BASIN BÜLTENİ Eide mülkiyet konusunda “uzlaşının genel hatlarının” görülebildiğini söyledi - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Eide mülkiyet konusunda “uzlaşının genel hatlarının” görülebildiğini söyledi
Tarih: 19.12.2015 > Kaç kez okundu? 1146

Paylaş


Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, Kıbrıs müzakerelerinde, mülkiyette uzlaşı yönünde genel hatların ortaya çıkmaya başladığına inandığını söyledi.

Eide, çalışmalarının ancak ve ancak müzakarelerin son turunda çözümü mümkün olan konular dışındaki konuları çözme yönünde ilerlediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Espen Barth Eide, pazar günü yer alacak liderler görüşmesine hazırlık amacıyla bugün yaklaşık iki saatlik bir görüşme yaptı.

Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Akıncı ile görüşmesinin iyi geçtiğini belirten Eide, Ocak ayında yapılacak görüşmeler için iyi bir zemin oluşturmaya çalıştıklarını, liderlerin 20 Aralık Pazar günü yapacağı Aralık ayının son görüşmesinde Ocak ayının programını ele alacağını söyledi.

Bazı kilit konularda yararlı gelişmelerin yaşandığını ifade eden Eide, şimdi yapılması gerekenin, ancak müzakerelerin son turunda çözülebilecek konuları belirlemek olduğunu söyledi. Eide, hedeflerinin müzakerelerin son turunda ellerinde önemli ancak sayıca az konu kalması olduğunu ifade etti.

Mülkiyetle ilgili olarak Eide, bu konuda çok daha fazla zaman harcamamayı ve diğer konulara geçmeyi öngören bazı fikirler üzerinde çalıştıklarını söyledi.

Aylar öncesine göre mülkiyetle ilgili bir uzlaşıya çok daha yakın olduklarını ancak halen çözülmesi gereken unsurların bulunduğunu kaydeden Eide, “Her iki tarafın memnun kalabileceği, mülkiyet sorununda uzlaşıyla ilgili genel hatlarını görmeye başladığımıza inanıyorum, ancak liderler konuyu sonuçlandırmadan bunu açıklayamam” dedi.

Başlıkların üzerinde ayrı ayrı uzlaşıya varılacağı yöndeki anlayışın yanlış olduğunu belirten Eide, bazı başlıklardaki bazı konuların, farklı bir başlıktaki diğer konularla bağlantılı olduğunu belirtti.

Eide, “Gelecek aylar için umudum, elimizde, cevapları ya budur ya da diğeri diyebileceğimiz birkaç önemli sorunun kalmasıdır” dedi.

Mart 2016’da referandum yapılacağı tartışmalarıyla ilgili olarak da Eide, müzakerelerde bir takvimin bulunmadığını, ancak her iki liderin de kaybedecek zaman bulunmadığının altını devamlı olarak çizdiğini ifade etti.

Garantiler konusunda da Türkiye’de temaslarda bulunduğunu, yakın zamandan Atina’ya gideceğini, İngiltere ile yakın temas halinde olduğunu kaydeden Eide, ancak bir yerde tüm partilerin de bir araya gelmesi gerekeceğini ifade etti.

Son bir hafta içerisinde ekonomi başlığıyla ilgili olumlu gelişmeler yaşandığını, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu ve Avrupa Birliği’nden uzmanların liderlere destek olmak için BM yetkilileriyle çalıştığını kaydeden Eide, bankacılık, vergi konuları, vergilerin kullanımı gibi konuların ele alındığını söyledi.



Talat: “Çözümden çok fazla umutluyum”



CTP Genel Başkanı ve 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, çözümden daha fazla umutlu olduğunu ancak olası çözümün mutlaka güvence altına alınması gerektiğini söyledi.

Talat, “Çözümü güvenceye altına almazsak, alamazsak, fanatikler bu çözümü sabote edebilirler. Geçmişte gördük yaşadık. Kimse olamaz demesin, olur. Bu yüzden çok dikkatli ve özenli olmak durumundayız” dedi.

Mehmet Ali Talat, çok büyük dönüşüm anlamına gelecek, çözümün yaratacağı dinamizme işaret ederek, çözümün finansmanının çözümün kendisi olacağını belirtti.

İhtiyaç olması halinde kalıcı derogasyonlardan kaçınmamak gerektiğini ancak şu an bu yönde bir saptama olmadığını kaydeden Talat, AB’nin kalıcı derogasyonlardan korktuğunu ancak kalıcı derogasyonlardan korkmamak gerektiğini çünkü Avrupa’da çok sayıda kalıcı derogasyon örneği bulunduğunu söyledi.

2. Cumhurbaşkanı Talat, Avrupa Komisyonu Kıbrıs Temsilciliği ile Güney Kıbrıs’ta faaliyet gösteren Sosyal Reform Derneği (OPEK) işbirliğinde düzenlenen “Birleşik Bir Kıbrıs Mümkündür” başlıklı konferansta konuşma yaptı. DİSİ Genel Başkanı Averof Neofitu’nun da konuştuğu konferans, Lefkoşa’nı güneyindeki AB Evi’nde gerçekleşti.

Konferans nedeniyle bölgede çok geniş güvenlik önlemi alındı. Binanın içinde ve çevresinde çok sayıda polisin görev yaptığı AB Evi’ne, her zamankinden farklı olarak x-ray kontrolünden geçilerek girildi.

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan AB Temsilcisi Georgios Markopouliotis, etkinliğin bir birleşim noktası olduğuna işaret ederek, çözüm konusunda yanan umut ışığının devam ettiğini söyledi. Bir dönüm noktasında bulunulduğunu kaydeden Markopouliotis, AB Komisyonu’nun da süreci ve adanın birleşmesini desteklediğini belirtti.

2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da konuşmasında, Kıbrıs sorununun çözümünün artık bir şart olarak ortaya çıktığını ve bu konuda farklı düşünenin kalmadığını söyledi. Talat, “Artık herkes Kıbrıs sorununun çözüm zamanının geldiğine inanıyor. Geçmişte bu yoktu. Çözümü savunanlar kadar, karşı çıkanlar da vardı” dedi.

Talat, Kıbrıs Türk tarafının ciddi değişiklikler yaşadığını, zorlu ekonomik koşullar nedeniyle AB’nin düzenli ekonomik üst düzey yapısını özler hale geldiğini söyledi.



Türkiye’nin AB Bakanı Bozkır: “Kıbrıs müzakerelerinde uzun süre sonra çözüme yaklaşıldı”



Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Kıbrıs müzakerelerinde uzun süre sonra çözüme yaklaşıldığının altını çizerek, 2004'te adada Annan Planı için yapılan referandumun Rum kesiminde reddedilmesinde taraflar arasındaki milli gelir farkının etkili olduğunu söyledi.

Dönemin Rum liderinin güneyin zenginliğini kuzeyle paylaşmama sloganını etkili biçimde kullandığını kaydeden Bozkır, söz konusu farkın artık büyük ölçüde kapandığını kaydetti. Bozkır, adada liderlerin birçok tabuyu bazı önemli adımlar atarak yıkmayı başardığına ve iki liderin çözüm yönündeki iradelerinin önemli olduğuna dikkati çekti.

Bozkır, "Ben Kıbrıs sorununun çözülebileceğine kesinlikle inanıyorum. Suriye sorunu, Ukrayna sorunu, Filistin sorununun hepsinden daha fazla çözülebilir hale gelmiştir" dedi.

Bozkır, Türkiye'nin tam üyeliğine alternatif olarak ortaya atılan imtiyazlı ortaklık modelinin gündemden kalktığını da kaydetti.

AA Editör Masası'na konuk olan Bozkır, Türkiye-AB ilişkilerinin ivme kazanmasının ardından daha önce bazı AB ülkelerinin Türkiye'ye yaptığı imtiyazlı ortaklık tekliflerinin halen gündemde olup olmadığına ilişkin bir soruya, "Gündemden kalktığını söyleyebiliriz çünkü artık kimse imtiyazlı ortaklıktan bahsetmiyor, bilakis Türkiye'nin üyeliğinden bahsediyor" cevabını verdi.

Bakan Bozkır, müzakere fasıllarına ilişkin olarak da Türkiye'nin bugüne kadar 15 faslı açıp 1 faslı kapattığını ancak 15 yıldır bütün fasıllar açılmış gibi çalıştığını söyledi. "Bugünkü gerçek tablo, biz (fiiliyatta) 28 faslı açtık ve 14 faslı kapattık" diyen Bozkır, Kıbrıs sorununun çözüme doğru gittiğini, sorunun çözüme kavuşmasının ardından konsey kararı ile askıya alınmış 8 fasıl ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin beyanıyla askıya alınmış 5 faslın açılabilir, bütün fasılların ise kapatılabilir hale geleceğini kaydetti.



Beşparmak Düşünce Grubu: “Mülkiyet konusunda atılacak yanlış adımın kalıcı, sürdürülebilir bir uzlaşıyı menfi yönde etkileyebilecek yansımaları olacaktır”



Beşparmak Düşünce Grubu, mülkiyet konusunda atılabilecek herhangi bir yanlış adımın, konunun salt bireysel bir hakkın tanınmasının çok ötesinde, iki taraf arasında kalıcı, sürdürülebilir bir uzlaşıyı menfi yönde etkileyebilecek yansımaları olacağı öngörüsünde bulundu.

Beşparmak Düşünce Grubu, özellikle Kuzey'de on yıllar içerisinde oluşan sosyo-ekonomik dokuyu zedeleyip halkı yeni travmalara tabi tutacak bir mülkiyet sisteminin iki kesimlilik yanında Kıbrıs Türkü’nün ekonomisine de ciddi darbe vuracağını, bazı sektörlerin çökeceğini ileri sürdü.

Beşparmak Düşünce Grubu, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide'nin “anahtar konu” olarak tanımladığını kaydettiği mülkiyet konusunda, halkın belli bir kesiminde Kıbrıs Türk tarafının uluslararası hukukun dışında olduğu şeklinde yanlış bir algı bulunduğunu kaydederek, Kıbrıs Türk tarafının bu konudaki tutum ve uygulamalarının özelde Avrupa hukuku, genelde ise uluslararası hukukla uyum içinde olduğunu belirtti.

Beşparmak Düşünce Grubu’nun, müzakerelerde ele alınmakta olan konularla ilgili basında çıkan son haberler ve bu konuda Rum tarafınca kamuoyuna sızdırılan bilgiler konusundaki yazılı olarak açıkladığı gözlem ve düşünceleri şöyle:

1. Sayın Cumhurbaşkanı Akıncı'nın Kıbrıslı Türklerin kendi güvenliklerini Türkiye'nin garantisinde gördüklerine vurgu yapması; "Kıbrıslı Türklerin kendi bölgelerinde Kurucu Devletlerini kendi iradeleri ile yönetmelerinin yanı sıra nüfus ve mülkiyet sahipliği açısından da sarih çoğunluk sahibi olmalarının Kıbrıs Türkleri açısından vazgeçilmez temel prensiplerinden olduğunu" ifadeyle bunun iki kesimliliği tanımlayan bir BM parametresi olduğunun altını çizmesi; mülkiyet konusunda ilk söz hakkının eski mal sahibinde olması şeklindeki iddianın kesinlikle söz konusu olmadığını ifade etmesi; nüfus konusunda "tüm KKTC yurttaşlarının Birleşik Federal Kıbrıs vatandaşı ve AB vatandaşı olacaklarını... Kıbrıslı Türkler ve Rumların vatandaşlık sayısının dondurulamayacağını... nüfusun doğal akış içinde gelişeceğini" ve "bu konunun herhangi bir şekilde oranla sınırlandırılmayacağını" söylemesini isabetli buluyor, müzakere masasında bu ve benzeri temel konuların özde ve detayda da kararlılıkla savunulmasını bekliyoruz.

2. Bu arada, Rum Lider Sayın Anastasiadis'in "tavizler olursa çözüm yarın bile olabilir" diyerek bunu "karşı taraf mantıklı olursa ..." gibi son derece talihsiz bir söylemle koşula bağlamasını, görüşmeler sürecinin amaç ve ruhuna aykırı görüyor ve yadırgıyoruz. Kıbrıs'ta olası bir uzlaşının karşılıklı ve dengeli tavizler, tarafların birbirlerinin haklı tutum ve hassasiyetlerine saygı göstermesi ve iki kesimlilik ile eşitliğe dayalı yeni bir ortaklık hedefinden sapılmaması sonucu elde edilebileceği açıktır. Bu hedefe ters düşen tek yanlı söylem ve eylemler süreci zedeler, hatta anlamsızlaştırır. Kaldı ki, bu konuda eskiden beri üstüne düşeni fazlasıyla yapmış bulunan tarafın Kıbrıs Türk tarafı olduğu herkesçe bilinmektedir.

3. Rum basınında çıkan ve yine Sn. Anastasiadis'e atfedilen haberlerde, en karmaşık konuların başında gelen mülkiyet konusunda 22-23 kategori belirlendiği, sorunun çözümüyle ilgili olarak ise 5 çarenin üretildiği belirtilmektedir. Üretildiği söylenen bu çarelerin ise ağırlıklı olarak mülkün iadesini öngördüğü, en azından buna kapıyı açtığı görülmektedir. Halbuki Sayın Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs Türk tarafı olarak bizim, bugüne kadar olduğu gibi, gerekli olan iki kesimliliği gerçekleştirebilmek için ağırlıklı olarak tazminatı öngördüğümüzü mükerrer açıklamalarla ortaya koymuştur. Bu çelişen iki duruş karşısında halkımızın, diğer tüm konularda olduğu gibi, bu son derece hassas konuda doyurucu olarak acilen aydınlatılması gerekmektedir. "Her şey kabul edilmeden hiçbir şey kabul edilmiş sayılmayacaktır" söylemi, halkın bu konudaki endişelerini gidermekte yeterli değildir, çünkü bu hassas süreçte atılan her adım, söylenen her söz, noktasına virgülüne kadar bağlayıcı addedilmekte, bunlardan geri adım atılması pratikte mümkün olmamaktadır.

4. Mülkiyet konusunda atılabilecek herhangi bir yanlış adımın, konunun salt bireysel bir hakkın tanınmasının çok ötesinde, iki taraf arasında kalıcı, sürdürülebilir bir uzlaşıyı menfi yönde etkileyebilecek yansımaları olacaktır. Özellikle Kuzey'de on yıllar içerisinde oluşmuş bulunan sosyo-ekonomik dokuyu zedeleyip halkımızı yeni travmalara tabi tutacak bir mülkiyet sisteminin iki kesimlilik yanında ekonomimize de ciddi darbe vuracağı, diğer sektörler yanında bankacılık, turizm, tarım/hayvancılık, ticaret ve sanayi sektörlerimizin çökmesine neden olabileceği değerlendirilmektedir. Belirsizliğe dayalı, zaman itibarıyla herhangi bir hukuki kesinlik taşımayan, finansmanının ise nereden geleceği bilinmeyen bir mülkiyet rejiminin kişileri karşı karşıya getirerek sorunun toplumsal bazda ve etkin bir şekilde çözümlenmesini engellemesi kaçınılmaz olacaktır. Ortaya konan tablonun 2004'te ayrı ayrı ve eş zamanlı referandumlara sunulan Annan Planı'ndaki mülkiyet rejiminin de gerisinde olabileceğini bu noktada belirtmek isteriz.

5. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Eide'nin "anahtar konu" olarak tanımladığı yine mülkiyet konusunda, halkımızın belli bir kesiminde Kıbrıs Türk tarafının "uluslararası hukukun dışında olduğu" şeklinde yanlış bir algı bulunmaktadır. Halbuki, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) tavsiyesi/önerisi üzerine KKTC'de kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) ve AİHM'nin 2010 yılında aldığı "Dimopoulos v. Turkey" kararından da görüleceği üzere, Kıbrıs Türk tarafının bu konudaki tutum ve uygulamaları özelde Avrupa hukuku, genelde ise uluslararası hukukla uyum içindedir. Bu bakımdan TMK’nın çalışmalarını kolaylaştırıp ivme kazandıracak finansal ve yönetsel alt yapının süratle güçlendirilmesine ihtiyaç vardır. Esasta salt hukuki bir konu olmayıp, tarihi gelişimi ve büyüklüğü/hacmi itibarıyla zaruret sonucu siyasi bir konuya dönüşen mülkiyet konusunda, tanınsın veya tanınmasın, Devletimiz tarafından verilmiş olan belge ve tapuların mülkiyet konusunda kararlaştırılacak düzenlemelerde geçerliliğini tartıştıracak, tehlikeye atacak ve yeni belirsizlik ve mağduriyetlere uğratacak formül ve yaklaşımlardan kaçınılmalıdır. Nitekim 2004 BM Kapsamlı Çözüm Planında KKTC tarafından verilen tapular göz ardı edilmemiş, “mevcut kullanıcıların” hakları bunlara dayandırılmıştır. Diğer yandan, Kıbrıs Rum tarafının, Devletimiz tarafından kendilerine hak ve belge/tapu verilmiş insanlara ayrımcılık yaparak onları Kıbrıslı/Türkiyeli/yabancı gibi kategorilere ayırmaya yönelik girişimlerinin de kararlılıkla karşısında durulmalıdır.

6. Geçmiş değerlendirmelerimizde de ifade ettiğimiz gibi, temel bir konu olan iki kesimliliğin, Karpaz ve diğer yerlerde "özel statü bölgeleri" ihdas emek suretiyle tahrip edilmesi ve yerine "kantonal sistemin" getirilmesi, Kıbrıs adasında kalıcı ve sürdürülebilir bir uzlaşının temellerine dinamit koymak anlamına gelecektir. Bundan özenle kaçınılması gerekirken, Kıbrıs Türk tarafının masada buna kapıyı açan bir tutum içine girdiği şeklindeki duyumlar gerçekten kaygı vericidir. İki kesimlilik ve iki toplumluluk ilkelerinin, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisiyle birlikte, gelecekte halkımızın can ve mal güvenliği ile Ada'daki Kıbrıs Türk varlığının temel taşlarını oluşturduğu unutulmamalıdır. Olası bir çözümde Kıbrıs Türk Kurucu Devleti'ne yerleşecek/burada yaşayacak Rum nüfusun Rum tarafının ısrarla savunduğu "4 özgürlük" adı altında talep ettiği haklar, zaman içinde Kıbrıslı Türkleri kendi bölgelerinde azınlık durumuna düşürebilecektir. Bu da BM tarafından "sarih nüfus ve mülkiyet çoğunluğu Kuzey'de Kıbrıslı Türklerde, Güney'de ise Kıbrıslı Rumlarda olacaktır" şeklinde belirlenmiş olan ve iki kesimliliğin esasını teşkil eden tanımlamaya ters düşmektedir.

7. İki halkın nüfus oranları konusunda Sayın Akıncı'nın mevcut 4'e 1 oranının geleceğe yönelik olmayıp bunun "sadece bir çözüm sonrası Türkiye ve Yunanistan'dan geleceklerle ilgili olacağını" söylemesini de yadırgıyor, yanlış veya doğru herhangi bir oranın ifade edilmesini Kıbrıs Rum tarafı açısından ırkçı ve hegemonyacı tutumlarının bir tezahürü olarak görüyoruz. Vatandaşlık konusu federal bir yetki olacağına ve çalışma/ikamet izinleri ihtiyaca göre yasalarla düzenleneceğine göre Türk vatandaşlarını 4’te 1 oranına sınırlamanın ayrımcılık olduğunu düşünüyoruz. Türkiye ve Yunanistan, AB üyesi olup olmadıklarına bakılmaksızın, iki Anavatan ve Garantör olarak Kıbrıs açısından eşit haklara sahip olmalıdır. Konuya rakamsal/oransal bir çerçevede bakmak, Ada içinde ve Doğu Akdeniz'deki dengeler açısından taşıyacağı sakıncalara ilaveten, karşı tarafın ileride istismarına da açıktır.

8. Can ve mal güvenliğimizin temelini teşkil eden ve yaşamsal bir konu olan Garantilerle ilgili olarak basında çıkan haberler özellikle kaygı verici olup bunların doğru olmadığını ümit etmek isteriz. Türkiye'nin etkin ve fiili garantisini sulandıracak, etkisizleştirecek ve bir bütün olarak varlığı devam etmesi gereken Garanti ve İttifak Antlaşmalarını birbirinden kopararak mevcut sistemi "tek ayakla" yürümeye mahkum edecek bir yaklaşımı doğru bulmuyoruz. Garantörlerin Ada'da asker konuşlandırmasına cevaz veren İttifak Antlaşması ile gerekli durumlarda Garantörlere müdahale hakkı tanıyan Garanti Antlaşması birbirini tamamlayıcı iki Antlaşma olarak mevcut güvenlik sisteminin iki ayağını oluşturmaktadır. Bu sistem geçmişte etkinliğini kanıtladığı gibi, gelecekte de kurulacak yeni durum ve koşulların (state of affairs) yaşayabilirliğinin teminatı olacaktır. Rum tarafı bu konuda kötü bir niyet taşımıyorsa, buna karşı çıkmasının haklı bir gerekçesi bulunmamaktadır.

Bu bağlamda, görüşmelerin içinde bulunduğu süreç içerisinde GKRY ile Garantör ülkelerin,1960 Antlaşmaları çerçevesinde Doğu Akdeniz'de tesis edilen Türk- Yunan dengesine özen göstermeleri gerektiğini bir kez daha vurgulamak isteriz. GKRY’nin son zamanlarda tüm Kıbrıs adına savunma alanında stratejik adımlar atmaya yönelmesi, Kıbrıs’a ilişkin temel BM ilkelerine olduğu kadar, görüşmelerin özüne ve ruhuna aykırıdır. İngiltere’nin yapılan son anlaşmalar hakkında "Güney Kıbrıs ikili antlaşmalara girme yetkisine haizdir" mealinde açıklamalar yapması bu hukuksuz ve tek taraflı davranışlara meşruiyet kazandıramaz. Söz konusu anlaşmaların bazılarına taraf olan Yunanistan’dan kaynaklanan AB – NATO – BM Güvenlik Konseyi gibi yeni garantör arayışlarına veya Kıbrıs üzerinde yeni bir güvenlik sistemi önerileri kabul edilemez. Garantör Devletlerin bu tür adım ve girişimlere destek anlamına gelecek beyan ve davranışlarda bulunmalarının Garanti ve İttifak Antlaşmaları çerçevesindeki vecibeleri ile de bağdaşmadığını unutmamaları gerekir. Soruna çözüm bulunmasına katkı koymak isteyen tüm uluslararası çevrelerden ve tüm ilgili taraflardan, stratejik güvenliğimizi derinden etkileyen hususlara dikkat etmelerini beklemek hakkımızdır.”



Lidington: “Kıbrıslılara yardımcı olmak için Türkiye ve Yunanistan’la birlikte çalışmaya devam edeceğiz”



İngiltere’nin Avrupa Bakanı David Lidington’un “İngiltere, Kıbrıslıların menfaati için Türkiye ve Yunanistan’la birlikte, çözümün güçlü destekçilerinden biri olacak” dedi.

Rum Simerini gazetesi Lidington’un bunu, Muhafazakar milletvekili Craig Whitaker’in, İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın Kıbrıs sorununun çözümü için Türkiye ve Yunanistan’la görüşmelerine dair sorusunu cevaplarken söylediğini yazdı.

Habere göre İngiltere’nin, BM himayesindeki müzakere prosedürüne desteği yapılandırma çabalarının bir parçası olarak gerek Ankara’yla gerek Atina’yla çeşitli düzeylerde rutin temasları olduğuna dikkat çeken Lidington “Kıbrıslı Türklerle Rumların Ada’larını adil ve sürekli çözümle yeniden birleştirmelerine yardımcı olmak için gerek Yunanistan’la gerek Türkiye’yle birlikte çalışmaya devam etmek istiyoruz” dedi.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın Lordlar Kamarası’ndaki temsilcisi Barones Anelay da yazılı cevabında “Ada’daki ilk ifadelerin aksine ABD Kıbrıs Cumhuriyeti’ne silah ambargosunu kaldırma kararı almamıştır” dedi ve konuyla ilgili ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamayı tekrarladı.

Gazete devamla Daily Telegraph gazetesinin dünkü sayısında, Kıbrıs sorununun çözüm perspektifiyle ilgili haber yayımlandığını ve Kıbrıs’ın yeniden birleşmesinin büyük jeopolitik etkileri tetikleyebileceğine dikkat çekildiğini yazdı.

Gazeteye göre haberde “Kıbrıs küçük olabilir ama coğrafik konumu (AB’nin en doğusunda olması) kendisine çok büyük stratejik önem veriyor. Kimi değerlendirmelere göre yeniden birleşme Ada’nın Gayrı Safi Yurtiçi Hasılası’nı ilk beş yılda 5 milyar, sonraki 20 yıl içinde de 10 milyar Euro güçlendirebilir” ifadelerine yer verildi.

İlgili haberde ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin, Cumhurbaşkanı Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’i ılımlı ve çözüm isteyen liderler diye niteleyerek çözümün mümkün olduğu açıklaması da hatırlatıldı. İki toplumun cep telefonu şebekeleri, elektrik şebekeleri ve iki liderin Lefkoşa’nın her iki kesiminde de dolaşmalarına işaret edilen haberde bu jestlerin yeniden birleşme lehine ekonomik mantığa gönderme yaptığı da belirtildi.

Daily Telegraph çözümden önce önemli engellerin varlığını koruduğuna da dikkat çektiği haberinde bunları “yönetim (yazar parantez açarak, başkanlığın muhtemelen dönüşümlü olacağı notuna yer verdi), güvenlik (yazar, yaklaşık 35 bin Türk askeri bulunduğu ve Ankara’nın muhtemelen, Kıbrıslı Türklerin çıkarları tehdit altında olursa asker gönderme hakkını muhafaza edeceği notunu düştü) ve toprak olarak sıraladı.

Gazete toprağın en dikenli konulardan biri olduğuna dikkat çekerek, uluslararası fon aracılığıyla tazminat gerekebileceğine işaret etti.



Şehitler törenlerle anılacak



“21-25 Aralık Mücadele ve Şehitler Haftası” dolayısıyla başkent Lefkoşa ve ilçelerde anma törenleri düzenlenecek.

Hafta kapsamında 25 Aralık Cuma günü "27 Aralık Atatürk Koşuları" da yapılacak.

Mücadele ve Şehitler Haftası nedeniyle 21 Aralık Pazartesi günü başkent Lefkoşa’da Şehitler Abidesi önünde anma töreni düzenlenecek.

Törene Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, Türkiye Büyükelçisi, KTBK ve GKK Komutanı, Yüksek Mahkeme Başkanı, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı ve diğer yetkililer katılacak.

Şehitleri Anma Programı ise Atatürk Kültür Merkezi’nde saat 10.00’da başlayacak. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayacak programda, marşlar okunacak, “Bu Vatan Bizim Oratoryosu” düzenlenecek, Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği ve Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği başkanları konuşma yapacak.

Programda yer alan yerel törenler ise şöyle:

22 Aralık, Türkeli (Ayvasıl) Şehitlerini Anma Töreni, 23 Aralık Larnaka (İskele) Şehitlerini Anma Töreni, 24 Aralık Kumsal Şehitlerini Anma Töreni 25 Aralık Küçük Kaymaklı Şehitleri ve Şehit Hüseyin Ruso’yu Anma Töreni. Bu arada şehitler için 21 Aralık Pazartesi günü ülke genelindeki tüm merkezi camilerde Mevlid-i Şerif okunacak.



Güney Kıbrıs mülteciler için katkı koymazsa izleme komitesine katılmayacak



Brüksel’in, mülteciler konusunda Türkiye’ye 3 milyar Euro mali yardıma bulunulmasıyla ilgili istişarelerde Rum Yönetimi’ni, ya kendi ulusal bütçesinden katkı koyma veya kurulacak izleme komitesine katılmama ikilemiyle karşı karşıya bıraktığı haber verildi.

Rum Fileleftheros gazetesi haberinde Türkiye ile AB arasında, ödeneklerin yönetilmesi konusunda sadece bağışçı-devletlerin katılması istenen bir İzleme Komitesi (Steering Committee) kurulacak olmasının Rum Yönetimi açısından tehlike olduğunu yazdı.



Rum milletvekillerinden “AB, Doğu Akdeniz’deki enerji rezervlerinin değerlendirilmesini desteklemeli ve buna aktif olarak müdahil olmalı mesajı”



Güney Kıbrıs’ın Avrupa Parlamentosu’ndaki Milletvekilleri Lefteris Hristoforu ve Neoklis Silikiotis’in AB’nin, Doğu Akdeniz’deki enerji rezervlerinin değerlendirilmesini desteklemesi ve buna aktif olarak müdahil olması gerektiği mesajı verdikleri bildirildi.

Fileleftheros gazetesine göre Avrupa Parlamentosu’ndaki konuşmasında Hristoforu, AB’nin, Doğu Akdeniz bölgesindeki enerji yatırımları ve enerji planlamaları konusunda hızlıca harekete geçmesi gerektiğini söyleyerek, bunların AB’nin bizzat kendisinin stratejik hedeflerine hizmet edeceğini vurguladı.

AB’nin neredeyse tüm enerji bağımlılıklarından kurtulmasının sadece bir teori ve slogan olmaması gerektiğini, belirli eylemler ve projelerle faaliyete geçirilmesi gerektiğini ifade eden Hristoforu, Doğu Akdeniz’de bugün AB için enerji alanında önemli perspektiflerin öne çıktığını belirtti.



Sucuoğlu: “Turizmin lokomotif sektör olarak rakibi yok



Turizm Bakanı Faiz Sucuoğlu, lokomotif sektör olarak turizmin rakibi olmadığını, Kuzey Kıbrıs’ta bu sektörün önünde ciddi bir engel de bulunmadığını kaydetti.

Turizm konusunda gerekli bilince ulaşılmasıyla, herkesin üzerine düşen görevi tam anlamıyla yapmasıyla ve eğitimin sürece dahil edilmesiyle kaliteli bir turizm ordusu yaratılabileceğini vurgulayan Sucuoğlu, “Kıbrıs Türk halkının Maltalıdan ne eksiği var? Yoktur. Fazlası vardır ama Malta bugün bunu başardı. Kuzey Kıbrıs olarak biz neden başarmayalım?” diye sordu.

Kuzey Kıbrıs’ın avantajı olduğuna da dikkat çeken Turizm Bakanı Sucuoğlu, “Bizim Anavatanımız var. Her dara, sıkıntıya düştüğümüzde başvurduğumuz ve gerekli katkıyı aldığımız bir adresimiz var. Turizmdeki krizin çözümünü bulmak için uzun süre geçmeden Türkiye’ye ziyaret yapacağız ve eminim gerekli katkıyı alacağız” şeklinde konuştu.

Kıbrıs Türk Otelciler Birliği'nin öncülüğünde, Türkiye Cumhuriyeti’nin finansmanıyla turizm çalışanlarına, yöneticilerine ve ara yöneticilere turizm konusunda verilen eğitimlerin tamamlanası kapsamında düzenlenen kokteylde konuşan Sucuoğlu, turizm konusunda açıklamalarda bulundu.

Katkı almak için projeler hazırlanacağını da kaydeden Bakan Faiz Sucuoğlu, “Eski dönem artık bitti. Bunu herkes bilecek. Muhataplarımızla ev ödevlerimizi yaparak, projelerimizi hazırlayarak konuşacağız. Ev ödevini yapan, projelerini hazırlayan ekiplerin Türkiye Cumhuriyeti’nden eli boş dönmesi mümkün değil” şeklinde konuştu.

Sucuoğlu, Türkiye’nin yatırımlar konusunda, özellikle turizm yatırımları konusunda KKTC’yi her yönüyle desteklediğini söyledi.



Avrupa Komisyonu Kıbrıs Ofisi yuvarlak masa toplantısı düzenleyecek



Avrupa Komisyonu Kıbrıs Ofisi, “Avrupa Birliği’nde Federal Devletler: Zorluklar ve Fırsatlar” konulu yuvarlak masa toplantısı düzenleyecek.

Avrupa Parlamentosu Kıbrıs Bilgilendirme Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre 21 Aralık Pazartesi günü gerçekleştirilecek toplantı Kıbrıs Türk Ticaret Odası Toplantı Odası’nda yer alacak.

Toplantıda Avrupa Parlamentosu Kıbrıs Ofisi Başkanı Andreas Kettis ile Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros birer açılış konuşması yapacak.

Ardından Kıbrıs Rum Müzakere Heyeti’nden Mülkiyet Konusu Çalışma Grubu Başkanı Erato Kozakou Marcoullis “Farklı Modeller, Farklı Zorluklar” başlıklı bir sunum yapacak. Ardından Avusturya Büyükelçisi Karl Mueler “Avusturya Örneği: En iyi Uygulamalar” , Kıbrıs Üniversitesi’nden Niyazi Kızılyürek “Federal Kıbrıs’ın Tarihsel ve Siyasi Temelleri” ve son olarak da, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı, Kıbrıs Türk Müzakere Heyeti’nden AB İşleri Çalışma Grubu Başkanı Erhan Erçin “AB Çatısı Altında Federal Kıbrıs: Kıbrıslı Türk Bakış Açısı” konulu sunumlar yapacak.



Gazimağusa konulu resim yarışması yapılacak



Antik Mağusa Vakfı, Telsim işbirliğinde Gazimağusa konulu resim yarışması düzenliyor. “Mağusa’nın en renkli yarışması seni çağırıyor” sloganı ile düzenlenen yarışmada gençler, mimarisi ve tarihi ile Kıbrıs’ın en renkli liman kentlerinden Gazimağusa’yı resmedecek. Gazimağusa’daki tüm ortaokul ve lise öğrencilerinin katılabileceği yarışmaya 22 Aralık tarihine kadar başvuru kabul ediliyor.



Tekke Bahçesi’nde Türk tasavvuf müziği konseri ve sema gösterisi yapılacak



Yakın Doğu Üniversitesi'nin (YDÜ) düzenlediği “büyük Türk mutasavvıfı ve düşünürü Mevlana Celaleddin Rumi’nin 742. ölüm yıldönümünde Hz. Mevlana'yı anma” etkinlikleri sürüyor.

YDÜ Rumi Enstitüsü’nün organizasyonu ile düzenlenen etkinlikler, bu akşam, İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu ve İzmir Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nun katkılarıyla Türk Tasavvuf Müziği Konseri ve Sema Gösterisi ile devam edecek. Lefkoşa Mevlevihanesi’nde (Tekke Bahçesi) yer alacak olan etkinlik ücretsiz ve halka açık olacak.



Kalyoncu: “Unutulmuş gibi görünen bir bölgenin yeniden canlandırılmasına büyük katkı yapacak bir çalışma”



Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ)’nin TUBİTAK desteğiyle yürüttüğü “Akıncılar (Luricina) Köyünün Mimari ve Kültürel Mirasının Korunması ve Yaşatılması Projesi” kapsamında yapılan çalışmalardan oluşan sergi Başbakan Ömer Kalyoncu tarafından Bedesten’de açıldı.

TÜBİTAK destekli proje kapsamında bölgedeki eski evlerin rehabilitasyonu ele alındı. Sergide, proje kapsamında oluşturulan çizim ve posterler yer alıyor.

Başbakan Ömer Soyer Kalyoncu serginin açılışında yaptığı konuşmada serginin Bedesten gibi restore edilmiş bir tarihi binada yapılmasının önemli olduğunu söyledi.

“Akıncılar (Luricina) Köyünün Mimari ve Kültürel Mirasının Korunması ve Yaşatılması Projesi”nin unutulmuş gibi görünen bir bölgenin yeniden canlandırılmasına büyük katkı yapacak bir çalışma olduğunu anlatan Kalyoncu, çalışmaya katkı koyanları tebrik etti.

“Şimdi bu projenin hayata geçirilmesi arzu edilir. Bunun için de daha büyük bir ekibin işi ele alması gerekiyor. Umarız önümüzdeki dönemde bunun için gerekli mali kaynakları buluruz ve hayata geçiririz” diyen Kalyoncu, kırsal ve kentsel yaşamın dengeli gelişmesi adına kırsal kesimde eski yapıların restore edilmesinin yararlı olduğunu anlattı.



İnsan Hakları Günü için sanat yarışması düzenlendi



Uluslararası İnsan Hakları Günü’nün önemini vurgulamak amacıyla sanat yarışması düzenleniyor.

Hollanda Elçiliği tarafından Kıbrıs’taki Avrupa Parlemento Ofisi, Kıbrıs Avrupa Komisyonu Temsilciliği, Amerika Birleşik Devletleri Elçiliği ve Norveç Elçiliği ile işbirliği içinde düzenlenen yarışmada fotoğraf-poster ve resim-çizim kategorilerinde yapılacak eserlere insan hakları ifade edilmesi isteniyor.

12-18 yaş arası ve 18 yaş üstü olmak üzere iki farklı yaş grubuna yönelik yarışmaya 21 Ocak 2016 Perşembe tarihine kadar başvuru yapılabilir.

Gönderilen eserlerin tümü 27 Ocak Çarşamba günü saat 19:00’da CVAR binasında yapılacak ödül töreninde sergilenecek.



UKܒde “Kıbrıs’ta Kültürel Mirasın Korunması” konulu konferans düzenleniyor



Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nde (UKÜ) 18 Aralık Cuma günü Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum Kültürel Teknik Komite eş başkanları Ali Tuncay ve Takis Hadjidemetriou’nun konuşmacı olarak katılacağı “Kıbrıs’ta Kültürel Mirasın Korunması” konulu konferans düzenleniyor.

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi tarafından organize edilen ve Çevik Uraz Konferans Salonu’nda yer alacak konferans saat 10.00’da başlayacak.

Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum Kültürel Teknik Komite eş başkanları Ali Tuncay ve Takis Hadjidemetriou’nun konuşmacı olarak katılacağı konferansta, iki toplumlu ortak kültürel miras çalışmalarının ne boyutta olduğunu ve yapılan çalışmalarla ilgili bilgileri katılımcılarla paylaşacak.





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 1203
Bugün Tekil 255
Toplam Tekil 2718793
IP 3.234.210.89






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































23 Rebiü'l-Evvel 1441
Kasım 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Vatan ne Türkiyedir Türklere ne Türkistan,
Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: TURAN
(Ziya GÖKALP)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 6.914 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu