BASIN BÜLTENİ Cumhurbaşkanı Akıncı, BM Genel Sekreteri Ban ile görüştü - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Cumhurbaşkanı Akıncı, BM Genel Sekreteri Ban ile görüştü
Tarih: 06.10.2015 > Kaç kez okundu? 1237

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ile Görüştü. Akıncı’ya görüşmede, Dışişleri Bakanı Emine Çolak da eşlik etti.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, görüşme sonrasında, basına açıklamalarda bulunarak mevcut olan taahhüt, siyasi istek ve elde edilen ivmenin sürmesi halinde yıllar değil aylar içerisinde çözüme ulaşılabileceğini söyledi.

Akıncı, New York’ta hem kendisinin hem Dışişleri Bakanı Emine Çolak’ın hem de Kıbrıslı Türk Müzakereci Özdil Nami’nin yoğun ve yararlı temaslar yaptığını kaydetti ve görüşmelerin sonucundan memnuniyet duyduklarını ifade etti

Cumhurbaşkanı Akıncı, BM Genel Sekreteri Ban’la yaptıkları görüşmede Genel Sekreter’e müzakerelerle, müzakere sürecindeki duruşlarıyla ilgili bilgiler aktardıklarını ve önlerindeki yolla ilgili fikir alış verişinde bulunduklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, son aylarda Yönetim ve Güç Paylaşımı, AB ve Ekonomi başlıklarında önemli ilerlemeler kaydedildiğiyle ve bundan sonra müzakere edilecek olan Güvenlik ve Garantiler, Toprak Bütünlüğü ayarlamaları ve Mülkiyet konularının daha zor ve karmaşık olduğuyla ilgili fikir birliğine vardıklarını da kaydetti.

Akıncı, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile eşit sayıda Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk üyeye sahip bir mülkiyet komisyonu kurulması ve komisyonun mülkiyet konularında çalışma yapması konusunda fikir birliğine vardıklarını dile getirdi. Mülkiyet komisyonunun kararlarının bugüne kadar üzerinde fikir birliğine varılmış belirli kriterlere bağlı olacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Akıncı, müzakerecilerin önümüzdeki süreçte bu kriterler üzerinde müzakere edeceğini vurguladı ve kısa zaman içerisinde iyi bir neticeye ulaşılması temennisinde bulundu.



BM Sözcülüğü: “Akıncı ile Ban, garantörlerin müzakere sürecine dahil edilmesi konusunu ele aldı”



BM Sözcülüğü, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un New York’ta gerçekleştirdikleri görüşmede, garantörlerin müzakere sürecine dahil edilmesi konusunu ele aldıklarını bildirdi.

BM Sözcülüğü ayrıca, Ban’ın görüşmede, Cumhurbaşkanı Akıncı’ya BM’nin ve kendi şahsının, liderlerin çözüme yönelik çabalarını destekleme taahhüdünü ilettiğini de kaydetti.

BM Sözcülüğü, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Genel Sekreter Ban Ki Moon arasında gerçekleşen görüşme sonrasında yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, Ban ile Akıncı’nın görüşmede, müzakerelere başlamalarından bu yana liderlerin elde ettiği ilerlemeyi ele aldığı ve bu hususta görüş alışverişinde bulunduğu kaydedildi.

Açıklamada, Ban’ın, liderlerin ortaya koyduğu olumlu ve yapıcı ruhla müzakerelerin önümüzdeki aylarda yoğunlaştırılmasına yönelik taahhütlerini memnuniyetle karşıladığı da belirtildi.

Ban ile Akıncı’nın görüşmede, garantör güçlerin sürece dahil edilmeleri konusunu da ele aldıkları kaydedilen açıklamada, Ban’ın Akıncı’ya, BM’nin ve kendi şahsının Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum liderlerin müzakerelerle ilgili çabalarını destekleme yönündeki taahhüdünü ifade ettiği de yer aldı.



Cumhurbaşkanı Akıncı, ABD Dışişleri Bakanı Kerry ile görüştü



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, BM 70. Genel Kurul çalışmaları kapsamında bulunduğu New York’ta ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile görüştü. Görüşmede Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya Dışişleri Bakanı Emine Çolak ile KKTC heyeti eşlik etti

Görüme sonrasında basına açıklama yapan Akıncı, görüşmede, vizyonlarını paylaşma ve Kerry’nin düşüncelerini dinleme fırsatı bulduklarını kaydetti.

Kıbrıs müzakerelerindeki ilerlemeler ve gelinen aşamayla ilgili bilgi aktardıklarını ve bunlara nasıl baktıklarını ifade ettiklerini söyleyen Akıncı, ilerleme elde ettikleri başlıklar ve önlerinde duran mülkiyet başlığıyla ilgili sorunları ve Kıbrıs Türk tarafının bu sorunlarla ilgili düşüncelerini de Kerry’e anlattıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, ABD Dışişleri Bakanı Kerry’yle Kıbrıs Türk tarafı olarak üzerinde durdukları iki kesimlilik ve iki toplumluluk ile bunun ne anlama geldiği hakkındaki detaylı görüşlerini de paylaştıklarını belirterek, “Gördük ki görüşlerimiz, Kıbrıs Türk tarafının çözüme yönelik inanç ve kararlılığını ifade ettiğimiz zaman ve bugüne kadarki gelişmelerde attığımız adımlar da dikkate alınınca değer bulmaktadır, inandırıcı bulunmaktadır ve destek görmektedir” diye konuştu.



Cumhurbaşkanı Akıncı, İİT Genel Sekreteri Madani ile bir araya geldi



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, BM Genel Kurul çalışmaları kapsamında bulunduğu New York’ta İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri (İİT) İyad Bin Emin Madani ile de bir araya geldi.

Görüşmede müzakerelerdeki son durumla ilgili bilgi isteyen Madani’ye, bu konuda ayrıntılı bir brifing verildi. Görüşmede KKTC’nin İİT’de Kıbrıs Türk Devleti adıyla var olan gözlemci üyeliğinin gerektirdiği işbirliğinin nasıl geliştirilebileceği de ele alındı.

KKTC’nin New York Temsilcilği’nde Yaklaşık bir saat süren görüşmede Cumhurbaşkanı Akıncı, Madani’ye Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla sürdürülen müzakerelerle ilgili bilgi verdi, Kıbrıs Türk tarafının arzu ettiği çözüm modelini ve hassasiyetini aktardı.

Görüşme sonrasında basına açıklama yapan Cumhurbaşkanı Akıncı, Madani ile yararlı ve verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Çözümden sonra Kıbrıs Türk tarafının federal yapının iki eşit kanadından biri olacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs Türk kurucu devletini yani Kıbrıs Türk halkını federal yapıda ve AB’de yaşamak adına hazırlamak gerektiğini belirtti.

Akıncı, bu anlamda Kıbrıs Türk halkını çözüme ve çözüm sonrasına hazırlamak için müzakere süreci içerisinde bir Kıbrıs Türk, Rum ve AB kanadının yer alacağı Ad-Hoc komite kurulmasına karar verildiğini de kaydetti. Faal olarak Kıbrıs Türk ve Rum tarafının çalışacağı komite BM bünyesinde yer alacak.

Cumhurbaşkanı Akıncı, çözümden sonra Kıbrıs Türk kurucu devletinin kendi yetkileri çerçevesinde her türlü anlaşmayı yapabileceğini de kaydetti ve şimdiden İslam Dünyası ve İİT ile ilişkileri daha ileri bir seviyeye götürebileceklerini düşündüklerini, buna yönelik çabaları bulunduğunu söyledi.

KKTC’de Arap dünyasından öğrenciler bulunduğunu ve onlara KKTC tarafından burs verildiğini de ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, Madani’nin bundan dolayı teşekkürlerini sunduğunu da belirtti.

Cumhurbaşkanı Akıncı: “New York temaslarının somut getirisi var”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, New York temaslarının somut getirisinin olduğunu söyledi ve bu temasların BM Genel Kurulu döneminde yapılabilmesinin bile kendi başına bir getiri olduğunu kaydetti.

New York temaslarını önceki gün tamamlayan Cumhurbaşkanı Akıncı, tüm devlet yetkililerinin çok yoğun olduğu bu dönemde tanınmamış bir devlet statüsünde olan KKTC Cumhurbaşkanı ve yetkilileri olarak görüşme trafiğinde yer bulmanın önemine de işaret etti.

Zaman bulup Kıbrıs Türk tarafının görüşlerini görüştüğü yetkililere aktarmanın öneminin büyük olduğunun altını çizen Akıncı, mesajlarını anlatma fırsatı ve destek bulduklarını belirtti.



Dünyanın en ünlü savaş fotoğraflarından biri



CNN Ünlü İngiliz savaş muhabiri Don MCCullin ile ilgili yayınladığı biri haberde, fotoğrafçının Kıbrıs’ta 1964 yılında çektiği bir fotoğrafı kullandı.

Kıbrıs’ta toplumlararası çatışmalar sırasında 1964 yılında Gaziveren köyünde çekilen bir fotoğraf dünyanın en ünlü savaş fotoğrafları arasında kabul ediliyor.

Dünyaca ünlü İngiliz savaş muhabiri ve fotoğrafçısı Don McCullin’in çektiği ve Kıbrıs’ta Rum güçleri tarafından 1964’te eşi öldürülen Kıbrıslı Türk kadın Nevcihan Oluşum ile O’na elini uzatan oğlu Kubilay Oluşum ve ağlayan diğer yakınlarını gösteren fotoğraf dün CNN International’ın internetteki haber kanalında da kullanıldı.

CNN, MCCullin’le ilgili yayınladığı haberde bu fotoğrafın Kıbrıs’taki çatışmaları sırasında çekildiğinden de söz etti.

CNN, McCullin’in Kubrıs’ın yanı sıra Kongo Vietnem, Kambaçya, Bangladeş, El Salvador, Lübnan İsrail gibi ülkelerde savaş fotoğrafları çektiğini de yazdı.

McCullin The Times gazetesi adına çatışmalar sırasında ülkemize gelmiş ve Gaziveren’in yanısıra Ayios Sozomenos (Arpalık) köyünde şehit Türklerin fotoğraflarını da çekilmişti. (Kıbrıs gazetesi)



Güney Kıbrıs, en çok silah bulunduran ülkeler sıralamasında 5. Sırada



Güney Kıbrıs’ın en çok silah bulunduran ülkeler sıralamasında 5. sırada yer aldığı yer aldığı haber verildi.

Rum Kathimerini gazetesi, “Small Arms Survey” adlı İsviçreli bir araştırma grubunun 178 ülkenin profilini incelediğini yazdı.

Ankete göre, 5. sırada yer alan Güney Kıbrıs’ta 100 kişiye düşen silah oranının 36.1 olduğuna işaret edilen haberde, ilk sırada 100 kişiye 90 silahın düştüğü Amerika olduğunu belirtildi.

Habere göre, sorunun ciddiyetine dikkat çeken Rum Meclisi Savunma Komitesi Üyesi Anderas Mihailidis, sadece bazı vakalar olduğunda harekete geçilmemesi gerektiğini vurguladı.

Barış koşullarında konunun yeniden değerlendirilebileceğine değinen Mihailidis, G3 tipi askeri silahların geri alınmasının kişisel bir görüşü olduğunu ve geçmişte dile getirilmesine rağmen destek görmediğini belirtti.

Öte yandan, 2014 yılında yaşanan iki olayda, G3 tüfeğiyle 1’i çocuk 5 kişinin öldürüldüğü cinayetlere işaret eden gazete, yaşananların arından Rum İçişleri Bakanlığı’nı girişimiyle, birçok bakanın katıldığı bir toplantı gerçekleştirildiğini ve burada son zamanlara artan sosyo-ekonomik sorunlardan ötürü kontrolsüz silah sahipliği sorununa vurgu yapıldığını yazdı.

Gazete, sadece G3 silahlarının değil, av tüfeklerinin de sorun olduğunu belirtti.



Kasulidis: “Akıncı ile çözmezsek kimseyle çözmeyiz”



Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis, Kıbrıs sorununda bütün başlıkların birkaç ay sürecek bir al-ver sürecinde kapanacağını söyledi. Kasulidis, ayrıca Kıbrıs sorunu için “Akıncı ile çözmezsek, kimseyle çözmeyiz” dedi.

Rum Fileleftheros gazetesi, New York’ta bulunan Kasulidis ile yaptığı özel söyleşiyi okurlarına aktardı. Habere göre, masada görüşülen bütün konularda ilerleme kaydedildiğini ve hiçbirinin eskiden olduğu gibi iki tarafı ayıran uç konumda kalmadığını belirten Kasulidis, bütün konuların uçtan merkeze taşındığını vurguladı. Kasulidis, “Kapanmadılar. Ancak bütün başlıklarda merkeze doğru bir yer değiştirme var. Ne zaman kapanacaklar? Bana göre hepsi birlikte kapanacak” ifadesini kullandı.

“Bir al-ver prosedürünü mü kastediyorsunuz?” yönündeki soruya “Kesinlikle” yanıtı veren Kasulidis, “Bu tehlike barındırmıyor mu?” sorusuna “Ne tehlikesi?” sorusuyla cevap verdi.

Kasulidis, gazetecinin “bir al-ver prosedürüne girmek demek, zaten çok taviz veren Rum tarafının ‘merkez’ dediğiniz yere varmak için daha başka tavizler vermesi anlamına gelir” şeklindeki yorumu üzerine “Evet ama bu, Kıbrıs sorununun çözümüne asla olanak tanımayacak sabit bir teoridir” dedi.

Kasulidis, “Biz tavizlerimizi verdik, şimdi Kıbrıs Türk tarafının gelip kendi tavizlerini tabağımıza koyması gerek teorisi, hiçbir yere götürmeyecek bir tutumdur” ifadesini kullandı.

Gazetenin “Halktan, bunca yıldır vaat edilen çerçeveyle alakası olmayan bir çözümü onaylaması mı istenecek?” sorusuna karşılık Kasulidis “Elbette biz de kendimizi aşacağız, Türk tarafı da. ‘Kırmızıçizgiler’ sübjektif terimlerdir” dedi.

Kasulidis, “Evet her iki taraf da kendini aşmalıdır. Kıbrıs sorununa çözüm olacaksa, evet Türk tarafı, geçmişte sahip olduğu bazı tezleri aşması gerektiğini öğrenmeli. Sadece bizim tarafın tek taraflı taviz verdiğini zannetmeyelim” ifadesini kullandı.

Kasulidis, Türkiye’nin çözüm konusunda ne yapacağına ilişkin bir bilgileri olup olmadığına ilişkin bir soruya “Türkiye, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler kendi aramızda çözüm bulmamız, Kıbrıs menşeli bir çözüm üretmemiz gerektiğinde ısrar ediyor” dedi. Kasulidis, şöyle devam etti:

“Bunu söylüyor, her yere bunu iletiyor. Ancak söz sahibi olmak isteyeceği konu, söylediği gibi, güvenlik-garantiler konusudur. Bu konuyu daha görüşmedik. Diğerleri için, karışması söz konusu olmadığını savunsa da, Kıbrıslı Türklere hangi tezlere sahip olacaklarını dayatabileceği konusunda beni ikna edebilirsiniz.”

Kasulidis, “Akıncı’nın müzakereler sırasında, başta kabul ettiği bazı konularda daha sonra caydığı” iddiası üzerine, “Uzlaşılanlardan bazı caymalar var” dedi. Kasulidis, şöyle devam etti:

“Türk müdahaleleri üzerine bunların olduğu yorumu yapılabilir ancak emin olamayız. Kıbrıs Türk toplumu içerisindeki tepkiler de neden olabilir çünkü eleştiriler başladığı anda Sayın Akıncı derhal tepki vererek ‘önlem alıyor.’ Bu bütün çaba süresince tarafların birinde de ötekinde de olacak. O taraftan da bu taraftan da bir azınlığın Kıbrıs sorununun çözüm sürecini etkilemesine müsaade edip etmeyeceğimize bağlı.”

Yoannis Kasulidis, iki lider arasında anlaşma olmadan halkın önüne bir referandum konulmayacağını söyledi. Ön referandum da olmayacağını ve bu kez bir anlaşma ürününün referanduma götürüleceğini kaydeden Kasulidis, “Her iki toplumdan da halkın onaylayamayacağı bir anlaşma olmayacağına inanıyorum. Bu sefer, daha önce hiç sahip olmadığımız bir fırsatımız var. Çözüm isteyen bir Kıbrıs Türk lideri var. Kıbrıs sorununu Sayın Akıncı ile çözmezsek kimseyle çözmeyiz. Hoşumuza gitsin veya gitmesin bu bir gerçektir. Çok önemlidir.”

Gazetenin “çözülmezse sonra ne olacak?” sorusuna “Bu sefer Kıbrıs sorununu çözmezsek sonraki kabusu düşünmek bile istemiyorum” cevabını veren Kasulidis “Rusya çözüme destek veriyor ancak çıkarlarına hizmet etmezse engel koyabilir mi?” sorusuna karşılık da “Gördüğüm tek itiraz, NATO’nun garantilerde herhangi bir rol oynaması olur. Ancak böyle bir ihtimal yok çünkü NATO’nun yetkileri bu tür rolleri kapsamaz” dedi.

Rum dışişleri bakanı olarak, anlaşma için sunulacak çözümün kendisini tatmin etmemesi ve Annan planından farkı olmadığını görmesi halinde görüşünü alenen ortaya koyup koymayacağı yönündeki soruyu yanıtında, “Anastasiadis’le birlikte çalıştığımız için o noktaya gelmek zorunda kalacağımı zannetmiyorum ancak itirazım olursa, evet” dedi.

Kasulidis “Kıbrıs halkına Annan planına benzer bir çözüm şekli sunulursa, reddetmesi ihtimali çok yüksektir. Dolayısıyla, bir daha öyle bir tarihi gelişmeyle karşılaşmak istemeyen sorumlu liderin halkı böyle bir ikilemle karşı karşıya getirmemesi gerekir” ifadesini kullandı.

Kasulidis, şunları ekledi:

“halka, bu sefer evet deyin, aksi halde Kıbrıs sorununun sonu olacak denmemelidir. Yöntem vardır. Olguları teraziye koyup Annan planından daha iyi olması için Kıbrıslı Türklerin aleyhine bizim lehimize olması gerek dememeliyiz. Temel özgürlüklerde ısrarla ve sürekli yapılan diyalog, Kıbrıslı Türklerin endişelerine de cevap verilerek tesis edilmeli. Bu istikamette hareket ediyoruz. Askerlerin çekilmesi konusunu, tekrar ediyorum, güvenlik konusunu henüz konuşmadık. Ancak bana göre, Kıbrıs’ta Türk askerinin varlığını dahi öngörürse, Kıbrıs sorununun çözümünün bir manası olmaz”

Bütün konuların birlikte görüşüleceği al-ver sürecinin ne zaman başlayacağı sorusuna “Kesin bir ay tayin etmek istemiyorum.. Birkaç ayda yapabileceğimizi düşünüyorum” yanıtını verdi.

Kasulidis, Rum tarafından gelen tepkileri “Rahatsız olanların, Kıbrıs sorununda herhangi bir ilerlemeden rahatsız olduğu biliniyor çünkü ilerleme istemiyorlar” şeklinde yorumladı.

Kasulidis, şöyle devam etti:

“İki bölgeli, iki toplumlu federasyona karşı olanlar var. Ancak müzakerelerin yapılmakta olduğu zeminin, yani Şubat 2014 tarihli Ortak Açıklama’nın kötü bir zemin olduğunu, dolayısıyla bu zemine dayanılmasının yanlış olduğunu savunanlar da var. Eleştiri yapan bir kısım vatandaşımızın, ister iyi ister kötü olsun, müzakere masasında üretilecek hiçbir şeyi kabul etmesinin söz konusu olmadığını kabullenmek lazım.”



Simerini’nin anketi: “% 77 Sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tasfiye edecek bir çözüm kabul edilmeyecek”



LS Prime Market Research and Consulting Ltd’in, Güney Kıbrıs genelinde oy kullanma hakkına sahip18 yaş ve üzeri bin kişiyle 14-21 Eylül (2015) tarihleri arasında yaptığı ankete katılanlar için en önemli şeyin sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin idamesi olduğu, endişelerinin odağında da güvenliğin bulunduğu belirtildi.

Rum Simerini gazetesi, “Devlet’e İki Gözünüz Gibi (bakın)” başlığıyla manşete çektiği haberinde, katılımcıların yüzde 77’sinin “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni tasfiye edecek bir çözüm planını kabul etmeyeceğini söylediğini iddia ederken, “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin idamesinin Güvenlik ve Mülkiyet’ten sonra Kıbrıs sorununun en önemli 3’üncü konusu olarak görüldüğünü öne sürdü.

Habere göre ankete katılanların çoğunluğu; TC kökenlilerin tamamının Ada’da kalması ve garantilerin devamını bir çözüm çerçevesinde kabul edemeyeceklerini, aynı şeyin mülkiyet için de geçerli olduğunu savunurken, eski Rum malı kullanıcılarına söz hakkı verilmesini kabul edenlerin oranının tek haneli sayılarda kaldığı kaydedildi.

Ankete katılanların yüzde 40’ı, hiçbir Rum siyasinin Kıbrıs sorununda tezlerini doğru bulmadığı, yüzde 68’inin de müzakerelerdeki gelişmeler hakkında ya hiç bilgisi olmadığını veya çok az bilgi sahibi olduğunu söylemesini dikkat çekici bulan gazeteye göre ankette sorulan sorular ve alınan cevaplar özetle şöyle:

“1-Başkan Anastasiadis’in Kıbrıs sorunundaki icraatlarına katılıyor musunuz?

Yüzde 51,3 Evet, yüzde 33.9 Hayır, yüzde 14,8 Bilmiyorum-Cevap vermek istemiyorum. Anastasiadis’in icraatlarına DİSİ’lilerin yüzde 74’ü, AKEL’lilerin yüzde 60’ı onay veriyor. En az onay verenler ELAM’lıların yüzde 5’i, Ekologların yüzde 27’si, DİKO’luların yüzde 31’i. EDEK seçmenleri üçe ayrılmış durumda. Yüzde 39’u Anastasiadis’in icraatlarına katılıyor, yüzde 34’ü karşı çıkıyor, yüzde 27’si bu konuda konuşmuyor.

2-Mustafa Akıncı’nın Kıbrıslı Türklerin liderliğinde olmasıyla çözümün daha kolay olduğuna inanıyor musunuz?

Yüzde 52,7 Evet, yüzde 41,3 Hayır, yüzde 6 Bilmiyorum-Cevap vermek istemiyorum. Sistemli şekilde, Mustafa Akıncı’nın varlığının müzakerelere çok yardımcı olduğunun işlenmesine karşın vatandaşlardan 5’te 2’si farklı görüşte. Akıncı DİSİ seçmeninin yüzde 65’inin, AKEL seçmeninin yüzde 54’ünün, EDEK ve Ekologlar seçmeninin yüzde 45’inin ve EURO.Ko’nun yüzde 43’ünün ve DİKO’nun yüzde 39’unun desteğini alıyor. ELAM hariç diğer partilere oy veren veya sandığı boykot edenlerin yüzde 40’ından fazlası da bu görüşü benimsiyor.

3-Aşağıdakilerden hangisini Kıbrıs sorununun en önemli konusu görüyorsunuz?

Güvenlik: yüzde 39,8; Mülkiyet: yüzde 34,8; Kıbrıs Cumhuriyeti’nin İdamesi: yüzde 28,4; Türk askeri: yüzde 26; Toprak: yüzde 20; Garantiler: yüzde 14,3; Yönetim: yüzde 10,8; Yerleşikler (TC kökenli KKTC vatandaşları) yüzde 10,2; Ekonomi: yüzde 6,3; Bilmiyorum-Cevap Vermek İstemiyorum: yüzde 2,4.

4-Siyasi parti başkanlarından hangisinin Kıbrıs sorunuyla ilgili tezlerinin daha doğru olduğuna inanıyorsunuz?

Yüzde 39,3 Hiçbiri, yüzde 18,6 Averof Neofitu, yüzde 10,9 Andros Kiprianu, yüzde 13,4 Nikolas Papadopulos, yüzde 4,5 Marinos Sizopulos, yüzde 4,7 Yorgos Lillikas, yüzde 1,3 Dimitris Şilluris, yüzde 0,6 Yorgos Perdikis, yüzde 6,7 Bilmiyorum-Cevap Vermek İstemiyorum.

5-Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tasfiye edecek ve yeni bir devlet kuracak çözüm planıyla ilgili görüşünüz?

Yüzde 77,1 Hayır, yüzde 18,2 Evet, yüzde 4,7 Bilmiyorum-Cevap Vermek İstemiyorum.

6-İşgal bölgelerindeki mülklerin Kıbrıslı Türk ve yerleşik ‘kullanıcıların’ bu mülkler üzerinde söz sahibi olacağı bir çözümü kabul eder misiniz? Yüzde 87,8 Hayır, yüzde 7,4 Evet, yüzde 4,8 Bilmiyorum-Cevap Vermek İstemiyorum.

7-Bütün yerleşiklerin Kıbrıs’ta kalacağı bir çözümü kabul eder misiniz?Yüzde 90,5 Hayır, yüzde 7,1 Evet, yüzde 2,4 Bilmiyorum-Cevap Vermek İstemiyorum.

8-Türk askerinin 10 yıllık dönem içerisinde kademeli olarak çekileceği bir çözüm planını kabul eder misiniz?

Yüzde 55,5 Hayır, yüzde 39,3 Evet, yüzde 5,2 Bilmiyorum-Cevap Vermek İstemiyorum.

9-Yunanistan, Türkiye ve Büyük Britanya’nın garantilerinin devam edeceği bir çözüm planını kabul eder misiniz?

Yüzde 80,6 Hayır, yüzde 13,1 Evet, yüzde 6,3 Bilmiyorum-Cevap Vermek İstemiyorum.

10-NATO veya başka bir askeri örgütün garantisi olacak bir çözümü kabul eder misiniz?

Yüzde 60,7 Hayır, yüzde 34,9 Evet, yüzde 4,4 Bilmiyorum-Cevap Vermek İstemiyorum.

11- Size göre çözümün maliyeti (yeniden inşa, bayındırlık hizmetleri, istimlaklar, tazminatlar, v.b.) nasıl karşılanmalı?

Yüzde 62,5 başka ülkelerden ve uluslararası örgütlerden bağışlarla, yüzde 20,7 Türk hükümetinin vereceği paralarla, yüzde 8,3 Bilmiyorum-Cevap Vermek İstemiyorum, yüzde 5,4 Uluslararası örgütlerden alınacak krediyle, yüzde 3,1 Kıbrıs vatandaşlarına ve yatırımcılara vergi uygulanarak.

12-sizce Türk tarafının hangi faaliyeti en iyi Güven Yaratıcı Önlem Olur?

Yüzde 35,5 işgal bölgelerindeki bütün yıkılmış kilise ve mezarlıkların tamiri, yüzde 29,4 Beşparmaklardaki bayrağın sökülmesi, yüzde 13,9 Bilmiyorum-Cevap Vermek İstemiyorum, yüzde 13,7 Başka barikatlar açılması, yüzde 7,5 Dillirga’daki Kokkina (Erenköy) cebinin iadesi.

13-Kıbrıs müzakerelerindeki gelişmeler hakkında bilgi sahibi misiniz? Yüzde 53,1 bilgi sahibi değilim, yüzde 30,3 biraz biliyorum, yüzde 15,1 Bilmiyorum-Cevap Vermek İstemiyorum, yüzde 1,5 çok bilgiliyim.

Dönüşümlü başkanlığın olacağı bir çözüm planını kabul eder misiniz? Yüzde 58,6 Hayır, yüzde 34,5 Evet, yüzde 6,9 Bilmiyorum-Cevap Vermek İstemiyorum.”



Özersay, hidrokarbon alanındaki faaliyetleri eleştirdi



Kıbrıslı Türk eski Müzakereci Kudret Özersay, Güney Kıbrıs’ın hidrokarbon alanındaki faaliyetlerini eleştirdi.

Özersay, haftalık yayımlanan Kathimerini gazetesinin Kıbrıs sorunu, hidrokarbon arama çalışmaları ve diğer konularla ilgili sorularını yanıtladı.

Habere göre, Güney Kıbrıs’ın sözde Münhasır Ekonomik Bölge içerisindeki faaliyetleri yorumlaması istenmesi üzerine Özersay “Anastasiadis, Türkiye gemileri çektiği için görüşmelere başladı diyor. Aslında Türkiye gemilerini çekmedi. Kıbrıs Türk tarafı kendi hesabına yapılan araştırmaları durdurdu. Kıbrıs Rum tarafı da aşağı yukarı aynı şeyi yaptı” dedi.

Kıbrıs Rum tarafının bu anlaşmadan kısa bir süre sonra İsrail, Mısır ve Yunanistan’la görüşmeye başladığına işaret eden Özersay, çalışmaların devam ettiğini ve yeni sismik araştırmalara karar verildiğini söyledi. Kıbrıs sorununun çözümünün öncelik olup olmadığını soran Özersay, “Eğer görüşmelerde iyi ortam önceliğimizse, bir tarafın adımlarıyla devam etmesi mümkün değil” ifadesini kullandı.



BM Sözcüsü Sıddık: “Çözüm, ekonomik anlamda yaşayabilir olmalı”



BM Basın Sözcüsü Alim Sıddık, Kıbrıs’ta bulunacak bir çözümün ekonomik açıdan da yaşayabilir olması gerektiğini belirtti.

Sıddık, Kathimerini gazetesinde yer alan söyleşisinde, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin liderlerin yetkilendirmesiyle çözüm sonrası ekonomisi konusunda IMF, AB ve ABD gibi unsurlarla görüşmelere başladığını kaydetti.

Bu sürecin henüz yeni başladığını da ifade eden Sıddık, gerek Eide, gerekse liderlerin, çözümün ekonomik olarak yaşayabilir olması hedefi için çalışmakta olduklarını vurguladı.



Avrupa’dan hidrokarbon mesajları



Avrupa’nın hidrokarbonlar konusunda önemi mesajlar verdiği belirtildi.

Rum Devlet Hidrokarbon Şirketi (KRETİK) eski Başkanı Haralambos Ellinas’ın Belin ve Brüksel’da katıldığı, çeşitli AB yetkileri, düşünce kuruluşları ve diğer kurumların da hazır bulunduğu toplantılardan edindiği izlenimler ve buralarda verilen mesajları Rum Fileleftheros gazetesine yazdığı yazıyla okuyucularla paylaştı.

Habere göre, Ellinas, toplantılarda verilen temel mesajın, AB’nin Doğu Akdeniz’i önemli bir hidrokarbon kaynağı olarak gördüğü ve bölgedeki ülkelere Doğu Akdeniz’in farkına varılması ve öneminin ortaya koyulması amacıyla aralarında işbirliği yapmaları için yardım etmesi gerektiği şeklinde olduğunu belirtti.

Berlin’de Norveç Büyükelçiliği ve BP’nin Doğu Akdeniz doğalgazını güney boru hattı (Southern Corridorpipeline) ile ihraç edilmesine ilgi gösterdiğini belirten Ellinas, zaman faktörünün çok kritik olduğu üzerinde durdu.

Ellinas, karar alma sürecinde herhangi bir gecikme yaşanmasının büyük zararlar verebileceğini ve var olan fırsatın kapanabileceğini belirtti.

Brüksel’de ise enerji güvenliği ve iklim değişikliklerinin gündemin ilk sıralarında yer aldığını kaydeden Ellinas, yenilenebilir enerji kaynaklarına giden süreçte doğalgazın geçiş yakıtı olarak görüldüğünü aktardı.

AB’nin, uzlaşıya yardımcı olacaksa “Kıbrıs”a doğalgaz yataklarını ve daha fazlasını kalkındırmasına yardım etmeye hazır olduğunu belirten Ellinas, Kıbrıs sorununu çözüldükten sonra “Kıbrıs gazını” İsrail’e taşıyacak ve güney boru hattını besleyecek “Kıbrıs MEB”inden Türkiye’ye bir boru hattı oluşturulması olasılığının ilgi çekici bulunduğunu ve desteklendiğini de yazdı.

Ellinas, Güney boru hattının Brüksel’in öncelikleri arasında bulunan bir proje olduğunu da belirtti.



KTTO, su yönetimi için “kamu-özel ortaklığı” önerdi



Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO), Türkiye’den gelecek suyun yönetimi ve işletmesiyle ilgili tartışmaların siyasi krize neden olacak şekilde sürdürüldüğünü savunarak, “Suyun işletimi konusundaki yapılanma nihai şeklini, toplumsal katılım, istatistiki ve bilimsel verilerle almalı” dedi.

Suyun işletimin bir kamu tekeline devredilmesinin Kıbrıs Türk toplumuna pahalıya mal olacağını savunan KTTO, kamu–özel ortaklığı modeline işaret etti.

KTTO, su yönetimi konusunda yazılı bir açıklama yaparak, bu alandaki tartışmaların projeyi ve kazanımları gölgeleyebileceğini dile getirdi ve endişe duyduklarını belirtti.

İlgili tarafları, suyun siyasi, ekonomik ve ekolojik getirilerinin hayata geçmesi için sorumluk almaya davet eden KTTO, “Tartışmaların kısa zamanda sonuçlanmasını temenni ediyoruz. Odamız, bu konunun acilen ve toplumun çıkarları doğrultusunda neticelendirilmesi için her türlü katkıya hazır” dedi.

KTTO açıklamasında, Türkiye’den gelecek suyun Kıbrıs adasındaki hayatı pek çok yönüyle iyileştirerek, barış ve ekonomik kalkınmaya doğrudan etki edeceğine işaret edilerek, şu görüşlere yer verildi:

“Odamız su işletmesinin, kamu–özel ortaklığı modeli (Private-Public Partnership) çerçevesinde, kamu menfaatlerinin de gözetildiği bir şartname ile özel sektör veya özel sektörün çoğunlukta olduğu kamu özel ortaklıklarına ihale yoluyla verilmesi görüşündedir. Söz konusu işletmenin denetimi ve/veya oluşabilecek aksaklıkların giderilmesi için gerekli takip ise bağımsız bir düzenleme ve denetleme kurulu (üst kurul) eliyle yapılmalıdır.”

Su projesi teknik olarak sonlandırıldığını ancak bunun gerektirdiği yasal ve kurumsal altyapı henüz kurulamadığına işaret edilen açıklamada, “Bugüne kadar yaşanan birçok tecrübenin gösterdiği üzere suyun işletmesini bir kamu tekeline devretmek, Kıbrıs Türk Toplumuna çok pahalıya mal olacak ve bu projenin hedeflediği kazanımlar elde edilemeyecek” ifadesine yer verildi.



Turizm bakanı Sucuoğlu, Ankara Valisi’ni ziyaret etti TİKA başkanı ile görüştü



Turizm Bakanı Faiz Sucuoğlu, Ankara’daki temasları çerçevesinde Ankara Valisi Mehmet Kılıçlar’ı ziyaret etti. Bakan Sucuoğlu ziyarette yaptığı konuşmada, “Türkiye’den KKTC’ye gelen barış suyuna” değinerek, suyun tarıma ve turizme büyük katkılar sağlayacağını söyledi. Ülkede sulu tarıma geçilmesi ile yerli üretim kalitesinin daha da artacağını ve yerli üretimin turizme entegre edilebileceğini anlatan Sucuoğlu, Kuzey Kıbrıs’ta turizme hizmet eden otellerin de yerli üretime yönelmesi sonucunda hem ekonomik hem de istihdam bazında yeni olanaklar sağlayacağını kaydetti.

“Ülkeye gelen suyun Kıbrıs müzakere süreci için de önemli olduğunu” ifade eden Sucuoğlu, suyun KKTC adına stratejik bir avantaj sağlayacağını vurguladı. Sucuoğlu, ilerleyen süreçte “barış suyunun” ihtiyaç duyulması durumunda Güney Kıbrıs’a da verilebileceğini söyleyerek, suyun her iki halk için fayda sağlayacağını belirtti.

Turizm Bakanı Faiz Sucuoğlu, Türkiye ziyaretinde Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı Serdar Çam ile de bir araya geldi.

TİKA ile, Lefkoşa’da oluşturulması düşünülen arkeoloji müzesi ile tarihi yapıların onarımı çalışacak personelin eğitimi konusunda işbirliği yapılacak.

Turizm Bakanlığı’ndan verilen bilgiye göre, Turizm Bakanı Sucuoğlu ile Serdar Çam KKTC’de özellikle eski eserlerin restorasyon projeleri için işbirliği seçeneklerini görüştü.

Sucuoğlu görüşmede yaptığı konuşmada, Lefkoşa’da oluşturulması düşünülen Arkeoloji Müzesi için TİKA Başkanı Serdar Çam’dan destek sözü alıklarını belirtti.

KKTC’deki tarihi yapıların onarımı için yeterli restoratör personelinin bulunmadığını kaydeden Sucuoğlu, TİKA tarafından açılacak Restoratör Eğitim Programları’na personel gönderileceğini belirtti.

Sucuoğlu, Turizm Bakanlığı olarak TİKA’nın bilgi ve tecrübesinden yararlanmak istediklerini söyledi.

Görüşmede, TİKA Başkanı Serdar Çam, TİKA’nın Türkiye Başbakanlığı’na bağlı olarak çalıştığını ve 50 ülkede Program Koordinasyon Ofisi ile faaliyet gösterdiğini, TİKA’nın özellikle eski eserlerin restorasyon projelerine yılda yaklaşık 1 milyar 300 milyon dolar katkı yaptığını belirtti.



İki toplumlu Çevre Teknik Komitesi, Haspolat Arıtma Tesisi’nde incelemede bulundu



İki toplumlu Çevre Teknik Komitesi, Haspolat Arıtma Tesisi’ne saha gezisi düzenledi. Geziye, çevre konusuyla ilgili kurum, kuruluş temsilcileri ile uzmanlardan oluşan bir heyet katıldı.

Geziye katılanlar, atık su arıtma tesisinin tüm bölümlerini detaylı bir şekilde inceledi ve sistemle ilgili detaylı bilgi aldı.

Gezinin tamamlanmasının ardından heyete Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı ve Lefkoşa Rum Belediyesi Başkanı Konstantinos Yorgacis de katılarak, bilgi aldı.

Daha sonra Çevre Teknik Komitesi Türk Başkanı Hüseyin Alkaravlı, Çevre Teknik Komitesi Rum Başkanı Mihailis Louizides, Lefkoşa Türk Belediye Başkanı Mehmet Harmancı ve Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Konstantinos Yorgacis basına açıklamada bulundu.

Çevre Teknik Komitesi Türk Başkanı Hüseyin Alkaravlı, çevre konusunda 19 tane anlaşma metni üzerinde uzlaşıldığını, 13 tanesinin dönem liderleri tarafından kabul edildiğini ve uygulamaya alındığını belirtti.

İlk uyguladıkları konunun, ülkenin en büyük sorunlarından olan su konusunda farkındalık yaratma ile ilgili olduğunu söyleyen Alkaravlı, ikincisinin ara bölgedeki yangınların önlenmesine yönelik bir proje olduğunu ve şimdi de üçüncü projeyi uyguladıklarını ifade etti.

Alkaravlı, projenin “uzmanların bilgi değişimine” ilişkin olduğunu belirterek, bu amaçla 6 farklı bölgede 12 teknik gezi düzenleneceğini, ilkinin bugün arıtma tesislerine düzenlenmekte olduğunu söyledi.

Haspolat ve Gazimağusa’daki arıtma tesislerinin gezilmesinin ardından 15 gün sonra da Paralimni Arıtma Tesisi’nin gezileceğini anlatan Alkaravlı, daha sonra maden ve taşocakları, su tesislerinde gezilerin devam edeceğini kaydetti. Alkaravlı, belediye başkan ve personele yardımları için teşekkür etti.

Çevre Teknik Komitesi Rum Başkanı Mihailis Louizides, iki taraftaki uzmanların bilgilerini paylaşamamalarının ve bir araya gelerek deneyimlerini daha ileriye taşıyamamalarının üzücü olduğunu belirterek, bugün uzmanların bir araya gelerek bilgi paylaşımı ve işbirliği yapmasının önemine işaret etti.

Louizides, bugünkü ilk ziyarette, atık su alanındaki uzmanların bir araya gelerek, tesisleri dolaşacağını daha sonra da nasıl işbirliği yapabileceklerini görüşeceklerini belirtti.

Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Konstantinos Yorgacis, belediye başkanlarının sembolik olarak ziyarete katıldıklarını, nerede yaşarlarsa yaşasınlar tüm Kıbrıslıların yaşam kalitesine direkt etkisi olan çevre gibi hassas bir konuda çalışma yapan teknik komiteye güçlü bir destek vermek istediklerini ifade etti.

Yorgacis, Çevre Teknik Komitesi’nin atık su tesisinde çalışma yapmasından memnuniyet duyduğunu söyleyerek, tesisin iki toplumun işbirliği yapmasına örnek teşkil etmesi bakımından da başarılı bir tesis olduğunu kaydetti.

Lefkoşa Türk Belediye Başkanı Mehmet Harmancı da, Haspolat Arıtma Tesisi’nin, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmadan ortaklığın başarıldığı ender alanlardan biri olduğunu söyledi.

Harmancı, olası çözüm sonrasındaki uygulamalarda da örnek teşkil etme potansiyeline sahip olduğunu belirterek, işbirliğinin daha üst seviyeye nasıl çıkarılabileceği ve diğer bölgelerde de nasıl uygulanabileceği konusunda uzmanların araştırmalarının devam ettiğini kaydetti.

Çevre Teknik Komitesi’ne destek vermek için geldiklerini belirten Harmancı, çalışmalarını olumlu bulduklarını, bölgede yaşanan birkaç sorunla ilgili de uzman görüşüne ihtiyaç duyduklarını, komitenin belki bu bağlamda da yardımcı olabileceğini ifade etti.

Suyun ve atık suyun yönetimi gibi konuların hayati önem teşkil ettiğini söyleyen Harmancı, bu tesislerin hangi şartlar altında ve hangi sözleşmelerle yapıldığını bilmenin, atık suyu nasıl ve kimin yöneteceği konusundaki değerlendirmelerde yol gösterici olacağını kaydetti.



“13. Uluslararası Kuzey Kıbrıs Müzik Festivali” başladı



Kuzey Kıbrıs Müzik Derneği organizasyonuyla düzenlenen “13. Uluslararası Kuzey Kıbrıs Müzik Festivali” başladı.

24 Ekim’e kadar devam edecek festivalin açılış konserini, Lefkoşa Belediyesi Oda Orkestrası verdi.

Festival Komitesi Başkanı Halil Kalgay’ın verdiği bilgiye göre, Girne Bellapais Manastırı’nda yer alan festival, Kuzey Kıbrıs Müzik Derneği organizasyonunda Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Lefkoşa Büyükelçiliği, Turizm Bakanlığı işbirliğinde ve YDÜ, Rocks Hotel, Deniz Plaza, Bellapais Gardens ve Kybele’nin katkıları ile düzenleniyor.

Festival, 8 Ekim’de Türk Piyanist Gülseren Sadak’ın sunacağı “Piano Recital” ile devam edecek.



GAÜ Magna Charta Gözlemcilik Konseyi’ne resmen kabul edildi



Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ), ismini özgürlüğün simgesi Magna Charta'dan alan, akademik dünyada "Üniversitelerin Anayasası" olarak kabul edilen "Magna Charta Universitatum”un (Magna Charta Gözlemcilik Konseyi) üyeliğine resmen kabul edildi.

Bologna Üniversitesi ve Avrupa Üniversiteler Birliği kapsamında 1988 yılında 388 rektör tarafından imzalanarak kurulan Magna Charta Gözlemcilik Konseyi’nin Bologna Üniversitesi’nde gerçekleşen 2015 törenlerinde GAܒyü, Girne Amerikan Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yöneticiler Kurulu Başkanı Serhat Akpınar temsil etti.

Bologna ve Deklarasyon süreciye Avrupa Birliği bünyesinde yeralan, sayısı bugün 800’ü bulan üniversiteler arasına 2015 yılında 23 üniversite ile birlite GAܒde dahil oldu.

GAܒden yapılan açıklamaya göre, Manga Charta Universitatum bildirgesinin tam metni şöyle:

Avrupa’nın en eski üniversitesi olma özelliğini taşıyan Bologna Üniversitesi’nin Dokuz yüzüncü yıldönümünün kutlama törenine katılan Avrupa üniversiteleri rektörleri, Avrupa ülkeleri arasındaki sınırların tümden kaldırılmasına dört senelik bir süre kaldığı ve tüm Avrupa toplulukları arasındaki karşılıklı işbirliğinin daha da geliştirilmesinin öngörüldüğü bu günlerde devletler ve halkların, değişim içerisinde olan ve beynelmilel boyutlara doğru açılan bir toplumda, üniversitelerin oynayacağı rolün öneminin bilincinde olmalarını dile getirmişlerdir.









Enformasyon Dairesi







Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 21
Dün Tekil 1292
Bugün Tekil 677
Toplam Tekil 2527214
IP 54.91.4.56






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































17 Sevval 1440
Haziran 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Sevgim - Millete!
Vurgunluğum - Azadlığa ve adalete!
itaatim - Hocalarıma!
Borcum - Dostlarıma ve meslektaşlarıma!
Nefretim - Yalancılara ve iki yüzlülere!

(Ebülfez ELÇİBEY)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu