BASIN BÜLTENİ Akıncı ortak yayında değerlendirmelerde bulundu - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı ortak yayında değerlendirmelerde bulundu
Tarih: 31.12.2015 > Kaç kez okundu? 1045

Paylaş


Kıbrıs Türk televizyonlarının ortak canlı yayınına konuk olan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı

‘Mülkiyet halkın çok duyarlı olduğu bir konu. Bizim için siyasi eşitlik, yönetim ve güç paylaşımı da önemli. Oralarda da ilerlemeler var. Altı başlığın üçü ekonomi, AB ve Yönetim ve Güç Paylaşımı, diğer üç başlık ise Mülkiyet, Toprak ve Garantiler ile Güvenlik konuları. Her birine değinildi, hiç konuşulmadı değil ama örneğin toprakta harita, yüzdelik, köy isimleri bütün bunlara hiç girilmedi dolayısıyla gerçek anlamda konuşuldu diyemeyiz’ dedi.

Garantiler konusunda ise iki toplumun yanı sıra uluslararası bir anlaşmadan bahsettiklerini kaydeden Akıncı ‘Üç tane garantör ülke var o bağlamda bir beşli konferansta bunun ele alınması gerekiyor. O da diğer konularda üç aşağı beş yukarı tablo ortaya çıktıktan sonra’ diye konuştu.

Akıncı, mülkiyette etkilenmiş mülklerin kategorize edilmesi anlamında 22 başlıkta uzlaşı bulunduğunu, onun dışında belirli konularda mesafeler alındığını ancak kriterler konusunun tartışılmaya devam ettiğini belirtti.

Akıncı ‘Her şey tam manasıyla bitmiş değil. Mülkiyette kriterlerde de bir uzlaşıya varılırsa diğer konuların daha rahat geçme olasılığı artar. Geçtiğimiz ilk üç başlıkta kalan konular şu kayıtla söyleyeyim dönüşümlü başkanlıktaki hakkımızı teslim etmeleri kaydıyla, çünkü o konu konuşuldu ama henüz bir anlaşma sağlanmış değil. Dönüşümlü başkanlık bizim için önemli çünkü bizim eşitliğimizin önemli göstergelerinden bir tanesi olduğu için’ dedi.

Akıncı, mümkün olan en az sayıda insanın yerinden olmasını hedeflediklerini söyledi.

Akıncı ‘Halka şu mesajı vermek isterim. Bir kere bizim birkaç tane hedefimiz var mülkiyet konusunda; bir tanesi mümkün olan en az sayıda insanımızın yerinden olması çünkü bir ilke. 74 öncesine yeniden gidiş mümkün değil, çünkü yaşamın koşullarına uygun değil. Hayat bize geleceği işaret ediyor yani bu 41 yılda çok farklı yaşamlar kuruldu hem Kuzey’de hem Güneyde dolayısıyla eğer biz 41 yıl önce burada oturan insanları topyekün buraya getireceğiz diye bir anlayış sergilerse birileri bu gerçekleşmeyecek. Çünkü o insanların tümü hayatta değil, çocukları da yeni bir yaşam kurdular dolayısıyla biz geleceğe bakmak zorundayız’ diye konuştu.

Mülkiyet konusunu komisyonlarda incir ipi gibi bırakmak niyetinde olmadıklarını da vurgulayan Akıncı bu konuyu erken bir zamanda bitirmeyi istediklerini, kriterlerin de bu anlamda önem taşıdığını söyledi.

Kriterlerin net ve açık olması gerektiğine de dikkati çeken Cumhurbaşkanı Akıncı ‘Kimse alternatifi ve uygun bir seçeneği olmadan yerinden edilecek diye bir kayıt da söz konusu olamaz. Zaten çok sınırlı sayıda böyle bir durumun Kuzey’de yaşanmasını öngörüyoruz’ dedi.

Akıncı ‘Rum tarafında şöyle bir anlayış gündeme getiriliyor; ilk mülk sahibi yani 74’deki tapu sahibi ilk söz sahibi olacak ve müzakere heyeti de bunu kabul etti şeklinde, bu bir yanlış anlamadır. İlk koçan sahibi ilk müracaat sahibi olacak o da 1 yıl içerisinde diyecek ki bu mal bana aittir, ben tazminat istiyorum veya ben takas istiyorum veyahut da ben orada yaşamak istiyorum dediğinde o zaman içinde oturanın da durumuna bakılacak. Dimopulos davası AHİM’de bize bu hakkı getirdi. Onun müracaat hakkı olarak ama içinde oturanın da hakkı olacak. Bunlar üzerinde anlaşılmış konular değil daha tartışılan konulardır’ diye konuştu.

Takas olabileceğini ancak iadenin çok fazla olmayacağını da belirten Akıncı, Güney’de yapılan araştırmaların da bu tarafa gelmek isteyenlerin sınırlı sayıda olduğunu gösterdiğini kaydetti.

Akıncı ‘Daha az sayıda insanın gelmesi demek daha fazla tazminat demek. Biz de bunu tespit ettiğimiz için uluslararası ilginin de yoğun olduğu bu dönemde finansman konusunda Sayın Espen Barth Eide’nin de yardımı ile uluslararası arenada bir arayış sürüyor. Buraya gelip giden yabancılar da olumlu mesajlar vardı’ dedi.

Akıncı, katkıların artması için var güçleri ile çalışacaklarını söyledi.

Akıncı, Maraş kapalı bölgesinin daha farklı bir kriterde ele alınacağını söyledi.

Anastasiadis de mülkiyet konularına sizinle hemfikir mi sorusunu yanıtlayan Cumhurbaşkanı Akıncı, “Anastasiadis her şeye evet demiş olsa şimdiye mülkiyet başlığını bitirmiştik. Kriterler konusunu konuşuyoruz. Biz de onlar da kendi pozisyonlarını koyuyor ancak yıllarca süren retorikler vardı, onlar yavaş yavaş geride kalıyor” dedi.

Dönüşümlü başkanlık konusunda samimi inancının bu sorunun aşılacağı şeklinde olduğunu ancak henüz bir uzlaşı olmadığını belirten Akıncı, Mülkiyet konusunda da adım adım ilerleneceğine inanç belirtti. Akıncı, “iki kesimlilikten ne anlaşıldığı BM parametrelerinde olduğu gibi bir noktaya gidecek. Çünkü iki kesimlilik Rumların hem Güney de hem de Kuzeyde nüfus ve mülkiyette çoğunlukta olacağı bir durum söz konusu olmaz” dedi.

Bazı toprak düzenlemelerine ihtiyaç olacağını belirten Akıncı, tazminatların gündeme geleceğini söyledi.

“Tazminatlar ile ilgili uluslararası desteğe ihtiyacımız olacağı aşikardır” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı hem AB hem de ABD yetkilileri ile konuyu görüştüklerini ve her türlü katkının yapılacağı konusunda söz verildiğini söyledi.

Akıncı, bir çözüm ile birlikte Kıbrıs’ın ufkunun açacağına inanç belirtti.

Garantörler konusundaki soruyu da yanıtlayan Cumhurbaşkanı, tüm konuları toparlayıp toprak konusunu bitirdikten sonra garantiler konusunun garantörlerle konuşulması gerektiği düşüncesini dile getirdi.

Enerji konusuna da değinen Akıncı, doğalgazın gerginlik konusu yapılması yerine iki tarafın da yararlanacağı bir proje haline getirilebilineceğini söyledi.

İnsanların Türkiye’nin garantörlüğü konusuna önem verdiğini belirten Akıncı, yapılan araştırmalara göre referandumda Türkiye’nin garantörlüğü olmazsa insanların hayır diyebileceğini söyledi. Akıncı “Türkiye’nin garantörlüğünün devamının gerekli olduğunu görüyoruz. Pozisyonumuz bu noktadadır. Halka istediğini vermek zorundayım” dedi.

Akıncı Rumların Türkiye’nin garantörlüğü konusunu tehdit olarak gördüğünü belirterek, onların da bu konuyu tehdit olarak görmeyecekleri bir formülün bulunması gerektiğini söyledi.

Konu ile ilgili ayrıntıların konuşulmadığını, prensiplerin ortaya konulduğunu kaydetti.

Akıncı, ‘ağırlıklı oy’ konusunun Kıbrıs’ta iki toplumun birbirine yakınlaşması için yararlı olacağına inandığını da söyledi. Dönüşümlü başkanlık ile ilgili tavrının Güneyde tepki aldığını belirten Akıncı, Annan planında bile var olan ilkenin bu dönemde de olma durumunda olduğunu, Kıbrıs Türk halkının bunu istediğini söyledi.

Bir soru üzerine nüfus konusuna da değinen Akıncı nüfusların eşitlenmesinin mümkün olmadığını belirtti, “Dört’e bir oranı diye bir şey yok” dedi.

Akıncı, “müzakere sürecinde İçişleri Bakanlığından KKTC vatandaşlarının sayısını istedik. Bir baktık ki oranlar dört’te bire yakın. Rum tarafının yapmak istediği, Türkiye ve Yunanistan’dan buraya gelip vatandaş yapılarak bu oranın bozulmasın. Bizim böyle bir niyetimiz zaten yok” dedi.

Akıncı, şu andaki vatandaşların birleşik Kıbrıs’ın da vatandaşları olması konusunda uzlaşı olduğunu, Annan planındaki listenin söz konusu olmadığını söyledi.

“Bizim için önemli olan bu ülkede bir çözüme gitmek ve bunu gerçekçi bir temeller üzerinde kurmaktır” diyen Akıncı, demokratik yapının vatandaşlıklarla bozulmasına yıllardır karşı olduğunu belirtti.

Çözüm için Mart hedefinin, Güney’deki Mayıs’ta yapılacak seçimler nedeniyle seslendirildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Akıncı, Mart sözcüğünü kendisinin kullanmadığını ancak çözümün aylar içerisinde olacağını söylediğini hatırlattı.

İlk kez tarafların, kendilerini Kıbrıs’ın ortakları olarak algılamaya başladıklarını da belirten Akıncı 8 aydır karşılıklı suçlama olayı yaşanmadığına dikkati çekti.

Kıbrıs müzakerelerinde farklı bir konjektür bulunduğuna da işaret eden Akıncı farklı dilden farklı dinden insanların federal bir çatı altında buluşmanın herkese büyük getirisi olacağını belirtti.

Akıncı, bu yeni dinamikte akıl yolunda buluşulmaması halinde gerginlik olacağına dikkati çekti.

Akıncı, KKTC’yi tanıyan tek ülkenin Türkiye olduğunu ancak bu tanımanın gereklerini yerine getiremeyeceği şartlar bulunduğunu söyledi.

Akıncı ‘Yıllar önce KKTC’yi kurduk ama bu devleti tanıtamadık. Türkiye bizi tek tanıyan ülke ancak bu tanımanın gereklerini istese de getiremeyeceği şartlar var. Örneğin spor karşılaşmaları. Türkiye bizi tanısa da tanımanın gereklerini yerine getiremediği gibi Güneyi tanımasa da tanımamanın gereklerini yerine getiremiyor’ diye konuştu.

Kıbrıs Türk Halkını uluslararası hukuk dışında ilahi nihaye tutmak istemediklerini de belirten Akıncı halkın kendisine duyduğu güveni boşa çıkarmayacağını vurguladı.

Referandumda olumlu bir sonuç elde edileceğine inanç belirten Akıncı ‘Biz halkımıza hayır diyeceği bir anlaşma yapmayacağız. O noktaya gelmeden bu imzayı atmayız’ diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Akıncı görüşme masasını dışardan birilerinin idare etmediğini de vurgulayarak ‘Türkiye’den bir engel görmedik, bizim gayretlerimize olumlu destek gördük. Bu tarzda devam edersek bahara çözüm olabilir’ ifadelerini kullandı.

AB’ye hazırlık konusunda yapılması gerekenler bulunduğuna dikkati çeken Akıncı çözüm sonucunda Avrupa Birliği’ne girileceğine bu nedenle EURO para birimine geçileceğini ancak belli bir süre hem Türk Lirası hem de EURO para birimlerinin geçerli olacağını söyledi.

Akıncı ‘Var gücümüzle bütün açıkları gidemeye çalışıyoruz ama gideremeyeceğiz. AD-Hoc komite kurduk, mesela AB’ye girdiğimizde EURO’ya geçeceğiz, ama belli bir süre hem TL hem EURO geçerli olacak. Aktif olarak somut çalışmalar yapılıyor, bu da sadece para birimi ile ilgili değil. Teknik donanımlarımızı AB standartlarına getirmemiz lazım ama önümüzdeki yıl çözüme gideceksek bunu yetiştirmemiz mümkün değil ama geçiş dönemleri olacak’ diye konuştu.

AB ile ilgili uyum yasalarının uzun zamandan beri devam ettiğini sürecin yavaş ilerlediğini kaydeden Cumhurbaşkanı bunun hızlandırılması gerektiğini söyledi.

Doğrudan Vergileri kurucu devletlerin toplayacağını Katma vergilerin ise Federal devlet tarafından toplanacağını belirten Cumhurbaşkanı Kurucu devletlerin ekonomi, turizm gibi uluslararası nitelikli anlaşmalar yapmaya hakkı olacağını, bunun federal yapıyı engellemeyeceğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı örtülü ödeneği ile ilgili bir soru üzerine Akıncı “Vatandaşlarımız rahat olsun. Amaçları dışında ben tek kuruş ne kullanırım ne de kullandırırım. Bu kalem en doğru şekilde kullanılmaktadır” dedi.

Su konusunda da değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Akıncı, bu konuda kriz yaşamaya gerek olmadığını, belediyeleri dışlamayacak bir formülün bulunması gerektiğini vurguladı.

Federal yapıya geçileceğinde Kıbrıs Türkünün kendi kurumlarını sahibi olması, bunları iyi yönetmesinin son derece önemli olduğunu ifade eden Akıncı, “Türkiye’de bugün belediyeler suyu yönettiği gibi Kıbrıs Türk belediyeleri de bunu yapabilir. Ama bu iş kavga ile olmaz. Akıl yolunda bir çıkış yolu bulunmalı” dedi.

Konunun daha fazla sürüncemede kalmaya tahammülü olmadığını belirten Akıncı, konunun sadece ekonomik ya da su ile ilgili olmadığını siyasi boyutunun da olduğunu kaydetti.

Masada su yönetimi ile ilgili bir şey konuşulmadığını da kaydeden Akıncı, Türkiye’den gelen suyun bir doğal kaynak olarak değerlendirilmediğini ancak suyun bulunacak çözüme olumsuz bir etkisi olmayacağını anlattı.

Lefke-Aplıç ve Derinya kapılarında, mayın taramalarının yapılarak, temizlendiğini ve yol yapım çalışmalarına hazır hale getirildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Akıncı kapıların açılması ile öngörülen bir tarih bulunmadığını belirtti ancak bilinçli bir geciktirme söz konusu olmadığını vurguladı.

Mobil telefonlar konusunun ise uzlaşı sağlanamayan tek konu olduğunu kaydeden Akıncı, Rumların Kuzey’deki operatörleri yasadışı olarak gördüğünü söyledi.



Tarım Bakanlığı ve Çiftçiler uzlaştı



Ürün bedellerinin ödenmesi ve tarım reform çalışmasının yeniden gözden geçirilmesi talebiyle dün Tarım, Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanlığı’na giden Çiftçiler Birliği ve çiftçilerden oluşan heyetle görüşen Tarım, Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanı Erkut Şahali, çiftçilerle uzlaşıya vardıklarını söyledi.

Görüşme sonrasında çiftçilere kararı kendisi duyuran Bakan Şahali, çiftçilerin Toprak Ürünleri Kurumu’na verdiği ürün bedelleri için 22 milyon tutarında bir avans ödemenin yapılması konusunda mutabakata varıldığını bildirdi.

Şahali, Eylül ayından itibaren oluşan faiz giderlerinin de hükümet tarafından üstlenildiğini belirtti.

Şahali, günün sonunda çiftçiler ile mutabık kalınan ödemeyi yapabilmek için hiçbir kesimden herhangi bir kesintiye gereksinim duyulmadığı gibi, 13. maaşlarla ilgili de herhangi bir eksik ödemenin söz konusu olmayacağını vurguladı.

Bakan Şahali, Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği ile 2016 Tarım Destekleme Programı ve alacakları hakkında çok olumlu ve sonuç alıcı bir görüşme yaptıklarını belirterek, bütçe olanakları çerçevesinde ürün bedellerinin tamamını ödeme olanağının bulunmadığını hatırlattı.



Talat: “ CTP, Kıbrıslı Türklerin barış mücadelesinde en önde yer aldı”



CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, CTP’nin, Kıbrıslı Türklerin barış mücadelesinde en önde yer aldığını söyledi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) 45. kuruluş yıldönümü etkinliğinde konuşan Mehmet Ali Talat, 45 yılı geride bırakan CTP’yi kuranların Kıbrıs Türk halkının muhalif sesi olduğuna işaret etti.

Büyük uğraşlar neticesinde CTP’nin bugünlere ulaştığını ve kuruluş heyecanlarının bitmediğini ifade eden Talat, CTP’yi kuranlar ve daha sonraki yıllarda CTP’yi topluma tanıtan, toplumla kucaklaşmasını sağlayanların büyük baskılarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.

CTP’liyim demenin zor olduğu, cesaret istediği günler yaşandığına işaret eden Talat, bütün baskılara rağmen eski başkanlarının CTP’yi güzel günlere taşıdığını söyledi.

CTP’nin ülke demokrasini yeşermesini sağladığını, iktidar olduğu dönemlerde ülkeye önemli kazanımlar sunduğunu kaydeden Talat, CTP iktidarları döneminde yapılanlardan örnekler verdi. Talat, CTP’nin muhalefetteyken de yol gösterici olduğunu, gerektiğinde hükümetlere destek verdiğini belirtti.

Müzakereler ve Annan Planı süreçlerinin, CTP ile yeni bir safhaya ulaştığını söyleyen Talat, 2004 referandumda Annan Planı’nın kabul edilmesinde CTP’nin önemli rol üstlendiğini ifade etti.

Talat, izolasyonların kaldırılması yönünde de CTP’nin önemli çabalar ortaya koyduğunu belirterek, Taşınmaz Mal Komisyonu kuruluş yasasının CTP hükümeti döneminde meclisten geçirildiğini söyledi.

Kıbrıslı Türklerin barışa, çözüme, daha yüksek hayat kalitesine ulaşması için uğraş verdiklerini ve bunu sürdüreceklerini kaydeden Talat, Kıbrıslı Türklerin kendi kendini yönetmesi için de ellerinden gelen çabayı ortaya koyduklarını ve bunun devam edeceğini belirtti.

Talat, 45 yıl büyük bir mücadele verdiklerini ve bunun Kıbrıslı Türkler Avrupalı, refahı yüksek bir toplum haline gelene dek sürdüreceklerini vurguladı.

“Bize Güvenmek Gerek” temasıyla gerçekleştirilen resepsiyonda konukları kapıda CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile CTP Genel Sekreteri Tufan Erhürman eşleriyle birlikte karşıladı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Başbakan Ömer Kalyoncu, Müzakereci Özdil Nami, bazı bakanlar, milletvekilleri, kurum kuruluş temsilcileri ile CTP’lilerin katıldığı resepsiyona, Güney Kıbrıs’tan da Rum Yönetimi eski Başkanı Dimitris Hristofyas ile AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu konuk oldu.



Dizdarlı: “Özgürgün’ü iddia ettiği şaibeleri açıklamaya çağırırım”



Yüksek Yönetim Denetçisi Emine Dizdarlı, UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ü, Turizm Müsteşarlığı görevinden istifa eden Şahap Aşıkoğlu ile ilgili iddia ettiği şaibeleri açıklamaya çağırdı.

Dizdarlı, ayrıca Turizm Bakanı Faiz Sucuoğlu’nu da; “Her halükarda bakanlığı ile ilgili iddia edilen şaibeleri araştırmaya veya ilgili mercileri gerekli araştırmaları yapmaya çağırmaya” davet etti.

Yüksek Yönetim Denetçisi Emine Dizdarlı yazılı açıklamasında, “38/1996 sayılı Ombudsman Yasası’nın 15 (1) maddesinin” Yüksek Yönetim Denetçisi’nin basında çıkan haberler, elde ettiği duyumlar ve yaptığı gözlemler sonucu resen harekete geçebileceğini öngördüğünü kaydetti.

Dizdarlı bu bağlamda, son zamanlarda gündemi işgal eden ve basında yer alan bazı haberlere istinaden şeffaflık ve temiz toplum ilkelerinin yerine getirilmesi maksatları ile harekete geçme ihtiyacı hissettiğini söyledi.

Emine Dizdarlı, UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün 23 Ekim tarihinde bir internet haber sitesinde; “Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın koalisyon hükümetinde üstlendiği bakanlıkların hizmetlerinden birinci derecede sorumlu olan UBP’yi bir şaibeli bürokrata mecbur kılma gayretini hayretle karşıladığımızı belirtir, bize yaptığı telkini değerlendirerek hem yasal hem de teamül sayılan hakkımızı talepte ısrarlı olduğumuzu kamuoyunun bilgisine sunarız” dediğini kaydetti.

Dizdarlı, Hüseyin Özgürgün’ün 24 Ekim tarihinde de başka bir yerel gazetede de; “3 dakikada bir bakanı atayan Cumhurbaşkanı, 30 gündür, bir Turizm Bakanlığı Müsteşarı’nı ki, bu müsteşar şaibeli bu müsteşar ve hakkında bizim çok duyumlarımız var, o şaibeli müsteşarı aldırtmadığı için çıkacak olan sorunları bize nasıl söyleyecek. Birçok şaibeyi paylaştık. Değişmez değildir. Yıpranır” dediğini belirtti.

Basından alıntısı yapılan haberlerden görüleceği üzere Hüseyin Özgürgün’ün birçok kez Şahap Aşıkoğlu’nu ima ederek, “Şahap Aşıkoğlu’nun şaibeli işler yaptığını veya Turizm Bakanlığı’nda müsteşar olarak görev yaptığı sürece şaibeye karıştığını” söylediğini ifade eden Dizdarlı, şunları kaydetti:

“Hepimizin bildiği üzere bu söylentilerden bir süre sonra Şahap Aşıkoğlu Turizm Bakanlığı’ndaki müsteşarlık görevinden istifa etmiş ve geçtiğimiz günlerde yerine Kemal Deniz Dana atanmıştır.

Sayın Hüseyin Özgürgün’ün iddia ettiği şaibelerin, Sayın Şahap Aşıkoğlu’nun görevden istifa edip etmediğine bakılmaksızın, şu anda görevde olan Turizm Bakanı Faiz Sucuoğlu ve ilgili merciler tarafından araştırılıp netliğe kavuşturulması, kamu vicdanı, idarenin şeffaf olması gereği ve temiz toplum anlayışı için elzemdir.

Netice olarak, idarenin açıklık ve şeffaflık ilkelerine uygun hareket etmesi gerektiği gerçeğine istinaden, Sn. Hüseyin Özgürgün’ü iddia ettiği şaibeleri açıklamaya, Sn. Faiz Sucuoğlu’nu ise her halükarda bakanlığında yer alındığı iddia edilen şaibeleri araştırmaya veya ilgili mercileri gerekli araştırmaları yapmaya çağırmaya davet ederim.”



Kiprianu: “Anahtar mülkiyet”



AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu mülkiyetin, müzakerelerin ilerisi için belirleyici olduğuna işaret ederek partisinin kırmızı çizgilerini açıkladı.

Rum Fileleftheros gazetesine göre, Kiprianu, AKEL’in çözümle ilgili kırmızı çizgilerini “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin federal devlete dönüşmesi ve garantiler” olarak sıraladı.

Müzakerelerde kaydedilen ilerlemenin, Talat-Hristofyas yakınlaşmalarının değerlendirilmesinden kaynaklandığını söyleyen Kiprianu, Akıncı ve Anastasiadis’in de müzakere edilmekte olan konularda biraz daha ilerlediğini ancak daha havada kalan önemli konular bulunduğunu savundu.

Havada kalan önemli konulara mülkiyeti örnek gösteren Kiprianu, “Mülkiyette anlaşabilirsek, Kıbrıs sorununun iç yönlerinde anlaşma için ciddi perspektifler açılır ve dış konularla ilgilenmemiz gerekir” dedi.

Kiprianu, dış konuları “güvenlik –yani garantiler-, askersizleştirme, büyük başlık toprak ve yerleşikler” olarak sıraladı.

Bu konuları, Türkiye’nin belirleyici söz ve rol sahibi olduğu büyük konular diye niteleyen Kiprianu “Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözümünü gerçekten isteyip istemediği de burada ortaya çıkacak” dedi.

Kiprianu, bugünkü konjonktürün bir daha oluşmasının çok zor olduğuna işaret ederek, siyasi partileri, bu konjonktürü en iyi şekilde değerlendirmeye çağırdı.

Rum Haravgi gazetesi ise, Kiprianu’nun, AKEL’in Kıbrıs sorunundaki kırmızı çizgilerini şu cümlelerle detaylandırdığını yazdı:

“Biz, AB üyesi bir ülkede garantiler olmaması gerektiğini düşünüyoruz. AKEL askersizleştirme konusunu, elbette mülkiyeti ve -insani nedenlerle- Kıbrıs’ta doğanlar ve evlenenler hariç bütün yerleşiklerin gitmesini ayrı tutar. 2016’da müzakerelerin çözüme varacağı bir yıl olmasını diliyorum.”

Öte yandan, Rum Fileleftheros gazetesinin haberine göre, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastaiadis’in, çözümün maliyetinin bağışçılar tarafından değil bankalar tarafından karşılanacağını itiraf ettiğine dikkat çeken Vatandaşlar İttifakı “diğer bir deyişle çözümün maliyeti için birkaç milyar Euro borçlanacağız. Bu borçları kim ödeyecek? Neyi ipotek vereceğiz? Taksimi meşrulaştırmak için kullanmak üzere doğal gazı mı ipotek vereceğiz?” diye sordu.

Anastasiadis’i Rum siyasi partilerini ve halkını yeterince bilgilendirmediğini veya maksatlı olarak yalancı bir ortam yarattığını, Rum Dışişleri Bakanlığı’nın da buna tepki göstermediğini öne süren EDEK Avrupa Milletvekili Dimitris Papadakis, özetle şöyle devam etti:

“Gerçekte, Akıncı konfederasyonu gündeme getiren değişmez Türk tezlerini ortaya koyar ve Türkiye de Kıbrıs MEB’indeki agresif politikasını yoğunlaştırırken, Türk diplomasisi Avrupa Birliği çevrelerinde elini kolunu sallayarak çözüme bir nefes kadar uzak olduğumuzu söylüyor. Bu kargaşanın tek sorumlusu, Kıbrıs sorununun çözüm perspektifleri ve gelişmelerle ilgili birbiriyle çelişen açıklamalar yapan Başkan Anastaiadis ve Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis’tir.”

Aynı gazete, Rum Meclis Başkanı Yannakis Omiru’nun da “Kıbrıs halkı çözüm istiyor, ancak herhangi bir çözüm değil” dediğini yazdı. Gazeteye göre, Omiru, şunları söyledi:

“Kıbrıs sorunundaki gelişmelerle ilgili olarak, çözümün çok yakın olduğuna dair çok şey söyleniyor ve yazılıyor. Kıbrıs halkı çözüm istiyor ama herhangi bir çözüm değil. İşgale gerçekten son verecek, insan haklarının ve temel özgürlüklerin mutlak uygulanacağı, endişe verici 1960 garantilerini tasfiye edecek ve yerleşikleri Kıbrıs’tan uzaklaştıracak bir çözüm. Kıbrıs sorununun çok yakında çözüleceğinden iyimserlik belirtenler –yabancıları kast ediyorum- baskı ya da nüfuzlarını Türkiye’ye kullansınlar.”



“İngiliz BG’nin Leviathan’ın ortaklarıyla anlaşmaya varması çok yakın”



Rum Alithia gazetesi, Rum Bakanlar Kurulu tarafında onaylanır onaylanmaz, Güney Kıbrıs’ın sözde “Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB)” içerisindeki 12’inci parselde bulunan Afrodit yatağının hissedarı olacak olan İngiliz BG şirketinin, Mısır’da bulunan terminaline doğal gaz ihracatı yapmak için, İsrail’in Leviathan yatağının ortaklarıyla ticari bir anlaşmaya varmaya çok yakın olduğunu duyurdu.

İngiliz BG’nin ticari bir anlaşmaya varmak için Güney Kıbrıs ile de müzakere halinde olduğunu yazan gazete, şirketin incelediği olasılıklardan bir tanesinin, Afrodit-Leviathan ortak boru hattı meydana getirilmesi olduğunu, bu boru hattının şirketin Mısır’daki Idku terminalinde son bulacağını belirtti.

Böyle bir işbirliğinin, bu tip tesisler inşa edilmesinin maliyetini önemli oranda azaltacağını kaydeden gazete, devamla, Rum Enerji Bakanı Yorgos Lakkotripis’in açıklamalarına yer verdi.

Habere göre, geçtiğimiz pazar günü gazeteye demeç veren Lakkotripis, Rum doğal gazının Mısır’daki Idku terminaline taşınmasının ilk önce BG şirketini ilgilendirdiğini, bununla birlikte, bu gelişmenin menfaatlerinin aynı hizaya gelmesini güçlendireceğini belirtti.

Leviathan şirketinin hissedarları ile BG şirketinin, ticari bir anlaşmaya varmak için nihai istişare içerisinde olduklarını kaydeden gazete, bu anlaşmayla birlikte, Leviathan’daki doğal gazın Mısır’daki Idku terminaline taşınacağını yineledi.

Gazete, elindeki bilgilere dayanarak, bahse konu anlaşmanın 30 milyar dolar değerinde olduğunun tahmin edilmekte olduğunu ekledi.



Hükümetin enerji alanındaki icraatlarına partilerden eleştiri



Rum Fileleftheros gazetesine göre, AKEL’in Avrupa Parlamentosu’ndaki Milletvekili Neoklis Silikiotis, bir yandan ENI-KOGAS’ın sözleşmesinin yenilenmesini selamlarken, diğer yandan Rum Hükümetine eleştirilerde bulundu.

Rum Hükümetinin sözleşmelerin yenilenmesini yeni bir şey ve başarı olarak gösterdiğini ancak sözleşmelerin yenilenmesinin, şirketlerin yükümlülüklerini yerine getirdiği takdirde ilk yapılan sözleşmelerde öngörüldüğünü belirten Silikiotis, bugün sözleşmelerin, şirketler yükümlülüklerini yerine getirmeden yenilendiğine dikkat çekerek, siyasi partilere de bu konuda bilgi verilmediğini söyledi.

Silikiotis, Hükümetin yükümlülükler konusunda daha talepkar olması gerektiğini de vurguladı.

EDEK’in Avrupa Parlamentosu’ndaki Milletvekili Dimitris Papadakis, Hükümetin enerji planlarının kesintisiz bir şekilde sürmesi gerektiği üzerinde durdu.

Türkiye’nin maksatlarının esiri olma mantığının yıkıcı olduğunu ve hidrokarbon alanında yeni keşifler yapma dinamiğini etkisiz hale getirdiğini savunan Papadakis, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in Barbaros gemisinin bölgeden ayrılması ve görüşmelerin başlanmasına karşılık ENI’nin sondaj cihazının sözde bakımının yapılması için gitmesini kabul ettiğini savundu.

Vatandaşlar İttifakı, Rum Yönetiminin sözde “MEB” içerisinde yeni ruhsatlar verilmesi için üçüncü tur ihaleye çıkılması çağrısında bulunurken, Çevreciler ve Ekologlar Hareketi ise sözde “MEB” içerisindeki doğal zenginliklerin Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorunundaki “uzlaşmaz” tutumunu terk etmeleri için bir teşvik olması gerektiğini öne sürdü.



“Enerji Verimliliği Strateji Belgesi 2016-2023”



Başbakanlık Devlet Planlama Örgütü (DPÖ), “2016-2023 KKTC Enerji Verimliliği Strateji Belgesi”yle ciddi enerji tasarrufu ve yenilenebilir enerji kaynaklarının artırılmasının hedeflendiğini açıkladı.

Belgede ortaya konan veri, değerlendirme ve öneriler ışığında 2023 yılına kadar, “KKTC’nin GSYİH başına tüketilen enerji miktarının (birincil enerji yoğunluğunun) 2012 yılı değerine göre en az yüzde 20 azaltılması, KKTC’deki CO2 emisyonunun 2012 yılına göre en az yüzde 10 daha az olması ve KKTC’deki yenilenebilir enerji kaynaklarının birincil enerji üretiminin en az yüzde 10’unun sağlaması” amaçlanıyor.

Ödül Muhtaroğlu başkanlığında, Tarım Bakanlığı ile işbirliği içerisinde, akademisyenler, sivil toplum örgütleri ve kamudan temsilciler tarafından oluşturulan komitenin hazırladığı, Bakanlar Kurulu’nun onayladığı ve resmi gazetede yayınlanan 2016-2023 KKTC Enerji Verimliliği Strateji Belgesi ile ciddi enerji tasarrufu ve yenilenebilir enerji kaynaklarının artırılmasının hedeflendiği belirtildi.

Bu belgede belirlenen stratejilerin hayata geçirilmesi sonucunda KKTC’de enerji verimliliği konusunda önemli gelişmeler ve ilerlemeler sağlanacağını belirten Muhtaroğlu, belgede yer alan 3 önemli amacı şöyle sıraladı:

“Bu belgede ortaya konan veri, değerlendirme ve öneriler ışığında sekiz strateji alanında belirlenmiş eylemlerin gerçekleştirilmesi ile 2023 yılında; KKTC’nin GSYİH başına tüketilen enerji miktarının (birincil enerji yoğunluğunun) 2012 yılı değerine göre en az yüzde 20 azaltılması; KKTC’deki CO2 emisyonunun 2012 yılına göre en az yüzde 10 daha az olması; KKTC’deki yenilenebilir enerji kaynaklarının birincil enerji üretiminin en az yüzde 10’unu sağlaması hedeflenmektedir.”

Muhtaroğlu, 2016-2023 yıllarını kapsayan KKTC Enerji Verimliliği Strateji Belgesi’nin uygulanmasında birçok kurum ve kuruluşa büyük görevler düştüğünü ifade ederek, 8 yıllık yol haritasının hayata geçirilmesi için toplam 28 kurum ve kuruluşa görev verildiğini kaydetti.

Ay ve yıl olarak çıkarılacak yasalar ve yapılacak düzenlemelerin de içerisinde belirtildiği belgede, yıl yıl hedeflerin ortaya konulduğunu ifade eden Muhtaroğlu, belgenin tümünün hayata geçirilmesi halinde 2023 yılına kadar elektrik tüketiminin azalmasından yenilenebilir enerjinin artmasına kadar enerji sektöründe “devrim” niteliğinde birçok yeniliğin hayata geçmiş olacağını belirtti.

2016-2023 yıllarını kapsayan KKTC Enerji Verimliliği Strateji Belgesi’ne göre toplam 8 ana strateji noktası ve bu stratejilere ait 26 politika belirlendiğini ifade eden Muhtaroğlu, strateji ve politikaları şöyle sıraladı:

“Strateji 1: Enerji verimliliğini destekleyecek kurumsal yapının güçlendirilmesi. Politika 1: Enerji verimliliği çalışmaları dahil enerji politikaları oluşturabilecek ve enerji alanında planlama ve denetleme yapabilecek kurumsal yapının ve diğer gerekli yapıların oluşturulması ve işbirliklerinin güçlendirilmesi. Politika 2: Enerji verimliliği uygulamaları için gerekli yasal altyapının ve koordinasyonun sağlanması. Politika 3: Enerji verimliliği dahil enerji alanında belirlenen politikalar doğrultusunda değerlendirmeye yönelik mekanizma oluşturulması. Politika 4: Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynakları alanlarında AR-GE çalışmalarının desteklemesi ve yatırımcıların teşvik edilmesi;

Strateji 2: Enerji verimliliğinde bilinç ve farkındalık kampanyalarının sürekliliği. Politika 1: Her yıl enerji verimliliği ayı düzenlenmesi. Politika 2: Sıradışı enerji verimliliği gayretlerini tanıma (recognition) ve tanıtma.

Strateji 3: Elektrik üretim, iletim ve dağıtımında verimliliği artırmak, enerji kayıplarını ve zararlı emisyonları azaltmak. Politika 1: 2018 yılına kadar Elektrik üretim, iletim ve dağıtımında gerekli tedbirleri alarak bu alanlarda enerji verimliliğini artırmak. Politika 2:

Elektrik enerjisi üretimi ile ilgili çevre emisyonlarının azaltılması. Politika 3: Yenilenebilir enerji üretiminin teşvikiyledağıtık üretimin artırılması. Politika 4: Akıllı şebeke altyapısının oluşturulmasına yönelik yatırımların yapılması.

Strateji 4: Binaların enerji verimliliğinin sağlanması. Politika 1: Yeni yapılacak binalarda, pencereler de dahil olmak üzere binayı çevreleyen dış yapı zarfının ısı yalıtımlı niteliğe dönüştürülmesi. Politika 2: Bina Performans Mevzuatının hazırlanması. Politika 3: Pasif mimari tasarım esaslarının hazırlanması. Politika 4: Isıtma-soğutma havalandırma cihazlarının enerji verimliliğinin artırılması. Politika 5: Evsel sıcak su hazırlama amaçlı kulanılan elektrikli boylerlerin enerji verimliliğinin artırılması. Politika 6: Kamu binalarında enerji verimliliği.

Strateji 5: Motorlu taşıtların birim fosil yakıt tüketimini azaltmak, toplu taşıma payını artırmak ve şehir içi ulaşımda gereksiz yakıt sarfiyatını önlemek. Politika 1: Gereksiz yakıt sarfiyatının önlenmesi. Politika 2: Hazırlanmasına rağmen uygulanmayan ve güncelliğini yitiren Karayolları Master Planı’nın revize edilerek uygulanmasının sağlanması.

Strateji 6: Sanayi, tarım ve hizmetler sektörlerinde nihai enerji yoğunluğunu ve enerji kayıplarını azaltmak. Politika 1: Sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinde, enerji alanında istatistik, ölçme-değerlendirme ve izlemeye yönelik bir mekanizma oluşturulması. Politika 2: Sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinde enerji verimliliğinin özendirilmesi. Politika 3: Enerji Verimliliği Proje Çalışmaları ve Yatırımları İçin Sürdürülebilir Finansman Mekanizmaların Geliştirilmesi.

Strateji 7: Teknik eğitimlerle enerji verimliliğinde bilgi akışını ve gelişimi sağlamak; kamu ve özel sektörde uzmanlar yetiştirmek. Politika 1: Kamu, sivil toplum örgütleri, teknik okullar ve üniversiteler arasında eğitim işbirliğiyle ilk 2,5 yıl içerisinde tüm kamu kurumları ve özel kurumlara enerji yöneticisi eğitimin vermek. Politika 2: Üniversiteler, kamu ve sivil toplum örgütleri arasında enerji uzmanı yetiştirme programı geliştirilmesi ve 1 yıl içerisinde ilgili teşviklerin uygulamaya geçmesi. Politika 3: Kamu ve özel kurumlarda enerji ile ilgili uygulayıcıların akademik uzmanlık veya sertifika sahibi olması ile ilgili yasal düzenlemenin 1 yıl içerisinde hazırlanması. Politika 4: Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji ile ilgili araştırma ve teknoloji geliştirme çalışmalarına teşvik geliştirilmesi ve 1 yıl içerisinde ilgili çağrıların açılması.

Strateji 8: Aydınlatma, su pompalama, beyaz eşya gibi sektörler arası büyük etkisi olan ürünlerde enerji verimliliğini sağlamak. Politika 1: Ürün ithalinde ve kullanımında enerji verimliliği yüksek teknolojilerin seçilmesi”

Bu belgeye göre hayata geçirilmesi planlanan başlıca düzenlemeler ise şöyle sıralandı:

“Tüm sayaçların akıllı sayaçlarla değiştirilmesi. Enerji Verimliliği Üst Kurulu oluşturulması. Enerji santrallarının zararlı baca gaz emisyonlarının azaltılması. Yenilenebilir enerji teşviklerinin artırılması ve özendirilmesi. Soğutma cihazlarında inverter vb. enerji verimliliği yüksek teknolojileri özendirmek için teşvik yöntemlerinin geliştirilmesi. Enerji verimliliği yasası ve ilgili tüzüklerin oluşturulması. Kamu binalarında enerji verimliliği artırılması. İç (mekan) ve dış (sokak) aydınlatmada enerji verimliliğinin artırılması. Ulaşımda toplu taşımacılığın tercih edilmesini sağlayacak uygulamalar ile yakıt tüketiminin azalması. Beyaz eşya ve elektronik aletlerde enerji verimliliği yüksek ürün sınıflarının ithal edilmesi. Şebekeye satış ve şebeke üzerinden enerji transferinin kolaylaştırılması. Gereksiz yakıt sarfiyatının önlenmesi. Yeni araçların vergilerinin düşürülmesi, 15 yıldan eski araçların vergilerinin artırılması. Mevzuattaki araç ağırlığı kıstasının değiştirilerek, CO2 salınımına göre vergi uygulanması için mevzuat geliştirilmesi. Binalarda ısı yalıtımı konusunda zorunlu standartların geliştirilmesi. Yayalar ve bisiklet kullanıcıları için güvenli yol ulaşımı sağlanması. Emisyon seviyesi düşük çevre dostu alternatif enerjili arabaların kullanımının yaygınlaştırılması. KKTC’de enerji verimliliğinin takibine yönelik olarak veri toplama, saklama ve ulaşma altyapısının oluşturulması .

KKTC şartlarına uygun enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynakları alanlarındaki ürünlerin araştırılmasına yönelik AR-GE çalışmalarının desteklenmesi. Ana İletim hatlarının tamamının 154 KV seviyesine yükseltilerek iletimdeki verimliliğinin sağlanması. Akıllı şebekeyi hedefleyen yatırımların yapılması. Türkiye ile kablo bağlantısı kurularak sistem entegrasyonunun sağlanması. Enerji verimliliği sağlayacak ürünlerin KKTC’de üretilmesinin desteklenmesi.”

Muhtaroğlu, strateji belgesine, Devlet Planlama Örgütü nün resmi web sitesi www.dpo.gov.ct.tr adresinden ulaşılabildiğini kaydetti.



TDP Genel Sekreteri Asım İdris oldu



Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Sekreterliği’ne Asım İdris getirildi. Partinin 9 kişilik Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleri de belirlendi. TDP’nin 20 Aralık’ta gerçekleştirilen 5. Olağan Kurultayı’nın ardından önceki akşam ilk toplantısını gerçekleştiren Parti Meclisi’nde, Genel Sekreterliğe oy birliğiyle Asım İdris getirildi. TDP Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu (TOCEK) Başkanlığına ise oy birliğiyle İsmet Cabacaba seçildi.

Daha sonra yapılan 20 adayın yarıştığı seçimde, 9 kişilik Merkez Yönetim Kurulu (MYK) şu isimlerden oluştu:

“Ayşe Öztabay, Ercan Hoşkara, Boysan Boyra, Suphi Hüdaoğlu, Pembe Birinci, Mehmet Burhan, Sinem Görüş, Erkut Yılmabaşar, Lisani Kalkanlı.”

TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit toplantıda yaptığı konuşmada, 20 Aralık’ta gerçekleştirilen 5. Olağan Kurultay’ın oldukça başarılı geçtiğini belirterek, “TDP şimdi çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam etmektedir” dedi.

Önümüzdeki süreçte herkesi çok daha zor görevlerin beklediğine dikkat çeken Özyiğit, bir yandan örgütlenme ağını genişletirken, diğer yandan var olan komiteleri daha da güçlendirerek yeni politikalar üretmeye, ülkenin ve halkın sorunlarına doğru çözümler önermeye devam edeceklerini ifade etti.

Özyiğit, 2016 yılında olası bir çözüm ve referandum sürecini yaşanabileceğini, buna hep birlikte hazırlanmak gerektiğini kaydetti.

Ülkenin içinde bulunduğu durumun da iç açıcı olmadığını savunan Özyiğit, “Dayatmalarla Kıbrıs Türk halkının iradesinin teslim edilmesinin istendiğini” ileri sürdü. Özyiğit, buna karşı çıkarak “dur demenin” görevleri olduğunu kaydetti.

TDP Genel Sekreteri seçilen Asım İdris de, güven ve destek için PM üyelerine teşekkür etti.

TDP’yi iktidara taşımak ve Kıbrıs Türk halkının iradesini hakim kılmak amacında olduklarını belirten İdris, bu hedefe ulaşmak içinde partinin yeni oluşan tüm kurulları ile bir bütün olarak çok çalışmaları gerektiğinin bilincinde olduklarını ifade etti.

Kurultay sürecinde ortaya konan tüm eleştirileri dikkate alarak hareket edeceklerini de belirten İdris, “TDP, çalışmalarını iyi bir iktidar olmak için yürütecektir” dedi.

İdris, katılımcılık ve üretimin en önemli ilkelerinden olacağını da sözlerine ekledi.



Akıncı, Gürpınarlı Maronitleri kabul etti



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı dün bir grup Gürpınarlı Maronit’i kabul etti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Maronitlerin yeni yılını kutlayarak, 2016’nın tüm Kıbrıslılar için daha huzurlu ve barış dolu bir yıl olmasını diledi.

Gürpınarlı Maronitler de Cumhurbaşkanı Akıncı’nın yeni yılını kutlayarak, başarılar diledi.



Elcil: “İki toplumlu öğretmenler, Kıbrıs’ın birleşmesi için seslerini yükseltiyor”



Yeni yıl dolayısıyla 60’a yakın Rum öğretmenin Kuzey’e geçmesi ile bir araya gelen Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum öğretmenlerin, bir araya geldikleri etkinlikte konuşan KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil, iki toplumlu öğretmenlerin Kıbrıs’ın birleşmesi, birlikte yaşama, işbirliği konularında seslerini yükselttiğini söyledi.

Elcil, açıklamasında Kıbrıs’ın etrafındaki savaşlara ve şiddet olaylarına da dikkat çekti.

Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra müzakere sürecinin devam ettiğini anımsatan Elcil, Kıbrıs sorununun çözümü yönündeki beklentilere işaret etti.

Elcil, öğretmenlerin Kıbrıs sorununun çözülmesinde ve barışın sağlanmasında önemli rol oynadığını da vurgulayarak, iki toplum arasında daha fazla işbirliğine gerek olduğunu da kaydetti.

Vizyonların, düşüncelerin değiştirilmesinde, zihinlerdeki duvarların yıkılmasında öğretmenlerin rolüne dikkat çeken KTÖS Genel Sekreteri Elcil, ana hedefin bu olması gerektiğini söyledi.

KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil, benzer bir etkinliğin 2016’nın Şubat ayında, yarıyıl tatiline girilmesiyle Güney’de de organize edileceğini açıklayarak, Kıbrıslı Türk öğretmenlerin Güney’deki okulları ziyaret edeceğini söyledi.

Rum Öğretmenler İnsiyatif adına konuşan Maria Mavrada, ise “Yeni yılda meslektaşlarımıza barış ve sağlık dileklerimizi iletmek için geldik” dedi.





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 1179
Bugün Tekil 336
Toplam Tekil 2523166
IP 3.84.130.252






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































14 Sevval 1440
Haziran 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Başka dile uymaz ananın sesi, Her sözün ararsan vardır Türkçesi
(Ziya GÖKALP)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.096 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu