Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası: Esad Yönetimine Can Desteği, Türkiye ve Ötesi Bilgi Notu–004 05.10.2015 Hazırlayanlar: (E)Tuğg. Dr. Oktay BİNGÖL, Dr. Ali Bilgin VARLIK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası: Esad Yönetimine Can Desteği, Türkiye ve Ötesi Bilgi Notu–004 05.10.2015 Hazırlayanlar: (E)Tuğg. Dr. Oktay BİNGÖL, Dr. Ali Bilgin VARLIK
Tarih: 06.10.2015 > Kaç kez okundu? 1213

Paylaş


Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası:

Esad Yönetimine Can Desteği,

Türkiye ve Ötesi

Bilgi Notu–004 05.10.2015

Hazırlayanlar: (E)Tuğg. Dr. Oktay BİNGÖL, Dr. Ali Bilgin VARLIK

Bu bilgi notu 30 Eylül 2015 tarihinde başlayan

Rusya’nın Suriye iç savaşına askerî müdahalesi

hakkında bilgi sunmak maksadıyla hazırlanmıştır.

MSE, ulusal, bölgesel, küresel barış ve güvenlik ile kurumsal yapılanma, risk

analizi ve strateji geliştirme konularında eğitim ve danışmanlık hizmeti veren

akademik bir danışmanlık ve düşünce kuruluşudur.

MSE benimsediği ilkeler çerçevesinde kapsadığı konularda özgün ve nitelikli

bilgiyi üretmeyi ve bunu geniş kitlelerle paylaşmayı temel amaç edinmiştir. Bu

maksatla, ilgi alanındaki konular hakkında analizler yapar, stratejiler geliştirir ve

akademik eğitim faaliyetlerinde bulunur.

MSE’nin ilkelerini, insanlığın barış ve güvenliğini esas alan temel amacı

belirler. Bilimsel etik ve tarafsızlık kuruluşumuzun temel ilkesidir.

Ne kadar saygın olursa olsun MSE, hiçbir politik gücü veya inancı desteklemez.

Amaç:

Merkez Strateji Enstitüsü (MSE):

Doç.Dr. Sinem Akgül AÇIKMEŞE, Prof.Dr. Bülent ARI, (E)Tuğg. Dr. Oktay

BİNGÖL, Prof.Dr. Mitat ÇELİKPALA, Prof.Dr. Çağrı ERHAN, (E) Büyükelçi Dr.

Ercan ÖZER, Prof. Dr. Abdülkadir VAROĞLU, Dr. Ali Bilgin VARLIK

MSE

Danışma Kurulu

Bu belgede yer alan hususların tüm sorumluluğu yazara ait olup MSE’ve üyelerini bağlamaz.

Bu belgenin her hakkı , 2393 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu esasları çerçevesinde

MSE’ye aittir.

Akademik alıntılarda http://merkezstrateji.com/ uzantısının verilmesi, belgenin tamamına

ulaşılabilmesi için zorunlu tutulmuştur.

Merkez Strateji Enstitüsü

Bilgi Notu-004 | Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası: Esad Yönetimine Can Desteği, Türkiye ve Ötesi | 05.10.2015

i

İÇİNDEKİLER

1. Genel | 1

2. Rusya-Suriye İlişkilerinin Özeti | 1

3. Son Dönemde Rusya’nın Suriye’de Askerî Varlığını Artırması ve Hava harekâtına Başlaması | 2

4. Rusya’nın Suriye’deki Hava Harekâtının Uluslararası Hukuki Boyutu ve Meşruiyeti | 5

5. Rusya’nın Askerî Harekâtının Etkileri | 5

Merkez Strateji Enstitüsü

Bilgi Notu-004 | Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası: Esad Yönetimine Can Desteği, Türkiye ve Ötesi | 05.10.2015

-1-

Bu Sayfa Boş Bırakılmıştır

Merkez Strateji Enstitüsü

Bilgi Notu-004 | Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası: Esad Yönetimine Can Desteği, Türkiye ve Ötesi | 05.10.2015

-2-

Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası: Esad Yönetimine Can Desteği, Türkiye ve Ötesi

1. Genel

Rusya Federasyonu'na ait savaş uçaklarının 30 Eylül 2015'de, rejim karşıtı güçlere karşı düzenlediği hava harekâtı ile Suriye iç savaşında yeni bir döneme girilmiştir. Karadeniz bölgesi dışında ülke sınırlarının ötesinde icra ettiği bu askerî harekât Suriye iç savaşı için olduğu kadar Rusya Federasyonu'nun tarihinde bir ilki oluşturması bakımından da önem arz etmektedir. Yeni dönem Rusya’nın dış politikası açısından radikal değişime işaret ederken, Suriye krizinin çoklu aktörleri ve karmaşık dinamikleri açısından önemli gelişmelerin başlangıcının ipuçlarını vermektedir.

Bu gelişmelerin, kısa vadede Türkiye’nin Suriye politikasını etkilemesi, gelişmelerin seyrine bağlı olarak orta-uzun vadede Türk-Rus ilişiklerine yansımaları olası görülmektedir.

Rusya’nın dış politikasındaki bu değişimin orta vadede Suriye’yi aşarak Doğu Akdeniz, Kafkasya ve Karadeniz, Doğu Avrupa, Irak ve İran Körfezi’ne uzanacak etkiler yaratacağını göz ardı etmemek gerekmektedir.

2. Rusya-Suriye İlişkilerinin Özeti

Rusya’nın Suriye’de Esad yönetimine verdiği siyasi, askerî ve ekonomik destek 2011 yılında başlayan iç savaşın çok öncesine İkinci Dünya Savaşı’nın bitişine, 1946’ya uzanmaktadır. 1950’de imzalanan SSCB-Suriye saldırmazlık paktı, Baas Partisinin kuruluşu ve 1954’de iktidara gelişi ikili ilişkilere ivme kazandırmıştır. Soğuk Savaş’ın Orta Doğu bölümünde oluşturulan ittifak yapılanmalarında Suriye, Sovyet cephesinde yer almış, NATO, CENTO ve Bağdat Paktı gibi ABD ve Batı girişimleri iki ülkeyi daha sıkı ilişkilere sevk etmiştir.

Hafız Esad’ın iktidara gelişiyle birlikte, 1971’de bir seri anlaşmalarla askerî ilişkiler geliştirilmiş; SSCB, Tartus’ta deniz üssü ve Suriye içinde özellikle İsrail, Lübnan ve Ürdün sınırlarına yakın bölgelerde dinleme ve istihbarat tesisleri inşa etmiştir. Tartus deniz üssü, Mısır İskenderiye’deki deniz üssü ile birlikte uzun yıllar SSCB’nin Orta Doğu’daki ileri stratejik bölgeleri olarak hizmet etmiştir. 1977’de İskenderiye’nin boşaltılması ile Tartus alternatifi olmayan ve mutlaka elde bulundurulması gereken üs niteliği kazanmıştır. Güney Kıbrıs Yönetiminin sağladığı kolaylıklar ise kalıcı nitelik taşımamış, SSCB’yi ve sonrasında Rusya’yı tatmin etmemiştir. Tartus günümüzde de Rusya için Doğu Akdeniz’de deniz varlığı için vazgeçilmez ve ikame edilemez bir özellik taşımaktadır. Rusya, Tartus dışında Suriye içinde bulundurduğu dinleme ve istihbarat istasyonlarından Dar’a sınırlarında Hara dağında bulunanı 2012 yılında boşalmıştır. Suriye’de 2012 yılından sonra iç savaşın şiddetlenmesi ile Rusya’nın Tartus’daki üssünü boşaltacağı haberleri artmış ancak bu yönde bir gelişme olmamıştır.

Suriye, yaklaşık 70 yıllık ilişkiler sonucu askerî olarak büyük oranda Rusya’ya bağımlıdır. Silah sistemlerinin ötesinde askerî doktrinsel bağımlılık söz konusudur. Bu bağımlılık ayaklanmaya karşı koyma ve terörizmle mücadele konusunda da görülmektedir. Esad yönetiminin iç savaşta uyguladığı doktrin ile Rusya’nın Kuzey Kafkasya’da başta Çeçen savaşları olmak üzere ayaklanmalara karşı kullandığı doktrin arasında paralellik dikkat çekicidir.

Merkez Strateji Enstitüsü

Bilgi Notu-004 | Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası: Esad Yönetimine Can Desteği, Türkiye ve Ötesi | 05.10.2015

-3-

Rusya, iç savaşın başlangıcından itibaren Esad yönetimine önemli oranda siyasi, ekonomik ve askerî destek vermiştir. BM Güvenlik Konseyi’ndeki oylamalarda Suriye yönetimi aleyhine karar çıkmasını engellemiş, çeşitli uluslararası girişimlerde dengeleyici ve zaman zaman engelleyici rol benimsemiş, alternatif girişimlerle Esad yönetiminin devamına hizmet etmiştir. Rusya’nın Esad yönetimine asıl desteği ise askerî alanda olmuştur. Mevcut Rus askerî sistemlerinin bakımlarının yapılması, teknik ve eğitim desteği sağlanmasına ilaveten yeni silah, teçhizat ve mühimmat ikmali de kesintisiz olarak devam etmiştir.

IŞİD’in Suriye ve Irak’ta ciddi bir tehdit olarak ortaya çıkmasıyla Rusya, Esad rejimine desteğini sürdürürken Irak merkezi yönetimine de artan oranda destek sağlamaya başlamış, Bağdat’ta istihbarat ve koordinasyon merkezi kurulmasına öncülük ederek, İran, Suriye ve Irak’ın askerî faaliyetlerinin eşgüdümünü amaçlamıştır.

3. Son Dönemde Rusya’nın Suriye’de Askerî Varlığını Artırması ve Hava harekâtına Başlaması

Rusya Suriye’de 30 Eylül 2015’de hava harekâtına başlamadan önce Eylül ayı içinde ve muhtemelen öncesinde askerî unsurlarının yığınaklanmasını büyük ölçüde tamamlamıştır. Bu hazırlıklar özellikle Eylül ayı içinde ABD tarafından tespit edilmiş ve açık istihbarat sitelerinde hava fotoğrafları ve uydu görüntüleriyle desteklenerek açıklanmıştır.1 Tek merkezden yayıldığı düşünülen haberler başta ABD ve İngiliz olmak üzere Batı medyasında yer bulmuştur. Buradan, Rusya’nın son dönem hazırlıklarının ABD bilgisi dâhilinde yapıldığı sonucu çıkarılmaktadır. ABD’nin sert bir tepki göstermemesi dikkate alındığında da bu yığınaklanma diyaloga dayalı bir adım olarak görülebilir.

Rusya’nın Suriye’deki yığınaklanmasına dikkatli bir bakışla tespit edilen hususlar şunlardır.

Rusya Suriye'deki harekâtında, Beşer El Esad Hava Üssü/Havaalanı ve Tartus Deniz Üssü'ne ileve olarak Lazkiye limanı, Slinfah, Hama, Humus ve Şam Uluslararası Hava Alanında konuşlandırdığı hava unsurları ile icra etmektedir (Harita 1.).

Yığınaklanma büyük ölçüde Lazkiye ve güneyindeki alandadır. Lazkiye bölgesindeki Bassel El Esad havaalanına 40-50 civarında Su-24 Fencer, Su-25 Frogfoot, Su-30 Frankel, Su-34 uçakları ile bir kısım Mİ-25 taarruz helikopterleri, Mİ-7 ve Mİ-17 genel maksat helikopterleri konuşlandırılmıştır. Ayrıca hava alanı emniyeti için kullanıldığı değerlendirilen T-90 tankları, BTR-80 zırhlı araçlar ve muhtelif topçu silahı bulunmaktadır. Kara silahlarının Suriye içinde operasyonel maksatlardan ziyade askerî üssün emniyeti için kullanıldığı düşünülmektedir. Ancak böylesine kapsamlı bir tedbir ise Rusya’nın bölgede kısa süreli olmadığına işaret etmektedir.

Kaynak: Al Assad Airport Latakia, http://understandingwar.orgYakıt deposu inşaatı (muhtemel)LojistikAraç Parkı(yeni)12 adetSu-254 adetSu-30El Esad Uluslararası Havaalanı | 20 Eylül 2015 | Uydu görüntüsü

Merkez Strateji Enstitüsü

Bilgi Notu-004 | Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası: Esad Yönetimine Can Desteği, Türkiye ve Ötesi | 05.10.2015

-4-

Su-25 Yakın Hava Desteği Uçağı

Su-24 Hava Önleme ve Muharebe Uçağı

Su-30 Hava, Hava-Kara Muharebe Uçağı

Uçakların teknik ve taktik kullanım özellikleri dikkat çekicidir.

Su-25 Frogfoot2 eski nesil bir sistem olmasına karşın, alçak irtifadan uçarak kara birliklerine yakın hava desteği sağlama kapasitesi ile öne çıkmaktadır.3 Uçuş menzilleri kısa olup Lazkiye’de ana üslerinden kalktıklarında Suriye’nin batı ve kuzey kesimleri ile Türkiye’de Hatay-Adana civarı ile İsrail’i etki alanına alabilmektedir.

Su-24 Fencer4, daha uzun menzilli olmasına karşın, karadan havaya ve havadan havaya atılan füzelere karşı hassastır. Uzun mesafeli keşif gözetleme görevlerinde, tecrit-önleme ve hava muharebe görevlerinde kullanılmak üzere imal edilmiş olup, ABD ile uzlaşı halinde Suriye’nin doğu kesiminde de hava saldırılarında kullanılabilir.

Su-30 Flanker5 ve Su-34 Fullback6 3000/4000 km menzilli modern uçaklardır. Füzelere karşı korumalıdır ve bölgedeki ABD uçaklarıyla boy ölçüşebilir. Ancak Rusya’nın az sayıda Su-30 Flanker ve Su-34 Fullback’i Suriye’ye getirdiği değerlendirilmektedir.

Mİ-24 Taaruz Helikopteri ise ABD’nin Apaçi helikopterlerine benzer özelliklere sahip olup, silahlarına ilaveten büyük kargo kapasitesi ile dikkat çekmektedir.

400km.Harita 1. Suriye’deki Rus Hava Gücü veSuriye Hava Kuvvetleri KonuşlanmasıŞamHumusLazkiyeRakkaHasekeHalep123Tartus476Hama5Rusya’nın Kullanımındaki Üsler1.LazkiyeLimani2.Beşer El Esad Hava Üssü/Alanı3.TartusDeniz Üssü4.Slinfah5.Hama Atlı Spor Kulübü6.Humus7.Şam Uluslararası HavaalanıSuriye hava kuvvetleri konuşlanması

Merkez Strateji Enstitüsü

Bilgi Notu-004 | Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası: Esad Yönetimine Can Desteği, Türkiye ve Ötesi | 05.10.2015

-5-

Rusya’nın Suriye’deki şu andaki hava sistemleri paketinin Suriye rejimini yakın mesafelerde desteklemeyi amaçladığı, ihtiyaç halinde Suriye’nin doğusunda derinliklerde ve Irak içinde sınırlı bir kapasiteye sahip olduğu değerlendirilmektedir.

ABD’nin Türkiye, Körfez Ülkeleri ve 6. Filo’daki uçaklarının sayısı birkaç yüzle ifade edilmektedir. Bu nedenle Rusya-ABD askerî dengesinde nitelik ve nicelik olarak açık bir asimetri mevcuttur. Diğer taraftan, ABD ile Rusya arasında çatışmaya varacak bir gerginliğin emareleri görülmemektedir. Aksine iki ülke, basına yansıyan ve tepki ifade eden açıklamalarla birlikte Suriye’de icra ettikleri harekâtı koordine etmeye ve ortaya çıkabilecek kazaları önlemeye çalışmaktadırlar.

Gerçekte ABD, Suriye’de bir çıkmaz içindedir. Eğit-Donat programı başarısız olmuş ve sonlandırılmıştır. Ilımlı muhalifler tek komuta altında toparlanamamış ve Esad rejimi ile IŞİD’e karşı alternatif oluşturulamamıştır. Bölgesel aktörlerin destek verdiği İslamcı unsurların El kaide ile bağlantısı ve dünya görüşleri ABD ve Batı’yı rahatsız etmektedir. Bu nedenle Esad’lı geçiş süreci dillendirilmektedir. Ancak bu yaklaşıma da Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar karşı çıkmaktadır. Bu noktada Rusya’nın denkleme girmesinin tüm olumsuzluklarına karşın ABD’nin işine gelen tarafları da bulunmaktadır.

Rusya’nın ilerleyen dönemde özel birlik ve hava indirme unsurlarını bölgeye taşımak için hazırlık yaptığı yönünde emareler mevcuttur. Mevcut durumda sınırlı miktarda özel birlik ve istihbarat unsuru bulundurduğu mantık dışı gelmemelidir. Diğer taraftan Rusya’nın Suriye’ye büyük bir yığınağı, Doğu Ukrayna, Kırım, Kuzey Kafkasya ve Gürcistan’ın Abhazya ve Güney Osetya bölgelerindeki angajmanlarından dolayı zayıf bir olasılıktır.

Rusya’nın 30 Eylül günü başlattığı hava harekâtı 1, 2 ve 3 Ekim’de devam etmiştir (Harita 2). Hava saldırılarında Hama, Humus, İdlib, Rakka bölgelerindeki rejim karşıtı unsurları hedeflenmiştir.

Harekâtın IŞİD ile birlikte El Nusra ve/veya Fetih Ordusu (El Nusra ve Ahrar-ı Şam’ın liderlik ettiği İslami Cephe) ile Özgür Suriye Ordusu’na karşı yapıldığı, hatta Türkmenlerin de vurulduğu iddia edilmektedir.7 Rusya’nın Suriye’de “teröristlere” karşı harekât icra edeceğini açıklamış olması bu iddiayı kuvvetlendirmektedir. Bu yaklaşım tüm silahlı muhalefeti terörist olarak gören Esad yönetimi ile örtüşmekte, İran hariç bölge ülkeleri ile zıtlaşmaktadır. Bu durum ABD ve Batı ülkelerinden tepki aldığında, Rusya ÖSO unsurlarını terörist olarak görmediğini belirterek zamana ve ortama oynamaktadır.

Rusya’nın mevcut tutumu, IŞİD ile mücadeleye ilaveten rejimin devamını sağlamaya yöneliktir. Bu kapsamda özellikle Lazkiye ve Tartus’u kapsayan Doğu Akdeniz sahilinin doğu ve kuzeye karşı ileriden savunmasını mümkün kılacak şekilde İdlib bölgesinde stratejik noktaların Esad yönetimi tarafından ele geçirilmesinin kolaylaştırılması, Şam ile Doğu Akdeniz kıyıları arasında ana ikmal yollarının korunması, Şam, Hama ve Humus irtibatının devam ettirilmesi askerî harekâtın hedefleri arasındadır. Müteakip aşamada ise Rus hava harekâtının Halep'e yönelmesi beklenmelidir. Halep, iç savaşın seyri ve barışın yeniden yapılması safhasında en önemli konu başlıklarından birini oluşturacaktır.

Harekâtın önümüzdeki dönemde de öncelikle Esad yönetiminin isteklerine ve ihtiyaçlarına odaklı olarak devam edeceği, kuzey ve kuzeydoğuda PYD unsurlarının IŞİD ile mücadelesinde PYD’ye yakın hava desteği sağlamayı amaçlayabileceği, Irak’ta ise ABD, İran ve Irak yönetimi ile varacağı uzlaşıya bağlı olarak ve sınırlı şekilde IŞİD hedeflerine yönelebileceği değerlendirilmektedir.

Merkez Strateji Enstitüsü

Bilgi Notu-004 | Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası: Esad Yönetimine Can Desteği, Türkiye ve Ötesi | 05.10.2015

-6-

4. Rusya’nın Suriye’deki Hava Harekâtının Uluslararası Hukuki Boyutu ve Meşruiyeti

Rusya’nın Suriye’de icra ettiği askerî harekâtın uluslararası hukuka uygunluğu ve meşruiyeti tartışılmamaktadır. Ancak, Beşar Esad'ın Putin'den askerî destek talebinde bulunması nedeniyle Rusya’nın hava harekâtının BM Şart’nın 51. Maddesi kapsamında hukuka uygunluğu, ABD ve Türkiye dâhil koalisyon ülkelerinin Suriye’de IŞİD’e karşı icra ettiği hava harekâtına kıyasla daha dayanaklıdır. Diğer taraftan uluslararası terörizmle mücadele kapsamında IŞİD'e ait hedeflerin Rusya tarafından vurulmasının haklılığını tartışmaya açacak herhangi bir aktör görülmemektedir. Tartışmanın daha ziyade ılımlı muhaliflerin bölgelerinin vurulup vurulmadığı yönünde devam edeceği görülmektedir.

Rusya’nın kendi iç hukukunda da gerekli düzenlemeleri yaptığı, Rusya Federasyon Konseyi'nin Putin’e ülke dışında askerî kuvvet kullanma yetkisi verdiği görülmektedir. Rusya bu sembolik düzenlemelerle, Obama-Kongre çekişmelerini aşamayan ABD yönetimi ile arasında kendi lehine kıyaslama algısı da yaratmaktadır.

Suriye’deki hava harekâtının Rusya Ortodoks Kilisesi tarafından “kutsal savaş” olarak nitelenmesi8 özellikle batı kamuoyunda meşruiyeti artırmaya, Rusya’nın imajını düzeltmeye yönelik stratejik bir söylem olarak görülmektedir. Bu söylemin, Suriye’de Hıristiyanlar da dâhil olmak üzere azınlıkların radikal İslamcı gruplara karşı yaşamsal kaygılarının giderilemediği, Batı’nın Hıristiyanları korumakta etkisiz kaldığı algısının hakim olduğu ve Avrupa’nın ortalarına kadar ulaşan kitlesel göç hareketlerinin etkileşime açık hale getirdiği kamuoylarında karşılık bulacağı düşünülmektedir. Ancak Rusya’nın dinsel bir söylem üzerine inşa edilecek meşruiyete mesafeli yaklaşarak Orta Doğu’nun Müslüman halklarıyla düşmanlaşmadan kaçınacağı düşünülmektedir. Bununla birlikte, IŞİD’in Rusya’nın müdahalesini Müslüman-Hıristiyan çatışması söylemini desteklemek üzere kullanması rasyonel bir strateji olarak öne çıkacaktır.

5. Rusya’nın Askerî Harekâtının Etkileri

a. Suriye’de Oyun Değiştirici Olarak Rusya ve Suriye’nin Geleceği

Rusya’nın Suriye’de hava harekâtına başlamasının “oyun değiştiricilik” olarak görülüp görülmeyeceği tartışılmakla birlikte gerçekte Rusya 2011-2015 arasında en az iki defa oyun değiştirmiştir.

Ayaklanmaların başladığı Mart 2011’de Esad yönetimine birkaç haftadan birkaç aya değişen ömürler biçilirken ve ABD-Batı’nın askerî müdahalesi yoğun olarak tartışılırken, Rusya BM Güvenlik konseyi karalarını tıkayarak ve Suriye’ye diplomatik, ekonomik ve askerî destek vererek oyun değiştirici olmuş, Esad yönetimi bu güne kadar devam etmiştir.

Diğer taraftan 2013’de Suriye’nin kimyasal silah stoku ve sivil halka karşı kimyasal silah kullandığı iddiaları ABD-Batı askeri müdahalesini an meselesi yaptığında Rusya araya girmiş ve Esad yönetiminin kimyasal silahlarının BM’ye tesliminin önünü açarak, ABD-Batı askerî müdahalesini engellediği gibi, Esad yönetiminin uluslararası sisteme tekrar girmesini sağlamıştır. Kimyasal Silahların teslimi ile Batı’nın Esad yönetiminden algıladığı tehdit azalmış, Esad’lı bir siyasi çözüm ve geçiş dönemi daha fazla taraftar bulmaya başlamıştır. Rusya’nın her iki oyun değiştirme hamleleri, Türkiye’nin izlediği politikanın başarısızlığına katkı yapmıştır.

Merkez Strateji Enstitüsü

Bilgi Notu-004 | Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası: Esad Yönetimine Can Desteği, Türkiye ve Ötesi | 05.10.2015

-7-

Rusya’nın 30 Eylül’de başladığı hava harekâtının önümüzdeki dönem de devam edeceği görülmektedir. Bağdat’taki istihbarat ve koordinasyon merkezinin Rus üst rütbeli subaylarla takviyesi bir taraftan harekâtın Irak’a genişletilmesi ve süresi konusunda işaretler verirken diğer taraftan Rusların ABD ile koordinasyon mekanizması tesisine çalışmaları anlamına gelmektedir.

Rusya'nın aktif müdahalesinin, Esad Rejiminin uzun süredir yüz yüze kaldığı savaşın sürdürülebilirliği sorununun çözümüne önemli katkı sağlayacağı görülmektedir. MSE'nin ilgi raporunda9 da belirtildiği üzere; Esad Yönetimi, Suriye halkının sadece % 13-15'ini oluştan Nusayri azınlık ile diğer dini azınlık ve etnik gruplardan nüfusun % 7-10'una karşılık gelen bölümünün desteği ile iç savaşı sürdürebilme gayreti içerisindedir. 65.000-75.000 civarında olabileceği değerlendirilen Esad Yönetimine bağlı kara kuvvetlerinin farklı cephelerde muharebe zorunluluğu ve kayıpların karşılanamaması; yönetimi, yerel kuvvetler oluşturmaya [Halk Ordusu-Ceyş el Şa'bi (60.000 savaşçı)] ve Lübnan Hizbullahı (4.000-5.000 savaşçı), İran Devrim Muhafızları Ordusu (Pasdaran)'na bağlı Kuds (Kudüs) Kolordusundan birlikler (1.000-3.000 savaşçı), İran kanalıyla Afganistan'dan getirilen ve çoğunluğunu Hazaraların oluşturduğu yabancı savaşçılar ve Iraklı Şii gönüllüler (2.000-5.000) gibi dış unsurlardan personel tedarik etmeye sevk etmiştir. Suriye Yönetimi, kara harekâtındaki zafiyetlerini hava kuvvetlerinin desteğiyle önemli ölçüde gidermeyi başarabilmiş olsa da, envanterinde bulunan uçakların muharebe kabiliyeti, lojistik sorunlar ve pilot yetersizliği nedeniyle kısa sürede büyük ölçüde aşınmaya uğramıştır. Bu zafiyeti gidermek maksadıyla özellikle Kasım 2012'den itibaren topçu kullanımına ağırlık verilmesine rağmen hava kuvvetlerinin sağladığı operatif ve stratejik avantajlar sağlanamamıştır.

Yukarıdaki koşullar altında Esad Yönetiminin dış destek almadığında mevcut dengeyi devam ettirmesi oldukça zor görülmektedir. Bu kapsamda Rusya’nın aktif müdahalesinin en azından kısa vadede Esad rejiminin kontrolü kaybetmesini engellemeye yönelik olarak planlandığı düşünülmektedir.

Rusya bu hamlesi ile Suriye’nin geleceğinde en etkili aktörlerden biri haline gelmiştir. Kendisinin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarının garanti edildiği (Suriye’nin gelecek devlet yapılanmasında kendisine müzahir bir yönetim garantisi) bir çözüm modeline doğru ilk adımı da atmıştır. Rusya’nın himayesine girmiş Esad aktör olmaktan çıkmak üzeredir. Rusya’nın Esad’ın ve yakın çevresinin yaşamlarını garantiye alarak, Baas’ın yeni bir ekiple Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olduğu bir çözümü zorlayabileceği akla gelmektedir. Suriye’nin geleceği seçeneklerinin ise etnik ve mezhepsel hatlarda küçük devletlere ayrılmış bir Suriye, bu devletlerarasında Konfederasyon, Irak benzeri devlet modeli ve yeni bir güç paylaşımı yapılmış bir Suriye’ye kadar uzanan geniş bir yelpazede sıralanabileceği düşünülmektedir. Bu seçeneklerden hangisinin hayata geçirilebileceğini ise Suriye’de önümüzdeki dönem etnik/mezhepsel hatlardaki güç mücadelesi ile bölgesel/küresel aktörlerin uzlaşısı belirleyecektir.

b. IŞİD ile Mücadeleye Etkileri

Rusya’nın Suriye’de “terörist” olarak niteledikleriyle birlikte IŞİD’i de hedef almasının bu örgütün gücüne etkilerinin iki karşıt boyutu bulunmaktadır. ABD liderliğindeki koalisyon ülkelerine ilaveten Rusya’nın harekâtının IŞİD’in zayıflamasına neden olacağı aşikârdır. Ancak, Rusya ile birlikte IŞİD’e karşı savaşan “Koalisyon”un dinsel kimliğinde Hıristiyanlığın belirginleşmesi ile IŞİD’in, destek aldığı Sünni toplum üzerinde “Medeniyetler Çatışması”nın İslam uygarlığını temsil ettiği propagandasına zemin

Merkez Strateji Enstitüsü

Bilgi Notu-004 | Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası: Esad Yönetimine Can Desteği, Türkiye ve Ötesi | 05.10.2015

-8-

yaratarak, harekâtta kaybettiği gücünü, yeni katılımlarla tekrar kazanması, taktik yenilgilerini stratejik kazanımlara çevirmesi olasıdır. Bilgi ve propaganda savaşı açısından ABD ve Batı’dan daha başarılı olan IŞİD’in yakaladığı bu fırsatı kullanmak için farklı taktikler uygulaması beklenmelidir.

Diğer taraftan, Rusya’nın Suriye’de aktif müdahalesi ve IŞİD dışındaki grupları hedef almasından rahatsız olan bölge ülkelerinin, Rusya’yı zor duruma düşürecek şekilde IŞİD’e örtülü destek sağlamaları da dikkate alınmalıdır.

c. Büyük Resim: Rusya’nın Suriye’deki Askerî Müdahalesini Jeopolitik Güç Mücadelesi ile Bağıntısı

Rusya’nın ABD-Batı ile güç mücadelesi 2000’lerin başından itibaren Rusya’nın “yakın çevresi veya “Sovyet Sonrası Alan” olarak tanımlanan Doğu Avrupa, Karadeniz-Kafkasya ve Hazar Havzası-Orta Asya’da yürümekte idi. Bu mücadelede genel olarak Rusya savunmada; ABD, AB ve NATO ilerleme halindeydi. Rusya’nın 2008 Gürcistan ve 2014 Ukrayna ve Kırım hamleleri bile özü itibariyle yakın çevreyi savunmaya yönelikti. Özellikle Ukrayna-Kırım krizleri Rusya’yı içine kapattı. ABD, NATO kanalıyla, Baltık ülkeleri, Polonya, Romanya ve Bulgaristan’da yeni üsler, karargâhlar tesis ederek, birlikler konuşlandırarak Rusya’yı Avrupa’dan tamamen soyutlamaya çalıştı. Ekonomik, ticari ve mali yaptırımlar, enerji nakil hatlarında Rusya’yı bypass etmeyi amaçlayan projeler ile sıkıştırma ve yalnızlaştırma gerçekleştirilmeye çalışıldı. Bu tür adımların tamamını, “Yeni Soğuk Savaş” olarak da görmek mümkündür. Diğer taraftan Rusya’nın bütçe gelirlerinin önemli bir kısmını oluşturan petrol fiyatlarındaki düşmenin faturasının, ABD-Batı tarafından uygulanan yaptırım ve Ukrayna-Kırım’daki harcamalar ile birleştiğinde ağırlaştığını, bu durumun Rusya’yı daha aktif politikalar arayışına sevk ettiğini dikkate almak gerekmektedir.

Rusya Suriye hamlesi ile kendi aleyhine işleyen yıpratıcı savunma pozisyonundan kurtulmak, ABD-Batı ile pazarlık gücünü artırmak, Yeni Soğuk Savaş’ın bir bölümünü toprakları dışında yürütmek için önemli bir fırsat yakalamıştır. Bu fırsatı, Suriye krize çözülene kadar her aşamada üzerindeki yaptırımların kaldırılması ve izolasyonun sonlandırılması için kullanacaktır.

Rusya diğer taraftan nükleer program anlaşmasıyla ABD-Batı’ya yaklaşan İran’ı, Suriye üzerinden zorunlu bir tercihe yönlendirerek, kendi tarafında tutmaya çalışmaktadır. İran-Irak-Suriye-Rusya arasındaki zorunlu yakınlaşmanın bir ittifaka yönelmesinin güçlükleri çok fazladır. Ancak mevcut durumda IŞİD’in etkisizleştirilmesi, Esad yönetiminin bekası ve Sünni etkisinin azaltılması gibi ortak amaçların işbirliğini derinleştireceği, Rusya’nın yalnızlıktan kurtulmasına ve Orta Doğu’da yakaladığı fırsatı devam ettirmeye hizmet edeceği anlaşılmaktadır.

Rusya’nın hamlesi İsrail açısından da önem taşımaktadır. Ancak Rusya’nın İsrail’e yeterli güvenceleri vermeye çalıştığı düşünülmektedir. Bölgenin radikal İslamcı unsurlardan temizlenmesi İsrail açısından da olumlu karşılanacak bir gelişme olacaktır.

Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında yakın çevresi dışına ilk kez askerî müdahalede bulunan Rusya’nın jeopolitik hamlesinin, “1980’lerde Afganistan İşgali” benzeri bir başarısızlığa, hatta yıkıma ve parçalanmaya götürebilecek bir sürece dönüşme olasılığı uluslararası sistemin, müdahale alanının ve müdahale kapsamının farklılığı nedeniyle az olmakla birlikte, bazı yakıcı sonuçlar çıkarması yadsınamaz.

Merkez Strateji Enstitüsü

Bilgi Notu-004 | Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası: Esad Yönetimine Can Desteği, Türkiye ve Ötesi | 05.10.2015

-9-

Öncelikle ABD ve Batı bu fırsatı kaçırmayarak Rusya’nın krize askerî ve ekonomik olarak daha fazla bulaşmasını, İran ve merkezi Irak yönetimi dışında bölge ülkeleri ile kutuplaşmalarını, diğer bir deyimle batağa saplanmalarını sağlamaya çalışacaktır. Suriye’de Rusya’ya düşmanlaşan grupların başta Çeçenistan ve Dağıstan olmak üzere Rusya Federasyonu içinde ve/veya Rus varlığının bulunduğu Orta Asya, Kafkasya ülkelerinde yeni isyanlara ve terörist eylemlere başvurmaları, bu bağlamda sosyal adaletsizlikler ve yapısal ekonomik sorunlar yaşayan Rusya’nın istikrarsızlaştırılması da dikkate alınması gereken diğer bir boyuttur. Bu noktada Rusya’nın jeopolitik hamlesi, sadece kazançlar değil, belki daha fazla riskler ve tehditler içermektedir.

ç. Rusya’nın Hamlesinin Türkiye’nin Politikalarına Etkileri

Rusya’nın Suriye’deki hamlesinin Türkiye’de değişik kesimler tarafından farklı değerlendirildiği görülmektedir. Bu değerlendirmeler içinde, Rusya’nın desteği ile Suriye’de 2011 öncesine dönülebileceği, Esad’ın ülkenin tamamında otorite tesis edeceği, IŞİD’in ve PYD’nin bitirileceği, bu durumun Türkiye’nin de işine geleceği, dolayısıyla Rusya’nın Türkiye açısından bir kurtarıcı olarak görülmesi gerektiğini ima eden ve zaman zaman açıkça dile getiren söylemler dikkat çekmektedir. Bu noktada satır başı yaparak kısa bir paragraf yazmak gerekir.

Rusya’nın, başta Suriye olmak üzere Orta Doğu’nun önemli bir bölümünü tasarımını esas olan böyle bir söylem, dayanaktan yoksun olmakla birlikte Türkiye’de mevcut yarı açık Rusya sempatisine işaret etmesi itibariyle kayda değerdir. Tarihinde en çok savaşı Ruslarla yapmış, en ağır yenilgileri onlardan almış, batıda Yeşilköy’e, doğuda Erzurum’a kadar ülkesi işgal edilmiş, defalarca donanması yakılmış bir ulusun bugünkü bir kısım aydınlarının kurtarıcı olarak Rusları görmesi son derece çelişkisel bir durumdur. Türkiye’de her şeye rağmen Rusya’yı kutsayan yaklaşımları bir taraftan “Stockholm sendromu” veya “Cellâdına âşık olmak” ile SSCB’nin istiklal savaşında yaptığı sınırlı yardımların romantizmine, diğer taraftan Sosyalizm-Rusya yanılsaması ile “denize düşen yılana sarılır” özdeyişinde yer bulan jeopolitik tutuculuğa bağlamak gerekiyor. Bu durum aslında, Türkiye’de önemli dış politika sorunlarına bağımsız ve ulusal bir bakış açısı geliştirememe; ABD, Rusya, Çin vb kıskacında bir çeşit yeni mandacılık ve himayecilik fikrinden kurtulamamaya işaret etmektedir.

Rusya’nın Suriye’deki hamlesinin Türkiye’ye etkileri son derece karmaşıktır. Bu karmaşıklık iki ülkenin karşılıklı bağımlılık ilişkilerinden ve Suriye krizine yaklaşımlarındaki farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Rusya jeopolitik ve prestij güdüleriyle hareket ederken ve Suriye’yi önemli ulusal çıkar alanı olarak görürken, Türkiye’nin Suriye kriziyle ilişkisi çoğu boyutta ulusal güvenlik bağlamlı ve yaşamsaldır. PKK terörü, sınır güvenliği, toplumsal kutuplaşma, mülteciler bunların bir kısmıdır.

Öncelikle Rusya ABD ve Batı ile jeopolitik mücadelesinde Türkiye’nin yaklaşımından emin değildir. İki ülkenin ortak çıkarları özellikle ekonomik ve ticari alanlarda öne çıkmakla beraber, Türkiye’nin Esad rejimine yönelik tavrı Rusya’nın Doğu Akdeniz’deki çıkarlarıyla örtüşmemektedir.

Rusya, Türkiye’ye karşı doğalgaz kartını sahip olmakla birlikte, bunu hemen kullanma esnekliğine sahip değildir. Rusya’nın şu aşamada en önemli enstrümanı PYD-PKK oluşumudur. Suriye’de hava harekâtında PYD’yi IŞİD’e karşı destekleme imkânını ele geçirmiştir. Rusya’nın özel birlikleri ve istihbarat unsurlarıyla da destek sağlaması söz konusudur. Bu bağlamda Rusya, Suriye’deki hamlesi ile Türkiye’ye

Merkez Strateji Enstitüsü

Bilgi Notu-004 | Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası: Esad Yönetimine Can Desteği, Türkiye ve Ötesi | 05.10.2015

-10-

karşı stratejik durum üstünlüğüne sahipir. Türkiye’nin Rusya’nın bu kozuna benzer vasıtalarla cevap verme imkânı ise sınırlıdır. Diğer taraftan, PYD-PKK'yı Rusya'ya kaptırmak istemeyen ABD'nin bu örgüte ilave silah, teçhizat ve yakın hava desteği sağlayacak olmasının, Türkiye'nin durumunu daha da zorlaştırması muhtemeldir.

Rusya’nın Suriye’de Türkiye’nin de desteklediği muhalif unsurları hedef almasıyla iki ülke ilişkilerinde gerginlikler yaşanması olasıdır. Rus ve Suriye uçaklarının Türkiye sınırına yakın bölgelerde artacak uçuşlarından dolayı Türkiye hava devriye ve keşif uçuşlarını artırmak zorunda kalacaktır.1 Bu durum bir taraftan sınır ihlali, kaza, çatışma vb olayların artmasına , diğer taraftan PKK ile mücadelede hava gayretinin dağılmasına neden olabilecektir.

Türkiye’nin Suriye’de güvenli bölge projesi Rusya faktöründen dolayı biraz daha zora girmiştir. Rusya ve Esad’a rağmen Suriye içinde güvenli bölge tesisi, ABD ve Batı desteklese bile riskleri fazla olan güvensiz bir seçenektir. Öncelikle güvenli bölgeyi hayata geçirmek için daha fazla uçak, insansız hava aracı, top ve füze, kara birlikleri tahsisi gerekecektir. Türkiye’nin bu vasıtaların tamamını tahsis etmesi mümkün değildir. Sadece Suriyeli mültecileri yerleştirmek için insani amaçlarla BM’nin desteğiyle tesis edilebilecek bir güvenli bölge Türkiye’nin kontrolünden çıkacak, uluslararası katılıma açık olacak ve Türkiye’nin hesaplamadığı sonuçları da doğurabilecektir.

Birçok boyutu ile Türkiye’nin mevcut politikasının aleyhine özellikler taşıyan Rus hamlesi, gerçekleştirilmesi olanaksız ve maliyeti (başta insani) yüksek ihtirasların terk edilmesi açısından bir fırsat penceresi de açmaktadır. Bu tür fırsatların yakalanabilmesi için Türkiye’de iç siyasetin istikrara kavuşması gereklidir. Böyle bir istikrarın olabilirliği ise ancak 1 Kasım’da görülebilecektir.

1 Not: Bu değerlendirme kaleme alındığında, 05 Ekim 20015'de Türk uçaklarına uygulanan taciz olayı gerçekleşmemişti.

Merkez Strateji Enstitüsü

Bilgi Notu-004 | Rusya’nın Suriye’de Yeni Politikası: Esad Yönetimine Can Desteği, Türkiye ve Ötesi | 05.10.2015

-11-

Notlar

1 “Syria: Russia Delivers Advanced APCs, Other Hardware”, “Syria: Russian Aid Planes Arrive”, Stratfor, https://www-stratfor-com., “Russian Deployment in Syria: Putin’s Middle East Game Changer”, ISW, 17 September 2015, http://understandingwar.org/backgrounder/russian-deployment-syria-putin%E2%80%99s-middle-east-game-changer

2 “Sukhoi Su-25 Frogfoot”, http://www.combataircraft.com/en/Military-Aircraft/Sukhoi/Su-25-Frogfoot/

3 Su-25’ler ABD’nin A-10 tipi eski nesil uçaklarına benzer kullanıma sahiptir. Ruslar Afganistan işgalinde kara birliklerini desteklemek ve mücahitleri etkisizleştirmek için yoğun şekilde kullanmışlardır. Bundan yirmi yıl sonra da ABD, Taliban’a karşı Su-25 benzeri A-10’ları yakın hava desteği için yoğun olarak kullanmıştır.

4 “Sukhoi SU-24 Fencer”, http://www.combataircraft.com/en/Military-Aircraft/Sukhoi/SU-24-Fencer/

5 “Sukhoi Su-30 Flanker”, http://www.combataircraft.com/en/Military-Aircraft/Sukhoi/Su-30-Flanker/

6 “Sukhoi Su-34 Fullback”, Sukhoi Su-34 Fullback

7 “Russia Carries Out Airstrikes in Syria for 2nd Day”, NY Times, 01 October 2015, http://www.nytimes.com/2015/10/02/world/middleeast/russia-syria-airstrikes-isis.html?_r=0; “Rusya: IŞİD'i Rakka'da vurduk”, BBC, 02 Ekim 2015, http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/10/151002_rusya_operasyon_suresi; “Rus uçaklarından Suriye'de ilk hava operasyonu”, http://www.aljazeera.com.tr/haber/rus-ucaklarindan-suriyede-ilk-hava-operasyonu

8“Syrian airstrikes a holy battle”, Christian Today, 01 October 2015, http://www.christiantoday.com/article/syrian.airstrikes.a.holy.battle.says.russian.church/66322.htm; “Russia kills US-backed Syrian rebels in second day of air strikes as Iran prepares for ground offensive”, The Telegraph, 03 October 2015, http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/europe/russia/11903702/Russias-Vladimir-Putin-launches-strikes-in-Syria-on-Isil-to-US-anger-live-updates.html

9 (E)Tuğg.Dr. Oktay Bingöl, Dr. Ali Bilgin Varlık, " Rapor-006: Suriye İç Savaşı’nda Askerî Durum", Ankara: Merkez Strateji Enstitüsü, 22.12.2014.







Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 24
Dün Tekil 1344
Bugün Tekil 729
Toplam Tekil 2525974
IP 54.161.31.247






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































16 Sevval 1440
Haziran 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Türk hakanları ve Türkmen Padişahları devlet işlerinde hatunun fikirlerini üstün tutar.
(NİZAM ÜL-MÜLK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 8.821 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu