BASIN BÜLTENİ Dışişleri Bakanlığı: “Müzakerelerin seyrine olumlu olarak yansıyacak” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Dışişleri Bakanlığı: “Müzakerelerin seyrine olumlu olarak yansıyacak”
Tarih: 16.08.2015 > Kaç kez okundu? 1265

Paylaş


Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Barış Gücü’nün görev süresiyle ilgili kararında Kıbrıs’ta devam eden müzakere süreci ve liderlerin sağladığı ilerlemelerden memnuniyet duyduğuna da vurgu yapmasının müzakerelerin seyrine olumlu yansıyacağını belirtti.

Dışişleri Bakanlığı’nın yazılı açıklamasında, Güvenlik Konseyi’nin güven artırıcı önlemlerin hayata geçirilmesi çağrısı yaptığına işaret edilerek, “Kıbrıs Türk tarafı olarak mevcut müzakerelere paralel olarak gerek adada yaşayan iki halkın günlük yaşamlarını kolaylaştırmaya yönelik, gerek iki halkı birbirine yakınlaştıracak, gerekse iki taraf arasında işbirliğine imkan sağlayacak adımların atılmasına önem atfetmekteyiz” ifadesine yer verildi.

Güven artırıcı önlemlerin adada nihai bir anlaşma sağlanmasına ve varılacak anlaşmanın uygulanmasına önemli katkısı olacağı inancında olduğunu ifade eden bakanlık, Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonlara ilişkin yapılan atfa ise “esas metin” yerine “gözlemler” kısmında yer verilmiş olmasının, Kıbrıs Türk halkının yaşamını her alanda doğrudan ve olumsuz etkilemekte olan kısıtlamaların “görmezden gelinmesi” anlamını doğurduğunu kaydetti.

BM Güvenlik Konseyinin adadaki BM Barış Gücü’nün görev süresini 31 Ocak 2016 tarihine kadar uzatan ve dün oybirliği ile kabul edilen kararını değerlendiren Dışişleri Bakanlığı, “Kıbrıs’ta kapsamlı bir anlaşma sağlanması amacıyla yeniden başlayan müzakere sürecinden ve liderlerin ortaya koymakta oldukları çaba ve sağlanan ilerlemeden memnuniyet duyulduğuna” ilişkin ifadeye dikkat çekti.

Güvenlik Konseyi’nin tarafları ortaya çıkan mevcut fırsatın kararlılıkla değerlendirilmesi yönünde cesaretlendirmesinin müzakerelerin seyrine olumlu olarak yansıyacağına inanç belirten bakanlık, açıklamada şunları kaydetti:

“Bu vesileyle, Kıbrıs Türk tarafının, BM Genel Sekreteri’nin İyi Niyet Misyonu çerçevesinde, yerleşmiş BM parametreleri, iki taraf arasında varılan uzlaşılar ve 11 Şubat 2014 tarihli Ortak Açıklama temelinde müzakerelerin iki tarafın da üzerinde mutabık kalacağı bir anlaşmayla sonuçlandırılması yönündeki kararlılığını en güçlü şekilde koruduğunu bir kez daha hatırlatmakta fayda vardır.

Güvenlik Konseyi Kararı’nda güven artırıcı önlemlerin hayata geçirilmesi çağrısı yapılmaktadır. Kıbrıs Türk tarafı olarak, mevcut müzakerelere paralel olarak gerek Ada’da yaşayan iki halkın günlük yaşamlarını kolaylaştırmaya yönelik, gerek iki halkı birbirine yakınlaştıracak, gerekse iki taraf arasında işbirliğine imkan sağlayacak adımların atılmasına önem atfetmekteyiz. Güven artırıcı önlemlerin Ada’da nihai bir anlaşma sağlanmasına ve varılacak anlaşmanın uygulanmasına önemli katkısı olacağı inancındayız.

Kararda her yıl mutat olduğu üzere BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü ile ilgili son (S/2015/517) Raporu’nun memnuniyetle karşılandığı ifade edilmektedir. Bu noktada Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonlara ilişkin yapılan atfa esas metin yerine “Gözlemler” kısmında yer verilmiş olması nedeniyle konuyla ilgili kaygılarımız BM nezdinde kayda geçirilmiştir.

Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkının yaşamını her alanda doğrudan ve olumsuz etkilemekte olan kısıtlamaların görmezden gelinmesi anlamını doğurmaktadır. Ayrıca, Kıbrıs Türk tarafının BM Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılması hususundaki çekinceleri New York’ta yapılan görüşmelerde vurgulanmıştır.”



Çolak: “Olumlu havaya atıfta bulunulması bizi memnun etti”



Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Kıbrıs’ta görevli Barış Gücü’nün görev süresini uzatması ile ilgili BRT’ye yaptığı açıklamada bakanlık olarak raporu incelediklerini ve bazı tespitleri olduğunu kaydeden Dışişleri Bakanı Emine Çolak, raporda görüşmelerdeki olumlu havaya atıfta bulunulmasının kendilerini memnun ettiğini belirtti.

Çolak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, Kıbrıs’ta görevli Barış Gücü’nün görev süresini 6 ay daha uzatmasını yıllardır devam eden, rutine bağlanmış bir işlem olduğunu söyledi.

Önceki raporda Kıbrıslı Türklerin izolasyonlarına yönelik çeşitli ifadeler bulunduğunu ancak Rumların bunlara itiraz ettiğini hatırlatan Çolak, “bu kez bunlara çok az değinildi. Sanki Rumların tepkisini çekmemek için, aynı izolasyonlar devam etmesine rağmen bu konuya pek değinilmemiş” dedi.

Çolak, Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılması konusunda Kıbrıs Türk toplumunun herhangi bir onayı ya da görüşünün alınmamış olduğuna da dikkati çekti.

İsrail başbakanı Netanyahu’nun Güney Kıbrıs’a yaptığı ziyaret ile ilgili de değerlendirmede bulunan Dışişleri Bakanı Çolak, iki ülkenin hem doğal gaz hem de savunma ile ilgili ilkeler bazında işbirliğini geliştirme yönünde mutabakata vardıklarını kaydetti.

Çolak, Netanyahu’nun yeniden seçilmesinin ardından ilk yurtdışını ziyaretini Güney Kıbrıs’a yapmasını ise hem birbirlerine hem de dünyaya verdikleri bir mesaj olarak nitelendirdi.

Bunun müzakere sürecine direk bir etkisi olmadığını belirten Çolak, “Gönül arzu eder ki taraflar müzakere süreci devam ederken diğer tarafı rahatsız edecek ciddi adımlar atmasın. Türk tarafı olarak yapılmasa daha iyi olabileceğini düşünüyoruz ama diğer taraftan da çözüm olana kadar hayat devam ediyor. Bu onlar için de geçerli bizim için de geçerli” dedi.



Çolak : “Korku senaryolarına itibar edilmemeli”



Dışişleri Bakanı Emine Çolak, Güney Kıbrıs’tan ve KKTC’den bazı kesimlerin her iki halkı da ürkütmeye, korkutmaya yönelik tavırlar içinde olduğunu belirterek, bu gibi kesimlerin yarattığı korku senaryolarına itibar edilmemesini istedi.

Ürkütme, korkutmayı kendilerine hedef koyanlardan çekinmek gerektiğini ifade eden Çolak, gerçek olmayan iddialarla, abartılarla sırf süreci dinamitleme art niyetiyle ortaya çıkanların bundan vazgeçmesini istedi.

Kıbrıs TV’de yayınlanan bir programa katılarak soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanı Emine Çolak, Kıbrıs sorununun çözülmesine yönelik sürdürülen müzakerelerin hayati önem taşıdığını vurguladı. Çolak, Annan Planı döneminin olumsuzlukla sonuçlanmasına rağmen bir takım konularda kazandırdığı deneyimler olduğunu söyledi.

Müzakere sürecinin olumlu sonuçlanacağına dair ümitli olduğunu ifade eden Çolak, taraflar arasında da giderek artan uyuşmalar olduğunu belirtti. Çolak taraflar arasında da giderek artan uyuşmalar olduğunu belirtti. Çolak, iki lider arasındaki sosyal faaliyetlerle verilen mesajın da çok önemli olduğunu ifade ederek, 10 yıl öncesine kıyasla Rum Yönetimi’nin tavrında da olumlu yönde çok büyük bir fark olduğunu söyledi.

Mülkiyet konusunda ilgili tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Çolak, “Devam eden bir müzakere süreci var. Her şey anlaşılmadan, hiçbir şey anlaşılmış sayılmaz” dedi. Bakan Çolak, Rum basınında da abartılı ve çarpıtılarak, oldu-bitti gibi gösterilen haberler yayınlandığını söyledi.

Emine Çolak, “İçerik ve detay olarak, bir şey kesinmiş ve bağlanmıştır diye bir durum olmadan, özellikle ürkütmeye, korkutmaya olumsuz senaryo ve tablolar ön plana atmaya kendine hedef koyan insanlardan çekineceğiz” dedi.

Demokrasi anlayışı içerisinde bazı noktalara dikkat çekilmesini çok yapıcı bulduğunu ve saygı duyduğunu ifade eden Çolak, “Ama eğer arkasında başka bir kara tablo ya da bu işi nasıl dinamitleyebilirim gibi bir düşünce varsa, herhangi bir yerden gelen sesten çekinmek lazım” diye konuştu. Çolak, “Gerçek olmayan veya bazı abartılarla sırf süreci dinamitleme art niyetiyle veya kişisel bir politika yapma maksadıyla vatan, millet, Sakarya argümanı üzerinden heveslere kapılmasınlar, hem sürece, hem toplumumuza, hem de geleceğimize yazık olur diye düşünüyorum” dedi.

Eski müzakereci Prof. Dr. Kudret Özersay’ın açıklamalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Çolak, “Kendisine saygım sonsuz, detayı çok iyi biliyor ancak onun bildiği, gördüğü, önemsediği detayı, başka kimse görmüyor gibi bir tavra da kimse takılmasın” dedi.

Çolak, “Müzakere masasında kimsenin aklına gelmeyen tehlikeleri ben bulup ortaya attım” gibi tavırların, masadaki temsilci ve uzmanlara da haksızlık olduğunu söyledi.

Bir takım evhamlar olmasına rağmen, AB’nin görüşme sürecinde taraf olmadığını da vurgulan Çolak, “Şu an AB’ye uyumlandırma gibi bir süreç içerisindeyiz. Kıbrıs Türk toplumu olarak çözüm olması halinde zaten bir bütün olarak AB içinde olacağız. Dolayısıyla AB önemlidir” dedi.(Kıbrıs Gazetesi)



Bakan Çolak, Büyükelçi Kanbay’ı kabul etti



Dışişleri Bakanı Emine Çolak, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay’ı makamında kabul etti.

Görüşmede, Dışişleri Bakanı Emine Çolak, Türkiye ile ilişkileri dayanışma içinde ve kardeş bir hükümet olarak işbirliği içerisinde sürdüreceklerini söyledi.

Çolak, elçilik ile birlikte çalışmaktan güç alacaklarını ifade ederek, Kıbrıs’ın Türkiye ile birlikte bölgede önemli bir yere sahip olduğu ve bölgedeki gerginliklerin ülkeyi de etkilediğine dikkat çekti.

Kıbrıs’ta bir çözüm için ümitlendiklerini, Türkiye’nin de bu yolda destek verdiğini ve teşvik ettiğini, bunun da kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Çolak, Kıbrıs Türk halkının hem Türkiye’yi yanında istediğini, hem “kendi evinin efendisi” olmak istediğini, hem de Kıbrıs’ta Güney ile birlikte bir gelecek kurmak istediğine işaret etti.

Çolak, bu yüzden elçilik ile birlikte hareket etmenin önemine vurgu yaparak, ülkede ekonomi, dış ilişkiler, turizm ve diğer sektörlerin ancak bu şekilde başarılı olabileceğini kaydetti.

Bakanlık olarak Türkiye Dışişleri ile önemli bağları bulunduğunu da söyleyen Çolak, Türkiye Dışişlerinin özellikle KKTC’nin dış temaslarında izolasyonlardan dolayı yaşadığı sıkıntıların aşılması yönünde ve temsilciliklerine verilen destekler ile sıcak bağların önemine vurgu yaptı, bunların sürdürüleceği ve geliştirileceğine inanç belirtti.

Büyükelçi Kanbay’da Dışişleri Bakanı Çolak’a görevinde başarılar dileyerek, ülkenin gelişimi ve vatandaşlara daha iyi hizmet verecek bir yapının oluşturulması için birlikte işbirliği içerisinde çalışacaklarını kaydetti.

Kanbay, göreve yeni başladığını ve henüz ülkeyi dolaşma fırsatı bulamadığını ifade ederek, uygun bir zamanda ülkeyi gezeceğini ve etrafı tanıyacağını söyledi.

Kanbay, KKTC hükümeti ile sıkı işbirliğinin devam edeceğini ve kurumları geliştirmek için çalışacaklarını belirterek, çevre ile rekabet edebilir güzel projeler üretebileceklerini kaydetti.

Kıbrıs’ın Ortadoğu bölgesi gibi önemli bir yerde bulunduğu ancak bölgede istikrar olmadığına işaret eden Kanbay, bölgede istikrarın önemine vurgu yaptı ve gevşekliğe yer olmadığına dikkat çekti.

Özellikle bölgede terör ve kargaşanın arttığını, bugünlerde en çok Ortadoğu ve çevresinin gündemde olduğunu, bu yüzden her alanda ülkenin güçlendirilmesinin ve güçlü bir yönetim yapısı ile toplumun önemli olduğunu kaydetti.

Bu sayede ülkenin tehlikelere karşı hazır ve güçlü olacağına işaret eden Kanbay, ülkeye ve vatandaşlara iyi bir hizmet verecek yapıyı hep birlikte yaratacaklarını söyledi.



Bakan Çolak, TÜRKONFED Başkanı’nı kabul etti



Dışişleri Bakanı Emine Çolak, Kıbrıs Türk İşadamları Derneği’nin (İŞAD) davetlisi olarak KKTC’de bulunan Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Tarkan Kadooğlu’nu kabul etti.

Dışişleri Bakanı Emine Çolak kabulde yaptığı konuşmada, Kıbrıs müzakere sürecinde çok heyecanlı bir dönem olduğunu ancak bunun ilk olmadığını, Kıbrıs Türk halkının 11 yıl önce de bu heyecanı yaşadığını ancak hayal kırıklığı yaşadığını söyledi.

Çolak, o zaman da BM ve AB’nin süreci desteklediğini, çözüm için çalıştığını ancak o dönemde siyasi irade olmadığını, bu yüzden sürecin çöktüğünü anlattı.

Bunun da Kıbrıs’ta 11 yıl durgunluk yarattığını ancak şimdi yeni bir irade ve heyecan bulunduğunu, Kıbrıs Türk halkının isteğinin devam ettiğini, bu kez Güneyde de istek olduğunu ve siyasi iradenin de “var gibi” göründüğünü ifade eden Çolak, müzakerelerin çok çalışmayı gerektirdiğini kaydetti.

Çolak, müzakereler için “Küçümsenecek bir iş değil” diyerek, iş dünyası ve iş insanının da barışa inanması ve desteklemesinin çok önemli olduğuna vurgu yaptı.

Çözüme ve barışa ulaşmak için hiçbir çekince taşımadan çalışmaya ihtiyaçları bulunduğuna işaret eden Çolak, çözümsüzlük ve izolasyonlardan dolayı tüm sektörlerin sıkıntılı dönemler yaşadığını, zaman zaman kendi aralarında da bu sıkıntıların yaşandığını anlattı.

Çolak, iş insanlarının barış sürecinde desteğine teşekkür ederek, barışın herkesin menfaatine olduğunu kaydetti. Barışa ulaşmak için ev ödevlerini de yapmaları gerektiğini ve AB’ye kendilerini hazırlamaları gerektiğini ifade eden Çolak, AB’nin kurallarla yönetildiğini kaydetti ve her alanda, her sektörün bu kurallara hazırlanmasının önemine dikkat çekti.

Türkiye ve Kıbrıs Türk iş adamlarının işbirliklerinin sürmesini temenni eden Çolak, Kıbrıs sorununun çözülmesinin iş adamlarına da büyük rahatlama getireceğini vurguladı.

TÜRKONFED Başkanı Kadooğlu da yaptığı konuşmada, Bakan Çolak’a konfederasyon hakkında detaylı bilgi vererek, bünyelerinde gönüllü ve bağımsız dernekler ile genç iş adamları ve kadın iş sektörü derneklerinin de bulunduğunu anlattı.

Kadooğlu, Türkiye’de barış, AB’ye giriş, kadınların iş sektöründe olması, şeffaflık, hukuk, şiddet olaylarının durdurulması gibi konularda taraf olduklarını anlatarak, şiddete sadece siyasetle dur demenin olamayacağını, iş sektörünün de destek vermesi gerektiğini ifade etti ve Türkiye’de barış sürecini desteklediklerini kaydetti.

Aynı şekilde Kıbrıs’ta da barışa destek verdiklerini ifade eden Kadooğlu, bu kapsamda iş adamları ile işbirliğine önem verdiklerini, çünkü Kıbrıs’ta çözümden sonra Kıbrıs’ta iş adamlarının tatlı bir rekabete gireceğini, Kıbrıslı Türk iş adamlarının da dünyaya açılmasının Türkiye üzerinden olacağından işbirliğinin önemli olduğunu işaret etti.

Güçlü irade ile bu sorunun çözüleceğine inanç belirten ve “biz de buna destek veriyoruz” diyen Kadooğlu, barış, huzur ve güven ortamının ekonomiyi ve yatırımı geliştireceğine vurgu yaptı ve bu yolda hükümet ve Cumhurbaşkanını desteklediklerini vurguladı.





“Kıbrıs konusunda üretken bir yöne doğru gidiş var; iyimserim”



BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, Kıbrıs konusunda üretken bir yöne doğru gidiş olduğunu ve iyimser olduğunu vurguladı.

Mevcut iklimin çözüme çok uygun olduğunu, daha iyisinin umulamayacağını kaydeden Eide, bu fırsatın en iyi şekilde kullanılarak en erken zamanda çözüme ulaşılması gerektiğinin altını çizdi.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, BM Medya Merkezi’ne verdiği mülakatta, Anastasiades ve Akıncı’nın önceki liderlerden farklı olarak küçük ayrıntılara odaklanmak yerine büyük resme baktıklarını kaydeden Eide, pazartesi günü liderlerle görüşeceğini ve onlara Güvenlik Konseyi’nin desteğini aldıklarını ileteceğini söyledi.

Eide, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Anastasiades’in aralarında olumlu bir tavır geliştirdiklerini ve gerçek çözüm moduna girdiklerini kaydetti.

Müzakerelerde şimdi yıllarca tartışılan konuları ele aldıklarını belirten Eide, bir yandan çözüme yönelik çalışmalar sürerken, diğer yandan günlük konuları ele aldıklarını dile getirdi. Bunu güven artırıcı önlemler yoluyla yaptıklarını kaydeden Eide, yeni sınır kapıları açılması, telefon bağlantısı, elektrik hattı şebekelerini örnek gösterdi.

Eide, esas amacın birleşmiş olan ancak ayrılan adayı yeniden birleştirmek ve iki toplumlu ve federal çatı altında tek egemenliğe sahip bir ülke yaratmak olduğunu belirtti.

Bölgesel faktörlerin müzakerelere bir canlılık ve hız kattığını da dile getiren Eide, Kıbrıs’ın Avrupa ülkesi olmasına rağmen jeopolitik olarak çok dengesiz bir konumda bulunduğunu ve bu nedenle bu zamanda artık çözümsüzlüğün devamının kötü olduğunu, bu konuda Kıbrıslıları da ikna ettiklerini söyledi.

Yunanistan’da yaşanan ekonomik gelişmelerin adada siyasi çözümün gerekliliği kadar ekonomik olarak sürdürülebilir federal çözümün bir ihtiyaç olduğunu da ortaya koyduğunu ifade eden Eide, daha iyi bir ekonominin insanlar için iş ve refah anlamına geldiğini belirtti. Kıbrıs sorununun çözümünün Kıbrıs’a sağlayacağı yararları da anlatan Eide, öncelikle orijinal olarak bir bütün olan adanın yeni bir politik çerçevede yeniden birleşeceğini, farklı toplumların bir arada yaşamasıyla oluşan zengin kültürün meyvelerinin alınacağını ifade etti. Eide, iki ekonominin bir olacağını, kendi içinde ve komşularıyla barış içinde olmasının adaya önemli ekonomik fırsatlar sağlayacağını belirtti. Eide, adanın etrafındaki doğal kaynakların da çözümden sonra birlikte kullanılacağını söyledi.

Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla yürütülen çalışmalarda konuları 6 bölüme ayırdıklarını ve konularla ilgili ilerlemeyi sürdürdüklerini kaydeden Eide, sonunda yeni bir anayasa yazmaya başlamak durumunda kalacaklarını söyledi.

Eide şu an yaptıklarının tüm parametrelerle ilgili anlaşmalar üzerinde müzakere etmek olduğunu ve bunun büyük bir iş olduğunu kaydetti.

Eide, AB standartlarına uyumla ilgili çalışmalar gerektiğini de ifade etti ve çözümle tüm adanın AB üyesi olacağını belirtti.

İlerleyen aylarda Kuzey Kıbrıs’taki kurumların AB’ye hazırlıklarıyla ilgili çalışmalar yapılacağını da kaydeden Eide, Kıbrıs sorununun uluslararası boyutunun, yabancı askeri güçlerin adadaki varlığının, Garanti Anlaşmaları’nın da üzerinde çalışılacağını kaydetti.

Bir takvim bulunmadığını ancak liderlerin zaman kaybetmek istemediğini, Kıbrıs müzakereleri konusunda bilgilendirdiği Güvenlik Konseyi’nin de mesajının bu olduğunu söyleyen Eide, şu an adada mevcut olan iklimin çözüme çok uygun olduğunu, daha iyisinin umulamayacağını ve bu fırsatın en iyi şekilde kullanılarak en erken zamanda çözüme ulaşılması gerektiğini vurguladı.



Eide: “Orijinal federasyon üretecek, özgün Avrupalı çözüm”



BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin “Kıbrıs sorununa orijinal (gerçek/hakiki) bir federasyon üretecek, özgün Avrupalı olacak, gerek Kıbrıslı Rumlar gerekse Kıbrıslı Türkler için işleyecek, 11 Şubat 2014 Ortak Açıklaması ilkelerine saygılı bir çözümden” söz ettiği bildirildi.

Rum Simerini gazetesi, Eide’nin, müzakerelerde gelinen noktayla ilgili yaptığı bilgilendirmeler çerçevesinde önceki gün EURO.KO Başkanı Dimitris Şilluris’le görüştüğünü, bu sözleri de görüşmeden sonra söylediğini bildirdi.

Habere göre, Eide “Kıbrıs’ın seçilmiş liderlerinin; öncelikle siyasi ve ekonomik açıdan sürdürülebilir, güvenlik konusunda iki toplumun da beklentilerini en iyi şekilde yansıtacak ve liderlerin halkın önüne, olabildiğince çoğunun desteğini alabileceği bir çözüm planı geliştirmelerine yardımcı olmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

“Demokratik bir ülkede farklı görüşler olabilir” vurgusunu da yapan Eide, Şilluris’e, müzakerelerde bulunulan nokta hakkında bilgi verdiğini ve birçok kritik noktayla ilgili görüş alış verişinde bulunduklarını söyledi.

Şilluris ise “Bugün Avrupai çözümden, Avrupa ilke ve değerleri ile insan haklarına saygı gösterilip uygulanacağını konuştuğumuz için çok memnunum” dedi.



“AB çözüm sürecine katkıda bulunabilir ama bu bir BM sürecidir”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Avrupa Birliği’nin çözüm sürecine katkıda bulunabileceğini ancak devam eden müzakere sürecinin Birleşmiş Milletler süreci olduğunu kaydetti.

Akıncı, Avrupa Birliği Komisyon Başkanı’nın Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak Pieter Van Nuffel’in taraflar talep ettiği sürece teknik konularda yardımcı olacak bir pozisyonda olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Kıbrıs Türk İşadamları Derneği (İŞAD) ile Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) yetkililerini kabulünde yaptığı konuşmada, ziyarete gelen TÜRKONFED ve İŞAD heyetlerine teşekkür ederek, çözüm yolunda örgütlerin verdiği desteğin önemli olduğunu söyledi.

Adada müzakerelerin 47 yıldır sürdüğüne işaret eden Akıncı, çözümün aylar içinde mümkün olduğunu söylediğinde duyanların şaşırdığını, ancak 47 yılda konuşulmayan şey kalmadığını ifade etti.

Çözümün aylar içinde mümkün olduğunu inanarak söylediğini anlatan Akıncı, bunun kararlılık ve siyasi iradeyle mümkün olduğunu kaydederek, müzakerelerin yoğun şekilde devam ettiğine işaret etti.

Çözümüm federal Kıbrıs’ı Avrupa Birliği’ne taşıyacağını ve böylece Türkçe’nin Avrupa Birliği’nin resmi dili olacağını dile getiren Akıncı, bunun Türkçe konuşan ülkeler açısından önemine değindi.

Avrupa Birliği’nin çözüm sürecine katkıda bulunabileceğini ancak bunun bir Birleşmiş Milletler Süreci olduğunun altını çizen Akıncı, Avrupa Birliği Komisyon Başkanı’nın Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak Pieter Van Nuffel’in BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide gibi sürecin bir parçası olmadığını hatırlatarak, Nuffel’in taraflar talep ettiği sürece teknik konularda yardımcı olacak bir pozisyonda olduğunu kaydetti.

Akıncı, Avrupa Birliği’nin daha önce AB’ye üye olan ülkelere yaptığı gibi Kıbrıslı Türklere de uyum sürecinde yardımcı olması gerektiğini söyledi.

Hellim konusunda gelinen noktanın önemli olduğunu kaydeden Akıncı, hellimin sadece Rumca adıyla tescil ettirilmek üzere olduğu bir noktadayken, şu anda hem Türkçe hem de Rumca adıyla tescil edilecek noktaya gelindiğini kaydetti.

Akıncı, bu şekilde Rumca tescil halinde pek çok üreticinin yaşayacağı mağduriyetin önüne geçildiğini ancak bu süreçte Kıbrıslı Türklerin de daha kaliteli ve standartlara uygun üretim yapmak için elinden geleni yapması gerektiğini belirtti.

Müzakere sürecinde masa etrafında olanların, tüm konularda anlaşmadıkça parçada anlaşılanın geçerli olmaması nedeniyle her ayrıntıyı paylaşamayacağını, bu yüzden bazı sıkıntılar yaşandığını anlatan Akıncı, bu sıkıntılardan birinin de bireyin mülkiyet hakkı konusunda yaşandığını belirtti.

Bireyin mülkiyet hakkıyla ilgili ilkenin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş zamanından beri kabul edildiğine işaret eden Akıncı, “Bireyin mülkiyet hakkı meselesi başkadır, onun nasıl kullanılacağı başkadır” diye konuştu.

Gelinen noktada müzakereciler ve teknik heyetler aracılığıyla bireyin mülkiyet hakkının nasıl kullanılacağının kriterlerinin müzakere edildiğini anlatan Akıncı, şöyle devam etti:

“Çünkü sadece 41 yıl önce koçan sahibi olan değil, 41 yıldır orada yaşayan insanlarımızın da hakları vardır ve bu Avrupa insan hakları mahkemesinde de tescillenmiştir bazı davalarda. Dolayısıyla orada yaptığımız açıklamada hem bireyin mülkiyet hakkı, hem de kullanıcının da adını geçirerek aslında dengeli bir şey açıklandı. Fakat bazı insanlar sadece bir kısmını görüyor, diğer kısmını görmek istemiyor.”

Müzakerelerde her şeyin anında paylaşılamayacağını söyleyen Akıncı, “Çünkü biz gerçekten üzüm yemek istiyoruz, gerçekten çözüme ulaşmak istiyoruz” diye konuştu.

Rum basınında çıkan haberler nedeniyle “iki lider anlaşacak ve bu iş bitecek” gibi yanlış bir algı oluştuğunu ifade eden Akıncı, bunun doğru olmadığını söyledi ve “İki lider anlaşacak ama ardından referanduma gidilecek. İki toplum birden aynı anda kabul etmeden anlaşma yürürlüğe girmeyecek” dedi.

Öte yandan 20 Temmuz kutlamalarında gazetecilerin sorusu üzerine isim konusunda bir örnek verdiğini ancak bunun “adı bile konuldu” şeklinde çarpıtıldığını kaydeden Akıncı, “Kurulacak olan federal bir devlettir. Yeni bir oluşum olacak ve referandumdan hemen sonra bu yeni statü yaşama geçecek. Evet, gidip Birleşmiş Milletler’e yeniden başvurmayacağız çünkü şu anda da 1960’dan gelen bir yapı var. Avrupa Birliği’ne tüm süreçleri yeniden başlatmayacağız. Ancak referandumun ertesi günü yeni bir varlık oluşacak. Bunun üzerinden spekülasyon yapmaya gerek yoktur” diye konuştu.

Akıncı varılacak bir çözümün ilgili tüm paydaşlara fayda sağlayacağının da altını çizdi.

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu da kabulde yaptığı konuşmada, bölgeye barış gelmesinin iş dünyası açısından olumlu olacağını kaydetti.

Adada federal bir çözümü desteklediklerini anlatan Kadooğlu, Kıbrıs sorunun çözülmesinin TC’nin Avrupa Birliği’ne girmesine fayda sağlayacağını söyledi.



Burcu: “Eide’nin açıklaması kişisel değil, Akıncı ve Anastasiadis’in ortak açıklaması”



Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, 27 Temmuz’daki liderler seviyesindeki müzakere sonrası BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin yaptığı açıklamanın kişisel bir açıklama olmadığını vurguladı.

Burcu söz konusu açıklamanın Cumhurbaşkanı Akıncı ve Rum Yönetimi Lideri Anastasiadis’in görüşmeye ilişkin ortak açıklaması olduğuna işaret ederek, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın suskun kaldığı yönündeki değerlendirmelerin yanlış olduğunu bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, BRTK’da yayınlanan “50 Dakika” isimli programa telefon bağlantısı ile katılarak soruları yanıtladı.

Görüşme süreci ile ilgili bilgilendirmenin her iki topluma nasıl yansıtılacağı hususunun Birleşmiş Milletler nezdinde, iki tarafın mutabık kaldığı şekilde yürütüldüğüne dikkat çeken Burcu, “Biz bu mutabakata bağlı kalmaya çalışıyoruz” dedi.

Barış Burcu, Türk basının Rum basınının gerisinden geldiği yönünde yapılmakta olan eleştirilerle ilgili olarak, Rum basının servis ettiği bilgilerin her zaman doğru olmadığını, bunun zaman içerisinde ortaya çıktığını, Kıbrıs Türk basınının da bunu çok iyi takip ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın şeffaflığa, açıklığa ve bilgi paylaşımına yönelik hassasiyete son derece sadık biri olduğunun altını çizerek, “Gerek gelişme sürecinin belli bir aşamasından sonra, gerek sürecin tamamlanmasına yakın, gerekse daha sonra, tüm süreçlerde her iki toplumun da varılan anlaşmanın ne olduğunu sindirebileceği bir zaman, zemin ve düzene kavuşabilmesi için gerekli hassasiyet gösterilecektir” dedi.

Sözcü Barış Burcu, müzakerelerde görüşülen mülkiyet konusuna da değinerek, konunun ayrıntılarına ilişkin bilgilendirmede bulundu

Burcu, “41 yıldır Rumların kabul ettirmeye çalıştığı ve Kıbrıs Türk tarafının kabul etmediği hususların bugün kabul edilip geri adım atıldı” şeklinde bir izlenim yaratılmaya çalışıldığına dikkat çekti.

“Mülkiyet hakkına saygısızlık diye bir şey yoktur. Mülkiyet hakkını kabul etmek diye yeni bir şey de yoktur” şeklinde konuşan Burcu, Taşınmaz Mal Komisyonu’na değinerek tazminat, iade, takas uygulamasının şu anda yapıldığını kaydetti.

Barış Burcu sözlerine şöyle devam etti:“Burada asıl önemli olan mülklerin tasarrufunu kaybeden eski mal sahiplerinin yanı sıra bugünkü kullanıcıların da haklarının korunması ve adil bir çözümün bulunmasıdır. Sayın Eide’nin her iki lider adına yaptığı açıklamada bunun altı çizilmiştir. Yani sadece tasarrufunu kaybetmiş eski mülk sahiplerinin değil bugünkü kullanıcıların da üretilen çarelerden istifade edeceğinin altı çizilmiştir. Bizim açımızdan asıl görülmesi gereken şey budur.”

Mülkiyet Komisyonu’nun eşit sayıda Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum üyeden oluştuğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Burcu, komisyonda taraflar arasında hiçbir tahakkümün söz konusu olmadığını belirtti.

Burcu, komisyonun kişisel kanaatlerle değil tarafların birlikte mutabık kalacakları mülklerin kategorileri ile ilgili olan çalışmaların ve kriterlerin esası temelinde kararlar üreteceğini de söyledi.

“Gelinen aşama, özellikle Kıbrıs Türk tarafını rahatlatan bir aşamadır” diyen Burcu, temel prensipte yapılan bu çalışmaların detayda dolması gerektiğini ifade ederek Kıbrıs Türk toplumunu mülkiyet konusunda daha ileri bir noktaya taşıma çabasında olduklarını söyledi.

Avrupa Birliği Komisyon Başkanı’nın Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak Pieter Van Nuffel’ın atanması ile ilgili de açıklamalarda bulunan Barış Burcu, atamaya ilişkin bazı spekülatif ve manipülatör haberlerle yanlış izlenim yaratılma çabasını gözlemlediğini söyledi

Müzakere masasına atama diye bir şeyin söz konusu olmadığının altını çizen Barış Burcu, Avrupa Birliği sanki müzakerelere tarafmış ve müzakere masasına Avrupa Birliği’nin tarafıymış gibi oturarak pazarlık yapacakmış gibi bir izlenim yaratılmasının yanlış olduğuna dikkat çekti.

AB Komisyonu Başkanı’nın Kıbrıs Özel Temsilcisi’nin görüşme sürecinin bir parçası olmadığına özellikle dikkat çeken Burcu, temsilcinin ancak tarafların talebi üzerine AB müktesebatı ve uygulamaları ile ilgili ihtiyaç duyulduğu zamanlarda teknik katkı vermek amacıyla bulunduğunun altını çizdi.

Burcu, AB üyesi ülkelerin üyelik öncesinde uzun yıllar hazırlık dönemi geçirdiklerinin unutulmaması gerektiğini, bu zor dönemde iyi hazırlanmadan AB’ye girmenin bedellerini bazı ülkelerin ödemekte olduğuna tanık olunduğunu söyledi.

Kıbrıs Türk toplumunun hızlı bir şekilde AB’ne hazırlanması gerektiğini belirten Burcu, özellikle teknik ve finansal açıdan AB’nin ilgi ve desteğine ihtiyaç olduğunu da sözlerine ekledi.



Özgürgün: “Yakın tarihte yaşananlar erken unutulmamalı”



Koalisyon ortağı Ulusal Pirlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, UBP’de birlik ve beraberliği sağlama adına verdikleri uğraşların bugün için istenilen noktaya taşınmasa da ileriye yönelik umut taşıdığını; yakın tarihte yaşadıklarının erken unutulmaması gerektiğini söyledi.

Özgürgün, partisinin ekim ayında yapılacak olağan kurultayının sonucunun, hükümeti de etkileme ihtimalinin var olduğunu belirtti.

Özgürgün, “Koalisyon eşit ve ortak yönetme düşüncesiyle kurulan bir hükümettir” dedi.

CTP-UBP Koalisyon hükümetinin protokolündeki en önemli maddenin iki partinin ülke yönetiminde “eşit söz ve sorumluluk sahibi” olacağı maddesi olduğunu kaydeden Özgürgün, Bakanlar Kurulu’nda alınacak kararlara her iki partinin bakanlarının katılması ilkesinin varlığını anımsattı.

Hükümet ortakları arasında uzlaşmazlık çıkması halinde izlenecek yöntemi de anlatan Özgürgün, “Hükümet ortakları arasında uzlaşmazlık çıkması halinde, bir kurul oluşturularak sorunlar orada çözülecek” ifadesini kullandı.

Özgürgün, “İki kesimliliği sulandıracak, iki kurucu devletin oluşturmadığı, iki halkın siyasi eşitliği ve Türkiye’nin fiili garantisinin olmadığı bir anlaşmaya UBP’nin evet demesi mümkün değildir” dedi.

UBP Basın Bürosu’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Özgürgün BRT’de katıldığı Sabah Rotası programında, CTP ile oluşturulan koalisyon hükümetinin çalışma prensipleri, partisinin Ekim ayında gerçekleştirilecek kurultayı ve Kıbrıs sorununda gelinen aşamaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Özgürgün, Koalisyon Protokolü’nün Kıbrıs konusundaki bağlayıcılığına ilişkin iki kesimliliği sulandıracak, iki kurucu devletin oluşturmadığı, siyasi eşitliğin ve Türkiye’nin fiili garantisinin olmadığı bir anlaşmaya UBP’nin ‘evet’ demeyeceğinin söyledi.

Devam eden müzakere sürecine ilişkin soruları yanıtlayan Özgürgün, düzenli olarak bilgilendirilme ve ne olup bittiğini birinci ağızdan duyma ihtiyacında olduklarını vurguladı.

Son günlerde yoğun şekilde tartışılan mülkiyet konusuna da değinen Özgürgün, iadenin fazla olmasının, iki kesimliliği ortadan kaldıracağını bunun da çözümün özüne aykırı olduğunu kaydetti.

Özgürgün, mülkiyette izlenecek yöntemin tazminat ve takas ağırlıklı olması gerektiğini söyledi.

“Mülkiyet konuşulurken Yönetim ve Güç Paylaşımı bağımsız konuşulamaz. Mülkiyet konuşulurken topraktan bağımsız konuşulamaz” diyen Özgürgün, herhangi bir başlığın bağımsız değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirtti.

Garantiler konusundaki hassasiyetin altını çizen Özgürgün, “Garantiye ihtiyacı olan taraf Kıbrıs Türk halkıdır. Garantiler benim için konuşulamaz değil, ama vazgeçilemezdir” dedi.

UBP Genel Başkanı Özgürgün, başka bir soruya yanıt verirken de partisinin Kıbrıs konusundaki kırmızı çizgilerini anlattı.

Özgürgün, “İki kesimliliği sulandıracak, iki kurucu devletin oluşturmadığı, iki halkın siyasi eşitliği ve Türkiye’nin fiili garantisinin olmadığı bir anlaşmaya UBP’nin evet demesi mümkün değildir” dedi.

Özgürgün, partisinin ekim ayında yapılacak olağan kurultayına ilişkin değerlendirmesinde ise, kurultay sonucunun hükümeti de etkileme ihtimalinin var olduğunu söyledi.

“Partide birlik beraberliği sağlamak adına verdiğimiz uğraşılar bugün için istenilen noktaya taşınmasa da ileriye yönelik umut taşımaktadır. 22 ay önce ben bu görevi devraldığımda tek adayla çıkılması ve kurultay kavgalarıyla partinin yıpratılmaması konusunda arkadaşlarla hemfikirdik” diyen Özgürgün, partinin eşit ortak olarak yetki ve sorumluluk üstlendiği bu hükümette, bu dönemde kurultayda 3-4 adayın konuşulduğunu anlattı.

Özgürgün, “Ülke sorunlarını çözmek üzere geniş tabanlı bir hükümet oluşturduk. Bu dönemde parti içi meselelerle uğraşmak zorunda kalmamalıydık, yakın tarihte yaşadıklarımızı erken unutmamalıydık, ancak uzlaşamadık” dedi.



Akıncı, Bakanlar Kurulu, Siyasi Partiler ve Basın- Yayın kuruluşlarıyla görüşmeler yapacak



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, gelecek hafta içerisinde, Bakanlar Kurulu, Meclis’te temsil edilen siyasi partiler ve basın yayın kuruluşlarıyla bir dizi görüşme yapacak.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu tarafından yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı’nın önümüzdeki günlerde “sürecin paydaşlarına” yoğun ziyaretler yapacağı duyuruldu.

Buna göre 5 Ağustos Çarşamba sabahı basın – yayın kuruluşlarının temsilcileriyle kahvaltıda buluşacak olan Akıncı, aynı gün saat 14.00’te de Bakanlar Kurulu’nu ziyaret ederek Kıbrıs sorunu ve iç konulara ilişkin görüş alışverişinde bulunacak.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın 7 Ağustos Cuma günü saat 15.00’te de Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen siyasi parti başkan ve temsilcilerini Cumhurbaşkanlığı’nda yapılacak toplantıda bilgilendireceğini belirten Burcu, eylül ayı içerisinde de Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda tüm milletvekilleri ile bir araya gelinmesinin planlandığını kaydetti.

Burcu, Akıncı’nın ayrıca, sürecin önemli bir parçası olacağına inanılan sivil toplum örgütleri ile de bir araya geleceğini, bunun için gerekli çalışmanın başlatıldığını ifade etti.

Burcu’nun açıklamasına göre Akıncı, nihai kararı referandumlarda iki toplumun vereceği gerçeğini bir kez daha vurgulayarak, bu bağlamda Rum basınını kaynak göstererek varılacak anlaşmanın referanduma götürülmeyerek sadece iki lider tarafından onaylanacağı yönündeki haberlere itibar edilmemesini istedi.

Açıklamada şunlar ifade edildi:

“Müzakere sürecinde geçerli olan ilkelere bağlı ve mutabakatlara sadık olmak, karşılıklı suçlama oyununa ve spekülatif haber yayma girişimlerine yönelmemek Cumhurbaşkanımız ve çalışma arkadaşlarının başından beri özen gösterdiği hususlardır. Buna uymaya elbette devam edilecektir. Bunun yanında Sayın Cumhurbaşkanımız, hangi taraftan gelirse gelsin, olumlu atmosferi bozmaya yönelik davranışlara karşı halkımızın uyanık olmasının büyük önem taşıdığına inanmaktadır.”



Demirtaş: “Hellim mutabakatı son derece önemli bir motivasyon”



İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, Kıbrıs Postasına yaptığı açıklamada, Kıbrıs’ta taraflar arasında varılan ‘hellim’ mutabakatını son derece önemli bulduğunu belirterek konunun çözüm yolunda son derece önemli bir motivasyon olduğunu söyledi

Demirtaş kendisinin Türkiye’de hellim üretilmesini hiçbir zaman doğru bulmadığını vurgulayarak, bu açıklamalarımdan sonra bazı tepki ve eleştiriler aldığını, KKTC’de üretim için yeterince süt olmadığı gibi bahaneler duyduğunu söyleyerek bunun bahane olamayacağını belirtti

Adadaki GSM operatörlerinin işbirliği girişimine de destek veren Demirtaş, uzay çağında iletişim sorunlarının yaşanmasını ‘inanılır gibi değil’ diye niteleyerek, KTTO Başkanı Fikri Toros’un projesinden övgüyle söz etti

Kıbrıs sorununun ‘sona geldiğini düşündüğünü’ de belirten Demirtaş adadaki ‘utanç duvarının bir an evvel kaldırılması gerektiğini söyleyerek bölünmüşlüğün sembolü Maraş için “Maraş’ta Denize Girelim, Kıbrıs’ı ayıran tel örgüleri ve varilleri kaldıralım” diye bir kampanya yapılması çağrısında da bulundu. Demirtaş söz konusu etkinlik için 1 Eylül tarihini önerdi ve kendisinin de adaya gelerek kampanyaya destek vereceğini sözlerine ekledi (Kıbrıs Postası)



Fokaidis İsrail’e, Steinitz Güney’e



Mısır’a ait bir yüzer tesisin saldırıya uğramasının ardından Güney Kıbrıs ve İsrail, enerji altyapılarının güvenliğini sağlama ve enerjiyi bölgeden piyasaya kesintisiz aktarma konularına ağırlık veriyor. Rum Savunma Bakanı Hristoforos Fokaidis’in İsrail’de, İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz’in Güney’de yapacağı temaslarda bu iki konunun masaya yatırılacağı bildirildi.

Rum Fileleftheros gazetesi, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Güney Kıbrıs ziyareti sırasında kararlaştırıldığı üzere Rum Savunma Bakanı Fokaidis’in gelecek hafta İsrail’e gideceğini yazdı. Gazete Fokaididis’in İsrailli mevkidaşı Moşe Yaalon ve diğer yetkililerle sondaj platformlarının ve doğal gaz nakil hatlarının güvenliği konularını görüşeceğini belirtti.

Habere göre önceki günkü Netanyahu-Anastasiadis görüşmesinden anlaşıldığı üzere iki taraf da doğal gazın üretim noktasından piyasalara kesintisiz naklini peşinen güvence altına almak istediği -ki bu da alıcı bulma çabalarını güçlendirecek- ortaya çıkıyor. Bu konu da iki tarafın enerji bakanları Yorgos Lakkotripis ve Yuval Steinitz’in yapacağı görüşmelerin ana konusunu oluşturacak.

Güney Kıbrıs ve İsrail ilk başta Lakkotripis’in Eylül’de İsrail’e gitmesini kararlaştırmıştı ancak daha sonra Steinitz’in Güney’e gitmesinde karar kılındı. Nitekim İsrailli bakan, Güney Kıbrıs-İsrail-Yunanistan arasındaki üçlü zirvenin hazırlıkları çerçevesinde ekim ayında Yunanistan’a gidecek.

Üçlü zirvede ele alınacak önemli konulardan biri de Doğu Akdeniz’den Yunanistan’a, oradan da İtalya’ya ve Avrupa’ya uzanacak enerji nakil hattı. Bu boru hattının AB finansmanıyla kurulmasıyla ilgili inceleme başladı ve gelecek yılın ilk çeyreğinde tamamlanması bekleniyor.

Bu günlerde Rum ve İsrail Enerji bakanları düzeyinde yapılan görüşmelerin en büyük başlığını altyapılar, özellikle de doğal gaz çıkartılan mevcut yataklardan (İsrail’in Leviathan ve Güney Kıbrıs’ın Afrodit) başlayacak deniz altı boru hatları oluşturuyor. İki bakanın müşterek istifade konusunu görüşüp, Güney Kıbrıs ile Mısır arasındaki anlaşmanın benzeri bir anlaşmaya imza atması bekleniyor.

Gazete EDEK’in Güney Kıbrıs-İsrail ilişkilerindeki olumlu gelişmelerin Kıbrıs sorunu nedeniyle iptal edilmemesini istediğini yazdı.

Habere göre EDEK tarafından yapılan yazılı açıklamada “Bu tür işbirlikleri Kıbrıs Cumhuriyeti’nin rolünü ve varlığını yükseltiyor, aynı zamanda Türkiye’nin rolünü kısıtlıyor” denildi, şunlar da eklendi:

“Tam da bu nedenle Kıbrıs Cumhuriyeti’nin İsrail’le yaptığı gibi herhangi bir anlaşmanın jeostratejik derinlik kazanması ve bu yöndeki başka alanlara da genişlemesi gerekir. İsrail ile özellikle enerji ve güvenlik konularında askeri işbirliği yapılsın.

Kıbrıs ciddi, işleyebilir, demokratik ve özellikle de vesayet olmadan egemenliğini kullanabilen bir ülke olmalı. Kıbrıs, bulunacak kötü bir çözüm vasıtasıyla Türkiye’nin mandasında olmamalı. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin varlığı sorgulanırken jeostratejik çıkarlar ileri götürülmez”

Öte yandan Haravgi KRETİK (Rum Devlet Doğal Gaz Şirketi) eski müdürü Haralamos Ellinas’ın “Enerji alanındaki gelişmeler Kıbrıs sorunu nedeniyle donduruldu. Önümüzdeki iki yıl Kıbrıs’ta enerji alanında gelişme beklenmiyor” dediğini bildirdi.

Habere göre Ellinas “Astra” radyosuna yaptığı açıklamada Noble ve Delek’in tekeli nedeniyle İsrail’deki enerjiyle ilgili bütün gelişmelerin geçen aralık ayından beri durduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“Kıbrıs ile İsrail arasında kalan tek anlaşma, doğal gazdan müşterek istifade anlaşmasıdır. Kıbrıs-Yunanistan-İsrail işbirliği gelecekte, özellikle Kıbrıs sorununun çözülmesinden sonra olumlu katkılar yapacak.”



DİKO ve Vatandaşlar İttifakı Anastasiadis’ten izahat istedi



DİKO ile Vatandaşlar İttifakı, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in Othello Kalesi’ndeki etkinliğe katılarak sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni tehlikeye soktuğu iddiasında bulundu ve Anastasiadis’ten, neden bu etkinliğe katıldığı konusunda izahat istedi.

Rum Fileleftheros gazetesinin haberine göre DİKO, Anastasiadis’in Gazimağusa’ya giderek, uluslararası camiaya yanlış mesaj verdiğini ve bu ziyaretin, hangi amaca hizmet ettiği konusunda kafalarda soru işareti oluşturduğunu kaydetti.

Habere göre DİKO, Salı gecesi herkesin gördüğü görüntünün, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, Anastasiadis de dahil herkesi, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin işgal altındaki topraklarında” ağırlayan bir ev sahibi gibi davranması olduğunu iddia etti.

DİKO, “Akıncı’nın Kıbrıslı Türklerin lideri ve temsilcisi olduğunu ve Rumların lütfunda, Kıbrıs içinde ve dışında Anastasiadis’in dengiymiş gibi lanse edilmemesi gerektiğini” savundu.

DİKO ayrıca, Anastasiadis’in yabancı yetkililere gönderdiği mesajı ve sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin varlığını yaraladığını anlayıp anlamadığını yanıtlamasını istedi.

Anastasiadis’in KKTC’ye geçişi sırasında makam aracındaki Başkanlık forsunu çıkarıp çıkarmadığı konusunda açıklama yapmaya çağıran DİKO, Anastasiadis’in bölgeye gelişinde, KKTC polisinin ne gibi bir rol üstlendiği konusunda da izahat talebinde bulundu.

Gazete, Vatandaşlar İttifakı’nın da benzer sorular sorduğunu kaydederken, Anastasiadis’in Gazimağusa’ya giderek, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sınırlarının işgal bölgelerine yayılmadığını” sembolik ve dolaylı yoldan kabul ettiğini söylediğini yazdı.

Vatandaşlar İttifakı ayrıca, Anastasiadis’in Gazimağusa’ya ziyareti sırasında, güvenliğinden KKTC polisinin mi yoksa Türk askerinin mi sorumlu olduğu sorusunu sordu.



TMK’ya başvuruları önleme planı



Rum Bakanlar Kurulu, Rumların KKTC’deki eski mallarını Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) aracılığıyla satmalarını önlemek için teşvik planı onayladı.

Rum Haravgi gazetesinin haberine göre, Rum İçişleri Bakansı Sokratis Hasikos, yeni plana göre evi veya arsası olan her göçmenin, ikinci veya mevcudun üzerine ikinci bir ev inşa etme olanağından yararlanabileceğini, planın bu olanağı şahıslara değil ailelere tanıyacağını söyledi.

Hasikos “göçmen evlerinde” yaşayanlara tapu verilmesinin sonlandırılmadığını belirterek “Hükümet tapu veriyor, sadece yenilerini inşa etmiyor” dedi.



Toplumsal Direniş Bayramı tören ve etkinliklerle kutlanacak



1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı, tören ve etkinliklerle kutlanacak.

Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın (GKK) kuruluşunun 39’uncu, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın (TMT) kuruluşunun 57’nci ve Kıbrıs’ın Osmanlılar tarafından fethinin 444’üncü yıldönümü dolayısıyla, başkent Lefkoşa ve ilçelerdeki anıtların önünde törenler düzenlenecek, Mukavemet Yol Koşusu yapılacak.



İki Toplumlu Kültür Teknik Komitesi yeni etkinlikler planlıyor



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in yaptıkları görüşmelerde kurulmasına karar verilen iki toplumlu Kültür Teknik Komitesi Kıbrıslı Rum Eş Başkanı Andrulla Vasiliu, önümüzdeki zaman dilimi içerisinde önemli etkinlikler hazırlamakta olduklarını belirtti.

Rum Simerini gazetesine göre Vasiliu, etkinliklerde, iki toplum arasındaki işbirliği ruhunu daha çok artıracak faaliyetlerin yer alacağını ifade etti.

Salamis Antik Tiyatrosu’nda olası bir etkinlik yapılması, Europa Nostra ile kültürel miras değerleri konusunda bir konferans düzenlenmesi, Kıbrıs Türk toplumundan solistlerin de yer alacağı “Kıbrıs Senfoni Orkestrası” konseri gerçekleştirilmesi gibi planlardan söz eden Vasiliu, Othello Kalesi’nde düzenlenen konseri de “çok başarılı” olarak nitelendirdi.

Gazete haberinde, Kültür Teknik Komitesi Rum üyelerinden ve aynı zamanda Rum Kültürel Hizmetler Dairesi Müdürü olan Pavlos Paraskevas’ın Komite’deki görevinden istifa ettiğini de aktardı.

Habere göre gazeteye konuşan Paskevas, aslında istifasını Temmuz ayı başında sunduğunu belirterek, gerekçe olarak da Rum Kültürel Hizmetler Dairesi’ndeki yükümlülükleri nedeniyle Komite üyesi olarak görevlerine yanıt verememesini gösterdi.



“Yeşilköy’de ayin”



Yeşilköy kökenli Rumların önümüzdeki Pazar günü köydeki kiliseye giderek ayin yapacağı iddia edildi.

Rum Fileleftheros gazetesi Karpaz’daki Yeşilköy köyünde en son 1977 yılında ayin yapıldığını belirterek, ayine katılmak isteyenler için altı otobüs ayarlandığını aktardı.



Kıbrıs Türk ve Rum esnaf odaları, ortak festival kararı aldı



Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası (KTEZO) ile Güney Kıbrıs’taki esnaf örgütü POVEK arasında gerçekleştirilen toplantıda, Türk ve Rum belediyeleri himayesinde Lefkoşa Surlariçi’nin her iki yanını kapsayacak ortak festival kararı alındı

KTEZO’dan yapılan açıklamada festivalin; Kıbrıs’ta çözüm ve birleşme amacıyla gerçekleştirileceği belirtildi.

İki örgütün Girne’de yaptığı toplantıda alınan kararlara değinilen açıklamada, bu kararlar çerçevesinde POVEK ve KTEZO’nun her zaman, her iki örgütün üyelerinin ortak yararını temel alacakları belirtildi.

İşbirliğinin tüm şekillerinin her iki tarafın da kurumlarına ve özelliklerine saygılı, Avrupa Birliği akitlerine ve Yeşil Hat Tüzüğü düzenlemelerine uygun olacağı belirtilen açıklamaya göre, POVEK ve KTEZO işbirliğinin geliştirilmesi ve düşünülen uygulamaların gerçekleştirilmesi için ortak komite oluşturacak. Her iki örgütün amacı ve eylemleri, küçük orta boy işletmelerin arasındaki işbirliğinin geliştirilmesine yönelik olacak.

KTEZO ve POVEK’in üzerinde anlaştığı konuların da yer aldığı açıklamada, işbirliğinin gelecekte olabilecek bir çözüm, Kıbrıs’ın birleşmesi ve Avrupa Birliği ortak programları çerçevesinde olacağı ifade edildi.

Diğer konular da şöyle:

“Yasalar, düzenlemeler, kurumsallaşma, ticaret, teknik meslekler, ulaştırma ve hizmetler konularında mevcut uygulamalar, mevzuatlar ve standartları ile ilgili bilgi paylaşımı ve işbirliği yapılması cesaretlendirilecek.

Profesyonel mesleki birlikleri (berberler, kuaförler, kaportacılar, makinistler v.b) arasında mesleki işbirliği başlatılacak.

Rumca ve Türkçe dil eğitimi, teknik eğitimler ve teknik terimler konularında ortak seminerler düzenlenecek.”







Enformasyon Dairesi







Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 26
Dün Tekil 1344
Bugün Tekil 766
Toplam Tekil 2526011
IP 54.161.31.247






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































16 Sevval 1440
Haziran 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Türk hakanları ve Türkmen Padişahları devlet işlerinde hatunun fikirlerini üstün tutar.
(NİZAM ÜL-MÜLK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.192 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu