BASIN BÜLTENİ Çolak, Çavuşoğlu ile bir araya geldi - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Çolak, Çavuşoğlu ile bir araya geldi
Tarih: 27.11.2015 > Kaç kez okundu? 1061

Paylaş


Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Dışişleri Bakanı Emine Çolak'ı ziyaret etti.

Çavuşoğlu, Dışişleri Bakanlığında iki bakanlık işbirliğinde yürütülen "KKTC Dışişleri Bakanlığı Bilişim ve E-Arşiv Altyapı Projesini" de inceledi.

Dışişleri Bakanı Emine Çolak, Çavuşoğlu'nu Bakanlık önünde karşıladı. Çavuşoğlu'na ziyaretleri sırasında Türkiye Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay ile heyeti de eşlik ediyor. Görüşmede Dışişleri Bakanlığı bürokratları da hazır bulundu.

Makam odasında yer alan görüşmede ilk sözü alan Dışişleri Bakanı Emine Çolak, Çavuşoğlu ve heyetine ziyaretten dolayı teşekkür ederek, bugün güzel bir geleneğin devam ettiğini, karşılıklı ilk göreve gelmenin ardından yapılan ziyaretlerin sürdüğünü kaydetti.

Bunun iki ülke arasında yapılan güzel bir olay olduğunu vurgulayan Çolak, Çavuşoğlu'na görevinde başarılar diledi, bakanlığında misafir etmekten onur duyduklarını söyledi.

Çavuşoğlu'na ziyaret dolayısıyla, bakanlığının yürüttüğü dış ilişkiler ve Kıbrıs müzakere sürecindeki gelişmeler hakkında bilgi vereceklerini, ayrıca bakanlığın sürece verdiği destek ve gelişmeleri anlatacaklarını kaydeden Çolak, göreve geldikten sonra yaptığı çalışmaları da anlatacağını dile getirdi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, Çolak'a teşekkür ederek, Türkiye ile KKTC arasında güzel bir karşılıklı ziyaret geleneği olduğunu, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanlarının göreve başladıktan sonra ilk ziyaretlerini karşılıklı yaptıklarını ifade etti, kendisinin de Çolak'ın Türkiye’ye yaptığı gibi ilk ziyaretini KKTC'ye yaptığını kaydetti.

Çavuşoğlu, Kıbrıs müzakere süreci, dışişleri bakanlığının sürece katkılarını, Türkiye ile KKTC arasındaki ikili ilişkileri daha da ileriye nasıl götürebileceklerini, asrın projesini, iki bakanlık arasındaki işbirliklerini görüşeceklerini söyledi.

"İki bakanlık arasındaki işbirliği sürecek" diyen Çavuşoğlu, Çolak'a, göreve geldiğinden itibaren Kıbrıs müzakere sürecine verdiği aktif desteğe teşekkür etti, müzakere sürecindeki konumun yurtdışında anlatılması için yapılan temasları ve başarılı çalışmalarından dolayı kutladı, takdir etti.

Çavuşoğlu, KKTC ziyaretinde verimli bir gün geçireceğine inanç belirterek, buradan da "kardeş Azerbaycan'ı" ziyaret edeceğini ve yarın ilk bakanlar kurulu toplantısına katılacağını kaydetti.

Basın açıklamasının ardından Çolak ile Çavuşoğlu, heyetleriyle birlikte yaklaşık yarım saat süren bir toplantı gerçekleştirdi.

Bakanlar, toplantının ardından Dışişleri Bakanlığı içerisinde bulunan "Bilişim ve E-Arşiv Altyapı Projesinde" incelemelerde bulundular. Bakanlar, arşiv odasını gezdi, meslek memurlarının eğitim aldığı toplantı salonunu ziyaret etti, ardından server odasını inceledi, yetkililerden bilgiler aldı.

Mevlüt Çavuşoğlu, eğitim gören meslek memurlarına başarılar dileyerek, altyapı ve eğitim alanındaki işbirliklerinin süreceğini söyledi.

Çavuşoğlu buradan Başbakan Ömer Kalyoncu ile görüşmek üzere yürüyerek Başbakanlığa geçti. Çavuşoğlu’na Çolak da eşlik etti.



Akıncı: “Türkiye’nin desteği çok önemli”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye’nin müzakere sürecine ve KKTC’nin kalkınmasına yaptığı katkının önemine vurgu yaparak, “Refahımız arttıkça ve ne kadar sağlam ayaklarımız üstünde durursak, Kıbrıs’ta kalıcı barışın temelleri de o denli sağlam olacak” dedi. Cumhurbaşkanı Akıncı, TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından Cumhurbaşkanlığı’nda düzenledikleri ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 64. hükümetinde görev alan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nu aralarında görmekten mutluluk duyduğunu belirterek, yeni hükümetin hayırlı olması ve başarı temennisinde bulundu. Akıncı, “Çavuşoğlu bu görevi yeniden üstlenmiş olduğu için kendisini kutluyorum. Kendisiyle geçmişte de yakın istişarelerde bulunduk. Bundan böyle de aynı şekilde devam edeceğiz” dedi.

Kıbrıs’ta iki kesimli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayanan ve erken olmasını arzu ettikleri çözüm için Ankara’nın vermekte olduğu desteğinin son derece önemli olduğunu kaydeden Akıncı, bu desteğin artarak devam ettiğini gördüklerini söyledi.

Akıncı, “Sayın Çavuşoğlu’na teşekkür etmek istiyorum. Öteden beri Kıbrıs konusunda yürüttüğümüz müzakerelere hep destek olmuştur. Bundan böyle de bu desteğini sürdüreceğini bizzat kendisinden duymuş olmak da bizim için ayrıca anlamlıdır” diye konuştu.

Çavuşoğlu’nun ziyaretinin önemli bir aşamada gerçekleştiğine işaret eden Akıncı, Rum lider Anastasiadis’le kasım ayında 6 kez bir araya gelerek, Kıbrıs konusunda, kasım ayının başında bulundukları noktadan kasım sonu itibariyle daha ileri bir noktaya ulaştıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, “Önümüzdeki dönemde Kıbrıs’taki müzakere sürecini, her iki tarafın da kabul edebileceği, her iki tarafın da gönül huzuru içinde referandumda onaylayabileceği bir noktada sonuçlandırmak istiyoruz. En büyük arzumuz, temennimiz bu” dedi.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin daha iyi bir noktaya gitmesine de bunun katkıda bulunacağına inandıklarını kaydeden Akıncı, Yunanistan Başbakanı Alexis Çipras’ın Ankara’ya yaptığı ziyaret ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüşmesini önemsediklerini belirtti.

Akıncı, “Çünkü Türkiye’nin sürece verdiği katkı kadar, Yunanistan’ın da sürece bir an önce katkıda bulunmasını canı gönülden bekliyor, arzu ediyoruz” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle devam etti:

“Burada yaptığımız görüşmede bir kez daha Türkiye’nin müzakere sürecine verdiği destek ve bunun yanı sıra KKTC’nin her geçen gün daha iyiye gitmesi ve kalkınmasını daha sağlam bir şekilde gerçekleştirmesi için yaptığı katkının öneminin altını çizmek istiyorum. Refahımız arttıkça ve ne kadar sağlam ayaklarımız üstünde durursak, Kıbrıs’ta kalıcı barışın temelleri de o denli sağlam olacağı bilinci içinde hareket ediyoruz. Bu nedenle, gerek KKTC’nin kalkınma sürecine, gerekse müzakere sürecine Türkiye’nin verdiği katkı nedeniyle bir kez daha teşekkür ederim.”



Çavuşoğlu: “Bu yakalanan son bir fırsat, bu fırsatı kaçırmak istemiyoruz”



Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, belli bir takvime bağlanarak, Kıbrıs sorununun, her iki tarafın kabul edeceği, kalıcı, adil bir çözüme kavuşmasını ve bir an evvel referanduma gidilmesini istediklerini belirtti. Çavuşoğlu, “Çünkü bu yakalanan son bir fırsat. Bu fırsatı kaçırmak istemiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Cumhurbaşkanlığı’nda ortak basın toplantısı düzenleyen Çavuşoğlu, 64’üncü hükümette Dışişleri Bakanı olarak görev aldıktan sonra ilk ziyaretini KKTC’ye gerçekleştirmekten mutluluk duyduğunu belirtti.

KKTC’de bugün gerçekleştirdiği temaslarda; ikili ilişkilerin değerlendirildiğini, devam eden müzakere süreci konusunda görüş alışverişinde bulunduklarını söyleyen Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın da müzakerelerde gelinen nokta konusunda bilgi verdiğini kaydetti.

Türkiye Cumhuriyeti ve AK Parti iktidarının Kıbrıs’ta kalıcı çözüme destek verdiğini ve bundan sonra da en büyük destekçi olmaya devam edeceğini dile getiren Çavuşoğlu, müzakerelerde gelinen noktadan mutlu olduklarını vurguladı.

Müzakerelerin devam etmesi, iki liderin ve müzakerecilerin bir araya gelmesi ve kat edilen aşamanın kendilerini umutlandırdığını söyleyen Çavuşoğlu, son bir ay içinde lider düzeyinde 6 görüşme yapıldığını anımsattı.

Müzakerelerin belli bir takvime bağlanarak, Kıbrıs sorununun, her iki tarafın kabul edeceği, kalıcı, adil bir çözüme kavuşmasını ve bir an evvel referanduma gidilmesini istediklerini söyleyen Çavuşoğlu, “Çünkü bu yakalanan son bir fırsat. Bu fırsatı kaçırmak istemiyoruz” dedi.

Güven artırıcı önlemlerin uygulanması konusunda da Türkiye’nin her türlü desteği verdiğini dile getiren Çavuşoğlu, bu anlamda her türlü samimiyeti gösteren Akıncı ve ekibine teşekkür etti.

Güven artırıcı önlemler konusunda KKTC’nin adımları attığını, Türkiye’nin de gereken desteği verdiğini belirten Çavuşoğlu, iki toplumun yakınlaşması için güven artıcı önlemlerle ilgili desteklerinin devam edeceğini kaydetti.

Çavuşoğlu, Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun 1 Aralık Salı günü ilk yurtdışı seyahatini KKTC’ye yapacağını söyledi.



Davutoğlu: “KKTC'nin refahının artırılması için attığımız adımlara devam edeceğiz”



TC Başbakanı Ahmet Davutoğlu, KKTC'nin ekonomik altyapısının güçlendirilmesi ve refahının artırılması için bugüne kadar kararlılıkla attıkları adımlara devam edeceklerini belirtti.

Davutoğlu, Kıbrıs'ta, her iki halkın asli kurucu iradelerini, siyasi eşitliklerini ve Ada'nın ortak sahibi olmalarını temel alan, müzakere edilmiş, adil ve kalıcı bir çözüm için garantör ülke olarak yapıcı katkılarını sürdüreceklerini de vurguladı.

TBMM Genel Kurulu'nda dün 64. Hükümet'in programını okuyan Davutoğlu, dış politikaya ilişkin hedefleri anlatırken Kıbrıs konusuna da değindi.

Davutoğlu, şunları söyledi:

"Kıbrıs'ta müzakere edilmiş bir çözüm ve Kıbrıs Türk halkının uluslararası toplum içerisindeki haklı yerini alabilmesi, temel önceliklerimizden biridir. KKTC'nin ekonomik altyapısının güçlendirilmesi ve refahının artırılması için bugüne kadar kararlılıkla attığımız adımlara devam edeceğiz. Yakın zamanda ana vatanla yavru vatanı su boruları ile birleştirip, ana vatandan yavru vatana aziz Anadolu suyunu götürdük. Kıbrıs'ta, her iki halkın asli kurucu iradelerini, siyasi eşitliklerini ve Ada'nın ortak sahibi olmalarını temel alan, müzakere edilmiş, adil ve kalıcı bir çözüm için garantör ülke olarak yapıcı katkımızı sürdüreceğiz ve Birleşmiş Milletler'in bu yöndeki çabalarını destekleyeceğiz."



Akıncı’dan Lavrov’a ret



Rus Dışişleri Bakanı’nın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı ziyaret etmek yerine “Ara Bölge’de buluşalım teklifi” Akıncı tarafından reddedildi.

Kıbrıs Postası’nın haberine göre, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, 1-2 Aralık tarihlerinde yapılması beklenen Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Kıbrıs ziyaretinde, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya “Gelin Yeşil Hat’ta görüşelim” teklifini Akıncı’nın reddettiğini açıkladı.

Rus Haber Ajansı Tass’ta yayınlanan açıklamada, önerinin iki toplumun hassasiyetleri gözetilerek yapıldığını, ancak Akıncı’nın bu öneriyi geri çevirdiği ifade edildi.

Diğer taraftan Cumhurbaşkanlığı’na yakın bir kaynak, Cumhurbaşkanlığı’nın Rusya gibi önemli ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Daimi üyesi bir ülkenin Kıbrıs sorununun çözümüne ilgi duymasının memnuniyet verici olduğunu ancak Rusya’dan eşitlik konusunda hassasiyet göstermesini beklediklerini ifade etti.



Denktaş: “Siyasi eşitlik, egemenlik ve Türkiye’nin garantörlüğünden vazgeçerek ilerleme sağlanıyorsa, bunun adı gerileme olur”



Demokrat Parti Ulusal Güçler (DP-UG) Genel Başkanı Serdar Denktaş, Kıbrıs Türkü’nün siyasi eşitliğinden, eşit egemenliğinden ve Türkiye’nin garantörlüğünden vazgeçmek suretiyle bir ilerleme sağlanıyorsa bunun adının ilerleme değil, gerileme olduğunu belirtti.

Denktaş, “Öyle anlaşılmaktadır ki, çözüm aramakla kendimizi çözüme mahkum kabul eden anlayışın bir sonucu olarak görüşmecilerimiz yıllar içinde biriktirilen ve savunulan haklarımızdan ödün vermek suretiyle ilerleme kaydettikleri düşüncesine hakimdirler” yorumunda bulundu.

Serdar Denktaş, bugün yayınladığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın “47 yıllık müzakere sürecinin son 5 ayında, yıllardır sağlanamayan ilerleme sağlandı” yönündeki açıklamasını eleştirdi.

Açıklamanın, sürecin nasıl işlemekte olduğuna yönelik bir müddetten beri var olan soru işaretlerini daha da artırdığını iddia eden Denktaş, “Uzlaşmaya varabilmek için elbette masada bulunan her iki taraf bir şeyler vererek bir şeyler de almak durumundadır. Burada ortaya çıkan soru, biz bir şeyler verirken ne alıyoruz sorusudur” ifadesini kullandı.

Denktaş, Kıbrıs Türk halkının, yeni bir gelecekte Kıbrıslı Rumlar ile kol kola yürüyebilecekse bunun yolunun görüşme safhalarından aşama aşama haberdar edilmesi ve elindekini verirken karşılığında ne aldığını şimdiden görebilmesi gerektiğini belirtti.

Bu olanağın her iki halka sağlanmaması halinde görüşmecilerin varacağı bir mutabakatı halk onayından geçirmenin mümkün olamayacağını kaydeden Denktaş, “İmza atmak kolaydır. Mesele o imzanın gereklerini her iki tarafta da yerine getirebilmektir” ifadesini kullandı.

Serdar Denktaş, şöyle devam etti:

“Bir çözüm sonrasında yeniden göç etme tehdidiyle karşı karşıya bulunan halkımıza biçilen gömleğin ne olduğunu halkımızın şimdiden bilmesi şart olmuştur. Kapalı kapılar ardında ve halkımızın bilgisinden uzak yürütülen görüşmelerde bugüne kadar gelinen aşama ile ilgili hem Kıbrıs Türk hem de Kıbrıs Rum halkı bilgilendirilmelidir. Unutulmamalıdır ki, bir çözüm sonrasında bu çözüm içerisinde hayatlarını idame ettirecek olanlar sadece siyasiler değil iki halktır. Olaya dıştan müdahil olanlar bir çözüm sonrasında yine ortadan kaybolacaklar ancak "çözüm" denilen ortamda yaşamlarını sürdürecek olan Kıbrıslı Türk ve Rumlar adadaki Türk askerinin varlığı nedeniyle sürdürdükleri barışçıl yaşam ortamını idame ettirebilecekler mi? Hemen şimdi yanıtlanması gereken soru budur.”



Anastasiadis hedeflediği çözümü anlattı, BM’den aktif destek istedi



Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, BM’nin 70’inci kuruluş yıldönümü nedeniyle önceki gün akşam düzenlenen etkinlikte, hedeflediği çözümü anlattı ve BM’den bu çabaya aktif destek istedi.

Rum Fileleftheros gazetesinin haberine göre “Hedef, gerek BM anayasasına gerek Avrupa Müktesebatına tam uyumlu, 1977-79 Doruk Anlaşmaları’na, 2006’ya ve 22 Şubat 2015 Ortak Açıklaması’na dayalı bir çözümdür” diyen Anastasiadis, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kıbrıs Cumhuriyeti’ni federal devlete, siyasi eşitliği, tek egemenliği, tek uluslararası temsiliyeti ve tek vatandaşlığı olan iki bölgeli iki toplumlu federasyona dönüştürecek bir çözüm.

BM, AB ve diğer bütün uluslararası örgütlere üyeliği devam edecek ve egemenliği, toprak bütünlüğü ve anayasal düzeni üçüncü ülkelerden garanti sistemiyle veya Ada’da yabancı asker varlğıyla kısıtlanmayacak bir devlet. Bu çabamıza BM’nin aktif desteğini bekliyoruz.”



Atun İSEDAK toplantısına katıldı



Ekonomi, Sanayi ve Ticaret Bakanı Sunat Atun, İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) toplantısına katıldı.

Ekonomi, Sanayi ve Ticaret Bakanı Bakan Sunat Atun toplantıda yaptığı konuşmada, toplantıya katılan üye ülke temsilcilerine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı ve Hükümeti’nin içten selam ve sevgilerini iletti.

Atun, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Kıbrıs konusuna ilişkin aldığı ve üye devletlere Kıbrıslı Türklerle olan etkin dayanışmalarını güçlendirmeleri yönünde çağrıda bulunan karardan dolayı duyduğu memnuniyeti de ifade etti.

Bakan Atun; İslam İşbirliği Teşkilatı’nın, bu yıl mayıs ayında Kuveyt’te düzenlenen 42. Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısında, Müslüman Kıbrıslı Türklerle etkin dayanışmanın güçlendirilerek yakın ilişkiler kurulması, Kıbrıslı Türklere maddi ve siyasi yardım sağlamak amacıyla onlara uygulanan insanlık dışı izolasyonun önüne geçilmesi ve her alanda ilişkilerin artırılması, ayrıca ekonomik işbirliği, ulaşım ve turizm gibi alanlarda yatırım fırsatlarını araştırma amaçlı karşılıklı ziyaretler yapmaları ve Müslüman Kıbrıslı Türklerle kültür ve spor alanlarında ilişkilerini geliştirmeleri, öğrenci ve akademisyen değişimleri dahil, Kıbrıs Türk üniversiteleri ile işbirliğinin teşvik edilmesi yönünde üye ülkelere çağrı yapan kararından memnuniyet duyduklarını belirtti. Atun konuşmasında şunları ifade etti:

“Kıbrıslı Türkler olarak, İslam İşbirliği Teşkilatı ile pek çok alanda ve her seviyede uzun süredir devam eden işbirliğinden onur duymaktayız. İİT üyesi ülkelerle, diğer alanlar yanında, ekonomik ve ticari işbirliğimizin gelişmesini ve yeni ticaret bağları kurduğumuzu görmek memnuniyet vericidir. Kuşkusuz bu bağların pek çok alanda daha da geliştirilmesi için yapılması gerekenler vardır. Keza, tüm bu memnuniyet verici gelişmelere rağmen ne yazık ki geniş kapsamlı izolasyonlar Kıbrıslı Türklerin günlük hayatlarını etkileyen olumsuz bir durum olmaya devam etmekte ve yaşamın her alanında gelişmelerine mani olmaktadır.

Adadaki iki toplum arasında hayatın her alanında eşitsizliğe neden olan izolasyonun kaldırılması, şüphesiz ki, Kıbrıs Rum tarafını müzakerelere ciddiyetle dahil olması yönünde motive ederek, Kıbrıs sorununu çözme çabalarımıza da katkıda bulunacaktır. İzolasyonun kaldırılması ayrıca olası bir çözümün sürdürülebilirliğine de kuşkusuz katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda, tüm üye ülkelerden beklentimiz daha fazla ertelemeden Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı izolasyonun kaldırılmasına katkıda bulunacak somut adımları atmalarıdır.”

Konuşmasında KKTC’deki üniversiteler hakkında da bilgi veren Bakan Atun “ülkemiz Doğu Akdeniz’de bir yüksek öğrenim merkezi olarak öne çıkmaktadır. Yüksek öğrenimin ülkemiz ekonomisine katkısı %25 olarak hesaplanmaktadır. Bugün ülkemizde faaliyet göstermekte olan 11 üniversitede öğrenim gören 125 farklı ülkeden yaklaşık 76 bin öğrenci ile 65 farklı ülkeden akademisyen bulunmaktadır. Bu rakamlar KKTC’deki yüksek öğrenimin uluslararası niteliğini ve çeşitliliğini ortaya koymaktadır” dedi.

Bakan Atun, 2011 yılından beridir İİT ile aracılığıyla üye ülkelerden her yıl 10 öğrenciye burs sağlandığını da kaydetti.

Atun, turizmdeki gelişmeleri de toplantıya katılanlara aktardığı konuşmasında Kuzey Kıbrıs’ın keşfedilmemiş doğal güzellikleri, zengin kültürel mirası, güzel kumsalları, iklimi, dünya standartlarında olan otelleri ve misafirperverliğiyle Doğu Akdeniz’de yer alan ilgi çekici bir turist destinasyonu olduğunu söyledi.

Bakan Atun, Türkiye’den borularla KKTC’ye su getirilen ve “Asrın Projesi” diye adlandırılan proje hakkında da İSEDAK üyelerine bilgi verdi.

Atun, “projenin tamamlanması ile birlikte ülkemizin kalkınmasında büyük bir rol oynaması ve ülkemizin 50 yıllık su ihtiyacını karşılaması beklenmektedir. Projenin en temel amacı ise ülkemizdeki tarım sektörünü geliştirmek ve çeşitlendirmektir. Ülkemizdeki tarım sektöründeki gelişmelerle birlikte bu sektörde başta İİT üye ülkeleriyle olmak üzere yapılacak ihracatta ciddi artış olmasını umuyor ve istiyoruz” dedi.

Müzakere süreci ve İTT ile ilişkilerin ileriye götürülmesi konularına değinen Atun konuşmasına şöyle son verdi:

“Geniş kapsamlı izolasyonların Kıbrıs Türk halkı üzerindeki olumsuz yaşamsal tesirinin azaltılması yönünde işbirliğimizin kurumsallaşmasına ihtiyaç vardır. Bu bağlamda, birebir ekonomik anlaşmalar, tercihli ticaret anlaşmaları yapılması önemlidir. Bu tür anlaşmalar, sizlerin de büyük önem verdiği İslam ülkeleri arasındaki ticaret hacminin artırılmasına hiç kuşkusuz katkı koyacaktır. Ada’da iki tarafın siyasi eşitliğine dayalı, iki bölgeli, iki toplumlu ve iki eşit statüde kurucu devletten oluşan bir federasyon kurulması amacıyla yürütülen müzakereler devam etmektedir. Bilindiği üzere, görüşmeler son aylarda yoğunlaştırılmış ve birçok konuda ilerlemeler sağlanmıştır. Rum tarafı da devam etmekte olan yoğun müzakere sürecine bağlı kalır ve gerekli siyasi iradeyi gösterirse, çözüme, yıllar değil, aylar içerisinde ulaşılması beklentimizdir.”



“Toplumlar arası endişenin ve kültürel mesafenin azaltılması gerek”



Kıbrıs’ta olası bir barış planına yönelik kamu oyu desteğinin artması için toplumlar arası endişenin, toplumsal tehdit algısının ve Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki kültürel mesafenin azaltılması gerektiği kaydedildi.

Toplumların bazı kesimlerinin olası bir siyasi uzlaşmayı desteklemeye daha az hazır olduğu; Kıbrıs Rum toplumunda kadınların ve 18-35 yaş arasında bulunanların olası bir çözüme daha az hazır oldukları ifade edildi.

Kıbrıs Türk toplumunda ise siyasi yelpazenin sağında konumlandırılan kişilerin diğer bireylere oranla siyasi uzlaşmaya daha uzak oldukları belirtildi.

“Kıbrıs’ta siyasi uzlaşmayı belirleyen temel unsurlar nelerdir?” konulu “2015 Toplumsal Yakınlaşma ve Uzlaşma (SCORE) Endeksi Araştırma Sonuçları”, Sürdürülebilir Barış ve Demokratik Kalkınma Merkezi (SeeD) tarafından düzenlenen etkinlikte açıklandı.

Etkinlik ara bölgede bulunan Dayanışma Evi’nde yer aldı.

Etkinliğin başında UNDP-ACT Program Müdürü Christopher Louise bir açılış konuşması yaptı.

Louise konuşmasında Score Endeksi sonuçlarıyla ilgili olarak, herhangi bir siyasi değişim sağlanabilmesi için o değişimden etkilenecek kişilerin sürece dahil edilmesi gerektiğini kaydetti. Louise bu çalışmanın benzerlerinin daha önce başka ülkelerde de gerçekleştirildiğini de belirtti ve bu çalışmanın barış sürecine katkı sağlayacağını, Kıbrıslı Türkler ile Rumlar’ın birlikte bir şeyler üretebileceğini, birlikte çalışıp bir şeyleri değiştirebileceğini gösterdiğini kaydetti.

Yapılan araştırma sonuçları ve sivil toplum örgütleriyle geliştirilen öneriler, SeeD Araştırma Direktörü Alksandros Lordos tarafından aktarıldı.

Score Endeksinden elde edilen sonuçlara göre, “Kıbrıs’ta olası bir barış planına yönelik kamuoyu desteğinin artması için toplumlar arası endişenin, toplumsal tehdit algısının ve Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki kültürel mesafenin azaltılması gerekiyor”.

Bu bağlamda, “adada sürdürülebilir barışın sağlanması için müzakerelerde görüşülen konulara paralel olarak gerekli olan sosyal değişimin de ele alınması gerektiği” savunuldu.

Araştırmada, “özellikle toplumların bazı kesimlerinin olası bir siyasi uzlaşmayı desteklemeye daha az hazır. Kıbrıs Rum toplumunda kadınların ve 18-35 yaş arasında bulunanların olası bir çözüme daha az hazır oldukları” tespit edildi. “Kıbrıs Türk toplumunda ise siyasi yelpazenin sağında konumlandırılan kişilerin diğer bireylere oranla siyasi uzlaşmaya daha uzak oldukları” görüldü.

Kıbrıs Türk toplumunda genel olarak uzlaşma eğiliminin ve olası bir referandumda “evet” oyu kullanma eğiliminin 2013-2014 yıllarına kıyasla giderek azaldığı da araştırmada ortaya çıktı.

Lordos sivil toplum örgütleriyle geliştirilen önerileri de aktardı.

Lordos, tüm aktörlerin, karar vericilerin müzakere heyeti üyelerinin ve sivil toplum kuruluşlarının elde edilen bilimsel sonuçlar temelinde toplumları yakınlaştıracak ve bir birleri ile ilgili olumlu algıların yaratılmasına yönelik çalışmalarda bulunmaları gerektiğini kaydetti. Lordos ayrıca, bireylerin kendilerini güvende hissedebileceği olumlu etkileşimlerin gerçekleşebilmesi için toplumlar arasında daha fazla fırsat yaratılması gerektiğine işaret etti.

Ada çapında kültürel çeşitliliğin benimsenmesine yönelik politikaların geliştirilmesiyle toplumlar arası kültürel mesafenin azaltılabileceğini söyleyen Lordos, her iki toplumdaki paydaşların üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek olası bir çözümün getirebileceği sosyal, ekonomik ve siyasi kazanımları dikkatle değerlendirmeleri gerektiğini dile getirdi.

BM Kalkınma Programı –Güven ve İşbirliği için hareket (UNDP-Act) ve SeeD işbirliği ile geliştirilen Score Endeksinin, barışın iki temel unsuru olan uzlaşma ve yakınlaşma; aynı zamanda toplumların siyasi uzlaşmaya ne kadar hazır olduğunu ölçmek için tasarlanmış yenilikçi bir araç olduğu belirtildi.

Score Endeksinin karar vericilere elde edilen araştırma sonuçlarına dayanarak barış inşasına yönelik gerekli adımları atabilmeleri için yol gösterdiği ifade edildi.



Kıbrıs’taki Din Adamlarından şiddet ve teröre karşı ortak açıklama



Din İşleri Başkanı Talip Atalay, Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos, Ermeni Başpiskoposu Nareg, Maronit Başpiskoposu Yosif Sueyf ve Latin Başpiskoposu Jerzy Kraj, şiddet eylemlerinin, hiçbir inanç sisteminin çerçevesine sığdırılamayacağı konusunda ortak görüş açıkladı.

Rum Politis gazetesinin haberine göre, 5 din adamı, ortak açıklamalarında, Ankara, Sina Yarımadası, Beyrut, Paris, Nijerya ve Mali’de meydana gelen terör saldırılarına atıfta bulunarak, “masum insanlar aleyhindeki tüm şiddet türlerini en sert şekilde” kınadı.

Gazete, Dinler Arası Diyalog Ofisi’nden yapılan bu açıklamada, 16 Kasım’da Kıbrıslı Türklere yapılan saldırılarla ilgili herhangi bir ifadeye yer verilmediğine dikkat çekti.

Habere göre, açıklamada, “Dini liderler olarak, dünyanın her yerindeki kurbanlar, aileleri, arkadaşları ve matem tutan herkes için dua ediyoruz” denildi.

Din adamları, ortak diyalogları çerçevesinde, hoşgörü, saygı ve barış içerisinde bir arada yaşama olmadan, gelecek olmayacağı mesajını verdi.



Türkiye’nin AB katılım müzakereleri yeni fasıllarla ilerleyecek



Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki temasların son dönemde sığınmacılar krizi nedeniyle artması, katılım müzakerelerinde yeni fasılların açılmasını gündeme getirdi. Ankara'nın "açılması en muhtemel fasıl" olarak gördüğü ekonomik ve parasal politikalar faslının Aralık ortasında açılacağı dün netleşti.

Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinde son olarak Kasım 2013'te bölgesel politikalar ve yapısal araçların koordinasyonu faslı müzakerelere açılmıştı. Türkiye, 2005 yılında başlayan katılım müzakereleri sürecinde, çıkarılan siyasi engeller nedeniyle bugüne (dün) kadar müzakerelere konu 33 fasıldan 14'ünü açarken sadece bir tanesini kapatabilmişti.

Ankara ile Brüksel arasında son dönemde mülteci krizi nedeniyle görüşme trafiği arttı. Suriyeli mültecilerin Türkiye üzerinden AB'ye geçişinin düzenli hale getirilmesini ve yaklaşık 2,2 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye üzerindeki yükün paylaşılmasını görüşmek için ikili temaslara hız verildi. Bu süreçte Türkiye'nin AB katılım müzakerelerinde yeni fasıllar açılması da tartışılmaya başlandı.

TC AB Bakanı Volkan Bozkır, dün yaptığı açıklamada, katılım müzakerelerinde 17. fasıl olan ekonomik ve parasal politikaların 14 ya da 15 Aralık tarihinde açılacağını bildirdi ve "Sadece bu fasılla yetinmiyoruz. 5-6 faslın daha 2016 yılında açılabilmesini sağlayacak bir ortak çalışmayı başlatacağız" ifadesini kullandı.

TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ekim ayındaki Brüksel ziyareti sırasında Türk heyeti, enerji (15. fasıl), ekonomik ve parasal politikalar (17. fasıl), yargı ve temel haklar (23. fasıl), adalet, özgürlük ve güvenlik (24. fasıl), eğitim ve kültür (26. fasıl) ve dış, güvenlik ve savunma politikaları (31. fasıl) olmak üzere 6 faslın açılmasını teklif etmişti.

Almanya Başbakanı Angela Merkel'in 18 Ekim'de Türkiye'ye yaptığı ziyaret sırasında ekonomik ve parasal politikaların açılmasını desteklediğini belirtmesi, bu faslın yakın zamanda açılacağına ilişkin beklentileri güçlendirmişti.

17 Ekim'de AA muhabirine verdiği röportajda dönemin AB Bakanı Beril Dedeoğlu, en açılabilir faslın 17. fasıl olduğunu belirtmiş, "Her şey hazır. AB'nin 'evet' demesine kalmış aşamada" ifadesini kullanmıştı.

Yeni fasılların açılmasını gündeme geldiği bu dönemde, Güney Kıbrıs Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yannakis Kasulidis, mevcut şartlarda 23. ve 24. fasılların açılmasına onay vermeyecekleri yönünde açıklama yapmıştı.

23. ve 24. fasıllar, AB'nin 2011 yılında aldığı karar gereği "öncelikli fasıl" statüsü kazanmış, aday ülkelerin katılım müzakerelerine bu iki fasılla başlaması kararlaştırılmıştı.

Söz konusu iki faslın tarama süreçleri 2006 yılında tamamlanmasına rağmen AB Komisyonu'nun sonuç raporlarını Ankara'ya iletmesi, Rum kesiminin vetosunu kaldırmasına bağlı.

Türkiye'nin AB katılım müzakereleri 3 Ekim 2005'te başladı. Bu süreçte 33 fasıldan 14'ü müzakerelere açılırken sadece bilim ve araştırma faslı kapatılabildi. Açılmayan fasıllardan 17'si Kıbrıs Rum kesimi başta olmak üzere bazı AB üyelerinin siyasi engellemelerine hedef oldu.

Müzakereye açılan fasıllar şunlar:

Sermayenin serbest dolaşımı (4. fasıl), şirketler hukuku (6. fasıl), fikri mülkiyet hukuku (7. fasıl), bilgi toplumu ve medya (10. fasıl), gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı (12. fasıl), vergilendirme (16. fasıl), istatistik (18. fasıl), işletme ve sanayi politikası (20. fasıl), trans-Avrupa ağları (21. fasıl), bilim ve araştırma (25. fasıl), çevre (27. fasıl), tüketicinin ve sağlığın korunması (28. fasıl) ve mali kontrol (32. fasıl).

Öte yandan, tarama süreci 2006'da sona ermiş olmasına rağmen bugüne kadar yargı ve temel haklar ile adalet, özgürlük ve güvenlik dahil 10 faslın sonuç raporları Ankara'ya iletilmedi. Tarama sonu raporlarının Türkiye'ye verilmemiş olması, bu fasıllarla ilgili açılış kriterlerinin de bildirilmemiş olması anlamına geliyor. AB üyelerinin tarama sonu raporlarını hala onaylamadıkları fasıllar şunlar:

İşçilerin serbest dolaşımı (2. fasıl), balıkçılık (13. fasıl), taşımacılık politikası (14. fasıl), enerji (15. fasıl), yargı ve temel haklar (23. fasıl), adalet, özgürlük ve güvenlik (24. fasıl), dış ilişkiler (30. fasıl), dış, güvenlik ve savunma politikası (31. fasıl), mali ve bütçesel hükümler (33. fasıl).

Rum yönetimi, 8 Aralık 2009 tarihinde tek taraflı olarak 6 faslı bloke edeceğini açıkladı.

Rumların "ilişkilerin normalleşmesi" şartına bağladığı fasıllar arasında işçilerin serbest dolaşımı (2. fasıl), enerji (15. fasıl), yargı ve temel haklar (23. fasıl), adalet, özgürlük ve güvenlik (24. fasıl), eğitim ve kültür (26. fasıl) ve dış, güvenlik ve savunma politikası (31. fasıl) bulunuyor.

Fransa ise Nicolas Sarkozy'nin cumhurbaşkanlığı döneminde 5 faslın açılışını, "üyelikle doğrudan bağlantılı" olduğu gerekçesiyle veto etmiş, daha sonra bu rakamı 4'e indirmişti.

Fransa'nın tek taraflı olarak bloke ettiği açıkladığı fasıllar arasında tarım ve kırsal kalkınma (11. fasıl), ekonomik ve parasal politikalar (17. fasıl), mali ve bütçesel hükümler (33. fasıl) ve kurumlar (34. fasıl) yer alıyor.

Mevcut durumda, siyasi engel konulmayan ve aday ülkelerin genellikle müzakere süreçlerinin son aşamasında açmayı tercih ettikleri 3 fasıl bulunuyor. Bunlar kamu alımları (5. fasıl), rekabet politikası (19. fasıl) ve sosyal politika ve istihdam (19. fasıl).

AB ile Türkiye, 2005'te Gümrük Birliği'nin yeni AB üyelerine genişletilmesi amacıyla "Ek Protokol" imzalamıştı.

Ancak, protokolde yeni üyelerden Güney Kıbrıs Rum yönetiminin isminin "Kıbrıs Cumhuriyeti" olarak zikredilmesi üzerine Türkiye, "Ek Protokol'ün imzalanmasının hiçbir şekilde Rum yönetimini tanıma anlamına gelmeyeceğini" vurgulayan bir deklarasyon yayınlamıştı.

AB de Türkiye'nin Ek Protokol'den kaynaklanan yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediği gerekçesiyle Aralık 2006'da, "Gümrük Birliği'yle doğrudan ilgili" sekiz faslın açılmasını dondurmuştu.

Ek Protokol nedeniyle askıya alınan fasıllar şunlar:

Malların serbest dolaşımı (1. fasıl), iş kurma hakkı ve hizmet sunumu serbestisi (3. fasıl), mali hizmetler (9. fasıl), tarım ve kırsal kalkınma (11. fasıl), balıkçılık (13. fasıl), taşımacılık politikası (14. fasıl), gümrük birliği (29. fasıl) ve dış ilişkiler (30. fasıl).



Türkiye - AB Zirvesi Ortak Beyan Taslağı Güney Kıbrıs’ı rahatsız etti



AB-Türkiye Zirvesi ortak beyan taslağında Güney Kıbrıs’ın “kırmızı çizgilerinin” çiğnendiği ileri sürüldü.

Rum Fileleftheros gazetesi haberinde, Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk’ın, Pazar günü Brüksel’de gerçekleştirilecek AB-Türkiye Zirvesi’nde varılacak anlaşmanın çerçevesini “Ankara’nın ölçülerinde dikmeye çalıştığını” iddia etti.

Edindiği bilgilere göre, AB Türkiye ortak beyan taslağında Güney Kıbrıs’ın 2009 yılında tek yanlı olarak dondurduğu beş başlığın açılması ifadesinin yer almasıyla Güney Kıbrıs’ın kırmızı çizgilerinin ihlal edildiğini savunan gazete, taslakta, 15’inci başlık (enerji), 23’üncü başlık (Temel Haklar), 24’üncü başlık (Adalet), 26’ıncı başlık (Eğitim Kültür) ve 31’inci başlığın (Dış Politika) açılmasına yönelik hazırlık çalışmalarının tamamlanması yönündeki Türkiye ve AB anlaşmasının selamlandığını aktardı.

Böyle bir çerçeveye Güney Kıbrıs tarafından imza atılmasının, söz konusu başlıkların bloke edilmesi kararını geçersizleştirmekle denk olduğundan söz eden gazete, beş başlığın açılmasına yönelik hazırlık çalışmalarını selamlarken, bunların ileri götürülmesine veto koymanın çelişkili olacağını belirtti.

Güney Kıbrıs’ın günler öncesinden Brüksel’in niyetlerini bildiğini de kaydeden gazete, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in Rum yetkililere bu yönde talimatlar verdiğini, Güney Kıbrıs’ın AB Daimi Temsilcisi Büyükelçisi Kornilios Korniliu’nun da Daimi Temsilciler Komitesi (COREPER) toplantısında Güney Kıbrıs’ın tezlerini dile getireceğini aktardı.

Ortak beyan taslağında, AB üye ülkelerinin, mülteci krizi konusunda Türkiye’ye 3 milyar Euro’luk destek verme taahhüdünde bulunmaları yönünde girişimde de bulunulduğunu aktaran gazete, “yarısı işgal altındaki Kıbrıs Cumhuriyeti”nden de 2 milyon 886 bin 684 Euro istendiğini belirterek, Güney Kıbrıs’ın bunu reddettiğini kaydetti.



“Türkiye’den enerji konusunda İsrail’e baskı” iddiası



“Enerji sektöründen gelen ve Türk liderliğiyle de yakından ilgili olan bazı unsurların”, özellikle Amerikan Noble ve İngiliz BG şirketlerinin “Afrodit” yatağıyla ilgili anlaşmasının ardından, bölgenin enerji sahnesinde Türkiye’nin de hesaba katılması konusunda kendilerini ikna etmek için, çeşitli yönlere, özellikle de İsrail’e yönelik atağa geçtikleri” ileri sürüldü.

Rum Fileleftheros gazetesi haberinde, Noble ile BG’nin yaptığı anlaşmanın ilanının hemen ardından Rus uçağının düşürülmesi ve Rusya-Türkiye ilişkilerinde ortaya çıkan krize değinerek, Türkiye’nin kendi katılımına olanak sağlamak için, Rum kesimi, Mısır, Ürdün ve Filistin yönetimiyle olası anlaşmaları geciktirmek amacıyla, İsrail’e yönelik faaliyetlerini artırmasının beklendiğini ileri sürdü.

Gazete, Rusya’nın alacağı herhangi bir önlemin Türkiye’yi ve ekonomisini ciddi anlamda zor durumda bırakacağını, bu yüzden Doğu Akdeniz de aralarında olmak üzere, yeni kaynak arayışına girilmesinin beklendiğini belirtti.

Haberinin devamında, uluslararası enerji kuruluşlarında üst düzey pozisyonlara sahip, eski Türk diplomat ve İngiliz BG şirketi eski yöneticilerinden Mehmet Öğütçü’nün söylemlerine yer veren gazete, Öğütçü’nün, “Türkiye olmadan hiçbir şeyin başlamayacağı düşüncesini kendilerine yerleştirmek için, “Oil&Gas Europa’a” demeç verdiğini” yazdı.

Öğütçü’nün şu an “Global Resources’in” da başkanı olduğunu yazan gazete, Öğütçü’nün, Mısır, Ürdün, Güney Kıbrıs ve Filistin Yönetimi’nin ekonomik açıdan güvenilir ülkeler olmadığı şeklinde bir argümana sahip olduğunu da aktardı.

Öte yandan gazeteler, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın, dün İsrail’de Başbakan Benjamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de yer ayırdılar.

Çipras’ın, Netanyahu ile görüşmesinden sonra, 2016 yılının başında Yunanistan-Rum kesimi ve İsrail arasında, büyük olasılıkla Lefkoşa Rum kesiminde yeni bir üçlü zirve yapılacağının haberini verdiğini yazan Simerini, Çipras’ın, bunun Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile yapılacak görüşmeden sonra belirleneceğini söylediğini iletti.

Gazete, Çipras’ın “Yunanistan ile İsrail arasındaki enerji işbirliğinde büyük bir potansiyel bulunduğuna atıfta bulunduğunu” da ekledi.



Güney’deki Kıbrıslı Türk taşınmazları kiralanıyor



Güney Kıbrıs’taki Kıbrıs Türk taşınmazlarının büyük bölümünün Kıbrıslı Rum göçmenler tarafından başkalarına kiralandığı bildirildi.

Rum Fileleftheros gazetesi, Güney Kıbrıs’taki Kıbrıslı Türk taşınmaz malları konusunun önceki gün Rum Meclisi Göçmenler Komitesi’nde, “Kıbrıs Türk Malları İdaresinin” bütçesinin ele alındığı sırada gündeme geldiği ve Kıbrıslı Türklere ait taşınmazların büyük bir bölümünün hak sahibi olmayan hatta milyoner olan kişilerce kullanıldıklarının vurgulandığını yazdı.

Habere göre DİSİ Milletvekili Yeorgios Yerogiu, Güney Kıbrıs’taki Kıbrıslı Türk taşınmazların yüzde doksanının, tahsis edilen kişilerce başkalarına kiralandıklarını belirterek Larnaka’nın işlek caddelerinden “Makenzie” caddesinde bulunan 14 Kıbrıslı Türk dükkanından 10’unun hak sahibi olmayan kişilerce kullanıldıklarını vurguladı.

Yeorgiu, şehir dışında bulunan Kıbrıs Türk evlerinin birçoğunun da hak sahibi olmayanlarca yazlık olarak kullanıldıklarını, bu kişilerin arasında milyonerlerin de bulunduğunu belirtti ve bu durumun çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Rum Politis gazetesi, Güney Kıbrıs’taki taşınmaz malının Rum hükümeti tarafından istimlak edilmesi sonrasında ödenen tazminatın avukatı ve bir iş adamı tarafından çalındığı gerekçesiyle dava açan Kıbrıslı Türk Hatice Hamza’nın davasının önceki gün gergin geçtiğini yazdı.

Gazete, Larnaka Mahkemesi’nde önceki gün yapılan duruşmada 85 yaşındaki Kıbrıslı Türk Hatice Hamza’nın ifade verdiği sırada sinirlenerek davalı konumunda bulunan Avukat Mamas Hacihristofi ve iş adamı Yorgos Kipris’in üzerine doğru yürüdüğünü yazdı.

Habere göre Kıbrıslı Türk kadın “paralarımı bunlar çaldı” diye bağırarak davalıların üzerine yürürken, yargıcın müdahalesi sonucunda sakinleşti.

Gazete, söz konusu davada 54 tanığın dinlenmesinin öngörüldüğünü yazdı.



Kayıp Şehit Ezel, bugün defnediliyor



1963 yılında kayıp olan ve yapılan çalışmalar sonucunda bulunarak kimlik tespiti tamamlanan şehit Hasan Nural Cevdet Ezel, bugün askeri törenle defnedilecek.

Lefkoşa Kaymakamı Alkan Değirmencioğlu’nun verdiği bilgiye göre, şehit Ezel, Lefkoşa Mezarlığı’ndaki İsmail Safa Cami’de kılınacak cenaze namazının ardından Lefkoşa Mezarlığı’ndaki şehitliğinde toprağa verilecek.

Törende Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Genel Başkanı Ertan Ersan konuşma yapacak. Cenaze namazının ardından defin yerinde saygı duruşu ve saygı atışı yapılacak ve bayrak aileye teslim edilecek. Tören, defin işlemiyle tamamlanacak.



Gençlik Dairesi Kültür, Sanat, Bilim ve Spor Şöleni bugün başlıyor



Gençlik Dairesi Kültür, Sanat, Bilim ve Spor Şöleni bugün başlıyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 32. kuruluş yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde düzenlenen şölen, 3 gün sürecek.

7. Gençlik Dairesi Kültür, Sanat, Bilim ve Spor Şöleni kapsamında bugün Bedesten’de, üç semavi dine mensup rahipler, imamlar, rahibeler, öğretmenler, öğrenciler, emekliler ve serbest meslek mensuplarından oluşan Antakya Medeniyetler Korosu konser verecek. Koro 29 Kasım’da ise Gazimağusa Rauf Raif Denktaş Kültür ve Kongre Sarayı’nda konser verecek.

Şölen kapsamında 28 Kasım Cumartesi günü Lefkoşa Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda gençler değişik alanlardaki yeteneklerini sergileyecek.

Tüm etkinlikler halka açık ve ücretsiz olacak, gençlerin şölene katılabilmesi için ücretsiz otobüs seferleri düzenlenecek.





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 21
Dün Tekil 1401
Bugün Tekil 743
Toplam Tekil 2603389
IP 18.206.15.215






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































23 Zi'l-Hicce 1440
Ağustos 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Asil yetimler anadan babadan değil, ilim ve ahlaktan yoksun olanlardır. (HZ. ALİ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.001 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu