BASIN BÜLTENİ Liderler bugün yeniden bir araya geliyor - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Liderler bugün yeniden bir araya geliyor
Tarih: 20.11.2015 > Kaç kez okundu? 1141

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla sürdürülen müzakereler kapsamında bugün yeniden bir araya gelecek.

Liderler saat 10.00’da ara bölgede müzakereler için tahsis edilen binada görüşecek.

Liderlerin bu ay içinde en az 6 görüşme yapması kararlaştırılmıştı. Liderlerin bugünden sonra 23 Kasım Pazartesi ve 25 Kasım Çarşamba günü de bir araya gelmesi planlanıyor.



Akıncı, İngiltere Dışişleri Bakanı Hammond’la görüştü



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, temaslarda bulunmak üzere dün Kıbrıs’a gelen İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond’la görüştü.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, görüşme sonrasında basına yaptığı açıklamada, Kıbrıs'ta çözümü Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar'ın birlikte bulacağını söyledi. Akıncı, çözüm arayışlarında uluslararası toplumun katkısının da önemli olduğuna işaret etti.

Akıncı açıklamasında, Hammond ile ikincisi olan bugünkü görüşmenin yararlı geçtiğini, garantör ülkelerden İngiltere’nin Kıbrıs sorununa yakınlık göstermesinin de doğal olduğunu söyledi.

Görüşmede İngiltere Dışişleri Bakanı’nın Kıbrıs sorununun çözümü konusunda gelinen son durum hakkında bilgilendirildiğini ifade eden Akıncı, uluslararası toplumun çözüm arayışlarına ilgi ve destek göstermesinin ve bu ilgi ve desteğinin hissettirilmesinin önemli olduğunu ifade etti. Akıncı, yakın zamanda KKTC’ye Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı John Kerry’nin de gelmesinin beklendiğini söyledi.

Akıncı, “Süreci sahiplenmek ve bulunacak çözümü yaşatmak bu adada yaşayan insanlara düşer. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Bu çabamızı sürdürürken dıştan gelecek her tür katkıyı da isteriz” dedi.

Garantörlük konusunda İngiltere’nin tutumunda gelinen noktanın ne olduğu sorusuna ise Akıncı, İngiltere’nin Yunanistan gibi “garantörlükten vazgeçtik” demediğini, İngiltere’nin garantörlük konusunda Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum tarafının anlaşacağı çerçeveye yardımcı olmaya hazır olduğu yanıtını verdi.

Akıncı, “’Garantör olarak kalalım’ demiyorlar ama ‘biz ayrılmak istiyoruz’ söylemleri de yoktur” dedi.

Akıncı, İngiliz üslerinin görüşmede gündeme gelmediğini de söyledi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Hammond da görüşme sonrasında basına yaptığı açıklamada,

Akıncı ile görüşmede müzakerelerin her yönüyle ele alındığını, müzakerelerde somut ilerlemelerin yaşandığına inandığını ifade etti.

Akıncı ile Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis arasında iyi bir çalışma ilişkisinin bulunduğunu kaydeden Akıncı, “Mülkiyet, toprak ayarlaması ve güvenlik ve garantilerle ilgili çözülmesi gereken ciddi mevzular var. Bu müzakerelerde, iki liderin de cesur ve yaratıcı çözümler ortaya koymasının gerektiği kilit aşamaya gelindiğini düşünüyorum” dedi.

Uluslararası toplumun müzakereleri desteklediğini kaydeden Hammond, İngiltere’nin müzakerelere teknik destek vermeye hazır olduğunu, çözüm halinde de mülkiyet sorunun halledilmesi için de gerekli finansmanın bulunmasına da yardımcı olacağını söyledi.

Çin, Rusya ve ABD Dışişleri Bakanlarının adayı ziyaret edeceğine işaret eden Hammond, müzakereleri destekleme noktasında uluslararası alanda ciddi bir momentum yakalandığına inandığını da sözlerine ekledi.



İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond Anastasiadis ile görüştü



Kıbrıs’ta temaslarda bulunan İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond dün Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile görüştü.

Rum radyosunun haberine göre, Hammond ile Anastasiadis’in görüşmesi Rum Başkanlık Binası’nda gerçekleşti. Görüşmede Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis de hazır bulundu.

İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond, görüşmeden çıkışta yaptığı kısa açıklamada, uluslararası toplumun, iki toplumun çözümün çabalarını desteklemek için mümkün olduğu şekilde çalıştığını söyledi.

Rum haber kaynaklarına göre, Hammond, görüşmeden ve Anastasiadis tarafından müzakereler hakkında bilgilendirilmesinden dolayı duyduğu memnuniyeti de dile getirdi.

Hammond, tüm uluslararası toplumun dört gözle çözümü arzuladığını belirtirken, bu uzun süreli soruna çözüm bulma çabalarında, iki toplumu desteklemek için mümkün olduğu şekilde çalıştıklarını ve iyimser olduğunu belirtti.

Hammond, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in birlikte iyi çalıştığını ve her ikisinin de çözüm bulunmasına bağlı olduğunu ifade etti.



Hammond: “Çözümü ekonomik açıdan destekleme niyetindeyiz”



İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond, İngiltere, AB ve daha yaygın olarak uluslararası toplumun, Kıbrıs sorununu ekonomik açıdan destekleme niyetinde olduğunu belirtti.

Rum radyosunun haberine göre, Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis ile birlikte ortak basın toplantısı düzenleyen İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond, sadece kendi ziyaretinin değil, Almanya, Rusya ve ABD dışişleri bakanlarının adaya yönelik ziyaretlerinin de çözümün ekonomik açıdan desteklenmesi niyetini ortaya koyduğunu ifade etti.

Hammond, ülkesinin teknik destek sağlama niyetini de dile getirdi.

Kıbrıs’taki iki liderin, Kıbrıs sorununun çözümüne dair ümit yarattığını belirten Hammond, çözümün, tüm halkın yararına olacağını vurguladı.

Garantiler konusunda ise Hammond, her iki toplumun anlaşması durumunda o zaman İngiltere’nin herhangi bir öneriyi incelemeye istekli olduğunu söyledi.

Hammond, konu hakkında herhangi bir önyargıya sahip olmadıklarını da belirtti.

Haberde, Kasulidis’in açıklamalarına ilişkin detay verilmedi.



Akıncı: “Kıbrıs konusunda çok uzun yıllar orta sahada top çevrildi”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs sorununun çözümünde uzun yıllar “orta sahada top çevrildiğini” belirterek, Türkiye ile Yunanistan Başbakanlarının çözümü destekleyici açıklamalarını memnuniyetle karşıladığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, dün bir kabulünde yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununa çözüm bulma sürecinde dün Türkiye Başbakanı ile Yunanistan Başbakanı’nın açıklamalarını memnuniyetle karşıladığını, liderlerin Kıbrıs sorununa çözüm bulma vaktinin geldiği ve artık orta alanda top çevirme niyetleri olmadığı yöndeki yorumlarının olumlu olduğunu belirtti.

Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarında uzun süre top çevrildiğini kaydeden Akıncı, “Kıbrıs konusunda çok uzun yıllar orta sahada top çevrildi. Bazen bir taraf, bazen de öteki taraf işine geldiği gibi oyalandı” dedi.

Çözüm bulma çabalarının liderler düzeyinde kasım ayında yoğunlaştırıldığına işaret eden Akıncı, hedeflerinin yılan hikayesine dönüşen Kıbrıs sorununu, iki tarafı da memnun edecek şekilde çözmek olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türk tarafının gösterdiği “irade, kararlılık, azim ve erken çözüm bulma arzusunun” Kıbrıs Rum Yönetimi’nce de gösterilmesi halinde Kıbrıs sorununa çözüm bulunabileceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Akıncı, çözüme ulaşma konusunda Kıbrıs Türk tarafının ihtiyatlı iyimserliğini koruduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs sorunun çözüm bulunması ve Suriye sorununun da sona ermesi halinde Doğu Akdeniz’de ekonomik fırsatların gelişeceğine inandığını ifade ederek, geleceği planlama ve buna hazırlanma açısından ziyaretlerin önemli olduğunu kaydetti.



Eide: “Liderler görüşme sürecine ilişkin bir dizi konunun derininde”



BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, iki liderin, müzakereler sürecine ilişkin olarak bir dizi konunun derininde bulunduğunu ifade etti.

Rum radyosunun haberine göre, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, dün, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile bir görüşme gerçekleştirdi.

Habere göre Eide, görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, liderlerin önceki gün bir görüşmesinin olduğunu, bugün ise bir görüşmenin daha olacağını anımsattı.

Liderler arasında Kasım ayında olması konusunda anlaşmaya varılan altı görüşmenin ortasında bulunduklarını ifade eden Eide, görüşmelere ilişkin önemli bir dizi konunun derininde bulunduklarını da belirtti.

Eide, altı görüşmenin sonunda, nerede olunduğu ve hangi şekilde ilerleneceğine dair bir değerlendirmenin yapılması konusundaki anlaşmayı da anımsattı.

Eide, her iki liderin Kıbrıs soruna çözüm bulunması çabalarına bağlı kalmaya devam ettiğini belirtti.

Kıbrıslı Türklere saldırı olaylarına da değinen Eide, Anastasiadis’in olaya hemen reaksiyon göstermesini överken, nefret ve ırkçılık etkinliklerinin müzakereleri rayından çıkarmasının söz konusu olmadığını söyledi.

Eide, Anastasiadis’in olumlu tutumundan bahsederken bunun Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı tarafından da olumlu şekilde karşılandığını ifade etti.



2. Cumhurbaşkanı Talat: “Çözüm konusunda maalesef emin olamıyorum”



İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bir programda yaptığı açıklamada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Kıbrıs sorununun çözümünde ne kadar samimi olduğuyla ilgili, “Bilemem, inanmak istiyorum, bir çözüm olması yönünde ümit etmek istiyorum ama maalesef emin olamıyorum” dedi.

Güven Yaratıcı Önlemler konusunda kendi anlayışının farklı olduğunu ifade eden Talat, kendisine göre güven yaratıcı önlemlerin tek taraflı yapılması gerektiğini, yani bir şeye izin verirken karşı taraftan da karşılık beklenmemesi gerektiğini, bunun daha çok güven ortamı yarattığını kaydetti.

Talat, 2016’nın Mart ayına kadar çözüm olabileceğini, olmazsa bu işin yıl sonuna bile uzayabileceğini kaydetti.

Talat, Rum tarafının kendi halkının duymak istediği açıklamalar yaptığını dile getirerek, “Halkım bunu duymak istiyor, ben de bunu söylüyorum diyorlar” dedi.

Talat, “Kıbrıslı Rumların ne söylediklerine değil ne yaptıklarına bakmak lazım” diyerek, söylenen ile yapılanların farklı olması nedeniyle Kıbrıs Türk halkının Rumlara güvenmediğini belirtti. Talat, “Bu politik davranış aslında Rumların kanıksadığı bir tutumdur. Ancak, bizde veya uluslararası ortamda böyle bir şey kabul görmüyor” dedi.

Garantörlük konusuna da değinen Talat, garanti anlaşmasının sadece iki tarafı değil, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’yi de ilgilendirdiğini; bu nedenle garantörlerin adadan çekilmesi konusunun uluslararası arenada görüşülerek bir karar verilmesi gerektiğini vurguladı.

Talat, Kıbrıslı Türklerin yüzde 95’inin Türkiye’nin garantörlük sisteminin içinde yer almasını istediğini de ifade etti.



Talat: “Elam’ın Kapatılması Gerekiyor”



İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Faşist ELAM saldırılarının bir an önce durdurulması gerektiğini, bu gibi olayların yaşanmaması için, ELAM’ın kapatılması, gösterilere izin verilmemesi ve cezaların ağırlaştırılması gerektiğini dile getirdi.

Talat, müzakere sürecinde sonuca varmak için ötekileştirmemek, nefret ve ırkçı düşünceleri yok ederek gerekli tedbirleri almak ve yasalar hazırlamak gerektiğini kaydetti.

Talat, Radyo Güven’de yayınlanan Haftanın Analizi programında yaptığı açıklamada, yaşanan olayda Rum polisinin tutumunu anlamadığını ifade etti ve “Polis olay sırasında uzaktan bakıyor, tutuklamıyor, müdahale etmiyor. Polis neden tutuklamıyor? Neden bu kadar aciz kalıyor, anlamıyorum… Rum Polisinin daha iyi denetlenmesi gerekiyor” dedi.

“Kıbrıs sorununu çözeceğiz ve birlikte yaşayacağız” diyen Talat, çözüme giderken bu gibi olayların Kıbrıs Türkü’nü haklı olarak endişeye soktuğunu dile getirdi.

ELAM’ın saldırısı sonrasında Rum Milli Eğitim Bakanı Kostas Kadis’in bu konuyla ilgili tedbir alacağını, hatta müfredatla ilgili çözüm üreteceğini söylediğini belirten Talat, Milli Eğitim bakanlarının daha önce kilise tarafından atandığını, sadece Dimitris Hristofyas döneminde hükümetin atadığını, Kadis’in de hükümet tarafından atandığını düşündüğünü, aksi takdirde bu şekilde bir açıklama yapamayacağını vurguladı.

Konuşmasında mülkiyet konusuna da değinen Mehmet Ali Talat, mülkiyet konusunun en çetrefilli konu olduğunu ama esas konunun yönetim ve güç paylaşımı olduğunu vurguladı.

Mülkiyet konusunun tüm Kıbrıslı Türkleri ilgilendirdiğini, nüfusa göre Kıbrıs’ta yüzde seksen Rum, yüzde 20 de Türk malı olduğunu, Rumların yüzde yirmi malı dışarıda bırakarak ekonomisini geliştirdiğini kaydeden Talat, fakat Kıbrıslı Türklerin yüzde seksen malı dışarıda bırakamayacaklarını ve bunun da ekonomiyi olumsuz yönde etkilediğini söyledi. Talat, bu nedenle bu konunun Kıbrıslı Türkleri daha çok etkilediğini de dile getirdi.

Mehmet Ali Talat, “Demopulos kararı bize mülkiyet konusunun nasıl çözüleceğiyle ilgili ışık yaktı. Yani 41 yıldır orada yaşayan ve tapusunu elinde tutan kişi yıllar geçtikçe eşitlendiğini bize gösterdi” diye konuştu.

Taşınmaz Mal Komisyonu kurulduğu zaman bütün seçenekleri yani iade, takas ve tazminatı uyguladıklarını, hatta çözümden sonra iadeyi de konuştuklarını kaydeden Talat, daha sonra çıkan Demopulos kararıyla hakların eşitlendiğini söyledi.

Talat, “2010’da çıkan bu karar birkaç yıl önce çıksaydı, Kıbrıs sorununu şimdiye kadar çözmüş olurduk” dedi.

Şimdiki yapıda, iki kurucu devlet, iki eşit toplumun olmasının görüşüldüğünü de kaydeden Talat, bunun geçmişte böyle olmadığını ifade etti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki federal yapının Türk kurucu devletine dönüşeceğini vurgulayan Talat, “Burada KKTC ve sözde Kıbrıs Cumhuriyeti var, bunlar bir araya gelecek ve federasyon kuracak fikrine Rumlar karşı geliyor. Çünkü biri yasaldır, diğeri yasal değildir diyor.

Rumlar iki eşit statüyü kabul ediyor ama çözümle birlikte ortaya iki farklı devletin çıkmasını kabul etmiyor” diye konuştu.



Kıbrıslı Türklere saldırı olayında beş kişi daha tutuklandı



Rum polisinin, Lefkoşa’nın Rum kesiminde pazartesi günü öğrencilerin KKTC’nin kuruluş yıldönümünü “kınama” amacıyla düzenledikleri protesto etkinliği sırasında Kıbrıslı Türklere yapılan saldırılarla ilgili dün sabah 16-18 yaşlarında beş öğrenciyi daha tutukladığı belirtildi.

Rum radyosunun haberine göre Rum polisinin, olayla ilgili önceki gün dört öğrenciyi, dün sabah ise beş kişiyi daha tutuklamasının ardından, tutuklu sayısı dokuza yükseldi.

Rum haber kaynakları ise olayla ilgili olarak altı tutuklama emrinin daha bulunduğunu belirtti.



Hammond, Antropoloji Laboratuarı’nı ziyaretinde bayrak krizi



Adadaki temaslarını sürdüren İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond, kayıp çalışmalarının yapıldığı Kayıp Şahıslar Komitesi (CMP) Antropoloji Laboratuarı’nı ziyaretinde bayrak krizi yaşandı etti.

Hammond, ilk olarak Kayıp Şahıslar Komitesi’nin ara bölgedeki ofisinde Komite üyeleri ile bir araya gelerek bilgi aldı. Daha sonra Hammond, kayıp kalıntılarının kimliklendirildiği Antropoloji Laboratuarı’nı gezdi.

Hammond’un basın açıklaması için hazırlıklar yapılırken, bayrak krizi yaşandı.

İngiltere’den gelen gazetecilerin isteği üzerine kameralar, Kuzey’deki Beşparmak Dağları’nı da görüntüye alacak şekilde yerleştirildi. Ancak Rum yetkililer, “Bayrağı tanımıyoruz, bayrağın görüntüde yer alması büyük sorunlara neden olur” diyerek kameraların yerinin, dağdaki KKTC bayrağını almayacak şekilde değiştirilmesini istedi.

Laboratuardan çıkışı sırasında konu İngiliz yetkililer tarafından Dışişleri Bakanı Hammond’a da aktarıldı ve “KKTC bayrağının görünmeyeceği bir yerde durması” istendi. Ve bir ağacın önünde çekim yapılmasına karar verildi.

Basına burada açıklama yapan Hammond, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin kayıp yakınlarının acılarının hafifletilmesi adına çok iyi bir iş çıkardığını söyledi.

Kayıpların bulunup kimliklendirilmesinin önemli olduğunu, fakat Komite’nin yapacak daha çok işi bulunduğunu söyleyen Hammond, Komite bünyesindeki çalışanların kendilerini yaptıkları işe adamalarının ve yeteneklerinin ilk görüşte fark edildiğini ifade etti.

Hammond, İngiltere olarak gelecek yıllarda da Komite çalışmalarına destek sağlamayı umduklarını söyleyerek, bunun geriye kalan 1500 kayıp şahsın bulunmasına katkı yapacağını da ekledi.



Kalyoncu: “Türkiye hükümeti ile resmi görüşmeler henüz başlamadı”



Başbakan Ömer Kalyoncu, 2016-2018 Mali Yılı Protokolü ile ilgili resmi görüşmelerin Türkiye’de hükümet kurma çalışmaları nedeniyle henüz başlamadığını söyledi.

Kalyoncu, KKTC’den bir heyetin geçtiğimiz günlerde Ankara’da gayri resmi temaslar yaptığını da bildirdi.

Bir kabulü sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kalyoncu, gayrı resmi görüşmelerin, bir önceki protokolden kalmış ve yapılmamış bazı işlerin akıbetinin ne olacağıyla ilgili olduğunu belirtti.

“2016-2018 Mali Yılı Protokolü” ile ilgili resmi görüşmelerin henüz başlamamasının Türkiye’de henüz bir hükümet kurulmamış olmasından kaynaklandığını dile getiren Kalyoncu, Türkiye’nin bütçe rakamlarını bilmediklerini, sadece bir zemin yoklaması açısından resmi olmayan görüşmeler gerçekleştirildiğini söyledi.

Kalyoncu, iş dünyasının “protokol görüşmelerinde geç kalındığına” ilişkin eleştirilerinin sorulması üzerine ise, Türkiye’deki seçimler ve hükümet kurma çalışmalarından dolayı görüşmelerde geç kalınmış sayılmadığını kaydetti.

Başbakanlık Müsteşarı Ömer Köseoğlu, Maliye Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Havutçu ile Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı Emin Bilgen geçtiğimiz günlerde Ankara’da protokolle ilgili gayrı resmi temaslarda bulunmuştu.



Anastasiadis: “Önümüzdeki günlerde enerji alanında gelişmeler yaşanacak”



Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, önümüzdeki günlerde, enerji sektöründe ve bununla ilgili tamamlayıcı hizmetler ile endüstrilerdeki yatırım perspektiflerini güçlendirecek gelişmeler yaşanacağını açıkladığı haber verildi.

Rum Haravgi gazetesinde yer alan habere göre, Rum Ticaret ve Sanayi Odası’nın (KEVE) gerçekleştirilen 88’inci Genel Kurulu’nda konuşan Anastasiadis, tek yanlı ilan edilen Rum MEB’inde doğal gaz rezervleri tespit edilmesinin, bu perspektifi güçlendirecek olağanüstü beklentiler yarattığını söyledi.

Gazeteye göre Anastasiadis, gerek Güney Kıbrıs’a yatırım yapmakla ilgilenen şirketler, gerek sıkı işbirliği içerisinde oldukları komşu ülkelerle sürekli diyalog halinde olduklarını da sözlerine ekledi.

Gazetede yer alan başka bir habere göre ise, Rum Enerji Bakanı Yorgos Lakkotripis, tek yanlı ilan edilen Rum MEB’indeki “Afrodit” yatağından Mısır’a doğal gaz satışı yapılmasına ilişkin anlaşmalarla ilgili görüşmelerin, ileri bir aşamada olduğunu söyledi.

Habere göre, enerji konusunda Mısır ile Güney Kıbrıs arasında imzalanması söz konusu devletlerarası anlaşmalara da değinen Lakkotripis, Afrodit yatağından istifade edilmesi konusunda ikili düzeyde anlaşmalar olmasından dolayı, böyle bir doğal gaz satışını hükme bağlayacak anlaşmalarla ilgili ticari görüşmelerin de ileri safhada bulunduğunu açıkladı.

Şirketlerin ticari anlaşmalar yapmasına kolaylık sağlamak için, başka devletlerarası anlaşmalarla ilgili olarak da istişareler yapıldığını dile getiren Lakkotripis, buna örnek olarak da sınır ötesi denizaltı boru hatlarını gösterdi.

Konuyla ilgili görüşmenin başlaması ve nihayetinde de anlaşmanın imzalanması için, Mısır’a gönderilecek bazı hukuki metinlerle ilgili öneriler hazırlanmakta olduğunu ifade eden Lakkotripis, iki tarafın da bunun en kısa zamanda tamamlanmasını istediğini belirtti.

Rum Enerji Bakanlığı’nın, Mısır Petrol Bakanlığı’yla, Mısır MEB’inde tespit edilen “Zohr” yatağıyla ilgili jeolojik veriler konusunda temas içerisinde olduğunu ifade eden Lakkotripis, bu verilerin, “Zohr” yatağının tek yanlı ilan edilen Rum MEB’ine uzanıp uzanmadığını göstereceğini söyledi.

Lakkotripis, bunun, Mısır’la devletlerarası aşamada ele aldıkları bir konu olduğunu da dile getirdi.

Afrodit yatağının İsrail MEB’ine uzanıp uzanmadığı konusundaki bir soruya yanıtında ise Lakkotripis, İsrail’den bir heyetin teknik bir görüşme yapmak için önümüzdeki hafta Rum kesimine gideceğini ve bu görüşmede iki ülke arasında 2014 yılında teati edilen jeolojik verilerin inceleneceğini söyledi.

İsrail’in “Leviathan” ve “Tamar” yataklarının kalkındırılmasıyla ilgili kararın 2016 yılına bırakılmasının, Afrodit yatağının kalkındırılmasıyla ilgili planlamaları geride bırakıp bırakmadığı konusundaki bir soruya karşılık da Lakkotripis, Lefkoşa Rum kesiminin, konuyu, 12’nci parselin ortakları tarafından ortaya konulan Kalkınma ve Üretim Planı temelinde tartıştığını ifade etti.

Rum Alithia gazetesinin haberine göre ise, İsrail’de yayımlanan “Globes” gazetesine konuşan İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz, İsrail’in, sahip olduğu doğal gazı Avrupa’ya taşımak için Türkiye olasılığını açık bıraktığını söyledi.

Ülkesinin şu an iki seçeneği gözden geçirmekte olduğunu dile getiren İsrailli bakan, bunlardan birincisinin İsrail, Güney Kıbrıs ve Mısır’ın, ülkelerindeki doğal gaz yataklarını ortaklaşa kalkındırmaları konusu olduğunu ve şu anda bunun tartışıldığını belirtti.

İkinci seçeneğin ise, Türkiye’ye gidip, oradan da doğal gazı Avrupa’ya taşıyacak bir doğal gaz boru hattı inşa edilmesi olduğunu ifade eden Steinitz, bu tarz bir girişimle ilgili zorluklar olmasına rağmen, İsrail’in, enerji planlamasına yönelik Türkiye seçeneğini ihtimal dışında tutmadığına dikkati çekti.

Güney Kıbrıs ile İsrail arasında, hidrokarbon yataklarından ortaklaşa istifade edilmesi konusunda anlaşmaya varılma çabasına da değinen İsrailli bakan, İsrail’den bir heyetin önümüzdeki günlerde Güney Kıbrıs’a gideceğini anımsattı ve İsrail’in hedefinin önümüzdeki aylarda bu konuyla ilgili bir anlaşma yapılması olduğunu söyledi.

Rum Simerini gazetesi ise haberinde, İsrail’de yayımlanan haberlere dayanarak, Afrodit yatağının İsrail MEB’ine uzandığını; ortaklaşa istifade anlaşmasının da temel anlaşmazlıklar ve belirli teknik meseleler yüzünden gecikmekte olduğunu ekledi.



KKTC Su Temin Projesi'nin bölgeye etkisi tartışılacak



Ankara’da Cumartesi günü düzenlenecek "KKTC Su Temin Projesi ve Doğu Akdeniz'de Değişen Dengeler Çalıştayı"nda projenin bölgesel güvenlik dinamiklerine etkileri ele alınacak.

Çalıştaya Tarım, Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanı Erkut Şahali, TC Orman ve Su İşleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Akif Özkaldı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, AK Parti Gümüşhane Milletvekili Feramuz Üstün ve EkoAvrasya Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren katılacak.

Üç oturumda gerçekleştirilecek çalıştayda "KKTC Su Temin Projesi ve Doğu Akdeniz'in Hidropolitiği", "KKTC Su Temin Projesi'nin Ortadoğu ve Doğu Akdeniz Bölgesel Güvenlik Dinamiklerine Etkisi", "KKTC'ye Gelen Suyun İçme ve Kullanma Suyu Olarak Dağıtım Modeli" başlıkları ele alınacak.

Çalıştaydaki diğer başlıklar "Doğu Akdeniz'de Su ve Strateji", "Uluslararası Etkileri Bağlamında Türkiye'nin KKTC'ye Su Transferi", "Enerji Kaynakları Üzerinden Doğu Akdeniz'de Egemenlik Tartışması", "Yumuşak Güç Olarak Su: Kıbrıs'a Olası Siyasi Etkileri", "KKTC Su Temin Projesi ve Sulama" ve "Kıbrıs Sorunu Tarihçesi Perspektifinde Barış Suyunun Kıbrıs'ta Çözüme Olası Etkisi" olacak.



Sağlık Bakanı İzbul: “Lefkoşa’ya yeni bir devlet hastanesi kompleksi yapılacak”



Sağlık Bakanı İzbul, en kısa sürede yeni hastane kompleksi için proje ve inşaat çalışmalarını başlatıp sonuçlandırmak istediklerini söyledi.

Sağlık Bakanı Salih İzbul, katıldığı İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 5. Sağlık Bakanları Toplantısı’nda, Türkiye Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’yla görüştü.

Türkiye Sağlık Bakanı Müezzinoğlu’na, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin artık birçok açıdan yetersiz kaldığını ve yeni bir devlet hastanesinin yapılması için çalışma başlattıklarını anlatan İzbul, yeni yapılacak hastane kompleksi için arazi tahsis çalışmalarında sona gelindiğini kaydetti.

Türkiye Sağlık Bakanlığı ile iyi bir ilişki ağı içerisinde sürekli bir araya geldiklerini ifade eden Bakan İzbul, sağlık alanında sıkıntı yaşadıkları birçok konuda ciddi destek aldıklarını da belirtti.

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde özellikle “Acil”, ve “Yoğun Bakım” konusunda hekim eksiklikleri olduğunu da anlatan Bakan İzbul, bu konularla ilgili Türkiye’deki bazı üniversite hastaneleriyle iş birliğine yönelik çeşitli girişimler başlatmayı hedeflediklerini de anlattı.

Yakın bir zaman içerisinde Lefkoşa’da hizmete girecek Onkoloji Merkezi için, Türkiye Sağlık Bakanlığı’nın katkılarıyla bir tıbbi onkoloji uzmanının KKTC’de görev yapacağını da belirten Bakan İzbul, bu konuda en başından beri destek olan Müezzinoğlu’na teşekkür etti.

Genel Sağlık Sigortası (GSS) konusunda sürdürülen çalışmalarda ciddi bir ilerleme olduğunu da anlatan Bakan İzbul, en geç 6 ay içerisinde GSS’nin hayat bulmaya başlayacağını kaydetti.

Sağlık Bakanı Salih İzbul, kısa bir süre sonra Onkoloji Merkezi’nin açılışını yapmayı hedeflediklerini ve açılış töreninde Türkiye Sağlık Bakanı Müezzinoğlu’nu da aralarında görmek istediklerini de ifade etti.

Türkiye Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da yaptığı konuşmada, Sağlık Bakanı Salih İzbul ve heyetini, İİT 5. Sağlık Bakanları Toplantısı’nda İstanbul’da ağırlamaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye Sağlık Bakanlığı olarak imkanlar doğrultusunda her türlü desteği vereceklerini söyledi.



Fotiu Noratlas kayıplarıyla ilgili bilgilendirme yaptı



İnsani Konular ve Dış Rumlardan Sorumlu Rum Başkanlık Komiseri Fotis Fotiu’nun, Yunanistan’ın başkenti Atina’da, Yunan kayıplarla ilgili bilgilendirme yaptığı bildirildi.

Rum Alithia gazetesinin haberine göre, iki günlük bir ziyaret için Atina’ya giden Fotiu, Yunanistan Milli Savunma Bakan Vekili Dimitris Vitsas ve Yunan Genelkurmay Başkanı Amiral Evangelos Apostolakis ile 22 Temmuz 1974’te “yanlışlıkla” Lefkoşa Rum Kesimi’nde düşürülen NORATLAS uçağıyla ilgili yürütülen kazı çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Habere göre Fotiu, kazı çalışmalarının yapıldığı bölgede 15 kişinin bulunduğunu belirterek, kimlik tespit çalışmalarının yapıldığından da bahsetti.





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 31
Dün Tekil 1407
Bugün Tekil 829
Toplam Tekil 2669749
IP 34.204.189.171






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































18 Safer 1441
Ekim 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Başka dile uymaz ananın sesi, Her sözün ararsan vardır Türkçesi
(Ziya GÖKALP)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.215 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu