TÜRKİYE”NİN DIŞ POLİTİKA VİZYONU - Süleyman GÖK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









TÜRKİYE”NİN DIŞ POLİTİKA VİZYONU - Süleyman GÖK
Tarih: 02.11.2009 > Kaç kez okundu? 2691

Paylaş






Türkiye,86 yıldır bu coğrafyada var olmuş, geçmişi 800 yıl öncesine dayanan tarihsel misyona sahip bir devlettir. Gerek tarihsel misyonu, gerekse stratejik konumu nedeniyle birçok medeniyetlere, uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Ülkemizin, coğrafi konum itibariyle Asya ve Avrupa kıtalarının bağlantı noktasında olması, Hazar denizi, Ortadoğu ve Orta Asya gibi dünyanın önemli bölgelerine giden yolda bir güç olması nedeniyle çağlar boyunca hiçbir zaman önemini yitirmemiş ve günümüzde de dünya konjektüründe önemli yerini korumaktadır. Bugün gelinen noktada ülkemizin dış politika stratejileri ve amaçları bu konu üzerinde kafa yoran bilim adamları,uluslar arası ilişkiler uzmanları tarafından tartışılmakta,herkes ayrı bir yorum ve öneri sunmaktadır.Türkiye”nin kurucu lideri olarak kabul ettiğimiz Gazi Kemal,Türk Dış Politikasının amaçları ve izlenecek yolları belirtmiştir.Fakat,tarih öyle bir olgudur ki günün şatlarına göre değerlendirilmesi zorunluluk gerektiren bir kavramdır.Atatürk”ün dış politika yolları 86 yıl önceki durum ve tespitlerini kapsamakla beraber ileri görüşlülüğü,olaylara objektif ve realist bakış açısıyla bakması onun stratejilerinin günümüzde de en geçerli yol olduğunu kanıtlamıştır.Çünkü,ülkemizin uluslar arası ilişkiler sorunun olduğu bugünlerde akıcı,bağımsızlıkçı ve gerçekçi bir vizyona sahip politikalar üretemememizin sorunlarını yaşamaktayız.Onun içindir ki hedeflerimiz bellidir.Bizim yapmamız gereken şey ise;bu hedeflere giderken hangi yolları kullanacağımız.Tabi ki de bu yollar meşakatli ve yorucu olacaktır.

Devletimizin bugüne kadar dış politikaları hükümetlerden hükümetlere değişmesinden kaynaklanan bir dizi sorunlar yumağı haline gelen eksiklikler yaşadık ve halen daha yaşıyoruz.Bizim eksikliğimiz Türk Dış Politikasının gelen hükümetlere bağlı olduğu,sabit bir devlet politikamızın olmamasıdır.Bugün,Amerikan Başkanlık seçimlerinde herkes Başkan Obama”nın seçilmesini olağanüstü karşılamakta ve bir değişimin yaşanacağı beklentilerini taşımaktadırlar.Bir bakımdan doğrudur.Çünkü,bugüne kadar hiç kimsenin aklına siyahi birisinin dünyanın süper gücü olan ABD”nin başkanı olacağı.Onun için sürprizlere her zaman açık olmalıyız.Fakat,herkesin atladığı ya da öyle algılamak istediği bir şey var.Amerika”nın dış politikaları gelen başkanlara endeksli değildir.Kim gelirse gelsin amaç aynıdır.Bugün Bush gider Obama gelir ama Amerika”nın Devlet Politikası birdir.Gelen başkanlar bu politikaya göre hareket etmek zorundadırlar.Ama ne değişir;her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır.Bunun için herkesin de izleyeceği stratejiler farklı olacaktır.Başkan Bush dünyada savaşa endeksli bir dış politika vizyonu izlerken,Barack Obama ise barışa dayalı,diplomatik yollarla sorunlarını çözme peşindedirler.Fakat,bizim eksikliğimiz yukarıda da belirttiğim üzere sağlam temellere dayalı bir dış siyaset vizyonunun eksik olmasından kaynaklanmaktadır.Gereksinimlerimiz çoktur.Ülkemizin dış işleri bakanlığına bugüne kadar hep alanında uzman kişilerle mi geçti yoksa siyasi veraset yoluyla bir takım cemaat ve desteklemeler sonucunda görev yapmış dış işleri personeli var mıdır?Öncelikle bir ülkenin dışişlerinden söz etmememiz için hariciye bakanlığımızın sağlam ve uzman personellerine ihtiyacı vardır.İngilizce bilmeyen bakan,bürokratlardan oluşmuş bir bakanlık ne kadar faydalı olabilir bu ülkeye tartışılması gerekir.İllaki dış ilişkilerimiz gerçekleşiyor diye bir takım adımlar atılsın diye göstermelik girişimlerle sonuç alınmadan yapılan işler ileriye gidemez ve unutulmaya muktedir olacaktır.Onun içindir ki Dış İşleri Bakanlığı bünyesinde çalışan görevlilerin sağlam bilgi donanımı ve yabancı dil bilen kişilerden oluşması tercih edilmelidir.

Bugün dış basınlarda çıkan haberlere göre Türkiye,yönünü Batı”dan Doğu”ya kaydırmaya başladı gibi birçok haberler yazılıp,çizilmeye başlandı.Doğruluk payı tartışılır.Ülkemizin 1950”lerden bu yana Avrupa Birliği hayaliyle yanıp tutuşması,çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşabilmek için Avrupa Birliğini olmazsa olmazlarımızdan kabul eden zihniyetler milli çıkar,ulusumuzun bekası ve varlığını düşünmeden körü körüne bağlanmış bir şekilde AB”ci zihniyete bağlanmışlardır.Tamam,Avrupa Birliği iyi olabilir.Fakat,bizler nedense hep bu iyi yanlarını değil de kötü yanlarını,bizlere karşı dayatmacı bir zihniyeti olan sözde demokrasiyle yönetilen ülkelerin baskıcı yollarla bizlerden elde ettikler taleplerini alıyoruz.Bugün bizimle bir başvuran Yunanistan,kendi milli menfaatleri çerçevesinde oluşturdukları projelerini Avrupa Birliği aracılığıyla bizlere kabul ettirmek için girişimlerde bulunmaktadır.Kıbrıs Sorunu,Ruhban okulunun açılması,Ekümenlik Sorunu gibi Türkiye-Yunanistan ilişkilerini ilgilendiren bir konuda devreye Avrupa Birliği girmekte ve bizlere ön koşul olarak dayatmaktadırlar.

Türkiye”nin bugüne kadar gelmiş bütün hükümetlerinin hataları vardır.Bugün en büyük sorun olan dış ticaret açığımızın sebebi gümrük birliği antlaşmasına evet dememizdir.Avrupa Birliğine üye olan ülkelerin bile imzalamadığı antlaşmayı bizim birliğe bırakın tam üyeliği kısmen dahi üye olmadan imzalamamız neyin göstergesidir?Bu kadar bir şeye körü körüne bağlılık sayesinde bizlerin küçük düşürülmeye kimsenin hakkı yoktur.Demokrasi,insan hakları,özgürlük gibi kavramlarla bizleri kandıran,iki yüzlü,sözde demokrat Avrupalı Devletler bizlerden Sevr ve Lozan Antlaşmasının hesabını sormaktadırlar.Bizim de devlet politikamız budur.Avrupa Birliği…

Türkiye”nin bulunduğu konum nedeniyle;hem doğu hem de batı arasında bir köprü işlevi görerek,kendi çıkarları doğrultusunda her iki tarafla da politikalar ve ilişkiler üretecektir.Bundan doğal ne olabilir ki.Bugün zamanında iki süper güç olan ABD ve Rusya arasında bile görüşmeler oluşmakta,füze kalkanları,enerji alanlarında işbirliğine gitmektedirler.Onun için bizlerin yapması gereken şey milli menfaatlerimiz doğrultusunda her türlü dış politikamızı yapmaktır.Bunun yolu da bağımsızlıktan geçmektedir.Ekonomik,sosyal,kültürel yönden bağımsız olamayan uluslar her zaman siyasal alanda da başka devletlerin emir ve boyunduruğu altında kalmaya muktedir olacaktır.Çalışmadan,üretmeden yaşayan milletler elbette ki borç almaya çalışacak ve borç alınarak zaten bağımsızlığını yitirmiş olacaktır.Çağımızda,küreselleşme,karşılıklı bağımlılık ve entegrasyon gibi uluslar arası politika da yaygın kavramların süper güçlerin daha da güçlenmesi,zayıf ulus-devletlerin ise daha çok zayıflamasına neden olmaktadır.Onun içindir ki böyle süslü laflarla mazlum milletleri kandırmaya ne kadar devam edecekler hep beraber göreceğiz.

Ülkemizin yukarıda saydığım eksiklikler nedeniyle başarılı ve sağlam bir dış politika vizyonu olmamakla beraber ekonomik ve siyasal alanlarda bağımsız oluşumuz da kendimize özel bir politikamızın olmaması bu sorunu arttıran nedenlerin başında gelir.Değişen dünyaya ayak uydurmanın kendi ulusal çıkar ve hedeflerinden vazgeçmek olduğunu düşünen zihniyetlerin varlığı da bizim sağlam temellerden yoksun ilişki kurmamıza neden olmaktadır.Bizim bugün ihtiyacımız olan;bağımsız,akılcı,gerçekçi,barışçı bir dış politika stratejileri ve doğu-batı yönünde politikalar üreterek Türk Dış Politikasının yeni vizyonunu oluşturmaktan geçer.Onun için kalıcı Devlet Politikası üreterek,gelen hükümetlere bağlı kalmadan sabit bir hedeflerimizin olması gerekmektedir.Son olarak ise;Batının sözde uyguladıkları demokrasi,insan hakları ve özgürlük kavramları adı altından yapılmaya çalışılan ve oynanan oyunlara uymayarak;kendimize uygun politikalar üretmek dileğiyle…









Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 24
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 775
Toplam Tekil 1640317
IP 54.161.241.199






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu