BASIN BÜLTENİ Özlü Müzakereler bugün başlıyor - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Özlü Müzakereler bugün başlıyor
Tarih: 30.06.2015 > Kaç kez okundu? 1365

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, özlü müzakereleri başlatmak için bugün yeniden bir araya geliyor.

Görüşmeye, bugün adaya gelecek BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide de katılacak.

UNFICYP’ten yapılan açıklamaya göre Eide toplantıda, çözümlenememiş tüm özlü konularda müzakere edecek liderlere yardımcı olacak.

Eide, 2 Temmuz Perşembe gününe kadar adada kalacak ve ilgili taraflarla çeşitli toplantılar yapacak.

Eide ayrıca adada bulunduğu süre içinde liderler görüşmesinden sonra gerçekleştirilecek müzakereciler görüşmesine de katılarak başkanlık edecek. (Kıbrıs Postası)



Akıncı: “AB, Kıbrıslı Türkler’i çözüme hazırlamalı”



KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bugün başlayacak özlü müzakerelerin ardından üç günlük bir ziyaret gerçekleştireceği Brüksel’de “AB, Kıbrıslı Türkler’ i çözüme hazırlamalı. Bu süreçte AB’ye büyük görevler düşüyor” uyarıları da yapacak.

Başta Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Shultz olmak üzere üst düzey AB yetkilileriyle görüşmeler yapacak olan Akıncı’nın “Kıbrıs’ta çözüm zamanı artık geldi. Vakit kaybetmememiz gerekiyor” mesajını vermesi bekleniyor.

Milliyet’e konuşan Cumhurbaşkanı, “Avrupa Birliği, Kıbrıs’taki görüşme sürecine katkısını yapsın. Ama görüşmeler BM sürecinde devam edecek” dedi. Çözümden sonra kurulacak federal devletin AB’de yer alacağını ifade eden Akıncı, “O nedenle AB’nin Kıbrıslı Türklerle ilişkisi sıkı olmalı. Kıbrıslı Türkler oluşacak federal devletin siyasi eşit bir parçasıdır. AB, çözümü beklemeden, Kıbrıs Türk tarafı ile şimdiden sıcak ilişkiler kurmalı. Kıbrıslı Türkleri ve kurumlarını AB’ye hazırlamalıdır” dedi. Yarın resmen ziyarete başlayacak olan Akıncı, önemli düşünce kuruluşlarının yuvarlak masa toplantısına da katılacak. Akıncı ile Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis bugün yapılacak görüşmelerde ise, Kıbrıs sorunun özüne ilişkin konuları ele almaya başlayacak. Masada Yönetim ve Güç Paylamı, Mülkiyet, AB konuları, Garantiler, Toprak ve Harita, Ekonomi olmak üzere 6 ana başlık bulunuyor. Kıbrıslı müzakereciler Özdil Nami ile Andreas Mavroyannis, ‘Anastasiadis-Akıncı yakınlaşma kağıtları’ hazırlamıştı. Liderler de bu kağıtlar üzerinden görüşmeleri sürdürecek. (Milliyet Gazetesi)



“Müzakereciler özlü konulara yönelik çalışmalarını tamamladı”



Kıbrıslı Türk ve Rum müzakereciler Özdil Nami ve Andreas Mavroyannis’in tüm başlıklarda özlü konulara ilişkin belirli bir pakete odaklanarak önceki gün çalışmalarını tamamladıkları bildirildi.

Rum Simerini gazetesi, Nami ve Mavroyannis’in amacının, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in bugün yapacakları görüşmeye bir dizi özlü konuyu hazırlamak olduğunu belirtirken BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin de bugünkü görüşmeye katılacağını vurguladı.

Gazete ayrıca, Eide’nin 2 Temmuz Perşembe gününe kadar adada kalacağını ve temaslarda da bulunacağını belirtti.





Kasulidis: “İngiltere’yle garantörler konusunu görüşüyoruz”



Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis, Lefkoşa’da uygulanmak üzere yeni Güven Yaratıcı Önlemlere (GYÖ) ilişkin öneriler olduğunu ve İngiltere’yle garantörlük konusunda müzakereler yaptıklarını açıkladı.

Rum Kathimerini gazetesi Kasulidis’le yaptığı söyleşiye yer verdi.

Kıbrıs Türk tarafının müzakere masasına getirdiği tezler ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu’nun açıklamalarının hatırlatılarak, müzakerelerdeki son gelişmelerin ne olduğunun sorulması üzerine Kasulidis, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in “kamuoyu önünde karşılıklı açıklamalarla müzakere edilmesinin son bulması konusunda anlaştıkları, bu yüzden de müzakerelerde ele alınan konulara değinmeyeceği” yanıtını verdi.

Kasulidis söyleşisinde, Kıbrıs sorunun çözümüyle birlikte garantörlük konusunun İngiltere’yle istişare edilip edilmediği şeklindeki bir soruya olumlu yanıt vererek “Evet İngiltere’yle görüşüyoruz ancak ilk olarak güvenlik konusunun nasıl gelişeceğine dair iki tarafın karar vermesi gerekir. Bunun akabinde İngiltere’nin engel çıkaracağını zannetmiyorum” şeklinde konuştu.

Kasulidis bir soru üzerine ise, Lefkoşa için başka GYÖ önerileri de bulunduğunu ancak bunları sırası geldiğinde ele alınacaklarını ve ne zaman olacağı konusunda bir öngörüde bulunamayacağını belirtti.

Söyleşisinde Güney Kıbrıs-İsrail ve Türkiye-İsrail ilişkilerine de değinen Kasulidis, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İsrail-Türkiye ilişkilerinin Güney Kıbrıs-İsrail ilişkilerini hiçbir şekilde etkilemeyeceği konusunda Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e garanti verdiğini vurguladı.

Kasulidis, Güney Kıbrıs’ın enerji alanındaki planlarının Anastasiadis’in İsrail ziyareti öncesinde olduğu şekliyle devam ettiğini ancak bu ziyaretten ortaya çıkan yeni unsurların da bu planlara ekleneceğini belirtti.



Kiprianu: “Kıbrıs’taki siyasi hayat Kıbrıs sorununun çözümünden sonra eskisi gibi olmayacak”



DİKO Başkan Vekili Markos Kiprianu, Kıbrıs’taki siyasi hayatın, Kıbrıs sorununun çözümünden sonra aynı olmayacağını söyledi.

Rum Kathimerini gazetesine röportaj veren Kiprianu, Kıbrıs sorununun çözümü için verilecek “evet” ya da “hayır” kararının, partisel çizgiden uzak olacağını ve herkesin, elini kalbine koyarak karar vereceğini belirterek, çözüm olursa siyasi hayatın şimdikinden farklı olacağı değerlendirmesinde bulundu.

Kiprianu, iki toplumlu ve iki kesimli federasyon çözümünden uzaklaşmanın, Kıbrıs sorununun çözümü için yürütülen müzakerelerin sonu anlamına geleceğini söyledi.

Habere göre Kiprianu, DİKO liderliğinin Kıbrıs sorununda ve parti içi meselelerde izlediği politikayı da eleştirirken, parti içindeki farklı görüşlerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.



Hristofyas: “Anastasiadis yaptığı entrikaların cezasını çekmekteyiz”



Rum Yönetimi eski Başkanı Dimitris Hristofyas, Simerini gazetesinde dün yer alan demecinde, “Anastasiadis’in Kıbrıs sorununda yaptığı entrikaların cezasını çekmekte olduklarını” söyledi.

Gazetede yer alan demecinde, “Eroğlu zamanında Rum kesiminde çözümü heyecanla isteyen bir lider olduğunu” dile getiren Hristofyas, daha sonra başa Anastasiadis’in geldiğini ve “ne yazık ki Anastasiadis’in çok zaman kaybedilmesine sebep olduğunu” ifade etti.

Gazeteye göre Hristofyas, Anastasiadis’in, “en başta tek egemenlik, tek vatandaşlık ve tek uluslararası temsiliyetle ilgili ortak tutum olmak üzere, Kıbrıs sorununun esaslı meselelerindeki görüş birlikleriyle oynadığını ve bunları görmezden geldiğini savundu ve kendilerinin de bunun cezasını çekmekte olduğunu” dile getirdi.

Dört temel özgürlük konusundaki başarının da, o dönemki rakipleri tarafından bilinçli olarak çarpıtıldığını dile getiren Hristofyas, Anastasiadis’in bunlardan başlamak yerine, sonsuz bir diyaloğa başladığını ileri sürdü.

“Anastasiadis-Eroğlu ortak açıklamasının, Talat ile uzlaştıkları temelden eksik olup olmadığının” kendisine sorulması üzerine ise, bunun eksik olduğunu ve bunu gerek AKEL, gerekse şahsi olarak dile getirdiğini ifade eden Hristofyas, (Anastasiadis ile Eroğlu’nun) kendi sebeplerinden ötürü Şubat’taki ortak açıklamayı başarı olarak gösterdiklerini ancak bunun kendisine göre yanlış olduğunu dile getirdi.

KKTC Cumhurbaşkanlığına Mustafa Akıncı’nın seçilmesiyle birlikte, dengelerin değişip değişmediği konusunda ise Hristofyas, Akıncı’nın seçilmesiyle, olumlu bir konjonktür ortaya çıktığını dile getirdi.

Bunun olumlu ve başarılı bir konjonktür olduğunu dile getiren Hristofyas, kendisiyle birlikte çalışması hatta bazen fikirlerinin ideolojik olarak özdeşleşmesine rağmen, bunun Talat’ın seçilmesinden bile daha olumlu olduğunu ifade etti.

Akıncı’nın “istikrarlı bir Kıbrıslı olduğunu ve Türkiye yönetiminin saldırılarını püskürttüğünü” ileri süren Hristofyas, Akıncı’nın Kıbrıs bilincine sahip olduğunu söyledi.

Kıbrıs sorununu Talat ile neden çözemedikleri sorusuna karşılık olarak ise “çözülemedi çünkü Türkiye rota değiştirdi” ifadesini kullanan Hristofyas, Eylül ayına kadar çoklu konferans gerçekleştirilmesinden söz edilmesinin ise abartı olduğunu düşündüğünü ve yapılması gereken çok iş olduğunu söyledi.

Garantilerle ilgili bir soru üzerine ise, Kıbrıslılar olarak 60 yıldır bir yalanın içerisinde yaşamakta olduklarını ifade eden Hristofyas, hayalci olduklarını ve Kıbrıs ile Yunanistan’daki sağ güçlerin kendilerini bu hale getirdiğini ifade etti.

Türkiye’yi ise bunun dışında tuttuğunu dile getiren Hristofyas, çünkü Türkiye’nin “kendine ait yayılmacı görüşlere sahip olduğunu” belirtti.

İki kesimli, iki toplumlu federasyonun, doğru bir içerikle, federasyonun iki bileşenine de büyük özerklik sağladığını ifade eden Hristofyas, AB’nin garantiler konusunda rolü olup olmadığının kendisine sorulması üzerine ise, AB’nin garantör ülkelerin yerini alabileceğini düşünmediğini ifade etti.

AB’de böyle bir şekilde bulunmalarının da bir şey olduğunu söyleyen Hristofyas, garantilere ihtiyaçları olmadığını, öte yandan bizzat Kıbrıslıların kendisinin, Kıbrıs sorununda çözüm olarak başaracakları şeylere, sahip oldukları tutumla kefil olamamaları durumunda, hiçbir yabancının kendilerini kurtaramayacağını sözlerine ekledi.



“Eylül ayında çoklu konferans olanaksız”



BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un düşüncelerinde, eylül ayında Kıbrıs sorununa ilişkin çoklu konferansın toplanmasının bulunmadığı belirtildi.

Rum Kathimerini gazetesi, BM Genel Sekreteri Ban’ın yakın çalışma arkadaşlarıyla konuşan batılı bir diplomatik kaynağa dayanarak, Ban’ın Kıbrıs sorunundaki gelişmelerden cesaretlenmesine ve liderlerin çözüme yönelik bağlılıklarına karşın, tehlikeli çıkmazlara yol açacak yapay beklentiler yaratarak hiçbir durumda gelişmeleri hızlandırmayı arzulamadığını yazdı.

Ban’ın, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin de paylaştığı görülen esas düşüncesine göre, Kıbrıs sorunundaki gerçek müzakere, özün görüşülmesine başlanacağı 29 Haziran’da başlayacak. Ban’ın, liderlerin en iyi niyetiyle bile temel konulardaki farklılıkların aşılmasının çok daha fazla zamana gereksinimi olacağını düşündüğünü yazan gazete, yine diplomatik kaynağa dayanarak çoklu konferansın, al-ver süreciyle birbirinden ayrılmaz olduğunu, bunun da, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların çok fazla azaltılmasını ön koşula bağladığını belirtti.

Gazete bu konulara Türkiye’de henüz hükümetin kurulmamış olması ve Yunanistan’daki iflastan kaçınılmasıyla ilgili gelişmelerin de ekleneceğini yazdı.

Gazete haberinde ayrıca çoklu bir konferansta, garantör ülkelerin kritik bir rol oynayacağını, zira konferans kapsamında garantiler meselesi ile askerlerin varlığının ortaya konulacağını belirtirken Türkiye’nin garantiler konusundaki tavrının iyimserlik doğurmadığını, Türkiye’nin tavrını değiştirmesi için de, şimdilik temaslara hazır olmayan uluslararası başrol oyuncularının müdahalelerinin isteneceğini savundu.

Rum Kathimerini gazetesi bir başka haberinde ise, Kıbrıs Türk tarafının müzakere masasına sunduğu ve 3.Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun çizgisinin aksine, federasyon ve güçlü bir merkezi yönetimi hedefleyen görüşlerinin, Kıbrıs Rum müzakere grubunda şaşkınlık yarattığını yazdı.

Gazete elde ettiği bilgilere dayanarak, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da dile getirdiği “yeni Kıbrıs Türk düzeninin” Kıbrıslı Türklerin merkezi hükümete güçlü katılımını ve karışmasını ve iki toplum tarafından, Kıbrıs devlet işlerinin birlikte idare edilmesi bilincinin geliştirilmesini arzuladığını savundu.

Gazete haberinde ayrıca gerek mülkiyet, toprak konusuna ilişkin kriterler, güç paylaşımı; gerekse Kıbrıs sorununun geriye kalan tüm başlıklarında iki tarafın tezlerinin değerlendirilmesi çerçevesinde, Kıbrıs Türk tarafının tezlerinin, güçlü bir merkezi yönetimle, federal yönetim sisteminde iki kurucu devletin işbirliği felsefesinden ilham aldığını yazdı.

Gazete Cumhurbaşkanı Akıncı’nın müzakerelere yerleştirdiği yeni yaklaşımın, Kıbrıs Türk tarafının müzakerecisi Özdil Nami tarafından, dönüşümlü başkanlık ve ağırlıklı oya ilişkin Talat-Hristofyas görüş birliğini yinelediğini ve nedenlere dayandırdığını ayrıca Kıbrıs Rum tarafının önerdiği bir başka yönetme şeklini görüşmeyi ise reddettiğini belirtti.

Habere göre müzakerelerde, iki devlete dayalı çözüm ve gevşek federasyona ilişkin Eroğlu’ndan farklı olarak, Mustafa Akıncı’nın, Kıbrıs Rum tarafını önceliklerini gözden geçirmeye zorladığı belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Brüksel’e gidecek olmasına da değinen gazete, Akıncı’nın Brüksel’de AB’nin Kıbrıs sorununun çözümüne etkin müdahil olması konusunu da muhtemelen ele alacağını yazdı.

Öte yanda Rum Fileleftheros gazetesi, iki müzakere grubu düzeyinde, gelişim halindeki müzakerelerde Türk tezlerinin “katı iki bölgelilik” mantığında hareket ettiğini yazdı.

Yönetim, toprak ve mülkiyet gibi tüm başlıkların görüşmelerden geçtiğini yazan gazete elde ettiği bilgilere dayanarak Türk tarafının geçmişe oranla sunduğu değişikliklerin çok önemli olmadığını belirtti.

Kıbrıslı Türk müzakereci Özdil Nami tarafından geliştirilen yaklaşımlarından, temel amacın, “kurucu devletlerin sahip olacağı güçlü yetkiler (güçler) ve merkezi hükümetle gevşek ilişki” olduğunu belirten gazete, iyi haber alan kaynaklara dayanarak Kıbrıs Türk tarafının, kurucu devletlerin, sınırları içerisinde egemenlik ve yetkilerini icra etmesi düşüncesinde olduğunu yazdı.

Gazete Kıbrıslı Türklerin federal bir kuruma katılımı 60-40 (70-30 kesinlikle kabul etmiyor) oranında, bazı karar alma organlarında ise 50-50 oranını talep ettiğini savundu.

Rum Simerini gazetesi ise, Kıbrıs sorununa ilişkin müzakerelere masasında Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum uzlaşı noktalarının siyah renkte yazılacağını belirtti.

Gazete Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Kıbrıslı Türk müzakereci Özdil Nami ve Rum müzakereci Andreas Mavroyannis ile birlikte, Kıbrıs sorunundaki 6 başlık ve toplam 40 belgedeki anlaşmazlıkları siyah renkte temize çekmeye çaba sarf edeceğini yazdı.

Gazete müzakerelere değinerek ilk kez çapraz müzakere yapıldığını, geçmişteki tüm müzakerelerde iki taraf arasında başlık başlık yapıldığını belirtti.

Gazete haberinde ayrıca, müzakerelerde ilk kez iki liderin ortak bir metin üzerinde müzakere ettiğine de dikkati çekti.

Her iki taraftaki kaynaklarla konuştuğunu yazan gazete, söz konusu kaynakların, bu yöntemle, al-ver sürecine daha kolay ulaşılabileceği görüşünü ortaya koyduklarını yazdı.

Bu sürecin başlaması için yeteri kadar zamana ihtiyaç duyulduğunu da yazan gazete, bunun olabilmesi için her iki tarafın, özlü konularda daha yakın gelmesi gerektiğini de belirtti.

Habere göre bir hükümet kaynağı al-ver sürecinin yapılabilmesi için özlü konulardaki mesafenin az olması gerektiğini ifade etti.

Çapraz görüşmelerin yönetim, mülkiyet ve toprak boyutları ile başladığını, toprak konusunda “zoom” yapıldığını yazan gazete, yine elde ettiği bilgilere dayanarak Kıbrıs Rum tarafı için iade edilecek alanın değil, bugün göçmen olan birçok Kıbrıslı Rum’un kaldığı bölgeler ve köyler olduğunu belirtti.

Habere göre yüksek düzeydeki bir hükümet kaynağı çok az Kıbrıslı Rum’un kaldığı büyük alandan çok, 10 bin Kıbrıslı Rum göçmenin kaldığı 5 köyün iade edilmesinin tercih edildiğini ifade etti.

Gazete Kıbrıs Türk tarafının yönetim başlığında, dönüşümlü başkanlık, ağırlıklı oy konularında ısrar ettiğini belirtti.

Mülkiyet konusunda ise Kıbrıs Türk tarafının, Rum tarafının aksine, ilk sözün hak sahibinde değil, bugünkü kullanıcıda olmasını istediği belirtildi.

Öte yandan gazete, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un, BM Barış Gücü UNFICYP’in görev süresinin uzatılmasına ilişkin raporunun, Temmuz ayının ilk haftasında Güvenlik Konseyi üyelerine verilmesinin beklendiğini yazdı.

Habere göre Rum diplomasisi, Kıbrıslı Türklerin izolasyonlarına ilişkin geçmişteki olumsuz ifadelerin düzeltilmesinin garanti altına alınması ve kayıplar konusunda önemli iyileştirmelerin yapılması amacıyla temaslarda bulunuyor.

Gazete BM Genel Sekreterliği’nin ise müzakerelerdeki olumsuz ortamı bozacak herhangi bir şeyin yapılmayacağı teminatında bulunduğunu belirtti.



Konstantopulu: “Çözüm zamanı geldi”



Yunanistan Meclis Başkanı Zoi Konstantopulu, Kıbrıs sorununda çözüm zamanının geldiğini belirtti.

Rum Alithia gazetesine göre Yunanistan Meclis Başkanı Zoi Konstantopulu, Rum Meclis Başkanı Yannakis Omiru onuruna verdiği yemekte yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorununun çözüm sürecinin sonuçlanması temennisinde bulundu.

Konstantopulu, Kıbrıs sorununun çözüm zamanının geldiğini, bununla birlikte Kıbrıs sorununun çözümünün, insan haklarına, uluslararası hukuka, toplumların eşit bir şekilde birlikte yaşamasına, siyasi eşitliğe, iki kesimli iki toplumlu federasyon çerçevesinde eşitliğe saygı duyması gerektiğini de söyledi.

Omiru ise konuşmasında, Rum ve Yunan halkının mesajının, “Kıbrıs Helenizm’inin ve bütün Kıbrıs halkının (Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların) fiziksel ve ulusal yaşamını tehlikeye atacak onur kırıcı bir anlaşmaya değil yaşayabilir, işlevsel, doğru bir çözümü kabul etmeye hazır oldukları” yönünde olduğunu ifade etti.



Talat: “Hükümet programı müzakere taslağı bugün sonuçlanacak”



Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi’nin (PM) bugün yapacağı toplantılarla, hükümet programı müzakere taslağını sonuçlandırmayı hedeflediklerini, ardından da siyasi partilerle görüşmelere başlayacaklarını açıkladı.

Talat, bugün saat 16.00’da MYK’nın, saat 19.00’da ise PM’nin yapacağı toplantılarla, kurulacak hükümette CTP-BG’nin hassas olacağı, önem verdiği hususların belirlendiği hükümet programı müzakere taslağını bitirmeyi amaçladıklarını söyledi.

CTP-BG yetkili organları 24 Haziran’daki toplantıda, yeni hükümeti kurma görevinin Girne Milletvekili Ömer Kalyoncu’ya verilmesini önerme kararı almıştı.

Genel Başkan Talat, siyasi partilere yönelik ziyaret programının da yarınki MYK’da kararlaştırılacağını belirterek, ziyaretlerde, ülke için iş yapacak bir hükümet kurulup kurulamayacağı konularında konuşacaklarını söyledi.

Bazı internet sitelerinde ve gazetelerde kurulacak hükümette yer alacak isimler konusunda dolaşan haberlerin uydurma olduğunu vurgulayan Talat, bunların kesinlikle doğru olmadığını, hangi partiyle nasıl bir hükümet kurulacağı belli değilken isim konuşmadıklarını ifade etti.

Talat, kurulacak hükümetin belirlenmesinden sonra bir bakanlığı en iyi kimin yapacağını, vatandaşın beklentilerini de düşünerek karar vereceklerini, yani işe göre isim belirleneceğini kaydederek, “Önce bakanlıklar, sonra bakanlar belirlenecek” dedi.

Bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile henüz görüşmediklerini, onunla da istişare edeceklerini çünkü hükümeti kurma görevini Cumhurbaşkanı’nın vereceğini vurgulayan Talat, “Biz CTP açısından hükümeti kurabilecek başbakan adayını Ömer Kalyoncu olarak belirledik. Cumhurbaşkanı’yla da görüşeceğiz” diye konuştu.

Talat, DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş’la telefon görüşmesi konusundaki soruya karşılık ise, Denktaş’ın kendisini aradığını ve siyasi partilerle görüşmeye ne zaman başlayacaklarını sorduğunu, kendi programını ayarlamak açısından bu çerçevede bir görüşme yaptıklarını bildirdi.

Nisan ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından olağanüstü kurultay kararı alan CTP-BG’de, Başbakan Özkan Yorgancıoğlu Genel Başkanlığa yeniden aday olmamış; 14 Haziran’daki olağanüstü kurultayda Genel Başkanlığa Mehmet Ali Talat seçilmişti.

Talat, göreve gelmesinin ardından, yeni hükümetle ilgili çalışmalar tamamlanana kadar Özkan Yorgancıoğlu’ndan başbakanlık görevine devam etmesini istemişti.



Özyiğit: “Akıncı ile müzakerelere tam destek vermeye devam edeceğiz”



Önceki gün gerçekleştirilen Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Tüzük Kurultayı’nda konuşan Genel Başkan Cemal Özyiğit, Cumhurbaşkanı Akıncı ile Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili devam eden müzakerelere tam destek vermeye devam edeceklerini ifade etti ve Kıbrıs sorunun çözülebileceği konusunun Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle giderek yaygınlaşmaya başladığını vurguladı.

TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, şöyle dedi:

“Yarım asırdır devam etmekte olan bu sorun artık çocuk ve torunlarımıza miras kalmaması gerek. Bunu artık Kıbrıs Türkü’ne yaraşır adil, kalıcı, sürdürülebilir bir çözümle taçlandırmak ve dünya ve AB içinde yerimizi almak durumundayız çünkü Kıbrıs Türkü 1983’ten beri uluslararası alandan dışlanmış şekilde yaşamını sürdürme durumunda kalıyor. Ne yazık ki hep ‘ambargo’ diyoruz ama hep kendi kendimize veya bizi tanıdığını söyleyenlerin oluşturduğu ‘ambargo’ları da görmezden geliyoruz. Bu nedenle bu dik ve kararlı duruş uluslararası alan, Türkiye ve Rum Yönetimi ile sürdürülecek. Cumhurbaşkanı’nın ortaya koyduğu ‘dört boyutlu siyasete’ tam anlamıyla inanıyor, güveniyor, destek veriyoruz. Nitekim seçilmesinin hemen ardından Türkiye ile olan ilişkilerde de ortaya koyduğu kararlı duruş yıllardır partimizin savunduğu kararlı duruştur çünkü biz ‘Ana-Yavru’ edebiyatını reddediyoruz. Eşitler düzeyinde karşılıklı saygıya dayalı ilişkiler istiyoruz.”

Son yapılan iki seçimde toplumun meclisin mevcut yapısına güvenmediğini gösterdiğini ileri süren Özyiğit, bu durumda halkın iradesinin yeniden önce Meclis’e, sonra da Hükümete yansımasının kaçınılmaz olduğuna işaret ederek; “Erken seçim olmazsa olmazdır” dedi.

Özyiğit, TDP’nin, halkın iradesi ile Meclis yapısı yeniden şekillenmeden oluşturulacak bir “İcraat Hükümeti”nde yer almayacağını ancak erken seçim tarihinin belirlendiği, Seçim ve Halkoylaması Yasası, ‘Göç Yasası’nın kaldırılması gibi temel bazı yasaların geçirilerek ülkeyi salimen seçime götürecek bir “Seçim Hükümetinde” yer almayı tartışmaya hazır olduğunu açıkladı.



Tatar: “Çözüm ekonomik ve sosyal yaşamı daha iyiye götürmeli”



Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili Ersin Tatar, “Kıbrıs sorununa bulunacak bir çözümün Kıbrıs Türk halkının ekonomik ve sosyal yaşantısını daha kötüye değil, daha iyiye götürmesine özel bir önem verilmesi gerektiğini” vurguladı.

Tatar, yaptığı yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum lider Nikos Anastasiades’in bugün yapacağı özlü görüşmelerin gecikilmeden bir sonuca bağlanmasını diledi.

Ersin Tatar, “Kıbrıs Türk halkını çözümsüzlüğün mağduru durumunda tutmak, dünyada hak ettiğimiz statüyü almamızı engellemek isteyenlerin oyunlarının artık son bulması gerekir” dedi.

Liderlerin bugün özlü görüşmelere başlayacağını fakat halkın bu konuda sağlıklı bilgisi olmadığı görüşünü ifade eden Ersin Tatar, hazırlanan ortak kağıtların neler içerdiğinden halkın haberdar olmadığını kaydetti.

Tatar, “Rum tarafının ustaca bir algı yaratma kampanyası ile görüşme sürecini istediği şekilde çerçevelendirdiğini ve Türkiye’yi günah keçisi noktasına oturtarak elinden geleni yaptığını” belirterek Rum liderliğinin, siyasi partilerin ve Başpiskopos’un açıklamalarına işaret ederek, iki tarafın da hangi noktada olunduğunu açıklamasını istedi.

Açıklamasında Cumhurbaşkanı Akıncı’ya müzakerelerde ele alınan konularla ilgili sorular yönelten Tatar, şu ifadelere de yer verdi:

“Kıbrıs Türk halkı daha fazla bugünkü aleyhimize olan durumda tutulamaz. Bir sonuca mutlaka ulaşılmalıdır. Rum tarafı eğer ayak sürer, çözüm konusunda bizi yok sayan görüşlerinde ısrar ederse Meclis, hükümet, Cumhurbaşkanlığı işbirliği ile referandum sandıkları halkımızın önüne konulmalı, gidilecek yolu halkımızın belirlemesini, dünyanın halkımızın kararına saygı duymasını sağlamalıyız. Artık yeter. Rum oyunlarına ‘dur’ deme zamanı gelmiş ve geçmiştir de.”



Şehit kayıp Bayar Piskobulu askeri törenle defnedildi



Lefkoşa’da 1964 yılında kayıp olan ve yapılan çalışmalar sonucunda bulunarak tespiti tamamlanan şehit kayıp Bayar Piskobulu, İsmail Safa Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından askeri törenle Lefkoşa Kabristanlığı’ndaki Aile Mezarlığı’na defnedildi.

Şehit kayıp Bayar Piskobulu’nun oğlu Esen Bayar cenaze namazı öncesi yaptığı konuşmada, babasının nasıl şehit olduğuna dair kendisine iletilen bulguları anlattı.

Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmaları sayesinde 51 yıl sonra babasının kalıntılarına ulaştıklarını ifade eden Bayar, “Dileğim böyle olayların artık yaşanmaması” diye konuştu.

Babasıyla ilgili bir anı anlatmak istese de babasının çok küçük yaşta kaybettiği için anlatacak anısı olmadığını söyleyen Bayar, “Böyle bir acıyı Allah kimseye nasip etmesin” dedi.



Tuncay: “Yalnızca taşları düzeltmiyoruz, ortak kültürümüzü inşa ediyoruz”



Kültürel Miras Teknik Komitesi Kıbrıslı Türk Eş Başkanı Ali Tuncay, komite olarak yalnızca taşları ya da binaları değil, ortak kültürü inşa ettiklerini söyledi.

Rum Haravgi gazetesine röportaj veren Tuncay, Hristiyan/Müslüman veya küçük/büyük ayrımı yapmadan kültürel mirasa ait tüm eserleri ortak kültür addettiklerini ve bu eserlerin korunması gerektiğini vurguladı.

Habere göre Tuncay, eserlerin işbirliği dili içerisinde korunduğunun altını çizerken, yaptıkları çalışmanın, Kıbrıslı Türkler ile Rumlar arasındaki güvene katkıda bulunabileceğine inandığını belirtti.

Gerek AB’den, gerekse Kıbrıslı Türk ve Rum kurumlar tarafından aldıkları maddi destekten de bahseden Tuncay, bu katkılardan dolayı teşekkürlerini sundu.

Tuncay, “Eğer bana fırsat verilseydi, liderlerden, temsil ettikleri topluma, adadaki kültürel mirasın korunması için özen ve saygı göstermeleri için çağrıda bulunmalarını isterdim” dedi.

Geçmişte, kültürel farklılıkların, Kıbrıs’taki çatışmaların ana sebebi olduğunu belirten Tuncay, yaptıkları işle, kültürel mirasın çatışmak yerine birleştirebileceğini gösterdiklerini ifade etti.

Tuncay, Avrupa Parlamentosu tarafından kendisine ve komitenin Kıbrıslı Rum Eş Başkanı Takis Hacıdimitriu’ya verilen Avrupa Vatandaşlık Ödülü’nün, sadece kendilerine değil, komitede faaliyet gösteren herkese verildiğini ve bu ödülle, komitedeki Kıbrıslı Türk ve Rum üyeler arasındaki işbirliği ilişkisinin başarıya ulaştığının teyit edildiğini de söyledi.



Mobil iletişimde “Yerel roamingle uluslararası fiyatlar”



KKTC ve Güney Kıbrıs arasında mobil telefonların adanın her iki tarafında da işleyebilmesi amacıyla uygulamaya konulması planlanan Güven Yaratıcı Önlem konusunda görüşmelerin sürdüğü, öngörülenin “uluslararası fiyatlandırmayla yerel roaming” uygulanması olduğu iddia edildi.

Rum Politis gazetesi, KKTC ve Güney Kıbrıs arasında seyahat edenlerin mobil iletişiminin sağlanması amacıyla her iki tarafta da faaliyet gösteren şirketlerin görüşmelerinin “çok olumlu bir havada sürdüğünü” yazdı.

Gazete, KKTC ve Güney Kıbrıs’ta faaliyet gösteren şirketlerin adanın tümünde cep telefonu sinyali alabilmelerine imkan sağlamak amacıyla yürütülen görüşmelerde yeni bir “Kıbrıslı düzenlemesinin gündemde olduğunu”, bu çözümün, adanın iki tarafındaki şirketler arasında, üçüncü şirketlerin arabuluculuğu olmadığı ve iki tarafın ticaret odalarının garantisi altında bir çözümü öngördüğünü iddia etti.

Adanın her iki tarafında faaliyet gösteren beş şirketin önümüzdeki Salı günü, hiçbir arabulucu, düzenleyici yada ticaret odaları olmaksızın görüşecek olmalarının mevcut olumlu ortamın bir göstergesi olduğunu iddia eden gazete, şirketlerin rekabet konusunu da ele alacaklarını, bu yüzden de uygulamaya geçilmesi halinde belirlenecek fiyatların iç piyasa fiyatlarından daha pahalı, yani iç şebeke değil uluslar arası roaming fiyatları gibi olmasının beklendiğini öne sürdü.

Gazete, görüşülen çözümde, uygulamanın sadece Kıbrıs içerisindeki iletişimi, örneğin KKTC’ye geçen Kıbrıslı Rumlar ve Güney’e geçen Kıbrıslı Türklerin yakınlarıyla iletişim kurabilmelerini kapsadığını belirtirken diğer tarafın şebekesinin kullanımı sırasında uluslararası arama yapılamayacağını iddia etti.

Haberde ayrıca, bu düzenlemelerin AB normlarına göre yapılmakta olduğu ve şu anda müzakere masasında bulunan bu çözüm hakkında AB Komisyonu’na bilgi verildiği belirtilirken AB Komisyonundan yasallık konusunda ilk onayın da alındığı savunuldu.



Yunanistan krizi Güney Kıbrıs’ı alarma geçirdi



Yunanistan’ın Troyka ile müzakerelerinde uzlaşı sağlanamamasıyla meydana gelen kriz, Güney Kıbrıs’ı da alarma geçirdi.

Rum gazeteleri, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Birliği (AB) ile yapılan müzakerelerde, mali tasarruf programı konusunda uzlaşıya varılamaması üzerine, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın Bakanlar Kurulu’nu olağanüstü topladığını ve mali programın onayıyla ilgili referandum kararı alındığını yazdılar.

Gazeteler, Yunanistan Hükümeti tarafından alınan referandum kararının, Euro Grubu’nun tepkisine yol açtığını; Yunanistan’ın 5 Temmuz’da oldukça kritik bir referandum yaşayacağını, Çipras’ın referandum kararı almasının ardından, tıpkı 2013 yılında Güney Kıbrıs’ta da olduğu gibi vatandaşın, bankaların kapanacağı ve parasız kalacakları korkusuyla bankamatiklerin önünde kuyruğa girdiğini ve marketlere akın ettiğini kaydettiler.

Yunanistan krizinin Güney Kıbrıs’ta da krize yol açacağı değerlendirmesinde bulunan gazeteler, Rum Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis’in konuyla ilgili açıklamasına yer verdiler.

Rum Alithia gazetesinin haberine göre Hristodulidis, Rum Haber Ajansı’na (KİPE) yaptığı açıklamada, Rum Hükümeti’nin gelişmeleri yakından takip ettiğini kaydederek, Yunanistan’ın Euro bölgesinde kalmasının önemini vurguladı.

Habere göre Hristodulidis, Yunanistan’daki kötü durumun Rum ekonomisiyle ilgili endişe yaratmaması adına, gereken tüm tedbirleri aldıklarına dair teminat verdi.

Hristodulidis, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, Brüksel’deki Avrupa Konseyi toplantısında Yunan tezlerini desteklediğini belirtirken, Güney Kıbrıs için önemli olanın, olayların; Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nin bir üyesi olmaya devam edeceği şekilde ilerlemesi olduğunu söyledi.

Yunanistan’ın Euro bölgesinden çıkmasıyla meydana gelebilecek tehlikelerle ilgili bir soruya ise Hristodulidis, Hükümetin, böyle bir tehlike olmamasını temenni ettiği yanıtını verdi.



Kammenos: “Asıl amaç Türkiye’ye karşı savunmasız bırakılmak”



SYRIZA’nın koalisyon ortağı milliyetçi Bağımsız Yunanlar (ANEL) lideri ve Savunma Bakanı Panos Kammenos, kreditörlerin asıl amacının Türkiye’ye karşı Yunanistan’ı savunmasız bırakmak olduğunu iddia etti.

Yunanistan’da, hükümetin, kreditörlerin Yunanistan’a nakit akışının yeniden sağlanması karşılığında öne sürdüğü koşulları 5 Temmuz’da referanduma götürme kararı, parlamentoda da onaylanırken, SYRIZA’nın koalisyon ortağı milliyetçi Bağımsız Yunanlar (ANEL) lideri ve Savunma Bakanı Panos Kammenos, kreditörlerin ‘asıl amacını’ açıkladı.

Halk oylamasının görüşüldüğü meclis oturumunda konuşan Kammenos, kreditörlerin amacının uzlaşma değil Yunanistan’ı ezmek olduğunu savunup referandumda ‘hayır’ oyu kullanacaklarını açıkladı.

Kreditörleri ‘Yunanistan’ı dizlerinin üzerine çöktürmeyi ve küçük düşürmeyi’ hedeflemek ve ‘tamamen faşistçe davranmak’la suçlayan Kammenos, “Kreditörler bayrağımızı indirip ulusal bağımsızlığımızdan vazgeçmemizi istiyorlar. AB’de kalmak buna değer mi?” diye sordu. Kreditörlerin 16 sayfalık önlemler listesini gösteren Kammenos, “Bu 16 sayfa, 5 Temmuz’da halk tarafından onaylanırsa, Yunanistan’ın ülke olarak varlığının sonu olacak” diye konuştu.

Yunan Savunma Bakanı, kreditörlerin önlemlerinin ordunun dağılmasına ve işten çıkarmalara yol açacak nitelikte olduğunu belirtip Türkiye’ye atıf yaptı. Kreditörlerin Yunan Savunma Bakanlığı bütçesinde 400 milyon euro kesintiye gidilmesini önerdiğini kaydeden Kammenos, “Bu boyutta bir kesintiye gitmek Yunanistan’ı silahsız, uçaksız ve gemisiz olarak Türkiye’nin işgaline karşı savunmasız bırakmak demektir” ifadelerini kullandı.

Kammenos, bu durumda Yunanistan’ın NATO’ya karşı yükümlülüklerini de yerine getiremeyeceğini söyledi. (Kıbrıs Postası)







Enformasyon Dairesi







Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 25
Dün Tekil 1111
Bugün Tekil 808
Toplam Tekil 2597458
IP 3.227.233.6






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































18 Zi'l-Hicce 1440
Ağustos 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk hakanları ve Türkmen Padişahları devlet işlerinde hatunun fikirlerini üstün tutar.
(NİZAM ÜL-MÜLK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 9.059 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu