BASIN BÜLTENİ Akıncı bugün New York’a gidiyor - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı bugün New York’a gidiyor
Tarih: 28.09.2015 > Kaç kez okundu? 1187

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bugün New York’a gidiyor.

Akıncı, Birleşmiş Milletler (BM) 70. Genel Kurulu çalışmaları çerçevesinde temaslarda bulunacak.

Müzakereci Özdil Nami, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Erhan Erçin, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Cenk Gürçağ ile Müzakere Heyetinden Sertaç Güven’in eşlik edeceği Akıncı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı John Kerry, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’la da görüşecek.

Eşi Meral Akıncı’yla New York’a gidecek Akıncı’nın, New York temaslarının gelen hafta sonuna kadar sürmesi bekleniyor.



Anastasiadis Ban ile görüştü



BM Genel Kurulu toplantısı çalışmaları için New York’ta bulunan Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, dün BM Genel Sekreteri Ban ile yarım saat süren bir görüşme gerçekleştirdiği haber verildi.

Rum radyosunun haberine göre, Ban ile görüşmesinden sonra gazetecilere açıklamada bulunan Anastasiadis, Ban’ı “müzakerelerde bugüne kadar yaşanan ilerlemenin yanı sıra, karşılaştıkları problemler hakkında bilgilendirdiğini” ifade etti ve “Ban’ın Kıbrıs sorunu çözüm çabalarına katkı ve desteğini istediğini” belirtti.



Çözüm isteğimizi herkese anlatacağız



Kıbrıs Gazetesine konuşan Dışişleri Bakanı Emine Çolak, ABD’de çeşitli temaslarda bulunacağını ve her kapıyı zorlayarak, Kıbrıslı Türklerin barış istenciyle ilgili duruşunu anlatacağını açıkladı.

Çolak, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın ardından kendisinin de New York’a gideceğini belirterek, Kıbrıs’ta devam eden süreci, Kıbrıslı Türklerin duruşunu, kararlılığını ve endişelerini anlatmak için yoğun temaslar yapılacağını söyledi. Sadece New York’ta değil, başka yerlerden randevular alındığını ve görüşmeler yapılacağını ifade eden Çolak, “Benim arzum, gittiğimiz yerlerde, görüşebileceğimiz en üst nokta neresiyse kapıları zorlayarak görüşmek” dedi.

Çolak, bakanlık görevini kabul etmesindeki en önemli nedenin, müzakerelerdeki hareketlilik olduğunu söyledi.

Kıbrıslı Türklerin çözüm kararlılığını herkese anlatacaklarını ifade eden Emine Çolak, çözüm için umutlu olmak gerektiğini vurguladı.

Derinya ve Aplıç sınır kapılarının açılmasıyla ilgili çalışmaların devam ettiğini belirten Dışişleri Bakanı, bu taahhütten geri adım atılmadığını, çalışmaların tamamlanması için biraz zaman gerektiğini söyledi.

Bakan Çolak, çözüm konusunda da 2004’ün travmasını atamadığını belirterek “Hep içimde umut var, heyecan duyuyorum ama yüzde 100 olacak diyemiyorum” dedi. Çolak, beslenen ümitle çaba sarf edildiğini ancak inançsızlığın kişiyi aşağıya çektiğini söyleyerek dengenin önemini vurguladı. (Kıbrıs Gazetesi)



Taçoy: “Rum lider, oklarını Türkiye’ye yöneltirken Akıncı’yı övme gereği duyuyor”



Demokrat Parti Ulusal Güçler ( DP-UG) Genel Sekreteri Hasan Taçoy yaptığı yazılı açıklamada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiades’in açıklamalarına karşılık, “Öyle görülüyor ki, Rum lider bilinen Bizans oyunlarına yeniden başvurmakta KKTC ile Türkiye arasına nifak sokmak için oklarını Türkiye’ye yöneltirken Cumhurbaşkanı Akıncı’yı övme gereğini duymaktadır” dedi.

Taçoy, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiades’in ABD’deki konuşmalarında “taktiksel amaçlı” ve “art niyetli” olarak Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı överken, Anavatan Türkiye’ye saldırdığını savunarak, Cumhurbaşkanlığı ve hükümetinin bu açıklamalar karşısındaki sessiz kaldığını ileri sürdü.

Taçoy, Rum liderin ABD’nin Chicago kentinde 1955-1959 yılları arasında EOKA için mücadele veren Rumlar tarafından 22 Eylül günü düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada EOKA’nın bir ulusal kurtuluş mücadelesi verdiğini söylemesi ve ardından Türkiye’ye saldırmasının her Kıbrıs Türkü’nün kulağına küpe olması gerektiğini kaydetti.

Rum liderin Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak için teröre başvuran, önce İngilizleri, sonra da Ada’daki Türkleri yok etmeyi hedef edinen EOKA örgütünü överken, Türkiye’ye çatmasının doğal olduğunu ifade eden Taçoy, bunun sebebinin ise, Enosis’i engelleyen Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve egemenlik mücadelesine verdiği destek olduğunu söyledi.

Rum liderin hala “Türkiye’nin etkin ve fiili garantisine saldırdığını, Kıbrıs Cumhuriyeti devam edeceğinden, Kıbrıs’taki Türk işgalinin sona ereceğinden dem vurarak, Türkiye’yi henüz üzerine düşenleri yapmamakla suçladığını” ifade eden Taçoy, ama aradan 4 gün geçmesine rağmen, KKTC Cumhurbaşkanlığı ile hükümetin Rum lidere yanıt vermediğini kaydetti. Taçoy şöyle devam etti:

“Neden yanıt verilmiyor? Eğer Rum tarafına KKTC kanadı yanıt vermezse, Anastasiades’e ‘senin muhatabın Türkiye değil KKTC’dir denilmezse, Türkiye üzerine düşeni yapıyor, asıl üzerine düşeni yapmayan EOKA’cılarla kucaklaşan sensin’ denilmezse bunun diplomatik alanda bir eksiklik yaratacağını bizim yetkililerimiz bilmiyor mu? Yoksa çekinilen bir şey mi var? Ya da Rum liderin Türkiye’yi Kıbrıs Türk Halkı ve dünya kamu oyuna hedef gösterme, oyununa mı geliniyor?”

Rum lider masada oturulmasına rağmen Türkiye’yi dayanaksız olarak suçlayabiliyorsa ona yanıt vermenin KKTC Cumhurbaşkanlığı ile hükümetin görevi olduğuna savunan Taçoy, “Bu görevi yapmamak halkımızın hak ve çıkarlarını yeterince yerine getirememektir” iddiasında bulundu.



Özersay: “Yeni Parti Karşılıklı kabul edilebilir bir çözümü savunacak”



Kısa süre önce yeni bir siyasi parti kurma kararı aldıklarını açıklayan Eski Baş Müzakereci, Prof. Dr. Kudret Özersay Kıbrıs Postası’na bu konuda önemli açıklamalarda bulundu. Özersay “Kıbrıs’ta her iki toplumun da içine sindirebileceği, karşılıklı kabul edilebilir bir çözümü destekleyecek bir siyasi oluşumdan bahsediyoruz. Bizler hak ve menfaatlerimizin korunacağı ancak Kıbrıslı Rumların da kendilerini “kaybeden” taraf olarak görmeyecekleri dengeli, adil bir çözümden bahsediyoruz. Bu çerçevede bugün yerleşmiş BM parametreleriyle iki taraf arasındaki ilgili ortak açıklamalara temelinde devam etmesi gereken müzakere sürecinin başarıya ulaşmasını önemsiyoruz. Bu ilkeler temelinde sürdürüldüğü sürece de destekleyeceğiz” dedi.

Yürütülen çözüm müzakerelerine ilgin kurulacak olan siyasi partinin katkısı ne olacak yönündeki bir soruya karşılık Özersay “bizler tabi ki müzakereleri yakından takip ederek halkın elde edilen ilerlemeleri sağlıklı şekilde tartışmasına, önerilerde bulunarak sürece katkı koymaya ve gerektiğinde de uyarılarda bulunmaya çalışacak, bu yolla toplumun kamplara bölünmesine karşı çıkarak çok-sesliliğe imkân sağlayacak bir duruş sergileyeceğiz. Ancak, Kıbrıs Türk toplumunun siyasal ve ekonomik yaşamındaki bütün sorunların çözümünü tamamen Kıbrıs Sorununun çözümü ile bağdaştırma ve erteleme yaklaşımına karşıyız” ifadelerini kullandı.

Kısa süre önce yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında bağımsız bir aday olarak ortaya bir vizyon koyduğunu ve toplumun çok farklı kesimlerinden bu vizyona destek verildiğini hatırlatan Kudret Özersay “O dönemde ortaya koyduğumuz ‘yüzde birlik bir ihtimal dahi olsa çözüm için uğraşmaya değer’ şeklindeki yaklaşım geniş kabul görmüştü. Bu tabi ki iç sorunlarımızın çözümü için oturup Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözüm olmasını bekleyelim anlamına gelmiyor, biz buna karşıyız. Müzakere masasında elde edilecek hakların hayata geçebilmesi, kâğıt üzerinde kalmaması için bugün sahip olduğumuz kurumların liyakata dayalı şekilde, partizanlıktan arındırılarak çok iyi çalışması gerekir. Eğer bunu başarma yolunda ciddi adımlar atarsak, 30 yıldır söylenen kamu reformunu hayata geçirerek bir yerden düzeltmeye ve “vatandaşın devlet için değil devletin vatandaş için olduğu” anlayışını hayata geçirmeye başlarsak işte o zaman bu adada çözümü bulmak da kolaylaşır, bulunacak çözümün sürdürülebilir, yaşayabilir olması da” diye konuştu. Kıbrıs’ta iki taraf arasındaki en önemli sorunlardan birinin güven eksikliği, bir diğerinin ise yönetimi ve zenginliği paylaşmak konusunda Kıbrıs Rum tarafının isteksiz olmasını sağlayan şartlar olduğunu vurgulayan Özersay şöyle konuştu: “Bu sorunlar kısa sürede ve kolayca ortadan kalkacak nitelikte olmasa da kapsamlı çözüme giden yolda bunlara karşı uğraşmak, gerekli adımları atmak için çaba sarf etmek lazım. Bunu yaparken hayatımızı askıya almamak da lazım ama. Yani birileri gerçek anlamda ilerleme elde edilmemişse siyaseten çözüm oldu oluyor havası yaratarak, içeride verilen sözlerin tutulmamasını gizlemeye çalışıyorsa, buna da müsaade etmemek lazım. İşte yeni siyasi oluşumun uğraşı bu yönde olacak. Yani bir yandan çözüm süreci konusunda çok-sesliliği ve toplumun yararını esas alan olumlu bir duruş sergilerken, diğer yandan ülkenin yönetilmesi konusunda sorunların çözümünün ertelenmemesini istiyoruz. Yani sakız çiğnerken merdiven ayağı da çıkabilmeliyiz.”

Kudret Özersay yakın gelecekte bir Kıbrıs’ta bir çözüme varılması ve bunun iki toplum tarafından referandumlarda desteklenerek yürürlüğe girmesi durumunda yeni siyasi oluşumun bunun yaşaması için çok ciddi bir mücadele vereceğine dikkat çekti. Özersay “çözüm gerçekleşirse bu çözümün yaşaması, çözüm antlaşmasında yer alan hükümlerin tam olarak uygulanması için tüm çabamızla çalışacağımızı, halkı çözümün hayata geçirilmesine sahip çıkmaya teşvik edeceğimizi özellikle vurgulamak istiyorum. Biliyorsunuz 1960 düzenlemelerinin uygulanmaması ve Anayasanın değiştirilemez nitelikteki bazı temel hükümlerinin tek taraflı olarak değiştirilmeye kalkılması sorunların en önemli nedenlerinden birisiydi. Yeni siyasi oluşumun temel hedeflerinden birisi de olası bir çözüm durumunda bu ve benzeri yanlışların tekrarlanmasını önlemek olacak. Olası bir çözüm antlaşmasına ve hükümlerinin uygulanmasına sahip çıkacak, çözümle birlikte elde edilen toplumsal hakların hayata geçmesini takip edeceğiz.” (Kıbrıs Postası)



“Çözümün ekonomik boyutu ile ilgili tartışmalar şiddetleniyor”



Rum Simerini gazetesi haberinde, Kıbrıs sorununun olası bir çözümünün ekonomik boyutu ile bu çözümden ortaya çıkacak olan ekonomik kazançlarla ilgili tartışmaların gittikçe şiddetlenmekte olduğunu yazdı.

Rum devlet yetkilileri ile ekonomik unsurların, argümanlarını bu parametreye odakladıklarını ve çözümden ortaya çıkacak olan ekonomik kazançları vurgulamakta olduklarını kaydeden gazete, diğer bir yandan ise, durumların bu kadar basit olmadığını düşünenler olduğunu ve bunların eller tutulur rakamlara ve senaryolara sahip ciddi bir ekonomik araştırma olmadığı uyarısında bulunduklarını aktardı.

“Federal bürokrasinin maliyetinin ne olacağının” da büyük bir soru teşkil etmekte olduğunu yazan gazete, iç sayfalardan geniş yer ayırdığı haberinde, “elle tutulur rakamlar ve senaryolara sahip olmayan herhangi bir ciddi ekonomik araştırma olmamasının nedeninin gizemini koruduğunu” yineledi.

Rum Politis gazetesi ise ekonomi ekinde yer verdiği haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in bütün muhataplarına, gerekli finansman bulunmadığı takdirde, çözüm anlaşmasını imzalamayacağı ve bunu kesinlikle referanduma getirmeyeceği şeklindeki açıklamasına yer verdi.

Anastasiadis’in “ölümcül bir tuzağa düşmekten korktuğunu” kaydeden gazete, bir diğer ifadeyle, Anastasiadis’in çözüm anlaşmasının imzalanması, ancak ekonomik kaynak olmaması yüzünden bunun uygulanamamasından korktuğunu belirtti.

Gazete, Anastasiadis’in bu endişesini, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da paylaşmakta olduğunu savundu.



Neofitu: “Kıbrıs sorununda Kasım ayı kritik”



DİSİ partisi başkanı Averof Neofitu, Kıbrıs sorununun çözümü çabalarında Kasım ayının kritik olduğunu iddia etti.

Rum Kathimerini gazetesinde yer alan söyleşisinde Neofitu, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, Kıbrıs sorununun Güney Kıbrıs’ta 2016 yılının Mayıs ayında gerçekleştirilecek milletvekilliği seçimleri öncesinde çözülmesi gerektiği şeklindeki görüşüne katılıp katılmadığı şeklindeki bir soruya, “Kıbrıs sorununun çoğu kez zamanla ilişkilendirildiğini, oysa zaman kavramının hiçbir zaman olmadığını ve olmayacağını” söyleyerek yanıt verdi.

Neofitu, Kasım ayı sonlarına doğru gidişatın ne olduğuna ilişkin bir fikir edinebileceklerini, bu soruya da o zaman yanıt verebileceğini belirtirken Türkiye’deki seçimlere de dikkat çekti ve Kasım ayının Türkiye’nin Kıbrıs sorununa öncelik vereceği bir dönem olacağını düşünmediğini ifade etti.

Neofitu ayrıca, Kıbrıs sorunu konusunda AKEL, ekonomik konularda ise DİKO’yla uyuştuklarını vurguladı ve siyasette arabuluculuk gibi zor bir rolü sürdürmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.



Rosatom Şirketi’nden Rum Enerji Bakanlığı’na Kıbrıs’a nükleer santral önerisi



Türkiye’nin Mersin iline Akkuyu Nükleer Santrali’ni inşa etmekte olan Rusya Devleti’nin nükleer enerji şirketi “Rosatom”un, önceki gün, Rum Enerji Bakanlığı’na, Kıbrıs’ta elektrik üretiminde nükleer enerjiden istifade edilmesiyle ilgili bir program sunduğu bildirildi.

Rum Fileleftheros gazetesi, haberinde, şirketin sunduğu programın, Kıbrıs’a, elektrik sorununu tamamen çözecek ve akaryakıt ithali bağımlılığını ortadan kaldıracak küçük nükleer santraller inşa edilmesini öngördüğünü yazdı.

Gazete, şirket yetkililerinin Rum Enerji Bakanlığı yetkilileriyle yaptığı görüşmede, çeşitli devlet dairelerinden gelen katılımcılara, elektrik enerjisi tedarik edilmesiyle ilgili önemli konularda bilgi alma imkanı tanındığını kaydederken, şirket temsilcilerinin, nükleer santralden megavat başına, diğer giderler de dahil 50 Euro’ya üretim yapılabileceği teminatını verdiğini belirtti.

Haberde, Rum Elektrik İdaresi tarafından bugün üretilen elektriğin megavat başına yaklaşık 85 Euro olduğu ifade edildi.

Rus yetkililerin, nükleer santralin, herhangi bir kaza durumunda hiçbir risk taşımadığından bahsettiklerini ve katılımcıları yatıştırdıklarını yazan gazete, santralin büyük depremler, tsunami, kundaklama ve hatta bombalı saldırılara bile dayanıklı olduğunu belirttiklerini kaydetti.

Gazete, toplantıda, Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili bilgilendirme yapıldığını ve Kıbrıs’a kabloyla elektrik getirilebileceğinin ifade edildiğini belirtti.







Enformasyon Dairesi







Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 25
Dün Tekil 1186
Bugün Tekil 914
Toplam Tekil 2640359
IP 35.171.146.16






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































23 Muharrem 1441
Eylül 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.096 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu