BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Görüşmelerde mesafe alındı, ancak nihai nokta için daha aşılması gerekli konular var” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Görüşmelerde mesafe alındı, ancak nihai nokta için daha aşılması gerekli konular var”
Tarih: 18.01.2016 > Kaç kez okundu? 1036

Paylaş


“Tüm Kıbrıs Sendikalar Forumu”’nun düzenlediği “Ülkemizin Geleceği Önemlidir: Sosyal Aktörler Konuşuyor’ başlıklı ortak etkinlikte yaptığı konuşmada, Müzakerelerde mesafe aldıklarını ancak nihai nokta için daha aşılması gereken konular bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, çözüm için gerekli dinamiğin toplumlardan geleceğini “Ne varsa Kıbrıslılarda var” ifadesiyle vurguladı.

“Mesafe alındı mı? Evet alındı. Gerçekçi olmak gerekirse henüz daha aşmamız gereken ciddi sorunlar da var, bunu da ifade etmemiz lazım. Sizlere pembe bir tablo çizemem, vardığımız nokta ‘tozpembe’ değildir ancak ‘gapgaranlık’ bir tablo da değildir. İlerleme vardır ancak nihai noktaya gitmek için daha aşmamız gereken konular var” diyen Akıncı, sorunun çözümü yönünde gereken dinamiğin iki toplumun içinden gelecek dinamik olacağını vurguladı.

Sorunun çözümünün Kıbrıslı Türk ve Rumlara bağlı olduğunu ifade eden Akıncı, konuyla ilgili şunları ifade etti:

“Ne varsa Kıbrıslılarda var. Eğer biz istersek bir çözüm yaratır ve yaşatırız ve dıştan gelebilecek etkilere de birlikte direniriz. Kendi dinamiğimizi küçümser ve başkalarının yapmasını beklersek, biliniz ki çok bekleriz. Emeğin, çalışanın, sendikanın ve sivil toplum örgütlerinin desteklerinin hayati öneme sahip olduğunu düşünüyor ve sizlerle Kıbrıs’ın mutlu geleceğini birlikte inşa edilmemiz için Anastasiadis ile birlikte çalışmaya devam edeceğiz.”

Akıncı, her iki tarafın Ticaret Odalarının son dönemlerde bir araya gelerek Kıbrıs’ın geleceğini ekonomik açıdan değerlendirmeleri, buna Türkiye ile Yunanistan’dan katılımcıların da dahil olarak ortak forum düzenlemeleri, bunun yanında emek dünyasının da 1995’ten itibaren bir araya gelerek Kıbrıs’ın geleceğini tartışmaları ve birlikte çalışabilmenin koşullarını yaratmaya çalışmalarını takdir ettiğini kaydetti.

İfade edilmekte olan statükonun mevcut haliyle devam edemeyeceğini belirten Akıncı, yıllardan beri kendilerinin de bunu dile getirdiğini ancak Kıbrıslı Türklerin statükoyu tanımlarken bunun bir başka açılımının daha bulunduğunu ve bunu ifade etmek istediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, mevcut statükonun Kıbrıslı Türkleri çok haklı oldukları bir konumdan mahrum bıraktığını belirterek, uluslararası toplumun bir parçası olmak isteyen Kıbrıslı Türklerin 1960’ta iki toplumlu olarak kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nden bir şekilde dışlandığı kaydetti.

Kıbrıslı Türkler açısından bakıldığında statükonun kabul edilebilir olmadığını ifade eden Akıncı, dolayısıyla yeni bir yapılanmanın statükoyu bu açıdan da değiştireceğini ve iki kurucu devletli bir federal yapıda statükonun farklı bir şekle döneceğini belirtti.

Akıncı, bu noktada önemli olanın gerekli koşulları yaratma ve bu kez yapılacak referandumda iki ‘evet’in çıkmasının temini olduğunu ancak yapılacak işin hiç de kolay olmadığını söyledi.

Akıncı şöyle konuştu:

“Sayın Anastasiadis ile birbirimiz anlayarak, yardım etmeye çalışarak, masada iki hasım gibi değil, birbirine yardımcı olmaya çalışan iki toplum lideri olarak davranmaya çalışıyoruz, sizi temin etmek isterim ki yapmaya çalıştığımız budur.

Birbirimizin sorunlarını toplumlarımız adına nasıl aktarabilir, yardımcı olabiliriz? Bunları konuşuyoruz. Mesafe alındı mı? Evet alındı. Gerçekçi olmak gerekirse henüz daha aşmamız gereken ciddi sorunlar da var, bunu da ifade etmemiz lazım. Sizlere pembe bir tablo çizemem, vardığımız nokta ‘tozpembe’ değildir ancak ‘gapgaranlık’ bir tablo da değildir.

İlerleme vardır ancak nihai noktaya gitmek için daha aşmamız gereken konular var. Sizlerin ilgilendiği konuların başında geleceğimizin ekonomisi gelmektedir. Tek bir ekonomi olacak elbette, Federal bir Kıbrıs AB üyesi bir Kıbrıs, tek ekonomiden söz edeceğiz. Tek Merkez Bankası olacak. Güney Euro, Kuzey başka para birimi kullanacak değildir ancak bu noktada göz ardı etmememiz gereken bir konu var; yılların getirdiği ayrılık şu an iki farklı ekonomik düzey var.

Son yıllarda şimdi Güney’de bazı ekonomik sıkıntılar meydan gelmekte ve bunlardan yavaş yavaş çıkılmakta olduğunu gözlemliyoruz… Kıbrıs Türk tarafı ise statüko ve yılların getirdiği izolasyon sonucu ekonomik açıdan ciddi sorunlarla karşılaştı ve yıllardır Türkiye’den gelen yardımlarla yaşadı.

Dolayısıyla bir çözümün mutlaka ama mutlaka sadece siyasi eşitlik değil, aynı zamanda ekonomik eşitlik de temel bir konu ve bunu da sağlamanın yol ve bu konuda atılacak adımlar, AB’nin de kendi içinde de yapılabilecekler vardır. Kıbrıs’ta bölgesel anlamda atılacak ve bu konularda AB’ye verilecek mesajlar yardımların o şekilde gelişmesini sağlar ki ekonomisi dar olan taraf daha hızlı şekilde eşit düzeye gelebilir.

Ayrı kalarak, çözüme ulaşmayarak Kıbrıs’ta ekonomik gelişme de sağlanamaz. Ancak Federal çatı altında bir araya geldiğimiz takdirde ekonomilerimiz, çalışanların refahı daha iyi noktalara gidebilecek… Şimdi yeni dinamikler var; ‘Doğu Akdeniz’de doğal gaz yatakları, Türkiye’den gelen suyun her iki tarafın kullanılabileceği hale getirilmesi, Elektrik kablolarıyla AB’ye bağlanma’ tüm bunlar yeni dinamik ve fırsatlar yaratmaktadır. Tüm bu dinamikler kanaatimce ancak yan faktörler olabilir, asıl dinamik iki toplumun içinden geleceği dinamiktir.”

Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ise Kıbrıs sorununun çözümü yönünde Akıncı ile birlikte yürüttükleri görüşmede gelecek nesillere güvenli ve onların gurur duyacağı bir vatan teslim etmek istediklerini vurguladı.

Kıbrıs’taki Rum, Türk ve Latinlerin uluslararası hukuktan yoksun koşullarda yaşam sürdüğünü, demografik ve güvenlikle ilgili sıkıntıları bulunduğunu belirten Anastasiadis, bugün ortaya çıkan resimde Kıbrıslı Rum ve Türklerden oluşan iş dünyası, çalışan kesim, sendika ve sivil toplum örgütlerinin sorunun çözümü yönünde ortaya koydukları iradenin önemli olduğunu söyledi.

Görüşmede ilerleme kaydettiklerini de belirten Anastasiadis, bu kapsamda sivil toplum örgütü, sendika ve çalışanların desteğine ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Anastasiadis, görüşmelerde her iki liderin kendi toplumlarının yararına olan konuları gündeme getirdiği ve özellikle güvenlik gibi konulardaki farklılıkların anlayışla karşılanması gerektiğini söyledi.

Farklı birimleri bir araya getiren bir yapı olan federasyonla tüm Kıbrıs’ın Avrupa toprağı olacağını ve AB normlarının tüm adada geçerli olacağını ifade eden Anastasiadis, Kıbrıslı Rum ve Türklerin din ve dil dışında ortak kültürü bulunduğunu kaydetti.

Bulunacak çözümle Federal Kıbrıs’ın AB üyesi bir devlet olacağını belirten Anastasiadis, devletin güvenlik açısından güvencesi ve refahı olacağını söyledi.

Kıbrıs sorunun çözülmesinin dünya için de önemli bir adım olacağını ifade eden Rum lider Anastasiadis, bu hedefe ulaşmak için Akıncı’yla birlikte çaba göstermekte olduklarını belirtti.

Anastasiadis, sivil toplum örgütlerinin bu yönde ortaya koyacağı irade ve çabalara ihtiyaç olduğunu da kaydetti.

Chateau Status Restoran’da yer alan etkinliğe, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, SEK Genel Sekreteri Nikos Moizis, Türk-Sen Başkanı Arslan Bıçaklı, Dev-İş Başkan Vekili Hasan Felek, PEO Genel Sekreteri Pambis Kritsis, PASYDY Genel Sekreteri Haci Dimitriu ile forumu oluşturan diğer Türk ve Rum sendikaları; KTÖS; KTOEÖS, Koop-Sen, BES, Basın-Sen, DEOK, POED, OELMEK, OLTEK, POAS ve ESK’in başkan ve temsilcileri katıldı.

Kuzey ve güneyden toplam 18 sendikanın temsilcilerinin 1995’te oluşturduğu forumun etkinliğinde, olası çözüm sonrası adada çalışma hayatında neler beklendiğiyle ilgili araştırmanın sonuçları duyuruldu.

Etkinlikte “Öngörülen Birleşik Kıbrıs’ta örgütlenme özgürlüğü ve toplu iş sözleşme hakkı”, “Sosyal güvenlik ve koruma”, “İstihdam politikaları ve istihdamı koruma”, “Cinsiyet eşitliği ve ayrımcılıkla mücadele”, “Eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim”, “Ücretleri belirleme mekanizması ve ücretlerin korunması” ile “işçi sağlığı ve iş güvenliği” konularındaki bilimsel çalışmalar paylaşıldı.

Yaptıkları bilimsel çalışmanın Kıbrıs Türk ve Rum tarafında detaylı olarak incelenmesi ve çözüm sürecinde kullanılmasını da talep eden forum temsilcileri, sonuçları etkinliğe katılan Kıbrıslı Türk Lider Mustafa Akıncı ile Rum Lider Nikos Anastasiadis’e de sundu.



Eide: "Sona bırakılan konular her zaman en zor konulardır"



BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, Kıbrıs'ta anlaşmaya yakın olduklarını ancak her zaman zor konuların sona bırakıldığını belirterek, gelecek hafta ve ayların önemine işaret etti.

Eide, BM Güvenlik Konseyi'nde düzenlenen kapalı oturumda, Kıbrıs müzakerelerindeki son gelişmelere ilişkin Konsey üyelerine brifing verdi.

Toplantının ardından gazetecilere açıklama yapan Eide, "Kıbrıs'ta uzlaşma mümkün, hatta mümkünün de ötesinde. Muhtemel bir uzlaşmaya doğru gidiyoruz. Ancak sona bırakılan konular her zaman en zor konulardır. Konuların yüzde 90'ında anlaşılabilir belki ama kalan yüzde 10 uzlaşılması kolay olmayan konular" dedi.

Henüz uzlaşılamayan temel sorunların çözümü için gelecek hafta ve ayların önemli olduğunu vurgulayan Eide, bu konulardan bazılarının toprak sorunu, güvenlik ve garantörlük olduğunu belirterek, "Bu konularda iki tarafın da başlangıç noktaları oldukça farklı" diye konuştu.

Eide, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum lider Nikos Anastasiadis'in konuya yaklaşımlarını da överek, "Eğer bu iki lider Kıbrıs'ı birleştiremezse kim birleştirebilir bilmiyorum" dedi.

Varılacak bir anlaşmanın sürdürülebilirliğine de vurgu yapan Eide, "Çözüm güvenilir, uygulanabilir ve sürdürülebilir olmalı" ifadelerini kullandı.

BM Güvenlik Konseyinin adadaki barış gücünün görev süresini önümüzdeki hafta uzatması bekleniyor.



Eide: “Önemli olan çözümü Kıbrıslıların finanse etmemesi”



Rum Fileleftheros ve diğer gazeteler, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin New York’ta Rum haber kaynaklarına yaptığı açıklamada, önemli olanın çözümün maliyetinin Kıbrıslılara yüklenmemesi ve ilk masrafı karşılayacak gerçek para bulunması olduğunu söylediğini yazdılar.

Habere göre Eide, BM Güvenlik Konseyi’ni bilgilendirmesinin ardından yaptığı açıklamada, “boşlukların olmamasının her iki toplum için de çok önemli olduğunu” belirterek “hiçbir açık kapı kalmaması için bir durumdan diğer bir yenisine, şeffaflık ve yetkilerle geçiyoruz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in “sekiz aylık müzakere sürecinde epeyi yol kat ettiklerini ancak birkaç hafta içinde çözüme ulaşılacağını söyleyemeyeceğini” belirten Eide, “Bazı önemli konular ve bunlarda ileri gelecek ayrıntıların olduğunu, bu yüzden de ihtiyaçları olan zamanı aldıklarını” ifade etti.

Eide, Kıbrıs sorununun çözümünün maliyetine ilişkin sözü edilen tüm rakamların yanlış olduğunu, çözümün son parametreleri, özellikle de toprak ve mülkiyet parametrelerinin bilinmediğini belirtirken finans uzmanlarının bu konuda çalışabilmesi için bu konuların ilerlemesinin önemli olduğunu vurguladı.

Eide ayrıca, çözümün AB boyutuna büyük önem verildiğini, müzakerelerde diğer tüm başlıklarda nereye doğru gidildiğine dair yeterli güven ve inanç olduğu zaman ise güvenlik ve garantiler konularının ele alınması için uygun zaman olacağını ifade etti.



Schwachöfer: “Kıbrıs’ın 2016’da yeniden birleşmesini umut ediyoruz”



Hollanda'nın Lefkoşa Büyükelçisi Brechje Schwachöfer, Kıbrıs’ın 2016 yılı içerisinde yeniden birleşmesini umut ettiklerini söyledi.

Rum Haravgi gazetesine göre Hollanda’nın AB dönem başkanlığının önceliklerini sunmak amacıyla önceki gün basın toplantısı düzenleyen Büyükelçisi Brechje Schwachöfer, yeniden birleşmenin Kıbrıslıların, AB’nin ve uluslararası toplumun tümünün yararına olduğunu belirtti.

Schwachöfer, AB dönem başkanı olarak, Kıbrıs sorununda çözüm sağlanmasını kolaylaştırmak için ellerinden geleni yapacaklarını da ifade etti.



Anastasiadis: “Kiprianu ile Ankara’ya gönderilecek mesajlar konusunda koordinede bulunduk”



Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmek üzere 23 Ocak’ta İstanbul’a gidecek olan AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu ile “Ankara’ya gönderecekleri mesajlar konusunda koordinede bulunduğunu” söyledi.

Rum radyosunun haberine göre, Kiprianu ile görüşmesinin ardından sosyal medya hesabı Twitter’dan açıklama yapan Anastasiadis, mesajların, çözümün temel ilkelerine odaklanacağını belirtti.

Kiprianu ise, Anastasiadis ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununda çözüme hem yakın hem de çok uzak olduklarını ifade ederek, Anastasiadis tarafından müzakerelerin mülkiyet ayağındaki gidişat konusunda bilgilendirildiğini söyledi.

Çavuşoğlu’na Ulusal Konsey’in tezlerini anlatacağını da kaydeden Kiprianu, Anastasiadis’in kendisine, Çavuşoğlu’na iletilmek üzere herhangi yazılı bir belge vermediğini ifade etti.

Kiprianu, perşembe günü de Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocas’la görüşeceğini açıkladı.



Özyiğit: “Yetkilerin devredildiği ortak federal yapı doğru kurgulanmalı”



Toplumcu Demokrasi Partisi(TDP) Genel Başkanı Cemal Özyiğit, müzakerelerde geçmişten ders alınması ve özellikle yetkilerin devredildiği ortak federal yapının doğru kurgulanması gerektiğini ifade etti.

TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, Sosyal Reform Derneği ve Avrupa Komisyonu Kıbrıs Temsilciliği tarafından Güney Lefkoşa’da AB Evi’nde düzenlenen konferansta yaptığı konuşmada, çözümün parametrelerinin iki bölgeli, iki toplumlu, siyasal eşitliğe dayalı, tek egemenliği, tek kimliği ve uluslararası tek vatandaşlığı içeren federasyon olduğuna işaret etti ve müzakerelerde taraflar arasındaki farklılıkların üzerine cesaretle gidilmesi gerektiğini ifade etti.

Özyiğit, “Özellikle yetkilerin devredildiği ortak federal yapı doğru kurgulanmalı, parça devletçiklere de geleceği birlikte kurma perspektifini verecek şekilde, politika ve hedefleri oluşturma misyonu verilmeli. Bu son derece önemlidir, çünkü geleceği artık birlikte şekillendirmemiz gerekmektedir” dedi.

“Birleşik Bir Kıbrıs Mümkündür” başlıklı konferansta Özyiğit, çözümsüz geçen her günün tüm Kıbrıslıların zararına olduğunu, temel amacın Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesi olması gerektiğini belirterek, “Kıbrıslılar olarak önümüzdeki tarihi fırsatı iyi değerlendirirsek, evet, Birleşik bir Kıbrıs mümkündür” diye konuştu.

Adanın yeniden birleştirilmesi için, her iki tarafın da geçmişten dersler çıkarması gerektiğini, 1960’ta olduğu gibi anlaşmadan 3 yıl sonra bozulmayacak bir yapı oluşturulması gerektiğini belirten Özyiğit, bugüne kadar yapılan müzakerelerde istenilen sonuca varılamamasını Kıbrıslıların bugüne kadar “idareyi ele alamamasına” bağladı.

Karşılıklı güvenin tesis edilmesi için belirli bir sürenin gerektiğini, bazı koruyucu tedbirlerin de alınmasının zorunlu olduğunu ifade eden Özyiğit, “TDP’nin temel hedefi adanın askersizleştirilmesidir. Buna İngiliz Üsleri de dahildir. Ancak buna giderken güven ortamının tesis edilmesi çok önemlidir. Bunun için de zamana ihtiyacımız vardır. Karşılıklı olarak güven ortamının tesis edilmesi mutlaka bir süre beklenmelidir. Kıbrıslı Rum dostlarımız da bunu anlayışla karşılamalıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasidis’in Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon ile Davos’ta bir araya gelecek olmasını selamladıklarını kaydeden Özyiğit, TC Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın da Davos’ta olacak olacağından, garantör ülkelerin de katılacağı 5’li görüşmelerin yapılmasının da zorlanması gerektiğini belirtti.

Özyiğit, “Davos fırsata dönüştürülebilir” dedi.

AKEL Genel Sekreteri Kipriyanu’nun Ankara’dan aldığı davete de değinen Özyiğit, Kipriyanu’nun davete olumlu yanıt vermesini takdirle karşıladıklarını, tarafların birbirlerini dinlemesinin, anlamaya çalışmasının önemli olduğunu kaydetti.



Davos’taki görüşme “anahtar”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’la 21 Ocak’ta Davos’ta yapacağı ortak görüşme Rum tarafında, müzakerelerin ilerisi için anahtar kabul ediliyor.

Rum Alithia gazetesinin haberine göre Rum Sözcü Nikos Hristodulidis, Anastaiadis’in ortak görüşmede “müzakerelerdeki gerçek durumu; nerelerde ilerleme sağlandığını, nerelerde önemli anlaşmazlıklar olduğunu” ortaya koyacağını açıkladı; Cumhurbaşkanı Akıncı’nın da orada olmasının, Anastasiadis’in vereceği mesajların “suçlama çabası diye yorumlanmasını önleyeceğini” savundu.

Rum tarafında, Davos’ta yapılacak üçlü görüşmenin, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın yükselteceği ve eş başkan gibi görünmesini sağlayacağı gerekçesiyle eleştirilmesi üzerine Sözcü , “Başkan’ın Kıbrıslı Türk liderle Genel Sekreter huzurunda görüşmesi çok önemlidir” dedi, özetle şunları ekledi:

“Çözümün eşiğindeymişiz gibi yanlış bir görüntü veriliyor. Tam da bu yüzden müzakerelerdeki durumun; nerelerde ilerleme sağlandığı, nerelerde anlaşmazlık olduğunun ortaya konulması çok önemlidir. Sayın Akıncı’nın da görüşmede hazır bulunmasıyla, Başkan’ın vereceği mesajlar suçlama çabası diye yorumlanmayacak. Aynı zamanda AB ilke ve değerlerinden ve Kıbrıs sorununun çözüm çerçevesinden çıkmayan çözümler bulunması gereği teyit edilecek. Genel Sekreter’in bunları Başkan Anastasiadis’ten işitmesi çok önemlidir.



Tatar: “Anastasiadis’in şartlarının kabul edilmesi halinde Kıbrıs Türk halkı kendi kendini yok etmiş olacak”



Ulusal Birik Partisi (UBP) Milletvekili Ersin Tatar, “Rum lider Anastasiadis tarafından Kıbrıs konusunda bir çözüm için şart olarak ortaya konulanların kabul edilmesi halinde Kıbrıs Türk halkının kendi kendini yok etmiş olacağını” belirtti.

Yazılı açıklamasında, “Anastasiadis’in Kıbrıs sorununun 2016 içerisinde çözümü için kendilerine bekledikleri oranda toprak verilmesini, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin yok edilmesi ve Türk askerlerinin tamamen adadan çekilmesini üç şart olarak ortaya koyduğunu” kaydeden Tatar, “Bunları isteyen birisi Kıbrıs Türkü hakkında iyi şeyler düşünüyor olamaz. Hayalleri bırakın gerçekleri anlamaz, Rum’un peşinden sürüklenmeye devam edersek halkımıza yazık ederiz” dedi.

Anastasiades’in sözcüsünün “Türklerin, Kuzey’de ne mülkte, ne de nüfusta sarih çoğunlukta olması söz konusu değildir’ şeklinde bir açıklaması bulunduğunu ifade eden Tatar, Anastasiadis ile sözcüsünün açıklamalarının öngördükleri çözümün Kıbrıslı Türkler’i 1974 öncesine götürmek olduğunu gösterdiğini savundu.

Rum tarafından gelen açıklamaların ‘Kıbrıs konusunda bir anlaşma oldu oluyor’ havasına ters olduğu görüşünü ifade eden Tatar, “Ya birileri doğruları söylemiyor ya da yapay, yalancı bir güya olumlu bir hava yaratılarak bir anlaşma ortaya çıkarılmaya bundan bir fayda elde etmeye çalışılıyor” dedi.

“Kıbrıs konusunda bir anlaşmaya varılması elbette iyi olur ve fayda sağlar, ama bunun iki taraf için mi yoksa sadece bir tarafa mı fayda sağlayıp sağlamadığı anlaşmanın içeriğine ve yaratacağı etkiye bağlıdır” ifadelerini kullanan Tatar, anlaşmanın kendileri için en önemli boyutlarının güvenlik, garantiler, iki kesimliliğin korunması, sosyo-ekonomik dokumuzun tahrip edilmemesi olduğunu belirtti.

Tatar, “Bunu bilmez, ‘çözüm ekonomiyi uçuracak, doğal gaz her şeyi halleder’ havasına kapılırsak tarihi bir hata yapmış oluruz” dedi.

Tatar açıklamasında şu ifadelere yer verdi:“Bilinmelidir ki yıllardır üzerinde durduklarımızı elde edemez, hayallere kapılıp bir anlaşmaya evet dersek o bahsedilen ekonomik atılım sadece bir taraf için söz konusu olacak ve biz sürüklene sürüklene 1974 öncesi koşullara geri gideceğiz. Rum tarafı, Annan Planı’ndan da fazla toprak istiyor. 1974 öncesi Kuzey’de malı-mülkü olan herkesin bunu geri alabilmesinin yolunu açmaya çalışıyor. Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin ortadan kaldırmak, Kıbrıs’ta tek bir Türk askeri kalmayacak şekilde düzenlemeler elde etmek peşindedirler. İki kesimliliği yok etmek için Avrupa Biriği müktesebatını kullanmak istedikleri açıktır. Bunları Kıbrıs Türk Halkı’ndan gizlemek, barış istemek değil halkı uyutmaya çalışmaktır”.

Rum tarafının öngördüğü gibi bir anlaşmanın Kıbrıs Türkü tarafından asla kabul edilmeyeceğini bilmesi gerektiğini belirten Tatar, Kıbrıs Türk Halkı’nın Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden, Türk askerinin güvencesinden, toprağından, kendi devletinden, vatanından, iki kesimlilikten taviz vermeyeceğini kaydetti.



Kıbrıslı Türk bilim insanı Vamık Volkan'a psikanaliz dalında büyük ödül



Nobel'den sonra dünyanın en saygın ödüllerinden biri olarak kabul edilen ve psikanaliz dalında verilen Mary Sigorni Ödülü'ne bu yıl Kıbrıslı Türk bilim insanı Prof. Dr. Vamık Volkan layık görüldü.

Prof. Dr. Vamık Volkan ülkelerle kültürler arası çatışmaların çözümünde psikanalitik düşünceyi uygulama yöntemlerine katkısı nedeniyle ödüle layık görüldü.

1989 yılından beri her yıl verilen ödüle, ilk kez bir Kıbrıslı Türk bilim insanı layık görüldü.

83 yaşındaki Vamık Volkan halen Uluslararası Diyalog Girişimi Vakfı'nın başkanlığını yürütüyor.



“Federal polis konusunda iki toplumlu konferans”



Kıbrıs müzakereleri kapsamında oluşturulan Suçlarla İlgili Teknik Komite’nin, Şubat ayı içerisinde, Avustralya ve ABD’den yabancı uzmanların katılımıyla “Federal Bir Ülkede Polislik: Zorluklar ve Avantajlar” konulu iki toplumlu bir konferans düzenleyeceği haber verildi.

Rum Alithia gazetesinde yer alan habere göre, Suçlarla İlgili Komite’nin Kıbrıslı Rum eş başkanı Andros Kapardis, Rum Haber Ajansına (KİPE) yaptığı açıklamada, hedeflenen şeyin, polislikle, aynı zamanda çözüm olduğunda ve Kıbrıs federal bir devlet olarak faaliyet gösterdiğinde sahip olacakları zorluklarla ilgili bilgilerinin zenginleştirilmesi olduğunu ifade etti.

Kapardis, “bunun kendileri için yeni bir şey olduğunu ve bu ülkelerin tecrübelerinin değerli olduğunu” da ifade etti.

Konferansın, Güven Yaratıcı Önlemlere (GYÖ) dahil olduğunu da belirten Kapardis, iyi bir federal polisin çok önemli olduğunu sözlerine ekledi.



Rumlar KKTC’nin turizm reklam kampanyasından şikayetçi



Rumların, KKTC’nin İngiltere’de turizm alanındaki reklam kampanyasından rahatsız olduğu ve şikayetlerde bulunduğu haber verildi.

Rum Alithia gazetesi İngiltere’de yaşayan Rumların örgütlü bulunduğu “Ulusal Kıbrıs Federasyonu” ve “Lobby for Cyprus” örgütlerinin, Güney Kıbrıs’ın İngiltere’deki Yüksek Komiseri’yle işbirliği içerisinde çeşitli birimlere reklam kampanyasıyla ilgili “protesto-bilgilendirme” mektupları göndermeye başladığını yazdı.

İngiltere’de yaşayan Rumların da bireysel olarak şikayetlerde bulunduklarını kaydeden gazete, şimdiye kadar Londra Belediyesi’nin tüm yetkili birimleri ile Başkanı Boris Johnson ve havaalanları sahiplerine mektuplar gönderildiğini belirtti.

Milletvekillerinin de durumdan haberdar edildiğini aktaran gazete, önümüzdeki süre içerisinde Londra Belediyesi Meclis üyeleriyle görüşmeler yapılacağını belirtti.



KKTC CMT Stutgart Turizm Fuarı’nda



Turizm Bakanlığı Almanya’nın Stuttgart kentinde önceki gün başlayan ve 24 Ocak’a kadar devam edecek olan CMT Stuttgart Turizm Fuarı’na katıldı.

KKTC standını ziyaret eden Turizm Bakanı Faiz Sucuoğlu, çeşitli ülkelerin tur operatörleri ile gün boyu bir araya geldi.

Fuarda, Kuzey Kıbrıs yürüyüş turizmine yönelik olarak çalışmalarını yürüten tur operatörleri yeni pazarların açılması ve ülke turizmine daha fazla turist akışının sağlanması için yoğun temaslarda bulunuyorlar.

KKTC standında Almanca ve İngilizce genel bilgi broşürleri, Lefkoşa, Girne, Gazimağusa, Güzelyurt, İskele-Karpaz bölgesi broşürleri, karayolları haritası, Kuzey Kıbrıs’ı ziyaret etmek için 50 neden broşürleri, bisiklet yolları, dağ yürüyüşü yolları, başta olmak üzere birçok broşür dağıtılıyor.

Fuardaki ziyaretleri ve görüşmelerinin ardından bir açıklama yapan Turizm Bakanı Faiz Sucuoğlu, fuarın ülke turizmine büyük ölçüde katkı yapacağını belirtti.

Fuarın daha fazla bisiklet ve yürüyüş turizmine yönelik olduğunu dile getiren Sucuoğlu, KKTC’nin bisiklet ve yürüyüş turizmi için çok müsait olduğunu söyledi.

Sucuoğlu, önümüzdeki dönemde Türkiye’deki tur operatörleri ile birlikte çalışacaklarını belirterek, fuarda Kuzey Kıbrıs’a büyük bir ilgi olduğunu, keşfedilmemiş olması nedeni ile KKTC’nin bir cazibe merkezi haline geleceğini vurguladı.

Almanya’nın en büyük fuarları arasında yer alan “CMT Stuttgart” Turizm Fuarı özellikle yürüyüş, bisiklet ve karavan konsepti üzerine kurulu.

98 ülkeden 2000 katılımcı firmanın yer aldığı fuarı geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yaklaşık 240 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.



Türkiye’de KKTC Su Temin Projesi'ne araştırma istemi



Türkiye’de CHP Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen ve 22 milletvekili, KKTC'ye yönelik Su Temin Projesi'ne ilişkin Meclis Araştırması açılmasını istedi.

TBMM Başkanlığı'na sunulan araştırma önergesinin gerekçesinde, Türkiye'den Kuzey Kıbrıs'a boru hatlarıyla götürülen ve "asrın projesi" olarak adlandırılan Su Temin Projesi'nde, suyun dağıtımı için gerekli 600 milyon liralık alt yapı yatırımını ve suyu kimin satacağı, dağıtacağı, işletmesini kimin yapacağı konusunda hükümet ile KKTC Hükümeti arasında oluşan anlaşmazlık sonucu, ada halkının yeniden susuzluğa mahkum olduğu belirtildi.

Önergede, anlaşmazlık sonucu suyun iki aydan beri denize akıtıldığı vurgulanarak, Su Temin Projesi'ndeki anlaşmazlıkların tespiti ve bu anlaşmazlıkların neden olduğu ekonomik kaybın ortaya çıkarılması, kaybın KKTC ve Türkiye'deki etkilerinin saptanması, bundan sonraki dönemde maddi kaybı en aza indirecek önlemlerin ve politikaların belirlenmesi amacıyla, Meclis Araştırması açılması talep edildi.



Rumlardan KKTC ve Türkiye’de 1 milyon Euro’luk harcama



Rumlar bir ayda KKTC ve Türkiye’de 1 milyon Euro’ya yakın harcama yaptı.

Rum Simerini gazetesi JCC şirketinin verilerine göre Rumların aralık ayında, KKTC ve Türkiye’de havayolu şirketleriyle yaptıkları seyahatler için kredi kartlarıyla 178 bin Euro harcadıklarını yazdı.

Aynı tarihlerde Rumların KKTC ve Türkiye’deki otellerde kalmak için kredi kartlarıyla 300 bin Euro, eğlence için ise 179 bin Euro’luk ödeme yaptıklarını aktaran gazete, Rumların, toplamda aralık ayında KKTC ve Türkiye’de kredi kartlarıyla 1 milyon Euro’ya yakın harcama yaptıklarını aktardı.





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 32
Dün Tekil 1407
Bugün Tekil 805
Toplam Tekil 2669725
IP 34.204.189.171






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































18 Safer 1441
Ekim 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Başka dile uymaz ananın sesi, Her sözün ararsan vardır Türkçesi
(Ziya GÖKALP)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 9.059 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu