BASIN BÜLTENİ Cumhurbaşkanı Akıncı: “Müzakerelerde tıkanıklık yok” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Cumhurbaşkanı Akıncı: “Müzakerelerde tıkanıklık yok”
Tarih: 15.02.2016 > Kaç kez okundu? 962

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakerelerde tıkanıklık olmadığını ancak zor konuların görüşüldüğüne vurgu yaparak, müzakerelerin hızlanması için müzakerecilerin daha çok çalışacağını kaydetti.

Akıncı, “Eğer önümüzdeki 1-2 ay içinde ilerleme sağlanan 4 başlığın geri kalan uzlaşılmayan noktalarında iyi bir uzlaşma zemini yakalarsak, hemen ardından toprak ve güvenlik, garantiler konularının da bağlanmasıyla, umut ederim ki 2016 yılı gerçekten Kıbrıs için kalıcı barışa adım attığımız bir yıl olur. Her iki tarafta da halkın onay verebileceği Kıbrıs’ın geleceğini bugünkünden çok daha iyi bir noktaya taşıyacak olan bir anlaşmayı sağlayabiliriz” dedi.

Mustafa Akıncı, “Dönüşümlü Başkanlık” konusunda da; “Bizim anlayışımız ortada, onların bu konudaki sıkıntıları var, öyle söylüyorlar, dolayısıyla bu konuda henüz bir uzlaşma yok. Ama bir uzlaşma olmasının kaçınılmaz olduğu düşüncesindeyim. Çünkü bu konuda tavrımız çok açık ve net” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “vatandaşlık” konusunda ise; “Bu konuda düşüncelerim gizli değil, ben masada KKTC’nin resmi verilerine göre müzakere yürütüyorum. Bu verileri ikide birde ‘yaz boz tahtası’ yapamam. Dolayısıyla müzakere masasındaki ciddiyet de devam etmeli” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cumartesi günü yapılan ve yaklaşık 3 saat süren liderler görüşmesi sonrasında Cumhurbaşkanlığı’nda basına görüşme ile ilgili açıklama yaptı, soruları yanıtladı.

Akıncı, Şubat ayının ilk müzakeresini yaptıklarını, ikinci görüşmenin ise 26 Şubat’ta yapılacağını söyledi.

Müzakere masasında ilk olarak iki liderin son günlerde basına yansıyan açıklamalarının ele alındığını, görüşmenin başında bu konular üzerinden gittiklerini, diğer taraftan yapılan açıklamalara cevap vermek zorunda kaldıklarını anımsattıklarını belirten Akıncı, “Her iki liderliğin kendi pozisyonlarını zaman zaman kendi toplumlarıyla paylaşmasından daha doğal bir şey olamaz, ama iş ortak anlayışın anlatılması noktasına geldiğinde bunu ancak taraflar birlikte yapabilirler ve o ortak anlayışı birlikte açıklayabilirler” konusundaki düşüncesini Rum lidere ilettiğini kaydetti.

Akıncı, “Sanırım bundan sonra bu şekilde devam edecek. Eğer ‘ortak anlayıştır, vardığımız uzlaşmadır’ dediğimiz bir konu olursa onu birlikte açıklamak en doğrusu olacaktır diye düşünüyorum” dedi.

Bunun dışında gündeme gelen konularda kendi pozisyonlarını anlattıkları gibi onların da bakış açılarını dinlediklerini ifade eden Akıncı, müzakere masasında “müzakerelerin nasıl hızlandırılabileceği” konusunu da ele aldıklarını kaydetti.

4 başlıkta iyi ilerlemeler olduğunu vurgulayan Akıncı, bu iyi ilerlemeler ve gelişmelerin yanı sıra henüz bağlanmayı ve sonuçlanmayı bekleyen konular olduğunu da işaret etti.

Akıncı, müzakerecilerin de, bu konuları daha hızlı bir şekilde nasıl yakınlaştırabilecekleri konusunda çalışacaklarını belirterek, şöyle devam etti:

“Temennimiz; önümüzdeki yakın gelecekte bütün bu geri kalan noktaların, henüz uzlaşma sağlanamayan noktaların artık bir sonuca bağlanması ve muhtemelen Güney’deki seçimler bittikten sonra, gerçi biz konuları seçime bağlamak gibi bir niyetimiz yok çünkü bir başkanlık seçimi değil bu, parlamento seçimidir, ama yine de bilinen bir gerçektir, seçim dönemleri hassas dönemler oluyor. O nedenle eğer önümüzdeki 1-2 ay içinde bu 4 başlığın geri kalan uzlaşılmayan noktalarında iyi bir uzlaşma zemini yakalarsak hemen ardından toprak ve güvenlik, garantiler konularının da bağlanmasıyla, umut ederim ki 2016 yılı gerçekten Kıbrıs için kalıcı barışa adım attığımız bir yıl olur. Her iki tarafta da halkın onay verebileceği Kıbrıs’ın geleceğini bugünkünden çok daha iyi bir noktaya taşıyacak olan bir anlaşmayı sağlayabiliriz.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.

Akıncı, “müzakerelerde bir tıkanıklık olup olmadığı” konusunda sorulan soruya karşılık, müzakerelerde bir tıkanıklık olmadığını, ancak müzakere sürecinin zor bir süreç olduğunu, en zor başlıklar konusunda artık ilerlemeler olduğundan bahsetmeye başladıklarına dikkat çekti.

Akıncı, “mülkiyet” başlığının yıllar yılı hep üzerinde konuşulmayan başlıklardan biri olduğunu ancak şimdi derinliklerine girildiğini, üzerinde tartışıldığını, ayrıntılarına girildiğini ve mutabakatlar olduğunu söyledi.

“Evet ayrılık noktaları da var” diye Akıncı, diğer başlıklarda ciddi ilerlemeler olduğunu, daha önce sadece Yönetim Güç Paylaşımı, AB ve Ekonomi denildiğini ancak şimdi Mülkiyetin de buna eklendiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Tıkanıklık yok ama bunlar zor konular… 52 yıldır kolay bir iş yapılmıyor, zorluklar var, ancak her zorluk aşılmak içindir, biz iyi niyetle bu zorlukları aşarak yolumuza devam etmek isteriz.

Toprakta yüzdelik yer adı harita konuşulmayacağını hep en sona bırakılacağını, güvenlik ve garantilerin en son aşamada gündeme geleceğini söylediğimiz için bunlar çok yüzeysel konuşulabiliyor. O nedenle zaten o aşamaya gelmeye çalışıyoruz. O aşama da bu 4 başlıkta daha ciddi bir uzlaşma listesi hazırlandığında ki ümit ederiz bu 1-2 ay içerisinde bunu sağlarız, müzakerecilerimizi bu yönde talimatlandırdık, hızlanacaklar daha çok çalışacaklar.

Ümit ederim ki bu yılın içerisinde iki toplumun da ‘Evet’ diyebileceği, Kıbrıs’ın geleceğini daha iyi bir noktaya taşıyacak bir formülle ortaya çıkabiliriz.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum Lider Nikos Anastasiades’in “Dönüşümlü Başkanlık” konusunda yaptığı açıklamaların hatırlatılması üzerine de şu ifadeleri kullandı:

“Yeri geldiğinde bu konular konuşulur, bizim anlayışımız ortada, onların bu konudaki sıkıntıları var, öyle söylüyorlar, dolayısıyla bu konuda henüz bir uzlaşma yok. Ama bir uzlaşma olmasının kaçınılmaz olduğu düşüncesindeyim. Çünkü bu konuda tavrımız çok açık ve net.”

“Aylar içerisinde bir çözüm olabilir” tezinin devam edip etmediği sorulan Akıncı, bunun hala geçerli olduğunu ve gerçekten çözüm için yıllar gerekmediğini, niyet, irade, kararlılık ve karşılıklı anlayış içinde bakılırsa 2016’nın bir çözüm yılı olabileceğini vurguladı.

Akıncı, “Yüzde yüz olacak mı? Bunu söyleyebilmek için daha önlerinde aşmaları gereken engeller konular ve zorluklar olduğunu, ama olabilir noktasında olduğunu” söyledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “vatandaşlık” konusunda sorulan bir soru üzerine ise; “Bu konuda düşüncelerim gizli değil, ben masada KKTC’nin resmi verilerine göre müzakere yürütüyorum. Bu verileri ikide birde ‘yaz boz tahtası’ yapamam. Dolayısıyla müzakere masasındaki ciddiyet de devam etmeli” ifadelerini kullandı.

Akıncı: “Belediyeler su konusunun dışında olmamalı”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye’den ülkeye getirilen su konusunda

belediyelerin hukukunun korunması ve mutlaka belediyelerin bir şekilde bu işin içinde olması gerektiğini, bu sürecin dışında olmamaları gerektiğini düşündüğünü belirterek, “Kıbrıs Türklerine de şu duygununun verilmemesi lazım; sizin yerinize geçen şeyler değil, Kıbrıs Türk halkının kurumları, özellikle bir federal çözüme doğru gittiğimiz bir ortamda, güçlü bir şekilde varlıklarını korumalı ve geleceğe taşınabilmeli, bu varlıklar bu kurumlar arasında belediyeler de ciddi bir yer tutar diye düşünüyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, ülkede “topluca vatandaş yapma” anlayışına sıcak bakmadığını ve bunu söylemekte hiçbir sakınca olmadığını da belirterek, “Binlerce insanı vatandaş yapmak başkadır, doğal akışı içerisindeki vatandaşlıklar başkadır. Ben müzakere masasında dikkatli olmak zorundayım. Çünkü bugüne kadar elimizdeki verilerle yürüttük bu müzakereleri. Benim elimdeki veriler ülkenin resmi verileridir. İçişleri Bakanlığı’nın verdiği rakamlardır” şeklinde konuştu.

Akıncı, ülkede Yüksek Yayın Kurulu’ndan (YYK) izinli yayın yapan bir kanalın “karartılmasından” memnun olmadıklarını da belirterek, bunun üzücü olduğunu kaydetti ve “Bu konunun aşılacağına inanıyorum ve bekliyorum. Temenni ederim bir daha böyle yanlışlar yapılmaz. Çünkü buradaki televizyonların muhatabı YYK olmalı, bir sıkıntı varsa onların bunun aşılması için gerekeni yapması lazım, dolayısıyla bu görüntü çok hoş ve doğru bir görüntü değil” dedi.

Akıncı, “Türkiye Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun ülkede faaliyet gösteren Diyalog TV’nin Türksat’tan yayınlarını kapatması konusunda Cumhurbaşkanlığı nezdinde bir girişim olup olmayacağı” konusunda sorulan bir soru üzerine, bu konuyu yakından takip ettiğini ve üzücü bulduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı’nın Ankara temasları sırasında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan görüşmede gündeme gelen “vatandaşlık” konusundaki görüşlerinin sorulması üzerine, bu konudaki görüşlerinin gizli olmadığını, müzakere masasında KKTC’nin resmi verilerine göre müzakereleri yürüttüğünü söyledi.

Akıncı, KKTC yurttaşı olanların gelecekte Birleşik Kıbrıs yurttaşı olması ve AB yurttaşı olması yönünde de görüşleri olduğunu ifade ederek, özellikle seçimlerde “Akıncı olarak kendisinin hep suçlandığını, ‘Gemilere koyacak sizi gönderecek, sayın Akıncı’yı seçmeyin’ suçlamalarına” maruz kaldığını anımsattı.

Kendisinin de halka; “Bunlara kulak asmayın, kimse gemilere konup bir yerlere gönderilecek değildir” dediğini anlatan Akıncı, bu ülkenin vatandaşlarının 40 yıldır bu topraklara geldiğini, evlendiğini, çoluk çocuğa karıştığını, iş kurduğunu, üretimine katkı yaptığını ve ülkenin geleceğinde de yeri olacağını” söylediğini ifade eden Akıncı, ancak bunun da bir takım verilere dayalı olduğunu, bu veriler çerçevesinde bu müzakereleri yürüttüğünü söyledi.

Akıncı, bu verilerin de tüm vatandaşları kapsadığını, bunları ikide birde yaz boz tahtası yapamayacağını, dolayısıyla müzakere masasındaki ciddiyetin devam etmesi gerektiğine vurgu yaparak, bunun madalyonun bir yüzü olduğunu kaydetti.

Bunun dışında hükümetin yaptığı yasaların olduğunu, yasal çalışmaların bulunduğunu, değerlendirmelerin yapıldığını, ancak topluca vatandaş yapma anlayışına sıcak bakmadığını vurgulayan Akıncı, bunu söylemekte hiçbir sakınca olmadığını belirtti.

Akıncı, geçmişte de 2003-2004 yıllarında birçok vatandaş ve seçmen yapıldığını, bunun mahkemeye gittiğini ve iptallerin olduğunu anımsatarak, “Binlerce insanı vatandaş yapmak başkadır, doğal akışı içerisindeki vatandaşlıklar başkadır. Ben müzakere masasında dikkatli olmak zorundayım. Çünkü bugüne kadar elimizdeki verilerle yürüttük bu müzakereleri. Benim elimdeki veriler ülkenin resmi verileridir. İçişleri Bakanlığı’nın verdiği rakamlardır” dedi.



“Anayasaları Kıbrıslı Türk ve Rum hukukçular yazacak”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in merkezi hükümetin ve iki oluşturucu devletin anayasalarını hazırlayacak teknokratlar grubunun Kıbrıslı Türk ve Rum hukukçulardan oluşması konusunda anlaştığı öne sürüldü.

Güney Kıbrıs’ta yayımlanan haftalık Kathimerini “Anayasaların Yazımını Kıbrıslı Türk ve Rum Hukukçular Üstleniyor” başlıklı haberinde liderlerin 29 Ocak’taki görüşmelerinde, çözümün Kıbrıs aidiyetini korumak için yani Kıbrıs devletinin anayasalarının yabancılar karışmadan, Kıbrıslılar tarafından yazılmasının kritik öneme sahip olduğu konusunda anlaştığını yazdı. Haberde liderlerin; çözüm olması halinde yetki boşluğu olmaması, çözümün ilk günü öngörülen bütün devlet organının, kurumların ve hukuki çerçevenin, yeni durumu devralmaya hazır olması için teknik ve/veya siyasi düzeydeki hazırlıkların derhal başlaması kararı uyarınca hukukçular grubunun çok yakında işe başlamasının beklendiği kaydedildi.

Rum tarafının halen, olası bir çözümde yeni federal devleti oluşturacak üç anayasayla ilgili çeşitli alternatif senaryolar üzerinde çalıştığı, bunlardan en baskın olanının, merkezi hükümet yapısının oluşturucu devletlerin yapısından farklı olması senaryosu olduğuna işaret eden gazete özetle şunları yazdı:

“Federal hükümet başkanlık sisteminde olacaksa oluşturucu devletler parlamenter sistemi benimseyecek veya tam tersi olacak. Ancak sistem her ne olursa olsun iki oluşturucu devletin kendi anayasal düzenini izleyeceği ön şart olmalı.

Başkan Anastasiadis meclis kürsüsünden, muhatabı Kıbrıslı Türkler, Rumlar ve Kıbrıs dışındakiler olan; gelecekteki anlaşmanın içerisinde hareket edeceği ve aşılması halinde sürdürülmekte olan müzakere prosedürünü çökertecek şu on kırmızıçizgiyi tayin etti:

1-Çözümün değişmez zemini iki bölgeli iki toplumlu, Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararında ve Doruk Anlaşmalarında belirtildiği şekliyle siyasi eşitliğe sahip federasyondur, siyasi hakların kullanılması dışında AB’nin temel ilke ve değerlerini değiştiremez.

2-Devletlerin ayırt edici özelliği olan üç nitelik: tek egemenlik, tek vatandaşlık ve tek uluslararası temsiliyetin güvence altına alınması.

3-Olası çözümden ortaya çıkacak yeni düzen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dönüşümü olacak.

4-Referandumda onaya sunulacak çözüm kapsamlı olmalı, boşluklar ve belirsizlikler içermemeli, Kıbrıs halkının endişelerine cevap vermeli ve ilk gün itibarıyla uygulanabilir olmalı.

5-Ortaya çıkacak anlaşma yeni düzenin ekonomik sürdürülebilirliğini güvence altına almalı.

6-Geçiş düzenlemeleri mutlaka gerekenler olmalı, somut olmalı olabildiğince kısa süreli olmalı.

7-Garanti sistemi AB üyesi devlet sıfatına uymaz, her halükarda uzlaşılacak güvenlik sistemi toplumlardan birine sağlanacak korumanın öteki toplum tarafından tehdit olarak algılanmaması gerektiği ilkesine cevap vermeli.

8-Mülkiyet ve çözümün maliyetiyle bağlantılı olan toprak düzenlemeleri özlü görüşülmeden ve kesin düzenleme yapılmadan çözüm mümkün değildir.

9-Toprak düzenlemelerinin tabi olacağı kriterlerden bazılarıyla ilgili açık ve taviz verilmez tezler vardır (Bu ifade 100 bine kadar Rum göçmenin Rum idaresi altında geri dönmesine olanak tanıyacak toprak düzenlemesine göndermede bulunuyor).

10-Çözüm muteber bir uzlaşının sonucu olmalı, kazananı ve kaybedeni olmamalı ve çoğunluğun azınlığa veya azınlığın çoğunluğa tahakkümü olmadan karşılıklı saygı şartlarını yaratmalı.”

Rum Alithia gazetesi de “Anlaşmazlıkların Azaltılmasına Vurgu Yaptılar” başlıklı haberinde Şubat ayının ilk liderler görüşmesinin dün gerçekleştiğini belirtti ve Rum Yönetimi Sözcüsü Nikos Hristodulidis’in, iki buçuk saat süren görüşmeyle ilgili açıklamasına yer verdi.

Habere göre liderlerin, bugün bulunan nokta ve bundan sonra atılacak adımlarla ilgili genel bir görüş alış verişinde bulunduğunu belirten Hristodulidis “İki müzakereciye (Özdil Nami ve Andreas Mavroyannis) görüş ayrılıklarının azaltılmasına vurgu yaparak yapmaları gereken çalışmayla ilgili direktif verdiler” dedi.

Gazete devamla Anastasiadis’in, Rum meclisi kürsüsünden yaptığı ve televizyon kanallarınca canlı yayınlanan bilgilendirmesi sırasında dile getirdiği anlaşmazlık noktalarını hatırlattı.

Aynı gazete Anastasiadis’in Pirgo’da düzenlenen “Barış İçin Dans Ediyorum” isimli iki toplumlu yeniden yakınlaşma etkinliğinde Fotis Fotiu tarafından okunan konuşmasında “bugünkü fiili durumun hiçbir vatandaşın diğer bütün AB vatandaşlarının yararlanmakta olduğu özgürlüklerden ve refah düzeyinden yararlanmasına müsaade etmediğine” işaret ettiğini yazdı.

Habere göre kendisinin, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın ve büyük bir müzakere heyetinin çözüm için işbirliği yaptığına dikkat çeken Anastasiadis müzakere masasındaki çabanın iyi gitmesi ne kadar önemliyse vatandaşlar ve toplum içerisinde birlikte yaşama eğitiminin yerleşmesinin, Kıbrıs’ta iki toplumunun ortak geleceği olabileceği duyarlılığının işlenmesinin de o kadar önemli olduğuna vurgu yaptı.



ABD Kongresi için hazırlanan raporda 2016’nın Kıbrıs sorunu için kritik olduğu belirtildi



ABD Kongresi için hazırlanan bir raporda, 2016’nın ilk aylarının Kıbrıs sorunun çözümü konusunda kritik önemde olduğu belirtildi.

ABD Kongresi Araştırma Servisi uzmanlarından Vincent L. Morelli’nin imzasına taşıyan ve ABD Kongresi Üyeleriyle, Kongre’deki komiteleri bilgilendirme amacını taşıyan rapor, “Kıbrıs: Yeniden Birleşmeye Ulaşmanın Kanıtlanmış Zorluğu” başlığıyla yayımlandı.

Raporda, Kıbrıs müzakerelerinde varılan uzlaşmalar ve karşılıklı tavizlerin kalıcı bir çözüme ulaşılmasını sağlayıp sağlayamayacağı, Kıbrıs’taki iki toplum tarafından kabul görüp görmeyeceğinin henüz kanıtlanmadığı belirtiliyor.

Kongre üyelerine dağıtımı yapılan ve Rum basınında da yer alan raporda, Kıbrıs sorununun gelişimi ve uzun yıllardır devam eden müzakereler hakkında bilgi aktarılırken, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi başkanı Nikos Anastasiadis’in sürdürdükleri müzakerelerin ilk sekiz ayının başarılı geçtiği ancak 2015 sonuna kadar bir çözüme ulaşılmasını sağlayamadığı kaydedildi.

Geçtiğimiz Ocak ayında yayımlanan raporda, 2016’nın ilk aylarının sorunun çözümünde kritik olduğu, bu arada Güney Kıbrıs’ta da parlamento seçimlerinin yaklaştığı kaydedildi. Raporda, “2016’nın ilk ayları, iki liderin, geçmiş liderler tarafından aşılamayan geleneksel engelleri aşıp aşamayacaklarının göstergesi olacak” denildi.

Raporda, varılacak bir anlaşmanın iki kurucu devlet esasına dayanmasının Güney Kıbrıs’taki siyasi liderliğe yakın bazı çevreleri rahatsız ettiği de savunularak, Güney’deki muhalefetin de buna tepki gösterdiği kaydedildi.

Kıbrıs’taki sorunun çözülmemiş olmasının Avrupa Birliği çevrelerinde rahatsızlık yarattığı da belirtilen raporda, “Çözümsüzlük ve bir AB üyesi ülkede BM Barış Gücü'nün bulunması, AB’nin siyasi statüsü için de bir utanç kaynağıdır” denildi.

Raporda, Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün, AB-Türkiye ilişkilerinin boyutu ve Türkiye’nin üyelik süreci açısından da, Birliği rahatsız ettiğini ifade edildi.

Raporda, “birçok gözlemciye” dayandırılarak, Akıncı ve Anastasiadis arasındaki olumlu ilişki ve sağlanan ilerlemenin “çözüme ulaşılabileceği yönünde yeni bir iyimserlik ortaya çıkardığına” işaret edildi.

Raporda, ABD’nin Kıbrıs’ta sorunun çözümüne gösterdiği ilgiye de dikkat çekilerek, özellikle 2014’te Başkan Yardımcısı Joe Biden’la başlayıp Dışişleri Bakanı John Kerry’nin gerçekleştirdiği son ziyarete kadar olan süreçle ilgili ziyaret ve temaslarla ilgili ayrıntılı bilgi verildi.

Raporda, Kerry’nin, Kıbrıs sorunun çözümle sonuçlanması konusunda yenilenmiş bir ABD ilgisi olduğunu ortaya koyduğu da kaydedildi.

Kıbrıs sorunun çözümsüzlüğünün, özellikle son dönemde IŞİD tehdidiyle karşı karşıya olan ABD ve Türkiye arasındaki “güçlü bağ” dikkate alındığında da ilgi gerektiren bir konu olduğu belirtilen raporda, bunun yanında çözümün, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz için, enerji gelişimi ve arzı açısından sağlayacağı etkiye ve role işaret edildi.



“AP 2016 içinde çözüm beklentisinde”



Avrupa Parlamentosu’nun, Türkiye’yle ilgili yıllık raporunda, Kıbrıs sorununun 2016 içerisinde iki bölgeli iki toplumlu federasyon temelinde çözülmesi beklentisi bulunduğunun yer aldığı haber verildi.

Brüksel çıkışlı haberinde, rapor taslağını ele geçirdiğini belirten Rum Fileleftheros, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker’in, Rum yönetimince engellenen 5 başlığın gelecek mart ayında müzakereye açılması taahhüdüne yer verilirken, “Türk askerinin Kıbrıs’tan çekilmeye başlaması ve Maraş’ın BM’ye devredilmesi gerektiği” vurgusu yapıldığını yazdığı rapora ilişkin; “karpuzu ortadan bölünmeye çalışıldığı” yorumunu yaptı.

Gazete raporda, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in Türkçenin resmi AB dili olması inisiyatifinin kutlandığına işaret ederek, kutlamanın girişim yapılmadan gelmesinin “soru işaretlerine neden olduğunu” yazdı.

Türkiye’nin ve aralarında Güney Kıbrıs’ın da bulunduğu bütün müdahil tarafların müzakere prosedürüne ve sonuçlarına aktif destek vermeye çağrıldığına işaret eden gazete Türkiye’nin gümrük birliğinin yükseltilmesine destek beyan edilmesini, hava ve deniz limanlarını Rum uçak ve gemilerine açmadığı gerekçesiyle “olumsuz” diye niteledi.

Habere göre Kıbrıs sorununa 4 paragraf ayrılan rapor taslağında:

1-Ada’nın Kıbrıs Türk ve Rum toplum liderlerinin yapıcı yaklaşımları ve “bu yılın ikinci yarısından önce” adil, kapsamlı ve sürdürülebilir çözüm için çalışma kararlılığından övgüyle söz ediliyor.

2-Güven Yaratıcı Önlemler’e işaret edilerek iki sınır geçidi açılmasından, enerji ve telefon hatlarının birleştirilmesinden söz ediliyor ve AB’ye, çözüme gerek siyasi gerek ekonomik destek verme çağrısı yapılıyor. Kayıp Şahıslar Komitesi’ne Askeri bölgeler de dahil bütün alanlara erişim olanağı tanındığına işaret ediliyor.

3- Rum Yönetimi Başkanı’nın Türkçenin AB dili olması inisiyatifi kutlanıyor, müktesebatın gelecekte, çözüm anlaşmasının başlamasıyla birlikte Kıbrıs Türk oluşturucu devletçiğinde uygulanmasının ve AB’ye hazırlık için iki toplumlu alt komite kurulmasının gereğine işaret ediliyor.

4-Türkiye’nin Ek Protokolü hiçbir ayrım gözetmeden bütün üye ülkelere uygulama yükümlülüğünü yerine getirmemesinden üzüntü belirtiliyor.



Bozkır: "Kıbrıs sorununun AB sürecine aktarılmasına karşı çıktık"



Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, “Kıbrıs sorununu çözümü için gerekli olan unsurların AB sürecine aktarılmasına her zaman karşı çıktık. Çünkü eğer o unsurlardan bazıları buraya aktarılsaydı, sorun hiçbir zaman çözülemeyecek halde kalacaktı” dedi.

Volkan Bozkır, Kıbrıs’ta sorunun çözülmesi halinde birkaç önemli faslın serbest kalmasının mümkün hale geleceğini belirterek, “Kıbrıs sorunu çözülemezse konsey kararı olmadan sadece Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin bloke ettiği 5 faslın açılması AB’nin taahhüdündedir” diye konuştu.

Türkiye’nin, AB sürecinde daha önce Yunanistan ile aynı sepette üye olmaya giderken, yanlış kararı nedeniyle kendini bu sepetten çıkardığı için sonrasında kendisiyle hiç ilgisi olmayan ülkelerle müzakerelere yaklaşmak mecburiyetinde kaldığını anlattı. Bu ülkelerden Malta ve Kıbrıs haricindekilerin tamamının eski komünist sistemden geldiğini ve bu ülkelerde ne pahasına olursa olsun AB veya NATO üyeliği saiki olduğunu ifade eden Bozkır, Türkiye bu ülkelerle aynı sepette olunca da “AB’de itiraz olmamalı, Avrupa ruhuna uygun davranılmalı” şeklinde bir psikoloji oluştuğunu söyledi. Türkiye’nin önüne konan kağıtlarda kendisinin de söz hakkı olduğunu düşündüğü için bu ülkelerle aynı yöntem içinde olmadığını dile getirdi.



Taçoy: “Anastasiadis’in açıklamaları kabul edilemez”



Demokrat Parti Ulusal Güçler (DP UG) Genel Sekreteri Hasan Taçoy, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in perşembe akşamı Rum Meclisi’nde yaptığı konuşmada ortaya koyduğu görüşlerin Kıbrıs Türkleri için kabul edilemez nitelikte olduğunu söyleyerek, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın bir an önce Rum liderin açıklamalarını yanıtlaması gerektiğini ifade etti.

DP UG Genel Sekreteri Hasan Taçoy yaptığı yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Anastasiadis’in yaptığı gibi açıklama yeri olarak Meclis’i tercih etmesinin yerinde olacağını dile getirdi.

Taçoy, Akıncı’nın suskun kalmasının kabullenmesi anlamına geleceğini savunarak, bunu asla onaylamayacaklarını kaydetti.

Taçoy, Anastasiadis’in açıklamalarının hem 11 Şubat 2014 Eroğlu-Anastasiadis ortak açıklamasına hem de Birleşmiş Milletler parametrelerine aykırı olduğunu, Rum liderin her şeyi kendilerine göre yorumlamakta olduğunu ve Kıbrıs Türkü’nü mülkiyet, toprak, güvenlik bakımından 1974 öncesinden de kötü bir noktaya sürüklemeyi hayal ettiğini ortaya koyduğunu söyledi. Taçoy açıklamasında şunları ifade etti:

“Rum lider ortak açıklamada egemenliğin iki halktan neşet edeceğinin yazıldığını, yani aslında Kıbrıs’ta iki egemen halk olduğunun 11 Şubat 2014 açıklamasının içinde yer aldığını unutuyor. Anastasiadis, söz konusu konuşmasında, iki kurucu Devletin, siyasi eşitlik temelinde yeni bir ortaklık kuracaklarını da göz ardı ederek Kıbrıs Türk tarafını eyalet düzeyine indirgiyor.

Anastasiadis hala, süreç içinde bir Rum devletine dönüşen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devam etmesini ve ona yamalanmamızı talep etmektedir. Bundan güttüğü amaç gün gele yaratacakları oldu bittiler karşısında Kıbrıs Türkleri’nin gösterebilecekleri tepkilerin ayrı bir devlet olarak dünyada yerini alma noktasına varmasını engellemektir”. Taçoy, Anastasiadis’in hala varılacak anlaşmanın AB’nin birincil hukuku olmasına karşı olduğunu bu konudaki ısrarının sebebinin ise kuzeydeki Kıbrıs Türk Kurucu Devleti’nde mülkiyet ve nüfusta sarih çoğunluğun Kıbrıs Türklerinde olmasını istememesi, bunu ortadan kaldırmayı hedeflemesi olduğunu belirtti.

Anastasiadis’in mülkiyet konusunda söylediklerinin Kıbrıs Türkü’nü ekonomik ve sosyal açıdan mahvedecek tehlikeler içerdiğini anlatan Taçoy, “Rum lider Kıbrıs Türkleri’ni yıllarca mahkemelerde süründürmenin peşinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

Taçoy, Rum liderin Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin kesinlikle kaldırılmasını talep etmesi ve 1960’taki koşulların değiştiğinden dem vurmasının asla kabul edilemez olduğunu belirterek, 1965’te de Türkiye, Yunanistan ve İngiltere NATO üyesiyken NATO çerçevesindeki müttefikler Kıbrıs konusunda anlaşamayınca sıkıntı yaşayanın Kıbrıs Türkü ve Türkiye olduğunu, 1974’teki Yunan saldırıları karşısında da yine NATO , Yunanistan ve İngiltere sessiz kalırken Türkiye’nin Kıbrıs’ın Yunan yapılmasını engellediğini, Kıbrıs Türkü’nü özgürlüğe ve güvenliğe kavuşturduğunu kaydetti.

Tehlikenin geçmediğini tersine arttığını dile getiren Taçoy, bu nedenle Kıbrıs Türkleri için Türkiye’nin tek taraflı müdahalesini ve Kıbrıs’ta yeterince asker bulundurmasını da içeren garantisinin devam etmesinin esas olduğunu vurguladı.

Taçoy, “eğer Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden vazgeçmiyoruz, yani güvenliğimizden vazgeçmiyoruz diye Rumlar bizimle anlaşmayacaksa anlaşmasınlar. Biz Türkiye’nin etkin garantisinin devam etmediği bir anlaşma istemeyiz ve böyle bir anlaşmaya da hangi koşulda olursa olsun karşı çıkarız” dedi.

Durumun gösterilmeye çalışıldığı gibi güllük gülistanlık olmadığını savunan Taçoy, “Sayın Akıncı, asli görevinin Rumlara evet diyecekleri bir anlaşma hazırlamak değil Kıbrıs Türklerinin haklarını, güvenliğini göstermek olduğunu unutmadan bir an önce gereken adımları atmalı, yanıtları vermelidir” ifadelerini kullandı.



Lübnan ile üçlü görüşme hazırlıkları başladı



Güney Kıbrıs ile Yunanistan’ın, Mısır ve İsrail’in ardından bu kez de Lübnan ile üçlü görüşmeler yapma yönünde hazırlıklara başladığı haber verildi.

Rum Alithia gazetesi, Yunan haber kaynaklarına göre, Rum, Yunan ve Lübnanlı Dışişleri Bakanlarının, Brüksel’de gerçekleştirilecek olan Dışişleri Konseyi toplantısı dolayısıyla bir araya geleceğini yazdı.

Rum Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis de konuyla ilgili açıklamasında, bakanlar düzeyinde üç ülke arasında ilk görüşmenin söz konusu olduğunu belirterek, temaslar sırasında üçlü bir oluşum içerisinde olası işbirliği alanlarının inceleneceğini söyledi.

Gazete benzer bir görüşmenin 18 Ocak tarihinde Ürdün Dışişleri Bakanıyla da gerçekleştirilerek Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Ürdün arasında üçlü işbirliği oluşumunun temellerinin atıldığını hatırlattı.



Güney Kıbrıs ile İsrail deniz bölgelerinin korunması faaliyetlerini koordine ediyor



Güney Kıbrıs ile İsrail’in, deniz bölgelerindeki olası kazalarla mücadele etmek için ilk kez, faaliyetlerini koordine edeceği bildirildi.

Rum Politis gazetesine röportaj veren Tarım, Doğal Kaynaklar ve Çevre bakanı Kuyalis, Güney Kıbrıs’ta gerçekleştirilen son üçlü zirvede (Güney Kıbrıs-İsrail-Yunanistan), Güney Kıbrıs’ın, acil durumlarla mücadelede eylem planı hazırlamak için sorumluluk üstlendiğini ve böylece, iki ülkenin deniz bölgelerindeki olası kazalardan doğacak olumsuz sonuçların önüne geçilebileceğini söyledi.

Habere göre Kuyalis, Güney Kıbrıs’ın İsrail ve Yunanistan ile ortak tatbikat yapmasının ihtimal dahilinde olduğunu da belirtirken, deniz bölgesindeki olası tehlikelerin, gerek hidrokarbon yatakları bölgesindeki faaliyetlerden, gerekse başka sebeplerden kaynaklanabileceğini kaydetti.

Kuyalis, Güney Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail’in, yer altı kaynaklarının güvenliği konusunda da memorandum imzaladığını söyledi.



Leibovich :“Türkiye üzerinden AB’ye doğalgaz nakil tartışmaları yapmak için erken”



Amerika Yahudi Komitesi (AJC) Müdürü Avital Leibovich, İsrail ile Türkiye ilişkilerinin beş yıldır kesintiye uğradığına işaret ederken, Türkiye üzerinden AB’ye doğalgaz nakil tartışmaları yapmanın henüz erken olduğu görüşünü dile getirdi.

Güney Kıbrıs’ta haftalık olarak yayımlanan Kathimerini gazetesine konuşan Leibovich, Güney Kıbrıs-İsrail ile Türkiye-İsrail ilişkileri ve güvenlik gibi konulardaki görüşlerini paylaştı.

Habere göre Kıbrıs sorununun çözümü durumunda, Türkiye üzerinden AB’ye doğalgaz taşınmasına yönelik boru hattı oluşturulmasının kolaylaşabileceği olasılığını yorumlaması istenen Leibovich, bunu konuşmak için daha erken olduğunu belirtti.

“Bu tabiî ki bir seçenektir, sürdürülebilir bir seçenek” diyen Leibovich, bunu göz ardı etmediğini, gerçekleşebileceğini, ancak hemen yarın sabah da olmayacağını söyledi.

Biraz daha fazla sabırlı olmaları gerektiğini vurgulayan Leibovich, Türkiye’yle, bazı küçük ekonomik ilişkiler dışında, beş yıldır ilişkilerinin kesik olduğuna işaret ederek, bunun çok büyük bir süre olduğunu belirtti.

Güvenlikle ilgili bir soru üzerine, Güney Kıbrıs’ın hassas bir coğrafi konumda bulunduğuna dikkat çeken Leibovich, İsrail’in, Güney Kıbrıs ile bu alandaki işbirliğinin güçlü ve sadece ortak tatbikatların yapılmasıyla ilgili olmadığını söyledi.

Leibovich, sivil savunma, donanma, gizli servisler gibi alanlarda da işbirliklerinin güçlendirilmekte olduğunu ifade etti.

İsrail’in Türkiye ile güvenlik alanındaki işbirliğinin de beş yıldır kesik olduğunu belirten Leibovich, kimsenin eğitim ve tatbikatları durdurup, bir ülkede çok küçük bir hava sahasında sınırlanmış kalamayacağını, bu nedenle askeri kuvvetlerinin Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile işbirliğinin İsrail’in yeterliliği ve hazır vaziyette olması için gerekli olduğunu vurguladı.

Bir başka soru üzerine Leibovich, İsrail’in çeşitli alanlarda birçok deneyime sahip olduğunu belirterek, bunların Güney Kıbrıs’la paylaşılmakta olduğuna değindi.

İsrail ile Türkiye ilişkilerindeki buzların eritilmesi çabalarının Güney Kıbrıs-İsrail ikili ilişkileri ve Güney Kıbrıs-Yunanistan-İsrail üçlü ilişkileri nasıl etkileyeceği sorusuna karşılık verdiği yanıtta, ise Leibovich, Türkiye’nin bu arenada bir oyuncu olduğunu ve coğrafi konumu ve NATO üyesi olmasının onu önemli bir ülke haline getirdiğini vurguladı.

Leibovich, Türkiye ile ilişkilerin iyileşmesinden dolayı, İsrail’in Güney Kıbrıs’la ilişkilerini etkilemesi için bir sebep görmediğini de belirtti.



RMMO denize iniyor



Rum Yönetimi’nin silahlanma ödeneklerini serbest bırakma kararının ardından Rum Milli Muhafız Ordusu’nun (RMMO) kara kuvveti olma niteliğinin değişmekte olduğu bildirildi.

Rum Kathimerini, üç yıl içinde 3 adet açık deniz karakol gemisi ile iki yüzer özel operasyon botunun RMMO donanma komutanlığına katılarak ve güvenlik ve egemenlik haklarının korunmasındaki açığını kapatacağını yazdı.

Gazete edinilecek gemilerin görevlerini “Açık denizde devletin önemini göstermek, sorumluluk bölgesi içerisindeki açık denizde arama-kurtarma ve savunmaya katkı” olarak sıraladı.



Kürtler Limasol’dan Öcalan için yürüyor



Güney Kıbrıs’ta kalan Kürtlerin, PKK Lideri Abdullah Öcalan için Limasol’da bir yürüyüş başattı.

Rum Fileleftheros gazetesi Kürtlerin, Öcalan’ın, 15 Şubat 1999 yılında Kenya’daki Yunanistan Büyükelçiliği’nde yakalanmasının yıldönümü münasebetiyle düzenlediklerini belirtti.

Yürüyüşün önceki gün başladığını ve geceleri konaklayarak yol alınacağını kaydeden gazete, Lefkoşa Rum kesiminde Rum İçişleri Bakanlığı ve Güney Kıbrıs’taki Yunan Büyükelçiliği’nden de geçeceklerini aktardı.



ABD bankalarından Kıbrıs sorununun çözümüne ilgi



ABD’deki bazı büyük bankaların, Kıbrıs sorununun çözüm sürecine ilgi gösterdikleri bildirildi.

Rum Kathimerini gazetesinin ekonomi ekinde yer alan haberde, “Kıbrıs Bankası”, “Hellenic Bank” (Yunan Bankası), Rum Merkez Bankası ve Rum Maliye Bakanlığı yetkililerinden oluşan bir heyetin, geçtiğimiz günlerde ABD’ye giderek, gerek yerel makamlarla, gerekse büyük bankaların yetkilileriyle bir araya geldikleri ve Kıbrıs sorunuyla ilgili bilgilendirme yaptıkları kaydedildi.

Gazete, ABD’li yetkililerin Kıbrıs sorununa büyük ilgi gösterdiklerini ve çözüm süreciyle ilgili sürekli haberdar olmak istediklerini belirttiklerini yazdı.



Eroğlu: “Bir süre biz işleteceğiz”



Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığının, 2016 yılı bütçesi üzerindeki görüşmelerde milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı.

Kıbrıs'a su götürülmesiyle ilgili Eroğlu, şunları kaydetti:

"Suyu Geçitköy Barajı'na aktardık ancak KKTC'deki arıtma tesisi, su depoları, ana dağıtım hatları KKTC Su İdaresi tarafından yapılacaktı ama onlar projeleri daha yapamadılar. Bunun üzerine Sayın Cumhurbaşkanı 'Bunları da siz yapın' dedi. Bunun üzerine arıtma tesisi, 477 kilometre dev isale hatları, depoları büyük ölçüde tamamladık. Kıbrıs tarafına bunun nasıl işletileceğini sorduk. Görüşmeler yaptık. Neticede, belli bir noktaya gelindi. Belli bir süre biz işleteceğiz."



Talat: "Parti Meclisi düşüncelerini ortaya koydu, hükümet değerlendirecek"



CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, parti meclisinin hükümet üyelerine su konusundaki görüşlerini ve düşüncelerini aktardığını belirterek, bu aşamadan sonra hükümetin bu görüşleri değerlendireceğini kaydetti.

Talat, hükümetin de henüz bir karara varmadığını belirterek, gerekirse halka gidilebileceğini söyledi.

CTP Parti Meclisi toplantısı dün tamamlandı. Parti Meclisi Türkiye’den KKTC’ye gelen suyun işletim ve yönetimi konusunu ele aldı, konuyla ilgili değerlendirmeler yaptı.

Toplantının ardından açıklama yapan CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Parti Meclisi’nin su konusundaki düşüncelerini ortaya koyduğunu, hükümetin de bunu değerlendireceğini söyledi.

Talat bir soru üzerine, su konusunda gerekirse halka gidebileceklerini de vurguladı.

Su konusunda basına yansıyan metinlerin toplumda, sivil toplum örgütlerinde, siyasi partilerde ve CTP PM üyeleri arasında çeşitli tartışmalara neden olduğuna işaret ederek, Parti Meclisi’nde uzun boylu bir değerlendirme yaptıklarını söyledi.

Talat, “Bugüne kadar olanları ve yapılan çeşitli tartışmaları Parti Meclisi üyelerimiz değerlendirdi. Burada varılan sonuç halkımızın kaliteli, içilebilir düzeyde bir suya ihtiyacı vardır ve halkımıza bu suyu götürebilmek için biz elimizden gelen çabayı ortaya koymak durumundayız. Bu değerlendirmeleri yaptık, sonuç bundan sonra hükümetin yapacağı işlerdedir. Onun çalışmasındadır. Biz değerlendirmemizi yaptık ve herkes dinledi” dedi.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Mehmet Ali Talat, Parti Meclisi’nde bir karar alınmadığı için değerlendirmelerin hangi çerçevede olduğuna ilişkin bilgi veremeyeceğini söyledi.

Mehmet Ali Talat, hükümetin Türkiye’de yeni bir değerlendirme yapıp yapmayacağının sorulması üzerine ise, “onları nasıl ele alacaklar bilmem. Bu benim bildiğim birşey değil” dedi.

Bir başka soru üzerine de Talat, gerekirse su konusunda halka gidebileceklerini söyledi.



İsrailli şirketler Güney’de pazar ve ortak arıyor



İsrail’den 8 şirketin ürünlerine pazar ve Güney’den ortak bulmak amacıyla Rum tarafına gittiği haber verildi.

Rum Fileleftheros’un haberine göre İsrailli şirket temsilcileri gelecek hafta Rum Ticaret ve Sanayi Odası (KEVE) üyesi şirketlerle görüşecek. Gelecek hafta İsrail ticaret ve sanayi odası başkanı da Güney’de olacak ve Limasol Ticaret ve Sanayi Odası ile Tel Aviv Ticaret ve Sanayi Odası arasında yapılacak işbirliği protokolüne imza atacak, her iki kentten işadamlarıyla görüşecek.





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 29
Dün Tekil 1292
Bugün Tekil 711
Toplam Tekil 2527248
IP 54.91.4.56






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































17 Sevval 1440
Haziran 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Sevgim - Millete!
Vurgunluğum - Azadlığa ve adalete!
itaatim - Hocalarıma!
Borcum - Dostlarıma ve meslektaşlarıma!
Nefretim - Yalancılara ve iki yüzlülere!

(Ebülfez ELÇİBEY)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.096 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu