“Görüşmeler hız ve derinlik kazandı” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









“Görüşmeler hız ve derinlik kazandı”
Tarih: 14.12.2015 > Kaç kez okundu? 1024

Paylaş


BASIN BÜLTENİ





“Görüşmeler hız ve derinlik kazandı”



Dışişleri Bakanı Emine Çolak, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasına yönelik görüşmelerin son dönem hız ve derinlik kazandığını; sürece önemli bir dış destek de söz konusu olduğunu vurgulayarak, “Dolayısıyla sanki zamanı geldi gibi” dedi.

Kafalarda soru işaretleri olmakla birlikte, böyle bir derinlik, yoğunluk ve dış desteği daha önce görmediklerini ifade eden Çolak, “Konjonktür, birçok hususlar sanki daha elverişli bu sefer, çözümün gerçekleşebilmesi için” değerlendirmesinde bulundu.

Emine Çolak, sürecin ileriki aylarda, daha da hızlanarak yoğunlaşabileceği inancını dile getirerek, “Birçok ilgili, biz de dahil, şu an bir çözüm sağlanmasından yarar sağlayacak. Neticede her ülke, her birey çıkarı doğrultusunda bir strateji yürütür. Sanki şu an birçoğunun çıkarı doğrultusunda olumlu bir şey olur eğer çözebilirsek” şeklinde konuştu.

Dışişleri Bakanı Emine Çolak, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakereler, bölgedeki gelişmeler, yurt dışından art arda gelen üst düzey ziyaretler ve bunların sürece etkilerini Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) değerlendirdi.

Dışişleri Bakanı Çolak, uzun yıllardır devam eden Kıbrıs sorununa çözüm bulma arayışlarında son dönem yürütülen müzakerelerin, daha önce görmedikleri derinlikte, yoğunlukta olduğu ve ciddi bir dış destek bulunduğu; yoğun bir ziyaretçi trafiği yaşandığına dikkat çekti.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, garantör ülke İngiltere’nin Dışişleri Bakanı Philip Hammond ve Rusya ve Almanya gibi ülkelerden üst düzey yetkililerin adaya gerçekleştirdikleri art arda ziyaretlere işaret eden Çolak, “Dolayısıyla birçok unsur birleştiği zaman istek fazladır. Ziyaretler, bu önemin, fırsatın bu arzunun da bir yansımasıdır diye düşünüyorum” dedi. Emine Çolak şöyle konuştu:

“Görüşmeler bir momentum, derinlik kazandı. Yoğunlaşma kazandı, en başta liderler ve ekiplerin daha sık görüşmesiyle bölüm bölüm ele alarak, adım adım -ama küçük ama büyük- ilerlemekle bir dinamik, momentum yakalandı ki bu gerek içte bize, gerekse dıştan izleyenlere ve ilgililerimize bir ümit ışığı oldu.

Konjonktür, birçok hususlar sanki daha elverişli bu sefer, çözümün gerçekleşebilmesi için, çünkü bir gerçek varsa çok defa denendi, uzun yıllar bu çalışmalar yapıldı ama bir netice alınamadı yani istediğimiz noktaya, finale gidemedi. Dolayısıyla bu defa neden gitsin diye kendimiz de dahil, birçok kişide soru işareti var. Bir inançsızlık, veyahut şüphe ve endişe var. O yine de geçerlidir diyebilirim.

Acaba veya soru işaretleri var hepimizin kafasında ancak bununla birlikte, daha önce görmediğimiz derinlikte, yoğunlukta ve dış destek; garantör devletlerin desteği, Amerika gibi büyük güçlerin desteği, Avrupa Birliği’nin 2004’ten farklı olarak- o zaman da istekliydiler elbet ama- bu sefer sanırım AB de çözümsüz bir Kıbrıs’ın bir üyesi olmasından duyduğu rahatsızlığı, bunun yarattığı çelişkiler ve anomaliden kurtulmak için daha da istekli ve bu isteğini ifade ediyor; fiiliyatta, görüşmelerin içinde de bazı sorumluluklar üstlenerek işaret ediyor. Dolayısıyla sanki zamanı geldi gibi.”



Anastasiadis: “Tavizler olursa çözüm yarın bile olabilir”



Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, “karşı taraf mantıklı olursa ve kaybeden ya da kazananların olmasına imkan vermeyecek tavizler gerçekleşirse Kıbrıs sorununun yarın bile çözülebileceği” iddiasında bulundu.

Güney Kıbrıs’ta yayınlanan Kathimerini gazetesi, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’le Kıbrıs sorunu, Türkiye’nin AB’ye katılım süreci ve doğal gaz konularında yaptığı açıklamaları içeren bir röportajına yer verdi.

Mart ayında referandumların gerçekleştirilmesi olasılığının sorulması üzerine Anastasiadis, “üzerinde anlaşmaya varılması ve kayda geçirilmesi gereken çok sayıda ayrıntı bulunduğunu, merkezi devletin ve eyaletlerin anayasalarının yazılması gerektiğini” belirtti.

Anastasiadis, “aceleci davranan ve farklı bir görüntü çizen bazı unsurların bulunduğunu” iddia ederek “en kısa sürede çözüm olmasını istediklerini, zamanın geçmesinin çözümün yarına değil zararına olduğunu” vurguladı.

“Karşı taraf mantıklı olursa ve kaybedenler ya da kazananlar olmasına imkan vermeyecek gerekli tavizler yapılırsa Kıbrıs sorununun yarın bile çözülebileceği” iddiasında bulunan Anastasiadis, “engelin her zaman, federasyon yerine konfederasyonda ısrar eden Türkiye’nin uzlaşmaz tutumu olduğunu, şimdi ise doğru zeminde bulunulduğunu düşündüğünü” savundu.

“Birçok kez fırsat pencerelerinden söz edildiği, bu sefer gerçek bir ilerleme olup olmadığı” şeklindeki bir soruya karşılık Anastasiadis “karşılaştırmalar ya da fırsat pencereleri diye bir şeyin olmadığını” belirterek Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın seçilmesinden söz etti.

Anastasiadis: “Her zaman birlikte yaşama ve kalıcı bir çözüm bulunmasından yana olan Akıncı’nın seçilmesi bir ivme kazandırdı ancak bu tek başına yeterli değildir. Ankara’nın etkisi vardır. Çözüm sürecine geri dönülmez biçimde girdiğimizi söyleyebilmek için Türkiye’den elle tutulur örnekler görmeliyiz. Cesaretlendirmeli, yardımcı olmalı ve desteklemeli” şeklinde konuştu.



Kasulidis: “2016 yılı içerisinde Kıbrıs sorununda çözüme ulaşılacağına inanıyorum”



Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis, önceki gün Rum basınında yer alan demecinde, “2016 yılı içerisinde Kıbrıs sorununda çözüme ulaşılacağına inandığını belirtti, aynı zamanda Türkiye ile garantiler konusunda uzlaşmalarının mümkün olduğu görüşünü” dile getirdi.

Rum Politis gazetesinde yer alan demecinde Kasulidis, bugüne kadar yaşanan ilerlemenin, Rum tarafında Mayıs ayında gerçekleştirilecek milletvekilliği seçimlerinden önce referanduma gidilmesine dair öngörüleri haklı çıkarıp çıkarmadığı ve referandumlarla ilgili somut tarihler konusundaki söylemlerle ilgili bir soruya yanıtında, “tarih veya dönüm noktalarıyla ilgili işitilen şeylerin, aşırı iyimser öngörüler olduğunu” ifade etti.

Yoğun şekilde gerçekleştirilmekte olan bir müzakere sürecinin ne zaman tamamlanacağını söylemenin zor olduğunu dile getiren Kasulidis, liderlerin bugüne kadar 17 görüşme yaptıklarını, müzakerecilerin neredeyse her gün uzun saatler süren görüşmeler yaptıklarını, zaman zaman bunlara çalışma gruplarının da eşlik ettiğini, buna paralel olarak teknik komitelerin de çalıştığını ifade etti.

Kasulidis, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in de söylediği gibi, sürekli bir ilerleme yaşanmakta olduğunu, ancak üzerinde öngörüde bulunulabilecek olan genel görüntüye, toprak ve güvenlik konuları görüşüldüğü zaman sahip olacaklarını söyledi.

Müzakerelerde büyük mesafe kat ettiklerini, ancak daha alınacak çok yol olduğu görüşünü de ortaya koyan Kasulidis, mülkiyetle ilgili bir soruya karşılık ise, mülkiyet konusunda çok çalışma yapıldığını ve özellikle de müzakereciler aşamasında, mülkiyetin çözüme kavuşturulması niyetine yönelik bir anlayış olduğunu kaydetti.

Kasulidis “mülkiyetin çözümü meselelerini kategorilere ayıran kriterler ve hukuki çare verileri temelinde, somut bir görev-yetki tanımı yapılmasına çabaladıklarını” ifade etti.

Bazı günler, görüşmelerin diğer başka görüşmelere göre daha iyi gittiğini, ancak sabır gerektiğini ifade eden Kasulidis, göçmenler için bir çare bulunmasının ise oldukça önemli olduğunu söyledi.

Göçmenlerin 41 yıldır mülklerinden mahrum olduklarını ve diğer hemşerilerine göre daha güç bir durumda olduklarını savunan Kasulidis, tatmin edici bir çarenin ise, iade veya tazminat veya tamamen takas veya bunların karışımına dayandırılacağını belirtti.

Federal devletin başkanlığı meselesinin ise henüz görüşülmediğini dile getiren Kasulidis, Hristofyas-Talat görüş birliklerinin büyük bir kısmı ile önceki hükümetler tarafından geçmişte gerçekleştirilen müzakerelerde yaygın olarak görüşülen başka belgelerin, yönetim, ekonomi ve Avrupa Birliği konularıyla ilgili büyük iş hacminde mümkün olduğunca mesafe kat edilmesine yardımcı olduğunu izah etti.

Rum kesiminin yanlış izlenimler yaratılmasını istemediğini ve gerçekçi olmaya çalıştıklarını dile getiren Kasulidis, aşırı beklentilere sahip olunması yanlış bir yaklaşım teşkil ettiği gibi, bu çabanın da bütün diğer öncekilere benzediği ve 41 yıldır gördüklerimizin bir tanesi daha olduğu şeklinde bir izlenim yaratılmasının da eşit derecede yanlış olduğunu savundu.



Dedeoğlu: "Olumlu ve pozitif bir süreç yürütüldüğü yönünde kanaat sahibiyim”



Eski Avrupa Birliği Bakanı ve Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Beril Dedeoğlu, Kıbrıs meselesinde, olumlu ve pozitif bir süreç yürütüldüğü yönünde inancını dile getirerek, "Muhtemelen mart sonu nisan başında bu iş sonuçlanacak gibi gözüküyor" dedi.

Kıbrıs'taki müzakere sürecinde gelinen aşamayı AA muhabirine değerlendiren Dedeoğlu, adada 2004 yılında referanduma sunulan Annan Planı'nın, Mehmet Ali Talat'ın cumhurbaşkanlığı döneminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) tarafından kabul edildiğini ancak o dönemde Avrupa Birliği'ne (AB) dahil olacakları için Rumların "hayır" deme kolaycılığını yakaladığını hatırlattı.

Bugüne gelindiğinde ise Rumlar AB'ye üye olmalarına rağmen önlerine yeniden uzlaşma şansı geldiği için, belki de ilk kez iki tarafın birbirine bu kadar yaklaştığını ifade eden Dedeoğlu, "Bir daha aynı oyun oynanmaz. Oldu oldu, olmadı herkes kendi yoluna gider" şeklinde konuştu.

Dedeoğlu, Kıbrıs meselesinde hem Türkiye hem de KKTC tarafında müzakere süreci sonunda referanduma götürülecek konular konusunda endişe olmadığını dile getirdi.

Rum tarafı açısından ise diğer tarafla görüşmeleri yürüten liderler ile çeşitli partiler arasında görüş ayrılıkları bulunduğunu söyleyen Dedeoğlu, "Bununla birlikte ben de olumlu ve pozitif bir süreç yürütüldüğü yönünde kanaat sahibiyim. Muhtemelen mart sonu nisan başında bu iş sonuçlanacak gibi gözüküyor" dedi.

Dedeoğlu, gelecekte diğer başlıkların açılması konusunda görüşmelerin olumlu yürümesinin çok önemli bir referans oluşturduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Bunların şimdiden tarama süreçlerinin yapılıyor olması, en azından sorun çözüldükten hemen sonra Rum kesiminin blokajının kalkacağının işareti olarak görüldü. Dolayısıyla, Batı ittifakının en önemli sorunlarından biri çözülmüş olur. Tabi bu arada Türkiye, AB dışına itilmediği takdirde. Adada müzakerelerin olumlu sonuçlanması, büyük bir ekonomik hamle sağlamayabilir ancak stratejik olarak AB'nin Akdeniz'deki adası kesinleşmiş olur".



Dünya Bankası Doğu Avrupa Başkanı bugün adaya geliyor



Dünya Bankası Doğu Avrupa Başkanı Dirk Reinermann’ın, bugün Güney Kıbrıs’a gideceği haber verildi.

Rum Kathimerini gazetesinde yer alan haberde, gerek Uluslararası Para Fonu (IMF), gerek Dünya Bankasından heyetlerin ise, 10–18 Aralık tarihlerinde adada olacakları anımsatıldı.

Haberde, bahse konu heyetlerin adaya gelişlerinin hedefinin, Kıbrıs sorununun olası çözümü durumunda ülke ekonomisinin ertesi gününe ilişkin olabildiğince iyi bir görüntü hazırlanması ile bir dizi meselenin uygulamaya konulması olduğu belirtildi.



Yakın Doğu Enstitüsü ile uluslararası stratejik araştırmalar kurumu işbirliği protokolü imzaladı



Yakın Doğu Enstitüsü ve Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) işbirliği protokolü imzaladı.

Protokole göre, Yakın Doğu Enstitüsü ile USAK, Kıbrıs müzakerelerinin ve Akdeniz’in geleceği ile ilgili ortak çalışmalar ve projeler yürütecek.

YDܒden verilen bilgiye göre, Yakın Doğu Enstitüsü, Türkiye’nin ve dünyanın önemli düşünce kuruluşlarından biri olan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu ile kapsamlı bir işbirliği protokolü imzaladı.

Protokol kapsamında iki kurum Kıbrıs’ın bugünkü durumu ve geleceği başta olmak üzere bölgede ve uluslararası arenada gündemde olan ya da gündem yaratan farklı konularda akademik çerçevede iş birliği yapacak, projeler gerçekleştirecek.

Bu çerçevede Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü ve Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu; konferans ve çalıştay düzenleme, yapacakları konferans ve çalıştay gibi etkinliklerden birbirlerini haberdar etme konusunda iş birliği yapacak.

İki kurum ayrıca yapacakları ortak çalışmalarda sahip oldukları sosyal tesis imkânlarından ve akademik altyapıdan birbirlerini yararlandıracak, diğer uluslararası ilişkiler ve iş birliği imkânlarından da birbirlerini haberdar ederek bu imkânlardan birbirlerinin yaralanmasına yardımcı olacak.

Protokol kapsamında ayrıca kurumlar arası stajyer, bilim insanı ve uzman değişimi alanlarında işbirliği yapılması konusunda da fikir birliğine varıldı.





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 24
Dün Tekil 1258
Bugün Tekil 475
Toplam Tekil 2560094
IP 54.174.43.27






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































14 Zi'l-ka'de 1440
Temmuz 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Başka dile uymaz ananın sesi, Her sözün ararsan vardır Türkçesi
(Ziya GÖKALP)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.001 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu