BASIN BÜLTENİ Burcu: “Rum liderler sorumlu davranmalı” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Burcu: “Rum liderler sorumlu davranmalı”
Tarih: 05.02.2016 > Kaç kez okundu? 1071

Paylaş


Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Kıbrıs sorununu çözmek adına müzakereler sürerken Güney Kıbrıs’ta seçim sürecine girildiğine dikkat çekerek, “Temennimiz bu süreçte sorumlu davranılması ve çözüm sürecine zarar verebilecek söylemler ve çarpıtmalardan uzak durulmasıdır” ifadesini kullandı.

Burcu, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın pozisyonunun, seçime girerken halka açıkladığı gibi var olan mutabakatları reddetmemek, aksine bunları zemin kabul ederek ilerlemek olduğunu belirtti.

Bu bağlamda 11 Şubat 2014 mutabakatının önemli bir belge olduğuna vurgu yapan Burcu, müzakerelerin bu çerçevede yürütüldüğünü kaydetti.

Burcu, Yönetim ve Güç Paylaşımı, Ekonomi, AB ve Mülkiyet başlıklarında ciddi ilerlemeler sağlandığını ifade etti.

Yeni devletin nasıl ortaya çıkacağı konusunun yıllardır hep tartışılan ama sonuçsuz kalan bir konu olduğunu belirten Burcu, “iki taraf birbirini tanımadığına göre ve iki ayrı egemen devletin konfederasyonunu müzakere etmediğimize göre iki kurucu devletli Birleşik Federal Kıbrıs’ı oluşturacağımız tabiidir. 11 Şubat 2014 mutabakatı da çok net olarak bu çerçevededir” ifadelerini kullandı.

Açıklama şöyle devam etti:

“Ancak bu durum yıllardır dışlandığımız ve sadece Rum toplumunu temsil eden mevcut ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ni bizim de kabul ettiğimiz ve onu tadil etmekle uğraştığımız anlamına gelmemektedir. Tam tersine Cumhurbaşkanımızın çeşitli vesilelerle açıkladığı üzere, biz çözümle yeni bir yapıyı yaratacağız. Cumhurbaşkanımızın 1 Eylül 2015 tarihli açıklamasında ifade ettiği gibi ‘…Bu yeni oluşacak yapı - ki ismiyle, bayrağıyla her şeyiyle yeni bir yapı olacak- federatif bir yapı olacak. Ama bu yeni yapı gidip de yeniden BM’ye üyelik ve tekrardan AB’ye üyelik için başvurmayacak. Oralarda da eskisi yerine bu yeni yapı yerini alacak. Olay budur. KKTC kendi, her şeyiyle bir yapıdır. Ben de bu yapının Cumhurbaşkanıyım. Bu yapı da kendini yeni bir yapılanma içinde bulacak. Buranın Kurucu Devleti haline dönüşecek. Tıpkı şu anda sadece Rumların yönetiminde olan yapının da, gene Rumların yönetiminde bir Kurucu Devlet yapılanmasına dönüşeceği gibi ve bu iki yapılanmanın yaratacağı federal bir ortaklıkta bizim yerimizi alacağımız gibi… Kıbrıs’ta gerekli olan budur’ Cumhurbaşkanımızın kamuoyuna defalarca açıklamış olduğu bu pozisyon son derece açıktır ve bunu kimsenin çarpıtmaya hakkı yoktur.”

Açıklamada, “Annan Planı’na yüzde 75 oranında ‘Hayır’ diyen Rum çoğunluğunun hiç olmazsa büyük bir bölümünün çözüme kazandırılması elbette önemlidir. Ama bir diğer önemli nokta daha vardır. O da yıllar önce çözüm için yollara dökülen ama karşılık bulmayan Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunluğunun çözüme kazandırılması zorunluluğudur.

Cumhurbaşkanlığımız olaya bu çerçevede bakmaktadır” ifadelerine de yer verildi.



Liderler “Wall Street Journal” gazetesine söyleşi verdi



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in “Wall Street Journal” gazetesine Kıbrıs sorunu ve müzakerelere ilişkin röportaj verdikleri, röportajın gazetenin Çarşamba günkü sayısında yer aldığı bildirildi.

Rum Simerini haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in röportajında, Kıbrıs sorununun çözümünde bazı unsuların tamamen Türkiye’ye bağlı olduğunu, diğer bazı unsurlarda ise Türkiye’nin büyük oranda katkı koyabileceğini söylediğini yazdı.

Anastasiadis, Güneydoğu Akdeniz bölgesinde doğalgaz yataklarının keşfi ve Türkiye’nin AB üyeliği sürecinin Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koyması yönünde teşvik teşkil ettiğini belirtirken çözümün Türkiye’yi KKTC ve adadaki askerleri için yaptığı masraflardan kurtaracağını da savundu.

Türkiye’nin çözüm isteğinin müzakere masasında belli olacağını da ifade eden Anastasiadis, “ya şimdi ya da hiçbir zaman” görüşüne katılmadığın ancak “zamanlamanın uygun olduğuna inandığını” vurguladı.

Çözümüm ekonomik boyutlarına da değinen Anastasiadis, “Her şeyden önce bir finans forumu vardır. Tüm maliyeti yüklenmesini beklemiyoruz ancak Dünya Bankası ve AB Yatırım Bankası gibi farklı kaynaklardan ödeneklerin alınması için temel olacaktır. Bu fonun, vatandaşlar doğrudan yük altına girmeden, nasıl şekilleneceği konusunda çalışma vardır” şeklinde konuştu.

Anastasiadis, son olarak başkanlık sisteminin işleyişi konusunun “açık kalmayı sürdürdüğünü” belirterek “Başkanlık sisteminin devam etmesi gerektiğini, Başkan ve Başkan Yardımcısının, geçmişte mevcut olan dönüşümlü başkanlık olmaksızın, serbestçe seçilmesini önerdik” ifadelerini kullandı.

Öte yandan gazete Cumhurbaşkanı Akıncı ise röportajında, “dönüşümlü başkanlığın siyasi eşitlik için şart olduğunu” söyledi.

Akıncı, “Kıbrıs’ın sadece Yunanlılara ait bir ada olarak kalmasını isteyen kesimler olduğunu, bunun da yanlış mesajlar verdiğini” belirtirken garantiler konusunda ise her iki tarafın da, değişmesi zor inançlar sebebiyle zamana ihtiyaçları olduğu ve garantiler konusunun sürecin sonunda ele alınması gerektiğini vurguladı.

Kıbrıslı Rum işadamlarının Türkiye gibi büyük bir pazarın farkına vardıklarını ve çözümden sonra ekonominin daha iyi olacağı inancının etkili olmaya başladığını belirten Akıncı, çözümün maliyetinin ise yaklaşık 25 milyar dolar olarak hesaplandığını ifade etti.

Akıncı, bu paranın bir kısmının finansörlerle ve uzun vadeli borçlanmayla karşılanacağını, ayrıca gelecekte “her iki topluma da ait olan doğalgazın” kullanılacağını belirtti.

Akıncı, çözümsüzlüğün sürmesi durumunda “ya iki ayrı devletin tanınması ya da Türkiye’nin daha büyük etkisinin mevcut olacağını” ifade etti.

Türkiye’nin KKTC’de etkisinin büyük olduğunu, ekonomik yatırım ve finansmanların Türkiye’den geldiğini vurgulayan Akıncı, ancak Kıbrıs Rum tarafında Kuzey’deki her şeyin Türkiye’nin etkisi altında olduğu şeklinde mevcut olan abartılı düşüncenin gerçekleri yansıtmadığını belirtti.

Akıncı, “müzakerecinin seçimle geldiğini ve şu anda da halkın yüzde 60 desteğiyle kendisinin müzakereci konumunda olduğunu” sözlerine ekledi.



Kardinal Sandri Marontilerin taleplerini iletmek üzere adaya geliyor



Yakın ve Orta Doğu Katolik Kiliseleri Başkanı Kardinal Leonardo Sandri, Kıbrıs’ta yaşayan Maronitlerin çözüm sonrasına ilişkin taleplerini iletmek ve KKTC’deki Maronit köylerini ziyaret etmek amacıyla Güney Kıbrıs’a gidiyor.

Rum Fileleftheros gazetesi, Kıbrıs’ta yaşayan Marontilerin Kıbrıs sorununun çözümü sonrası geleceklerinden endişe ettiklerini ve bu endişelerini Kardinal Leonardo Sandri aracılığıyla Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e iletmeyi amaçladıklarını belirtti.

Gazete, Sandri’nin bugün Güney Kıbrıs’a gideceğini ve Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’le görüşeceğini belirtirken Marontilerin Kıbrıs sorununun çözümü sonrasında KKTC’de bulunan dört Maronit köyü ve bu köylere komşu Kıbrıs Rum köylerinin Kıbrıs Rum idaresi altında olmasını istediklerini iddia etti.

Habere göre Sandri ayrıca Anastasiadis’ten, KKTC’de bulunan ve şu anda kimsenin yerleşiminde olmayan iki Maronit köyünün, “Asomatos” (Özhan) ve “Aya Marina” (Gürpınar) köylerinin hemen Maronitlere idaresi için Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yla görüşmesi isteğinde de bulunacak.

Habere göre Kardinal Sandri, Marontilerin Başpiskoposu Yosif Sueif’le görüşecek ve Cumartesi günü de Gürpınar ve diğer Maronit köylerini ziyaret edecek.

Gazete ayrıca, Maronitlerin yukarda belirtilen taleplerini duyurmak amacıyla önümüzdeki hafta Rum Başkanlık sarayına yürüyüş gerçekleştireceklerini yazdı.

Gazete bir diğer haberinde ise, Kardinal Sandri’nin de katılacağı Gürpınar köyü ziyaretlerine ayrıntılı yer verdi.

Habere göre Gürpınar kökenli Marontiler “Ayio Marona” yortusu sebebiyle 6 Şubat Salı günü köye toplu ziyaret gerçekleştirecekler.



Papadopulos: “Kıbrıslı Türkler de çözümden sonra doğal gazın ortağı ve eş sahibi olacak”



DİKO Başkanı Nikolas Papadopulos, “New York Times” tarafından Atina’da gerçekleştirilen “Atina Enerji Forumu 2016’da” yaptığı konuşmada, “Kıbrıslı Türklerin de Kıbrıs sorununun çözümünden sonra doğal gazın ortağı ve eş sahibi olacağını” söyledi.

Rum Fileleftheros gazetesinde yer alan habere göre Papadopulos, forumdaki konuşmasında, “Kıbrıs sorunu çözüm çabalarının, hiç bir durumda Rum Yönetimi’nin enerji konusundaki bağımsızlığını tutsak haline getirmesinin mümkün olmadığını” dile getirdi.

Kıbrıs müzakereleriyle doğal gaz arasında bağlantı kurulamayacağını ifade eden Papadopulos, Rum Yönetimi’nin, “1974 yılında meydana getirilen işgal ve istila sorununun çözümünü korkmadan müzakere etmesi gerektiğini, aynı zamanda Türkiye rahatsız olabilir diye, egemenlik haklarını icra etmekten korkması gerekmediğini” de savundu.

“Kıbrıslı Türk hemşerilerinin de kendileriyle birlikte, (çözümden önce değil, yalnızca bunun akabinde) doğal gazın ortağı ve eş sahibi olacağını” da dile getiren Papadopulos, “çünkü (Kıbrıslı Türklerin) aksi takdirde ortak kabul edilebilir bir çözüme gitmek için güçlü bir teşvike sahip olmayacaklarını” ileri sürdü.

Kıbrıs sorununun çözümünün, araştırma sondajlarının devam etmesi için önkoşul teşkil edemeyeceğini de ifade eden DİKO Başkanı, devamla, doğal gazın ihracı konusuna da değindi.

Doğal gazın ihracı konusunda Türkiye ile Yunanistan arasında seçim yapmaları gerekmesi durumunda, kendilerinin birçok hükümetin ve bazı partinin önerisinin aksine, Yunanistan’ı tercih edeceklerini dile getiren Papadopulos, ve Yunanistan’ın doğal gaz konusunda doğal müttefikleri olduğunun altını çizdi.

Türkiye’ye doğal gaz ihracatı yapılması çözümünün, Rum ekonomisinin kalkınması için bir garanti teşkil etmediğini de söyleyen Papadopulos, ancak bunun Rum ekonomisinin Türkiye’nin ekonomik kontrolüne giriş yapmasının garantisini teşkil ettiğini iddia etti.



Muhalefet milletvekilleri hükümetten su konusunda bilgilendirme istedi



Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu dün toplandı. Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber başkanlığında toplanan genel kurulda konuşan milletvekilleri Türkiye ile yapılacak su müzakereleri hakkında söz aldı.

İlk konuşmayı yapan DP - UG Gazimağusa Milletvekili Hakan Dinçyürek, bu konuda hükümetten bilgilendirme istedi.

Dinçyürek, kamu-özel ortaklığı söylendiğini, ortada bir metin olduğu söylendiğini, bu konuda sürekli değişken açıklamalar olduğunu ifade ederek, içerik olarak varılan nokta, uzlaşılan noktalar, kamu özel ortaklığı işletmesinin nasıl olacağı, nelerde uzlaşıldığı veya karşı durulup reddedildiğinin açıklanması gerektiğini vurguladı.

Bu anlaşmanın günün sonunda Meclis onayı isteyeceğini ifade eden Dinçyürek, bu konuda hükümetin Meclisi Ankara görüşmesi öncesinde bilgilendirme istedi.

TDP Lefkoşa Milletvekili Mehmet Çakıcı da, su konusunda kriz yaşandığını, bu sürecin hükümetin bozulmasına gidecek gibi görüldüğünü ancak atlatıldığını, burada kazananın UBP olduğunu savunarak, Türkiye’ye bakanların “özelleştirme” modelini imzalamak için gittiğini savundu, halka bunun açıklanmasını istedi.

Çakıcı, bu kararın Meclis onayına geleceğini, bu yüzden tüm anlaşmaların açık açık halka söylenmesi gerektiğini belirterek, hükümetin bozulmama sebebinin de UBP’nin istediğinin olmasından dolayı olduğunu söyledi.

Suyun gelmesine asla karşı olmadıklarını, yatırımların sadece Türkiye malı olmasına karşı olduklarını ifade eden Çakıcı, bu konunun geçmişten bugüne böyle olduğunu, zaten bu anlaşmayı 3 yıl önce UBP’nin imzaladığını, şimdi de UBP’nin hükümette olduğunu işaret etti, “yap işlet devret” modelinin “özelleştirme” modeli olduğunu belirtti.

CTP Lefkoşa Milletvekili Tufan Erhürman da, su konusunda CTP Parti Meclisi’nin kendi kararını veya değerlendirmesini yapacağını, ancak yatırımlar söz konusu olduğunda özel şirketlerin yatırım yapmasına normal baktıklarını ve bu konuda daha önce yaptığı açıklamaları anımsattı.

Erhürman, bu yüzden CTP’nin “özelleştirmeye karşı olmasını” veya “yap işlet devret” yaptırmayacak gibi konuşulmasının doğru olmadığını ifade ederek, “yap işlet devret” modelinin sadece “özelleştirme” anlamına gelmediğini, bunların tartışılabileceğini kaydetti.

Muhalefetin görüşlerini saygıyla sevgiyle karşıladıklarını ifade eden Erhürman, Ankara’da bir görüşme yapılacağını ve bunun elbet Mecliste görüşüleceğini kaydetti. Erhürman, “Yap İşlet devret” modeline de geçmişte karşı olunmadığının açık olduğunu, Gazimağusa Belediyesi’nde bunu yaptıklarını söyledi.

Erhürman, Dinçyürek’in “Türkiye’den kablo ile elektrik getirilmesiyle” ilgili bir soru üzerine bu sorunun “demagoji” olduğunu kaydetti, ülkeye yapılacak yatırımların ülkeye gerçekten katkı sağlayacaksa karşı olmadıklarını vurguladı, elektrik ile ilgili parti olarak çok ciddi bir şekilde çalıştıklarını ve bu konuda her ciddi partiden aynı çalışmayı beklediklerini kaydetti.

Önemli olanın yapılacak yatırımın ülkeye uygun olup olmadığının belirlenmesi olduğunu belirten Erhürman, hükümetin su konusundaki teklifinin, yönetimin kendilerinde olması olduğunu vurguladı.

Erhürman, konunun çok ciddi olduğunu, hassas olduklarını, bu yüzden kavga edilecek bir konu olmadığını belirtti.

UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün de, su konusunda hükümetler arası anlaşma metninin Türkiye ile imzalanması konusunda adımın pazartesi atılacak olmasından son derece memnun olduklarını kaydetti.

“Geç de olsa konunun imza aşamasına gelmesinden son derece memnunuz” diyen Özgürgün, hükümeti bozacak raddeye gelmediğini, önemli olanın netice alınması olduğunu kaydetti. Özgürgün, suyun sadece Kıbrıs Türk halkı için değil Kıbrıs için önemli olduğunu vurgulayarak, burada suyun en akıllıca ekonomik şekilde işletilmesini, geleceğe önemli bir adım olarak gördüklerini, çalışma ve tartışmaların bu yönde yapıldığını söyledi.

Özgürgün, suyun ülkeye fayda getireceğini belirterek, suyun hem kullanım hem de yatırım açısından büyük önem taşıdığını vurguladı, UBP olarak burada kimseye “gol” atmadıklarını, siyasette doğru olanın; halk için doğru olanı yapmak ve halkın en doğru şekilde yararlanması olduğunu vurguladı.

Bunda “özelleştirme” olmadığını, suyun yönetilmesinin devlette olması ama işletilmesinin en doğru şekilde yapılmasının önemli olduğuna işaret eden Özgürgün, bu konunun çözülmesinden mutluluk duyduğunu kaydetti.

Maliye Bakanı Birikim Özgür de, milletvekillerine destek ve yapıcı eleştirileri için teşekkür ederek, hükümetin ülke ve halk için çalıştığını, hassasiyetlerinin ülkeyi en iyi şekilde yönetmek ve geliştirmek olduğunu vurguladı, su konusuna da böyle baktıklarını anlattı.

Özgür, ülkede suyun doğru yönetilmesinin çok büyük önem taşıdığını, mevcut yapıda su ile ilgili tüm yönetimin altyapıya ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, hükümet olarak su yönetimi konusunda halka iyi bir hizmet sunmayı hedeflediklerini kaydetti.

Ülkede çağdaş Avrupai standartlarda su yönetimi ve kaliteli su sunmak için çalıştıklarını, suyun hayat ve kamu malı olduğunu, ticari olarak görülemeyeceğini, Türkiye’den gelen suyu da kaynak olarak gördüklerini, bunun da kamu malı olduğunu ifade eden Özgür, Türkiye’nin de bu konuda hassas olduğunu, suyun verimli kullanılmasını istediğini kaydetti. Özgür, bu yüzden altyapı yatırımlarının hızlı bir şekilde yapılması ve suyun verimli bir şekilde kullanılması için gereken modeli ortaya çıkardıklarını ifade ederek, su konusunda Türkiye’den sunulan model ile KKTC’nin verdiği model arasında geçen yıl çok ciddi farklılıklar olduğunu, ancak bu sıkıntıları Aralık ayında Türkiye ile görüştüklerini, bazı farklılıkların krize yol açtığını ancak günün sonunda yazılı değil ancak sözlü mutabakata vardıklarını kaydetti. Belediyelerin de çok önemli bir fonksiyonu bulunduğunu ifade eden Özgür, burada belediyelere rağmen adım atılamayacağını Türkiye ile konuştuklarını ve belediyelerin yer alacağı şekilde bir revizyon yaptıklarını belirtti. Aralık ayında yapılan toplantıda tüm sıkıntıların ve ayrılıkların masaya yatırıldığını, gerekli girişimlerin yapıldığını ve mutabakata varıldığını, Türkiye’nin de uzlaşıyı onayladığını ifade eden Özgür, su yönetiminde belediyelerin aktif katılımını sağlamak için de girişim yaptıklarını ve bunun kendilerine bırakıldığını söyledi.

Özgür, 24-25 Aralık’ta yapılan uzlaşı toplantısını anlatarak, modele zarar vermeyecek şekilde mümkün olduğunca belediyelerin her aşamada etkin katılımcı olacağı bir model öngörüldüğünü kaydetti, bu konuda yanıtın kendilerine Ankara’da verileceğini vurguladı.

Yanıtın ne olduğunu bilmediklerini Ankara’da pazartesi alacaklarını ifade eden Özgür, sorunda artık bir sonuca ulaşılmasını ve bu konuda toplumsal seferberlik mantığıyla hep birlikte bu projeye sahip çıkılıp uygulanmasını umduğunu kaydetti.



Candan: “AB’la gözden geçirme çalışmaları yoğun şekilde sürüyor”



Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Vasfi Candan, Meclis heyetlerinin AB temaslarıyla ilgili Meclis Genel Kurulu’na bilgi verirken, “AB’la gözden geçirme çalışmalarının yoğun şekilde devam ettiğini” anlattı.

Meclis’in dünkü birleşiminde konuyla ilgili gündem dışı konuşma yapan Candan, şu ana kadar AB’de görüştükleri herkesin dünyayla ilgili iyi haberler bekledikleri tek konunun Kıbrıs sorunu olduğunu iletti.

Her hafta AB’den heyetlerin Kıbrıs’a gelerek ara bölgede Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum temsilcilerle bir araya geldiğini ve AB’ye uyumla ilgili gözden geçirme çalışması yaptığını dile getiren Candan, bu çalışmanın son 3 aydır yoğun şekilde sürdüğünü dile getirdi.

Türkçenin resmi dil olması için taleplerini AB yetkililerine ilettiklerini anlatan Candan, olası bir çözümden sonra AB parlamentosu seçimlerine ilişkin duruşlarını da ilettiklerini kaydetti.

2 liderin geçtiğimiz dönemde 3 adet güven artırıcı önlem kararı aldığını hatırlatan Candan, bunların AB raporuna girebileceğini ifade ettiklerini kaydetti.



Anastasiadis’e yönelik tepkiler



Güney Kıbrıs’taki muhalefet partilerin, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, Sigma TV’ye verdiği söyleşide, Kıbrıs sorununa ilişkin söylemlerine tepki gösterdiği belirtildi.

Simerini gazetesi, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in söyleşine yönelik tepkilerin yanı sıra, Anastasiadis’in BM Genel Sekreteri Ban’a sunduğu belgenin sızdırılmasına ilişkin açıklamaların da devam ettiğini yazdı.

Habere göre DİKO yaptığı açıklamada, söyleşi sırasında söz konusu belgenin sızdırılması konusunda Anastasiadis’in hayal kırıklığına uğradığı ve bunun, kendisini düşündürdüğü şeklindeki açıklamasına atıfta bulunarak, Anastasiadis’in, icraatlarıyla hem fikir olmayanların çözüm istemediği ve bilgilendirilmemesi gerektiği dogmasını benimseyerek demokrasi ve diyaloğun anlamını bozduğunu belirtti.

DİKO açıklamasında ayrıca Anastasiadis’in izlediği taktik ve stratejinin başarısızlığa uğramasına karşın, Kıbrıs sorununda izlediği yolun yanlış olduğunu anlamamakta ısrar ettiğini de dile getirdi.

EDEK yaptığı açıklamada, çözüm istenmemesinin partilere yüklenmesi argümanını, “hakaret edici” olarak nitelendirdi ve bu tezin başrol oyuncularının, Kıbrıs sorununu adil ve yaşayabilir bir çözüme ulaştırmamakla birlikte “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin dağılmasına, ülkenin bölünmüşlüğünün meşrulaşmasına neden olan Annan Planı’nı destekçileri olduğunu belirtti.

Rum Çevreciler ve Ekologlar Hareketi Başkanı Yorgos Perdikis, Anastasiadis’in garantilerle ilgili söylemini yorumladı.

Perdikis, adada, yabancı garantilerin ve askeri üslerin kalmasıyla Kıbrıs sorununun çözümünün mümkün olmadığını belirterek, yabancı garantilerin herhangi bir şekilde kalmasına kesinlikle karşı olduklarını söyledi.

Rum Vatandaşlar İttifakı Basın Sözcü Vekili Andreas Apostolos ise açıklamasında Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, müzakere belgelerinde kayda geçirilecek olan “Kıbrıs Cumhuriyeti’”nin devamına ilişkin net bir görüşün açıklığa kavuşturulmasını istemesi gerektiğini belirtti.

EDEK, Anastasiadis’in belgesinin basına sızdırılması konusunda dün yaptığı açıklamada, BM dışında, Türk tarafının elinde bulunan bir belge için maksatlı olarak çok gürültü koparıldığını belirtti.

Söz konusu gürültünün, Rum Başkanlığı ve onun siyasetini destekleyenler tarafından koparıldığını belirten EDEK bunun, partilerin bilgilendirilmemesi için yapıldığını ifade etti.

EVRO.KO Gençlik Kolları Başkanı Andreas Televantos konu hakkında yaptığı açıklamada bunun belgenin sızdırılması konusunda araştırma yapılmasını istedi.



Fokaidis Londra’da güvenlik konusunu görüştü



Rum Savunma Bakanı Hristoforos Fokaidis’in Londra temaslarında güvenlikle ilgili konuların görüşüldüğü haber verildi.

Rum Alithia gazetesine göre Fokaidis, salı günü İngiltere Savunma Bakanı Michael Fallon ile yaptığı görüşmeyi çok “faydalı ve verimli” olarak niteledi.

Görüşmede güvenlik konusunda iki ülkeyi ilgilendiren konuların ele alındığını belirten Fokaidis, terörün yükselişi, asimetrik yeni tehditler, mülteci krizi, Güney Kıbrıs’ın güvenlik, istikrar ve barış noktasında önemli roller oynatabileceği Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’daki istikrarsızlığın artışı neticesinde oluşan yeni güvenlik alanındaki “yeni kışkırtmaları” konuştuklarını söyledi.

Fokaidis, Güney Kıbrıs’ın hem bölgedeki komşular ve hem de özellikle İngiltere gibi önemli roller oynayan AB ülkeleriyle işbirliği koşulları oluşturmak istediğinden söz etti.

Görüşmede garantiler konusuna da değinildiğini ifade eden Fokaidis, Fallon’a başta güvenlik ve garantiler olmak üzere Kıbrıs sorunuyla ilgili son gelişmeler hakkında bilgiler verdiğini belirtti.

1960 yılının anlayış ve koşullarını yansıtan bir sistemin muhafaza edilmesiyle geçmişe yapışık kalınacağı yönündeki tezlerini dile getirdiklerini anlatan Fokaidis, İngiliz tarafının da benzer bir sistemi muhafaza etmeye ya da yeniden üretmeye herhangi bir ilgisinin olmadığını savundu.



Hacıyeorgiyu AB Komiseri ile çözümün ekonomik boyutunu ele aldı



AKEL’in AP’deki milletvekillerinden Takis Hacıyeorgiyu’nun, AB’nin Bölgesel Politika ve Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn ile Kıbrıs sorununun çözümünün ekonomik boyutunu ele aldıkları bir görüşme yaptığı haber verildi.

Rum Fileleftheros gazetesinin haberine göre, Hacıyeorgiyu, konuyla ilgili açıklamasında “Kıbrıs sorununun olası çözümünün yaşayabilirliğinin, meselenin ekonomik boyutuyla doğrudan bağlantılı olduğunu ve Kuzey’in şu an ekonomik açıdan Türkiye’ye bağlı olduğunu, Rum kesiminin de memorandumların etkisinde olduğunu” öne sürdü.

Çözümden sonra ortaya çıkacak olan federal Kıbrıs’ın, derhal ekonomik kaynaklar bulunması zorluğuyla baş etmesi gerekeceğini dile getiren Hacıyeorgiyu, AB’nin, ekonomik güçsüzlükle karşı karşıya olan bölgelerin veya ülkelerin kalkınması için yeterli kaynak sunarak, dengeleyici şekilde konuya müdahil olabileceğini ifade etti.

Hacıyeorgiyu, “bunun Kıbrıs’ın AB ile bir geçiş döneminde yeni bir ekonomik ilişki kurması aracılığıyla gerçekleştirilebileceğini” sözlerine ekledi.

Gazeteye göre, AB Komiseri Hahn ise açıklamasında, Avrupa Komisyonu’nun bütün üye devletlerin rızası olmadan, herhangi bir katılım başlığını açma imkânına sahip olmadığını söyledi.

Gazeteye göre Hahn, ancak buna paralel olarak “bu durumun Komisyon’un, Kıbrıs’taki politik gelişmelerin başlıkların açılmasına müsaade edeceği bir durumda, Türkiye’nin hali hazırda değerlendirme kriterlerini yerine getirdiğinin onaylanması için, olağan hazırlık egzersizleri yapmasını ise engellemediğini” sözlerine ekledi.

Rum Politis gazetesi ise haberinde, Hacıyeorgiyu’nun ofisinden yapılan açıklamaya dayanarak, Hahn’ın Hacıyeorgiyu ile görüşmesinde kendisine “Kıbrıs’ın çözümden sonra AB’nin yapısal fonlarından daha çok kaynak sağlayabilme imkânına sahip olacağını, çünkü Kıbrıs Türk toplumunun ekonomisi de hesaplamalara dahil olduğunda, federal Kıbrıs’ın tamamıyla ilgili ekonomik göstergelerin, böyle bir şeyin olmasını haklı göstereceğini söylediğini” iletti.

Rum AP milletvekilinin, Hahn’ın gündemine, çözümden sonraki geçiş döneminde mali kaynak bulma zorluğu konusunu getirdiğini yazan gazete, Hacıyeorgiyu’nun ise Hahn’ın kendisine “federal Kıbrıs’ın başlangıçta ekonomik olarak ‘gelişme aşamasında’ olarak ele alınacağını ilettiğini söylediğini” aktardı.

Gazeteye göre, bunun anlamının “Kıbrıs’ın AB’nin yapısal fonlarından, bunlara katkıda bulunduğundan daha çok fon sağlayabileceği anlamına geldiğini” ifade eden Hacıyeorgiyu, “bu paraların mülkiyetteki tazminatlar konusuyla alakalı olmadığını, bunların Rum Yönetimi’ne hali hazırda fon sağlanan AB’nin yapısal fonlarıyla ilgili olduğunu” belirtti.

Gazeteye göre, Rum Hükümeti Sözcüsü Nikos Hristodulidis ise gazeteye yaptığı açıklamada, “yapısal fonlarla ilgili ödeneklerin spesifik projelerle ilgili olduğunu ve yeni devletin alt yapılarına yardımcı olabileceğini, ancak bunların çok büyük miktarlar olmadığını” ifade etti.

Hristodulidis, “Çözümden sonra, AB’nin her üye ülkesinin ekonomisini ortaya koymak için kullandığı göstergelerin, Kıbrıs’ı, daha büyük finansmana hakkı olacağı bir kategoriye koyacak olduğunun ise bilindiğini” sözlerine ekledi.

“Kıbrıs’ın (çözümden sonra) yapısal fonlardan daha çok ödenek sağlama hakkı olacağı” belirtilen haberde, “AB’nin çözümün uygulanmasıyla ilgili fona nasıl ve ne kadar katkıda bulunabileceğinin ise açıkta kalmaya devam ettiği de” ifade edildi.



Türk-Sen ile Güney Kıbrıs’tan SEK temsilcileri bir araya geldi



Tüm Kıbrıs Sendikal Forumu 2016 dönemi eş başkanlığını devralan Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu(Türk-Sen) ile Güney Kıbrıs’tan Kıbrıs İşçi Konfederasyonu’nun(SEK’in) yetkilileri, Türk-Sen binasında bir araya geldi.

Toplantının başında, Türk-Sen Başkanı Arslan Bıçaklı ile SEK Genel Sekreteri Niko Moyseos birer konuşma yaptı.

Konuşmasında Türk-Sen ile SEK’in ilişkilerinin 1955’e dayandığını, sendikanın üyesi olduğu Avrupa İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nda da işbirliği yaptığını kaydeden Arslan Bıçaklı, bugünkü toplantıda Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum sendikaların oluşturduğu Tüm Kıbrıs Sendikal Forumu eş başkanları olarak, 2016 yılı için neler yapabileceklerini de görüşeceklerini kaydetti.

Kıbrıs çözüm sürecinde liderlere her iki örgütün destek verdiğini beliten Bıçaklı, “Görüşmelere destek veriyoruz ve vermeye de devam edeceğiz” dedi.

SEK Genel Sekreteri Niko Moyseos ise Kıbrıs sorununa çözüm bulma sürecinin “bulunduğu zorlu bir dönemde” Tüm Kıbrıs Sendikal Forumu başkanlığını devraldıklarını ve “tüm halk ve çalışanların çözüme katkı koyma yönünde sorumlulukları bulunduğunun” bilinci içerisinde olduklarını ifade etti.

Görüşmede müzakere sürecinin olumlu sonuçlanmasına yönelik Forum olarak ne gibi faaliyetlerin yapılabileceğini de ele alacaklarını kaydeden Moyseos, toplantıda ele alınacak diğer konulardan ikisinin de Güney Kıbrıs’ta çalışan Kıbrıslı Türklerin yaşadığı sorunlar ve Güney Kıbrıs’tan emeklilik maaşı almaya hak kazanan Kıbrıslı Türklerin karşılaştığı sorunlar olduğunu ifade etti.





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 27
Dün Tekil 1315
Bugün Tekil 719
Toplam Tekil 2535649
IP 35.175.179.52






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































24 Sevval 1440
Haziran 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Hepiniz birer Türk Bayrağısınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.503 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu