BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Kurucu devlet KKTC’nin dönüşmesiyle oluşacak olan bir kurucu devlet olacak” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Kurucu devlet KKTC’nin dönüşmesiyle oluşacak olan bir kurucu devlet olacak”
Tarih: 12.11.2015 > Kaç kez okundu? 1191

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, KKTC’deki yapının daha güçlü bir varlık haline getirilmesi gerektiğini, bu yapının Kıbrıs sorunuyla ilgili bir antlaşmaya varılması halinde Federal devleti oluşturacak kurucu devletlerden biri olacağını kaydederek, “Bu kurucu devlet KKTC’nin dönüşmesiyle oluşacak olan bir kurucu devlet olacak” dedi.

Akıncı, bir kabulünde yaptığı konuşmada, KKTC’deki yapının daha güçlü bir varlık haline getirilmesi gerektiğini, bu yapının Kıbrıs sorunuyla ilgili bir antlaşmaya varılması halinde Federal devleti oluşturacak kurucu devletlerden biri olacağını söyledi. Akıncı “Bu kurucu devlet KKTC’nin dönüşmesiyle oluşacak olan bir kurucu devlet olacak” dedi.

Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik ve demokrasi yönünden güçlenmesiyle, KKTC devletinin Federal yapıya o denli daha hazır olacağını dile getiren Akıncı, “Bir yandan çözüm için uğraş vermek bir yandan da KKTC’yi çok daha güçlü bir yapıya kavuşturmak çabası paralel bir süreçtir” şeklinde konuştu.



Anastasiadis Güven Yaratıcı Önlemler’e siyasi onay vermiyor



Kıbrıs gazetesine konuşan Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı (KTTO) Fikri Toros, Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Rum Ticaret ve Sanayi Odası’nın (KEBE) desteği ile Güven Yaratıcı Önlemler (GYÖ) çerçevesinde yürütülen projelerde beklenen ilerlemenin kaydedilmemesinin, Kıbrıs’ın her iki yanındaki ticaret odalarında endişe ve hayal kırıklığına yol açtığını söyledi. Toros her iki odanın, yaşanan sorunlara erken çözüm bulunmasını istediğini vurguladı.

Fikri Toros, Rum Ticaret ve Sanayi Odası ile ortak yürütmekle oldukları “mobil telefonların ara bağlantısı”, “Kıbrıslı Türk ticaret araçlarının Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında Güney’e geçişinin sağlanması” “ek geçiş noktalarının açılması”, “elektrik şebekelerinin birbirleriyle enterkonnekte olup bu şebekeyi büyütmeleri” gibi projelerde ilerleme kaydedilmemesinden dolayı rahatsız olduklarını belirtti. Toros projelere Cumhurbaşkanı Akıncı’dan onay gelirken, özellikle Rum Lider Anastasiadis’ten bir türlü siyasi onay gelmediğini kaydetti.



Haber: “İlerleme Raporu'nun açıklanmasının ertelenmesi yerinde bir karar oldu”



Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Hansjörg Haber, 2015 İlerleme Raporu'nun açıklanmasının ertelenmesinin yerinde bir karar olduğunu söyledi.

AB ilerleme raporunun açıklanmasının ardından Ankara'daki AB Delegasyonu binasında basın toplantısı düzenleyen Haber, raporun AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve Komisyon üyelerinin ortak kararıyla ertelendiğini belirtti.

14 Ekim'de yayımlanması öngörülen raporun ertelenme gerekçesini açıklayan Haber, "Bu sadece Türkiye ile değil, adaylık sürecinde olan bütün ülkelerle bağlantılı bir rapor. Dolayısıyla bütün bu ülkeler de sığınmacılar ve düzensiz göç konusunda en az Türkiye kadar endişeleniyor. Türkiye'nin bir yandan seçimler diğer yandan seçimlerden dolayı daha yoğunluk kazanan pek çok konuyla ilgilenirken, bunlara ilaveten bu konuyu tartışması pek mümkün değildi. Dolayısıyla iki konuyu birbirinden ayırmak üzere alınmış olan bu kararın yerinde olduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

Son derece gergin geçen bir dönemde, güvenlikle ilgili mevzular düşünüldüğünde raporun seçim sürecini etkilemeyeceğini söylemenin gerçekçi bir yaklaşım olmayacağını dile getiren Haber, raporun içeriğinde bir değişiklik olmadığını ve raporla bağlantılı gecikmenin herhangi bir manipülasyon amacıyla yapılmadığını vurguladı.

Büyükelçi Haber, bir gazetecinin, raporun açıklanmasının ertelenmesi kararıyla ilgili olarak muhalefet partileriyle temasları olup olmadığı yönündeki sorusu üzerine, raporun seçimden önce açıklanmasıyla ilgili Türkiye'den kendilerine gelen bir talep olmadığını söyledi.

Türkiye'nin sıra dışı bir göç dalgasıyla karşılaştığını ve bununla başa çıkabilmek için gösterdiği başarıyı takdirle karşıladıklarını işaret eden Hansjörg Haber, şöyle devam etti:

"Gümrük Birliği'nin modernizasyonunun önemli olacağını düşünüyoruz. Enerji ile ilgili çok olumlu gelişmeler oldu. Bu anlamda Türkiye'nin uyum sağlama seviye oldukça yüksek. Kamu idaresinde de Türkiye halihazırda oldukça güçlü bir noktada. İş sektörü ve vatandaşlara hizmet sunumunda kullanıcı odaklı bir hizmet yapısı sağlanıyor. Trans Avrupa ağları konusunda çok olumlu gelişmeler var.

Kürt meselesiyle bağlantılı çözüm sürecinin dondurulmuş olması ve güvenlik durumundaki kötüye gidiş ise hem Türkiye hem de AB'yi endişelendirmekte. Gazeteci ve medya kuruluşlarına uygulanan baskı ve sindirme çabaları ve medyanın içeriğinin engellenmesi ile ilgili sıkıntılar ve yargının bağımsızlığı ve erkler ayrılığı ilkesiyle ilgili konulara hak ettiğinden daha az önem verildiğini görüyoruz."

Türkiye'nin ilerleme kaydetmeye devam eden bir ülke olduğunu dile getiren Haber, Türk hükümetiyle çalışmaya devam ederek yeni fasılların açılması için daha iyi bir zemin hazırlamayı ve katılım sürecine katkı sağlamayı umduklarını söyledi.

Haber, vize muafiyeti süreciyle ilgili bir soru üzerine AB kriterlerinden uzaklaşmadan süreci hızlandırmak istediklerini söyledi. Haber, "Türk tarafı ile vize serbestisi sürecini hızlandıracak yol haritası üzerinde çalışıyoruz" dedi.



AB Bakanlığı: "Türkiye İlerleme Raporu’nın daha kapsayıcı olmasını memnuniyetle karşılıyoruz"



Avrupa Birliği Bakanlığı, AB'nin 2015 Türkiye İlerleme Raporu'nda Türkiye'nin önerilerinin dikkate alınmış olmasından memnuniyet duyulduğunu, raporda yer alan haklı ve meşru eleştirilerin dikkatle not edilerek Türkiye'nin AB sürecinin ve reform çalışmalarının ilerlemesinde yapıcı bir unsur olarak kullanılacağını açıkladı.

AB'nin 2015 Türkiye İlerleme Raporu'na ilişkin olarak Avrupa Birliği Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, AB tarafından açıklanan İlerleme Raporu'nun Türkiye dahil tüm aday ve potansiyel aday ülkeler için yayımlandığı hatırlatıldı. Raporun, 1998 yılından bu yana Türkiye için hazırlanan 18'inci ilerleme raporu olduğu kaydedildi.

AB'nin son 10 yıllık dönemde "Yunanistan ve Avro Bölgesi krizi", "düzensiz göç krizi" gibi çeşitli krizlerle mücadele ettiği hatırlatılan açıklamada, göç krizinin AB'nin bugüne kadar karşılaştığı en önemli sınamalardan birini teşkil ettiği belirtildi.

"Bu dönemde üye ülkeler arasındaki farklılıkların su yüzüne çıktığı ve zaman zaman AB'nin kurucu değerlerinden uzaklaşıldığı dahi görülmüştür. Öte yandan, uluslararası alanda ve özellikle Ukrayna, Suriye ve Libya başta olmak üzere AB'nin komşuluk coğrafyasında yaşanan krizler de AB'yi doğrudan etkilemiştir" ifadesine yer verilen açıklamada, kritik bir coğrafyada, benzeri görülmemiş sınamalarla karşı karşıya olan Türkiye ve AB'nin birlikteliğinin önemi son birkaç ayda açık biçimde bir kez daha ortaya çıktığı vurgulandı. Açıklamada, "Tecrübelerimiz, karşı karşıya kaldığımız sınamaları dayanışma içerisinde hareket ederek daha kolay aşabileceğimize işaret etmektedir. Türkiye-AB ilişkilerinin kriz yönetiminin ötesinde vizyon odaklı olmasının değeri artmıştır. AB'ye katılım sürecimizde yeni bir ivmenin sağlanmasına olan ortak ihtiyaç daha belirgin olmuştur. Zamanın ruhu bizi stratejik bir anlayışla bütünlük ve uyum içerisinde 'birlikte' hareket etmeye sevk etmektedir" ifadesi kullanıldı.

Son dönemde AB ile yoğunlaşan üst düzey temasların, Türkiye-AB ilişkilerinin ileriye taşınması konusunda her iki tarafta da var olan siyasi iradenin güçlenerek devam ettiğini gözler önüne serdiği belirtilen açıklamada, ilişkilerin tüm boyutlarıyla geliştirilmesi için elverişli bir zeminin yaratıldığı değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, Türkiye-AB ortak gündeminin esasını teşkil eden katılım müzakerelerinin ilerletilmesinin yanı sıra, Vize Serbestisi Diyaloğu, eskiden olduğu gibi Türkiye'nin AB Zirvelerinde yer alması, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, başta enerji olmak üzere stratejik alanlarda yakın işbirliği ve son dönemde gündemimizin başına yerleşen düzensiz göçün yönetilmesi konularında kararlı ve hızlı adımlar atılması, her iki taraf için de, her zamankinden daha önemli hale geldiği vurgulandı.

Bu yılki raporun önceki yıllardakilere göre farklı bir yöntemle kaleme alındığının görüldüğü tespitine yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Yeni yöntem uyarınca, yalnızca son bir sene içerisinde kaydedilen gelişmelere yer verilmemiş, aday ülkenin genel olarak her alanda AB'ye uyum düzeyi değerlendirilmiştir. Türkiye, ilerleme raporlarının daha kapsayıcı olmasını ve evvelki yıllarda yapılan reformları da yansıtmasını birçok kere önermişti. Bu yılki raporun söz konusu önerimizi de dikkate alan bir anlayışla hazırlanmasını memnuniyetle karşılıyoruz.

İlerleme raporları doğası gereği eleştireldir ve aday ülkelere değerlendirme yapma fırsatı sunar. Her yıl olduğu gibi bu yıl da raporun içerisinde yer alan haklı ve makul eleştiriler dikkatle not edilecektir. İlerleme Raporu Türkiye'nin AB sürecinin ve reform çalışmalarının ilerlemesinde yapıcı bir unsur olarak kullanılacaktır. Ancak katılmadığımız ve haksız olduğunu düşündüğümüz tespitler Komisyonun dikkatine getirilecektir.

Raporda, siyasi kriterler çerçevesinde son yıllarda yapılan reformlardan genel olarak olumlu şekilde bahsedilirken, eleştirilerin ağırlıklı olarak hukukun üstünlüğü ve yargı sistemi ile ifade, toplanma ve basın özgürlükleri üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Raporda bu alanlarda yer alan bazı tespitlerin ülkemizin reform çalışmalarını yeterince yansıtmadığı, haksız, hatta yer yer ölçüsüz olduğu ve demokratik hukuk devletlerinde olması gereken özgürlük-güvenlik dengesini göz ardı ettiği değerlendirilmektedir. Yargı süreci devam eden davalara ilişkin olarak genellemelere dayalı yorum ve tespitlerde bulunmanın en başta yargının bağımsızlığı ilkesine ters düşeceği açıktır. Türkiye bağımsız ve tarafsız yargı erkini ve ifade özgürlüğünü güçlendirmek için son yıllarda altı Yargı Reformu Paketi çıkarmıştır. Bu sene güncellenen Yargı Reformu Stratejisi de bu husustaki çalışmaların artarak devam edeceğinin en açık göstergesidir. Ayrıca ilk kez halkoyuyla doğrudan seçilen Sayın Cumhurbaşkanımızın Anayasa'nın kendisine verdiği yetkileri kullanmasına ilişkin değerlendirmelerin kabul edilmesi mümkün değildir."

"Raporun bazı bölümlerinde paralel yapıya atıf yapıldığı görülmektedir" ifadesine yer verilen açıklama şöyle devam etti:

"Türkiye, milli güvenliğini tehdit eden, kamu düzenini bozan ve yargının iç bağımsızlığını zedeleyen, iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten bu yapıya karşı yürüttüğü mücadeleyi kararlılıkla sürdürecektir. Bu itibarla AB'nin paralel yapı ile ilgili gerçekleri doğru okumasını ve hukuk dışı bu yapıya ve faaliyetlerine karşı gerekli hassasiyeti göstermesini bekliyoruz."

Türkiye'nin siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklar alanında reform çalışmalarını sürdüreceğinin vurgulandığı açıklamada, 1 Kasım Genel Seçimleri'nin, "Türkiye'nin demokrasi kültürünün ne kadar köklü olduğunu bir kez daha gösterdiği" belirtildi.

Milletvekili genel seçimlerinde, katılım oranının yüzde 90'lara yaklaştığının hatırlatıldığı açıklamada, "Genel seçimler, güvenli ve huzurlu bir ortamda gerçekleşmiş, milletin iradesi sandığa yansımıştır. Önümüzdeki dönemde, ülkemizin dahil olduğu uluslararası insan hakları mekanizmalarının rehberliğinde, temel hak ve özgürlükler ile hukukun üstünlüğü alanlarında daha yüksek standartlara ulaşılması için gerekli adımlar atılmaya devam edilecektir" ifadeleri kullanıldı.

Raporda, terörle mücadele alanında, PKK'nın terör örgütü olduğunun AB tarafından vurgulanmış olmasının önemli olmakla birlikte, Türkiye'nin PKK, DHKP-C, DAEŞ ve diğer terör örgütlerine karşı mücadelede ayırım yapmaksızın attığı kararlı adımların AB tarafından yeterince anlaşılamadığına dikkat çekilen açıklamada şunlar belirtildi:

"İnsanlığa karşı bir suç teşkil eden terörizm karşısında vatandaşlarının can güvenliğini korumak devletlerin birincil görevidir. Raporda ayrıca, ülkemizin DAEŞ'e karşı uluslararası koalisyona dahil olduğunun da altı çizilmektedir. Öte yandan özellikle Suriye krizi bağlamında, daha önce benzeri görülmemiş şekilde, 2 milyonu aşan Suriyeliye yönelik yürüttüğümüz insani yardım çalışmaları ve göçmen akımının oluşturduğu baskıya da dikkat çekilmektedir."

Açıklamada, Kıbrıs konusuyla ilgili şu hususlar yer aldı:

"Kıbrıs konusunda, Raporda, adada taraflar arasında BM gözetiminde sürdürülmekte olan görüşmelere yönelik desteğimize atıfta bulunulmakta ancak Kıbrıs'ta kapsamlı çözüm için çabaların yoğunlaştığı bir dönemde AB beklentilerin aksine tek taraflı bir bakış açısı sergilemeye devam etmektedir. Türkiye, Ada'da iki halkın siyasi eşitliği ve iki kesimlilik temelinde kalıcı bir çözüme ulaşmasını desteklemektedir. AB'nin tek taraflı bu bakış açısından vazgeçmesi Kıbrıs'ta kapsamlı çözüme ulaşılmasına yardımcı olacaktır. AB'nin Kıbrıs sorunu ile ilgili değerlendirmelerini yaparken adadaki gerçekleri dikkate alması, tarafsız ve çözüm için teşvik edici olması her şeyden önce kendi tutarlılığı ve inandırıcılığı açısından gereklidir.

Ülkemiz iyi komşuluk ilişkileri hedefine olan bağlılığını kararlılıkla sürdürmektedir. İstikşafi görüşmeler, rapor döneminde tarafımızdan yapılan müteaddit tarih önerilerine rağmen Yunanistan'daki iç siyasi gelişmeler nedeniyle gerçekleşememiştir. Dolayısıyla Türkiye'den kaynaklanan bir irade eksikliği bulunmamaktadır. Ülkemiz, Ege Denizi bağlamındaki tüm sorunlara, tarafların müştereken mutabık kalacakları, BM Şartında zikredilen uyuşmazlıkların barışçıl çözüm yöntemlerinden hiçbirini dışlamadan hakkaniyete uygun, kapsamlı ve kalıcı çözümler bulunmasını arzulamakta ve bu yönde samimi çaba sarf etmektedir."

Raporda, ekonomik kriterler bağlamında, Türkiye ile AB arasında geçtiğimiz bir yıllık dönemde ticari ve ekonomik entegrasyonun yüksek seviyede olduğu ve artarak devam ettiğinin belirtildiği açıklama şöyle devam etti:

"Türkiye'nin işleyen bir piyasa ekonomisine sahip olduğu vurgulanmakta, makroekonomik dengesizliklere dikkat çekilmekle birlikte, rekabet baskısı ve piyasa güçleriyle baş etme kapasitesinin yüksek olduğu ifade edilmekte ve uzun vadeli büyüme için yapısal reformların hızlandırılması tavsiyesinde bulunulmaktadır.

Gümrük Birliği'nden bu yana mevzuatını AB müktesebatı ile uyumlaştıran ülkemizin pek çok alanda AB standartlarına uyum sağladığı gerçeği Rapora yansımıştır. Son bir yıldaki uyum düzeyi bakımından ise 33 faslın 27'sinde çeşitli seviyelerde ilerleme sağlandığı Avrupa Komisyonu tarafından teyit edilmiştir. Önümüzdeki dönemde yeni fasılların müzakerelere açılması yönünde AB tarafının göstereceği irade ülkemizin AB müktesebatına uyum çalışmalarına daha da ivme kazandıracaktır."

"Türkiye'nin AB'ye üyelik tercihi konjonktürel değil, kalıcı ve stratejik bir yaklaşımın ürünüdür" ifadesinin kullanıldığı açıklama şöyle son buldu:

"Bu tercih, yüzyıllar içinde şekillenen Avrupa Projesi'ne güç kazandıran ve geniş bir coğrafyada istikrar, refah ve huzura hizmet eden bir anlayışın sonucudur. Ülkemizin demokratikleşme ve çağdaşlaşma seviyesi ile vatandaşlarımızın yaşam standartlarının daha da yükseltilmesi açısından önemli olan AB'ye üyelik hedefi yönündeki reform çalışmalarımız, Reform Eylem Grubu gibi mevcut mekanizmalar süratle işletilmek suretiyle önümüzdeki dönemde daha da kararlı bir şekilde sürdürülecektir."



Atatürk 77’nci ölüm yıldönümünde anıldı



Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 77’inci ölüm yıldönümü dolayısıyla Lefkoşa Atatürk Kültür Merkezi’nde anma töreni düzenlendi.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, Milli Eğitim Bakanı Kemal Dürüst, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı adına Piyade Kurmay Yarbay Mustafa Aksaç ve Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği adına Nüket Günay Ersen konuşma yaptı.

Törende ayrıca, Lefkoşa Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Korosu oratoryo sundu.

Etkinliğe, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cumhuriyet Meclisi adına Başkan Vekili Hüseyin Avkıran Alanlı, Başbakan Ömer Kalyoncu, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral İlyas Bozkurt, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Erhan Uzun, Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, bazı bakan ve milletvekilleri ile askeri ve sivil yetkililer de katıldı.



Türkiye Ümit Milli Takımı Güney Kıbrıs’ta



Türkiye Ümit Milli Futbol Takımı, 21 yaş altı 2017 Avrupa Şampiyonası grup elemelerinde yapacağı maç için dün Kıbrıs Rum Kesimine gitti.

Rum Polisinin yoğun güvenlik önlemi aldığı maç öncesi, Türkiye Ümit Milli Futbol Takımı dün Aradippou Stadı’nda bir antrenman gerçekleştirdi.

Atina üzerinden Larnaka’ya giden futbol takımı bugün maçın oynanacağı Ammochostos Stadı’nda karşılaşma öncesi son antrenmanını yapacak.



Türk vatandaşının, Kıbrıslı Rum kayıp olduğuna dair iddiaları doğru çıkmadı



Bir Türk vatandaşının, 1974 sırasında Türkiye’ye götürülen Kıbrıslı Rum olabileceğine dair belirtilere sahip olduğu yönündeki iddiaları doğru çıkmadığı haber verildi.

Rum Simerini gazetesine göre Rum Dışişleri Bakanlığı önceki gün yaptığı açıklamada, Rum Yönetimi yetkililerinin, Kıbrıslı Rum olabileceğini iddia eden şahıstan, rızası üzerine, analiz yapılması ve “Kıbrıs Nöroloji ve Genetik Enstitüsü” veri bankasındaki örneklerle karşılaştırılması için genetik örnek alındığını belirtti.

Habere göre Bakanlık, karşılaştırmalar neticesinde söz konusu kişinin genetik profilinin, “Kıbrıs Cumhuriyeti kayıp/ölü yakınlarının” genetik profil veri tabanına bugüne kadar kayıtlı herhangi bir genetik profille ilişkisine rastlanmadığını duyurdu.

Bakanlık, insani konu olarak kabul ettiği kayıplar konusunun Rum Yönetiminin önceliği olduğunu ve bunun yetkili birimlerce ciddiyet ve sorumlulukla ele aldığını vurguladı.



Yeni ruhsatlar için baskı



Güney Kıbrıs’ın sözde “Münhasır Ekonomik Bölgesi” içerisinde ruhsatlandırılmayan parseller için ihaleye çıkılması yönünde baskılar yapılırken, Rum Hükümeti’nin Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik görüşmelerdeki iyi ortamın olası bir ihaleden etkilenmesinden endişe ettiği belirtildi.

RumPolitis gazetesi, Rum Enerji Bakanı Yorgos Lakkotripis’in, önceki gün, Rum Meclisi Maliye ve Enerji Komiteleri Milletvekillerinin, hükümetin sözde “MEB” içerisinde hidrokarbon araştırmaları yapılması amacıyla yeni ruhsatlar verilmesi için ne zaman ihaleye çıkacağına dair soruları yanıtlamakta oldukça zorlandığını yazdı.

Lakkotripis’in net cevaplar vermeden, sadece konunun görüşüldüğü ve tüm parametrelerin göz önünde bulundurulduğunu söylediğini aktaran gazete, büyük şirketler ihale için baskı yapsa da hükümetin ihaleye çıkıp çıkmayacağı ve ne zaman ihaleye çıkacağına karar vermemiş göründüğünü belirtti.

Yeni ruhsatlar için uluslararası ihaleye çıkılması durumunda Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin görüşmelerde hakim olan iyi ortamın bozulması tehlikesinin Rum Hükümeti ve hükümet partisini oldukça düşündürdüğünü belirten gazete, Türkiye’nin ortamı dinamitlemek ve görüşmelerde her türlü sorunun sorumluluklarını Kıbrıs Rum tarafına atmak için böyle bir gelişmeden faydalanması olasılığının hükümeti daha da fazla endişelendirdiğini kaydetti.

Önceki günkü toplantıda DİSİ ve AKEL dışındaki partilerin milletvekillerinin Lakkotripis’e sordukları sorularla ihaleye çıkılması yönündeki arzularını gizlemediklerini aktaran gazete, toplantıya başkanlık eden Angelos Votsis’in, tüm partilerin ihaleye çıkılması isteği olduğunu belirtirken, hiçbir milletvekilinin bu söze itiraz etmediğini kaydetti.

Öte yandan, DİSİ’nin, başkanı Averof Neofitu aracılığıyla, görüşmelere ve Kıbrıs Rum tarafına olumsuz etkilerinin olması kokusuyla mevcut aşamada yeni tur ihaleye çıkılmasına karşı olduğundan söz ettiğini aktaran gazete, Neofitu’nun yaklaşık 20 gün önce bu aşamada yeni tur ihaleden herhangi bir kazancın olmayacağı ve hükümetin önceliğinin Afrodit yatağındaki doğalgazdan istifade edilmesi ve Mısır’a doğalgaz satışının yapılması şekilde olması gerektiğini söylediğini aktardı. Gazete, AKEL’in de bu aşamada yeni bir tur ihaleye çıkılmasına karşı olduğunu yazdı.

Habere göre, Rum Enerji Bakanlığı’nda, perde gerisinde, yeni ruhsatlar için ihaleye çıkılsa da izlenmesi gereken prosedür bir yıl alacağından, o zamana kadar çözüm görüşmelerinin nereye doğru gittiğinin belli olacağı ve hükümetin bu gelişmelere göre yeni ruhsatların verilip verilmeyeceğine karar verebileceğinden de söz ediliyor.



İngiltere’deki Rumlar hellim tesciline karşı



İngiltere’de yaşayan ve orada hellim üretmekte olan Rumların, hellimin AB’da menşe ismi korumalı ürün olarak tescil edilmesini önlemek için İngiliz peynir üreticileriyle birlikte seferberlik başlattı.

Rum Fileleftheros gazetesi haberinde, Telegraph isimli gazetenin “Hands off our British Halloumi!” (İngiliz Helliminden Elinizi Çekin) başlıklı haberinden alıntılara yer verdi.

Gazeteye göre, İngiliz hellim üreticileri İngiltere’de de çok sevilen hellimi 25 yıldan fazla bir süredir ürettiklerini vurgulayarak, gelecekte, ürünlerinde hellim adını kullanmalarına müsaade edilmeyebileceğinden öfke belirttiler.

Habere göre, Telegraph, Güney Kıbrıs yılda 13 bin ton hellim ihraç ederken, İngiltere Özel Peynir Üreticileri Birliği’nin 2014’te 300-400 ton hellim ürettiğine dikkat çekti.

İngiltere Gıda ve Tarım Konuları Bakanlığı’nın geçen hafta Rum Yönetimi’nin hellimin menşe ismi korumalı ürün olarak tescil edilmesi talebine resmi itirazda bulunduğunu hatırlatan gazete, İngiliz hellim üreticilerinin, Rum talebinin onaylanmasının sektörleri için yıkım olacağına dikkat çektiklerini yazdı.



Rum Kesimi ile İsrail arasında yeni tatbikat



İsrail Ordusu ile Rum Milli Muhafız Ordusu’nun (RMMO), dün “Kıbrıs hava sahasında” yeni bir tatbikat icra etti.

Tatbikata, İsrail’den helikopterler ve savaş uçaklarının katıldığını yazan Rum Politis gazetesi, bunların tatbikat çerçevesinde, RMMO helikopterleri ve kara kuvvetleriyle işbirliğinde bulunacaklarını kaydetti.

Öte yandan, gazete, İsrailli yetkililerin önceki gün akşamdan itibaren Baf’ta bulunan “Andreas Papandreu” Hava Üssü’ne yerleştiklerini, helikopterlerin ise tatbikatın yapılacağı yer ve bölgeleri gözlemlediklerini belirtti.



TAK’ın kurucusu Said Arif Terzioğlu bugün anılıyor



Türk Ajansı Kıbrıs’ın (TAK) kurucusu Said Arif Terzioğlu, 27. ölüm yıldönümü olan yarın evinde düzenlenecek törenle anılacak.

Terzioğlu, 11 Kasım 1988’de geçirdiği kalp krizi sonucunda yaşamını yitirmiş ve doğum yeri olan İstanbul’da toprağa verilmişti. Terzioğlu’nun mezarının İstanbul’da olması dolayısıyla geleneksel anma töreni Beylerbeyi’ndeki evinde gerçekleştiriliyor.

TAK çalışanları, bu çerçevede yarın saat 10.00’da Terzioğlu’nun eşi Seder Terzioğlu’nu ziyaret edecek. TAK’ın merhum müdürlerinden Said Arif Terzioğlu için ailesi tarafından yarın saat 15.30’da Beylerbeyi’ndeki evinde mevlit de okutulacak.



Akıncı mal varlığındaki değişiklik konusunda bildirimde bulundu



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın mal varlığında oluşan değişiklikle ilgili Cumhuriyet Meclisi’ne yeni bildirimde bulundu.

Yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, yürürlükte olan yasal mevzuat çerçevesinde mal varlığında oluşan değişiklikle ilgili Cumhuriyet Meclisi’ne yeni bildirimde bulundu. Buna göre, Cumhurbaşkanı Akıncı eşi Meral Akıncı adına kayıtlı Hyundai ix 35 marka araba satılarak elde edilen 100 bin 500 Türk Lirası’nın (Yüz bin beş yüz TL) Meral Akıncı/Mustafa Akıncı adına bankaya yatırıldığını duyurmaktadır. Cumhurbaşkanı yasal zorunluluk olmamakla birlikte daha önce yaptığı gibi şeffaflık gereği bu bilgiyi kamuoyu ile paylaşmaktadır”



Dikelya Üssü’ndeki mülteciler kendilerini hapiste hissediyor



Geçtiğimiz haftalarda balıkçı tekneleriyle Ağrotur Üssü’ne çıkan, ardından Dikelya Üssü’ne götürülen mültecilerin yaşam koşullarından ötürü kendilerini hapiste hissettikleri belirtildi.

102 mültecinin misafir edildiği kışlayı ziyaret eden Rum Fileleftheros gazetesi, burasının artık “kaynayan kazan” haline geldiğini belirtti.

Mültecilerin anlattıklarına göre bazılarının içinde bulundukları durumdan dolayı açlık grevine başladığını kaydeden gazete, mültecilerin ayaklanma uyarısında bulunduklarını; tel örgüleri keserek Rum Yönetimine koruma için başvuruda bulunma gibi planlar yaptıklarını kaydetti.

Mültecilerin, bir çadırda çok fazla kişinin bir arada yaşamak zorunda kalmasından, çadırların kendilerini soğuktan korumadığından, çocukların hasta olmasından şikayet ettiklerini de belirten gazete, anlatılanlara göre İngilizlerin maliyeti yüksek olan ilaçları tedarik etmediğini, söz vermelerine rağmen ayakkabı-kıyafet de vermediğini yazdı.

Mültecilerin, İngilizlerin kaldıkları yeri sıkı koruma altına almasından, etraflarını dış dünyayla iletişimi koparan siyah örgülerle çevirmesinden rahatsız olduklarını da kaydeden gazete, bir mültecinin “Bebekler sinirleniyor. Hiçbir yerdeymişiz gibi hissediyoruz. Buradan dışarı çıkmamıza izin vermiyorlar. Hapis gibi bir yerdeyiz. İngilizler burada bir hapis yarattı. Lütfen bunu dünyaya söyleyin” şeklindeki sözlerini aktardı.

Rum Harvagi gazetesi ise, İngiliz makamlarının, Dikelya’daki mültecileri sınır dışı etme sürecini başlattığına dair Times gazetesinde çıkan habere yer verdi.



Helikopterlerin uçuş güvenliği masaya yatırılacak



Rum “Akdeniz Uçuş Güvenliği Kurumu” ile İsrail’den Fisher Enstitüsü, İsrail ve sözde “Rum MEB”i üzerindeki helikopterlerin uçuş güvenliğiyle ilgili bölgesel bir konferans düzenleyecek. Konferansın Şubat veya Mart ayında Güney Kıbrıs’ta yapılacağı haber verildi.

Rum Alithia gazetesi, Akdeniz Uçuş Güvenliği Kurumu CEO’su Hristu Petru’nun konferansın hazırlık çalışmaları için Tel Aviv’e gideceğini yazdı.

Habere göre Petru, helikopterlerin uçuş güvenliğiyle ilgili konferansı, hidrokarbon şirketlerinin İsrail ve sözde “Rum MEB”inde faaliyet gösterecek olması nedeniyle gerekli gördüklerini açıkladı; konferansta diğer şeyler yanında helikopterlerin karadan hidrokarbon şirketlerinin Rum ve İsrail MEB’lerinde kullanacağı platformlara uçuşlarının da irdeleneceğini belirtti.

Bu günlerde de İsrail’de, yine Fisher Enstitüsü ile “Akdeniz Uçuş Güvenliği Kurumu tarafından, ekonomik krizin uçuş güvenliği konularına etkileriyle ilgili uluslararası konferans düzenlenmekte olduğunu söyleyen Petru, bu konferansta İsrail Taşımacılık Bakanı, Eurocontrol, IATA, ICAO yetkilileri ve diğerlerinin konuşacağına, İsrail sivil ve askeri havacılık yetkililerinin katılacağına dikkat çekti.



Hedef Güney Kıbrıs-Çin İşbirliğinin gelişmesi



Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Güney Kıbrıs ile Çin arasındaki ekonomi ve girişimcilik alanlarındaki ilişkilerin güçlenmesini hedeflediklerini belirtti.

Rum Fileleftheros gazetesine göre, Rum Hükümet Sözcüsü Nikos Hristolidis, Rum Ticaret ve Sanayi Odası (KEVE) ile Güney Kıbrıs-Çin Müteşebbis Formu’nun düzenlediği seminerde Anastasiadis’in konuşmasını okudu.

Buna göre, Güney Kıbrıs ile Çin’in uzun yıllardır dost ve ortak olduğuna işaret eden Anastasiadis, hükümetin, Çin Devlet Başkanı’nın İpek Yolu girişiminin hayata geçirilmesinde Çin ile işbirliği yapmaya hazır olduğunu ifade etti.





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 29
Dün Tekil 1154
Bugün Tekil 1110
Toplam Tekil 2567764
IP 35.171.183.163






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































20 Zi'l-ka'de 1440
Temmuz 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 6.914 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu