BASIN BÜLTENİ “Türkler, Helen toprağında öleceksiniz” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ “Türkler, Helen toprağında öleceksiniz”
Tarih: 18.11.2015 > Kaç kez okundu? 1206

Paylaş


Yunanistan’daki Neo-Nazi Altın Şafak partisinin Güney Kıbrıs’taki uzantısı olan aşırı sağ eğilimli Rum Ulusal Halk Cephesi (ELAM) Güney Kıbrıs’a geçen Kıbrıslı Türklere saldırdırmalarıyla ilgili Rum Haravgi gazetesi, “Neo-Faşizm Yeniden Vurdu” başlığıyla manşete çektiği haberinde “münferit aşırı sağ öğrenci gruplarının üç yerde, arabaları içerisindeki Kıbrıslı Türklere saldırmalarıyla Kıbrıs önceki gün yakın tarihine geri döndü” vurgusunu yaptı.

Haberde, saldırgan öğrencilerin, Kıbrıslı Türklere saldırdıkları sırada “Türkler, Helen toprağında öleceksiniz” diye bağırdıkları belirtildi.

Lefkoşa’nın Rum kesiminde üç ayrı eylem düzenlendiğini belirten gazete, DİSİ gençlik kolu NEDİSİ’nin PSEM işbirliğinde “Ay. Kasiano”da (okullar bölgesi), ELAM’ın (Ulusal Halk Cephesi) Ledra Palace’da ve aşırı sağ öğrencilerin (ortaokul-lise ve üniversite) de Ledra Caddesi sonunda (Lokmacı kara kapısı) eylem yaptığını, Kıbrıslı Türklere saldıranların da Lokmacı karşısındaki eyleme katılanlar olduğuna dikkat çekti.



AKEL: “İktidar timsah gözyaşları döküyor”



Rum öğrencilerin KKTC’nin kuruluş yıldönümünü “kınamak” gerekçesiyle önceki gün düzenledikleri “protesto” yürüyüşü güzergâhı üzerinde gördükleri KKTC plakalı araçlara saldırıp ve iki Kıbrıslı Türk’ü yaraladıkları olaylar Rum gazetelerinde genellikle manşette ve geniş ölçekte aktarıldı.

Rum Haravgi gazetesi, Rum ana muhalefet partisi AKEL Basın Sözcüsü Yorgos Lukaidis’in “iktidardakiler eğitim hedefi olarak Kıbrıslı Türklerin ve Rumların barış içerisinde birlikte yaşama kültürünü işlemek yerine kini, milliyetçi ideolojiyi ve faşist eylemi örnek alsınlar diye öğrencilerimizi Grivas’ın sığınağına göndermeye karar verdi” şeklinde eleştirisine yer verdi. Lukaidis EOKA B mensupları için Rum Başkanlık Sarayı’na kahramanlar anıtı dikilmesi için on binlerce Euro verme kararı alınmasını örnek vererek bugünkü Rum iktidarının açıklamalarını “timsah gözyaşları” diye niteledi.



Olaylar nasıl gelişti?



Rum Haravgi gazetesi, Rum öğrencilerin KKTC’nin kuruluş yıldönümünü “kınamak” gerekçesiyle önceki gün düzenledikleri “protesto” yürüyüşü güzergahı üzerinde gördükleri KKTC plakalı araçlara saldırıp ve iki Kıbrıslı Türk’ü yaraladıkları olayların saat 11.00 ile 13.00 saatleri arasında meydana geldiğini, KKTC plakalı araçlara saldırıların ilkinin Engomi’de “Milano ışıkları” denilen bölgede yaşandığını, saldırıya uğrayan Kıbrıslı Türk’ün şikayetçi olmak istemeyip polis eşliğinde Metehan’a götürüldüğünü ve oradan KKTC’ye geçtiğini yazdı.

Habere göre “Grivas Digenis Caddesi’nde cereyan eden ikinci olayda bir grup öğrencinin aracına saldırdığı bir Kıbrıslı Türk, gözünden yaralandı, Lefkoşa Rum Genel Hastanesi’ne kaldırıldı. Üçüncü saldırı “Hitron Sokak”ta, Lefkoşa Kaymakamlığı yakınlarında gerçekleşti. Bir grup öğrenci içerisinde (baba-oğul) iki Kıbrıslı Türk’ün bulunduğu aracı taş yağmuruna tuttu, atılan taşlardan biri babayı göğsünden yaraladı, araçlarında zarar meydana geldi.

Gazete Rum Polis Basın Sözcüsü Nikoleta Trimu’nun Rum Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, eylemler için polisin özel bir plan yaptığını ve öğrenci eylemleri sırasında “hiçbir vukuat olmadığını” söylediğini aktardı.



Kiprianu: “Saldırılara ELAM ve EFEN üyeleri karıştı”



AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, KKTC plakalı araçlara saldırı düzenlenip iki kişinin de yaralandığı olaylara ELAM ve EFEN üyelerinin karıştığını söyledi. Kiprianu, olayların bir tanesinde, olay yerinde yüzlerce kişi bulunduğunu da açıkladı.

Rum radyosu Kiprianu’nun; AKEL’in, Kıbrıslı Türklere saldırılarla ilgili bazı bilgileri paylaştığını duyurdu.

Kiprianu, “Kıbrıslı Türklere saldırıda bulunulan noktalarda birkaç yüz kişi bulunuyordu. AKEL’in elinde, saldırı olaylarından birine ELAM (Ulusal Halk Cephesi), bir diğerine de EFEN (Helen Ruhlu Gençlerin Milli Sesi) üyelerinin karıştığı yolunda şahadet var” dedi.

Bu tür olayların ülkedeki bölünmüşlüğü derinleştirdiği uyarısında bulunan Kiprianu; ellerinde, geçmişte, “öfkeliler” grubunun Rum Başkanlık Sarayı önünde eylem yaptığı dönemde Saray’a bıçakla giden bir ELAM üyesi aleyhine yürütülen cezai kovuşturmanın kısa süre önce geri çekildiği bilgisi de bulunduğunu söyledi.

Öte yandan Rum Adalet Bakanı Yonas Nikolau, saldırı ve yaralanmalarla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında failleri bulmak için kapalı devre görüntü (trafik kameraları) kayıtlarını ve Kıbrıs Türk medyasına yansıyanları inceleyeceklerini açıkladı.

Nikolau, Kıbrıslı Türklere saldırıda bulunulduğu sırada Rum polisinin de olay yerinde olduğu, ancak müdahale etmediği ve bir karakolda görevli polislerin Kıbrıslı Türklere 15-20 Kasım döneminde tehlike olduğu için Rum tarafına gitmemeleri telkininde bulunduğu haberlerinin doğru çıkması halinde, sözkonusu polisler hakkında disiplin soruşturması başlatılacağını da söyledi.



Akıncı: “En büyük tahribat toplumun psikolojisinde yapılıyor”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, dün bir kabulünde, Kıbrıslı Türklere yapılan ırkçı saldırı ile ilgili olarak, “En büyük tahribat toplumun psikolojisinde yapılmaktadır, Çözüm süreci için bu kadar uğraş verdiğimiz bir dönemde kesinlikle bu türden olaylara hiç kimsenin müsamaha göstermemesi gerekir” şeklinde konuştu.

Akıncı, “Bu davranışı hoşgörüyle karşılamak mümkün değildir. Rum hükümetinin buna en ciddi şekilde eğilmesi gerekir. Sadece hükümetin değil, okulların, okul idarelerinin ve öğretmenlerin de bu konuda hassas olması gerekir. Netice öğrenciler okul saatinde, okulda olması gerektiği bir zamanda çıkıp Kıbrıslı Türklere saldırıyorlar. Bunun ELAM üyeleri olduğu da söyleniyor veyahut onların da daha sonra katıldığı söyleniyor” dedi.

Bu olayla Kıbrıs Türk halkına iyi bir mesaj verilmediğini, olanların çözüm sürecine ve müzakerelere hiçbir katkısı olmadığını, aksine zararı olduğunu kaydeden Akıncı şöyle devam etti:

“Anastasiadis’in tavrını, tepkisini olumlu olarak not ettik. Bunun yeterli olmadığını da tekrardan söylemek isterim. Suçluların saptanıp mahkeme sürecine götürülmesi elbette yapılması gerekendir. Şiddeti gösteren cezasız bırakılmamalıdır. Gereken önlemler de benzeri olayların olmaması için alınmalıdır. En başta da okullarda bu konular ele alınmalıdır. Bu günlerde hatırlatma yapılıyor; ‘EOKA olayı da öğrencilerle başlatıldı’ şeklinde. Evet. Tarihimizde de böyle bir geçmiş var. Dolayısıyla olayı hiç küçümsememek lazım, ‘işte 2-3 arabaya zarar verildi, tamir edilir canım, çok ciddi yaralanma olmadı’ diyerek bu konu geçiştirilemez.”



Talat: “Kıbrıs sorunu çözülür ve Rum polisinin tutumu bu yönde olmaya devam ederse, bu barış yaşamaz”



Faşist ELAM’ın Kıbrıslı Türklere yönelik saldırısına sert tepki gösteren Talat “Kıbrıs sorunu çözülür ve Rum polisinin tutumu bu yönde olmaya devam ederse, bu barış yaşamaz” dedi.

Faşist ELAM örgütünün Kıbrıslı Türklere yönelik planlı saldırılarına ikinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’tan sert tepki geldi. Diyalog’a özel demeç veren Talat, Rum polisine yönelik eleştirilerde bulundu.

Talat geçtiğimiz yıl başlarında konferans için Limasol’a gittiğini ELAM’ın saldırısına uğradığını ve Rum Polis Genel Müdürünü görevden alındığını anımsatarak “Anastasiadis şimdi yine polis müdürünün görevden almalıdır” dedi.

Talat şunları kaydetti:

“Ban de 2 yıl önce benzeri bir saldırı ile karşılaştım ELAM saldırmış Rum polisi seyretmişti. Şimdide polis yine bu saldırılara müdahale etmedi. Bu ırkçı bir saldırıdır. Çünkü sadece Türk oldukları için saldırdılar vatandaşlarımıza…. Saldırı düşmanlıktan dolayı değil, Türk olduğu içindir ve bakıyoruz Rum polisi ilgilenmiyor. Olabilir mi böyle bir şey? Bu olamaz. En ağır şekilde cezalandırılmaları lazımdır. Bana yapılan saldırı üzerine Polis genel müdürü görevden alınmıştı. Anastasiadis şimdi de polise karşı gerekli tedbiri almalıdır.



Irkçı saldırıya öfke yağdı



Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber, Güney Kıbrıs’ta aşırı sağcı Rum Ulusal Halk Hareketi (ELAM) üyelerinin dün Kıbrıslı Türklere karşı yaptığı saldırıyı kınadı.

Siber yaptığı yazılı açıklamada, barış kültürü yerine düşmanlık, farklı kültürlere saygı yerine nefret, dostluk ve anlayış yerine kin eğitimi verildiği sürece tüm dünyada ırkçı saldırıların devam edeceğini belirtti.

Kıbrıslı Türklere Güney Kıbrıs’ta yapılan ırkçı saldırının sadece kınamakla, ayıplamakla geçiştirilemeyeceğini kaydeden Siber, “Saldırganların yaş ortalamasını düşündüğümüzde Kıbrıs Rum liderliğinin gençlere verdikleri eğitimi bu yönüyle sorgulamaları çağrısında bulunuyorum” ifadesini kullandı.

Barışı öğretmeden barışa ulaşılamayacağını belirten Siber, çözüm ve barışın ayrı şeyler olduğunu, barışı içselleştirmeden çözümün kalıcı olamayacağını vurguladı.

Başbakan Ömer Kalyoncu, Güney Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türklere saldırıyı gerçekleştirenlerin en kısa sürede bulunarak, cezalandırılması gerektiğini belirtti. Kalyoncu, “Caydırıcı cezaların verilmemesi halinde olayların artma ihtimali bulunuyor” dedi.

Başbakan Ömer Kalyoncu, dün bir kabulü sırasında, bir gazetecinin sorusu üzerine, Güney Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türklere dün yapılan saldırıyı değerlendirdi.

Saldırıyı yapanların kısa sürede bulunması ve gereken cezanın verilmesi gerektiğini kaydeden Kalyoncu, caydırıcı cezaların verilmemesi halinde olayların artma ihtimali bulunduğunu söyledi. Başbakan Kalyoncu, bu konuya iki toplumun da dikkat etmesi gerektiğini kaydetti.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, Türk düşmanlığını temel alan Rum eğitim sisteminin yetiştirdiği Rum gençliğinin örgütlendiği ve EOKA’nın yeni versiyonu olan ELAM’ın her fırsatta Kıbrıs Türklerine çirkin saldırıları karşısında bir kez daha Rum Liderliğini ve Kilisesini şiddetle kınayıp, yargı önünde gereğini yapmaya çağırdı.

UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün yaptığı yazılı açıklamada, Güney Kıbrıs’ın siyasilerinin, iş adamlarının ve kiliselerinin maddi, manevi desteği ile beslenen ırkçı, faşist, ELAM Örgütü’nün sergilediği utanç verici eylemlerin bir yenisine daha tanıklık edildiğini söyledi.

Özgürgün, insanlık adına utanç verici bu eylemleri, öğrencileri de aralarına alarak tertipleyenlerin, Rum Askeri kamplarında eğitildiklerinin saptanmasına karşın suskun kalan Rum liderliğinin, sözde üzüntülerini belirtmelerinin asla kabul göremez olduğunu belirtti.

“Hiçbir gerekçe göstermeden vatandaşları darp eden, araçlarına zarar veren bu faşist düşünce ve saldırı sahiplerinin, onlara arka çıkanların, Kıbrıs’taki çözüm sürecine olumlu katkısını kim ya da kimler bekleyebilir” diyen Özgürgün, bu tür çirkin olayların, Kıbrıs Türkü’nün can güvenliğinin tek teminatı Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğündeki Ulusal Birlik Partisi hassasiyetinin haklılığını gözler önüne sermeye yeterli olduğunu söyledi.

Demokrat Parti Ulusal Güçler (DPUG) Genel Başkanı Serdar Denktaş, Güney Kıbrıs’ta yaşanan olaylardan Rum ve Türk tarafının eşit derecede sorumlu olduğunu söyledi.

Eylemin yapılacağının önceden bilindiğini, konunun basına da düştüğünü söyleyen Denktaş, “Tedbir almayan Rum tarafı da, gösterinin engellenmesi için Rum tarafından talepte bulunmayan Türk tarafı da yaşananlardan eşit derecede sorumludur” dedi.

Ulusal bir sorunun “iyi niyetli” ve “çözüm odaklı” yaklaşımlarla ele alınarak risk edilemeyeceğini kaydeden Denktaş, “ ‘Çözüme çok yaklaştık’ denilen bir ortamda yaşayabilir çözüme ne kadar uzak olduğumuz Rum tarafının söylemlerinden ve eylemlerinden anlaşılıyor” ifadesine yer verdi.

“Kıbrıslı Türkler olarak bizler siyasi eşitliğe dayalı sorunsuz bir gelecek oluşturmayı dillendirirken, Rum Parti sözcüleri kendimizi toplum seviyesinden yukarı çekmeye çalıştığımız suçlaması yapıyor” diyen Denktaş, “Bu da çözüme devletimize sahip çıkarak ulaşma yolundaki ısrarın ne kadar yerinde olduğu gösteriyor” şeklinde konuştu.

Yazılı bir açıklama yapan Serdar Denktaş, dün Güney Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türklere yapılan saldırıyı değerlendirdi.

DP-UG’nin KKTC'nin kuruluş yıldönümü açıklamasında gerçekleşecek bu eyleme dikkat çektiğini de anımsatan Denktaş, “Her iki tarafın eylem sonrasındaki demeçleri ve açıklamaları düşündürücüdür” dedi.

Anastasiadis’in sosyal medyadan Türkçe, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın ise Rumca açıklama yaptığını belirten Denktaş, “Bu mesajların Türkçe ve Rumca bilmeyen kişiler tarafından tıklanması da olayın trajikomik safhasıdır” dedi.

Rum Lider Nikos Anastasiadis’in “bir takım akılsızlar” açıklaması yaptığını söyleyen Denktaş, Anastasiadis’in ne demek istediğinin Rum parti sözcülerinin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın 15 Kasım konuşmasıyla ilgili açıklamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde anlaşılabileceğini söyledi.

Denktaş yazılı açıklamasında şunları da kaydetti:

“Eylemi gerçekleştiren ‘akılsızlar’ aslında Rum kesiminin yaklaşımına ve duruşuna verdiğimiz karşılık neticesinde ‘çuvala girmeye hazır hale gelmekte olan Kıbrıslı Türklerini’ içine girmiş oldukları gaflet uykusundan uyandırma dışında bir işe yaramamıştır.

Anastasiadis'in eylemleri gerçekleştirenlere ‘akılsız’ damgası vurmasının nedeni budur.”



Akıncı, Steinmeier’i makamında kabul etti



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier’i makamında kabul etti.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türk toplumunun Avrupa’nın ve Avrupa Birliği’nin önemli ülkeleriyle diyalog kurmasının çözüm çabalarına katkı sağlayacağını vurguladı.

Akıncı, “Kıbrıs Türk toplumu, geleceğin Kıbrıs’ının ortağı olarak önemli ülkelerle diyalog geliştirmesi Kıbrıs’taki çözüm çabalarına katkı yapar. Bu çabaları hiçbir şekilde geriletmez” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier ile görüşmesinden sonra basına açıklama yaptı.

Yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından basına açıklama yapan Akıncı, hem Alman Dışişleri Bakanı ile görüşmesi hakkında bilgi verdi, hem de soruları yanıtladı.

Akıncı, batı dünyasının önemli ülkelerinden dışişleri bakanlarının bu günlerde peş peşe Kıbrıs’a geleceğini kaydetti.

Almanya Dışişleri Bakanı ile yararlı ve olumlu bir görüşme gerçekleştirdiklerini kaydeden Mustafa Akıncı, “Sayın bakan daha ziyade dinleyici pozisyonundaydı. Öğrenmek istediği konular vardı. Kendisine süreçle ilgili bilgi verdik. Kıbrıs sorunundaki çözüm çalışmalarında hangi noktadayız o konuda görüşlerimizi aktardık” dedi.

Alman Bakana Kıbrıs Türk halkının hassasiyetlerini aktardıklarını söyleyen Akıncı, görüşmede çözüm konusundaki kararlılığın teyit edildiğini kaydetti.

Akıncı, “Sayın Bakana, Kıbrıs Türk halkının dünyada tek örnek olduğunu, çözüme ve Avrupa Birliği üyeliğine ‘evet’ diyen ama bir başka toplumun ‘hayır’ oyuyla bunun dışında kalan başka bir toplum daha olmadığını söyledim” şeklinde konuştu.

Kıbrıslı Türklerin çözüm konusundaki samimi arzusunu kanıtladığını, bunu Almanya Dışişleri Bakanına aktardığını da dile getiren Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı şunları söyledi:

“Sayın Bakana, şimdiki süreçte iyi niyetle, Kıbrıs Türk halkının haklarını, çıkarlarını koruyarak ama diğer toplumun haklarını da göz ardı etmeyen bir anlayış içinde iki tarafın kabul edebileceği kapsamlı bir çözüme ulaşmak için çabaladığımızı da anlattık.”

Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier’i Güven Artırıcı Önlemler konusunda da bilgilendirdiklerini söyleyen Akıncı, “Avrupa Birliği’nden beklentilerimizi anlattık, onlar da bu süreci sonuna kadar destekleyeceklerini söylediler. Kıbrıs Türk toplumunun Almanya ile de ilişkilerinin geliştirilmesinin Kıbrıs’ta çözüme katkı yapacağı konusunun da altını çizdik” dedi.

Akıncı, İngiltere Dışişleri Bakanı’nın ziyaretten ayrılırken kendisini İngiltere’ye davet ettiğini anımsatarak, Almanya’nın Dışişleri Bakanı’nın da böyle bir daveti olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Kıbrıs Türk toplumunun, geleceğin Kıbrıs’ının ortağı olarak Avrupa’nın ve Avrupa Birliği’nin önemli ülkeleriyle diyalog geliştirmesi, Kıbrıs’taki çözüm çabalarına katkı yapar, hiçbir şekilde bu çabaları geriletmez” şeklinde konuştu.

Bir basın mensubunun “Çözümün ekonomik kısmı görüşmede gündeme geldi mi?” sorusu üzerine Akıncı, “Ayrıntılı olarak değil ama genel hatlarıyla konuşuldu” dedi.

Almanya’nın federasyon konusunda tecrübeli olduğunun hatırlatılması ve tecrübe paylaşımının sorulması üzerine Akıncı şunu söyledi:

“Doğrudur. Bu konu da konuşuldu. Almanya örneği Kıbrıs’a benzemez. Onlar daha farklı bir birleşme süreci yaşadı. Ama sonuçta ayrıydılar ve bir araya geldiler. Bunun getirdiği tecrübeler var. Mülkiyet konusunda da tecrübeleri var. Bize teknik anlamda yardımcı olabileceklerini söylediler. Biz de bundan memnuniyet duyacağımızı ifade ettik.”



Burcu: “İki taraf arasındaki eşit statüye özen gösterilmeli”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, dün akşam Alman Büyükelçiliği’nin, Kıbrıs’ta temaslarda bulunan Alman Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier onuruna ara bölgede verdiği resepsiyona katılmadı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, konuyla ilgili yazılı açıklamasında, iki tarafı bir araya getirme amaçlı etkinlikte, taraflar arasında eşit statüye özen gösterilmediğini, bu konuda anımsatma yapılmasına rağmen Alman Elçiliği’nden tatminkar yanıt alınamadığını ifade etti. Burcu, Cumhurbaşkanı’nın bu nedenle, çok arzu etmesine karşın etkinliğe katılmayı uygun görmediğini vurguladı.

Burcu’nun açıklaması şöyle:

“Cumhurbaşkanımız Sayın Mustafa Akıncı, bugün Almanya Dışişleri Bakanı Sayın Steinmeier’i kabul ederek çok verimli bir görüşme yapmış ve Almanya’nın çözüm sürecine verdiği desteği memnuniyetle karşılamıştır. Buna rağmen bu akşam Alman Elçiliği’nin Sayın Steinmeier onuruna ara bölgede verdiği resepsiyona Sayın Cumhurbaşkanımız çok arzu ettiği halde katılmayı uygun görmemiştir. Bu tür etkinliklerde iki taraf arasında eşit statüye özen gösterilmesi gerektiği bilinen bir gerçekliktir. Ayrıca bu hususun böylesi etkinliklerde iki tarafa yapılan hitaplarda da göz önünde bulundurulduğu bilinmektedir. Bu durumu anımsatarak buna dikkat edilmesi gerektiği önceden Alman Elçiliği’ne iletildiği halde, buna tatminkar bir yanıt alınamamıştır. Ara bölgede yapılan ve iki tarafı biraraya getirmeyi amaçlayan bu etkinlikte taraflardan birinin ‘Cumhurbaşkanı’, diğerinin de ‘Toplum Lideri’ olarak anılacağı şeklinde verilen bilgi ışığında Cumhurbaşkanımız bu akşamki etkinliğe katılmamaya karar vermiştir.”



Liderler bugün biraraya gelecek



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla yürütülen müzakereler çerçevesinde bugün yeniden bir araya gelecek.

Ara bölgede müzakereler için tahsis edilen binada yer alacak görüşme saat 10.00’da başlayacak. Görüşme sonrasında basına açıklama yapılması beklenmiyor.

Liderlerin Kasım ayı içerisinde en az 6 görüşme yapması kararlaştırılmıştı. Bugünkü görüşmenin ardından liderlerin 20, 23 ve 25 Kasım’da da bir araya gelmesi planlanıyor.

Bu arada, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis ile sabah yapacağı görüşmenin ardından saat 16.00’da Cumhurbaşkanlığı’nda BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’yi kabul edecek.



Bakan Çolak Londra’da temaslarda bulunuyor



Dışişleri Bakanı Emine Çolak temaslarda bulunmak ve 15 Kasım resepsiyonuna katılmak üzere 16-18 Kasım tarihleri arasında İngiltere’nin başkenti Londra'ya bir ziyaret gerçekleştiriyor.

Bakan Çolak İngiltere ziyareti çerçevesinde önceki gün KKTC Londra Temsilciliği tarafından düzenlenen ‘KKTC'nin 32’nci Kuruluş Yıldönümü Resepsiyonuna’ katıldı. Londra'da yaşamakta olan Kıbrıslı Türklerin yoğun ilgi gösterdiği geceye Türkiye Cumhuriyeti’nin Londra Büyükelçisi Abdurrahman Bilgiç’in yanı sıra diğer bazı yabancı büyükelçiler, Londra’daki bazı belediye başkanları da katıldı.

Gecede yaptığı konuşmada Bakan Çolak Londra’da yaşamakta olan vatandaşlarımız ile KKTC’de yaşayan vatandaşlarımız arasındaki sevgi, saygı ve dayanışmanın önemine dikkat çekti.

Bakan Çolak konuşmasında Kıbrıs sorununu çözmek için devam eden müzakere sürecinin önemli bir fırsat penceresi olduğunun altını çizerek bulunacak çözümün Kıbrıslı Türkler ve Rumların yararına olacağını söyledi.

Bakan Çolak Londra ziyareti kapsamında dün da önemli temaslarda bulundu. Çolak bu çerçevede Birleşik Krallık Parlamentosu Dışişleri Komitesi Başkanı Crispin Blunt ile parlamentoda bir görüşme gerçekleştirdi. Yaklaşık 1 saat süren görüşmede Bakan Çolak Blunt’a müzakerelerde gelinen son aşama ile ilgili bilgiler verdi. Çolak her iki tarafın da sorunu çözmek için yoğun çaba gösterdiklerini, garantör ülkeler ile AB ve ABD’nin de sürece destek verdiklerini belirtti. Türkiye’nin sürece ve bulunacak çözüme güçlü desteğinin açıkça sürdüğünü ifade eden Çolak bu sürecin önemli bir fırsat penceresi oluşturması nedeniyle İngiltere’nin sürece ve bulunacak çözüme desteğinin artarak sürmesinin önemine dikkat çekti. Blunt da İngiltere’nin çözüm sürecine olan desteğinin devam edeceğini ve sorunun çözümünün tüm tarafların faydasına olduğunu belirtti.

Bakan Çolak temaslarını tamamladıktan sonra bugün Londra’dan ayrılıp Adaya dönecek.

Bakan Çolak'a bu ziyaretinde Dışişleri Dairesi Genel Müdürü Kemal Köprülü ve Özel Kalem Müdürü Hüseyin Özel eşlik ediyor.



Philip Hammond Kıbrıs’a geliyor



İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond, yarın Kıbrıs’a geliyor.

İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond’un yarın adaya ziyarette bulunacağı açıklandı. Kıbrıs gazetesinin İngiliz Yüksek Komiserliği’nden aldığı bilgiye göre, Hammond, Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili üst düzey görüşmelerde bulunacak.

Hammond, adadaki temasları çerçevesinde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile ayrı ayrı görüşecek.



İzbul, İstanbul’daki İİT 5. Sağlık Bakanları Toplantısı’na katıldı



Sağlık Bakanı Salih İzbul, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) İstanbul’da gerçekleştirilen 5’inci Sağlık Bakanları Toplantısı’na katıldı. Toplantıda bir konuşma yapan Bakan İzbul, çıkacak bilimsel sonuçların politika şekline getirilmesinin sağlığın gelişimine ciddi katkı sağlayacağını vurguladı.

Sağlık Bakanı Salih İzbul, dünya genelinde artan krizler, doğal afetler, çatışmalar ve salgın hastalıklar nedeniyle “acil durum hazırlığı” ve “hızlı müdahale” konularındaki imkânların geliştirilmesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu kaydetti.

Salih İzbul, toplantı aracılığıyla geliştirilecek dostluğu ve kardeşliği önemsediklerini belirterek, başarının işbirliğinden geçtiğini söyledi. Sağlık Bakanı Salih İzbul, “Dostluk ve kardeşlik bağı İslam ülkelerinin arzulanan dayanışma ve işbirliğinin de güçlenmesinin anahtarı olacak” dedi.

Konuşmasında, sağlık turizmine de değinen İzbul, “KKTC, tarihi ve kültürel zenginliği, deforme olmamış doğası, zengin bitki örtüsü, kış aylarında ılıman iklim koşulları, son yıllarda otel işletmeciliğinde yakalanan yüksek kalite, eko bilincinin yakalanması, güvenli ve huzurlu bir ülke olması, ekolojik zenginlik, deniz suyunun temizliği ve en önemlisi, misafirperver Kıbrıs Türk halkı ile sağlık turizmi açısından inanılmaz fırsatları barındırıyor” dedi.

Konuklara müzakere süreci konusunda da bilgi veren Sağlık Bakanı İzbul, adada iki toplumlu, iki bölgeli ve yaşanabilir bir federal çözüme ulaşılmasının hedeflendiğine dikkat çekti.

Önümüzdeki ayların süreç için kritik olduğunu kaydeden Bakan İzbul, “Taraflar devam eden yoğun müzakere sürecine bağlı kalır ve gerekli siyasi iradeyi gösterirlerse, çözüme yıllar değil aylar içerisinde ulaşılması beklentimizdir” dedi.



Karaoğlanoğlu’nda kazı başlatıldı



Kayıp Şahıslar Komitesi, Arjantinli uzmanların zemin tarama radarıyla yaptığı incelemeler sonucunda kayıp kalıntıları olabileceğini saptadığı 9 yerden biri olan Karaoğlanoğlu köyünde kazı başlattı.

Kazının başarılı olması durumunda komite çalışmalarında söz konusu aleti kullanmayı gündemine alacak.

Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıslı Türk Üyesi Gülden Plümer Küçük, 9 yılın geride kaldığı kayıp kazılarında daha zor ve problemli bir döneme girildiğini belirterek, “Kazılarımızın daha verimli olabilmesi için kazı araştırmalarına ve kazılara daha çok önem verip, daha çok yatırım yapmaya karar verdik” dedi.

Gelişen teknolojiyi de izlediklerini ve yer katmanlarını ölçen bir radar sisteminden haberdar olduklarını kaydeden Küçük, toprağın daha önce kazılıp, kazılmadığını tespit eden bu aletin Arjantinli uzmanlar tarafından getirtilerek, komitenin bilgisinde bulunan bölgelerde inceleme yapıldığını ve Arjantinli uzmanların 9 yerde kazı yapılmasın önerdiğini belirtti.

Gülden Plümer Küçük, Karaoğlanoğlu’ndaki kazının, söz konusu aleti test etmek için yapıldığını; başarı oranı yüksek olursa kazı çalışmalarında bu aleti kullanabileceklerini söyledi.

Kazı listelerinde 8 yer daha bulunduğunu belirten Küçük, ayrıca şu anda Muratağa ve Sandallar’daki kazıların devam ettiğini; iki ekibin bilimsel şekilde çalıştığını ve bu çalışmalarda antropologların da arkeologlara yardım ettiğini ifade etti.

Öte yandan Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Kıbrıslı Türk Üyesi Gülden Plümer Küçük, komitenin üç üyesinin Beyrut’ta “eğitim ve insan hakları” konusunda yapılacak bir toplantı için yarın Lübnan’a gideceğini açıkladı.Küçük, kendisi yanında Kıbrıslı Rum üye Nestoras Nestoros ve BM üyesi Paul-Henri Arni’nin katılacağı toplantıda, Ortadoğu ülkelerinin temsilcilerinin de yer alacağını bildirdi.

Komitenin son dönemlerde Irak, Lübnan ve İran gibi Ortadoğu ülkelerine Antropoloji Laboratuvarı’nda eğitim de verdiğini belirten Gülden Plümer Küçük, Arjantin Adli Tıp Antropoloji Ekibi’nin (EAAF) organize ettiği iki günlük toplantıya bu bağlamda katılacaklarını anlattı.



Rum Yönetimi’nden Kayıp Şahıslar Komitesi’ne 125 bin Euro bağış



Rum Yönetimi, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmalarına 125 bin Euro bağışta bulundu.

Kayıp Şahıslar Komitesi’nden yapılan açıklamada, son yapılan bağışla birlikte Rum Yönetimi’nin komitenin çalışmalarına 2005’ten itibaren yaptığı bağış miktarının 2 milyon 410 bin Euro’ya çıktığı kaydedildi.

Komite açıklamasında 1963-1964 ve 1974’te meydana gelen olaylarda kayıp olarak listelenen şahısların, gömü yerlerinden çıkarılması, kimliklerinin belirlenmesi ve iade edilmesi çalışmaları kapsamında 614 kişiye ait kemiklerin kimliğinin tespit edilip yakınlarına teslim edildiği de belirtildi.



Kuzey Kıbrıs, ‘8’th Agrofood 2015 Erbil’ gıda fuarına katıldı



Kuzey Kıbrıs, ‘ 8’th Agrofood 2015 Erbil’ gıda fuarına katıldı.

KTSO’dan yapılan açıklamaya göre, bu yıl 16-19 Kasım tarihleri arasında Irak’ın Erbil kentinde gerçekleşmekte olan fuara, Sanayi Odası organizasyonunda Kuzey Kıbrıs’ı temsilen ‘North Cyprus’ markası altında 5 firma katıldı.

Firmalar fuarda; kahve, narenciye, harup pekmezi ve unu, helva, tahin, lokum, tavuk, tavuk yemi, yumurta ve patates ürünlerini sergiledi.

KTSO Dış İlişkiler ve Fuarlar Koordinatörü Çağlar Türk, bu yıl 8.’si düzenlenen fuara, 12 farklı ülkenin gıda ve tarım sektöründen toplam 250 yerli ve yabancı firmanın katıldığını belirterek, bu yıl 4’üncü kez katıldıkları fuarda ülkenin 5 firma ile temsil edildiğini kaydetti.



“Sesini Yükselt Haklarını Savun” projesi başladı



Sivil toplum temsilcileri ve aktivistlere yönelik “Sesini Yükselt, Haklarını Savun” projesinin açılışı, önceki gün Naci Talat Vakfı Barış ve Dostluk Evi’nde gerçekleştirildi.

Avrupa Birliği’nin “Kıbrıslı Sivil Toplum Harekette” programı altında finanse edilecek olan 27 aylık iki toplumlu proje, Naci Talat Vakfı tarafından İKME Sosyo-Politik Araştırmalar Enstitüsü ile beraber yürütülecek.

Naci Talat Vakfı tarafından yapılan açıklamaya göre proje, Kıbrıs sivil toplumunun, iletişim yönetimi, hak arama ve savunuculuk becerilerini geliştirmeyi, medya profesyonellerinin ise teknik kapasitelerini artırmayı hedefliyor. Proje, kapasite artırma eğitimleri ve küçük hibe programları ile sivil toplumun hak arama ve savunuculuk alanında daha etkin olmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Proje Koordinatörü Ebru Deniz Tekman’ın verdiği bilgiye göre, iletişim yönetimi kapasite artırma eğitimleri Kasım 2015-Şubat 2016 tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Eğitimlere katılan sivil toplum örgütleri, inisiyatifler ve gruplar, Mart 2016'da açılacak olan Haklarını Savun Küçük Hibe Programı'na başvuru hakkı kazanacaklar.

Proje kapsamında sivil toplum örgütlerine yönelik bir ortak çalışma alanı da oluşturulacak.





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 35
Dün Tekil 1258
Bugün Tekil 554
Toplam Tekil 2560173
IP 54.237.249.90






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































14 Zi'l-ka'de 1440
Temmuz 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Başka dile uymaz ananın sesi, Her sözün ararsan vardır Türkçesi
(Ziya GÖKALP)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.120 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu