BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Yönetim ve güç paylaşımı konusunda büyük oranda yol alındı” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Yönetim ve güç paylaşımı konusunda büyük oranda yol alındı”
Tarih: 16.08.2015 > Kaç kez okundu? 1391

Paylaş


Basın-yayın kuruluşlarının temsilcileriyle kahvaltılı toplantıda bir araya gelen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakerelerde yönetim ve güç paylaşımı konusunda büyük oranda yol alındığını, siyasi eşitliğin ayrılmaz parçası dönüşümlü başkanlık konusunda ise henüz sonuca ulaşılamadığını söyledi.

Güven artırıcı önlemler konusunda somut adımlar atıldığını kaydeden Mustafa Akıncı, Kuzey’de mayınlı bölgelerin tespit edildiğini, geçişlerde vize kuralından vazgeçildiğini, elektrik hatlarının birleştirilmesi, mobil telefonların kullanımı ve radyo frekanslarının olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması ve yeni geçiş kapılarının açılması gibi teknik düzeyde çalışmalar yapıldığını anlattı.

Kültür Sanat Komitesi’nin faaliyete geçtiğini, cinsiyet eşitliği komitesiyle ilgili de çalışmaların sürdüğünü kaydeden Akıncı, Rum Lider Anastasiadis ile birlikte etkinliklerde yer aldıklarını da anımsattı.

Müzakerelerde asıl hedefin kapsamlı çözüme ulaşmak olduğunu vurgulayan Mustafa Akıncı, bu süreçte zaman zaman geçmişte olduğu gibi Rum Basınında spekülatif haberler yer aldığını belirtti ve buna itibar edilmemesini istedi. “Bizim amacımız üzüm yemektir. Süreci torpillemek değil” diye konuşan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, çözüm parametrelerinin yıllardır tartışıldığını ve bunların belli olduğunu vurguladı. “İki kesimli, iki toplumlu, federatif bir yapıya ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuşan Akıncı, bu çerçeveyi, Cumhurbaşkanlığı’na aday olduğu sürede ve şimdi de savunduğunun altını çizdi.

Mülkiyet, garantiler ve güvenlik konularının yıllardır tartışıldığını da anımsatan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, mülkiyetin en son konuşulacak konu olduğunun altını çizdi.

Garantiler konusunda Kıbrıs Türk, Rum, Türkiye, İngiltere ve Yunanistan gibi 5 tarafın bulunduğuna burgu yapan Akıncı, “elbette günü saati geldiğinde bu konular konuşulacak, müzakere edilecek. Bizim için özgürlüğümüz, eşitliğimiz ve güvenliğimiz son derece önemlidir. Olası bir anlaşma mutlaka bunları içerecektir” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, olası bir anlaşma sonucunda bazı kişilerin gemilere doldurularak, gönderilecekleri yönündeki söylemlerin ise tamamen gerçek dışı olduğunu, bulunacak çözümün aynı zamanda insan haklarına uygun olması gerektiğini en yetkili ağızların söylediğini anımsattı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bugüne kadar ne köy, ne toprak, ne bölge ne de yüzdelik konularının masaya geldiğini ifade ederek, bu konularda ortaya konulan düşüncelerin sadece varsayım olduğunu kaydetti.



Akıncı, Kamu Hizmeti Komisyonu’yla ilgili yasa taslağı sundu



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, başkanlık ettiği Bakanlar Kurulu toplantısında Başbakan Ömer Kalyoncu’ya Kamu Hizmeti Komisyonu (KHK) ile ilgili bir yasa taslağı sundu.

Komisyonun ülkedeki kamu yönetimini yakından ilgilendirdiğini vurgulayan Akıncı, KHK’nın bağımsız, tarafsız, objektif olmasının önemine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, müzakere sürecinde gelinen aşama hakkında bilgi vermek üzere katıldığı Bakanlar Kurulu toplantısına yaklaşık 2 saat başkanlık etti. Akıncı, toplantı öncesindeki açıklamasının başında, yakın zamanda güvenoyu alan Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP BG) - Ulusal Birlik Partisi (UBP) koalisyon hükümetine başarı diledi.

Meclis’te ve halkta geniş tabana sahip hükümet modelinin ülkede bir ilk olduğunu söyleyen Akıncı, halktaki beklentilerin yükseldiğine işaret etti. Cumhurbaşkanı Akıncı, “reform hükümeti” olacağını ilan eden ve bunu programında da ifade eden hükümetin hedeflerine ulaşmasını, halkın olduğu noktadan daha ileriye taşınmasını temenni etti.

Açıklamasında, Kıbrıs sorunu konusunda hükümetle görüş alışverişinde bulunmaya devam edeceklerini de kaydeden Akıncı, başkanlık ettiği Bakanlar Kurulu toplantısını “ilk seans” olarak niteledi.

Zaman zaman Bakanlar Kurulu toplantısına katılacağını, Başbakan Ömer Kalyoncu ile her hafta, Dışişleri Bakanı Emine Çolak ile her fırsatta bir araya geleceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Akıncı, hükümetle bir bütün halinde çalışma hedefine işaret etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesine değinen Akıncı, kampanya süresinde “çözüm odaklı siyasetin” yanı sıra “iç konularla” ilgili de bazı sözler söylediğini anımsattı.

Bunlardan birinin, Kamu Hizmeti Komisyonu olduğunu belirten Mustafa Akıncı, bu konuyla ilgili açıklamalarını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Akıncı, KHK’daki 5 kişilik heyetin Cumhurbaşkanı tarafından tayin edildiğini, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’tan günümüze kadar yeri ve zamanı geldiğinde söz konusu atamaların cumhurbaşkanları tarafından yapıldığını söyledi.

Akıncı, şunları ekledi:

“Ülkedeki kamu yönetimini çok yakından ilgilendiren, bağımsız, tarafsız, objektif olmasının ne kadar önemli olduğunun hepimizin bildiği bir kurumdan söz ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı görevine gelmem halinde, bu tayinleri yapmak istemediğimi, KHK’nın yasanın değiştirilmesi için çaba harcayacağımı, kurumun çoğulcu, demokratik bir yapıya kavuşması için elimden geleni yapacağımı söyledim, böyle bir vaade bulundum…”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, KHK’daki yapının değiştirilmesi hedefinin, Ulusal Birlik Partisi (UBP) ile Toplumcu Kurtuluş Partisi’nin (TKP) hükümet ettiği 1999-2001 yıllarına dayandığını söyledi.

Akıncı, bu hükümet döneminde KHK’yla ilgili yasa tasarı hazırladıklarını anımsatarak, hükümetin dağılmasının ardından tasarısın yeni hükümet döneminde kadük olduğunu anımsattı.

Cumhurbaşkanlığı’nın hukukçularının ilgili yasa tasarındaki unsurları güncellediğini vurgulayan Mustafa Akıncı, bununla ilgili bazı bilgiler verdi.

Akıncı, “akademi” ve “hukuk” gibi alanların yanı sıra “Meclis” ve kamu çalışanı örgütlerinin önereceği 3 isimden birinin Cumhurbaşkanı tarafından seçileceği bir yapıdan söz etti.

“Tasarının 15 yıl önceki özü de buydu” diyen Akıncı, bu tayinlerin Cumhurbaşkanı da olsa tek kişinin 2 dudağı arasında olmaması gerektiğini vurguladı.

Akıncı, KHK Başkanının Cumhurbaşkanı tarafından, diğer isimlerin hükümet başkanı ve ana muhalefet başkanı tarafından belirlenmesini içeren bir önerinin ise Avrupa Birliği çalışmalarını yürüten daire tarafından yapıldığını da kaydetti.

Akıncı, “Bu öneri gelişecek mi, başka öneriler de var mı bilmiyorum. Ben, 15 yıllık geçmişten gelen, günün süzgecinden geçen, güncellenen bir taslağı size takdim ediyorum, bundan sonrası sizin ve Meclis’in işidir” dedi.

Bu konuda fikir alışverişini sürdüreceklerini ifade eden Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ülkenin çok önemli ve kanayan yarasına, el birliğiyle çare üretir ve kanayan yara müşavirler olayını da bitirirsek çok iyi olacak. Kamu Hizmeti Komisyonu, böylesi çoğulcu demokratik yapılanmaya geçtikten sonra teknik daire müdürleri üçlü kararname kapsamının bir parçası olmamalıdır. Belki bu atamaları müsteşar ve özel kalem müdürüyle sınırlı tutmak uygun olacaktır. Sanıyorum aklın yolu birdir. Akıl yolunda buluşmanın zamanı gelmiş de geçmiştir.”



Kanbay: “Çok acele edilirse bazı şeyler gözden kaçırılabilir”



Göreve yeni atanan Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay, 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nu ziyaretinde, müzakereleri çok zamana yaymadan, akıllı bir takvimle yürütmek gerektiğini ancak çok da acele edilirse bazı şeylerin gözden kaçırılıp, daha sonra çözülemeyecek sıkıntılar ortaya çıkarabileceğini söyledi.

Kanbay, “Bu işi, sebze pazarı gibi tapu kayıtları ve kişi hakları üzerinden götürmeye çalışırlarsa iş daha bir çapraşık ve zora girecekmiş gibi görünür” dedi.

Adanın üzerinde iki ayrı toprak, iki ayrı millet ve iki ayrı devlet bulunmasının artık bir gerçek olduğuna işaret eden Kanbay, “Bunları bir federal yapıda yan yana yaşayabilir ve bazı konular da uluslararası alanda tek ses halinde konuşabilir. Bu şekilde bir federal devlet oluşumu ortaya çıkabilirse bu belki bir başarı olacak” ifadesini kullandı.

TC Büyükelçisi Derya Kanbay da, müzakerelerin temel metotlarının, bilgi paylaşımını biraz engellediğini ifade etti. Her şey üzerinde uzlaşılmadıkça, hiçbir şey üzerinde uzlaşılmış sayılmaz” unsurunun bir şeylerin paylaşılmasını zorlaştırdığını kaydeden Kanbay, her şeyde uzlaşı sağlanmadan anlaşılan unsurları açıklamanın, sonradan zihinleri karıştırabileceğini ifade etti.

Bazı şeyler basına yansıdıkça insanlarda bir tereddüt yaratabileceğini işaret eden Kanbay, özellikle kişisel konuları ve yaşantıları ilgilendiren konuların insanları rahatsız edebileceğini söyledi.

Büyükelçi Kanbay, şöyle konuştu:

“İnsanlar iki toprak, iki millet, iki devlet yapısının üstünde yaşayacaklar. Bunun içinden, ortasından küçük bir parçayı alıp, ‘yok bu şunlara ait, bu da şuna ait’ gibi ferdi şeylere götürüldüğünde, içinden çıkılmaz bir müşkülat yaratacak diye düşünüyorum. Daha esaslar içinde bu mülkiyet işini de belki çözebilmeliler. Şu anda artık Kıbrıs Türk halkı da, Rum halkı da bir toprağın üzerinde yaşıyor. Herkesin evi, dükkanı, oteli, otobüsü, her şeyi var. Kalan mallar onun, giden mallar bunun. O zaman işi geriye de sarmak gerekebilecek”.

3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, ise yaptığı konuşmada, Kanbay’ın görevinin hayırlı olmasını diledi ve önemli bir zamanda, müzakerelerin alevlendiği, çözüm umutlarının yükseldiği bir zamanda göreve başladığını söyledi.

Beklentinin birden bire çok yükseltildiğine işaret ederek, “İnşallah daha sonra umut kırgınlığı olmaz” diyen Eroğlu, görüşmelerin sadece Türk tarafının değil, Rum tarafının da tutumuna ve iyi niyetine bağlı olduğunu dile getirdi.

Daha önceden sağlanan yakınlaşmalar olduğunu ve bunların yeniden görüşüldüğünü belirten Eroğlu, “Her lider değiştiğinde, sıfırdan başlanılacaksa bu iş bitemeyecek demektir” yorumunda bulundu. Eroğlu, mevcut 6 başlıkta zor olsa da anlaşmaya ulaşılması temennisinde bulundu.

Rum tarafından sızan haberlerin çeşitli yorumlara vesile olduğunu söyleyen Eroğlu, gelişmeleri halkla paylaşmak gerektiğini belirtti.

Eroğlu, iki bölgeli, iki toplumlu çözüm şeklinin BM parametresi haline geldiğini kaydetti ve federal devleti eşit statüdeki iki devletin kuracağını belirtti.

Zaman zaman Rum Yönetimi liderlerinin “Kıbrıs Cumhuriyeti federasyona dönecek” şeklinde açıklamalar yaptıklarını söyleyen Eroğlu, böyle bir yorum yapıldığı zaman ses çıkarılması gerektiğini kaydetti.

Eroğlu, bütün konularda anlaşmadan, anlaşılmış sayılmaz dendiğini ancak anlaşılmış konuların masada kaldığını ve bir sonraki oturumda oradan başlandığını söyledi.

Çok dikkatli olunması ve iki bölgelilikle iki halklılığın sulandırılmaması gerektiğini ifade eden Eroğlu, AB müktesebatına uygun hareket edilecek dendiği zaman yerleşim-dolaşım, mülk edinme ve iş bulma serbestisinin geleceğinden AB prensipleri ve AB müktesebatını kabul etmediklerini ve “kalıcı derogasyon, birincil hukuk olacak” konusunda ısrarcı olduklarını kaydetti.

Bir AB yetkilisinin masada oturmasını da tartışmak gerektiğini belirten Eroğlu, “Bizim zamanımızda böyle bir öneri yapıldı ancak biz kabul etmemiştik. Biz danışacaksak, kendisini bulur, makamımıza çağırır, düşüncelerini alırız. Ama müzakere masasında taraf olan AB yetkilisinin bulunması bizim için sakıncalıdır, çünkü AB üyesidir taraftır” dedi.



Talat: “Bugünü en çok etkileyen olaylar Annan Planı'ndan sonra başladı”



2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Sorunu'nun yakın döneminde bugünü en çok etkileyen olayların Annan Planı'ndan sonra başladığını söyledi.

Mehmet Ali Talat, Türkiye Gençlik Vakfı'nın (TÜGVA) düzenlediği "Genç Diplomat Akademisi"nde "Kıbrıs Sorunu" üzerine ders verdi.

"Kıbrıs Sorunu’nun Annan Planı'ndan sonraki dönemini” anlatan Talat, Kıbrıs konusunda değişik bakış açıları olduğunu ifade etti.

Mehmet Ali Talat, 1999 yılında dünya diplomasisinin, BM ve AB'nin Türkiye'yi de işin içine katarak "Acaba bu Kıbrıs sorununu çözebilir miyiz, Türkiye'yi de Avrupa'ya doğru yönlendirebilir miyiz?" gibi bir çalışma içine girdiğini belirtti.

Kıbrıs Sorunu'nun artık çözüme mahkum olduğunu dile getiren Talat, "Rauf Denktaş, Kıbrıslı Türkler ve Rumların bir arada yaşayacağına inanmadığı için çözümü pek istemezdi. Rumlar illa AB'ye girmek istiyorlardı. Çünkü AB'ye girdikleri takdirde, güvenlik sorunlarının çözüleceğini düşünüyorlardı. Aynı zamanda AB'ye girdiklerinde, Türkiye gibi büyük bir güç karşısında büyük bir müttefik grubunun içinde yer alacaklardı. Kendileri 1 milyonun altındaki bir nüfusla 70 küsur milyonluk Türkiye ile yarışamayacaklarını biliyorlardı" diye konuştu.

Talat, kendi partisinin seçimlerde birinci olmasıyla Rauf Denktaş'ın politikasını kademeli olarak çözümden tarafa çevirdiğini aktardı.



Çelebis: “Akıncı’nın Talat-Hristofyas yakınlaşmasını kabul etmesi tek başına ilerlemedir”



AKEL Kıbrıs Sorunu Bürosu Başkanı, uluslararası ilişkiler uzmanı Tumazos Çelebis, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın mülkiyetle ilgili Talat-Hristofyas yakınlaşmalarını kabul etmesinin tek başına ilerleme olduğunu söyledi.

Rum Haravgi gazetesi, Çelebis’in Rum tarafında yayın yapan ASTRA radyosuna yaptığı açıklamada “Eroğlu’nun reddettiği yakınlaşmaları Akıncı’nın kabul etmesi tek başına ilerlemedir” dediğini yazdı.

Habere göre Çelebis, mülkiyetteki Talat-Hristofyas yakınlaşmalarını, “mülkler yasal sahiplerine aittir. Mülkiyet hakkının restorasyonu-iade, tazminat ve takas şeklinde üç ana ve bazı alt tedavi yöntemleri var. Bu meseleleri yönetecek bir Mülkiyet Komitesi kurulur” diyerek hatırlattı.

“Eroğlu bu az ama önemli yakınlaşmaları toplu mal mübadelesi istediği için reddetti” diyen Çelebis özetle şöyle devam etti:

“Halen tedaviyi ilk seçme hakkının, mal sahibinde mi kullanıcıda mı olduğu tartışılıyor. AKEL’in tutumu değişmedi, ilk söz hakkı mal sahibinindir. Türk tarafı ise ilk söz hakkının kullanıcıda olduğunu söylemişti, en büyük anlaşmazlık da buydu. Bu durumun göğüslenmesi için ‘kullanıcının hiçbir hakkı yoktur’ iddiasını önerilemez.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Dimopulos kararı her şeyi kullanıcıya verdiği için ‘felaketti.’ İlk söz hakkını, yerleşikler de dahil hiçbir ayrım gözetmeden, kullanıcıya verdi. Bu karar meseleyi kullanıcı lehine çözmekte ısrar eden Kıbrıs Türk tarafına bazı güçlü argümanlar verdi. Bu durumun göğüslenmesi gerek ancak kullanıcının hakkı yoktur diyerek göğüslenemez.

Mal sahibi iadeyi seçerse, kullanıcının yer değiştirme hakkı olacak demektir, bu da taşınabilmek için başını sokacağı bir dam altı bulması için bazı şartların yaratılması gerektiği anlamına gelir. Ayrıca, malı inkişaf ettirmişse tazminata da hakkı vardır. Kıbrıs Türk malı almış on binlerce Rum var ve taşınmaları gerekirse onların da tazmin edilmesi gerekecek.”

Kamu Hukuku Doktoru Kostas Paraskevas ise Cumhurbaşkanı Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in son görüşmelerinin ardından yapılan açıklamayla mülkiyet hakkının kesinlikle tanınmasının görmezden gelinmemesi gerektiğine vurgu yaparak özetle şunları söyledi:

“Bu tanıma ile kabul edilemez toplu mal mübadelesi reddediliyor. Bu da, tapuların karşılığı olduğu anlamına geliyor. Bir zamanlar böyle değildi, işgal bölgelerindeki terk edilmiş Rum mallarının orada kurulan işgal oluşumunun tasarrufuna geçtiği tezi hakimdi.

İlk söz hakkının mal sahibinde mi kullanıcıda mı olacağı müzakere ediliyor. Avrupa Mahkemesi içtihadına göre mülkü tasarrufunda bulunduran veya kullanan dikkate alınmadan genel bir iade ve geri dönüş politikası uygulanamaz. Dikkate almak bir şey, kullanıcıya daha çok hak vermek başka şey. Önemli olan bağımsız Mülkiyet Komitesi’nin uzlaşılanlar ve kesin kriterler aracılığıyla etkin çalışıp mülkiyet hakkına saygı göstermesidir.”



“Müzakere süreci yabancı güdümlü”



Girne kökenli Rumların örgütlü bulunduğu “Özgür Girne” isimli örgüt yürütülmekte olan müzakere sürecinin “yabancı güdümlü olduğunu” savunarak, Rum Yönetimine ve siyasi liderliğine hitaben “halk size devleti dağıtma yetkisi vermedi, manipülasyona son verin” dedi.

Rum Fileleftheros gazetesinin haberine göre, müzakere edilenlere tamamen karşı olduğunu açıklayan “Özgür Girne” kamuoyuna söylenenlerin çözümle birlikte yürürlüğe konulacaklar olmadığı görüşünü ortaya koydu, şunları savundu:

“Kıbrıs Cumhuriyeti devam etmeyecek, egemenliği olan yeni bir devlet de kurulmayacak. Müzakerelerle, her birinin denetiminde olacak toprağın alanını düzenlemeleri istenen iki ayrı devlet olacak. Mülkler de yönetecekleri vatandaşlara ait olmayacak, kendi denetimlerinde olacak. Halk size devletin bu şekilde dağıtılması için yetki vermedi. Bu yabancı güdümlü sürece ve manipülasyona son verin.”



Rum Hükümeti’nin Koruçam ve Karpaz’a ile ilgili planı ilerliyor



Rum Hükümeti’nin, gençleri Koruçam ve Karpaz’a yeniden yerleştirme planının koordineli adımlarla ilerlediği bildirildi.

Rum Yönetimi’nin İnsani Konularından Sorumlu Komiseri Fotis Fotiu, geçtiğimiz günlerde AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu ile bir araya geldiği görüşmede, Rum gençlerin KKTC’de, özellikle Rumların yaşamakta olduğu köylere (Koruçam ve Karpaz) yeniden yerleşme konusundaki başvurularının ele alındığını açıklamıştı.

Rum Simerini gazetesi, planla, KKTC’de Rum ve Maronitlerin yaşadığı bölgelerin canlandırılmasının hedeflendiğini yazdı.

Plana, Rum Çalışma ve Tarım Bakanlıkları eksenindeki yetkili kurumlar ile İnsani Konular Komiserliği’nin müdahil olduğunu kaydeden gazete, edindiği bilgilere dayanarak, bu konudaki çabanın, Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesinden ve müzakerelerin yeniden başlamasından önce başlatıldığını ve Akıncı ile birlikte oluşan olumlu havanın, bu argümanın ileriye götürülmesini teşvik ettiğini belirtti.

Haberde, planın ileriye götürülmesindeki bir diğer teşviğin de, bölgede yaşamak isteyen gençlerin sayısındaki artış olduğu ifade edildi.

Gazete devamla, gençlerin yeniden yerleştirilmesi planında dört teşvik ekseni bulunduğunu yazdı.

Bunlardan ilkinin, şu ana kadar var olan ödenek kısıtlamalarının kaldırılması olduğunu kaydeden gazete, KKTC’deki köylere yerleşen gençlerin, yerleştikten bir yıl sonra ödenek almaya başlayacağını ve bu ödeneğin, aylık ödenek olarak verilmesi konusunda yasa çıkarılacağını belirtti.

Bu düzenlemenin, köylere daimi olarak yerleşecek gençler için geçerli olduğunu kaydeden gazete, denetim mekanizmasının da oluşturulacağını ve sırf ödenek almak için KKTC’ye yerleşip, bir süre sonra yeniden Güney Kıbrıs’a dönüş yapılmasının önleneceğini yazdı.

KKTC’ye yeniden yerleşme kararı alan kişilerin, bölgedeki tek geçim kaynağının çiftçilik olması nedeniyle, Rum Tarım Bakanlığı’nın tarımsal kalkınmanın desteklenmesi programına dahil edileceğini kaydeden gazete, çiftçilik dışında arıcılık, balıkçılık gibi dalların da teşvik edilmesinin amaçlandığını belirtti.

Gazete, KKTC’deki köylere yerleşen gençler için lokanta, kafeterya gibi küçük işletmelerin çalıştırılmasına yönelik teşvik verilmesinin de gündemde olduğunu ve yeniden yerleşme için, restorasyona ihtiyacı olan binaların tespit edilmesine yönelik alt komite kurulacağını yazdı.

Gazete, KKTC’de yaşayan Rum ve Maronitlerin eğitimi konusunda, “tüm sorunlar ve zorluklara rağmen” iyi örgütlenmiş bir eğitim altyapısı bulunduğunu; yetkili makamların, bu konuyla ilgili “Kıbrıs Üniversitesi” ile işbirliği içerisinde bulunduğunu yazdı.

Gazete, bir kaynağın, “Türklerin yeniden yerleştirme planıyla ilgili şu ana kadar herhangi bir tepki göstermediğini ve Akıncı’nın varlığının, bu konuda yardımcı olduğunu” iddia ettiğini yazdı.

Habere göre aynı kaynak, “Türklerin başka türlü yeniden yerleşme hakkını kabul etmelerinin mümkün olmadığını ve birçoğu Karpaz ile Kormacit kökenli olan Rum gençlerin evlerine dönmelerine engel olabileceğini” öne sürdü.

KKTC’de yaşayan Rum ve Maronitlerin yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapıldığından da bahseden gazete, müzakereler aracılığıyla yapılan bu çalışmaların, gençlerin köylere yeniden yerleştirilmesi için bir başka teşvik olduğuna işaret etti.

Haberde, Koruçam köyüne yerleşmek için daha fazla talep bulunduğu ve bunun, Koruçam’ın Lefkoşa’ya daha yakın olması ve Güney Kıbrıs ile olan bağlantının daha kolay sağlanmasından kaynaklandığı belirtildi.



Asrın Projesi tamamlanıyor



Mersin'deki Alaköprü Barajı'nda tutulan suyu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) ulaştıracak, "Asrın Projesi" olarak nitelendirilen "KKTC Su Temin Projesi" kapsamında 66,5 kilometrelik Deniz Geçiş İsale Hattı, son parçanın eklenmesiyle 7 Ağustos'ta tamamlanacak.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, söz konusu isale hattının tamamlanması dolayısıyla Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun katılımıyla KKTC'de 7 Ağustos Cuma günü tören düzenlenecek.

Yılsonunda tamamlanması planlanan proje kapsamında bugüne kadar Mersin Alaköprü Barajı, KKTC Geçitköy Barajı, 24 kilometrelik Türkiye tarafı kara yapıları, 3,7 kilometrelik KKTC tarafı kara yapıları, 67 kilometrelik Geçitköy Terfi İstasyonu-Arıtma Tesisi-Lefkoşa arasındaki isale hattı işleri bitirildi.

KKTC Tarafı İçme Suyu Arıtma Tesisi ile Girne, Gazimağusa ve Dipkarpaz bölgeleri içme suyu isale hatlarının yapımı ise sürdürülüyor.

Proje tamamlandığında Alaköprü Barajı'ndan alınacak yıllık 75 milyon metreküp su 106 kilometrelik (Türkiye tarafı 23 kilometre, deniz geçişi 80 kilometre, KKTC tarafı 3 kilometre) boru hattıyla KKTC'deki Geçitköy Barajı'na aktarılacak.

İletilecek suyun yaklaşık 38 milyon metreküpünün içme, 37 milyon metreküpünün ise sulama amaçlı kullanılması planlanıyor.

Projenin su sıkıntısı çeken KKTC'nin gerek içme gerekse sulama amaçlı 50 yıllık su ihtiyacını karşılaması ve özellikle sulama suyunun ülkenin zirai gelirlerini artırması öngörülüyor.

Projenin teknik detayları hakkında bilgi veren Orman ve Su İşleri Bakanlığı yetkilileri, deniz dibindeki basınç düzeyinin borularla su aktarımını imkansız kılması sebebiyle projede özel bir teknik kullanıldığını belirtti. 80 kilometrelik deniz geçişi boru hattıyla, denizin dibinden değil deniz yüzeyinden 250 metre derinlikte kurulan askılarla KKTC'ye su taşınacaağını ifade eden yetkililer, en uzun halatın uzunluğunun 1 kilometreyi bulacağını kaydetti.

Proje için toplam 80 bin 655 metre boru, 132 şamandıra üretildiğine dikkati çeken yetkililer, yüksek yoğunluklu polietilen boruların her birinin çapının 1,6 metre, yekpare uzunluğunun 500 metre olduğunu, ağırlığının da basınç sınıfına göre 148 ton ile 183 ton arasında değiştiğini dile getirdi.

Yetkililer, borulara takılacak verici ve sensörler sayesinde muhtemel hasarların önceden tespit edilerek zamanında müdahale edilebileceğinin de altını çizdi.



“Kıbrıs Türkiye’nin Hong Kong’u olabilir”



Kıbrıs (Rum) İşverenler ve Sanayiciler Federasyonu (OEV) Başkanı Hristos Mihailidis, “Sürekli ve işleyebilir bir barış sağlanabilirse, Çin için Hong Kong ne ise birleşik ada da Türkiye için o olacak” dedi; EDEK’in sert tepkisini çekti.

Rum Simerini gazetesi, Mihailidis’in geçtiğimiz gün düzenlenen ve çözüm arayışında iş dünyasının rolünün tartışıldığı iki toplumlu panelde yaptığı konuşmayı Hürriyet’i kaynak göstererek aktardı.

Gazete, Mihailidis’in konuşmasının satır başlarını özetle şöyle aktardı:

“Mihailidis çözüm perspektifiyle birlikte Kıbrıs Rum yatırımcı çevresinde yaşanan ‘değişikliğe’ işaret etti ve ‘hepimiz akıllandık, çözümden söz ediyoruz’ dedi. Siyasi, bölgesel ve ekonomik parametrelere birlikte bakıldığında bizi bu sefer çözüme çok yaklaştıran bir işbirliği oluşuyor. Yatırımcılar olarak çözüm yönünde katalizör olmalıyız. Ciddi yatırımcılar olduğunda siyasiler daha ciddi olur. Siyasiler, ülke için daha iyisini yapma konusunda biraz baskı görür.

Son üç yıldır Kıbrıs’ı ekonomik kriz sardı. Bu durum hepimizi akıllandırdı. Bugünkü durum, zaman mevhumu ve her iki taraftaki liderler iki tarafı daha da yakınlaştırdı. Bölgemizde gözlemlenmekte olan karışıklık ve doğal gaz keşfi çözüm bulunması yönünde baskı yapan unsurlardır. Bu unsurlar, AB’ye üyelik arzusuyla birlikte Türkiye’nin adanın yeniden birleşmesi için çalışma arzusunu güçlendirdi.

Yeniden birleşmiş bir ada, işleyebilir bir çözüm olması şartıyla Türkiye açısından çok elverişli olacak. Kulağa biraz abartı gelebilir ama Çin için Hong Kong neyse Kıbrıs da Türkiye için o olabilir.

Annan planına Kıbrıslı Rumlar hayır, Kıbrıslı Türkler evet oyu vermişti. Şimdi adanın iki tarafında da Kıbrıslıların çoğunluğu (çözüm?) istiyor ancak Rum tarafının güvenlik yönüyle ilgili endişeleri var. Uzun soluklu, işleyebilir bir çözüm istiyoruz; 1960’a dönmemiz söz konusu değil.

Kıbrıs’ın ne Türkiye’den, ne Yunanistan’dan, ne de İngiltere’den hiçbir devlet garantisi olmamalı. AB de garantör olarak işleyebilir.

Kilise’nin Kıbrıs Rum siyasi yaşamında önemli ağırlığı vardır ve gerçekte, 2004’teki ‘hayır kampına’ önderlik eden unsur Kilise’dir. Ancak artık çözüme engel değil; barış için çalışacak, çözüm ışığı altında sorun olmayacak.”

Gazete, Mihailidis’in yukarıdaki sözlerinin EDEK’in sert tepkisini çektiğini ve yayımladığı açıklamayla “Ciddi yatırımcılardan ciddi ve ölçülü açıklama beklenir; partizan propaganda ve propaganda değirmeninde haddini aşan açıklamalar değil” ifadesini kullandığını yazdı.

Habere göre EDEK, Mihailidis’in “Kıbrıs’ın Türkiye’nin Hong Kong’u olabileceği” söylemini ise şu sözlerle eleştirdi:

“Türkiye’nin çözüm arzusunu ve görmediği, okumadığı ve bilmediği çözümden sonra yaşanacak ekonomik patlamayı bu zihniyetle yorumluyorsa, ekonomiden bihaber, gülünç bir analizdir. Bu Anastasiadis’in ‘bir çözümle Kıbrıs’ın GSYİH’si 20 yılda 2’ye katlanacak’ sözünden çok daha gülünçtür.”







Enformasyon Dairesi







Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 42
Dün Tekil 1727
Bugün Tekil 1187
Toplam Tekil 2742112
IP 35.170.81.210






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































10 Rebiü'l-Ahir 1441
Aralık 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


TÜRK, Yıldırımdır, kasırgadır, Dünyayı aydınlatan güneştir
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 7.152 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu