki Türkiye para için yalvarıyor görüntüsü vermeye çalışıyor. Türkiye’nin kendisi için paraya ihtiyacı yoktur. Türkiye tüm bunları kendi ulusal bütçesinden ödemektedir. Sadece kamplarda olan sığınmacılar için bugüne kadar 10 milyar avro harcama yapmıştır.”

AB’nin Türkiye’ye sağlayacağı mali kaynakla çok hızlı bir şekilde Suriyeli sığınmacı çocuklar için okullar açmayı ve daha iyi sağlık hizmeti vermeyi amaçladıklarını belirten Davutoğlu, bu şekilde sığınmacıların daha iyi standartlara kavuşacaklarını kaydetti.

Türkiye’nin, AB’nin ilk aşamada sağlayacağı 3 milyar avroluk kaynağa ek olarak, yeni bir yardım diliminin gerekli olduğuna inandığını vurgulayan Davutoğlu, bunun da AB’ye sunulan öneriler paketinde yer aldığını söyledi.

Türkiye’nin AB ile işbirliğinin sadece sığınmacı krizi ve insani konularla sınırlı olmadığını, yeni dönemde Türkiye’nin AB üyelik sürecini daha da ileriye taşımayı hedeflediklerini aktaran Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Bu, bizim için stratejik bir konudur. Türkiye’nin AB’ye entegre olmasını istiyoruz ve bunun uluslararası alanda yeni bir momentum yaratacağını düşünüyoruz. Suriye konusu hepimize açıkça şunu göstermiştir: Türkiye ile AB arasında çok daha gelişmiş, çok daha entegre bir stratejiye ihtiyaç vardır.”

Davutoğlu, Türkiye’nin AB üyelik sürecinde 5 yeni müzakere başlığının açılmasını istediğini, bu konuda da AB’den mümkün olan en kısa sürede adım beklediklerini vurguladı.

Türkiye’nin, Brüksel’deki zirvede gündeme getirdiği önerileri hakkında Avrupalı mevkidaşlarıyla son derece yapıcı görüşmeler yaptıklarını ve işbirliği ruhuyla hareket ettiklerini anlatan Davutoğlu, bu görüşmelerin gelecek günlerde devam edeceğini kaydetti.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Gelecek hafta 18 Mart’ta AB zirvesinde yeniden bir araya geleceğiz. Bu öneriler metni, bizim tarafımızdan hazırlandı. Şimdi gelecek zirveye kadar birlikte çalışacağız. Bu hedefleri pratikte nasıl yaşama geçirebileceğimizi ele alacağız. Birbiriyle müzakere eden iki heyet gibi değil, insanlığın geleceği, sığınmacıların onuru için ortak bir şekilde çalışan tek bir ekip gibi bu konuları ele alacağız.”

Ahmet Davutoğlu Türk vatandaşlarına vize serbestisi sağlanması konusunda, “Ben tüm sözlerin yerine getirileceğinden eminim. Bu sıradan bir taahhüt değildir” dedi.

Basın toplantısında, Türk vatandaşlarına sağlanacak vize serbestisine ilişkin düşünceleri sorulan Davutoğlu, “Ben tüm sözlerin yerine getirileceğinden eminim. Bu sıradan bir taahhüt değil. Eğer konsey ve komisyon bu amaca bu denli adanmış durumdaysa bu konuda şüphe edemem” ifadesini kullandı.

Verilen tüm sözlerin tutulacağına inandığını belirten Davutoğlu, “Bugün Hollanda lideri de bizimleydi. Tüm temel kurumlar, bu kurumların liderleri ve temsilcileri haziran ayının sonuna kadar vize serbestisi için söz verdiler. Kurallar ve temel prensipler çerçevesinde yeni fasılların bloke edilmeden açılması, finansal destek sağlanması konusunda söz verdiler. Bugün uzun görüşmelerin ardından birbirimizi çok iyi bir şekilde anladığımızı düşünüyorum. Hepimiz sözlerimizi tutmak konusunda kararlıyız” diye konuştu.

Davutoğlu, Türkiye’de ifade özgürlüğüne ilişkin bir soruya ise “İfade özgürlüğü konusu bizim için temel bir değer. Sadece Avrupa Birliği’nin değeri değil, Türkiye demokrasisinin de değeri. Medyamızı takip edenlerin farkında olacağını düşünüyorum. İzleyenler birçok gazetenin hükümete karşı geldiğini, hepimizi ağır bir şekilde eleştirebildiğini görecektir. Bu düşünce özgürlüğüdür. Bizzat kendim eski köşe yazarıyım. Akademisyen olarak gazetelerde yazdım. Düşünce ve medya özgürlüğüne karşı en ufak sınırlamaya karşıyım” diye cevap verdi.

Zaman gazetesine kayyum atanması kararına ilişkin de Davutoğlu, “Bahsi edilen konu yasal bir durumdur, siyasi bir durum değildir. Savcıların iddiaları düşünce özgürlüğüne ilişkin değil, kara para aklamanın yanı sıra yasa dışı ağlar üzerinde işlenen belirli suçlara, polisi ve adli sistemi kullanmaya ilişkin. Çok sayıda Türk vatandaşının özgürlüklerine karşın bu medya organını kullanarak komplo oluşturmaya ilişkin. Suçlamalar bunlar. Ben burada yargılamak için bulunmuyorum. O mahkemeler karar verecek buna” değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“İki hafta önce tutuklu iki gazeteci Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile serbest bırakıldı. Bu gazetecilere ilişkin konu gazetecilik eylemlerine ilişkin değil, devletin gizli bilgilerini ifşa etmelerine ilişkindi. Birçok demokratik toplumda bu suçtur. Eğer Anayasa Mahkemesi bağımsız bir mahkeme olarak bu gazetecilerin serbest bırakılmasına karar veriyorsa; aynı bağımsızlık bu gazetenin gazetecilik yapmak yerine bireylerin özgürlüklerine zarar veren bir ağ oluşturduğunu değerlendirmek konusunda da geçerlidir. Bu bir iddia ve mahkeme yargılayacaktır. Her iki mahkeme de karar vermekte bağımsızdır. Her bu iki konuda da benim ya da hükümetimin hiçbir etkisi olmamıştır. Bu tamamen yasal bir süreçtir.”

Başbakan Davutoğlu, “Düşünce özgürlüğü bizim ortak değerimizdir. Bu değer her zaman Türkiye’de korunmuştur ve korunacaktır” dedi.

Avrupa'daki sığınmacıların Türkiye'ye gönderilmesinin uygulanabilirliği sorulan AB Komisyonu Başkanı Juncker da Türkiye'nin güvenli bir ülke ve kararın yasal ve uygulanabilir olduğunu söyledi.

Türkiye'deki basın özgürlüğüne ilişkin bir soru üzerine ise AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, basın özgürlüğünün Türkiye'nin AB'ye üyeliğinde önemli bir koşul olmaya devam ettiğini, AB'nin bu politikasında bir değişiklik olmadığını ifade etti.

Sığınmacı krizinin çözümünde AB'nin, 10 gün içinde Türkiye'ye verilen bütün sözleri nasıl yerine getireceğine yönelik soru üzerine Tusk, "Türkiye ile nihai başarıya ulaşacağımız konusunda hiç şüphem yok" ifadesini kullandı.

Öte yandan, AB devlet ve hükümet başkanları, Batı Balkan güzergahı boyunca düzensiz göçmen akışının şimdi sona erdiğini bildirdi.

AB liderleri, Zirvenin ardından kendi aralarında başka bir görüşme gerçekleştiren AB devlet ve hükümet başkanları, ortak açıklamayla bu konularda alınan kararları duyurdu.

Buna göre, Schengen Anlaşması'nın tam olarak uygulanmasına karar verildi. Sığınmacıların bir ülkeden diğerine gönderilmesi yaklaşımının sonlandırılmasında da mutabık kalan liderlerin zirve sonunda yayınlanan ortak açıklamalarında, "Batı Balkan güzergahı boyunca düzensiz göçmen akışı şimdi sona erdi" ifadesi kullanıldı.

Bu kararların sürdürülebilir olması için de yapılması gerekenler belirlendi. Bu çerçevede, sığınmacı krizinde Yunanistan'a gereken tüm destekler verilecek, ülkedeki çok zor insani durum için derhal ve etkili bir şekilde harekete geçilecek. Yunanistan'ın Makedonya ve Arnavutluk sınırları dahil dış sınırlarının daha sıkı kontrol edilmesi için daha çok katkı sağlanacak.

Uluslararası korumaya muhtaç olmayan göçmenlerin karşılıklı geri kabul anlaşmaları çerçevesinde Türkiye'ye gönderilmesi için Yunanistan'a yardım edilecek. Uygulama 1 Haziran itibarıyla da AB ve Türkiye arasındaki geri kabul anlaşmasıyla devam edecek.



Akıncı, Dernekler Yasası’nı Meclis’e iade etti



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu tarafından 22 Şubat’ta oy birliğiyle kabul edilen Dernekler Yasası’nı, yeniden görüşülmek üzere Cumhuriyet Meclisi’ne iade etti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, iade gerekçesinde yasanın yedi farklı maddesinde Anayasa’ya, uluslararası sözleşmelere ve Avrupa Mahkemesi içtihatlarına aykırı düzenlemeler olduğunu belirtti.

Akıncı’nın iade gerekçeleri arasında, dernek kurma, dernek kapatma ve derneklerin denetimine ilişkin düzenlemeler öne çıkıyor.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cumhuriyet Meclisi’ne gönderdiği iade yazısında, derneklerin mahkeme kararıyla kapatılmasına yönelik düzenlemenin yeterince açık, anlaşılabilir ve öngörülebilir olmadığına dikkat çekerek, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yaklaşımlarıyla bağdaşmadığını belirtti. Akıncı, dernekleri denetleyecek müfettişlere aşırı yetkiler tanındığını da ifade etti.

Derneklerin önceden izin almaksızın kurulabileceğinin gerek Anayasa gerekse uluslararası sözleşmelerle teminat altına alındığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Akıncı, “yeni yasada dernek kurma özgürlüğüne keyfi müdahalenin yolunu açan maddelerin gözden geçirilmesini” istedi.

Cumhurbaşkanı’nın iade gerekçeleri arasında kaymakamlar tarafından derneklere para cezası kesilmesini öngören madde de yer alıyor. Akıncı, derneklere yazılı ikaz yapılmaksızın para cezası kesilmesini doğru bulmadığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, yabancıların dernek kurmasını ve derneğe üye olmasını zorlaştıran maddenin de uluslararası sözleşmelerin düzenlediği örgütlenme özgürlüğüyle bağdaşmadığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, yasanın “Çocuk Dernekleri” başlıklı maddesinin de yeniden gözden geçirilmesini istedi. Çocukların dernek kurabilmesinin ve kurulan derneklere üye olabilmesinin Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne uygun bir adım olduğunu belirten Akıncı, yasanın bu yönde bir açılım getirmesini olumlu bulduğunu ifade etti.

Akıncı, buna karşın 5’inci maddede çocukların yaş özelliklerinin hesaba katılmamasının bir eksiklik olduğunu vurguladı. “Yasanın, bir yandan çocukların dernek kurma hakkını sağlarken diğer yandan onların kişisel ve ruhsal gelişimlerini olumsuz etkileyebilecek ihtimalleri bertaraf etmesi gerekir” diyen Akıncı şunları kaydetti:

“Yasanın, çocukların kurabilecekleri derneklerin faaliyet alanlarını, ‘çocuk’ olma sıfatıyla uyumlu olanlarla sınırlayabileceğini düşünüyorum. Bu sayede henüz siyasal tutum geliştirme ve inanç oluşturma konusunda zamana ihtiyacı olan çocukların, ölçüsüz yönlendirmelere karşı korunması mümkün olabilecektir.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, iade yazısının ekinde, yasanın yeniden görüşülmesini isteyen Kıbrıs Sivil Toplum Örgütleri Ağı, Baraka Kültür Merkezi ve Envision Diversity Derneği’nin Cumhurbaşkanlığı’na ilettiği yazılı görüşleri de, dikkate alınmak üzere Meclis’in bilgisine sundu.

Anayasa’nın 94. maddesi, Cumhurbaşkanı’na “yayımlanmasını uygun bulmadığı yasaları bir daha görüşülmek üzere, gerekçesiyle birlikte Cumhuriyet Meclisi’ne geri gönderme” yetkisi tanıyor.

Yine bu madde uyarınca, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, geri gönderilen yasaları, değiştirerek veya aynen, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabul ederse, yasa Cumhurbaşkanı’nca yayımlanır. Çekimser oylar karar yetersayısı bakımından dikkate alınmaz.

Meclis İç Tüzüğü’ne göre, iade edilen yasalar öncelikli olarak görüşülür. Meclis Başkanlığı, iade edilen yasayı ilgili komiteye iletecek; komite en geç bir ay içinde çalışmasını tamamlayacak ve raporunu genel kurula sunacak.

Süresi bitiminde görüşülmeyen yasa, iç tüzük uyarınca Meclis Başkanlığı’nca doğrudan Genel Kurul gündemine alınır. Komitede ve Genel Kurul’da, geri gönderilen yasa, geri gönderme gerekçesine bağlı olarak yeni bir tasarı veya öneride olduğu gibi yeni baştan görüşülür ve oylanır.

Meclis İç Tüzüğü’ne göre de geri gönderilen yasa, değiştirilerek veya aynen üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabul edilirse, Cumhurbaşkanı’nca yayımlanır. Çekimser oylar karar yetersayısı bakımından dikkate alınmaz.



Casey, Atalay’ı ziyaret etti



ABD Dış İşleri Bakanlığı Din ve Global İşler Özel Temsilcisi Shaun Casey, Din İşleri Başkanı Prof. Dr. Talip Atalay’a nezaket ziyaretinde bulundu.

Atalay’ın makamında gerçekleşen ziyarette, dini liderler arasında sürdürülen iletişim süreci ve barış görüşmelerine etkisi konularında görüş alış verişinde bulunuldu.



Hristodulidis: “Türkiye’nin başlıklarının açılmasıyla ilgili vetoyu kaldırmamız söz konusu değildir”



Rum Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis, Güney Kıbrıs’ın, Türkiye’nin müzakere başlıklarının açılmasına rıza göstermesinin söz konusu olmayacağını, tüm düzeylerde açık şekilde belirttiğini söyledi.

Rum Fileleftheros gazetesinin haberine göre Hristodulidis, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, Avrupa Konseyi’ndeki muhataplarıyla yaptığı temaslarda, Türkiye’nin müzakere başlıklarının açılmasını belli nedenlerle veto ettiğini ve ancak, Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde açılacağını izah ettiğini kaydetti.

Habere göre Hristodulidis, Türkiye’nin, mültecilerle ilgili tartışmalar çerçevesinde, Güney Kıbrıs’ın veto ettiği 5 başlığın açılmasını da talep ettiğini “teyit ederken”, Güney Kıbrıs’ın AB’deki ortaklarının, Türkiye’nin insani krizde oynadığı rolü, üyelik müzakerelerinde karşılık almak için kullanamayacağını anlamalarından memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Gazete, edindiği bilgilere dayanarak, Davutoğlu’nun “ültimatomunun” ve “kurulan pazarın”, Fransa ve Belçika dahil, AB üyesi birçok devletin tepkisine neden olduğunu iddia ederken, Almanya’nın, gece geç saatlere kadar, mülteci sorununda Türkiye ile işbirliğinin tek yol olduğu konusunda ısrar ettiğini ve bu çerçevede, Ankara’nın talepleri konusunda diğer AB ülkelerini ikna etmek için uğraştığını öne sürdü.

Benzer uğraşın, Hollanda tarafından da gösterildiğini savunan gazete, Türk tezlerini desteklemek adına Hollanda tarafından da mümkün olan her şeyin yapıldığını ileri sürdü.

Gazete bir başka haberinde ise, Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun, Türkiye’nin mülteci kriziyle mücadelede işbirliği yapmak için “formül-ültimatom” çıkardığını ve tüm AB üyesi devletlerden, Güney Kıbrıs tarafından veto edilen 5 müzakere başlığının açılmasına yönelik açık taahhüt vermelerini talep ettiğini öne sürdü.

Haberde, bu talebin, Güney Kıbrıs’ın kararlarıyla ilgili yalancı çıkmasına ve vetonun kaldırılmasına yol açabileceği savunuldu.

Gazete, edindiği bilgilere dayanarak, Türk tezlerinin 12 maddeli bir belgede kodlandığını; 10’uncu maddede de yeni başlıkların açılmasıyla ilgili karar ön hazırlığından bahsedildiğini iddia etti.



Türkiye’den kayıplarla ilgili yeni belge



Rum Fileleftheros gazetesi, Türkiye’nin, Strazburg’ta dün başlayan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi öncesinde kayıplar konusunda “Yunanistan’a sorumluluk yüklemeye çalışan” yeni bir belge sunduğunu yazdı.

Gazete, Türkiye’nin Bakanlar Komitesi Sekreterliği’ne daha önce sunduğu belgeye Yunanistan’dan gelen yorumlara cevap niteliğindeki yeni belgesinde, Kıbrıs’taki olaylardan, Ada’da bir askeri kontenjan bulundurmaya devam eden Yunanistan’ın sorumlu olduğuna dikkat çektiğini yazdı.

Habere göre, Rum tarafındaki askeri bölgelerin de kayıp kazıları için açılması istenen belgede, BM’ye ve bütün müdahil taraflara Kayıp Şahıslar Komitesi’ne (KŞK) tam erişim sağlaması çağrısı yapılıyor ve bunun, Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın denetimindeki askeri bölgeler için de geçerli olduğuna vurgu yapılıyor.

Yunanistan’ın BM telkinlerine uymak yerine Ada’da askeri varlık gösterdiğini reddetmeye çalıştığı belirtilen belgede, Yunan Alayı’ndan askeri harekât arşivlerini ve ilgili bütün belgeleri paylaşması, Yunan hükümetinin ilgili yasasını, Kıbrıs kayıplarıyla ilgili bilgi vermeye olanak sağlayacak şekilde değiştirmesi isteniyor.

Belgede, Rum tarafının KŞK’ya verdiği kayıplar listesinde 77 Yunan askeri olmasının, Yunanistan’ın Kıbrıs’taki faaliyetlerine ispat olarak gösterildiğine dikkat çeken gazete, Rum makamlarının Rum tarafına gömülmüş Yunan kayıpların akıbetini belirleme çalışması yürüttüğüne ve hatta Yunanistan’daki ailelerine yanlış kemikler teslim ettiğine işaret edildiğini yazdı.



9 Mart Baf Direnişinin 52. yıldönümü



Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Ertan Ersan, Baf Direnişi’nin 52. yıldönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Ersan mesajında şu ifadelere yer verdi:

“9 Mart 1964 günü, Ateş Kes Antlaşması’ndan yararlanarak, gün doğarken taarruza geçen 2000 kadar Rum kuvveti karşısında, Gazi Baf’ı 120 kahraman Mücahit savunuyordu. Özgürlük mücadelesi veren çelik yürekli halkımız, Mücahitleri ile el ele tam bir birlik ve dayanışma içinde savaştılar.

Bu direniş, Kıbrıs Türkü’nün adada egemen ve özgür yaşama kararlılığının canla ve kanla bir ifadesidir. Şehit düşen 13 kardeşimizi rahmet ve saygıyla anıyoruz.”





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 20
Dün Tekil 876
Bugün Tekil 399
Toplam Tekil 1934547
IP 54.80.132.10






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































30 Muharrem 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Vatan ne Türkiyedir Türklere ne Türkistan,
Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: TURAN
(Ziya GÖKALP)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.287 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu