BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Halkın gönül huzuru içinde onaylayabileceği bir anlaşmaya varmaya çalışacağız” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Halkın gönül huzuru içinde onaylayabileceği bir anlaşmaya varmaya çalışacağız”
Tarih: 16.08.2015 > Kaç kez okundu? 1290

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs sorununda varılacak anlaşmanın özgürlük, eşitlik ve güvenliği tescil etmesi gerektiğini söyleyerek, “Halkın gönül huzuru içinde onaylayabileceği bir anlaşmaya varmaya çalışacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Kıbrıs Türk İşadamları Konseyini kabulünde yaptığı konuşmada Kıbrıs’ta olayları 1974’ten itibaren başlatmanın mümkün olmadığını, öncesi bulunduğunu söyleyerek, “1963, 1950’ler var. Bütün bunlar yakın tarihimizi oluşturuyor. Önemli olan geleceği kurarken bunlardan ders çıkarmaktır. İki taraf da acı çekti” dedi.

Akıncı, “Üç unsurun altını çiziyorum. Bir özgürlüğümüz, iki eşitliğimiz, üç güvenliğimiz. Bu üç unsurun mutlaka bir anlaşmada tescil edilmesi lazım. Bunu yalnız kendimiz için değil diğer toplum için de istiyorum” diye konuştu. Bunun yolunun da BM parametreleri ile çizildiğini belirten Akıncı, bu yapının çok net olduğunu kaydetti.

Garantiler konusunun en son konuşulacağını, garanti anlaşmalarının uluslararası anlaşmalar olduğunu belirten Akıncı, yeri ve zamanı geldiğinde bu konunun da görüşüleceğini ifade etti.

Anlaşmanın sadece liderlerin değil, halkın da içine sinmesi gerektiğini söyleyen Akıncı, anlaşmaya halkın referandumda karar vereceğini ve onun onayıyla yürürlüğe girebileceğini belirtti. Akıncı, “Halkın gönül huzuru içinde onaylayabileceği bir anlaşmaya varmaya çalışacağız” dedi.

Vatandaşlar arasında ayrımcılık yapmayacaklarını belirten Akıncı, “Halkımız bu konuda da ve güvenlik konusunda huzur içinde olsun” diye konuştu.

Kıbrıs konusunun 47 yıldan beri konuşulduğunu söyleyen Akıncı, “Niyet, irade, kararlılık ve hız varsa bu iş yıllarca sürüncemede kalmaz aylar içinde çözüm mümkündür” ifadelerini kullandı.

Sivil toplum örgütlerinin önemine işaret eden Akıncı, Kıbrıs Türk İşadamları Konseyi ile de işbirliği içinde çalışmayı istediklerini, olayları izleyerek görüşlerini aktarabileceklerini, görüşlerinin kendileri için önemli olduğunu söyledi.



Cumhurbaşkanı Akıncı bazı “Sivil toplum örgütleri ağı” temsilcilerini kabul etti



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, dün “Sivil Toplum Örgütleri Ağı” altında faaliyetler yürüten örgütlerin temsilcilerini kabul etti.

Akıncı, kabulü sırasında yaptığı konuşmada, sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek bir ağ oluşturma çalışmalarını kutladığını dile getirerek, “Sivil toplum, özellikle içinde bulunduğumuz ve yeni bir döneme girmeyi arzu ettiğimiz ve onun sancılarının yaşandığı bir dönemde son derece gerekli ve yerinde bir gelişmedir” ifadelerini kullandı.

Son hafta içerisinde Kıbrıs konusundaki gelişmelerle ilgili, hükümet, Meclis’teki siyasi partiler ve basın yayın kuruluşlarının yönetici ve genel yayın yönetmenleri ile bir araya geldiğini, yarın da basının çok daha geniş kısmıyla bir araya geleceğini söyleyen Akıncı, Eylül ayında milletvekilleri ve sivil toplum örgütleri ile bir araya gelmeyi hedeflediklerini kaydetti.

Müzakere sonrasında yeni bir döneme adım atmak istediklerini dile getiren Akıncı sözlerini şöyle sonlandırdı:

“İki kesimli, iki toplumlu, federatif bir yapıyı kurmak istiyoruz ama hayat durmuyor bir yandan da yaşam devam ediyor ve onun getirdiği gereklilikler de vardır o anlamda da sivil toplumun önemli rolü var. Bu bakımda bir yandan çözüm için uğraş verirken bir yandan da kendi evimizin içinde en iyisini yapma gayreti içinde olmamız lazım”.

Yeşil Barış Harekatı Başkanı Doğan Sahir de, Akıncı’yı ziyaret eden sivil toplum örgütleri temsilcileri adına yaptığı konuşmada, “sivil toplum örgütleri ağı” olarak, ülke yararına atılacak adımlara kendilerinin de katkı koyabileceklerini söyledi.

Sivil Toplum Örgütleri Ağı olarak sorunları konuşmak hem de ülkenin geleceğine yönelik katkılarda bulunmak istediklerini dile getiren Sahir, örgütler olarak geleceğe yönelik çalışmalarda yer almak istediklerini de belirtti.



Dışişleri Bakanı Emine Çolak: “Kimse geri gönderilmeyecek”



Dışişleri Bakanı Emine Çolak, Kıbrıs’ta varılacak bir anlaşma sonrasında TC kökenli KKTC vatandaşlarının geri gönderileceklerine ilişkin iddiaları değerlendirdi. Bakan Çolak, kimsenin geri gönderilmeyeceğini söyledi. Çolak, “Buraya gelip de hayat kuran ve kendi iç hukukumuzla vatandaş yaptığımız kişileri geri gönderme gibi bir durum olamaz” dedi.

Dışişleri Bakanı Emine Çolak, Diyalog gazetesine verdiği demeçte, liderler arasında devam eden görüşmelerle ilgili bir değerlendirme yaptı ve “Bu süreci, kamuoyunu aydınlatarak, halka güven vererek götürmelisiniz” dedi. İki bölgeliliğin, anlaşmanın esaslarından biri olduğunu belirten Çolak, AB’nin de süreçte aktör olmadığına dikkat çekti.

Bakan Çolak, AB’nin müzakere masasında temsilci bulunduracak olmasına yönelik tepkilere ise şöyle yanıt verdi: “AB masada taraf değildir. Kıbrıslı Rumlar taraftır. Bir gerçek varsa o da Güney Kıbrıs’ın AB’nin bir parçası olmasıdır. Masada bulunma tarafı da yanıltıcıdır. AB’nin temsilcisi orada teknik destek belirtme noktasında bulunur. Müzakere edilen konular arasında AB Hukuku’nu ve mekanizmalarını ilgilendiren bir soru işareti olduğunda danışıp görüş alınması amacıyla oradadır. Karar üretecek bir pozisyonda değildir. ‘AB için orada taraftır’ demek yanlıştır. Orada bir temsilci bulunmasının sakıncası yoktur aksine faydası vardır.”



Eide: “Küçük ama aktif oyuncu olabilirsiniz”



BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, “Kıbrıs sorunu çözüldükten ve Türkiye ile ilişkiler normalleştikten sonra bu çok önemli bölgede küçük ama aktif oyuncu olmak için mükemmel bir konuma geleceksiniz” dedi.

MyCy isimli çok dilli internet radyosuna verdiği mülakatta Bertan Cemal’in sorularını cevaplayan Eide, müzakereciler dışında Ada’da yaptığı çeşitli temasları da değerlendirdi. “Çözüm çabalarına eleştirel yaklaşan kişilerle görüşmelerimden sonra aynı kişilerin bugünkü prosedürde ümit olabileceğini teslim ettiklerini” söyleyen Eide bunu çok olumlu bulduğunu anlattı.

Eide, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasında, Yunanistan ve Türkiye ile ilişkileri dışında, bölgede izole edilmişlik hissi olduğu izlenimi edindiğine dikkat çekerek, bölgede tarihi bir gelişmeye şahit olunduğunu söyledi. Eide, II. Dünya Savaşı’ndan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun sona ermesinden sonra devletler sisteminin yıkıldığını, bunun Orta Doğu’nun alışılagelmiş sorunları olmadığını kaydetti.

Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasında her zaman, uluslararası merkezlerin komplo kurduğu duygusu bulunduğunu belirten Eide, kendisi de küçük bir ülkeden geldiği için böyle küçük bir ülkenin süper güçler yanında ne yapabileceği kaygılarını çok iyi anladığını anlattı.

Rum yönetiminin gerek Avrupa’da uyguladığı dış politika, gerek Arap dünyası ve İsrail ile ilişkilerine dikkat çekerek, “Öyle olsanız bile küçük hissetmenize gerek yok. Çözümden ve Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesinden sonra bu çok önemli bölgede küçük ama aktif oyuncu olmak için mükemmel bir konuma geleceksiniz” ifadesini kullandı.





Serdar Denktaş: “Mülkiyetle ilgili yeterince düşünülmedi”



Demokrat Parti Ulusal Güçler Genel Başkanı Serdar Denktaş, BRT’de yayınlanan bir programa konuk olarak müzakere sürecinde partisinin görüşlerini aktardı. Mülkiyet’te birçok konunun detaylandırılmadığını savunan Denktaş, Türk tarafı için mülkiyet kriterlerinin farklı görüşten kişileri katılımıyla belirlenmesini istedi. Denktaş: “İpotekli mallar var ne olacak? Bir sürü mal satımı oldu, insanlar şimdi dönüp aynı mülkü yeniden satın alacak, kim bunu finanse edecek? Diye sordu. Mülkiyet’le ilgili müzakerelerde tek yeni unsurun kullanıcı hakkı olduğuna dikkat çeken Denktaş “kullanıcı hakkının” bireysel mülkiyet hakkı şeklinde tanımlanmaya çalışıldığı görüşünü ifade etti.



Galanos: “Çözüm ve kurtuluş için geri sayım başlamalı”



Sözde “Maraş Belediye Başkanı” Aleksis Galanos “Kıbrıs sorununun çözümü ve ülkemizin kurtuluşu için geri sayım başlayabilir, başlamalı. Bugün taksimi engelleme, kefaretimizi ödeyip temizlenme ve toplumumuzu ekonomik mahvoluşun ağzına getiren ahlak ve değer düşüşünden kurtulma şansımız var” dedi.

Rum Fileleftheros’a göre “çözüm ve kurtuluş” için geri sayımın başlayabileceği “iyimserliğinin” sağlam dayanakları olduğunu öne süren Galanos dayanaklarını “ortak bir gelecek ve vizyona ilerlemeye Rum halkının isteği ve Cumhurbaşkanı Akıncı liderliğindeki Kıbrıslı Türklerin isteme ihtimali” olarak sıraladı.

Galanos müzakerelerde iki tarafın zıtlaşmak yerine barışçıl ve özgür Kıbrıs ortak vizyonunu paylaştığı mesajı geldiğini belirterek “ilk kez liderler-müzakerecilerin taksimin üst sırada bulunduğu bir gündem veya karşılıklı suçlama oyunu olmadan ciddiyet ve tutarlılık gösterdikleri mesajı alıyoruz. Elbette, Türkiye’nin müzakerelerde yüzünü göstermesini bekliyor, BM’nin buradaki arabulucusuna vermiş olabileceği teyitlerin rehavetine kapılmıyoruz” ifadelerini kullandı.



Siyasi partiler Kıbrıs sorunu nedeniyle seçim hazırlıklarını rölantiye aldı



Rum siyasi partilerin, yıl sonuna kadar Kıbrıs sorununda meydana gelmesi olası gelişmeler nedeniyle, gelecek yıl Mayıs ayında yapılacak olan genel seçimin hazırlıkları için acele etmediği bildirildi.

Rum Politis gazetesi, Kıbrıs sorunundaki gelişmeler için yıl sonu zamanlaması yapılmasının, gerek Kıbrıs sorununun nereye gideceğini görmek isteyen partilerin, gerekse gelişmeleri bahane ederek olayları sürüncemede bırakmak isteyen parti liderlerinin, genel seçim için acele etmemelerine sebep olduğunu yazdı.



Rum tarafı, Dimopulos kararından dolayı rahatsız



Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Mart 2010 tarihli Dimopulos kararının müzakere masasında Rum tarafını hayal edilemeyecek şekilde zora soktuğu haber verildi.

Rum Fileleftheros, “Mülkiyetle İlgili 5 Katı Nokta” başlıklı haberinde, Türk tarafının müzakerelerde atıf yaptığı 43 sayfalık Dimopulos kararının, malların bugünkü kullanıcısına hak tanıdığı gibi iade ve geri dönüş için müdahaleyi imkânsızlaştırdığını yazdı.

Dimopolos kararının 111 ve 112’nci paragraflarında, mal sahiplerinin mallarını bugün kullanmalarının ne kadar gerçekçi olduğunun şaibe altına sokulduğunu ve AİHM’in Türkiye’ye, malları sahiplerine iade etmeyi dayatamayacağını açıkça ortaya koyduğuna dikkat çeken gazete, Dimopulos kararının 111, 112, 114, 116 ve 117 numaralı paragraflarını incelediği haberinde özetle şunları aktardı:

“Teoride, Kuzey Kıbrıs’ta malı olduğunu iddia edenler mahkemeye gelip, kullanım kaybı tazminatı ve Kıbrıs sorunu çözülünceye kadar kira talep edebilirler. Bu aşamada, sahiplerinin, malların tasarrufunu kaybetmelerinin üzerinden on yıllar geçti. Birçok durumda mallar hibe, devir vb. yöntemlerle el değiştirdi.

Zaman geçtiği için elinde bir tapu bulundurmanın, pratikte boş olabileceği kabul edilmelidir. Bu durumlarda başvuru sahiplerinin mülkiyet statülerini resmen kaybettikleri anlamına gelmez.

Bu davaların mahkeme sonuçlarının, Türk hükümetine -bugün içerisinde kimlerin kaldığına, ne kadar malın iddia edildiği gibi askeri hassas bölge içerisinde olduğuna veya önemli kamu amacı için kullanıldığına bakmaksızın- başvuru sahiplerinin mülklerine tam erişim ve tasarrufunu sağlama alma emri vereceğini veya verebileceğini beklemek gerçekçi değildir.

114, 116 ve 117 numaralı paragraflarda, mülklerin iadesi konusu Türkiye’nin iyi niyetine bırakılıyor ve mağdur, mevcut kullanıcılar arasında kargaşa yaratılarak, adalete erdirilemez deniliyor.

114’üncü paragrafta iade konusunun davalı devletle yani Türkiye’yle ilgili olduğu açıkça belirtiliyor. Mahkeme içtihadı yapılan ihlalin durumu önceki haline getirilmesine müsait ise bunu yapma sorumluluğu davalı devletindir. Ancak önceki haline getirilmesi mümkün değilse, mahkeme, değişmez taktik olarak taraf devletin, taşınmazın değeri için tazminat ödeme alternatif talebini sundu.

116’ıncı paragrafta, başvuru sahibi veya tapu hamillerinin, mülklerini terk edeli yaklaşık 35 yıl olduğuna ve mahkemenin (AİHM) bütün örneklerde veya pratikte imkansız olan durumlarda davalı devletli iadeye zorlamaya kalkmasının pervasızlık ve keyfilik olacağına vurgu yapılıyor. Mahkeme, davalı devletin başka sebepleri dikkate almasının engellenmesi gerektiği görüşünü paylaşmaz. Sözleşmeyi yorumlamak ve uygulamak, sözleşme ihlal edildi diye mağdur olanları adalete erdirmek için bir devleti, çok sayıda kadın, erkek ve çocuğu kayıtsız şartsız tahliye etmeye ve yerini değiştirmeye zorlamak mahkemenin görevinin parçası olamaz.

117’inci paragrafta AİHM’in, geçmişin yaralarını sarmanın orantısız yeni hatalar yaratamayacağı görüşüne vurgu yapılıyor. Mahkeme içtihadında taraf devletin, şimdiki kullanıcıyı veya tasarrufunda bulunduranı dikkate almadan, standart bir malı yasal sahiplerine geri verme politikası uygulaması gerektiği görüşünü savunamaz.”



Sucuoğlu: “2015’in ilk 6 ayında Türkiye’den gelen turist sayısında yüzde 25’lik artış var”



Turizm Bakanı Faiz Sucuoğlu, 2015’in ilk 6 ayında Türkiye’den gelen turist sayısında yüzde 25’lik artış olduğunu kaydetti.

Türkiye pazarındaki en ciddi sıkıntının “imaj” olduğunu söyleyen Sucuoğlu, eğlence ve gece hayatı imajının, “ada konsepti” olarak yenilenmesi gerektiğini, bunun gelenek, görenek ve kültürle olabileceğini söyledi.

KKTC’nin imajının değiştirilmesinin reklamla mümkün olacağını da kaydeden Sucuoğlu, bunun için bütçe çalışması yapıldığını vurguladı.

Bakan Sucuoğlu, ülke turizmine katkı sağlamak üzere İstanbul ve Antalya’da bir takım temaslarda bulunmak üzere Türkiye’ye gitti. Bloomberg TV’deki bir televizyon programına katılan Sucuoğlu, bazı açıklamalarda bulundu.

Faiz Sucuoğlu, 2014’te ülkedeki turist sayısının yaklaşık 1 milyon 200 bin olduğunu, otellerde 804 bin kişinin konakladığını ve 650 Milyon Dolar gelir elde edildiğini kaydetti.

Sucuoğlu, 2016 yılı sonunda yüzde 24’lük gelir artışı, 800 milyon dolar civarında turizm geliri beklediklerini ifade ederek, turist sayısında yüzde 5’lik artış hedeflediklerini söyledi.

Sektörlerin 2014 yılındaki Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’daki (GSYİH) paylarına değinen Bakan Sucuoğlu, “ticaret ve turizm yüzde 21”, “tarım yüzde 8.2”, “sanayi yüzde 9.3, inşaat yüzde 8.9” şeklinde bilgi verdi, “Hizmet sektörlerinde turizm ve yüksek öğrenim ön plana çıkıyor” dedi.



“Güney Kıbrıs ile İsrail savunma ve güvenlik alanında önemli adımlar atılmasına karar verdi”



Güney Kıbrıs ile İsrail’in savunma ve güvenlik alanında stratejik bir işbirliği ileriye götürmekte oldukları ve bu gidişata yönelik önemli kararlar alındığı ifade edildi.

Fileleftheros gazetesi, Rum Savunma Bakanı Hristoforos Fokaidis’in kısa zaman önce İsrail’e gerçekleştirdiği ziyarette ve İsrailli muhatabı Moşe Yalon ile gerçekleştirdiği görüşmeler sırasında, iki ülke tarafından atılacak önemli adımlar konusunda mutabakata varıldığını kaydetti.

Elindeki bilgilere dayanarak, iki ülkenin, Doğu Akdeniz bölgesini güvenliğiyle ilgili bütün konularda iletişimde bulunacaklarını yazan gazete, bunların, terör gibi asimetrik tehditlerle ilgili meselelerdeki paylaşımı, enerji altyapılarının güvenliği, aynı zamanda internet gibi başka alanlarda ortaya çıkabilecek tehditlerle alakalı olduğunu belirtti.

Anlaşmanın önemli bir parçasının da, iki ülkenin işbirliğinin silahlı kuvvetlerini de kapsaması olduğunu kaydeden gazete, bunun iki ülke arasındaki işbirliğinin önemli bir parçası olarak kabul edilmekte olduğunu çünkü iki ülkeden silahlı kuvvetlerin ortak tatbikatlar yapma imkanı bulacaklarını kaydetti.

İşbirliği ve eğitim başlığının, özellikle iki ülkenin “Münhasır Ekonomik Bölgeleri” içerisindeki güvenlik kısmını da içine alacağını yazan gazete, İsrail Deniz Kuvvetleri’nin bu konuya son yıllarda büyük önem verdiğini vurguladı.

Gazete, İsrail Savunma Bakanı Moşe Yalon’un, iki ülke arasında Tel Aviv’de gerçekleştirilen görüşmelerin sürdürülmesi için önümüzdeki Sonbahar’da Güney Kıbrıs’a gelmesinin beklendiğini de anımsattı.

Gazete başka bir haberinde ise, Fokaidis’in dün Dillirga çarpışmaları sırasında hayatını kaybedenleri anmak için yapılan etkinliklere katıldığını ve burada konuşma yaptığını yazdı.



30 metre derinlikte “uyuşturucuya hayır” dalışı yapıldı



İskele Sahil Lions ve Leo Kulüpleri, Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu’nun da desteğiyle “Uyuşturucuya Hayır” dalışı düzenledi.

İskele Sahil Lions ve Leo Kulüpleri’nin Gençlik Programları çerçevesinde Deep Dive Diving Centre sponsorluğuyla DAÜ Beach Club’ta gerçekleştirdiği “Uyuşturucuya Hayır” etkinliğinde, Lions Kulüpleri yöneticileri yanında Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu Başkanı Hasan Karaokçu ve vatandaşlar da hazır bulundu. Uyuşturucu sorununa karşı farkındalık yaratmak amacı taşıyan etkinlikte 15-18 yaş aralığındaki gençlere, su altı dalış kursu verildi. Ardından etkinliğe katılan gençler, 30 metre derinliğe dalarak uyuşturucuya hayır pankartı açtılar.







Enformasyon Dairesi







Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 21
Dün Tekil 1123
Bugün Tekil 568
Toplam Tekil 2561310
IP 54.92.148.165






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































15 Zi'l-ka'de 1440
Temmuz 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Saraylarda süremem dağlarda sürdüğümü, Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü.
(Hüseyin Nihal ATSIZ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.883 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu