BASIN BÜLTENİ Liderler yarın bir araya geliyor - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Liderler yarın bir araya geliyor
Tarih: 01.09.2015 > Kaç kez okundu? 1274

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde yarın ara bölgede yeniden bir araya gelecek. BM’den yapılan yazılı açıklamaya göre, BM kontrolündeki ara bölgede müzakereler için tahsis edilen binada saat 09.30’da başlayacak görüşmede, Pazartesi günü Ada’ya gelecek olan BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide de hazır bulunacak.



En önemli başlık mülkiyet



Bugüne kadar yedi kez bir araya gelen liderler, yaz döneminde müzakerelere verilen kısa aranın ardından yarın ara bölgede bir araya gelecek. Yeni dönemin en önemli başlığı “mülkiyet” olarak öne çıkıyor.

Kıbrıslı Türk Lider Mustafa Akıncı ve Kıbrıslı Rum Lider Nikos Anastasiadis Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla yürütülen müzakerelerde yarından itibaren yoğun sürece girecek. Havadis gazetesinin Türk ve Rum liderliklerine yakın kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre önümüzdeki 2-3 ay son derece kritik. Bu sürede mülkiyet konusunda büyük bir yakınlaşmanın yakalanması durumunda müzakereler büyük oranda tamamlanmış olacak.

Mülkiyette iki liderin ortak anlayışı mevcut kullanıcı ve orijinal mal sahiplerinin kurulması ve yeni insan hakları ihlalleri yaratılması bu da çözümden sonra kurulacak Mülkiyet Komisyonu’nun mülkiyetle ilgili sorunları çözerken temel alacağı kriterleri belirtmekten geçiyor.

“Yeni mağduriyetler yaratmayacak ve kullanıcı ile orijinal mal sahipleri mülkiye hakları arasında adil bir denge sağlayacak iade takas ve tazminat kiriterlerini belirlemek için müzakereciler ve heyetleri yoğun bir döneme girecek. (Havadis Gazetesi)



30 Ağustos Zafer Bayramı kutlandı



30 Ağustos Zafer Bayramı dün törenlerle kutlandı. Zafer Bayramı dolayısıyla ilk tören Lefkoşa Atatürk Anıtı önünde düzenlendi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı anıt özel defterine şunları yazdı:

“Aziz Atatürk, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın yıldönümünde seni bir kez daha saygıyla anmak için huzurundayız. 93 yıl önce böylesi bir günde senin komutanlığında elde edilen büyük askeri başarı çağdaş ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni bir devlet olarak doğmasının yolunu açmıştır. O günden bu yana kurucusu olduğun Türkiye Cumhuriyeti bir yandan kendi gelişimini sürdürürken bir yandan da Kıbrıs Türk halkının var oluş mücadelesinin en önemli dayanağını oluşturmuştur. Oluşturduğun devlet için öngördüğün “Yurtta Barış Dünyada Barış” ilkesi ve çağdaş uygarlık hedefi Kıbrıslı Türkler için de içtenlikle benimsenen temel ilke ve hedeflerin başlıcası durumundadır. Böyle olmaya da devam edecektir. Bu duygu ve inançla seni bir kez daha saygıyla anıyoruz.”

TC Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay’ın Anıt Özel Defteri’ne yazdıkları ise şöyle:

“Büyük Önder Atatürk, ulusumuzun varlığı ve bağımsızlığı uğruna verdiği kurtuluş mücadelesinde kayıtsız şartsız egemenliğini elde ettiği, tarihimizin en önemli dönüm noktası olan bu büyük zaferin 93. yıldönümünde ne mutlu ki bir kez daha manevi huzurunuzdayız. Başkomutanlığınızda, 30 Ağustos’ta kahraman Türk ordusuyla omuz omuza çarpışarak azmini, gücünü ve iradesini tüm dünyaya kanıtlayan Türk milletinin verdiği en önemli mesaj kendi ayakları üzerinde yükselen bir Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. Sizin de ifade ettiğiniz gibi hem Türk hem de dünya tarihine yön veren bu büyük zaferin yıldönümünde bugün de Türk ulusu olarak birlik ve beraberlik ruhu ile ilke ve devrimlerinizin ışığında kararlılıkla ilerlemeye devam ediyoruz. Bu duygularla Kıbrıslı Türk kardeşlerimizle birlikte aziz hatıranız önünde saygıyla eğiliyor, aziz şehitlerimizi ve kahraman silah arkadaşlarınızı rahmet ve şükranla anıyoruz.”

Tören, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral İsmail Serdar Savaş’ın Anıt Özet Defteri’ni imzalamasıyla sona erdi.



Burcu: “Müzakereciler, takas, tazminat ve iade çarelerinin müzakeresine başlamış değillerdir”



Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, müzakerecilerin “mülkiyet başlığı altında takas, tazminat ve iade çarelerinin kime ve ne şekilde verileceğini belirleyecek kriterlerin müzakeresine” başlamadığını bildirdi.

Burcu, tarafların bugüne kadar bu kriterlerle ilgili pozisyonlarını birbirlerine henüz iletmediklerini belirterek, “Mülkiyet başlığı altında sağlanan gelişme sadece etkilenen mülklerin kategorileri ve çeşitliliği üzerine yapılan ortak saptamalardır” dedi.

Burcu, “Müzakereciler ‘mülkiyet’ başlığı altında takas, tazminat ve iade çarelerinin kime ve ne şekilde verileceğini belirleyecek olan kriterlerin müzakeresine başlamış değillerdir. Bugüne kadar bu kriterlerle ilgili pozisyonlarını taraflar birbirlerine henüz iletmemişlerdir” dedi.

“Mülkiyet” başlığı altında sağlanan gelişmenin sadece etkilenen mülklerin kategorileri ve çeşitliliği üzerine yapılan ortak saptamalar olduğunu ifade eden Burcu, şunları kaydetti:

“Bu mülklerin çözüm sonrasında akıbetini belirleyecek olan çözümden sonra kurulması öngörülen ve Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların eşit sayıda katılacağı Mülkiyet Komisyonu’dur.

Mülkiye Komisyonu’nun kararlarına dayanak yapacağı kriterlerin müzakere edilme aşamasına henüz gelinmemiştir. Önümüzdeki süreçte bu kriterlerle ilgi konular taraflarca gündeme alınıp görüşülecektir.”



Tatar: “KKTC Meclisi ve halktan hiç bir şey gizlenmemeli”



UBP Genel Başkanlığı’na aday olacağını açıklayan Lefkoşa Milletvekili Ersin Tatar, “iddia edildiği gibi Kıbrıs konusunda bir antlaşmaya doğru gidiliyorsa artık KKTC Meclisi ve halktan hiç bir şey gizlenmemesi gerektiğini” söyledi.

Tatar, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Meclise bilgi vermeye karar verdiğini ifade ederek, “Dinleyip değerlendireceğiz. İnşallah tüm açıklığı ile Rum tarafı ve bizim önerilerimizi öğrenme ve dinleme fırsatı buluruz” dedi.

Cumhurbaşkanı’na sorular yönelten Tatar, soruları şöyle sıraladı:

- Yönetim ve Güç Paylaşımı konusunda nelerde uzlaşıldı, nelerde uzlaşılmadı. Dönüşümlü başkanlık ne olacak?

- Varılacak anlaşma Avrupa Birliği’nin birincil hukuku olacak mı?

- İki kesimlilik nasıl korunacak?

- Toprak kriterlerimiz nedir?

- Mülkiyet kriterlerimiz nedir? Bizim Mülkiyet Komitemizin başında kim var? Bu önemli komitenin üyeleri kimdir, kariyerleri nedir?

- KKTC Devleti’nin tüm partilerinin yer aldığı gelmiş geçmiş tüm hükümetler döneminde verilen KKTC tapuları ne olacak?

- Çözüm için bir geçiş dönemi öngörüyor musunuz? Bu dönemde işler nasıl yürüyecek?

Ersin Tatar, herkesin gözünü dört açması, halka yalan yanlış, umutlandırıcı şeyler söylemek yerine gerçeklerin söylenmesi gerektiğini dile getirdi ve şöyle devam etti:

“Rum tarafı dönüşümlü başkanlığı kabul etmiyor. Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin devamına karşıdır. Kıbrıs Türkü’nü koruyacak, bir sıkıntı doğması halinde hemen müdahele edebilecek sayıda askerin burada kalmasını istemiyorlar. Avrupa Birliği müktesebatını kullanarak, iki kesimliliği ortadan kaldırmak istedikleri nettir. KKTC vatandaşlarını ‘1974 sonrası Türkiye’den gelip yerleşenler ve 1974 öncesi burada yaşayanlar ve onların çocukları’ olarak ayrıma tabi tutup 74 öncesi gelenlerin geri gitmesini talep ediyorlar.

Mülkiyette ortaya koydukları görüşler KKTC nüfusunun nerdeyse dörtte üçünü olumsuz olarak etkileyecek, bizleri bir anda taşınmaz mallar bakımından bir komisyonun kararını bekleyen, hiç bir inkişaf, alım-satım yapamayacak duruma düşürecek niteliktedir. Toprak olarak ise şu andaki topraklarımızın yaklaşık dörtte birini talep ediyorlar.”



Omiru: “Garantilerin kaldırılması elzem”



Rum Meclis Başkanı Yannakis Omiru, garantilerin kaldırılmasının elzem olduğunu söyledi.

Rum Simerini gazetesine röportaj veren Omiru, olası bir çözümde garantör güçlerin ve müdahale hakkının benimsenmesinin, devletin temelleri için mayın teşkil edeceğini ve bu temellerin yıkılmasının reçetesi olacağını öne sürdü.

Omiru, Türkiye’nin garantileri kullanarak, gerek askeri yollarla, gerek şiddet tehdidiyle, gerekse diğer şekillerde Kıbrıs’ta olup bitenlere müdahale etmek istediğini iddia ederek, Türkiye’nin 1960 Garanti Anlaşması zemininde askeri boyutu olan tek garantör ülke olduğunu savundu.

Kıbrıs’taki üç garantör ülke olan İngiltere, Yunanistan ve Türkiye’nin üstlendiği garantilerin, BM ya da AB’ye geçmesi gerektiğini ifade eden Omiru, 1960 Garanti Anlaşması’nın, İngiliz sömürgesinin, egemen halkın rızası olmadan uygulamaya geçirdiği bir sözleşme olduğunu kaydetti.



Stefanu: “AKEL kaliteli nitelikler ve ilkelerin var olduğu bir çözümü arzuluyor”



AKEL Polit Büro üyesi Stefanos Stefanu, Rum Fileleftheros gazetesine verdiği söyleşide, AKEL’in herhangi bir çözüm istemediğinin altını çizerken, belirli kaliteli nitelikler ve ilkelerin var olduğu bir çözümü arzuladıklarını ifade etti.

AKEL’in Kıbrıs sorununa ilişkin kırmızı çizgilerini anımsatan Stefanu sözlerinin devamında, tüm bunların yerine getirilmemesi durumunda çözüme müsamaha göstermelerinin söz konusu olmadığını belirtti.

Kıbrıs sorununun çözümünün, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin üniter devletten federasyona dönüşmesiyle, devamını sağlamasını garanti altına alması gerektiğini belirten Stefanu, çözümün, devletin, gevşek değil güçlü, tek olması, ayrıca tek vatandaşlık ve tek uluslararası temsiliyete sahip olması gerektiğini de ifade etti.

Stefanu, insan haklarının ve temel özgürlüklerin, kendileri için önemli olduğunu ve bunların, sınırlandırmalar olmaksızın engelsiz bir şekilde işlev göstermesi gerektiğini söyledi.

Stefanu açıklamasında ayrıca AKEL için, Kıbrıs sorununun çözümünün, “işgal” olgusunu, de facto bölünmüşlüğü sonlandırmasının, halkı ve devleti yeniden birleştirmesinin, özellikle öneme sahip olduğunu belirtti.

Bir başka soru üzerine AKEL’in, Kıbrıslı Türklerle diyalog ve temas içerisinde olmaya devam ettiğini belirten Stefanu, AKEL’in, Kıbrıslı Türklerle yıllardır ilişkileri muhafaza eden tek parti olduğunu, bunun da, Kıbrıs Türk toplumunun ne hissettiğini ve nasıl davrandığını anlamalarına yardımcı olduğunu söyledi.

Kıbrıslı Türklerle yapılan temaslardan, Kıbrıslı Türklerin çoğunluğunun isteğinin çözüm ve yeniden birleşme olduğunu tespit ettiklerini söyleyen Stefanu, “bu isteğin, Mustafa Akıncı’nın Kıbrıs Türk liderliğine seçilmesiyle de dile getirildiğini” ifade etti.

Ankara’nın kartlarını henüz açmadığı savunulup Ankara’dan neler beklendiğine ilişkin bir soru üzerine Stefanu, Türkiye’nin niyetlerinin müzakere masasında ortaya çıkacağını savundu.

Bugüne kadar oluşan olgular temelinde Kıbrıs sorununun çözümüne yol açacak formülün bulunabileceğine inanıp inanmadığı şeklindeki bir soru üzerine ise Stefanu, müzakerelerin, Kıbrıs sorununda bütünlüklü, karşılıklı kabul edilebilir bir anlaşmaya varılıp varılamayacağını ortaya koyacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Kıbrıs Türk liderliğinde yer almasının olumlu bir gelişme olduğunu ancak her şeyin ve herkesin müzakere masasında değerlendirileceğini ifade eden Stefanu, şu ana kadar sahip oldukları bilgilendirmenin, iki tarafın müzakerelerde ayrıntılara girmediği şeklinde olduğunu dile getirdi.

Stefanu, iki tarafın, mülkiyet gibi bazı konuların görüşme çerçevesini ortaya koydukları ancak konuların farklı boyutlarının özlü bir şekilde ele alınmasına girmediğini de söyledi.



Kiprianu: “Henüz başlangıçtayız, daha önümüzde çok yol var ama olumlu hava mevcut”



AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, “Kıbrıs sorununun çözümü konusunda henüz başlangıçtayız ve daha gidilecek çok yol var, ama yine de bir umut penceresi açan olumlu bir hava mevcuttur” dedi.

Rum Alithia gazetesine röportaj veren Kiprianu, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e Hristofyas-Talat müzakerelerinde varılan uzlaşıları değerlendirmesi çağrısı yaptıklarını ancak kaale alınmadıklarını ve zaman kaybedildiğini; şimdi ise bu uzlaşıların dikkate alındığını ve bir hareketlilik görüldüğünü söyledi.

Kiprianu, Kıbrıs sorununda oluşan bu dinamiğin kaybedilmemesi gerektiğini ve halkta sahte hisler yaratmak istemediklerini ifade etti.

İki liderden şu ana kadar gelen mesajların cesaret verici olduğunu belirten Kiprianu, Anastasiadis’in ciddiyetle sonuna kadar çalışacağına inanmak istediklerini söyledi.

NATO’ya karşı çıktıklarını bir kez daha yineleyen Kiprianu, NATO’ya üyeliğin Kıbrıs’a hiçbir menfaat sağlamayacağını belirtti.



“Kullanıcının tayin edilmesi konusu Akıncı ve Anastasiadis’in siyasi kararıyla çözülecek”



Kıbrıs Türk ve Rum müzakere heyetleri arasında mülkiyet bağlamında, kullanıcının tayin edilmesi konusunda “Gordion Düğümü” oluştuğu, bu düğümün Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in siyasi kararıyla çözüleceği haber verildi.

Haftalık Kathimerini gazetesi, güvenilir bilgilere dayanarak 1 Eylül’deki görüşmelerinde Akıncı ve Anastasiadis’ten, kimlerin hangi şartlarda KKTC’deki eski Rum mallarının kullanıcısı tayin edileceğini, hangi şartlar altında ihtilaflı mülkü elinde tutma talebinde -kişisel mülkiyet hakkı artık tazminatla verilecek- önceki mal sahibine karşı öncelikli olacağını siyasi kararla belirlemelerinin isteneceğini yazdı.

Habere göre gerek mülkiyet çalışma grupları, gerek Kıbrıslı Türk Müzakereci Özdil Nami ve Rum dengi Andreas Mavroyannis başkanlığındaki heyetler arası görüşmelerde tarafların tezleri arasında köprü kurulamadı, arada büyük uçurum var.

Haberde Kıbrıs Türk tarafı çözümden sonra işleyecek mülkiyet komitesinin rolünün mümkün olduğunca teknik düzeyde (uzlaşılan kriterleri uygulamak) sınırlandırılması için mülkiyet kriterlerinin detaylı kaydedilmesini istediği, bu nedenle de salı günkü liderler görüşmesinde siyasi karar alınsın ya da alınmasın mülkiyetin uzun süre müzakere masasında kalacağı belirtildi.

Gazete özetle şunları aktardı:

“Yetkili kaynakların gazetemize aktardığına göre müzakereler, kaydedilecek anlaşmaların bir yandan iki bölgeli iki toplumlu federasyona, bir yandan da insan haklarının tesis edilmesi ve Avrupa müktesebatına uygun olması için elzem olan; mülkiyet konularının, toprak kriterlerinin, vatandaşlık ve yerleşikler konularının bağlanacağı çok kritik bir noktaya geldi.”

Haberde Nami ve Mavroyannis’in BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin de katılacağı yarınki görüşmelerinde salı günkü liderler görüşmesinin gündemini kesinleştirmelerinin beklendiği kaydedildi.”

Gazete BM’nin, 14 Eylül’e kadar Cumhurbaşkanı Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in yapacağı bir ortak açıklama ile müzakerelerle ilgili ilerleme raporu yayımlanması için baskı yaptığını ancak Rum tarafının BM’nin baskılarına rıza göstermekte tereddütlü göründüğünü belirterek tereddüdün nedenini şöyle izah etti:

“Taktik açıdan çapraz müzakere prosedürünü güçsüzleştirmemek, esas açısından da; son aylarda mülkiyet ve toprak kriterlerine karşılık yönetim ve güç paylaşımında önemli ilerleme kaydedildiğinden, iki tarafın tezlerindeki yeni yakınlaşmalarla ilgili bugüne kadarki gözden geçirmede terazinin kefesi Kıbrıs Türk tarafından yana ağır bastığı için.”



Neofitu: “Kıbrıs Helenizmi’nin, kuzeydeki şehirlerde ve köylerde yeniden kök salması için mücadele etmeye devam edeceğiz”



Rum Simerini gazetesine söyleşi veren DİSİ Başkanı Averof Neofitu, “Taksimi” kabul etmelerinin söz konusu olmadığını ve “Kıbrıs Helenizmi’nin, kuzeydeki şehirlerde ve köylerde yeniden kök salması için mücadele etmeye” devam edeceklerini söyledi.

Averof Neofitu, Kıbrıs sorununda onurlu bir anlaşmaya yönelik kararlılığını dile getiren Türkiye’nin elle tutulur bir faaliyet yapmadığını öne sürdü.

Neofitu, bununla birlikte yeni Kıbrıs Türk liderle, müzakere masasındaki değişikliğe de gözlerini kapamalarının, aynı zamanda Eroğlu ve Akıncı’nın aynı olduğunu da addetmelerinin mümkün olmadığını ifade etti.

Müzakerelerde ve karşılarında bulunan müzakerecide kayda değer bir değişikliğin olduğunu söyleyen Neofitu, bunun da Kıbrıs sorununda, bir anlaşma sağlanması için ümit penceresinin açıldığını düşünmelerine olanak tanıyan, uluslararası düzeyde bir dinamik yarattığını belirtti.

Çözüm çabalarının sonuç vermesi için her türlü olanağın tüketilmesinin milli bir sorumluluk olduğuna da dikkat çeken Neofitu, Kıbrıs sorununa ilişkin herhangi bir anlaşma için partisinin tavrının bile kesin olmadığını ifade etti.

Neofitu, bir anlaşmaya baştan “evet” veya baştan “hayır” denmesi mantığının bulunmadığını, bununla birlikte DİSİ’nin bile, herhangi bir anlaşma konusunda hangi tavrı takınacağının kesin olmadığını, bunu da birçok kez dile getirdiğini söyledi.

Neofitu, diyaloğa yönelik olarak yaratıcı bir şekilde işlev göstermeleri, sabırlı ve doğru bir şekilde siyaset ortaya koymaları gerektiğini ifade ederken önceden “evet” veya “hayır” söyleyen bir kimsenin, sadece güvenirliliğini kaybetmekle kalmayacağını, aynı zamanda iç cephede kabul edilemez milli zararlara da neden olabileceğini belirtti.



Akansoy: “Kıbrıslı Türkler güvenlik arzuluyor, Kıbrıslı Rumlar ise bu arzuyu bir tehdit olarak görüyor”



CTP Milletvekili Asım Akansoy haftalık olarak yayımlanan Rum Kathimerini gazetesine verdiği demeçte, garantilerle ilgili bir soru karşısında, Kıbrıslı Türklerin güvenlik arzuladığını, Kıbrıslı Rumlarınsa bu arzuyu bir tehdit olarak gördüğünü ifade etti.

Çözümün Kıbrıslı Türkleri teskin edip, Kıbrıslı Rumları korkutmaması gerektiğini ifade eden Asım Akansoy, bu nedenden dolayı 1960 garantiler rejiminin devamının mümkün olmadığını belirtti.

NATO garantilerini de kabul edemeyeceklerini söyleyen Akansoy, nihai analizde, sadece Kıbrıslı Türklerin güvenliğini garanti altına alacak bir çerçeve oluşturmaları gerektiğinden söz etti.

Rum Kathimerini gazetesine göre Akansoy, Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasının ardından kısa süre içerisinde görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini belirterek, bunun çok önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.

Bugüne kadar görüşmelerin iki toplum lideri arasında al-ver süreci biçiminde yapıldığını söyleyen Akansoy, bugün, bir çözüm yaratma sürecine sahip olunması ve vatandaşların, aydınların ve sivil toplum örgütlerinin de iki toplumla birlikte yeni devlet yaratma sürecinde yer alması gerektiği üzerinde durdu.

Bir soru üzerine adadaki mevcut durumun sürdürülebilir olmadığı görüşünü dile getiren Akansoy, adanın güney kesiminde olduğu gibi kuzeyde de yapıların sürdürülebilir olmadığını, bu nedenle yapıların yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti.

Akansoy, bu sürecin son durağının yeni devlet olduğunu, var olan ayrı mevcut yapıların (“Kıbrıs Cumhuriyeti” ve KKTC) yeni devletin sürdürülebilirliğinin destekleyicileri ve garantörleri olacağını söyledi.

Mevcut koşullarda silahlı kuvvetlerin varlığının beklenen bir şey olduğuna değinen Akansoy, Kıbrıs sorununun çözümünün ardından Türk ordusunun adada kalması için sebepler olmayacağı yönündeki inancını dile getirdi.



Kasulidis’ten 29 Temmuz belgesi konusundaki eleştirilere yanıt



Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis’in, KKTC’nin, New York Temsilcisi aracılığıyla, BM’ye sunduğu 29 Temmuz tarihli belge konusunda, Güney Kıbrıs’taki muhalefet partilerinin yaptığı eleştirilere yanıt verdiği belirtildi.

Rum Alithia gazetesi ilgili haberinde, Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis’in konu hakkında yaptığı yazılı açıklamaya yer verdi.

KKTC New York Temsilcisi Mehmet Dana’nın imzasıyla, 29 Temmuz’da BM’ye sunulan belge, Rum Yönetimi’nin, Türk savaş uçaklarının, hava ihlali gerçekleştirdiği iddiasıyla yaptığı girişime yanıt niteliği taşımakla birlikte, belge içerisinde iki bağımsız devletten ve Güney Kıbrıs’ın işlevsizliğinden bahsediliyor.

Habere göre Kasulidis, eleştirilerde bulunan Vatandaşlar İttifakı Başkanı Yorgos Lillikas’ın, eski bir dışişleri bakanı olarak, BM’deki Rum temsilcinin her iki veya üç ayda bir, Rum hava sahasındaki Türk ihlallerinin tümünü topladığını ve BM’ye şikayet ettiğini bilmesi gerektiğini ifade etti.

Kasulidis, Türk temsilcinin, yanıta yanıtında, bu belgenin dağıtımının, KKTC’nin bunu yapamaması nedeniyle, KKTC ilişiği ile yapılmasını talep ettiğini, ayrıca bu yanıt şeklinin alışılmış olduğunu da belirtti.

Kasulidis açıklamasında ayrıca, BM’de dağıtımı yapılan ve iki devletten bahseden belgenin, KKTC’nin değil Ankara’nın olduğunu da savundu.

Kasulidis, diyaloğun devletler arasında değil, BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde yapıldığının da bilinmesinde fayda olduğunu söyledi.

Rum Meclis Başkanı Yannakis Omiru konu hakkında yaptığı açıklamada, KKTC adına Türkiye tarafından BM’de dağıtımı yapılan, Kıbrıs’ta iki bağımsız devlet ve işlevsiz “Kıbrıs Cumhuriyeti’”ne ilişkin belgenin, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın çabalarına ve güvenirliliğine zarar verdiğini savundu.

DİKO Basın Bürosu Müdürü Yorgos Yeorgiu ise halkı yanılttığı ve Kıbrıs meselesine zarar verdiği gerekçesiyle Anastasiadis’e eleştiriler yöneltti.

Yeorgiu, söz konusu belgenin, hükümet ile DİSİ ve AKEL’in var olduğuna ikna etmeye çalıştığı iyi ortama dair uydurmacayı ortaya koyduğunu ileri sürdü.



Tatar: “Hükümetin ekonomik önlemleri karara bağlayamaması büyük hata”



Ulusal Birlik Partisi’nde (UBP) 31 Ekim’de yapılacak kurultayda genel başkanlığa aday olacağını açıklayan Lefkoşa Milletvekili Ersin Tatar, “dövizdeki yükselişin tahribatı yaşanırken hükümetin hala sektörleri, çalışanları ve toplumun diğer kesimlerini birlikte kapsayacak gerçekçi ve ekonomik realitelere uygun bir önlemler dizisini karara bağlayamamasının büyük bir hata olduğunu” belirtti.

Ersin Tatar, Kıbrıs Türkü’nü rahatsız eden asıl sorunun ekonomik sıkıntılar olduğunu, bunu aşmanın yolunun ise dünyayı iyi bilmek, gelişmeleri doğru okumak, ekonomik kararları zamanında almak ve uygulamaktan geçtiğini kaydetti.

Tatar açıklamasında şunları belirtti:

“KKTC halkının devletinin varlığı ile ilgili hiç bir sorunu yoktur. Halkımızın sıkıntısı ekonominin yeterince büyümemesi, ekonomik gücünün ortaya çıkan ihtiyaçlarının karşısında yetersiz kalmasıdır.

Yapılması gereken ülkeyi süratle yüksek büyüme hızına ulaştırmaktır. Bunun reçetesi de bellidir; Yatırımcıların önü net bir şekilde açılmalı, KKTC yatırımcılarının haklı istemleri dikkate alınmalı, yarım kalmış altyapı yatırımları ve tesislerin süratle bitirilmesine gidilmeli, özelleştirmeye, kamunun verimli çalışmasına ağırlık verilmeli, maaş ve ücret artışlarını engelleyici tutum takınmak yerine pastayı büyütecek çalışanların haklarını alacakları, bunun neticesinde piyasanın canlanacağı bir politika izlenmeli ve Anavatan Türkiye’nin bu politikayı desteklemesi sağlanmalıdır. Vergi ve gümrük politikalarımız gözden geçirilmeli, yüksek kalkınma hızını sağlayıcı ekonomik tedbirleri destekleyen bir anlayışla yeni bir düzenlemeye tabi tutulmalıdır.

Gerekirse toplantılar aralıksız olarak devam ettirilmeli ve alınacak kararlar derhal uygulamaya konularak ülke rahatlatılmalıdır.”

Tatar, her kesimden insan haklı olarak gelişmelerden huzursuzluk duyarken hükümetin hareketsiz kaldığını savundu ve alınacak önlemlerin hâlâ karara bağlanamamasının kabul edilemez olduğunu belirtti.



Saner de adaylığını açıkladı



UBP Gazimağusa Milletvekili Hamza Ersan Saner’de UBP Genel Başkanlığına resmen aday olduğunu bildirdi. Saner adaylık gerekçelerini ise bugün açıklayacak. Ersan Saner’in adaylığını açıklaması ile UBP de genel başkan adaylarının sayısı 5 oldu. (Detay Gazetesi)



İngiliz Okulu müdür yardımcısı görevden alındı



Kıbrıslı Türklere yakınlığı ile bilinen, İngiliz Okulu Müdür Yardımcısı Andonis Andoniu’nun, önceki gün okul yönetim kurulu kararıyla, “Müdür Yardımcılığı” görevinden alındığı bildirildi.

Rum Haravgi gazetesinin haberinde, AKEL’in, Andoniu’nun siyasi sebeplerden ötürü görevden alındığı belirtilerek, bu durumu kınadığı yazıldı.

Bu durumdan Rum Hükümeti’ni de sorumlu tutan AKEL, atadığı Yönetim Kurulu’nun bu kararlarına müsamaha göstermekle de hata yaptığını savundu.



“Gaziler geçidi açılsın”



Gaziler kökenli Rumlar, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e köyün kurtarılışının yıldönümü vesilesiyle, Gaziler geçidinin açılması talebini yineledi.

Rum Politis gazetesine göre Gaziler kökenli Rumların örgütlü olduğu “Piroi” (Gaziler) isimli dernek ile “Ay. Antipa Piroiu” Kilisesi Komitesi üyeleri dün Anastasiadis’i ziyaret ederek, taleplerini içeren karar suretini iletti.

Anastasiadis adına Özel Kalem Müdürü Kipros Kiprianu tarafından alınan karar suretinde “askeri bölge olduğu için 41 yıldır köylerine erişimleri olmadığı, Anastasiadis’in köylerinden geriye kalanları, en azından 800 yıllık kiliseyi kurtarmak için köye girip tamirat yapmalarına yardım etmesi” isteği yanında, Gaziler ve Erenköy geçitlerinin açılması gerektiği görüşü tekrarlandı.

Kiprianu da, Gaziler meselesinin Barikatlar Komitesi’ne verildiğini ve Anastasiadis’in elinden gelen her şeyi yapmaya devam ettiğini söyledi.



Girne’deki “Ay. Fanurios” mağara şapelinde ayin yapıldı



Yaklaşık 400 Girne kökenli Rum’un, önceki gün, Girne’ye bağlı Karaoğlanoğlu köyünün sahilinde bulunan “Ay. Fanurios” mağara şapelinde ayin yaptıkları bildirildi.

Rum Alithia gazetesi, Girne Belediyesi tarafından organize edilen ayin için güneyden 10 otobüs kaldırıldığını ve ayine, DİKO Milletvekili Kostas Mavridis ile Ekologlar ve Çevreciler Hareketi Başkanı Yorgos Perdikis’in katıldığını yazdı.

Haberde, ayin için gelen Rumların Beylerbeyi, Karaman, Alsancak ve Lapta köylerini ziyaret etme fırsatı buldukları da belirtildi.







Enformasyon Dairesi







Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 24
Dün Tekil 900
Bugün Tekil 601
Toplam Tekil 2673366
IP 34.204.173.45






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































21 Safer 1441
Ekim 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Sevgim - Millete!
Vurgunluğum - Azadlığa ve adalete!
itaatim - Hocalarıma!
Borcum - Dostlarıma ve meslektaşlarıma!
Nefretim - Yalancılara ve iki yüzlülere!

(Ebülfez ELÇİBEY)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 8.106 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu