BASIN BÜLTENİ Kalyoncu: “Hükümet kurulurken ortağımızla aynı noktadaydık, şimdi böyle olmadığını gördük” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Kalyoncu: “Hükümet kurulurken ortağımızla aynı noktadaydık, şimdi böyle olmadığını gördük”
Tarih: 29.12.2015 > Kaç kez okundu? 1075

Paylaş


Dün gerçekleşen Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulunda konuşan Başbakan Ömer Kalyoncu, suyun yönetimi konusunda koalisyon ortağı ile hükümet kurulurken aynı noktada olduklarını düşündüklerini ancak şimdi böyle olmadığını gördüklerini, sıkıntıyı aşmak için görüşmelerinin devam ettiğini söyledi.

Parti politikalarının, parti organlarında belirlendiğini belirten Kalyoncu, yapılan bir pazarlıkla ortaya bir sonuç çıktığını, parti meclisinde de bu sonucun tartışıldığını söyledi.

Ekonomik protokolün Türkiye ile henüz imzalanmadığını, çok büyük bir kısmının hazır durumda olduğunu ifade eden Kalyoncu, üreticinin içinde bulunduğu koşulların bilindiğini, 13. maaşlar ödendiğinde, çiftçilerin de ödeneceğini belirtti.

Kalyoncu, sorunun kaynağının suyla ilgili sıkıntının aşılamaması ve ekonomik protokolün imzalanmaması olduğunu söyledi.

Kalyoncu, TÜK’ün borçlanamamasının sebebinin eski borçlarından kaynaklandığını söyledi.

Başbakan Ömer Kalyoncu, “Statükonun esiri konumunda olan bir KKTC halkı ve devletinden söz ediyoruz. Üç yılda bir Türkiye ile ekonomik protokol imzalamazsak, ekonomik sıkıntı yaşayacağız. Bunu yaratan sadece Kıbrıslı Türkler değil” dedi. Bu statükodan çıkmak gerektiğini söyleyen Kalyoncu, KKTC’nin statüsünün dünya dışında bir pozisyonda olduğunu, anlaşma ile dünya içinde bir statüye gireceğini ifade etti. Kalyoncu, müzakerelerde toprak konusunun henüz görüşülmediğini, nerede taviz verileceğinin bilinmediğini söyledi.



Talat: “Amacımız suyu refahı yükselterek kullandırtan parti olmaktır”



2. Cumhurbaşkanı CTP- BG Genel Başkanı Talat, amaçlarının Türkiye’den gelen suyu “refahı yükselterek kullandırtan, çeşmelerden akıtan parti olmak olduğunu ifade etti.

Kanal SİM’e konuşan Talat “CTP geçmişinde daha öncede direndi. Ülkemizde yapılan en iyi işler bizim dönemimizde yapılmıştır. Bu konuda kitaplar yazabilirim. CTP’ye bu ülkenin ihtiyacı var. Genel Başkanı olduğum için söylemiyorum. CTP’ ye herkesin ihtiyacı var.

Başarı kavga meselesi yapıp CTP’yi güçlendirmek falan değildir ki bazıları böyle düşünüyor. Bence başarı meseleyi bizim istediğimiz gibi demeyeyim de bizim karşı çıkamayacağımız şekilde sonlandırmaktır. (Kıbrıs Postası)



Atun: “Su krizi hükümeti etkilemez”



Ekonomi Sanayi ve Ticaret Bakanı Suat Atun Kıbrıs Postasına yaptığı açıklamada su konusunda bir tereddütleri olmadığını belirterek “UBP’nin duruşu 2010’dan bu yana belidir. O süreç içinde neyi nasıl konuşmuşsak, o dönemde konuştuğumuz da ayni, siyasetti. Aynısını 2013 Siyasi bildirimize de yazdık şimdi aynisini savunuyoruz” dedi.

UBP’li Belediye Başkanları’nın Ulaştırma Bakanlığı’ndaki toplantısının genel bir değerlendirme olduğunu ve geçtiğimiz gün gerçekleşen CTP toplantısıyla bir ilgisi olmadığını belirten Atun, Kıbrıs Postası’nın sorduğu “su konusu hükümeti etkiler mi? Sorusu üzerine ise Bakan Atun “hükümeti etkilemesi yönünde bir ihtimal vermiyorum” dedi. (Kıbrıs Postası)



TC Orman ve Su İşleri Bakanlığı: " Geçitköy Barajı'na suyun iletilmesi devam etmektedir "



Türkiye Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki (KKTC) Geçitköy Barajı'na Türkiye tarafından suyun iletilmesine devam edildiği, verilen suyun denize boşa akıtıldığı bilgisinin doğru olmadığı bildirildi.

Yapılan açıklamada, açıklamada, 19 Temmuz 2010'da imzalanan Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Çerçeve Anlaşmasına göre, Türkiye tarafındaki Alaköprü Barajı'ndan alınan suyun KKTC'deki Geçitköy Barajı'nda depolanacağı, kalan diğer tesislerin (içme suyu, arıtma tesisi, terfi merkezleri, su hazneleri, dağıtım şebekeleri) KKTC tarafından yapılacağı anımsatıldı.

Kıbrıs'taki bu tesislerin gecikeceğini fark eden Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun teklifi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlığı dönemindeki talimatı ile 2 terfi merkezi, içme suyu ileri arıtma tesisi, su hazneleri ve 477 kilometre ana dağıtım hatlarının Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nce ihale edilerek tamamlandığı vurgulanan açıklamada, şehir su haznelerine kadar su iletilmekte olduğu ifade edildi.

Açıklamada şöyle denildi:

"17 Ekim 2015 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanlarımızın Kuzey Kıbrıs'taki projenin açılışında suyun işletilmesi görüşülmüş, şehir içi içme suyu altyapı yetersizliği olduğundan öncelikle bunların yenilenmesi gündeme gelmiş, Bakanımız Sayın Veysel Eroğlu'nun teklifi ile şebeke altyapı yatırımları ve işletmenin belli bir süre DSİ tarafından yapılabileceği teklif edilmiştir. KKTC üst yönetiminden bir heyet, bu konuda görüşme yapmak üzere ertesi hafta Türkiye'ye geleceğini iletmiş ancak bu gerçekleşmemiştir.

Ayrıca 1 Aralık 2015 tarihinde Sayın Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, Başbakan Yardımcımız Sayın Yıldırım Tuğrul Türkeş ile Orman ve Su İşleri Bakanımız Sayın Veysel Eroğlu'nun KKTC ziyaretleri sırasında bu konuyu yeniden görüşmüşlerdir. Son olarak, 24 Aralık 2015 tarihinde Maliye Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, Bakanlığımız Müsteşar Yardımcısı ve DSİ Genel Müdür Yardımcısından oluşan heyet Kuzey Kıbrıs'a gitmiş, konu KKTC Maliye Bakanı ve diğer heyet ile müzakere edilmiştir. Sistemin yap işlet devret modeli ile işletileceği, geçiş sürecinde ise DSİ tarafından işletilmesi konusunda mutabakat sağlanmıştır."

Geçitköy Barajı'na Türkiye tarafından suyun iletilmesine devam edildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Verilen suyun denize boşa akıtıldığı bilgisi doğru değildir. İletilen su ile yer altı suları beslenmektedir. Bu durum aşırı su sarfiyatından dolayı su seviyesi düşen yer altı suyunun yükseltilmesi ve tuzlu deniz suyunun su taşıyan tabakalara nüfuzunun önlenmesi açısından faydalıdır. Netice olarak, KKTC tarafının karar vermesi halinde hemen Lefkoşa'ya su verilebilecek durumdadır."



Özersay: “Yeni parti Ocak’ta kuruluyor”



Kudret Özersay, kapsamlı bir şekilde yaptıkları parti kurma çalışmalarının tamamlandığını ve yeni parti oluşumunun Ocak ayının ilk haftasında açıklanacağını söyledi.

Özersay, “Yeni yılın ilk haftası yeni siyasi parti, tüzüğü, vizyonu, sorunlara çözüm önerileri ve kurucu kadrosuyla kamuoyu önüne çıkacak. Memleketimize, eski siyaset anlayışından bıkan herkese hayırlı olsun” dedi.

Kudret Özersay, yazılı açıklamasında, Eylül ayında aldıkları parti kurma kararı sonrası bir süredir köy ve bölge ziyaretleri yaptıklarını ifade ederek, çalışmaları tamamladıklarını ve yeni partinin Ocak ayının ilk haftası içinde kurulacağını duyurdu.

4-8 Ocak tarihleri arasında bir gün partinin kurucu üyelerinin kamuoyu önüne çıkarak, partinin vizyonunu anlatacağını belirten Özersay, partinin isminin de basın toplantısında ilan edileceğini kaydetti.



Rum siyasi partiler, çözüm şeklinde uzlaşamıyor



Rumların, Kıbrıs sorununun çözümünü sağlayacak bir prosedürde uzlaşamaması ve olası bir referandumda görüş ayrılıklarının marjinal olması halinde Rum tarafı için bir felaket olacağı iddia edildi.

Rum tarafında faaliyet gösteren “Lefkoşa Üniversitesi” tarafından siyasi parti temsilcilerinin katılımıyla “Bölgedeki Gelişmeler ve Kıbrıs Sorunu” konulu bir panel düzenlendi.

Rum Fileleftheros gazetesi, siyasi parti temsilcileri tarafından panelde ortaya konulan görüşlerin taban tabana zıt olduğuna dikkat çekerek “sorunun, iki bölgeli, iki toplumlu federasyon kurulmasıyla çözüleceğine inanan da var, buna taban tabana zıt olup, bu seçeneğin çözüm yerine Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dağılmasını gündeme getireceğine inanan da” vurgusu yaptı.

Habere göre, Rumların, Kıbrıs sorununun çözüm şeklini gündeme getirecek bir prosedürde son anda dahi olsun uzlaşılamaması halinde, anlaşmanın nasıl mümkün olacağının da sorgulandığı panelde “Bir referandumda Rum tarafından genel bir sonuç çıkmaz ve görüş ayrılıkları marjinal olursa, felaket olacak” ortak saptamasına varıldı.

AKEL adına panele katılan Parti Sözcüsü Yorgos Lukaidis, AKEL’in Mesihlere inanmadığını, uluslararası gerçeklere Marksist yaklaşımla baktığını belirterek “Türkiye’yi üzerimizden nasıl atacağız?” dedi ve özetle şunları ekledi:

“Hükümetler çabaladı ancak çözüm bulmayı başaramadı çünkü çözümün anahtarı Türkiye’dir. Ankara istemezse ordusunu çekmeyecek. Çözümsüzlük Kıbrıs için de, Kıbrıs’ı batmayan uçak gemisi gören Türkiye için de olumsuzdur. Türkiye’nin doğal gazda muhatabımız olması fena olmazdı. Çünkü ancak bu şekilde bir çeşit çözüme varabiliriz. Bu konjonktürde Türkler Kıbrıs sorununun çözümünü çok istiyor.”

“Kıbrıs sorununda herhangi bir anlaşmaya varmadan önce Türkiye’nin hedeflerini daha iyi anlamalıyız” diyen DİKO Basın Sözcüsü Hristiana Erotokrtiu “Mısır, İsrail ve Rusya ile çatışmayı başaran Türkiye’nin, yayılmacı politikasının önünde engel olan Kıbrıs’ta siyasi bir çözüme ihtiyacı var. Ancak Anastasiadis hükümetinin izlediği politika çok tehlikelidir” dedi, özetle şunları ekledi: “Egemenlik Kıbrıslı Türklerden ve Kıbrıslı Rumlardan kaynaklanırsa bu, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin temellerinde saatli bomba olacak. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir oluşum yok. Türkiye Kıbrıs Cumhuriyeti’ni iptal etmek istiyor. Kıbrıs’ta müzakere edilen şartlarda federal devletin işleyebileceği yanılgıdır. Ortadoğu bulmacasını çözmeliyiz çünkü Kıbrıs sorunu için perspektifler var, yeter ki gerçekçi olalım.”

Vatandaşlar İttifakı Sözcüsü Aleksandros Mihailidis, Kıbrıs sorununun bölgedeki gelişmelerden etkilenen ve etkilenmekte olan “uluslararası bir mesele olduğunu” iddia ederek özetle şunları söyledi:

“Kıbrıs’ın iki büyük partisi DİSİ ve AKEL istila olgularına dayalı bir uzlaşı ileri götürüyor fakat Vatandaşlar İttifakı talepkar bir politika izlenmesini istiyor. Biz 1974 yenilgisinin bertaraf edilmesini istiyoruz ancak iki bölgeli iki toplumlu federasyondaki ısrar çıkmaza sürüklüyor. Kıbrıs halkı 2004’te Annan planını reddetti. İki toplumluluk ilave sorunlar yaratacak. Önerilen uzlaşı şartları Türkiye tarafından dayatılıyor.

Başkan Anastasiadis’ yanılgı politikası izliyor. Kıbrıslı Türk lider Akıncı güvenilebilecek biri değil. Yakınlaşmalardan söz ederken gerçekleri söylemiyoruz. Örneğin mülkiyeti biz farklı yorumluyoruz, Kıbrıslı Türkler farklı yorumluyor. Adil olmayacak bir çözüm ölü doğmuş bir çözüm olacak. Şu andaki uluslararası gelişmeler doğal gazın değerlendirilmesinde Türkiye’ye asla söz hakkı vermemesi gereken Kıbrıs Rum tarafı açısından çok elverişlidir.”



Rum siyasiler ortak mesaja bile tepki gösterdi



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, müzakere bölgesinde çekilen bir videoyla, Türkçe ve Rumca verdikleri Noel ve Yeni Yıl mesajına, Rum siyasi partilerden gelen tepkiler devam ediyor.

Rum Fileleftheros gazetesi, bazı siyasi güçlerin, bu eylemin doğru yöndeki bir eylem olduğu değerlendirmesini yaparken, bazı siyasi partilerin de, bu eylemin yabancı basın-yayın organlarında görüntülenmesi göz önünde bulundurulduğunda, Anastasiadis’in yanlış mesajlar verdiğini belirttiklerini yazdı.

Habere göre AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, Akıncı ile Anastasiadis’in aldığı inisiyatifin doğru yönde atılmış bir adım olduğunu; bu gibi eylemlerin olumlu bir hava oluşturduğunu, ancak liderlerin Kıbrıs sorununu kendi başlarına çözeceği yanılgısına kapılmamak gerektiğini belirtti.

Kıbrıs sorununun müzakere masasında çözüleceğini kaydeden Kiprianu, Türkiye’nin masada, anlaşmaya ulaşılabilmesi için iyi niyet göstermesi gerekeceğine vurgu yaptı.

Öte yandan Rum Ekologlar ve Çevreciler Hareketi de, liderlerin ortak mesajının, bir yandan, aralarında iyi bir ilişki bulunduğunu gösterirken, diğer yandansa bu eylemin ulaştığı mecra ile uluslararası alanda yayınlanması ve yorumlanmasıyla, olaya olumsuz boyutlar kazandırılabileceğine işaret etti.

Hareket ayrıca, Türkiye’nin sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni tanımaması ve askeri ile TC kökenli vatandaşların adada kalmasında ısrar etmesi halinde, Kıbrıs sorununa çözüm bulunamayacağı tezini yineledi.

Bu arada, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, CNN Türk kanalına verdikleri ve Hürriyet gazetesinde de yayımlanan röportajları, Rum basınına da yansıdı.

Rum Simerini gazetesinin haberine göre, iki liderin ayrı ayrı verdikleri röportajlarda, müzakerelerdeki mevcut safha, mülkiyet konusu, tazminatlar ve Maraş’ın iadesinden bahsettikleri belirtilirken, mülkiyetin çözülmesindeki en büyük engelin, tazminatlara ilişkin finansman yetersizliği olduğunun görüldüğü belirtildi.



3’lü Zirve toplantısından beklentiler büyük



Rum Fileleftheros gazetesi, 28 Ocak tarihinde gerçekleştirilecek Güney Kıbrıs-Yunanistan-İsrail Üçlü Zirvesi ve öncesinde Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in Davos’ta Dünya Ekonomik Forumu’na katılımının, 2016 yılında enerji ve Kıbrıs sorunu alanındaki çalışmaların ilk büyük durakları olacağını yazdı.

Üçlü toplantının ilk kez zirve düzeyinde yapılacağını kaydeden gazete, bilgilere göre toplantıda bugüne kadar görüşülenler ve açıklamaların hayata geçirilmesi, ayrıca askıda bekleyen konuların aşılmasının hedeflendiğini aktardı.

Önceliğin enerjide olduğunun görüldüğünü belirten gazete, şirketlerin de bu konuda baskılar yaptığına dikkat çekti.

Güney Kıbrıs ile Yunanistan’ın, Mısır ile olan üçlü işbirliklerinde olduğu gibi bu işbirliğinin de artık ilerlemesini istediklerini aktaran gazete, Mısır ile olan işbirliğinin daha hızlı ilerlediğine dikkat çekti.

Mısır ile olan üçlüye Ürdün’ün de katılması için zemin hazırlanmakta olduğunu kaydeden gazete, AB üye ülkelerinin de bölgedeki işbirliklerine müdahil olmaya ilgi gösterdiğini aktardı.

Gazete haberinde görüşmenin, İsrail ile Türkiye’nin yeniden yakınlaşmasının gölgesinde yapılacağına da vurgu yaptı.

Öte yandan Rum Alithia gazetesine göre, Delek Grubu Başkanı Yitzhak Tshuva, Doğu Akdeniz bölgesinde çok daha fazla doğalgaz olduğuna dikkat çekti.

Tshuva’nın, tüm bölgede; İsrail, Kıbrıs, Mısır ve diğer yerlerde keşfedilecek çok daha fazla doğalgaz ve petrol olduğu yönündeki inancını dile getirdiğini aktaran gazete, Tshuva’nın bu tez ve değerlendirmelerinin, Tel Aviv borsasındaki toplantıda ve enerji alanındaki analizciler huzurunda yapılmasıyla büyük bir önem kazandığı ve yeni perspektifler yarattığı kaydetti.



Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum oyunculara çağrı



“Baf 2017 Avrupa Kültür Başkenti” örgütü, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlara iki tiyatro oyununda yer alma ve bazı atölye çalışmalarına katılma çağrısında bulundu.

Rum Fileleftheros gazetesine göre örgüt, Baf’ın kültürel mirası ve tarihi fonunu yansıtacak “Mit ve Din” teması içerisinde, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum oyunculara 2017 yılında sahneye konacak iki tiyatro oyunu için yapılacak mülakatlarda yer alma çağrısında bulundu.

Örgüt, bu iddialı yapımlar çerçevesinde Şubat 2016’da bazı tiyatro atölye çalışmalarının yapılacağını da haber verdi.

“Lysistrata” adlı oyun için mülakatların 5 Şubat tarihinde ara bölgedeki Dayanışma Evi’nde gerçekleştirileceğini belirten örgüt, 21-26 yaşlarında iki Kıbrıslı Türk ve iki Kıbrıslı Rum oyuncunun arandığını belirtti.

Lefkoşa, Kudüs, Mostar gibi bölünmüş şehirlerden oyuncuların yer alacağı diğer oyunun “Troyalı Kadınlar” olduğunu belirten örgüt, 6-9 Şubat’ta Dayanışma Evi’nde ve 15-19 Şubat tarihlerinde Baf’ta “Palia Elektriki”de Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların katılabileceği İngilizce dilinin kullanılacağı atölye çalışmalarının yapılacağından da söz etti.



Akıncı, bu akşam canlı yayına katılıyor



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bu akşam, Bayrak Radyo Televizyon Kurumu moderatörlüğünde gerçekleşecek canlı yayına katılıyor.

Özel televizyon kanallarının birer temsilci göndereceği canlı yayın saat 20.00’da başlayacak.



Yakın Doğu Enstitüsü, Suriye konulu raporunu Dışişleri Bakanlığı’nda sundu



Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü tarafından hazırlanan ve Suriye’deki son gelişmeler ışığında bölgedeki çatışmaların nedenlerini ve sonuçlarını değişik yönleriyle inceleyen “Suriye: Çözüm ya da Kaos” başlıklı alan analizi raporu, Dışişleri Bakanı Emine Çolak’a ve bakanlık personeline sunuldu.

Sunumu Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü danışmanı ve raporun yazarı Ercan Çitlioğlu yaptı.

Dışişleri Bakanlığı konferans salonunda yer alan sunuma Dışişleri Bakanı Emine Çolak ve Yakın Doğu Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Umut Koldaş’ın yanı sıra Dışişleri Bakanlığı Dışişleri Dairesi Genel Müdürü Kemal Köprülü, YDÜ Yakın Doğu Enstitüsü Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Nur Köprülü, Yrd. Doç. Dr. Ali Dayıoğlu ile Dışişleri Bakanlığı daire müdürleri, müdür yardımcıları ve personeli katıldı.

Çitlioğlu, Suriye’de ve bölgedeki gelişmelerin Kıbrıs’ı da yakından ilgilendirdiğini vurguladı.

Sunumunda bölgedeki genel siyasi ekonomik ve askeri gelişmeler ışığında ülke içindeki ve dışındaki aktörler arasındaki dengeleri, dinamikleri ve çatışma alanlarını irdeleyen Ercan Çitlioğlu, bölgedeki gelişmelerin yalnızca bölgeyle sınırlı olmadığını ve Suriye krizi incelenirken bölgede etkin olma mücadelesi veren bu aktörlerin diğer bölgelerdeki dengelerinin, çatışma ve uzlaşı alanlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi.



Rum Bakanlar Kurulu ENI-KOGAS ortaklık şirketinin sondaj iznini uzattı



Rum Bakanlar Kurulu, Güney Kıbrıs’ın sözde “Münhasır Ekonomik Bölgesi” içerisindeki 2, 3 ve 9’uncu parsellerde doğalgaz arama hakkını elinde bulunduran ve bu iznin uzatılması için talepte bulunan ENI-KOGAS ortaklık şirketinin bu talebini onayladı.

Rum radyosu, Rum Bakanlar Kurulu’nun dünkü toplantısında, şirketin sondaj iznini 2018 yılına kadar uzattığını duyurdu.





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 23
Dün Tekil 1292
Bugün Tekil 719
Toplam Tekil 2527256
IP 54.91.4.56






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































17 Sevval 1440
Haziran 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Sevgim - Millete!
Vurgunluğum - Azadlığa ve adalete!
itaatim - Hocalarıma!
Borcum - Dostlarıma ve meslektaşlarıma!
Nefretim - Yalancılara ve iki yüzlülere!

(Ebülfez ELÇİBEY)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.001 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu