BASIN BÜLTENİ Akıncı :“Müzakere sürecine zarar verecek her türlü davranıştan uzak durmak gerekir” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı :“Müzakere sürecine zarar verecek her türlü davranıştan uzak durmak gerekir”
Tarih: 09.02.2016 > Kaç kez okundu? 964

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs müzakere sürecinde olumlu gelişmeler ve yakaladıkları bir ivme bulunduğunu, buna zarar verecek her türlü davranıştan uzak durmak gerektiğini belirtti.

Kıbrıs konusunda yapılan açıklamalarda dikkatli davranılması gerektiğini kaydeden Akıncı, liderlerin kendi pozisyonlarını açıklama özgürlüğüne sahip olduğunu, fakat iki taraf adına bir açıklamanın ancak iki tarafın da rızasıyla ve birlikte yapılabileceğini ifade etti. Akıncı, böyle bir çalışma içine girmeye hazır olduklarını belirtti.

TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan Akıncı, Anastasiades’in iki taraf olarak “anlaştık” dediği konuları sadece kendi penceresinden göründüğü şekilde aktardığını, “uzlaşma noktalarının” ancak iki tarafın birlikte açıklayabileceği hususlar olduğunu belirterek, “Biz buna da varız. Aksi takdirde Anastasiades’in yaptığı gibi tek taraflı bir yorum olur, içinde en azından eksikler ve yanlışlar barındırır” ifadelerini kullandı.

İki ayrı egemen devletin oluşturacağı bir konfederasyonun hiçbir zaman masada olmadığını, toplumlararası müzakerelerde ele alınanın iki kurucu devletin, siyasal eşitlik içinde ve birbirlerine tahakküm etmeden oluşturacakları birleşik federal Kıbrıs olduğunu kaydeden Akıncı, bu konuda tereddüt bulunmadığını vurguladı.

Anastasiadis’in dönüşümlü başkanlığı kabul etmediği yönündeki açıklamalarına da değinen Akıncı, “Maalesef Rum tarafının süren bu tavrı bizim için ciddi bir hayal kırıklığıdır. Ama şunu ifade edeyim ki, Kıbrıs Rum halkı bir Kıbrıslı Türk’ün adil sürelerle ortak federal devletin başında bulunabilmesini hazmedemeyecekse bu anlaşma olmayacak demektir” ifadelerini kullandı.

Soru: Sayın Cumhurbaşkanı, Rum lider Anastasiades son günlerde gazetelere verdiği mülakatlarda üzerinde mutabık kaldığınız hususlar dediği konuları kamuoyuna taşıyor. Öncelikle bu yeni bir durum. Yorumunuz nedir?

Cevap: Kanaatimce Güney Kıbrıs’ta seçim havasına erken girildi. Siyasiler birbirlerini her zamankinden fazla eleştirmeye başladılar. Anastasiades üstünden DİSİ’ye vurmak isteyenler de örneğin, Rum liderin gerçekte Konfederasyonu kabul ettiğini iddia ederek puan toplamaya çalışıyorlar.

Soru: Masada konuşulan 11 Şubat 2014 anlaşması çerçevesinde Federasyon değil mi?

Cevap: Elbette, iki ayrı egemen devletin oluşturacağı bir Konfederasyon hiçbir zaman masada olmadı zaten. Zaman zaman bazı Kıbrıslı Türk liderlerin söyleminde oldu ama BM çerçevesindeki masada hiç olmadı. Şimdi de toplumlararası müzakerelerde ele alınan, iki kurucu devletin, siyasal eşitlik içinde ve birbirlerine tahakküm etmeden oluşturacakları birleşik federal Kıbrıs’tır. Dolayısıyla bu konuda tereddüt yoktur.

Soru: Peki Anastasiades’in açıklamaları ile ilgili olarak ne söylemek istersiniz?

Cevap: Söylemek istediğim öncelikle şudur. Liderlerin kendi toplumlarını aydınlatmaları doğaldır ve gereklidir. Bunu zaman zaman ben de yapıyorum. Ama Anastasiades’in farklı olarak yaptığı, iki taraf olarak “anlaştık” dediği konuları sadece kendi penceresinden göründüğü şekilde aktarmış olmasıdır. Kaldı ki “uzlaşma noktaları” ancak iki tarafın birlikte açıklayabileceği hususlardır. Biz buna da varız. Aksi takdirde Anastasiades’in yaptığı gibi tek taraflı bir yorum olur, içinde en azından eksikler ve yanlışlar barındırır.

Soru: Örnek verebilir misiniz?

Cevap: Örneğin nüfus meselesine bakalım. Açıklamaya baktığımızda nüfus oranının sanki sabit kalmasını biz de kabul etmişiz gibi algılanıyor. Öyle bir şey yok. Bir kere yurttaşlarımız ayrımsız yeni birleşik Federal Kıbrıs’ın da yurttaşı olacaklar. Kıbrıs’ta nüfus kendi doğal akışı içinde gelişecek. Eğer anlatılmak istenen, Kıbrıs’taki demografik yapının dıştan nüfus aktarımı ile bozulmaması konusu ise o başka bir şeydir ki zaten bunu biz de istemeyiz. Ancak henüz o konuda üzerinde uzlaştık diyebileceğimiz bir metin de yoktur, bazı öneriler vardır.

Soru: 4 Özgürlükler konusu.

Cevap: Kıbrıs, hem iki kesimli iki toplumlu bir Federasyon olacak, hem de AB içinde olacağımız için AB ilke ve değerlerine de bağlı kalacak. Bu çerçevede özgürlükler elbette olacaktır. Biz de insan haklarına dayalı, özgürlüklerin geçerli olacağı çağdaş, bir ülkede yaşamak istiyoruz. Bu anlamda isteyenin istediği yerde yaşama hakkına saygı gösterilecektir. (Right to abode) Bunun anlamı şudur, yasal ikametgâhı kendi bölgesinde olmak üzere diğer bölgede örneğin yazlık evde, otelde konaklamak isteyen, belediyeden izin alarak iş kurmak isteyen çıkarsa bunu yapabilecektir. Bu gibiler siyasal haklarını yasal ikametgahlarının olduğu kendi bölgelerinde kullanacaklardır. Belki Türk-Rum ortaklıkları ile yeni yatırımlar da söz konusu olacaktır. Bunlara kapalı değiliz. Ama bu madalyonun sadece bir yüzüdür. Diğer yüzünde de iki kesimlilik iki toplumluluk karakterinin korunması vardır. Bu bağlamda daimi ikametgâh ve iç vatandaşlık konularında düzenleme yetkisi Kurucu Devlette olacaktır.

Soru: Bu çerçevede Kuzeyde Kıbrıs Türk toplumunun nüfus çoğunluğunu tehlikeye düşürmek istemiyorsunuz.

Cevap: Evet bizim anlayışımız, iki kesimlilik derken sadece “politik çoğunluk”la sınırlı değildir. Biz Kuzeyde nüfus ve mülkiyet anlamında sarih çoğunluk olmayacağımız bir anlaşmayı halkımıza onaylatamayız. Bu konu tarafımızdan müzakere masasında defalarca dile getirilmiştir. Bu çerçevede ilerde mülkiyetin satın alınması hususunda da Kurucu Devletlerin düzenleyici yetkileri olması zorunludur. En azından iki ekonomi arasında belli bir denge oluncaya kadar.

Soru: Mülkiyet konusuna gelecek olursak, Anastasiades bu konuda büyük oranda ilerleme olduğunu söylüyor.

Cevap: Doğrudur. O nedenle geçmişte sadece Yönetim, Ekonomi, AB konularında ilerleme var derken, şimdi mülkiyeti de dahil edebiliyoruz. Ben bunu da son dönemlerde çok seslendirdim. Tabi ki mülkiyetin daha çözülmemiş yönleri de vardır ama mesafe alındığı gerçektir. Eski mülk sahibinin ilk müracaatı yapacak olması da doğrudur. Ne var ki içinde halen yaşayanın durumuna da bakılacaktır. İlk müracaat sahibi illa ki o evi alacak demek değildir. Söz konusu olan bu evde 42 yıl önce sadece birkaç yıl yaşamış olan birisi karşısında, o evde 74 sonrasında ama yıllardır yaşayan başkaları daha haklı durumdadır. AHİM’deki Demopulos kararı da bu çerçevededir.

Soru: Sayın Cumhurbaşkanı Kıbrıs Türk tarafı olarak dönüşümlü başkanlık konusunda bir uzlaşma noktası olması beklentisindeydik. Ne var ki Rum lider bunu kabul etmediğini açıkladı.

Cevap: Maalesef Rum tarafının süren bu tavrı bizim için ciddi bir hayal kırıklığıdır. Ama şunu ifade edeyim ki, Kıbrıs Rum halkı, bir Kıbrıslı Türk’ün adil sürelerle ortak federal devletin başında bulunabilmesini hazmedemeyecekse bu anlaşma olmayacak demektir.

Soru: Garantilerle ilgili olarak ne söylemek istersiniz?

Cevap: Çok açıkladık. Garantiler en son 5’li çerçevede ele alınacak. Biz de Türkiye de günü gelince bu konunun ele alınacağını defalarca duyurduk. Şimdiden garantilerin ortadan kalkacağı ve üstelik bizim de hemfikir olduğumuz iddiası yanlıştır. Kıbrıs Türk toplumunun Türkiye’nin güvencesinin devamını istediği ortadadır. Burada önemli olan, nasıl bir formül bulabiliriz ki Kıbrıslı Türkler kendini güvende hissederken, Kıbrıslı Rumlar bir tehdit algısı altında olmasınlar. Bunun yollarının bulunabileceği inancındayım. Ama zamanı gelince.

Soru: Sayın Cumhurbaşkanı eklemek istediğiniz başka konular var mıdır?

Cevap: Eklemek istediğim bir husus devletin nasıl ortaya çıkacağı konusunda yazılıp çizilenlerdir. Bu konuda farklıklarımız olduğu bilinmektedir. Onlara göre sadece Kıbrıs Cumhuriyeti vardır ve onun dönüşümü olacaktır; Çünkü onlara göre KKTC mevcut değildir. Bize göre ise, tanınmasa da elbette KKTC vardır ve çözümle birlikte kurucu devlete dönüşecektir. Geçmişte yapılan uluslararası anlaşmalara bakılırken, sadece Rumların yönetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yaptıklarına değil, bizim yaptıklarımıza da bakılacaktır. Yeni anayasa ve kuruluş anlaşmasına aykırı olmayanlar yürürlükte kalmaya devam edecektir. Son olarak vurgulamak istediğim nokta şudur: Kıbrıs müzakere sürecinde olumlu gelişmeler ve yakaladığımız bir ivme vardır. Buna zarar verecek her türlü davranıştan uzak durmak gerekir. Her iki tarafta da çözüm olasılığı arttıkça bundan telaşa kapılan ve derhal felaket tellallığı yapmaya başlayan çevreler vardır. Niyeti belli bu gibilere kulak verecek değiliz. Ancak yapılan açıklamalarda dikkatli davranılmalıdır. Tekrar ediyorum, liderler kendi pozisyonlarını elbette açıklama özgürlüğüne sahiptir. Fakat iki taraf adına bir açıklama ancak iki tarafın da rızasıyla ve birlikte yapılabilir. Biz böyle bir çalışma içine girmeye de hazırız.



Burcu: “Liderler görüşmesi 13 Şubat’ta”



Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in 13 Şubat Cumartesi günü bir araya geleceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu yazılı açıklamasında Müzakereciler Özdil Nami ile Andreas Mavroyannis’in bugün (dün) yaklaşık 3 saat süren bir toplantı yaptığını kaydetti.

Ara bölgede yer alan görüşmede BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide de hazır bulundu.

Toplantıda, bundan sonraki liderler toplantısının 13 Şubat Cumartesi günü gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı.



Dini liderler, Kayıp Şahıslar Komitesi Antropoloji Laboratuarı’nı ziyaret etti



Din İşleri Başkanı Talip Atalay, Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos, Ermeni Başpiskoposu Nareg, Maronit Başpiskoposu Yosif Sueyf ve Latin Başpiskoposu Jerzy Kraj bugün İsveç Büyükelçisi Klas Gierow ile birlikte Kayıp Şahıslar Komitesi Antropoloji Laboratuarı’nı ziyaret etti.

İsveç Büyükelçiliği himayelerinde kurulan “Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP) Office of the Religious Track of the Cyprus Peace Process” tarafından yapılan açıklamaya göre Kayıp Şahıslar Komitesi üyeleri ve bilim adamları ile görüşerek bilgi alan heyet, komitenin çalışmalarına ortak destek belirtti.

Ziyaretin sonunda dini liderler, tüm Kıbrıslılara kayıpların olası gömü yerleri ile ilgili Kayıp Şahılar Komitesi’ne bilgi vermeleri çağrısında bulundu.

Dini liderler yarın İsveç Büyükelçiliği konutunda saat 14.30’da Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide ve BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lisa Buttenheim ile bir araya gelecek.



Anastasiadis: “Ekonomik yön çözümün önkoşuludur”



Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın çözümün ekonomik yönüyle ilgili detaylı bir inceleme yapmakta olduğuna işaret ederek, “ekonomik yön çözümün önkoşuludur” dedi.

Rum Alithia gazetesinin haberine göre, Anastaiadis bir etkinlikte yaptığı konuşmada “Elimizde somut veriler olmazsa meblağdan söz edilmesi mümkün değildir” dedi.

Anastasiadis şöyle devam etti:

“Kuşkusuz ki -bu BM Genel Sekreteri’nin önüne koyduğum konulardan biridir- önemli başlıktır. Çözümün bir parçası da bir fon kurulmasıdır ki çözüm (referanduma) sunulduğunda, mal sahibinin hakkı olan tazminatlar ve devletin sürdürülebilirliği için gerekli diğer şeylere cevap olsun ve vatandaş da önünde ne bulacağını bilsin.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile birlikte Kıbrıslı Türk, Rum, Ermeni, Latin, Maronitlerin beklenti ve kaygılarına cevap verecek bir çözüm bulmaya çalıştıklarını söyleyen Anastasiadis “BM’nin temel ilkelerine dayanacak ve AB üyesi olarak insan haklarına mutlak saygı gösterecek bir çözüm istiyoruz” dedi, şunları ekledi:

“Yersiz iyimserlik yaratmak istemem. Kıbrıs sorununun önemli yönlerinin tabi olduğu bir dizi başlıkta halen ilerleme kaydedildiğine işaret etmek istiyorum. Ancak halen özlü konularda anlaşmazlıklar bulunduğunun altını da çizmek istiyorum. Toprak düzenlemeleri, işgal ordularının çekilme takvimi ile güvenlik ve garantiler başlıklarında müzakere edilmesi gerekiyor.

Kararlılıkla ve siyasi irade ile zorlukları aşabileceğimizi, 2016 içerisinde sürdürülebilir ve işleyebilir çözümü başarmak için teknik gerekleri göğüsleyebileceğimizi umuyorum.”

Rum Fileleftheros gazetesi ise haberinde çözüm maliyetinin belirlenmesinin kolay mesele olmadığını bu nedenle peşinen somut bir meblağdan söz edilemeyeceğini, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yapmakta olduğu incelemenin bir maliyet miktarını ortaya koyabileceğini belirtti.



Atun, Elwaer ile görüştü



Ekonomi, Sanayi ve Ticaret Bakanı Sunat Atun, İslam Kalkınma Bankası Direktörü Dr. Abdul-Hakim Elwaer ile görüştü.

Atun ile Dr. Abdul-Hakim Elwaer önceki gün, akşam yemeğinde bir araya geldi.

Abdul-Hakim Elwaer, Atun ile görüşmesinde özellikle ülkedeki ihracat desteklerinin İslam Kalkınma Bankası imkanları ile güçlendirilmesi ve bakanlığın anlaşmalı olduğu bankalar üzerinden KOBİ’lere destek verilmesi konuları hakkında görüş alış verişinde bulundu.



Su konusu Ankara’da görüşülmeye devam ediyor



Türkiye’den KKTC’ye borularla getirilen suyun yönetimi konusunda hükümetin hazırladığı ileri istişare önerilerini görüşerek netleştirmek amacıyla önceki gün Ankara’ya giden 4 bakan temaslarına devam ediyor.

Türkiye tarafından yapılan davet üzerine Ankara’ya giden Maliye Bakanı Birikim Özgür, Tarım Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanı Erkut Şahali, Ekonomi Sanayi ve Ticaret Bakanı Sunat Atun ile Bayındırlık Çevre ve Kültür Bakanı Kutlu Evren temaslarını sürdürüyor.



Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı Ankara'da temaslarda bulundu



TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın davetlisi olarak Ankara'da bulunan Sibel Siber başkanlığındaki Meclis Başkanlık Divanı,TBMM de Başkan Kahraman, tarafından karşılandı. Kahraman, Siber’i makamında kabul etti ve bir süre baş başa gerçekleştirilen toplantının ardından heyetler arası görüşmeye geçildi.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber, karşılıklı ziyaretlerin ülkelerarası ilişkilerin gelişmesine çok büyük katkı yaptığına işaret ederek, bu tip ziyaretlere büyük önem verdiklerini vurguladı, karşılıklı ziyaretlerin işbirliklerini artıracağına inanç belirtti.

Birlikte güzel işlere imza atacaklarına inandıklarını belirten Siber, KKTC Meclisi’nde çağdaş yasalar geçirmek için çalıştıklarını, iyi performans gösterdiklerini ancak daha iyiyi yakalamak için çalıştıklarını kaydetti.

Siber, KKTC'nin siyasi durumundan dolayı dış ilişkilerde sıkıntılar yaşadıklarını ancak demokratik bir şekilde seçildiklerini belirterek, siyasi konumu ne olursa olsun ülkesinde demokratik bir şekilde seçilmişlerin dünyaya halkının sesini duyurması için ambargo uygulanmaması gerektiğini vurguladı.

Sibel Siber, özellikle diğer ülkelerin parlamentolarının buna önem vermesini isteyerek, Kıbrıs Türk halkının barışı özümsediğini, desteklediğini, çözüm ve barış iradesinin çok yüksek olduğunu kaydetti.

TBMM Başkanı Kahraman ise yaptığı konuşmada, Siber ve heyetini misafir olarak değil ev sahibi olarak gördüklerini belirtti.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber ve Başkanlık Divanı heyeti, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da kabul edildi.

Ankara Beştepe'de bulunan Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde yer alan görüşmede, Siber ve heyetine TBMM Başkanı İsmail Kahraman da eşlik etti.

Siber ve heyet görüşmenin ardından Türkiye-KKTC Parlamentolararası Dostluk Grubu Kurucular Kurulu Başkanı, İstanbul Milletvekili Yıldız Seferinoğlu'nun onurlarına verdiği öğle yemeğine katıldı. Seferinoğlu, Siber'e plaket de takdim etti.



Makenzy resepsiyon binasının Kıbrıslı Türk mirasçısına verilmesine hükmedildi



Larnaka’daki ünlü ve lüks resepsiyon binası Makenzy’nin, Kıbrıslı Türk sahibinin mirasçısına verilecek.

Rum Politis gazetesi, Larnaka Kaza Mahkemesi’nin, 21 Ocak 2016 tarihli kararla, “Kıbrıs Cumhuriyeti” ve Kıbrıs Rum Malları Vasiliği’nin, Makenzy resepsiyon binasını, 5 ay içerisinde Kıbrıslı Türk mirasçısına teslim etmesine ve kullanım kaybı dolayısıyla tazminat vermesine hükmettiğini yazdı.

Bunun hem Vasilik, hem de binayı kullananlar için korkunç etkileri olacak bir karar diye niteleyen gazete, mirasçıyla uzlaşıcı bir çözüm bulunmaması durumunda, Makenzy resepsiyon binasına kilit vurulması tehlikesiyle karşı karşıya kalındığını belirtti.

Davada davacının 1926 yılında Larnaka’da doğan ve 1950’li yıllarda İngiliz yurttaşlığı alarak İngiltere’ye giden Fikret Ali Rıza’nın mirasçısı İngiltere’de doğup yaşayan Raymond Rıza olduğu bilgisini veren gazete, bu davanın “özel durum” kabul edildiğini, zira davacının Kıbrıslı Türk sınıfına girmediğini belirterek, söz konusu durumda gerek malın sahibi, gerekse mirasçısının Kıbrıs Türk kökenlerine rağmen İngiliz uyruklu ve AB vatandaşı kabul edildiğini yazdı.



Kıbrıs’ta toplumsal dayanışmaya 2 yeni katkı



Küçük Çaplı Projeler Programı kapsamında “Kıbrıs’ta toplumsal dayanışmaya katkıda bulunmak” amacıyla hazırlanan online rehberlik “What’s On” ile “Old Nicosia Revealed Fotoğraf Yarışması” sonuçları 19 Şubat Cuma günü Dayanışma Evi’nde düzenlenecek etkinlikte halka tanıtılıyor.

Etkinlikte ayrıca hatıralık eşyalar satışa sunulacak ve elde edilen gelir, kar amacı gütmeyen alternatif kültürel ve eğitsel programların geliştirilmesinde kullanılacak.

Dayanışma Evi tarafından desteklenen söz konusu iki projenin finansmanı da Norveç Hibe Programları aracılığıyla sağlanıyor.

Bir online etkinlik rehberi olan “What’s On” ile, birleşmiş bir Kıbrıs’ta dayanışma biçimlerini gündelik hayatın her alanına yaymayı amaçlanmaktadır. Bu amaçla, adanın her köşesinde insanların düzenledikleri etkinlikleri paylaşabilecekleri ve gerçekleşen diğer tüm etkinlikleri takip edebilecekleri sınırları olmayan dijital bir platform sunmakta.

“Old Nicosia Fotoğraf-Hatıralık Eşya Yarışması”yla da Lefkoşa surlar içini seven ve bunu fotoğrafçılık yoluyla ifade etmeyi seçen herkesi bu sürece dâhil etmek amaçlanıyordu.





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 1207
Bugün Tekil 171
Toplam Tekil 2565671
IP 54.162.151.77






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































19 Zi'l-ka'de 1440
Temmuz 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) büsbütün ayrı bir düşüncenin sonucudur. İç düşman olan, kılık değiştirerek milletin içine giren ve hükümetin gafletinden yararlanan komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 9.059 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu