BASIN BÜLTENİ Çolak: “ Umut verici bir dönem içerisindeyiz” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Çolak: “ Umut verici bir dönem içerisindeyiz”
Tarih: 25.08.2015 > Kaç kez okundu? 1262

Paylaş


Dışişleri Bakanı Emine Çolak, Kıbrıs sorununda umut verici bir dönem içerisinde bulunulduğunu ve adadaki tüm vatandaşların, bunu muhafaza etmesi gerektiğini söyledi.

Haftalık Rum Kathimerini gazetesine röportaj veren Çolak, her iki tarafın da maksimalist taleplerden uzaklaşması gerektiğini vurgularken, Rumların, bazı taleplerini yeniden gözden geçirmesini istedi ve garantilerin, çözümü geciktirmemesi gerektiği görüşünü ortaya koydu.

Habere göre Çolak, geçmişte müzakerelerin koptuğu dönemlerin yaşandığını, bugün ise, yoğunlaştırılmış müzakerelerin yapıldığını ve bunun oldukça önemli bir olay olduğunu vurguladı.

Bugün, odak noktasında çözüm perspektifinin bulunduğu bir süreçle karşı karşıya olunduğunu ifade eden Çolak, adadaki iki toplumda hakim olan intibanın da bu yönde olduğunu ve bu intibanın dinamitlenmemesi gerektiğini belirtti.

Mülkiyet konusuna da değinen Çolak, bu konunun oldukça hassas bir konu olduğunu ve adadaki iki kesimde de mallarını kaybetmiş kişiler bulunduğunu; ekonomik boyutu da bulunan bu konunun, hukuki açıdan insan haklarıyla da ilişkisi bulunduğunu kaydetti.

Çolak, geçmiş dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından mülkiyetle ilgili bir dizi önemli karar verildiğini ve şahsi görüşünün, bu kararların çözümün zeminini oluşturabileceği yönünde olduğunu söyledi.

Bu yöntemle, vatandaşlara hitap edilebileceğini ve onlara “Bakınız, çılgınca şeyler istemeniz mümkün değildir, çünkü istekleriniz hukukla bağdaşmamaktadır” denilebileceğini belirten Çolak, hiçbir ayrım yapmadan her mal sahibinin hakkının garanti altına alınması gerektiğini vurguladı.

Her mal sahibinin hakkının garanti altına alınması gerektiği gibi, bugün bu malları kullananların haklarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade eden Çolak, bu noktada dengeli bir çözüm bulunması gerektiğinin altını çizdi.

Çolak, tüm Rumların mülklerine geri döneceği umudunun realist bir umut olmadığını ve bu durumun, Kıbrıslı Türkler için de geçerli olduğunu belirtirken, Kıbrıslı Türklerin “Biz bu malları 1974’te aldık, bugün Rumların hiçbir hakkı yoktur” deme lüksünün bulunmadığını söyledi.

Kendisine, TC kökenli vatandaşlarla ilgili bir soru yöneltilen Çolak, insanlar arasında ayrımcılık yapılmaması gerektiğini; Kıbrıs’ta doğup da burayı vatan bilenlerin haklarının görmezden gelinemeyeceğini belirtti.

Çolak, doğal gaz konusunda ise, adadaki iki kesimin de bu konuda hassasiyetleri bulunduğunu; şahsen, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, bu zenginliğin Kıbrıslıların tümüne paylaştırıldığını görmeyi istediği yönünde mesaj verdiğine inandığını ve bu zenginliğin, gerginlik yaratmaması gerektiğini söyledi.



Hristodulidis: “Ezici çoğunluk çözümden yana”



Rum Sözcü Nikos Hristodulidis Rumların ezici çoğunluğunun, 1977-79 Doruk Anlaşmaları, BM’nin ilgili kararları, 8 Temmuz 2006 Anlaşması ve 11 Şubat 2014 Ortak Açıklaması’na dayalı bir çözümden yana olduğunu söyledi.

Hristodulidis Rum Alithia gazetesine verdiği özel söyleşide Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, bu büyük çoğunluğun desteğini arkasında hissettiğini ve Rum halkının önüne ancak, beklentilerini karşıladığına inandığı bir çözüm planını koyacağını kaydetti.

Hristodulidis “Başkan Anastasiadis’in, yürütülmekte olan çabanın olumlu sonuçlanması için mümkün olan ve elinden gelen her şeyi yapacağına sizi temin edebilirim. Başkan, halkın beklentilerini karşıladığına inanmadığı bir çözüm planını halkın önüne koymayacak, dolayısıyla böyle bir plan kabul edilmeyecek” ifadesini kullandı.

Doruk Anlaşmaları, BM kararları, 8 Temmuz 2006 Anlaşması ve 11 Şubat 2014 Ortak Açıklaması çerçevesindeki “doğru” bir çözümün “Kıbrıs halkının” ve bölgenin çıkarına olacağı görüşünü ortaya koyan Hristodulidis “Kıbrıs sorununun, yukarıda ifade ettiğim çerçeve içerisinde çözülmesi bizi korkutmamalı. Yeniden birleşmiş bir Kıbrıs’la bölgedeki rolümüz güçlenir, olumlu ekonomik perspektifler doğar ve daha iyi bir yarın hissedebilmemize olanak tanıyacak güç ve kaynaklar serbest kalır” dedi.



Kıbrıslı Rumlar “İlk kez çözümden yana”



Güney Kıbrıs’ta gerçekleştirilen bir anketin sonuçları, Kıbrıslı Rumların 2004 yılından beridir ilk kez Kıbrıs sorununun olası çözümüne onay vermeye yakın olduklarını gösterdi.

Rum Politis gazetesi, Rum “Kıbrıs Üniversitesi Araştırma Merkezi” tarafından yakın geçmişte Güney Kıbrıs’ta yapılan bir anketin sonuçlarının, Kıbrıslı Rumların 2004 yılından beridir ilk kez Kıbrıs sorununun çözümüne ve Kıbrıslı Türklere olumlu baktıklarını ortaya koyduğunu yazdı.

Gazete, 27 Temmuz – 5 Ağustos tarihleri arasında 508 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen ankette, referandumda “evet” oyu vereceğini söyleyenlerin çoğunlukta olmasına karşın, belirleyici rolün kararsızlarda olacağı yorumunda da bulundu.

Ankette, “İki lider arasında bir çözüm anlaşmasına varılması ve bu plan temelinde referanduma gidilmesi durumunda ne yönde oy kullanacakları” sorusuna katılımcıların yüzde 30,48’i “Kesinlikle veya nerdeyse kesin EVET diyeceğim”, yüzde 18, 20’si “Şu anda EVET yanıtına meyilliyim ancak o dönemde HAYIR’a yönelme olasılığım da var”, yüzde 22,81’i “şu anda EVET yada HAYIR oyu kullanma ihtimalim eşit”, yüzde 15, 79’u “Şu anda HAYIR’a meyilliyim ancak o dönemde EVET’e yönelebilirim” ve yüzde 12, 72’si “Kesinlikle veya neredeyse kesin olarak HAYIR diyeceğim” yanıtını verdiler.

Gazete, geçmiş yıllarda yapılan bazı anketler baz alındığında özellikle kararsız kesimde olup da olası bir anlaşmaya “evet” demeye eğilimli olanların sayısında artış gözlemlendiğinin görüldüğünü belirtirken Kıbrıslı Türklere yönelik olumlu tutumda da artış olduğunu yazdı.

Gazete, Kıbrıslı Türklere karşı olumsuz duygu taşıyanların toplamda yüzde 17,3, tarafsızların yüzde 31,5 ve olumlu duygu taşıyanların ise toplamda yüzde 51,2’ye tekabül ettiğini belirtirken bu olumlu yaklaşımın, 2010 yılında yapılan benzer bir ankette, olumsuz duyguların toplamda yüzde 48,8, olumlu duyguların ise yüzde 28,4 olduğu göz önüne alındığında, büyük önem taşıdığını vurguladı.

Gazete, bu tür bir araştırmada ilk kez, Kıbrıslı Türklere karşı olumlu duyguların çoğunlukta olduğunun da altını çizdi.

Gazete, ankette katılımcılara, KKTC’ye geçişleriyle ilgili bilgiler de sorulduğunu ve KKTC’ye daha çok geçiş yapanların Kıbrıslı Türklerle birlikte yaşanabileceğine inançlarının daha çok olduğunun görüldüğünü belirtirken, böylece sınır kapılarının açılmasının “bölünmüşlüğü arttıracağı tezinin de doğru olmadığının” görüldüğünü yazdı. Ankete göre katılımcıların üçte ikisi, bir kez olsun KKTC’ye geçtiklerini belirtirlerken yeni geçiş noktalarının açılmasına ise yüzde 42,3’lük bir kesim destek belirtti.

Yüzde 34,2’lik bir kesim yeni sınır kapılarının açılmasına “olumsuz baktığını” belirtirken yüzde 23,5’lik bir kesim ise çekimser kaldı.

Gazete, anketin ortaya koyduğu bir diğer unsurun ise, KKTC’ye geçişlerde vize kağıdı uygulamasının kaldırılmasının KKTC’ye hiç geçmeyenlerin tutumlarında bir değişikliğe yol açmadığının görülmesi olduğunu belirtirken, buna karşın geçmeyi düşünmelerine sebep olduğunu aktardı.

KKTC’ye hiç geçmeyenlere yöneltilen, önümüzdeki 6 aylık dönemde bunu yapmayı düşünüp düşünmediklerine ilişkin soruya yüzde 9’luk kesim “olumlu”, yüzde 25’lik kesim “kararsız” ve yüzde 65,7’lik kesim ise “olumsuz” yanıt verdi.

Gazete ayrıca, anketin sonuçlarına bakıldığında Kıbrıs sorununun çözümü ve Kıbrıslı Türklere yönelik duygularda olumsuz yaklaşımların 18-25 yaş arası gençlerde daha yaygın olduğunun görüldüğünü, bu yüzden de araştırmacıların, her iki tarafın gençleri arasında ve okullarda, yeniden yakınlaşma faaliyetlerinin arttırılmasının gerektiği görüşünde olduklarını vurguladı.



“52 yıllık kayıplar bulundu”



25 Aralık 1963’te Girne’den Lapta’ya dönerken, Karaoğlanoğlu yakınlarındaki bir Rum barikatında durdurulup tutuklanan, arkasından da öldürülüp kayıp edilen Kıbrıslı Türkler Şevket Kadir ve İbrahim Nidai’nin kalıntıları Karaoğlanoğlu yakınlarındaki bir noktada bulundu.

Kadir ve Nidai’nin Rumlar tarafından infaz edildikten sonra araçları ile birlikte söz konusu noktada bulunan bir gaminiye (kömür ocağı) atıldıkları ve üzerlerinin toprakla örtüldüğü bildirildi.

O vahim olaya karışan bir Rum’un yaptığı ihbar sonucu kazı yapan Kayıp Şahıslar Komitesi ekipleri kayıp arabaya ulaştılar.

Bölgede kazıyı izleyen Şevket Kadir’in oğlu Salahi Uçkan “babam sanki de bugün öldü” diye duygularını dile getirdi

İbrahim Nidai’nin kızı İmren Türk ise babasının en büyük dileğinin Türk bayrağının dalgalandığı bir yerde gömülmek olduğunu söyleyerek 52 yıllık bu beklentinin en sonunda yerine getirilecek olmasından büyük mutluluk duyduğunu belirtti

İbrahim Nidai’nin oğlu Nidai İbrahim Peri de “En büyük üzüntüm babamın ölmesidir. Ancak en büyük sevincim da onu bulmamız. İki duyguyu bir arada yaşıyorum. Babam TMT’nin Girne bölgesi sorumlularındandı, önemli birisiydi. Onu herkes tanırdı. Şimdi 52 yıl sonra onu en sonunda bulabildik” diye konuştu.

Kıbrıs Postası’na konuşan Şevket Kadir’in oğlu, futbol adamı Salahi Uçkan babasının kalıntılarının bulunması karşısındaki duygularını “babam sanki de bugün ölmüş gibi hissediyorum” diye dile getirdi.

Uçkan “babam kaybolduğunda ben üç yaşındaydım. 25 Aralık 1963 günü babam ve İbrahim Nidai araba ile Girne’ye gittiler. İki toplum arasında başlayan olayların daha ilk günleriydi ve teşkilatın Lapta ile irtibatı kesilmişti. Babam TMT’nin Lapta bölgesi sorumlularındandı dolayısıyla Girne’ye gidip teşkilat ile görüşüp ne yapmaları gerektiğini öğrenmek zorundaydı. Girne’ye gidip gerekli görüşmeleri yaptıktan sonra Lapta’ya dönerlerken Karaoğlanoğlu yakınlarında Rum barikatında durduruldular. O gün Rumlar her geleni geçeni durduruyorlarmış. Rumlar arabadakilerin Türk olduğunu tespit edince, onları alıkoydu. Sonra da arabaları ile buraya getirilip öldürdüler ve arabalarıyla birlikte gamininin içine atıldılar. Sonra da üzerleri örtüldü. Onlardan bir daha haber almamız için 52 yıl geçti” diye konuştu.

Uçkan “O dönemde biz de babamların o barikattan alındıktan sonra vurulup bir yerlere gömüldüğünü biliyorduk ama yığınla dedikodu da yapılıyordu. Kimisi vurdular denize attılar dedi, kimisi başka şeyler anlattı ama akıbetlerinden hiçbir zaman emin olamadık. Ta ki bugüne kadar” diye konuştu.

Daha evvel de babalarının gömüldükleri yer hakkında çeşitli ihbarlar alındıklarını anlatan Uçkan “en sonunda babamların bulunduğu noktayı Kayıp Şahıslar Komitesine ihbar eden bir Rum oldu. O Rum, bugün hayattadır, Ayorgili’dir (Karaoğlanoğlu) 85 yaşındadır ve yatalaktır. Rum komiteyi arayıp (Kadir ve Nidai’yi) ben öldürmedim ancak öldürenlerin yanındaydım ve araba ile gömenlerden birisi de benim’ dedi. Sonra komite bizi arayıp haber verdi. Ancak daha evvel de böyle ihbarlar yapıldı ve boş çıktı diye temkinliydik” dedi.

Uçkan “O Rum yatalak olduğu için yeri göstermeye kendisi kalkıp gelemedi ama polisi arayıp bir isim verdi ve ‘o oraları çok iyi bilir. Gelsin kendisine tarif edeyim de bulsun’ dedi. Rum polisi adamı alıp o Ruma götürdü, o da tam noktayı tarif etti. Sonra tarif edilen Rum geldi ve yeri gösterdi. O adam da Ayorgilidir” diye konuştu.

1981 yılında kurulan ve iki toplumlu bir organ olan Kayıp Şahıslar Komitesi verilerine göre, 1508’i Kıbrıslı Rum, 493’ü de Kıbrıslı Türk olmak üzere toplam 2 bin 1 kayıp var. Şu ana dek 451 Kıbrıslı Rum, 144 de Kıbrıslı Türk kayıp, kimlikleri saptanarak ailelerine teslim edildi. Komite, 999 kazı yerinde 969 kişiye ait kalıntıları buldu. (Kıbrıs 7/24)



Çavuşoğlu: “Markoullis’in açıklamalarını hayretler içerisinde okudum”



UBP Genel Başkanlığına aday olduğunu açıklayan UBP Milletvekili Nazım Çavuşoğlu, Rum eski Dışişleri Bakanı Erato Kozakou Markoullis’in basında çıkan, adadaki müzakere sürecine ilişkin açıklamalarını hayretler içerisinde okuduğunu ifade etti.

Markoullis’in, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı unsurların bir an önce Adadan çekilmesinin ve 1974 yılından sonra Kıbrıs'a yerleşen Türkiye vatandaşlarının Anadolu'ya geri dönmesinin çözümün ana şartı olduğunu ifade ettiği sözlerini eleştiren Çavuşoğlu, bu tür açıklamaların çözümü engelleyici bir anlayışın ifadeleri olduğuna işaret etti ve “Rum tarafı KKTC vatandaşlarının bir bölümünü dışlıyor ve bizim buna sessiz kalmamızı bekliyor” dedi.

Çavuşoğlu yaptığı yazılı açıklamada, bu tip şartların koşulmasının ne insan haklarına ne insanlığa ne vicdana sığdırılmadığını söyleyerek, Rum yetkililerin yaptıkları açıklamalarda, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisini istemediklerini ortaya koymalarının, bir nevi, ileriki bir zamanda Kıbrıs Türkünü yok etme ve adayı işgal edip sahiplenme güdülerinin dışa vurumu olduğunu belirtti.

Çavuşoğlu, karşılıklı çözüm arayışının samimi bir temelde yapılması gerektiğini ancak karşılıklı varlıklar ve kurumların kabul edilmesi halinde yaşayabilir bir çözüm ve içinde yaşanabilir bir ülke yaratılabileceğini söyleyerek, “Bilinmesini isteriz ki bu ülkede yapılacak olan bir anlaşmada biz hiçbir şekilde Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden vazgeçmeyeceğiz. Herhangi bir çözümün sağlayıcısı olarak KKTC vatandaşları arasında ayrım yapılmak istenmesini hiçbir şekilde kabul etmeyeceğiz.” ifadelerine yer verdi.

Rum Yönetimi eski başkanı Dimitris Hristofyas’ın, Annan Planı’na hayır dediği halde 50 bin TC vatandaşı konusunu kabul ettiğini hatırlatan Çavuşoğlu, Annan Planı’na evet diyen Rum Lider Nikos Anastasiadis de 50 bin TC vatandaşına evet dediğini belirtti.

Çavuşoğlu “Kabul edilen şeyleri dönüp inkâr etmelerinin ve aramıza nifak sokma maksatlı açıklamaları tamamen çözümü zorlaştırıcı, engelleyici, öteleyici amaçlarla yapılmasının bir anlamı yoktur. İster bizden ister Rum temsilcilerden yapılan bu kapsamlardaki açıklamaların tümünü kınıyor ve reddediyoruz.” dedi.



İzcan: “Toplumların birlikte yaşamanın şartlarını oluşturacak hazırlıkları yapması gerekmektedir”



Birleşik Kıbrıs Partisi Genel Başkanı İzzet İzcan her iki toplumun da çözüm sonrası için bugünden hazırlanması gerektiğini ifade ederek, “Kıbrıslı Türk ve Rum toplumlarının birlikte yaşamanın şartlarını oluşturacak hazırlıkları yapması gerekmektedir” dedi.

İzcan, yaptığı yazılı açıklamada, “Toplumların kendini eğitmeye, reform yapmaya, empati kurarak birbirlerini daha iyi anlayacakları ortam sağlanması için medya kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin birlikte hareket etmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

İzcan, ekonomi, eğitim, sağlık ve çevre gibi günlük hayatı etkileyen birçok konuda işbirliği yapılarak toplumlararası yakınlaşmanın sağlanabileceğini dile getirdi ve şöyle devam etti:

“Toplumların yakınlaşması ve birlikte yaşama hazırlanması için yapılacak çok iş vardır. Kıbrıs sorununun çözümü ve çözümden sonrası için toplumlar çok kültürlü yaşama hazırlanmalıdır. Her iki tarafta da hala daha toplumları birbirine düşman gösteren kin ve nefrete dayalı eğitim sistemleri vardır. Bu bir an önce değiştirilmelidir. İnsanları birbirine yakınlaştıracak, ortak yaşamı geliştirecek güven artırıcı önlemler hızla hayata geçirilmelidir. Birleşik Kıbrıs Partisi bu yönde atılacak tüm adımları destekleyecek ve hayata geçirilmeleri için üstüne düşeni yapacaktır.”



Elcil, İngiliz Okulu müdür yardımcısının görevden alınmasına karşı çıktı



Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri ve aynı zamanda İngiliz Okulu Yönetim Kurulu üyesi olan Şener Elcil’in, okulun Yönetim Kurulu’na yazdığı mektupta, okulun Müdür Yardımcısı Andonis Andoniu’nun görevden alınmasına karşı çıktığını belirttiği bildirildi.

Rum Politis gazetesi, Elcil’in dün gönderdiği mektubunda, Andoniu’nun disiplin soruşturması açılmaksızın görevden alındığını ifade ettiğini ve bu meselenin, siyasi bir boyut kazanma tehlikesi bulunduğu konusunda uyarıda bulunduğunu yazdı.

Habere göre, Rum Başkanlığı’na da gönderilen mektupta Elcil, Andoniu’nun Kıbrıslı Türkler ile iyi ilişkiler içerisinde olmasıyla ve “Kıbrıslı Türk öğrencilerin okula yeniden katılımı” konusunda oynadığı belirleyici rolle tanındığını kaydetti.

Elcil, hem Kıbrıslı Türklere hem de Rumlara hizmet eden İngiliz Okulu’nun “bölünmenin fanatik taraftarları” tarafından istenmeyen bir okul olduğunu vurgularken, bu konuyu siyasi hedeflerine alet etmek isteyenlere en küçük fırsat dahi verilmemesi gerektiğini ifade etti.

Habere göre, mektubun içeriğini yorumlayan okulun Yönetim Kurulu Başkanı Magda Nicholson, 3 Ağustos’ta yapılan toplantının, konudan haberdar olmayan Yönetim Kurulu üyelerinin bilgilendirilmesi maksadıyla yapıldığını ve toplantıda herhangi bir karar alınmadığını; 26 Ağustos’ta düzenlenecek toplantıda da Andoniu’nun konuşma yapacağını söyledi.

Nicholson, alınacak herhangi bir kararın, Yönetim Kurulu’nun okul personelinin örgütlü bulunduğu ESSA ile koordineli şekilde alınacağını belirterek, ESSA’nın Yönetim Kurulu’na, gerekli prosedürü izlemesi nedeniyle teşekkür ettiğini kaydetti.

Gazete, Andoniu ile ilgili meselenin, geçmişte okul gezisiyle ilgili yaşamış olduğu bir çatışmayla alakalı olduğunu ve Andoniu’nun, Rum Ombudsmanlığına, Yönetim Kurulu’nun kendisi aleyhinde ayrımcılık yaptığı konusunda şikayetçi olduğunu anımsattı.







Enformasyon Dairesi







Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 23
Dün Tekil 1203
Bugün Tekil 523
Toplam Tekil 2719061
IP 3.92.92.168






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































23 Rebiü'l-Evvel 1441
Kasım 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Vatan ne Türkiyedir Türklere ne Türkistan,
Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: TURAN
(Ziya GÖKALP)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 7.867 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu