BASIN BÜLTENİ Merkezi Cezaevi arkasındaki bölgede kazılar tekrar başladı - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Merkezi Cezaevi arkasındaki bölgede kazılar tekrar başladı
Tarih: 21.08.2015 > Kaç kez okundu? 1344

Paylaş


Kıbrıs’ta 1963, 1964 ve 1974’te meydana gelen olaylarda hayatını kaybeden ve kayıp olarak listelenen kişilerin gömü yerlerinden çıkarılması, kimliklerinin belirlenmesi ve iade edilmeleri için çalışmalarını sürdüren Kayıp Şahıslar Komitesi, dün, Lefkoşa’da Merkezi

Cezaevi’nin arkasındaki bölgede kazılara başladı.

Komitenin Kıbrıslı Türk üyesi Gülden Plümer Küçük, TAK muhabirinin sorusu üzerine yaptığı açıklamada, bu yıl askeri otoritelerden aldıkları 3, toplamda ise 28. izin olarak bugün başlattıkları kazıyla 40-50 civarında Kıbrıslı Rum kaybın kalıntılarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi.

Küçük, son olarak Lapta Balıkçı Barınağı bölgesindeki kazıları tamamladıklarını ifade ederek, havaların sıcak olması nedeniyle verilen aranın ardından geçen haftadan itibaren çalışmalara yeniden başladıklarını kaydetti.

Gülden Plümer Küçük, Merkezi Cezaevi arkasındaki bölgede, 1974’te değişik bölgelerde savaşan Kıbrıslı Rum 40-50 kişinin gömülü olduğu bilgisine sahip olduklarını, yeryüzü şekillerinin değişmesi ve inşaatlar yüzünden bazı zorluklar yaşadıklarını, ancak bugün başlayan kazılarla kalıntılara ulaşacaklarına inandıklarını söyledi.

Küçük, söz konusu 40-50 Kıbrıslı Rum’un cesetlerinin o dönemde BM nezdinde, Ledra Palace’tan Kıbrıs Rum tarafına verilmek istendiğini, ancak alınmadıkları için Cezaevi bölgesine gömüldüğünü de ekledi.

Kayıp Şahıslar Komitesi verilerine göre, 1508’i Kıbrıslı Rum, 493’ü de Kıbrıslı Türk olmak üzere toplam 2 bin 1 kayıp var. Şu ana dek 451 Kıbrıslı Rum, 144 de Kıbrıslı Türk kayıp, kimlikleri saptanarak ailelerine teslim edildi. Komite, 999 kazı yerinde 969 kişiye ait kalıntıları buldu.



Beşparmak Düşünce Grubu müzakere süreci ve son gelişmelerle ilgili açıklamalarda bulundu



Beşparmak Düşünce Grubu dün müzakere süreci ve son gelişmelerle ilgili yazılı açıklama yaptı. Grubun açıklamasında şöyle denildi:

Kıbrıs sorununun bir uzlaşıyla sonuçlandırılmasına yönelik olarak sürdürülmekte olan görüşme sürecinde son zamanlarda birtakım olumlu gelişmeler kaydedilmesine paralel olarak kaygı verici bazı gelişmelerin de yer aldığını yapılan açıklamalar ve basın haberlerinden izliyoruz. Tarafların açıkladığı bilgiler ışığında bazı gözlem ve düşüncelerimizi halkımızla paylaşmayı uygun bulduk. Bilindiği gibi, Beşparmak Grubu olarak daha önce de, süreç konusundaki değerlendirmelerimizi içeren kapsamlı bir yazıyı Sayın Cumhurbaşkanımıza iletmiş, bilahare bu yazıyı kamuoyumuzla da paylaşmıştık. Bu konuda ortaya koyduğumuz görüş ve düşünceler hiç şüphesiz geçerliliğini korumaktadır.

Öncelikle Cumhurbaşkanımız Sayın Akıncı'nın, Kıbrıs Türk halkının "özgürlük, eşitlik ve güvenliğini" sağlayacak bir anlaşmanın esas hedefi olduğunu açıklamasını olumlu karşıladığımızı, bu üç ilkenin anlamlı şekilde pratiğe nasıl uyarlanacağının çok önemli olduğunu ve bu konudaki sözlerini halkımıza karşı verilmiş bir taahhüt olarak kabul ettiğimizi belirtmek isteriz. Aynı şekilde, Sayın Akıncı'nın vatandaşlarımız arasında ayrım yapılmayacağı, Dönüşümlü Başkanlığın siyasi eşitliğin bir gereği olduğu, toprak konusunun harita ve rakam boyutlarının en son aşamada ele alınacağı, keza garantiler konusunun, Garantörlerin de katılımıyla, son aşamada konuşulacağı, görüşmeler sürecinin bir BM süreci olduğu ve AB'nin masada olmayıp ancak teknik bilgi sağlamakta bir kaynak olarak kullanılacağı şeklindeki açıklamalarını not ediyoruz.

Olası bir anlaşmanın eş zamanlı, ayrı ayrı referandumlarla iki halkın onayına sunulacağı kabul edilmiş bir gerçek olup Sayın Akıncı'nın bu hususu vurgulaması önemlidir. Hâlihazır süreçte ancak liderler tarafından kabul edilecek bir anlaşmanın referanduma sunulabileceği gerçeği ışığında, referandum noktasına gelinene kadar, referandumlarda oy verecek iki halkın önüne yukarıda sözü edilen üç çok önemli ilkeye ilaveten kabul edilmiş iki toplumluluğa, siyasi eşitliğe, iki kesimliliğe, Kurucu Devletlerin eşit statüsüne dayalı, sürdürülebilirliği olan ve yeni bir Federal Ortaklık Devlet’in kurulmasını öngören bir anlaşmanın konmasının liderlerin sorumluluğu olduğu 11 Şubat 2014 Ortak Açıklamasının gereğidir. Bu sorumluluk yerine getirilirken "buna nasıl olsa siz karar vereceksiniz" denerek yukarıdaki ilke ve parametrelerle örtüşmeyen bir anlaşma metninin halkların önüne konmaması gerektiği değerlendirilmektedir.

Cumhurbaşkanımızın vatandaşlarımız arasında ayrım yapılmayacağı yönündeki açıklamasını yerinde bulmakla birlikte toplumumuz içinde bazı çevrelerin, nüfusumuzun belirli bir kesimine lütufta bulunuluyormuş şeklindeki söylem ve davranışlardan kaçınması gerektiğini değerlendiriyoruz. On yıllardır burayı kendilerine vatan yapmış, alın teri dökmüş bu insanlarımız, Devletimiz tarafından kendilerine verilen vatandaşlık statüsünün, Rum tarafının da tahrikleriyle, gün be gün tartışma konusu yapılmasından haklı bir tedirginlik duymaktadır. Unutulmamalıdır ki, nüfus konusundaki pozisyonumuz uluslararası toplum tarafından da kabul görmüş, bu çerçevede 2011 yılında hem Kuzey hem de Güney'de BM uzmanlarının da gözlemciliğinde nüfus sayımı yapılmış, ortaya çıkan rakamlar ve tablonun geçerliliği uluslararası toplum tarafından hiçbir zaman sorgulanmamıştır. Rum tarafının bu konuda insan haklarına aykırı olarak ısrarla sürdürdüğü kampanya tamamen siyasi maksatlı olup buna itibar edilmemelidir.

Toprak konusunun harita ve rakam boyutlarının en son safhada görüşüleceği konusundaki mutabakat BM Genel Sekreteri'nin raporlarına da girmiş bir husustur. Buna karşın, Kıbrıs Rum tarafının, 3. Cumhurbaşkanımız Sayın Dr. Derviş Eroğlu döneminde masaya köy isimleri getirmeye, yani dolaylı olarak bir harita sunmaya teşebbüs ettiği ve Kıbrıs Türk tarafının da bunları geriye çevirerek yok saydığını bildirdiği hatırlanacaktır. Kıbrıs Rum tarafının mevcut aşamada da Kıbrıs Türk tarafını benzer bir emrivakiyle karşı karşıya bırakmak isteyebileceği ihtimali karşısında ihtiyatlı ve hazırlıklı olunması gerektiği değerlendirilmektedir.

Yaşamsal bir konu olan ve can güvenliğimizin temel taşlarının başında gelen garantiler konusunda daha kesin bir çizgi izlenmesi ve kararlılığımızı yansıtan ifadeler kullanılması, bunu sulandıracak, kuşku yaratacak söylemlerden kaçınılması, yetkililerimizin bu konuda açıklama yaparken, karşı tarafa ve uluslararası topluma yanlış mesajlar verebilecek söylemlerden kaçınması gerektiği değerlendirilmektedir. Keza, garantilerin varılacak yeni bir anlaşmanın ve yaratılacak yeni statünün ihlalini önleme amacı güttüğü, bariz bir ihlal olmadan Garanti Anlaşması altında herhangi bir eylemin yapılmasının söz konusu olmadığı, bu anlamda garantilerin her iki taraf yanında tüm ilgili tarafları ilgilendiren ve çıkarını gözeten bir boyutu bulunduğu, Garanti Anlaşmasının 1974 yılında Kıbrıslı Rumlar arasındaki çatışmayı ve ENOSİS’in gerçekleştirilmesini engelleyerek etkinliğini kanıtladığı, bunlara ilaveten Türk-Yunan dengesinin bölgemizde gözetilmesi amacına da hizmet ettiği göz ardı edilmemelidir.

Halen tartışılmakta olan ve en dikenli konuların başında gelen mülkiyet konusuna gelince, bu konuda basına yansıyan iddia ve gelişmelerden halkımızın önemli bir kesiminin duyduğu tedirginlik herkesçe bilinmektedir. BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin bireysel mülkiyet haklarına saygılı olunacağına dair yaptığı açıklama Rum tarafında memnuniyet yaratırken kullanıcı haklarından muğlak ve anlaşılmaz şekilde bahsetmesi halkımızı tedirgin etmiştir. Kıbrıs Türk tarafının bireysel hakların göz önünde bulundurulacağını kabul etmesine rağmen Kıbrıs Rum tarafı 50 yılı aşan devletten atılmışlık ve kendinden kaynaklanmayan nedenlerle 3 kez yaşanmış toplu göçler sonucu Kuzey Kıbrıs’ta oluşmuş sosyo-ekonomik dokuyu ve bunun insani boyutlarını hala tanımamaktadır. 1989’da BM, iki kesimlilik ilkesinin bir gereği olması yanında Kıbrıs’ta çözüm ve uzlaşı için 1974 sonrası oluşan sosyo-ekonomik dokunun korunmasının elzem olduğunu görmüş ve sorunun çözümünde kendi Kurucu Devletlerinde bariz nüfus çoğunluğu yanında bariz mülkiyet çoğunluğunun Kıbrıslı Türklerde olması gerektiğini 750 sayılı Güvenlik Konseyi kararına taşımıştır. Bilahare bu ilkenin pratikte nasıl gözetileceği/gerçekleştirileceği 2004 yılında BM Genel Sekreteri tarafından nihai şekli verilen Annan Kapsamlı Çözüm Planında ifadesini bulmuştur. Rum tarafı Uluslararası Hukuk’a uymadığı gerekçesi ile bu uygulamayı engellemeye çalışırken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Mart 2010’da aldığı Demopoulos v. Turkey kararı ile BM’nin de onayladığı bu olgunun uluslararası hukuktaki çerçevesini çizmiştir. Dolayısı ile biz bireysel mülkiyet haklarına saygı duyup bunu düzenlemeyi kabul ederken Rum tarafı da Kıbrıslı Türklerin oluşturduğu sosyo-ekonomik dokuya ve öncelikli olarak iki kesimliliğin gereklerine saygı duymalıdır ve müzakere masasında bu iki olguyu gözetecek ve dengeleyecek kriterlerle sonuca varılmalıdır. Uygulamada bunun, kararlaştırılacak kriterler temelinde oluşturulacak Ortak Mülkiyet Komisyonu aracılığı ile bireyleri azami ölçüde karşı karşıya getirmeyecek şekilde ağırlıklı olarak toplu mübadele ve tazminatlar yanında sınırlı iade yöntemi ile gerçekleştirilebileceği ortadadır. Keza, yukarıdakiler çerçevesinde kararlaştırılacak düzenlemelerin hukuki kesinliğe (AB hukuku bakımından “birincil hukuk”) kavuşturulması kurulacak iki toplumlu ve iki kesimli Federal Ortaklığın sürdürülebilirliği bakımından bir zarurettir. Bu süreçte mülkiyet konusunda dosyasını iyi bilen deneyimli ve yetkin uzmanlara müzakere heyetinde yer verilmesi gereği açıktır. Rum Müzakere Heyetinin Başkanlığını, Mülkiyet Uzmanı Hukukçu Ahilleas Demitriades’ten de destek alan, mülkiyet konusunda da deneyimli Eski Rum Dışişleri Bakanı Erato Kozakou-Marcoullis yapmaktadır. Bu kritik konuda güçlü Rum Müzakere Heyeti karşısında bizim hangi Müzakere Heyeti Başkanı ve üyeleri ile oturduğumuz halen açıklanmış değildir. Mülkiyet konusunda halkın acilen doğru bilgilerle donatılması önemlidir.

Cumhurbaşkanı Akıncı'nın Meclis'te temsil edilen siyasi partileri, basın yayın organlarını ve sivil toplumu bilgilendirmesiyle ilgili attığı adımları olumlu karşılıyoruz. Bunun daha yaygın, kapsamlı ve demokratik bir şekilde yapılması kuşkusuz büyük önem taşımaktadır. Bu konuda kendisiyle baştan beri görüş ve düşüncelerini paylaşarak sürece ciddi katkı koymaya çalışan Grubumuzun sivil toplumla yapıldığı veya yapılacağı belirtilen çalışmalarda, aynı yapıcı ve katkı koyucu ruhla katkı koymaya hazır olduğunu bir kez daha ifade etmek isteriz.



Hristodulidis: “Toprak düzenlemeleri kriterleri görüşülüyor, uzlaşı sağlandığında haritalarla görüşmelere geçilecek”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in 1 Eylül’deki görüşmelerindeki ana konunun toprak olacağını söyleyen Rum Yönetimi Sözcüsü Nikos Hristodulidis “Bu aşamada toprak düzenlemeleri kriterleri görüşülüyor, bu toprağın da özüdür. Bu kriterlerde uzlaşıya varıldığında haritalarla müzakereye geçeceğiz” dedi.

Alithia, Hristodulidis’in Rum tarafında İngilizce yayın yapan “Cyprus Weekly” gazetesine verdiği özel mülakattan derlediği haberi manşete çekti.

Habere göre mülkiyet konusuna da değinen Hristodulidis, kişisel mülkiyet hakkının uygulama kriterlerinin belirleneceğini ve mülkün ‘bugünkü kullanıcısı’ teriminin etimolojisinin de görüşüleceğine işaret etti.



Howes: “Birleşik Krallık Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunması için devam etmekte olan çabalara tam destek veriyor”



Birleşik Krallığın Lefkoşa Yüksek Komiserliği Sözcüsü Michael Howes, Birleşik Krallığın Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunması için devam etmekte olan çabalara tam destek verdiğini, bu müzakerelerin Kıbrıs kaynaklı müzakereler olduğunu vurguladı.

Bir heyeti kabulünde Kıbrıs Haber Ajansı'na açıklamalarda bulunan Howes, görüşmede müzakere süreci üzerinde heyetin görüşlerini dinlediğini ve bir çözüm bulunması için Londra'nın tam destek verdiğini tekrarlama fırsatı bulduğunu belirtti.

Britanya'nın iki toplum lideri, Mayıs 2015'ten bu yana yeni bir girişimle, Cumhurbaşkanı Nicos Anastasiades ve Kıbrıs Türk Toplumu lideri Mustafa Akıncı'nın cesaretli çabalarını desteklediğini kaydeden Howes, ilgili taraflara müzakereleri desteklemeleri çağrısında bulundu, müzakerelerin Kıbrıs kaynaklı müzakereler olduğunu bildirdi.

Görüşmede Britanya Başbakanı'na iletilmek üzere bir dilekçe sunuldu ve çözüm çabalarına da aktif katkı yapması için Ankara'ya daha fazla baskı yapılması istendi.



UBP Milletvekili Çavuşoğlu, kurultayda başkanlığa aday olacağını açıkladı



Ulusal Birlik Partisi (UBP) İskele Milletvekili Nazım Çavuşoğlu, 31 Ekim’de yapılacak parti kurultayında başkanlığa aday olacağını duyurdu ve vizyon belgesini açıkladı.

Adaylığını Cumhuriyet Meclisi Mavi Salonu’nda bugün düzenlediği basın toplantısında duyuran Çavuşoğlu, aday olurken hedefinin egolarını tatmin değil, parti ve ülkeye hizmet olduğunu kaydetti. Çavuşoğlu, adaylığını bir “kavga süreci” olarak yaşamayacağını dile getirdi.

Çavuşoğlu’nun adaylığını açıklamasıyla, UBP’deki parti başkanlığı adayları 3’e yükseldi. UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün ile UBP Lefkoşa Milletvekili Ersin Tatar bir süre önce adaylığını açıklamıştı.



Din İşleri Başkanı Atalay Turizm Bakanı Sucuoğlu’nu ziyaret etti



Din İşleri Başkanı Prof. Dr. Talip Atalay, Turizm Bakanı Faiz Sucuoğlu’nu ziyaret etti.

Bakan Sucuoğlu, yaptığı konuşmada Kıbrıs müzakerelerinin devam ettiğine işaret ederek, 5-6 ay içerisinde son noktanın konularak 50 yıldan beri süre gelen sorunun barışla sonlandırılabileceğini söyledi.

Din İşleri Başkanı Atalay’ın iki kültür ve iki farklı dine sahip halkın birbirini anlaması ve tanıması yönünde sarf ettiği çabaları takdir ettiğini belirten Sucuoğlu, Atalay’a turizm açısından, Kıbrıs Türkünün kendini anlatması adına yaptığı katkılardan dolayı teşekkür etti.

Din İşleri Başkanı Talip Atalay da, konuşmasında, Sucuoğlu’na yeni görevinin hayırlı olmasını diledi.

Atalay, bölgede birçok ülkenin kanlı olaylara sahne olduğunu dile getirdi ve Kıbrıs’ta bu tür olaylar olmamasına rağmen kalıcı barışın yakın zamanda Adaya gelmesini diledi.

Tarihi camiler ve kültürel mirasa ait mekânlar için katkı beklediklerini dile getiren Atalay, Hala Sultan, Hz. Ömer ve Kırklar Tekkesi, Alevkayasındaki Sourp Magar (Ermeni Manastırı), St. Barnabas Manastırı ve Apostol Andrea Kilisesinin hem inanç turizmi hem karşılıklı duruşlarıyla kültür çeşitliliği açısından önemli olduğunu ifade etti.



Sucuoğlu: “Hedefimiz yerli ürünleri turizme entegre etmek”



Turizm Bakanı Faiz Sucuoğlu, hedeflerinin yerli ürünleri turizme entegre etmek olduğunu söyledi.

Sucuoğlu dün Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KTSO) Başkanı Ali Çıralı ve beraberindeki heyeti kabul etti.

KTSO Başkanı Çıralı, Sucuoğlu’na görevinde başarılar dileyerek, turizm sektörü büyüdükçe, sanayi sektörü ve diğer sektörlere de bundan olumlu etkileneceğini belirtti.

Turistik yatırımlarda yerli ürün kullanılmasını teşvik eden bir yasa ve protokol bulunduğunu söyleyen Çıralı, bu uygulamanın başarıyla devam ettiğini, bunun kendileri için çok önemli olduğunu ifade etti.

Çıralı, bakanlıkla işbirliği içinde çalışmalarının devam edeceğini kaydetti.

Turizm Bakanı Faiz Sucuoğlu da yerel ürünlerin turizme entegre edilmesi konusuna büyük önem verdiklerini, bu yöndeki çalışmalarının devam ettiğini ve çeşitli projeler hazırlandığını belirtti.

Sucuoğlu, “Yerel üretim ve bunun turistlere sunulmasında kararlıyız. Hükümet programında da bu konuya yer verildi. Otellerde Kıbrıs’a özgü dört çeşit yemeğin servis edilmesi konusunda anlaşmamız var. Takibini de yapacağız” dedi.

Narenciye ile ilgili projeleri de bulunduğunu söyleyen Sucuoğlu, patates, üzüm gibi ürünlerin de buna dahil edilebileceğini belirtti.

Bakan Sucuoğlu, KTSO ile işbirliğinin yoğunlaşarak devam edeceğini ifade etti.



BKP, hükümetten döviz karşısında önlem almasını istedi



Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) Genel Sekreteri Abdullah Korkmazhan CTP BG-UBP hükümetinden yükselen döviz karşısında önlem almasını istedi. Kurların sabitlenmesi için yasal düzenleme yapılması ile eşel-mobil sisteminin yürürlüğe konması gibi önlemlere işaret eden Korkmazhan, “Halk, dövizdeki yükseliş nedeniyle ağır bedeller ödüyor” dedi.

BKP Genel Sekreteri Korkmazhan, dün yaptığı yazılı açıklamada hükümeti eleştirerek, “Dövize müdahale edemeyiz diyen hükümet, halkın ödediği ağır bedelleri seyrediyor ve hükümetçilik oynuyor” iddiasında bulundu.

Döviz karşısında hayata geçirilecek birçok önlem olduğunu dile getiren Korkmazhan, fonlarla, vergilerin geçici süreliğine dondurulması veya düşürülmesi, bankaların borçları ve borç faizlerini yapılandırması gibi konulara işaret etti.

Korkmazhan açıklamasında “Stabil para birimi olan Euro’ya geçmek için çalışma başlatılmalı. Dar gelirli ve işsizlere yönelik yardım programları uygulanmalı” da dedi.



SODEP, KIB-TEK’in batma noktasına getirildiğini savundu



Sosyal Demokrat Parti (SODEP), her partinin egemen olduğu dönemlerde istihdam yuvası olarak görülen Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nun (Kıb-Tek) yıllarca zarar ettirilerek batma noktasına getirildiğini savundu.

Tunalı, “Oysa göz bebeğimiz durumundaki bu büyük kurumların artık özerkleşerek, devletin elinin bu kurumlardan elini çekmesi gerekliliğine inanıyoruz” dedi.

SODEP Başkanı Tözün Tunalı, bir önceki hükümet döneminde 120 personel istihdamıyla kadronun şişirildiğini ve yeni bir külfetin daha Kıb-Tek’in boynuna yüklendiğini ileri sürdü. Tunalı, soruşturma açılıp, kurumu zarara sokanlar hakkında yasal işlem başlatılmamasını da eleştirdi.

Tunalı Kıb-Tek’e borcu olup ödenmeyen otel, üniversite kurumların da açıklanmasını istedi.



AB vatandaşları güney Kıbrıs’ı terk ediyor



Güney Kıbrıs’ta kalan AB vatandaşlarının ekonomik krize bağlı işsizliğin artmasıyla yaşamlarını sürdürmek için başka yerlere gittikleri belirtildi.

Rum Fileleftheros gazetesi “10 Bin AB Vatandaşı Mendil Salladı” başlığıyla verdiği haberinde, son üç yıl içerisinde Güney Kıbrıs’ta kalan AB vatandaşlarının yüzde 20’sinin, yani yaklaşık 10 bin kişinin ya kendi ülkelerine ya da ekonomik göçmen olarak başka ülkelere gittiğini yazdı.

2015 yılının ilk üç ayında Güney Kıbrıs’ta kalan AB vatandaşlarının sayısının 38 bin 243 olduğunu kaydede gazete, 2014 yılında aynı dönemde bu rakamın 40 bin 38 olduğuna dikkat çekti.

Gazete biraz daha geriye gidilecek olursa 2013 yılında Güney Kıbrıs’ta kalan AB vatandaşlarının sayısının 47 bin 938 olduğunu belirterek, ülkede istihdam fırsatları sınırlandıkça AB vatandaşı sayısının aşamalı olarak düştüğüne işaret etti.

Öte yandan haberinde diğer AB vatandaşlarının aksine Yunan vatandaşlarının Güney Kıbrıs’ta istihdam fırsatları aradığını belirten gazete, elde net bir rakam olmamasına karşın yılın ikinci çeyreğinde her yaş grubundan Yunanın Güney Kıbrıs’ta çalışmaya ilgi gösterdiğini aktardı.









Enformasyon Dairesi







Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 23
Dün Tekil 1123
Bugün Tekil 569
Toplam Tekil 2561311
IP 54.92.148.165






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































15 Zi'l-ka'de 1440
Temmuz 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Saraylarda süremem dağlarda sürdüğümü, Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü.
(Hüseyin Nihal ATSIZ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.883 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu