BASIN BÜLTENİ “Asrın Projesi” hayat buldu - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ “Asrın Projesi” hayat buldu
Tarih: 20.10.2015 > Kaç kez okundu? 1136

Paylaş


“Asrın Projesi” olarak nitelendirilen Türkiye’den KKTC’ye Su Temin Projesi hayat buldu.

Dünyada askılı sistem üzerinde boru sistemi ile deniz geçilerek su aktarılan ilk proje olma özelliğini taşıyan Türkiye’den KKTC’ye Su Temin Projesi’nin Anamur’daki açılışının ardından KKTC’deki Geçitköy Barajı ve tesisinin açılışı Çamlıbel’deki İçme Suyu Arıtma Tesisi’nde gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Türkiye’den gelen suyun mutluluk verici ve Kıbrıs’ın geleceğine, çözüm ve barış sürecine büyük bir katkı olduğunu söyledi.

Aynı zamanda bu suyu iyi yönetmeleri, Kıbrıs Türk halkı olarak kendi kurumlarıyla en akılcı, ve en verimli yolları bularak bu suyu en rasyonel şekilde kullanmayı başarmaları gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Bunu yapabilir miyiz? Evet yaparız, el birliğiyle her şeyi yaparız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Akıncı, KKTC’ye Su Temin Projesi Geçitköy Barajı açılış töreninde yaptığı konuşmada, 1998 yılında tören yerine yakın bir yerde Yayla Köyü civarında Türkiye’den adaya balonla su getirme temin projesiyle ilgili bir tören yaşandığını kaydetti. O törende TC eski Cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel’in “şimdi balonla getirdik ama göreceksiniz Türkiye’den bu suyu biz borularla da getireceğiz, iki yıl içinde bu proje gerçekleşecek” dediğini hatırlatan Akıncı, “Bu proje zor bir projeydi, ama niyet ortadaydı, rahmetlik Demirel’e nasip olmadı ama Sayın Erdoğan’a nasip oldu” diye konuştu.

TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu projeye büyük emek verdiğini, fikren ve vicdanen bu projenin arkasında durduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, Erdoğan’ın bu projeye inandığını, emek ve kararlılık koyduğunu belirtti.

Akıncı, “Yiğidi öldür ama hakkını teslim et’ diye bir laf vardır. Bu konuda Sayın Erdoğan’ın hakkını teslim etmek gerekir ve kendisine teşekkür etmek gerekir” dedi.

Türkiye’nin 2,5 milyon mülteciyi ağırlamasının önemli bir olay olduğunu kaydeden Akıncı, “Yanı başımız kan gölü, büyük bir trajedi yaşanıyor. Bu 2,5 milyon mülteciye kucağını açan, ekmeğini bölüşen Türkiye Cumhuriyeti oldu, bize geçmişte yaptıkları katkıların yanında şimdi de suyu bizimle paylaşıyorlar. Bu büyük olaydır” diye konuştu.

Kıbrıs’ta yaşamayanların son yıllarda suyun ne hale geldiğini tam olarak kavrayamadığını belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, çeşme suyunun mutfaklarda kullanılamadığını, insanların dişlerini tuzlu suyla fırçaladığını, herkesin içmek için şişe suyu aldığını ve bu nedenle kendileri için suyun gerçekten çok önemli olduğunu söyledi.

Akıncı, bu sorunun bugün çözümlenmekte olmasının mutluluk verici ve Kıbrıs’ın geleceğine, çözüm ve barış sürecine büyük bir katkı olduğunu vurguladı. Akıncı şöyle konuştu:

“Doğu Akdeniz’deki enerji yataklarıyla birlikte değerlendirildiğinde, doğal gazın bir enerji, koridoruyla Kıbrıs üzerinden Türkiye’ye, Türkiye’den AB’ye taşındığını bir hayal edin, Türkiye’den bir kabloyla şu anda zaten Güney Kıbrıs’ta enterkonnekte olan elektrik ağlarının Türkiye üzerinden Avrupa ile enterkonnekte olduğunu düşünün. Bu mühendislik harikasının sürdürülebilirliğiyle yeni ufuklar açılacağını, Güney’le d bu suyu paylaşabileceğimiz gibi Orta doğuyla bile paylaşılabilecek bir duruma gelinebileceğini ben görebiliyorum. Bu proje hayal etmeye başlamakla gerçekleşti. Benim de Doğu Akdeniz’le ilgili bu vizyonum gerçekleşirse bütün bölge ülkeleri bundan kazançlı çıkar, Kıbrıslı Türklerle Rumlar, Türkiye ile Yunanistan, Türkiye ile AB yeni bir ilişkiye geçer. Bütün bunlar bölgemizi son derece önemli olarak ve pozitif olarak etkileyecek olan konulardır.”

Bugünün bir milat olduğunu, bugünden sonrasıyla bugünden öncesini tarihçilerin ayıracağını dile getiren Akıncı, “Hep yeşil ada deriz, aslında sarardık, susuzluktan, suyumuzun tuzlanmasından yeşil ada sarı oldu, bugünden itibaren Mesarya’mız da yeşerecek, her yanımız da yemyeşil olacak. Kıbrıs gerçek anlamda bir yeşil ada olacak” dedi.

75 milyon metre küp geliyor olduğunu ama gevşemeye gerek olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Akıncı, bu topraklarda var olan diğer kaynakları da ne kadar yetersiz olurlarsa olsunlar, her damla suyu gözleri gibi korumaları gerektiğini kaydetti.

Aynı zamanda bu suyu iyi yönetmeleri, Kıbrıs Türk halkı olarak kendi kurumlarıyla en akılcı, ve en verimli yolları bularak bu suyu en rasyonel şekilde kullanmayı başarmaları gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Bunu yapabilir miyiz evet yaparız, el birliğiyle her şeyi yaparız” diye konuştu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Geçitköy Barajı açılışında yaptığı konuşmada, “Güneydekiler , ‘biz de bu sudan istifade etmek istiyoruz’ derlerse adını barış suyu koyar onlara da buradan su veririz. Çünkü bizim için aslolan insandır, insan” dedi.

Erdoğan, su sayesinde zirai tarım yapılabilecek olmasıyla ekonominin de canlanacağını ve KKTC’nin bölgede çekim merkezi haline geleceğini ifade etti.

Erdoğan, “Anavatan Türkiye olarak Kıbrıs’taki kardeşlerimizle ebedi kardeşliğimizi ve dayanışma ruhumuzu asla akamete uğratmadan ilelebet sürdüreceğiz” dedi.

Erdoğan Kıbrıs Türk halkının uğradıkları mağduriyetlerin giderilerek dünyada hak ettiği yeri alması için çabaları yoğun şekilde sürdürdüklerini, bu hafta içinde ABD Başkanı Barack Obama ile görüşmesinde ve Brüksel’de ülke liderleriyle görüşmelerinde Kıbrıs’ı konuştuğunu anlattı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Gerek sizlerin burada masada verdiğiniz mücadele, gerek bizlerin uluslararası alanda verdiğimiz mücadele ile er veya geç hedefe adil bir şekilde ulaşacağız” dedi.

Erdoğan, yarım asırdır süren Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Türk tarafının samimi olduğunu ve her zaman bir adım önde olduğunu belirterek, adada kalıcı adil ve sürdürülebilir barışı isteyenin her zaman Kıbrıslı Türkler olduğunu vurguladı.

“Kıbrıs sorununun Kıbrıs Türk tarafının siyasi eşitliğini, meşru haklarını teminat altına alacak şekilde kapsamlı çözüme kavuşturulmasını savunuyoruz” diyen Erdoğan, Kıbrıs’taki çözümün bölgede ve geniş bir coğrafyada olumlu yansımaları olacağının altını çizdi.

Konuşmasında Rum kesimine de seslenen Erdoğan, “Temennim odur ki, adanın tamamının ihtiyacını karşılayabilecek bu sudan adil ve kalıcı bir çözüm neticesinde tüm Kıbrıs yararlanabilsin. Anadolu’dan gelen bu suyla sadece Kıbrıs’ın toprakları değil aynı zamanda barış umudu da nasibini alsın.” dedi.

Müzakere sürecinin arzulanan hedefe ulaşması için çalışmaya devam edeceklerini söyleyen Erdoğan, süreçte meydana gelen gelişmelerden bağımsız olarak Kıbrıs Türk halkının daha müreffeh bir geleceğe yol alabilmesi için her türlü desteği vermeye devam edeceklerini kaydetti.

Birlikte hareket ederek, KKTC’nin ekonomik olarak daha müreffeh bir yapıya kavuşturulabileceğine inanç belirten Erdoğan, son dönemde bu bağlamda kararlı politika izlenerek önemli gelişmeler sağlandığını, ekonominin güçlendiğini ve refah seviyesinin arttığını kaydetti.

Erdoğan, “ Sağlıklı, sürdürülebilir ve rekabet edilebilir bir yapı çözüme ulaşılsın veya ulaşılmasın Kıbrıs Türk halkının geleceğinin en önemli teminatı olacaktır” dedi.

Erdoğan Kıbrıs Türk halkının bugünlere birlik ve beraberlik içinde milli değerlerine sahip çıkarak geldiğini, birlikte aşılamayacak engel olmadığını kaydetti.

Erdoğan, 7 Mart 2011’de temelleri atılan KKTC Su Temin Projesi’nin her aşamasını başından sona takip ettiğini, karşılaşılan sorunlarla yakından ilgilendiğini belirterek, “Hamdolsun bugün verdiğimiz sözü yerine getirmenin haklı gururunu yaşıyoruz” dedi.

Erdoğan, bugün sadece bir baraj açmakla kalmadıklarını, on yıllardır ihtiyacı hissedilen, rüyası görülen bir hayali gerçeğe dönüştürdüklerini söyledi.

Erdoğan, Kuzey Kıbrıs’ın verimli topraklarına Anavatan Türkiye’den hayat suyu götürmenin birçok siyasi liderin hayali olduğunu hatırlatarak, kuraklık nedeniyle sarıya dönen yeşil Ada’yı aslına döndürmenin bahtiyarlığını yaşadıklarını anlattı.

Türkiye’nin bir dönem kendi sorunlarıyla uğraşmaktan dost ve kardeş ülkeler ve akraba topluluklarla ilgilenemediğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan 2002 yılından itibaren yurt içi ve yurt dışı yatırım hamlelerinden Kıbrıs Türk halkının da yararlanmasını arzu ettiklerini söyledi.

Erdoğan KKTC Su Temin Projesi’ne işaret ederek, “Neresinden bakarsanız bakın bu eser gurur verici örnek bir yatırımdır. Eserlerle mi anılacağız, lafla mı? Eser, eser. Mesele bu sözün anlam kazandığı en güzel örneklerden biri burasıdır” dedi.

Türkiye’nin isterse gerçekleştiremeyeceği hiçbir proje olamayacağını vurgulayan Erdoğan, Türkiye’deki Marmaray ve Avrasya Tüneli projelerini buna örnek gösterdi. Erdoğan, “Burada da suyu Anamur’dan buraya bağladık. Bu millet yapar” dedi.

Açılışın sona ermesinin ardından, KKTC ve Türkiye Cumhurbaşkanları Mustafa Akıncı ile Recep Tayyip Erdoğan çalışma yemeğinde bir araya geldi.

KKTC’ye “can suyu” taşıyan projenin temelleri 7 Mart 2011’de Anamaur’daki Dragon çayı üzerinde Alaköprü Barajı’nın temelinin atılmasıyla başladı.

Bundan tam bir yıl sonra 30 Mart 2012’de Geçitköy Barajı’nın temeli atıldı. 500 metrelik borularının ilki ise Aralık 2013’te döşendi. Her iki barajın yapımı 7 Mart 2014 yılında tamamlandı.

Geçitköy Barajı’na ilk su 9 Ekim 2015 tarihinde akmaya başladı.

İnşa edilen barajlardan Alaköprü 99 metre ve 130,5 milyon metreküp su kapasitesine; Geçitköy Barajı ise 26,5 milyon metre küp su kapasitesine sahip.

1 milyar 600 milyon TL’ye mal olan proje; Türkiye tarafı 23 km , deniz geçişi 80 km , bunun 66,5 km askılı borulu sistem ve KKTC tarafı 3 km olmak üzere toplam 106 km uzunluğundaki hattan oluşuyor.

Proje ile KKTC’ye yılda 75 milyon metreküp su iletilecek ve bu suyun 37,76 milyon metreküpü içme-kullanma ve sanayi suyuna, geriye kalan 37,24 milyon metreküpü sulama suyuna tahsis edilecek.

Türkiye Orman ve Su İşleri Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilen, projenin deniz geçişi, 80 kilometre 151 metre uzunluğunda, deniz yüzeyinden 250 metre derinlikte ve askıda borularla sağlanıyor.

Deniz geçişi, bin 600 milimetre çapındaki, yüksek yoğunluklu polietilen boru hattından oluşuyor. Proje kapsamında Anamur - Alaköprü Barajı'ndan alınan su, Anamuryum Dengeleme Deposuna getirilerek, Anamuryum Dengeleme Deposu'ndan kontrollü bir şekilde Deniz Geçişi İsale Hattı’na veriliyor.

Suyun gelecek yılın ilk yarısında KKTC genelindeki tüm hatlara verilmesi planlanıyor. Açılışın ardından ilk su verilecek bölge ise Lefkoşa olacak.



Akıncı: “Kendi kurumlarımızın bu suyu en iyi şekilde yönetmeyi becermesi lazım"



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye’den gelen suyla ilgili “Kıbrıs Türk halkı olarak kendi kurumlarımızın bu suyu en iyi şekilde yönetmeyi becermesi lazım. Biz bunu başaracağımıza inanıyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya geldiği çalışma yemeğinin ardından basının sorularını yanıtladı. Akıncı, bu günün çok özel bir gün olduğunu, 75 milyon metreküp suyun gelmiş olması ve tuzlanan sular yerine Kıbrıslı Türklerin tatlı suya kavuşmasının büyük önem taşıdığının altını çizdi. Gerçekleştirilen projede, teknolojinin sürdürülebilirliğinin kanıtlanması halinde, yeni ufuklara da yelken açılacağına işaret eden Mustafa Akıncı, “KKTC ekonomisinin gelişmesi ve güçlenmesi, bizi gelecekte bir çözümde daha yaşayabilir kılacaktır” dedi.“Kıbrıs Türk halkı olarak kendi kurumlarımızın bu suyu en iyi şekilde yönetmeyi becermesi lazım. Biz bunu başaracağımıza inanıyoruz. Bunun ötesinde Devlet Su İşleri gibi çok önemli ve köklü bir kurumla işbirliği içinde bu işi yürütmek lazım” diye konuşan Cumhurbaşkanı Akıncı, bu projeyle, Kıbrıs Türk halkının yarınının, bu gününden çok daha güzel olacağına inanç belirtti. Çalışma yemeğinde görüşülen konularla ilgili bir soruyu da yanıtlayan Akıncı, yemekte su yönetimi konusunun hiçbir şekilde konuşulmadığını, Kıbrıs konusunun ise sınırlı bir çerçevede ele alındığını belirterek, temel konunun Türkiye’den gelen su olduğunun altını çizdi.



Kerry Kasım ayında Kıbrıs’a geliyor



ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin 14 Kasım tarihinde Kıbrıs’ı ziyaret edeceği bildirildi.

Rum Politis gazetesi, Rum Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis’in önceki gün yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin 14 Kasım tarihinde Kıbrıs’a geleceğini söylediğini yazdı.

Gazete, Kerry’nin, ABD Başkanı Barak Obama’nın 15-16 Kasım tarihlerinde Antalya’da yapılacak G20 zirvesine katılacak olması sebebiyle Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ta temaslarda bulunacağını vurguladı.



Anastasiadis’e göre Mart’ta referandum mümkün değil



Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis Kıbrıs sorunu için mart ayında referandum yapılmasının mümkün olmadığı kanaatini dile getirdi.

Rum radyosu Çin’de bulunan Anastasiadis’in “Reporter” isimli gazeteye verdiği röportajda “Olgularda radikal bir değişiklik olmazsa mart ayında referandum yapılabilecek gibi görünmüyor” dediğini duyurdu.

Dikenli konularda anlaşmazlıklar bulunduğunu, esas olanın zaman değil öz olduğunu söyleyen Anastasiadis, müzakerelerdeki en zor konuları “mülkiyet, toprak düzenlemeleri, garantiler ve orduların çekilme takvimi” diye sıraladı.

Özellikle garantiler konusunda, çağdaş bir Avrupa devletinin garantilere ihtiyacı olmadığını, formülün de BM kuruluş yasasının 7’nci maddesinde bulunduğunu söyleyen Rum lider, “Artırılmış bir BM askeri varlığı, çözümün hayata geçirilişini izleyebilir ve bir kaç yıllığına kolluk görevini üstlenebilir” dedi.



“Kıbrıs’ın güvenliğini 2-3 yıllığına İngiltere, Fransa, ABD, Rusya ve Çin üstlensin”



Rum tarafı “Kıbrıs’ın güvenliğini İngiltere, Fransa, ABD, Rusya ve Çin üstlensin ve çözümün uygulanmasını 2-3 yıllık geçiş döneminde garanti etsin” önerisi çerçevesinde geçici garanti sistemiyle ilgili geçiş formülü üzerinde çalışıyor.

Haftalık Rum Kathimerini gazetesi haberinde, Rum yönetiminin incelemekte olduğu öneride Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesine atıfta bulunuluyor olmasına karşın Kıbrıs’ta güvenlik ve garantiler sistemini sağlamayı BM Güvenlik Konseyi’ne değil, münferit varlıklar olarak ismi geçen ülkelere bırakıyor.

Bu konunun Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocas’ın 26–28 Ekim’de Güney’i ziyareti sırasında Rum Yönetimi hem de siyasi partilerle yapacağı görüşmelerde masaya yatırılmasının beklendiğine dikkat çekildi.

Gazete diplomatik çevreleri işaret ederek Rum tarafının Atina’nın ve özellikle göreve geldiği gün itibarıyla Kıbrıs’ta 1960 garanti sistemini kaldıracak bir çözüm için uluslararası seferberlik üstlenmeyi kendine görev edinen Kocas’ın konuyla ilgili örüşlerini büyük bir merakla beklemekte olduğunu yazdı.

Haberde Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis’in uluslararası toplantılarda ayaküstü sohbet imkanı bulduğu Türkiye Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu’ndan, garantilerin idamesinde ısrar eden Türkiye’den, Kıbrıs müzakerelerinin başarısızlığa sürüklenmemesi için bu konuda bir altın kesit (ortak payda) bulunmasında işbirliği istediği belirtildi.

Kasulidis’in bu ayaküstü görüşmelerden birinde, Rum tarafının mevcut garanti sistemini idame ettirecek bir çözümü kabul etmeyeceğini dikkate alan Sinirlioğlu’ndan Kıbrıs’taki her iki toplumun da endişelerine cevap verecek bir geçiş dönemi için formül bulunmasına Türkiye’nin uzlaşı göstermesi konusunda rıza aldığı da savunuldu.

Aynı sayfasında akademisyen Mehmet Hasgüler’le yaptığı garantilerle ilgili röportaja da yer veren gazete, Hasgüler’in federal bir ülkenin garantilere gerek olmadığı ve İngiliz üslerinin tasfiye edilmesi gerektiği görüşünü öne çıkardı.



Genel seçimler ve Kıbrıs sorununa ilişkin anket



Rum Kathimerini gazetesi Mayıs 2016’da Güney Kıbrıs’ta yapılacak genel seçimler ve Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmelere yönelik bir ankete yer verdi.

Symmetron Market Research şirketi tarafından, 2-16 Ekim tarihlerinde, 800 kişinin katılımıyla yaptırılan ankete göre, DİSİ yüzde 23,3, AKEL’in 18,3, DİKO’nun yüzde 8,2, Rum Vatandaşlar İttifakı yüzde 4,4, EDEK’in yüzde 3,6, Rum Çevreciler ve Ekologlar Hareketi yüzde 2,4, ELAM yüzde 1,6, Halkın Nefesi yüzde 0,9 ve diğerleri yüzde 2 oy aldı.

Ankette, oy kullanmayacağını söyleyenlerin oranı yüzde 17,4, kararsızların ise yüzde 14,2 çıktı.

Gazete, iki yılın ardından hükümetin randımanına ilişkin memnuniyet derecesinin de sorulduğu ankette, yüzde 74’ünün ‘çok az/hiç’, yüzde 26’sının ise ‘çok/yeterli’ şeklinde yanıt verdiği belirtildi.

Kurumlara yönelik güvenin de sorulduğu ankette, hükümete yönelik güvenin yüzde 77 ‘hiç/çok az’, yüzde 22 ‘çok/yeteri kadar’, yüzde 1 ‘bilmiyorum/karar vermedim’; Meclis için ise yüzde 84 ‘hiç/çok az’, yüzde 15 ‘çok/yeteri kadar’, yüzde 1 ‘bilmiyorum/karar vermedim’; Başsavcılık için yüzde 68 ‘hiç/çok az’, yüzde 30 ‘çok/yeteri kadar’, yüzde 2 ‘bilmiyorum/karar vermedim’; Merkez Bankası yüzde 84 ‘hiç/çok az’, yüzde 12 ‘çok/yeteri kadar’; Yargı için yüzde 64 ‘hiç/çok az’, yüzde 35 ‘çok/yeteri kadar’, yüzde 1 ‘bilmiyorum’ yanıtı verildi.

Habere göre, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı için ankete katılanların yüzde 51’i ‘olumsuz’, yüzde 34’ü ‘olumlu’, yüzde 15’i ise ‘bilmiyorum/karar vermedim’ yanıtı verirken, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis için yüzde 51’i ‘olumsuz’, yüzde ‘43 olumlu’, yüzde 6 ‘bilmiyorum/karar vermedim’ yanıtları verildi.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in Kıbrıs sorununa ilişkin bugüne kadar olan icraatları konusunda ‘olumlu/oldukça olumlu’ veya ‘olumsuz/oldukça olumsuz’ görüşe mi sahipsiniz sorusuna yüzde 37’si ‘olumlu’, yüzde 59’u ‘olumsuz’ görüş ortaya koydu.

Önümüzdeki 12 ay içerisinde Kıbrıslı Türklerle anlaşma sağlanacağı konusunda iyimser veya kötümser misiniz sorusuna ise yüzde 38’i ‘iyimser’, yüzde 59’u ise ‘kötümser’ olduğunu ifade etti.



Bazı siyasi çevreler, “2016 başında çözüm hedefi”ni ulaşılabilir bulmuyor



Güney Kıbrıs’taki bazı siyasi çevrelerin, Kıbrıs sorununun önümüzdeki Mart ayına veya Güney Kıbrıs’taki genel seçimlere kadar çözülmesi ihtimaline artık gerçekçi olmayan hedef olarak bakılması gerektiği yönünde görüş ortaya koyduğu iddia edildi.

Haftalık Rum Kathimerini, müzakere masasında gerilemeler gözlemlendiğini ileri sürerek, buna, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın “nüfusta 4’e 1 oranı”, “Kıbrıs Türk oluşturucu devletinde garantili nüfus ve mülk çoğunluğu”, “çözümün Birincil Avrupa Hukuku olarak onaylanmasıyla müktesebattan daimi sapmalar”, “dört özgürlük” ve “çözümün iki bölgeliliği” konularındaki duruşunu gerekçe gösterdi.

Gazete, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis başkanlığındaki Rum müzakere heyetiyle sıkı işbirliği içerisinde olan bazı siyasi çevrelere dayandırdığı haberinde, Kıbrıs sorununun önümüzdeki Mart ayına ve Güney Kıbrıs’ta genel seçim yapılacak Mayıs 2016’ya kadar çözülmesi ihtimaline artık gerçekçi olmayan hedef olarak bakılması gerektiğini yazdı.

Aynı kaynakların, müzakere masasındaki toprakla ilgili verilerle, Espen Barth Eide’nin planladığı gayrı resmi takvimlere uyulmasındaki ısrarının yardımcı olmadığını, bilakis çözüm çabalarına zarar verdiği görüşünü ortaya koyduklarını yazan gazete, özetle şunları ekledi:

“Bize söylendiğine göre kasım ayından sonra Anastasiadis ve Akıncı her gün müzakere masasına otursa bile müzakerelerde işaret edilen anlaşmazlıklar, ekspres prosedürlerle aşılamayacak kadar temeldir. Nihayetinde bu anlaşmazlıkların üzerine köprü kurulsa bile Kıbrıs sorununun dış yönleriyle ilgili meseleleri için uluslararası konferansın havada kalacağı dikkate alınmalıdır. Orada da üstünkörü ve aceleci davranılamaz. Başarısızlık olmasın diye ciddi bir ön hazırlık gerekir”

Gazeteye göre, AKEL, Kıbrıs Türk liderliğiyle ve/veya Mustafa Akıncı’ya yakın kişilerle temas etmek ve müzakerelerde konulan tezleri görüşmek üzere “acilen” adanın kuzeyine ziyaretler gerçekleştiriyor. AKEL’in, Kıbrıslı Türk liderin daha önceki uzlaşılardan caymadaki ısrarından endişe duyduğu iddia edildi.

Rum Politis gazetesi ise haberinde, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın kurmaylığında da, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in kurmaylığında da iletişim koordinasyonu eksikliği kaynaklı sorunlar olduğunu iddia etti.

Gazete, Kıbrıs Türk basınına yapılan açıklamaları kaynak göstererek Cumhurbaşkanı Akıncı ile Kıbrıslı Türk Müzakereci Özdil Nami arasında gayrı resmi bir zıtlaşma olduğunu öne sürerken, Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis’in ise Anastasiadis’in bir kısım danışmanının meydan okumalarıyla karşı karşıya kaldığını yazdı.

Habere göre, Mavroyannis Anastasiadis’in Kıbrıs sorunuyla ilgili danışma grubu üyelerinin, özellikle de eski Başsavcı Alekos Markidis’in eleştirilerine hedef oluyor. Eleştirenler, Mavroyannis’i Kıbrıs sorunundaki katı düşünce çizgisinde olmakla suçluyor ve bunu prosedür açısından olumsuz buluyor. Markidis’in danışman grubundan ayrılmayı bile düşündüğüne dikkat çekiliyor.

Gazete, geçen yılın başlarında hukukçu Hristos Kliridis’in de, müzakerelerin gerektiği kadar katı çizgide olmadığını ve 11 Şubat 2014 Ortak Açıklama’sını gerekçe göstererek, Anastasiadis’in danışma grubundan ayrıldığını hatırlattı.

Habere göre, Anastasiadis müzakerecisini desteklediği, aralarındaki ilişkinin çok iyi olduğu ve daha sert bir profil çiziyor olması dolayısıyla iç cephedeki endişeli kesimin güveninin sağlandığı mesajını veriyor.



Yeniden birleşmenin ekonomiye etkileri



İki Bölgeli İki Toplumlu Federasyon çözümünü ileri götürmek üzere Rum tarafında kurulan “Kıbrıs Grubu” kurucu üyesi Panos Loizu, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesinin ekonomiye yapacağı etkileri sektörlere göre ayırarak irdeledi.

Rum Alithia gazetesi Loizu’nun, çözümün ekonominin 6 ana sektörüne yapacağı muhtemel etkileri “Kıbrıs Ekonomisinin Yeniden Birleşmesi” başlığıyla, özetle şöyle aktardı:

1-İnşaat Sektörü: Kıbrıs ekonomisinin lokomotifi 2014’e kadar kriz yaşadı, üretiminin yüzde 66’sını kaybetti, ürün fiyatları 2005 rakamlarında kaldı. Onlarca proje yarıda kaldı, iş dinamiği işsiz kaldı. Yeniden birleşmeyle birlikte büyük bir hareketlilik bekleniyor. Maraş’ın, önemli sayıda köy ve kasabanın yeniden imarı şart, bu da sektörün yeniden canlanmasını tetikleyecek. Muadil Kıbrıs Türk şirketleriyle sağlıklı rekabet göz ardı edilemez, nihai üretim maliyeti ancak olumlu sonuç verebilir. Ortaya çıkacak ihtiyaç hacmi büyük yatırım projelerinin alınması için Kıbrıs Türk ve Rum şirketlerinin ortaklığını da gündeme getirebilir.

2-Emlak Komisyonculuğu: Güney Kıbrıs’taki ortalama emlak değerlerinin hissedilir ölçüde değişeceği öngörülmüyor. Deneyim, her ilçede yatırımların, adanın geriye kalanında olup bitenlerden bağımsız hareket ettiğini gösteriyor. Son 20 yıldır Kıbrıs’ın sahil kesimlerinin talipleri Araplar, Lübnanlılar, Suriyeliler, İsrailliler, Ruslar, İngilizler, v.b. idi. Çözümden sonra bunlara Türk yatırımcılar da eklenerek talebi artıracak. Mülkiyetler için verilecek tazminat paralarının büyük bölümünün her iki tarafta da direkt ya da endirekt olarak emlak piyasasına harcanması beklenmelidir.

3-Perakende Ticaret: Bu örnekte anahtar rekabettir. Kıbrıs ekonomisinin üniter piyasa olarak dengeye gelmesine kadar fiyatlar yönlendirici eğilimlere göre şekillenecek. Büyük ithalatçılar, dağıtım ağları Ada’nın tamamına yayılsın diye aynı kalitede ancak daha ucuz ürünleri Türkiye’den tercih edebilecek. Bu muhtemelen, hangi toplumdan olursa olsun, güçsüz ithalatçılara ekonomik olumsuzluk getirecek. Ancak piyasada tam rekabet olacak, bu da fiyatları düşürüp tüketicinin net kârı olacak.

4-Para-Finans Sektörü: Tıraş döneminden sonra Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) görünen kayıplarla para finans hizmetleri 2012 itibarıyla yüzde 18,7 daraldı. Vergi rejimimiz şimdiki gibi kalırsa, para-finans hizmetleri ve yabancı şirket çekmedeki teknik bilgi büyük yenilenmenin sivri mızrak ucu olacak. Burada, ana dili Türkçe olan uzman iş gücü bulunması Türk piyasasına da kararlı açılım etkisi yapacak. Avrupa Birliği içerisinde yatırım ve hizmet için pasaport, Kıbrıslı şirketlerin kurulması olacak.

5-Turizm: Ekonomik krizde turizm, 2013 hariç, artış eğilimi gösterdi. Dolayısıyla Kuzey Kıbrıs’ın doğal güzelliğinin turizm ürününe getireceği büyük gelişme perspektifleri ön plana çıkıyor. Girit yıllık 4 milyon turist ağırlarken Kıbrıs 2014’te 2,5 milyon turisti aşmakta zorlandı. Dolayısıyla Kuzey turizm açısından Güney’in aleyhine gelişecek argümanı bir hayaldir. Ülkenin tamamı için perspektif ve dinamik olduğu aşikardır.

6-Denizcilik: Türk limanlarının Kıbrıs bayraklı gemilere açılması ve Kıbrıs ve Türk limanlarının doğrudan bağlantısındaki yasakların kalkması ticari denizciliğin gerçek güçlerini serbest bırakacak. Ülkenin, Batı-Doğu (Limasol Süveyş Kanalı’na yalnızca 190 deniz mili mesafededir) köprüsü olma stratejik tezi, re-eksport ticarete ve sektöre verilen hizmetlere gerekli ivmeyi katacak. Bu nedenle Kıbrıs bayrağı edinme talepleri artacak bu da kamu gelirlerinin dikey artış göstermesine sebep olacak.”







Enformasyon Dairesi







Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 1207
Bugün Tekil 171
Toplam Tekil 2565671
IP 54.162.151.77






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































19 Zi'l-ka'de 1440
Temmuz 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) büsbütün ayrı bir düşüncenin sonucudur. İç düşman olan, kılık değiştirerek milletin içine giren ve hükümetin gafletinden yararlanan komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 9.059 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu