Emperyalizmin Mantığı - Aziz Dolu ATABEY - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Emperyalizmin Mantığı - Aziz Dolu ATABEY
Tarih: 28.09.2015 > Kaç kez okundu? 1322

Paylaş


Sömürgecilik bir toplumun, başka toplumları askerî, siyasî, iktisadî ve hatta irfanî (culturel/kültürel) açıdan egemenlik altına alması ya da almaya çalışması olarak tanımlanabilir. Misal, bugün Doğu Türkistan’daki Müslüman Uygur Türklerine yönelik toplu kıyımlara (katliam) kadar varan zulüm siyaseti ile gündemde olan Çin’in Şanghay kentinde lokanta kapılarına işgalci Japonlar tarafından “Buraya köpekler ve Çinliler giremez.” levhaları asılmıştır bir zamanlar. Bir zamanlar Amerika’da, Zenciler beyazların lokantalarına, toplu taşıma araçlarına, okullarına sokulmamıştır. Afrika’da durum daha da beterdir.



Sömürgecilik ilerledikçe, Avrupalıların sosyal ve iktisadî (economic) konumları günden güne yükselmiştir. Bu yükselme de, Batılıların havsalasında aptalca bir ‘üstün ırk’ takıntısının doğmasına yol açmıştır. Beyaz ırkın üstünlüğü!.. Sömürdükleri ülkelerin insanlarına tepeden bakmaya başlamışlar, oralara medeniyet (!) götürme yarışına girmişlerdir. Millî şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’un tâbiriyle ‘tek dişi kalmış’ kan ve gözyaşı medeniyetini!.. Romalılar, Haçlılar derken, gelinen noktada I. ve II. Dünya savaşları… Sonraları bu medeniyet götürme sevdalılarının askerî güçleri törpülenince sömürgecilik şekil değiştirmiştir. Toprakları ve halkları egemenlik altına almak yerine; o ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarının yağmalanması, insanlarının emeklerinin gasp edilmesi şeklinde ortaya çıkmıştır sömürgeciliğin yeni taktiği. Servetle; sefâlet; israfla, kıtlık yan yana, iç içe geçmiş bir hâlde ortaçağ karanlığını yaşarken, İslâm kültür ve medeniyeti sayesinde bilimden, sanattan haberdar olan Batılılar tereciye tere satmak kabilinden İslâm ülkelerinde bile aynı terâneyi sayıklamış durmuşlardır.



“Az gelişmiş ülkeler, kendi ordularının işgali altındadır.” sözünde elbette bir doğruluk payı vardır. Devlet-halk ayrışması, ordu-halk ayrışması, burjuva-halk ayrışması, aydınlar-halk ayrışması… diye giden ayrışma tezahürleri sömürenlerin, sömürülenlere dayattığı birer mankurtluk değil de nedir? Sömürgecilerin, girdikleri ülkelerde yaptıkları ilk iş yandaş sınıf oluşturmaktır. Yandaş sınıfların ilk akla geleni burjuva sınıfıdır. Bu sınıf genelde aile şirketlerinden oluşur. Evvelinde bir bakkal, bir tüccar iken yabancı sermayenin taşeronluğunu yapmak suretiyle zamanla semirmeye başlarlar. Misal pamuk, tütün, zeytin gibi hammadde ürünlerini toplayıp, sömürgecilere ulaştırmak gibi aracılık hizmetleri yoluyla hatırı sayılır bir servetin sahibi olurlar. Üçüncü nesil olarak adlandırılan torunlar bu serveti sanayiî sahasına yönlendirirler. Tabi bu yönlendirme montaj sanayiî kurmaktan öteye geçemez. Zira emperyalizmin altın kuralı olan bağımlılık hâlinin devamına aykırı bir girişimi ağa-babalar yani sömürgeciler asla affetmezler. Devrim arabasının durdurulduğu noktada kimlerin yürüdüğünü, kimlere ‘yürü yâ kulum’ dendiğini bir düşünün. Fordlar, Fiatlar, Renaultlar… Ve koçlar, koyunlar, türlü türlü oyunlar… Ve Hahambaşı Nahum’un, mütâreke yıllarında Osmanlı hazinesinden çaldığı tonlarca külçe altın…



12 Mart, 12 Eylül… 12 Havariye sevdalanmışların sebep olduğu bu ihtilâller haddizatında halkı vuruşla-kırışla, oyunla-oynaşla uyuşturup; ülkeye yerleşme, ülkenin zenginliklerini yağmalama tertiplerinden (plan) başka birşey değildir. Misal 12 Eylül darbesini izleyen günlerde Merkez Bankasının kasasındaki külçelerden ne kadarının kaybolduğu bir araştırılmalıdır. Dağlarında, sokaklarında pisipisine ölünce değil; el ele verilip, maddî ve manevî değerlerine sahip çıkılınca düzlüğe çıkar bu ülke. Cemil Meriç Bey’in harikulâde teşhisi ve tespiti ile “İzm’ler, idrâkimize giydirilmiş deli gömlekleridir.” (1) Türlü izm’lerin peşine takılmak yerine, millî ülkünün peşine düşülürse; milletin derdine, neşesine ortak olunursa barış ve huzur iklimi hüküm sürer bu topraklarda. Bu topraklar işte o zaman bir ‘güzel ülke’ olur.



Emperyalizmin mantığı nedir? “Zenginleşmenin zenginleşmesidir.” Yani servetin (kapital) büyümesi… Kapitalizmin dünya egemenliğinin sürmesidir. Komünizmle elde edilemeyen dünya hâkimiyetine, kapitalizmle ulaşma sevdasıdır. Ve sosyalizm, üstâd-ı fikir, mutad-ı zikir Necip Fazıl Kısakürek’in harikulâde tabiriyle Komünizme çanak tutmaya yarayan bir nevi fikrî mastürbasyondur. (2) Peki, üstâdın zekâ kıvılcımlarının aydınlattığı yolda liberalizmi de aynı kefeye koyabilir miyiz? Liberalizmi de kapitalizmin metresliğini yapan, boya küpüne düşmüş Hollywood (Holivud) artistlerine benzetebilir miyiz? Elbette koyabiliriz ve de benzetebiliriz. Zira sosyalizmin bir üst aşaması komünizm, liberalizmin bir üst aşaması kapitalizm ikisinin bir üstü ise emperyalizmdir. Emperyalizmin, kapitalizm için bir tercih sorunu değil de, kapitalist bir toplum için olsa olsa bir yaşama biçimi olabileceğini savunan Mehmet Emin Değer de “Kapitalizm, emperyalizme açılan dönülmez bir yolun başıdır.” (3) derken, bir başka pencereden de olsa üstâd Necip Fazıl ile aynı hakikatlere dikkât çekmektedir.



‘Emperyal’, yayılma; emperyalizm, yayılmacılık olarak adlandırılacak olursa bu sapkın ideolojinin güttüğü mantık daha net ortaya çıkacaktır aslında. Bu yayılma topla, tüfekle olduğu gibi nüfuzla, sermayeyle de olabilmektedir. Misal 1998 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Amartya Sen, sömürgeciliğin 19. Yüzyılda takındığı cilalı maskeyi “Demokrasiye yatkın olan ve olmayan halklar” ayrımı olarak tanımlar.(4) Yatkın olanlara efendilik payesi verilirken, olmayanlara reva görülen muamele kölelik olmuştur. İnsanlık âleminin gelişmiş, gelişmekte, gelişmemiş olarak sınıflandırıldığı; zengin-fakir ayrımının kesif çizgilerle hissedildiği günümüz jeopolitiğinde, daha çok nüfuz ve sermaye ihraç etmek suretiyle bu meşum ideolojinin yaşatıldığına tanık olmaktayız.



Alıntılar:

1. Meriç, Cemil. Bu Ülke

2. Kısakürek, N. Fazıl. İdeologya Örgüsü

3. Değer, M. Emin. Oltadaki Balık Türkiye

4. Sen, Amartya. Söyleşileri





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 15
Dün Tekil 1179
Bugün Tekil 314
Toplam Tekil 2523144
IP 3.84.130.252






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































14 Sevval 1440
Haziran 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Başka dile uymaz ananın sesi, Her sözün ararsan vardır Türkçesi
(Ziya GÖKALP)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 9.059 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu