BASIN BÜLTENİ “Su Temini ve Yönetimine İlişkin Hükümetler Arası Anlaşma” imzalandı - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ “Su Temini ve Yönetimine İlişkin Hükümetler Arası Anlaşma” imzalandı
Tarih: 06.03.2016 > Kaç kez okundu? 1018

Paylaş


“Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Su Temini ve Yönetimine İlişkin Hükümetler Arası Anlaşma” Ankara’da imzalandı.

Çankaya Köşkü’nde basın huzurunda imzalanan anlaşmaya Başbakan Ömer Soyer Kalyoncu ile Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu imza koydu.

Anlaşmanın amacı, “temin edilen suyun etkin ve verimli bir şekilde yönetimi ve işletilmesinin sağlanarak, KKTC’nin içme-kullanma suyu, zirai sulama suyu ve atık su arıtma ihtiyacının, uluslararası standartlar ve çevreye saygı esasları temelinde karşılanmasını sağlayacak hukuki bir çerçeve oluşturma” olarak ifade ediliyor.

Anlaşmanın imzalanmasının ardından Başbakan Ömer Kalyoncu ile Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu, ortak basın toplantısı düzenledi.

Başbakan Ömer Kalyoncu konuşmasında, misafirperverlik ve yakın ilgi yanında su projesinin hayata geçmesinde fikri ve emeği olan herkese teşekkür etti.

Yeraltı kaynaklarında sıkıntılar yaşayan ülke için Türkiye’den gelen suyun önemini vurgulayan ve “bizim için ab-ı hayattır” diyen Başbakan Kalyoncu, suyun iki ülke ilişkilerinde yeni dönem açmasını, ekonomik ilişkiler yanında barış, istikrar ve karşılıklı yarar işlevi görmesini diledi.

Kalyoncu, Kıbrıs’ta barış ve kalıcı çözüm arayışlarında önemli mesafeler kat edilen bir dönemde bulunulduğunu belirterek, müzakerelerin olumlu devam ettiğini, su projesinin kurulacak federal cumhuriyette Kıbrıs Türk tarafı açısından da hayati değer taşıdığını söyledi.

“Suyun barış ve yakınlaşma doğrultusunda kullanılması gerektiği” inançlarını vurgulayan Başbakan Kalyoncu, iki toplum arasındaki görüşmelerin ilerlediği hassas bir dönemde TC ile KKTC arasındaki ilişkilerin olumlu seyretmesinin de büyük önem arz ettiğini kaydetti.

Suyun adaya taşınması, yönetilmesi ve işletilmesi bakımından gerek kendilerinin, gerekse TC tarafının taşıdığı bazı endişelerin, anlaşmanın imzalanmasında biraz zaman kaybettirse de bugün (dün) bu anlaşmanın imzalandığını söyleyen Kalyoncu, “Artık suyun bereketinden yararlanma zamanı gelmiş bulunmaktadır” dedi.

Davutoğlu da konuşmasında, “Asrın Projesi’nin dünyada ender ve bu anlamda ilk deniz aşırı proje olduğunu; projeyle Yavruvatan’la Anavatan’ın birbirine bağlandığını” ifade etti.

Ahmet Davutoğlu, “asırlarca aynı kaderi paylaştıkları su gibi aziz KKTC’ye Torosların suyunu gönderdiklerini” belirtti.

Su temin projesinin temeli atıldığında birçok kişinin bir hayal diye baktığı bir proje olduğunu ve “acaba gerçekleşir mi?” düşüncesi taşıdığını ifade eden Davutoğlu, projedeki süreci anlattı. Davutoğlu, Başbakan Kalyoncu ile Kıbrıs’la ilgili birçok konuyu ele aldıklarını, müzakerelerde gelinen son aşamayı birlikte gözden geçirdiklerini, yapılan çalışmaları değerlendirdiklerini; Kalyoncu’nun bazı yasama faaliyetleri hakkında kendilerine bilgi aktardığını; kendilerinin de kanaatlerini paylaştıklarını da belirtti.

Davutoğlu, KKTC’nin kendi ayakları üzerinde, kurumsallaşmış yapıya kavuşmasının Türkiye için önemli olduğunu vurgulayarak, çözüm olsun olmasın bunun önem taşıdığını söyledi. Başbakan Davutoğlu, KKTC’nin bir çözümde kurucu devlet olarak varlığını devam ettireceğini, ya da dünyada saygın ve tanınmış bir devlet olarak kendi yoluna devam edeceğini kaydetti.

Türkiye’nin her zaman, hangi şartlarda olursa olsun “Kıbrıslı kardeşlerinin” yanında olduğunu vurgulayan Türkiye Başbakanı Davutoğlu, “Su projesinde olduğu gibi, olmazı olur kılan projelerle desteğimize ve KKTC’deki soydaşlarımızın huzur güven içinde yaşaması için bundan sonra da ne gerekirse yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Başbakan Kalyoncu, bir soru üzerine AKEL’in “Türkiye’yle bir anlaşma bizi bağlamaz, böyle bir anlaşmayı ancak federal bir Kıbrıs Cumhuriyeti imzalayabilir” yönündeki açıklamasını da yorumladı.

Davutoğlu, “Zaten bizim tanımadığımız bir ülkenin yorumu da bizi bağlamaz, böyle demek icap eder, bu zihniyeti yansıtır” dedi.

Bu tavrın, olumlu da olsa hiçbir adımı benimsemediklerini gösterdiğine dikkat çeken Ahmet Davutoğlu, “Biz Kıbrıs adasının bütününe su götürüyoruz. KKTC’ye biz her şeyimizi vermeye hazırız. Hiç kimsenin tereddüdü olmasın. Bu herhangi bir ülkenin diğer ülkeye yardımı gibi de telakki edilmez bizim tarafımızdan. Onun için ana sütleri gibi ak ve helal Anadolu suyu gidiyor dedim. Şehit kanına da gönderme yaptım” ifadelerini kullandı.

Başbakan Davutoğlu, Kıbrıslı soydaşlarına hakları olan bir suyu gönderdiklerini belirterek şöyle devam etti.

“Bu aynı zamanda Kıbrıs adasına gidiyor. Kıbrıs adasına ulaşan bir su inşallah barış olduğunda bütün Kıbrıs’a sadece Türklere değil Rumlara da ab-ı hayat olacaktır.

Bunu büyük bir barışın ilk adımı olarak zikrettik. Bakın biz ne kadar yapıcı bir dil kullanıyoruz. Bu giden su sadece Türklere gidiyor, Rumlar istifade edemeyecek demedik. Su bütün insanlığa Allahtan bir lütuftur. Ne olursa olsun suyu kimseye kesmeyiz. Biz bu kadar olumlu dil kullanırken karşı taraf bu anlaşma bizi bağlamaz diyor. Bağlasa ne olur, bağlamasa ne olur. Bu su oraya gitti mi gitti, anlaşma imzalandı mı imzalandı. Bu anlaşmayla KKTC’deki her soydaşımız bu sudan istifade edecek mi edecek. E onları da bağlamayıversin, bu kadar dert etmeye gerek yok. Ama zihniyeti yansıttığı için önemli. İşte bu zihniyet nedeniyle Kıbrıs’ta barışa ulaşılamıyor. Yani olumlu bir adımı bile engellemeye, kötülemeye, yok saymaya dönük tavır barışı engelliyor.”

Davutoğlu, her türlü çözüme ve konuşmaya açık olduklarını, su göndermeye de açık olduklarını ifade ederek “Çünkü kendimize güveniyoruz, haklılığımızdan eminiz, gücümüzden de eminiz, durduğumuz pozisyondan da eminiz. Dolayısıyla çok ciddiye almamak lazım. Bir gün şimdi ciddiye almadıkları bu anlaşmayla gelen suyu içmeye başladıklarında herhalde bu günü hatırlarlar ve Türkiye’ye teşekkür ederler, Sayın Kalyoncu’ya bu anlaşma için teşekkür ederler, kendi yaptıklarından da gün gele utanırlar” dedi.

Başbakan Ömer Kalyoncu da aynı soruyu yanıtlarken, Kıbrıs’ın güneyinin ve kuzeyinin de yaptığı anlaşmaların federal cumhuriyet oluşturulurken bir bir alt alta yazılacağını ve geçerli olacağını belirterek, AKEL’in bu konudaki açıklamayı yaparken bunu unuttuğunu söyledi.



Kalyoncu: “Su, yap-işlet-devret modeliyle kamu-özel işbirliğinde işletilecek”



Başbakan Ömer Kalyoncu, Ankara’da Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile dün imzaladıkları anlaşma uyarınca Türkiye’den gelen suyun yap-işlet-devret modeliyle, kamu-özel işbirliğinde işletileceğini söyledi.

Kalyoncu, ihaleyi alacak şirketin yönetiminde belediyeler adına bir temsilci olacağını ve yer altı sularının kontrolü ve yönetiminin de hükümette olacağını belirtti.

Dün gece yurda dönen, Başbakan Kalyoncu, Ercan Havalimanı’nda basına yaptığı açıklama da, Türkiye Cumhuriyeti’ne ilk ziyaretini gecikmeli olarak hükümetin kuruluşundan 8 ay sonra yapabildiğini; bunun Türkiye’deki seçimler ve su tartışmalarından kaynaklandığını; tartışmaların karşılıklı anlayışla sonuçlandığını ve ortaya her iki tarafın da kabul edeceği bir metin çıktığını söyledi.

Su anlaşmasıyla ilgili çeşitli metinlerin basında yer aldığına işaret eden Kalyoncu, varılan anlaşma uyarınca suyun yönetiminin KKTC’de olacağının gözden kaçırılmaması gerektiğini vurguladı.

Kalyoncu, “Su, yap-işlet-devret modeliyle, kamu-özel işbirliğinde işletilecek. Şirketin yönetiminde belediyeler adına bir temsilci olacak ve en çok tartışılan konulardan biri olan yer altı sularının kontrolü ve yönetimi, hükümetimizde olacak” dedi.

Başbakan Ömer Kalyoncu, yer altı sularının kontrolünün uzun zaman önce yapılması gerektiğini ancak bu anlaşmayla bir kez daha gündeme geldiğini ve bundan böyle yer altı sularını kontrol altına almaya başlayacaklarını ifade etti. Kuraklık nedeniyle bunun zorunluluk olduğunu kaydeden Kalyoncu, yer altı sularında tuzlanma ve kuruma görüldüğüne işaret etti.

“Türkiye ziyaretimizde büyük bir hüsnü kabul gördük, samimi ve sıcak bir ilgiyle karşılandık” diyen Başbakan Kalyoncu, Başbakan Ahmet Davutoğlu’yla uzun bir görüşme yaparak ülke sorunlarını da ele alma fırsatı bulduklarını kaydetti.

Kalyoncu, önlerinde bir de mali protokol meselesi bulunduğunu ifade ederek, “Etraflı biçimde konuları görüştük ve önümüzdeki günlerde mali protokolün imzalanması konusunda da gerekli adımları atacağız” diye konuştu. Başbakan Kalyoncu, suyla ilgili anlaşmanın iki ülkenin başbakanları tarafından imzalandığına da dikkat çekti ve bunun önemli olduğunu söyledi. Kalyoncu, anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için üzerlerine düşeni hızla yapmaya başlayacaklarını da ifade etti.

Türkiye Başbakanı Davutoğlu ve heyetiyle görüşmelerinde Kıbrıs müzakerelerinin de ele alındığını belirterek, Davutoğlu’nun sürece desteğini bir kez daha teyit ettiğini kaydetti. Kalyoncu, bu konuda da suyun gündeme geldiğini ve “barış suyu” olarak değerlendirilmesi gerektiği üzerinde durulduğunu bildirdi.

Kalyoncu, suyla ilgili bundan sonraki süreçle ilgili soruyu yanıtlarken, bir ihale şartnamesi hazırlanacağını ve yer altı sularını kontrol altına alacak yasal düzenlemeleri yapıp tedbirleri alacaklarını söyledi. Başbakan Kalyoncu, ihale şartnamesinin belirlenmesinin ardından uluslararası bir ihale açılacağını kaydederek, “Bu şartname kendi şartlarımıza uygun bir şartname olacak. Belki de şartnameye, yerel sermayenin de belli oranda yer alması için bir takım girişimlerde bulunabiliriz. Bütün bunları yeniden TC’yle değerlendirip bir sonuca ulaşacağız” dedi.

Başbakan Kalyoncu, suyun maliyetinin ihale sürecinin içinde ortaya çıkacağını söyledi.

Kalyoncu, suyun evlerde ne zaman akacağı sorusu üzerine ise “İhale sonuçlanana kadar Türkiye Devlet Su İşleri buradadır ve boruları döşemektedir. Hazır olduğu zaman suyu evlere ulaştırmaya başlayacaktır” dedi. Ömer Kalyoncu, anlaşmayla ilgili yasayı en erken zamanda hazırlayıp Meclis’e sunacaklarını bildirdi. Türkiye Başbakanı Davutoğlu’yla görüşmesinde bazı yasaların da gündeme gelmesiyle ilgili soruya karşılık da Kalyoncu, Kamu Görevlileri Yasası’nın, 28 belediye sayısının ilk seçimde azaltılmasının, Telekomünikasyon Dairesi’nin daha işlevsel hale getirilmesinin ve bir kısmı açıklanan Tarım Reformu’nun gündemlerinde olduğunu belirtti. Mali protokolde yer alacak başka konular da bulunduğunu kaydeden Ömer Kalyoncu, protokolün ne zaman imzalanacağı sorusuna karşılık ise Ankara’ya gitmeden önce görüşlerini Türkiye’ye ilettiklerini, onların da gerekli çalışmayı yapıp kendilerine yanıt vereceğini kaydetti.



Akıncı: "Bu tür ziyaretler yapacaklarsa hiç gelmesinler daha iyi"



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Avrupa Birliği Mali Yardım Tüzüğü ve Kıbrıslı Türklerin AB ile uyumlaşması çabalarını koordine eden Kıbrıs Türk Masası, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Junker'in yardımcısı Valdis Dombrovskis'in ileriki günlerde Kıbrıs'ı ziyaret edeceğini ancak kendilerine 15 dakika nezaket ziyaretinde bulunabileceğini bildirdiğini ifade ederek, "Bu türden ziyaretler yapacaklarsa hiç gelmesinler daha iyi" dedi.

Akıncı’nın 1. KKTC KOBİ Zirvesi’nde yaptığı bu konuşma salondan büyük alkış aldı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, AB yetkililerinin Kıbrıs'ı sürekli ziyaret ettiğini, Kıbrıslı Türklere AB konusunda uyum için yardımcı olmak görevinde bulunan Dombrovskis'in de yakın zamanda Kıbrıs'a geleceğini, ziyaretin 2-3 gün süreceğini, Güney'de birçok temas yapacağını ve basın toplantısı düzenleyeceğini anlattı.

Akıncı, bu konuda kendilerine de bir ziyaret olup olmayacağını merak ettiğini, sordurttuğunu ve az önce aldığı cevabın nezaket ziyareti olabileceğini ve 15 dakikalığına da Kuzeye geçebileceğini öğrendiğini ifade etti.

Akıncı, "Kendisine buradan açıkça şunu söylemek isterim; bu türden ziyaretler yapacaklarsa hiç gelmesinler daha iyi, biz ciddiyiz ve karşımızdakilerin de ciddi olmasını isteriz. Çünkü Kıbrıs Türk tarafının AB'ye hazırlamak gibi bir görevi olan birinin bu tarafta da temaslarda bulunması gerekir, normali budur. Bizi gelsinler dinlesinler, hassasiyetleri sıkıntıları öğrensinler, esas yetkilendirildikleri alanları da budur. Yoksa iş ola bir da o tarafa gittik şeklinde bir yaklaşımı kesinlikle kabul edemeyeceğimiz bilinmelidir” dedi.

Akıncı, anlamadıklarının; Junker dahil birçok yetkilinin kendilerini makamlarında ziyaret ettiğini, Türkiye'yi saymadığını bile çünkü onların "kardeşleri" olduğunu ifade ederek, Kıbrıs Türk tarafı ile ilgili bir makamın kendilerini ziyaret etmemesinin anlaşılmaz olduğunu kaydetti.



Talat, Roth’u kabul etti



Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Almanya’nın Avrupa Bakanı Michael Roth’u dün kabul etti.

Görüşmede Talat, Roth ile Kıbrıs müzakerelerine yönelik görüş alışverişinde bulundu, sorunun çözümü için müzakere sürecinin hızlanması gerektiğini belirtti ve Avrupa Birliği’nin de bu konuda itici güç olması gerektiğini ifade etti.



Sucuoğlu: “Kıbrıs'ta çözüm turizmin önünü açar”



Turizm Bakanı Faiz Sucuoğlu, Kıbrıs’ta olası bir anlaşmanın Kuzey Kıbrıs’ın turizm konusunda tam anlamıyla önünü açacağını belirterek, "Adada anlaşma olursa Kuzey Kıbrıs turizmi tam anlamıyla patlar. Kuzey Kıbrıs’ı tutmak mümkün olmaz” dedi.

Sucuoğlu, adada iki tarafın da kazanacağı bir çözümün ancak bu ülkeye gerçek anlamda bir barış getireceğini vurguladı.

Sucuoğlu, “Adada zaten 1974’ten itibaren bir barış havası var. Kıbrıs’ta olası bir anlaşma turizm konusunda Kuzey Kıbrıs'ın tam anlamıyla önünü açar. Adada anlaşma olursa Kuzey Kıbrıs tam anlamıyla patlar. Kuzey Kıbrıs’ı tutmak mümkün olmaz" değerlendirmesinde bulundu.

Sucuoğlu, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, KKTC’nin çok zengin kültürü ve tarihi bulunduğuna dikkati çekti.

"Adada 10 bin yıllık bir kültür var" diyen Sucuoğlu, ada üzerinde onlarca imparatorluk kurulduğunu ve her birinin geride kalıntılar bıraktığını kaydetti.

Sucuoğlu, bunun yanında özellikle son yıllarda bölgenin tabiatı ve havasının "Avrupalının arayıp da bulamadığı bir ortam" yarattığını bildirdi.

Avrupalı Turistin KKTC’yi seçmesinde en büyük etkeni, ülkede modern ve büyük otellerin bulunması olarak gösteren Sucuoğlu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne giden turistlerin en büyük sıkıntılarının da otellerin eskimiş, yorulmuş ve yenilenme ihtiyacındaki oteller olmasından kaynaklandığını vurguladı.

KKTC'ye 1974’ten bu yana ciddi ambargo olduğuna işaret eden Sucuoğlu, "Türkiye dışında bizi tanıyan bir ülke yok. Bunun zorluğunu sadece turizmde değil her alanda çekiyoruz. Bugün KKTC’deki Ercan Havalimanı direkt uçuşlara açık olsa KKTC, ekonomik anlamda şu ankinin çok daha üzerinde olacaktır" diye konuştu.

Bakan Sucuoğlu, Avrupa’dan gelen turistler için ülkeyi, köyleri, Kıbrıs Türklerini tanıtma amaçlı çalışmalarının devam ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Amerika’da FBI’ın yapmış olduğu bir araştırmada Kıbrıs en güvenilir ülkeler arasında 5. sırada, 5 milyon ve daha az nüfuslu ülkeler arasında ise birinci sırada geliyor. Kuzey Kıbrıs’ın en doğusundan en batısına 250 kilometrelik yürüyüş parkuru, bisiklet için 15 ayrı parkur hazırlıyoruz. Bunun yanı sıra temiz denizlerimizde dalma sporunun da daha da gelişeceğini düşünüyorum. AB sınırları içerisinde keşfedilmeyen tek nokta KKTC'dir. Bu da turizm alanında KKTC’yi cezbediyor."

KKTC'nin inanç turizmi açısından da çok zengin bir ülke olduğunu söyleyen Sucuoğlu, şunları kaydetti:

"KKTC'de Romalılar tarafından şehit edilen 40 tane sahabenin yattığı Kırklar türbesi var, Şeyh Nazım Kıbrısi’nin kabri var. Osmanlı döneminden kalma hanlar, hamamlar, camiler var. Özellikle Türkiye’den gelen turistlerimizi bu yönde de ağırlama çabası içerisindeyiz. Hedefimiz 2016 yılında inanç turizminde 70 bine yakın turisti KKTC’de ağırlamak. Güney Kıbrıs’taki Hala Sultan Türbesi ziyaretinin de Türkiye’den gelecekler için güven yaratıcı önlemler kapsamında açılmasını Rumlardan istedik" dedi.

Sucuoğlu, Rusya’nın, KKTC'yi Türkiye ile yaşadığı gerilimden ayrı değerlendirdiğini ifade ederek, “Rus turistlerin KKTC’ye gelmesinde bir sıkıntı olmayacak. Rus turistlerin KKTC’ye gelmeleri noktasında bir çekincelerinin olmadığını şu anda aldığımız geri dönüşlerde görüyoruz” diye konuştu.



Şahali: “Detaylar ihale şartnamesinde netlik kazanacak”



Tarım, Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanı Erkut Şahali, suyun işletilmesiyle ilgili detayların ihale sürecinde ortaya çıkacağını, ancak doğru kararlarla elde edilecek yararın çok fazla olacağını söyledi.

Türkiye’den borularla temin edilen suyun yönetimi ve idaresiyle ilgili, bir TV programında yaptığı açıklamalarda Erkut Şahali, Ankara’da imzalanacak anlaşmanın Türkiye’den gelen suyun nasıl işletilip ve yönetileceğini ortaya koyacağını ifade eden Şahali, detayların “uygulama projesi hazırlandıktan sonra oluşturulacak ihale şartnamesinde ve sonrasında ihaleyi kazanacak olan şirket ya da şirketlerle yapılacak uygulama anlaşmasında netlik kazanacağını” belirtti.

Netlik kazanmamış konularda, “nihai kararlar verilmiş” gibi açıklamalar yapıldığını belirten Şahali, “Yap-işlet devret ihalesinden bahsediyoruz. Özel sektörün finansal kabiliyetlerinden yararlanacak bir sistemden bahsediyoruz. Bugün için bu çerçeve bizim için yeterli olmalı. Süreç doğru yönetildiği takdirde endişeler giderilmiş olacak” dedi.

İhale süreci ile ilgili olarak Tarım, Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanı Erkut Şahali, öncelikle bir uygulama projesi hazırlanacağını ve buna bağlı teknik bir de idari şartname ile uluslararası ihale açılacağını söyledi.

İhale sürecinde, pazartesi günü yürürlüğe girmesi beklenen yeni ihale mevzuatının söz konusu olacağını da kaydeden Şahali, “Dolayısıyla dönemsel etkilere açık bir tüzük düzenlemesi yerine, somut kriterlere bağlı, yeterlilik unsurlarının somut olarak ifade edildiği, Avrupa Birliği (mevzuatlarına) uyumlu bir ihale yasasıyla sürecin tamamlanacağını” ifade etti.

Şahali, nitelikli bir şebekeyle, nitelikli bir suyun verilmesi halinde tüketimin bugünkünün çok ötesine gidebileceğinin, deneyimlerinden görülebileceğini de kaydetti.

Belediyelerin sürece katılması veya dışında kalmasıyla ilgili Şahali, “belediyelerin inatlaşarak, peşin hükümlerle tavır oluşturması yerine” değerlendirme yaparken, öncelikle net bir envanter sayımı yapması; sahip olunan su kaynaklarının niteliği, miktarı; sahip olunan şebekenin durumu, kayıp kaçak oranlarını kendi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Şahali, bu konuların somut verilerle belediye meclislerinde tartışılması halinde belediyelerin doğru sonuçlara ulaşılabileceğine inandığını ifade etti.

Tarımda su kullanımına ilişkin ise Şahali, tarımsal şebekenin ulaşmayacağı bölgelerde, suya erişimi daha güç hale getirecek bir uygulamanın kesinlikle söz konusu olamayacağı güvencesini verdi.

“Üretimi daha zorlaştıracak, üretilenin maliyetini daha da artıracak, dolayısıyla pazarlanabilme ihtimalini zayıflatacak bir koşulu elbette yaratmayız” diyen Şahali, oluşturulacak yeni model ile üretimde kullanılmakta olan sudaki fiyat farklılıklarının ortadan kaldırılacağını ve sabit bir fiyata standart nitelikte ve iyi kalitede bir su temin edilebileceğini belitti.

“Tarımda kullanılacak suyun mevcut fiyatın üzerinde bir fiyata olamayacağının” altını çizen Şahali, yerel suların kullanımıyla ilgili kısıtlılık halinin aslında “mevcut mevzuatın uygulanmasından ibaret olduğunu”, su kaynaklarının bu güne kadar vahşice tüketildiğini ve su fakiri bir ülke bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi.



Akıncı, Işık’ı kabul etti



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, TC Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ı kabul etti.

Cumhurbaşkanlığında gerçekleşen kabulde, TC Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay ile Ekonomi Sanayi ve Ticaret Bakanı Sunat Atun da hazır bulundu.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bugün (dün) güzel bir olaya, TC’li bakanla birlikte tanıklık ettiklerini, KOBİ’lerin işbirliğinin değerli olduğunu ve KOBİ’lerin ülke ekonomisinin lokomotifi ve görünmez kahramanları olduğunu söyledi.

KKTC’de AR-GE çalışmalarına da önem verilmesi gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı, dünyanın artık teknoloji üzerine kurulu olduğunu, bu teknolojiyi en yeni ve en hızlı şekilde yakalamanın önemli olduğunu vurguladı.

Akıncı, TC’nin verdiği desteğin KKTC için önemli olduğunu kaydederek, Kıbrıs’ta halkı bir daha mağdur etmeyecek, adil, kalıcı, özgürlük ve eşitliğe halel getirmeyecek ve her iki toplumun güvenle yaşayabileceği bir çözüm için iyi niyetle görüşmeleri sürdürdüklerini belirtti.

2016 için bölgeye çatışma yerine işbirliği ve istikrar getirecek gelişmeler dileyen Akıncı, böylesi bir iklimden tüm tarafların faydalanacağını ifade etti.

Akıncı, KKTC olarak ev ödevlerini en iyi şekilde yaparak; bilim, teknoloji, çevre, turizm, eğitim, sağlık konularında hayatın durmadığının bilincinden hareketle, en iyi şekilde gelişme göstermek gerektiğini de sözlerine ekledi.

Konuk Bakan Fikri Işık da kabulde yaptığı konuşmada, Ada’da bulunmak ve KOBi zirvesine katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

KOBİ’ler ve sanayiciler arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi adına güzel çalışmalar yapıldığını kaydeden Işık, kardeş ülke KKTC’nin her zaman yanında olduklarını ve bundan sonra da olacaklarını vurguladı.

Kıbrıs müzakerelerini yakından takip edip desteklediklerini belirten Işık, sürecin, bir barış anlaşmasıyla sonlandırılmasını diledi.

Işık, sanayi, bilim ve teknoloji alanında KKTC ile TC arasındaki işbirliğini artırmak istediklerini de söyledi.



KOBİGEM ile Türkiye KOSGEB arasında işbirliği protokolü imzalandı



Ekonomi Sanayi Ticaret Bakanlığı, Küçük Orta Boy İşletmeleri Geliştirme Merkezi (KOBİGEM) tarafından düzenlenen, “Küresel Rekabet ve Kalkınma Stratejileri" ana başlığı altında başlayan ve iki gün sürecek olan 1. KKTC Kobi Zirve’sinde dün KOBİGEM ile KOSGEB arasında işbirliği imzalandı. Ayrıca "KOBİ'ler ve Finansal Destekler-Önemi", "KOBİ'ler Ekonomiye Katıları" ve "KOBİ'ler ve Girişimciliğin Önemi" başlıklarında 3 oturum gerçekleştirilecek. Protokole, Türkiye Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ile Ekonomi Sanayi Ticaret Bakanı Sunat Atun imza koydu.

1. KKTC Kobi Zirvesi’nde iki ülkenin KOBİ'lerini temsil eden KOSGEB ve KOBİGEM arasında imzalanan işbirliği protokolü ile iki kurum arasında KOBİ'lere yönelik destek programları, bilgi, deneyim ve görüş paylaşımında bulunulacak.

Bugün tamamlanacak zirve, KOBİ’lerin sorunlarına ve çözümüne odaklı bir çalışma ile stratejik özellikte bir yol haritası oluşturacak. Zirve sonunda ortaya çıkacak Sonuç Bildirisi de kamuoyuna duyuracak.



Tatar: “Halk biriken sorunlara ivedi çözüm bekliyor”



Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili Ersin Tatar, Kıbrıs Türk halkının tüm kesimlerinin artık iyice biriken sorunlarına ivedi çözümler beklediğini, bu noktada hükümet başta olmak üzere siyasi partilere ve parlamentoya büyük görev düştüğünü belirtti.

UBP Milletvekili Tatar, yaptığı yazılı açıklamada, “halkın fakirleşmekte olduğunu, bu nedenle refah artışı getirecek atılımlar beklediğini; mazeret üretmek yerine çalışmak ve proje üretmenin, dünyada yapılanları örnek almanın zamanının geldiğini, hatta geçmekte olduğunu” vurguladı.

Su projesinin Kıbrıs Türk ekonomisinin gelişmesi için büyük bir nimet olduğunu ifade eden Tatar şunları kaydetti:

“Bazı art niyetlilerin iddialarının aksine Anavatan Türkiye hiç bir ekonomik beklenti veya hesap içine girmeden sırf Kıbrıs Türkü’nün geleceğini daha güçlü kılmak için bu projeyi gerçekleştirmiş ve ayağımıza kadar getirmiştir. Şimdi yapılması gereken, ihale şartnamesini en doğru bir şekilde hazırlamak ve mutlaka tüm unsurları, etkenleri ve yansımaları göz önünde bulundurarak bir tavan fiyatı belirlenmesi yoluna gitmektir”

Ersin Tatar, buna paralel olarak Türkiye ile imzalanmakta gecikilen Ekonomik İşbirliği Protokolü’nün de bir an önce sonuca bağlanması, yıllar önce yapılması gerekenler takvimlendirilerek, bu takvime mutlaka uyulması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin doğru projelere sıkıntı yaratmayacağını ve Kıbrıs Türk halkının iyiliğini istediğini belirten Tatar şunları kaydetti:

“Daha önce de ifade ettiğim üzere biz doğru projeler ve samimiyetle gittiğimiz takdirde Ankara’nın bize sıkıntı yaratması asla söz konusu değildir. Tam tersine, Ankara bizim iyiliğimizi istemekle bir an önce yüksek kalkınma hızı ile refah seviyemizi artırmamızı, kamu maliyemizi sağlıklı hale getirmemizi arzulamaktadır. Sıkıntı büyük ölçüde bizim kendi içimizdedir. Biz atmamız gereken adımları atarsak, göreceğiz ki sorunlarımız geride kalacak ve arzu ettiğimiz kaliteli yaşam seviyesine ulaşmaya başlayacağız”.

Üretici sektörlerin, çiftçilerin, hayvan üreticilerinin, turizmcilerin, ticaret ve sanayi kesimlerinden gelen feryatların önemli boyutlara ulaştığını ifade eden Tatar, hükümetin bunları dikkate alarak bu kesimlerle işbirliğinde hareket etmesi gerektiğini belirtti.

Özellikle tarım kesiminde kuraklık olasılığının da iyice belirginleşmesiyle büyük sıkıntı yaşanacağına işaret eden Tatar, bu konuda da çiftçinin ve hayvancının görüşlerinin hükümet tarafından dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Tatar, “Kısacası, zaman kısır çekişme, Türkiye düşmanlığı yapmak için fırsat kollayanlara prim verme, çağdışı söylem ve anlayışlarla zaman geçirme zamanı değildir. Zaman, halk ve ülke sevgisini her şeyin üzerinde tutma, akılcılığı, gerçekçiliği ve projeleri ön plana çıkarma, bunlara prim tanıma zamanıdır” dedi.



Almanya’dan "Türkiye’nin müzakere başlıklarının açılmasına onay verin" talebi



Rum Fileleftheros gazetesi, Almanya’nın Avrupa İşlerinden Sorumu Devlet Bakanı Michael Roth’un önceki gün Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis’le bir araya geldiğini ve görüşmede, AB’nin karşı karşıya kaldığı mülteci sorununda Türkiye’nin işbirliği yapmasının sağlanabilmesi adına, Güney Kıbrıs’ın Türkiye’nin iki AB müzakere başlığının açılmasını kabul etmesini istediğini yazdı.

Habere göre Roth, Güney Kıbrıs’ın Türkiye’nin 23 ve 24 numaralı iki AB müzakere başlığının açılmasına onay vermesi ve Komisyon’un Türkiye eylem planını uygulaması gerektiğini dile getirdi.

Gazete, Roth’un ayrıca, mülteci sorununun yönetilebilmesinin, Güney Kıbrıs’ın Türkiye’ye vereceği “hediyelere bağlı olduğunu ima ederek Lefkoşa’yı şaşırttı” ifadesini kullandı.

Kasulidis’in ise Roth’a “böyle bir şeyin söz konusu olamayacağı, önce çağdaşlaşmanın, yani Türkiye’nin bir adım atması ve sonra kendilerinin karşılık vermesinin söz konusu olduğunu” iletti.

Habere göre Kasulidis ayrıca, “mevcut zorluklara karşın Kıbrıs sorununun yıl içerisinde çözülmesini de göz ardı etmediğini” belirterek, “Almanya’nın, ‘mülteci sorunu yüzünden Türkiye’nin sırtının sıvazlanması gerektiği düşüncesinin’ zamansız olduğu” görüşünü ortaya koydu.

Gazete, Kasulidis ve Roth’un ilk olarak baş başa, ardından da iki ülkenin yetkililerinin katılımıyla gerçekleştirdikleri görüşmelerde ikili ilişkiler, mülteciler, Suriye ve Kıbrıs sorununun da ele alındıklarını yazdı.

Roth’un, birkaç gün önce Berlin’de KKTC Dışişleri Bakanı Emine Çolak’la görüşerek Rum hükümetinin tepkisini çekmesine karşın, dün, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis tarafından kabul edildiği yorumunda da bulunan gazete, Roth’un ayrıca Kıbrıs Rum tarafının müzakerecisi Andreas Mavroyannis’le de görüşerek müzakere sürecine ilişkin bilgi aldığını belirtti.

Gazete, Roth’un KKTC’ye geçerek temaslarda bulunduğunu da vurguladı.



“Maraş’taki mallarının yıkılıp yıkılmayacağına sahipleri karar verecek”



“Mağusa Bölgesi” Ticaret ve Sanayi Odası (EVEA) Başkanı Yorgos Mavrudis, kapalı Maraş’taki mallarının yıkılıp yıkılmayacağına sahiplerinin karar vereceğini söyledi.

Rum Alithia gazetesinin haberine göre Mavridis, özel uzmanların, binaların uygunluğunun incelenmesi için kapalı bölge Maraş’a girmelerinin gerekli olduğunu vurguladı.

Mavridis, Maraş’ın yeniden faaliyete geçmesi ve doğru şekilde yönetilebilmesi için, iki toplumlu bir özelliğe kavuşması, 21. yüzyılın teknik özellikleri temelinde ortak bir planı olması ve Kıbrıs Türk ve Rum idaresi altındaki iki bölgenin işbirliğinin olması gerektiğini kaydetti.

Habere göre Mavridis, Maraş için önümüzdeki 50 yılı kapsayacak bir plan öngördüklerini de belirtti.

Kapalı bölge Maraş’taki binaların durumuyla ilgili bilgileri olmadığını ve uzman bir komitenin bölgeye girip binalar için değerlendirme yapmasına izin verilmesini talep ettiklerini kaydeden Mavrudis, konunun net bir şekilde siyasi olduğunu ve şu ana kadar, bu hedefe ulaşılamadığını söyledi.

Mavrudis, Mağusa kökenlilere, mallarıyla ilgili en iyisini yapabilmeleri ve en doğru kararı verebilmeleri için imar teşviki verilmesi gerekeceğine de işaret ederek, bina sahiplerinin, o dönemde inşa edilen binaların teknik özellikleriyle bugünkülerin farklı olmasını göz önünde bulundurarak, binalarıyla ilgili ne yapacaklarına karar vermeleri gerekeceğini belirtti.

Habere göre Mavrudis, bir diğer önemli problemin de apartman daireleriyle ilgili olduğunu; bugün, o dairelerde oturanların hayatta olmadığını ve varislerinin çoğaldığını, fakat bu varislerin kim olduğuyla ilgili ellerinde bilgi olmadığı gibi, bu kişilerin tespit edilmesinde zorluklar yaşanacağını söyledi.

Mavrudis, böyle bir durumla karşılaşılması halinde, problemin çözümlenebilmesi için bir yasal çerçeve oluşturulması gerekeceğine vurgu yaptı.

Mavrudis ayrıca, Maraş ile ilgili değerlendirme yapabilecek yeterince Kıbrıslı Türk ve Rum uzman bulunduğunu, ancak ihtiyaç halinde, özellikle Maraş’ın sahil şeridi gibi detaylı konularda, yabancı uzmanlardan yardım talebinde bulunulabileceğini ifade etti.







Enformasyon Dairesi





Facebook





Twitter





Instagram













Dışişleri Bakanlığı









Facebook





Twitter





YouTube





Websitesi













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio_news@kktcenf.org

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter (Türkçe): @KKTC_Disisleri

Twitter (English): @MFATRNC

Facebook (Türkçe): KKTCDisisleri

Facebook (English): TRNCmfa

Youtube: KKTCDisisleri



unsubscribe from this list update subscription preferences















Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 32
Dün Tekil 1258
Bugün Tekil 556
Toplam Tekil 2560175
IP 54.237.249.90






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































14 Zi'l-ka'de 1440
Temmuz 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Başka dile uymaz ananın sesi, Her sözün ararsan vardır Türkçesi
(Ziya GÖKALP)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.001 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu