BASIN BÜLTENİ Bozkır KKTC’ye geliyor - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Bozkır KKTC’ye geliyor
Tarih: 05.01.2016 > Kaç kez okundu? 1033

Paylaş


Türkiye Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, bugün KKTC’ye geliyor. Bozkır resmi temaslarına 6 Ocak’ta başlayacak. İlk olarak Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı tarafından kabul edilecek olan Bozkır, ardından sırasıyla Meclis Başkanı Sibel Siber, Başbakan Ömer Kalyoncu, Dışişleri Bakanı Emine Çolak, Bayındırlık, Çevre ve Kültür Bakanı Kutlu Evren ve Ulaştırma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile bir araya gelecek. Volkan Bozkır, Dışişleri Bakanı Emine Çolak ile çalışma yemeğine de katılacak. Türkiye AB Bakanı Bozkır, resmi temaslarının yanı sıra Girne Amerikan Üniversitesi’nde “Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler” konulu konferans verecek. Volkan Bozkır, BRT’de yayınlanan Günlük Özel programına da katılacak.



Akıncı Meclis’i bilgilendirecek



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs müzakerelerine ilişkin bilgilendirme toplantıları çerçevesinde önümüzdeki hafta özel birleşimle Cumhuriyet Meclisi’ni Kıbrıs konusunda bilgilendirecek.

“Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecinde gelinen son aşama” Cumhuriyet Meclisi’nin 12 Ocak Salı günkü saat 10.00’da başlayacak olağanüstü toplantısında değerlendirilecek.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cumhuriyet Meclisi’ndeki milletvekilleri ile Eylül ayında bir araya gelerek, yürütülen müzakere sürecinde gelinen son aşamayla ilgili bilgi vermişti ve vekillerin görüşlerini dinlemişti.

Bu arada, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın katılacağı Dünya Ekonomik Forumu’nda Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile Kıbrıs konusuna ilişkin toplantılar yapması da bekleniyor.



Eski görüşmeciler Olgun ile Ertuğ'dan ortak açıklama



Eski görüşmeciler Osman Ertuğ ile Ergün Olgun ortak bir açıklama yayımlayarak, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın 29 Aralık'ta düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamalar ve Rum tarafının bu açıklamalara ilişkin olarak ortaya koyduğu tepkileri değerlendirdi.

Açıklamada, Akıncı'nın görüşülmekte olan konular arasında özellikle siyasi eşitlik, iki kesimlilik, güvenlik ve garantiler ile Güven Yaratıcı Önlemler (GYÖ) konularında ortaya koyduğu tutum ve pozisyonların genel anlamda uzlaşı parametreleri ile ortamının hazırlanabilmesi için gerekenleri yansıttığı kaydedildi. Bunlar üzerinde kararlılıkla durulmaya devam edilmesinin elzem olduğu ifade edildi.

Açıklamada, mülkiyet konusunda belirsizliğin ortadan kaldırılması, iki kesimliliğin muhafazası, bu konunun ağırlıklı olarak takas ve tazminatlar yoluyla çözümlenmesi, mümkün olan en az sayıda insanın yapılacak düzenlemelerden etkilenmesi ve on yıllar içinde oluşmuş bulunan sosyo-ekonomik yapının bozulmaması konusunda Akıncı'nın söylediklerinin, öngörülen uzlaşı ve ortaklık için tartışılmaz gereklilikler olduğu vurgulandı.

Açıklamada, şu ifadeler yer aldı: “Ancak, ‘ilk mülk sahibi ilk müracaat hakkına sahip olacaktır’ ifadesi, her ne kadar ‘ilk söz hakkı ilk mülk sahibinin olacaktır demek değildir’ şeklinde açıklamalarla izaha çalışılsa da, yarattığı algı, etkilenmiş mülkler üzerinde kendilerine yeni bir hayat kurmuş olan insanlarımız için uzun bir süre daha belirsizliğin sürmesi; Güney'de ise iştahların kabararak yönetim ve kilise tarafından uygulanabilecek teşvik/tehdit yöntemleriyle Kuzey'e dönüş konusundaki baskıların artması anlamına gelebilecektir. Ayrıca, mülkiyet konusunda kurulması öngörülen komisyonun adil, etkili ve süratli/zamanlı kararlar alabileceği hususunda halkımız arasında ciddi kuşku ve soru işaretleri bulunduğu da bilinmektedir”

Cumhurbaşkanı'nın temel bir BM parametresi olan iki kesimlilik konusundaki izahatına da değinilen açıklamada, “Müzakerelerde iki kesimliliği anlamsız kılacak düzenlemelerden de söz edilmekte olduğuna, örneğin Kıbrıs Türk Kurucu Devletinde nüfus çoğunluğunun iç vatandaşlık hakkına sahip olanlar dışındakileri kapsamayacağına, bunun yanında Karpaz, Koruçam ve diğer bazı yerlerde ‘özel statü bölgeleri’ adı altında birtakım kantonlar oluşturulması hususunun tartışıldığına dair duyumlar alınmaktadır” denildi.

Bu tür düzenlemelerin iki kesimlilikle taban tabana zıt olduğu ve ileriye dönük olarak sürdürülebilirlik açısından ciddi sıkıntı ve sakıncalar doğuracağı kaydedilen açıklamada, programda üzerinde herhangi bir soru-yanıt tartışması yapılmamış olan bu konularda da halkın acilen aydınlatılması gerektiği belirtildi.

Akıncı'nın siyasi eşitliğin bir gereği olan dönüşümlü başkanlık konusunda ısrarla durmasının isabetli olduğu kaydedilen açıklamada, ancak, bunun karşılığında Rum tarafına ek taviz verilmesi gerektiği anlamına gelebilecek söylemlerden kaçınılması gerektiği ifade edildi.

Açıklama, şöyle devam etti: “Bu bağlamda, başkanlığın seçimi için halk arasında ‘çapraz oy’ olarak da bilinen sisteme geçilmesinde zamana ihtiyaç olduğu inancındayız. Güvensizliğin hüküm sürdüğü mevcut koşullarda bu sistemin uygulanmasının siyasi istismara açık olabileceğini ve amacının tam tersine iki toplum arasında güvensizlik ve bölünmeyi daha da derinleştirebileceğini değerlendiriyoruz. Bunun gerçekleşebilmesi için öncelikle iki halk arasında belirli düzeyde bir güven ortamının oluşması, bir işbirliği kültürünün gelişmesi ve lisan konusundaki eksikliğin giderilmesini beklemek kanımızca daha akılcı bir yaklaşım olacaktır”

Açıklamada, “Yaşamsal bir mesele olan güvenlik ve garantiler konusuna gelince, Cumhurbaşkanı Akıncı'nın bu konuda Kıbrıs Türk halkının hissiyatını dile getirmesini ve kendisinin de halkın seçilmiş lideri olarak bu hassasiyetleri paylaştığını söylemesini çok isabetli buluyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Karşı tarafın bu garantileri bir tehdit olarak gördüğü iddiasının bu gerçeği değiştirmediği belirtilen açıklamada, “Çünkü yakın tarih Kıbrıs'ta hangi toplumun silahlı saldırılarla topyekûn imha edilme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıldığını ve bunun ancak Türkiye tarafından Garanti Antlaşması'nın ilgili maddesinin işletilmesiyle engellenebildiğini somut ve yadsınmaz olarak göstermektedir. 11 yıl bekleyişten sonra bu maddenin Türkiye tarafından uygulanması, aynı zamanda Kıbrıs adasının bağımsızlığının Yunanistan'la birleşme adına yok edilmesinin de önüne geçtiği unutulmamalıdır” ifadesine yer verildi.

Bu şekilde etkinliğini kanıtlamış bulunan ve gelecekte de olası bir uzlaşının sürdürülebilirliğinin en temel güvencesi olacak antlaşmaların, "beni tehdit ediyor" ve "modası geçti" şeklindeki içi boş slogan ve söylemlerle ortadan kaldırmaya çalışmanın samimiyet ve iyi niyetle bağdaşmadığı kaydedildi.

Açıklamada, güvenlik ve garantilerle ilgili olarak, mevcut güvenlik sisteminin iki ayağı bulunduğunu belirtilerek, bunlar şöyle açıklandı:

“Bunlardan birinin Garanti Antlaşması, diğerinin ise Türkiye ve Yunanistan'a adada belirli sayıda asker bulundurma olanağı veren İttifak Antlaşması olduğunu bir kez daha önemle vurgulamak isteriz. Birbirinin tamamlayıcısı olan bu iki Antlaşma, Kıbrıs'ta hâlihazır ve gelecekteki denge ve barışın temelini oluşturan ‘etkin ve fiili’ güvenlik sisteminin vazgeçilmez iki unsurudur. Bunu ortadan kaldırmaya çalışmak, bir ayağını kesmek suretiyle etkisizleştirmek veya etkisizliği herkesçe bilinen başka garantilerle değiştirmeye çalışmak, Cumhurbaşkanı'nın da ifade ettiği gibi, halkımız tarafından kabul görmeyecektir. Bölgemizde ve dünyanın çeşitli yerlerinde cereyan eden asimetrik savaş ve şiddet olayları uluslararası sistemin bunları önlemekteki etkisizliği, Kıbrıs Türkü'nün kendi güvenliğini ve son derece stratejik bir konumu olan Kıbrıs adasının istikrar ve güvenliğini mevcut garanti sisteminin devamında görmekte ne kadar haklı olduğunu göstermektedir”

Açıklamada, Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan yetkililerinin sistematik bir şekilde garantilere karşı aldığı retçi tavır ve menfi açıklamalara yetkililerin ve dış dünyanın itibar etmeyeceği temennisinde bulunuldu.

Kıbrıs Rum tarafının Cumhurbaşkanı Akıncı’nın basın toplantısında gayet ihtiyatlı bir şekilde dile getirdiklerine tepkisinin kaygı verici olduğunun belirtildiği açıklamada, Rum tarafının AB üyeliğini istismar ederek üzerinde uzlaşılmış ve BM Güvenlik Konseyi kararlarına girmiş olan uzlaşı parametrelerinin içini boşaltmaya çalışmasına, bu anlamda özellikle iki kesimliliğin gereği olan bariz mülkiyet ve nüfus çoğunluğu ilkesine karşı açık tavır almaya başlamasına karşı kesin ve kararlı bir duruş sergilenmeye devam edilmesi, olası düzenlemelerde iki kesimlilik ilkesinde boşluklar yaratılmasına müsaade edilmemesi gerektiği kaydedildi.

Açıklama, şöyle devam etti: “Yukarıdakiler yanında, Rum siyasi erkinin halen müzakere masasında ele alınmayan ve uluslararası antlaşmalar olan Garanti ve İttifak Antlaşmalarına karşı kesin ifadelerle ‘bunlar kaldırılmadan bir anlaşma olmaz’ yaklaşımını, kararlaştırılacak düzenlemelere hukuki kesinlik kazandırmasını reddetmelerini, oluşturulacak yeni ortaklılığın münhasıran işgal ettikleri sözde ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı olacağı yönündeki ısrarlarını, dönüşümlü başkanlığı reddetmelerinden görüldüğü gibi siyasi eşitliği içlerine sindirememelerini ve KKTC vatandaşları arasında ayrım yaratmaya çalışmalarını müzakere süreci önünde ciddi engeller olarak görüyoruz.

Bunların, Kıbrıs Rum tarafının hala hakimiyetçi/hegemonyacı yaklaşımlarının değişmediğini gösterdiği belirtilen açıklamada, bu durum karşısında yaşamsal hak ve çıkarları gözetebilmek için Kıbrıs Türk tarafının uluslararası aydınlatma çalışmalarına da hız vererek daha kararlı bir duruş sergilemesi gerektiği kaydedildi.



Denktaş: “ Sucuoğlu, yolsuzluk iddialarını en kısa sürede ya ispat etmeli ya da istifa etmeli”



Demokrat Parti Ulusal Güçler (DP UG) Genel Başkanı Serdar Denktaş, Turizm Bakanı Faiz Sucuğlu’nun, “Kumarcılar Hanı restorasyonunda 2 Milyon 300 bin TL’lik yolsuzluk var” şeklinde bir açıklaması olduğunu kaydederek, “Sayın Sucuoğlu’nu bu yolsuzluk iddiasını en kısa zamanda ispat etmeye, edemiyorsa derhal istifaya davet ediyorum” dedi.

Sucuoğlu’nun Kumarcılar Hanı konusundaki açıklamasının 1 Ocak 2016 tarihinde yerel basında yer aldığını kaydeden Denktaş, “Sayın Sucuoğlu'nun Kumarcılar Hanı ile ilgili açıklaması bir ihbar kabul edilerek sadece Sayıştay değil ülkenin tüm makamları tarafından araştırılması, sonucu süratle halkla paylaşılması gereken iddialar içeriyor” ifadesine yer verdi.

Yazılı bir açıklama yapan Serdar Denktaş, açıklamasında şunları da kaydetti:

“Sayın Sucuoğlu Kumarcılar Hanı olarak bilinen ancak aslında doğru ismi ‘Hımarcılar Hanı’ olan Osmanlı eserinin restorasyonunun 700 bin TL’ye bitirilebilecekken 4 Milyon TL hesap çıkartıldığını ‘birilerinin bu parayı cebe attığını’ iddia ediyor.

Bu projenin 1’inci ve 2’nci etapları Sayın Ünal Üstel döneminde ihaleye çıkarıldı.

2’nci etap esnasında projenin eksiklikleri Mimar ve Mühendisler Odası tarafından raporlandı ve 800 bin TL’lik ek yatırıma ihtiyaç duyuldu. Bu işlem, ihaleyi daha önce kazanarak halen çalışmalarını sürdüren müteahhit tarafından yapıldı.

3’üncü etaptaki keşif bedeli Planlama ve İnşaat Dairesi tarafından 800 bin TL olarak belirlendi ve o noktada hükümet değişikliği oldu.

Sayın Bakan ürün eksilterek ve kullanılacak malzemenin kalitesini düşürerek ‘tasarruf’ elde ettiğini iddia ediyor. Özellikle aydınlatma malzemelerindeki değişiklikle tasarruf mu edileceğini, yoksa kalitesiz ürünlerle defalarca yenilenmeye gidilerek astarı yüzünden pahalı bir iş mi yapılacağını zaman ortaya çıkaracak.

İhalesiz ve elden teklif almak suretiyle yapılacak bu işten kim fayda elde edecek, oda ayrı bir tartışma konusu.”



Kiprianu, İstanbul’a gitmeye hazırlanıyor



AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Kıbrıslı Türk Müzakereci Özdil Nami aracılığıyla kendisini, Kıbrıs sorununu görüşmek ve görüş alış verişinde bulunmak üzere Türkiye’ye davet ettiğini kaydederek, davete icabet etmeye hazır olduğunu söyledi.

Rum Alithia gazetesi, Cumartesi gecesi RİK’e yaptığı açıklamada Çavuşoğlu’nun, Türkiye’de görüşme konusunda Nami aracılığıyla nabzını yokladığını söyleyen Kiprianu’nun İstanbul ziyaretinin kesin tarihinin bu ay içerisinde netleşeceğini belirtti.

Habere göre Kiprianu, Rum tarafına, Rum Ulusal Konseyi’nde belirlenen Kıbrıs sorununun çözümüne dair tez ve görüşlerini Türkiye’ye ilk elden aktarma fırsatı vereceği için ziyareti çok önemli diye niteledi.

Andros Kiprianu Çavuşoğlu ile görüşülecekler konusunda Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’le istişare edeceğini ve çözümün Türkiye’nin çıkarına olduğu argümanına ikna etmeye çalışacağını anlattı.

Kiprianu’nun Çavuşoğlu’nu şahsen tanıdığını çünkü 4 yıl Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde birlikte olduklarını yazan gazete Çavuşoğlu’nun geçen Temmuz ayında AKEL Genel Sekreteri’ni davet etme niyetini, Kiprianu’nun da davet gelmesi halinde olumlu cevap vereceğini açıkladığını anımsattı.

Haberde AKEL Genel Sekreteri’nin TC Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile de görüşme ihtimali olduğuna işaret edilirken, 2005’te de, Nikos Anastasiadis başkanlığındaki DİSİ heyetinin İstanbul’a giderek zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile temas ettiği hatırlatıldı.



EDON 18’inci Kongresi’nde müzakerelere destek belirtildi



AKEL’in gençlik kolu EDON önceki gün 18’inci kurultayını gerçekleştirdi. BKP gençlik kolunun da mesaj gönderdiği kongrede EDON’un müzakere sürecine desteği verdiği ancak Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e desteğin “açık çek olmadığı” vurgulandı.

Rum Haravgi gazetesinin haberine göre kongrede EDON adına konuşan Nasos Kukos birinci önceliklerinin Kıbrıs sorununun öne çıkarılması olduğunu belirterek Cumhurbaşkanı Akıncı ile birlikte Rum halkı arasında çözüm ümidinin yeniden canlandığına işaret etti “Buna rağmen çok dikkatli olmalı, duygusal davranmadan durumu değerlendirmeli ve ezeli tezlerimizi öne çıkarmalıyız” dedi.

EDON’un müzakere prosedürüne destek verdiğini ancak bunun Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’e desteklerinin “açık çek” olduğu anlamına da gelmediğini belirten Kukos “takvim ve hakemliğin kabulü söz konusu değildir” ifadesini kullandı.

Kukos EDON’un çözümle ilgili kırmızıçizgilerini anlatırken “Çözüm -İngiliz üslerinden kurtulmak nihai hedefiyle - Kıbrıs’ın tam askersizleştirilmesini öngörmeli. Kıbrıs’ın NATO’ya veya bu ölümcül askeri örgütün yan kuruluşu olan Barış İçin Ortaklığa girmesini kabul etmemiz söz konusu değil” dedi.

Kongre’de BKP gençlik örgütünün, temsilcisi tarafından okunan mesajında iki bölgeli iki toplumlu, siyasi eşitliğe sahip ve askersizleştirilmiş bir Kıbrıs’a destek belirtildi, özetle şunlar kaydedildi: “Önceliğimiz böyle bir çözüme ulaşmak ve toplumlarımız arasında barışı sağlamaktır. Partimizin geleneklerinden gelen Kıbrıslı Türk lider Mustafa Akıncı ve Rum lider Nikos Anastasiadis arasında yürütülen müzakereleri bütün gücümüzle destekliyoruz. Çok yakın bir zamanda Kıbrıs sorununa karşılıklı kabul edilir bir çözüme varılacağını umuyoruz.”



7 Yunanlının kemik kalıntıları iade ediliyor



Rum Alithia gazetesi, NORATLAS uçağında yer alan ve yapılan kazı çalışmalarında tespit edilen 7 Yunan komandoya ait kemik kalıntılarının, 41 yıl sonra Yunanistan’daki ailelerine teslim edilmesi, KKTC’deki 10 askeri bölgede kazıların başlamasıyla, Ocak ayının çalışmalar açısından yoğun olacağını belirttiler.

Rum Başkanlığı İnsani Konular ve Dış Rumlar Komiseri Fotis Fotiu Rum Haber Ajansı’na(KİPE) yaptığı açıklamada Güney Kıbrıs’ta ve KKTC’deki kazılarda bulunan ve kimlikleri tespit edilen Yunan kayıplara ve ölülere ait kemik kalıntılarının, Yunanistan Savunma Bakanlığı Vekili Dimitriu Vitsas’ın da hazır bulunacağı, 19 Ocak’ta düzenlenecek bir törenle ailelerine teslim edileceğini ifade etti.

Fotiu, Yunan komandolara ait kemik kalıntılarının, Yunanistan’a C30 tipi askeri uçakla götürüleceğini belirtirken törene ilişkin detayların gelecek Cuma günü ele alınacağını belirtti.

Bir soru üzerine, 7 kişiye ait kemik kalıntılarından birinin, 15 yıl önce aileye başkasına ait kemik kalıntısının verilmesiyle ilgili olduğunu ifade eden Fotiu, ailelere yanlış kemik kalıntılarının teslim edilmesinin ise kendilerini düşündüren bir başka boyut olduğunu söyledi.

Fotiu, buna ilişkin olarak 13 durumun bulunduğunu ve bunların iade edilmesi için çaba sarf edildiğini, ailelerin ikna edilmeye çalışıldığını zira birçoğunun bu çetin sürece girmek istemediğini ifade etti.

Fotiu, karşılaştıkları bir diğer sorunun ise, Lakadamya Mezarlığı’nda bulunan ve Yunan Askeri Mezarlığı’ndaki kemiklerin saklandığı binaya taşınan kimyasal madde konan kemiklerde yaşandığını, bunların DNA örneklerinin alınamadığını belirtti.

Fotiu, Amerikan Savunma Bakanlığı’na ait bir atölye bulduklarını, kısa bir süre önce, atölyeden, örneklerin kendilerine gönderilmesi şeklinde yanıt aldıklarını söyledi.

Ocak ayı içeresinde, Kayıp Şahıslar Komitesi tarafından uzlaşmaya varılan, KKTC’de on bölgede kazı çalışmalarının başlayacağını da söyleyen Fotiu, bunun olumlu bir hareket olduğunu ancak kayıpların 3/2’sinin akıbeti belirlenmemişken, kayıplar konusunun çözümü için yeterli olmadığını savundu.





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 1398
Bugün Tekil 370
Toplam Tekil 2672235
IP 34.204.189.171






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































20 Safer 1441
Ekim 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk hakanları ve Türkmen Padişahları devlet işlerinde hatunun fikirlerini üstün tutar.
(NİZAM ÜL-MÜLK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 7.152 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu