BASIN BÜLTENİ CUMHURBAŞKANI EROĞLU: “ANAVATAN TÜRKİYE GİBİ BİR GARANTÖRÜMÜZ OLDUĞU İÇİN BUGÜN BİR DEVLET SAHİBİYİZ” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ CUMHURBAŞKANI EROĞLU: “ANAVATAN TÜRKİYE GİBİ BİR GARANTÖRÜMÜZ OLDUĞU İÇİN BUGÜN BİR DEVLET SAHİBİYİZ”
Tarih: 01.11.2014 > Kaç kez okundu? 1386

Paylaş


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, bugün 91. kuruluş yıldönümünü kutlayan Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin, Kıbrıs Türk halkının en büyük güvencesi olduğuna vurgu yaparak, “Biz, Anavatan Türkiye gibi bir garantörümüz olduğu için bugün bir devlet sahibiyiz, güven içindeyiz ve geleceğe umutla bakabiliyoruz” dedi.

Eroğlu, Kıbrıs konusunun göründüğü kadar basit bir mesele olmadığına işaret ederek, Rum lider Nikos Anastasiades’in “sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamını ve egemenliğini Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’nin gözünün içine sokmaya çalıştığını kaydetti. Eroğlu, “Hedefleri; bizim beklentilerimizi de karşılayacak bir antlaşma değil, bizi aldatarak, gaflete düşürerek koparabilecekleri bazı tavizlerle bizi çözmek, Türkiye’nin zayıflamasını umut ederek 1974 öncesine dönüşü sağlamaktır. O nedenle sağlam, dirayetli, halkımızın, ulusumuzun çıkarlarını koruyan politikalarımızı sürdürmeli birlik-berberliğimize büyük önem vermeliyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin 91’inci kuruluş yıldönümü dolayısıyla Lefkoşa’da Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin bugün 91 yaşında olduğunu belirterek, “büyük asker ve devlet adamı” Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, milletin verdiği Kurtuluş Savaşı sonucu kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin 91 yıldır şanla, şerefle yaşadığını, yükseldiğini ve yüceldiğini vurguladı.

Eroğlu, “Mutluyuz, gururluyuz ve Türkiye Cumhuriyeti’ne sonsuza kadar yaşam, bitmeyen başarılar, birlik-beraberlik, kardeşlik, refah ve özgürlük diliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir başarının ta kendisidir” dediği konuşmasında, şunları kaydetti:

“Sevr paçavrası ile Türk milletine dayatılmaya çalışılan esarete, sömürüye karşı verilen mücadelenin ürünü olan Türkiye Cumhuriyeti bir ilktir. Hiç unutulmamalıdır ki; Türkiye Cumhuriyeti emperyalizme karşı, verilen onurlu, bedeli on binlerce şehit olan bir kurtuluş mücadelesinin ardından kuruldu. Başlangıçta yaşanan yokluklara, yoksulluğa rağmen çok şey başarıldı.

Yoktan, yoksulluktan, esaretin eşiğinden dönülen bir noktadan bölgesinin ve dünyanın en önde gelen ekonomilerinden birine sahip 80 milyon nüfusu olan büyük bir devlet haline gelinmiştir. Bugün hâlâ devam ettirilen dış kaynaklı oyunlara rağmen kat edilen mesafe son derece önemlidir.

Biz Kıbrıs Türkleri olarak, Anavatan Türkiye’nin dünyanın en önde gelen devletleri arasındaki yerini almasından sevinç duyuyoruz. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Benim en büyük eserimdir’ dediği Türkiye Cumhuriyeti akılcı ve barışçı dış politikası, büyük ekonomik potansiyeli, demokratik, çağdaş yapısı ile bölgemiz ve dünyamız için stratejik öneme sahiptir.

Yaşanan tüm olaylar göstermektedir ki demokratik yapısı, insan potansiyeli, ekonomik gelişmişliği, askersel gücü ile Türkiye, bölgenin parlayan yıldızı, umut bağlanan, özenilen devletidir.

Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ veciz sözlerinde ifade ettiği anlayışla hareket eden Türkiye Cumhuriyeti olmasaydı kim bilir bölgemiz ve özellikle burası ne hale gelirdi. Türkiye Cumhuriyeti bölgenin barışa, huzura, demokrasiye kavuşması için önemli görevler üstlenmiştir ve bir örnek oluşturmaktadır.”

Cumhurbaşkanı Eroğlu, ancak güçlü olunsa da dikkatli olunması gerektiğini, birilerinin gaflet içine düşmesinin, hıyanet içinde olanların etkin olmasının beklenebileceğinin hiç göz ardı edilmemesi gerektiğini işaret ederek, bu noktada Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gençlere yönelik şu sözlerini anımsatmakta fayda gördüğünü belirtti:

“Ne diyor Atatürk; ‘Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz.’ Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.”

Eroğlu, gençlere büyük önem ve değer verilmesi gerektiğini, bugünün de yarının da onların sayesinde emniyet, güven ve refah içinde olacağını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs Türk halkı olarak kendilerini Türkiye’den ayrı düşünmediklerini, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıldönümlerini kutlamanın kendileri için gerçekten büyük bir gurur ve sevinç kaynağı olduğuna vurgu yaparak, şöyle devam etti:

“Belki bugünkü nesiller bunu çok iyi bilmez ama onlara anlatmak, gündeme getirmek ailelerin, öğretmenlerimizin, bilim adamlarının, vatanını seven, özgürlük ve egemenlik yanlısı herkesin görevidir.

Türkiye Cumhuriyeti, Anavatan Türkiye ve orada yaşayan kardeşimiz bizim en büyük güvencemizdir. Ortadoğu’da yaşananlar, Ukrayna’da meydana gelenler, daha önce Balkanlar’da yaşananlar ortadadır. Biz, Anavatan Türkiye gibi bir garantörümüz olduğu için bugün bir Devlet sahibiyiz, güven içindeyiz ve geleceğe umutla bakabiliyoruz. Masa başındaki en büyük gücümüz halkımız, devletimiz ve Anavatan Türkiye’nin bizimle olan kader birliğidir.”

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs konusuna da değindiği konuşmasında, Kıbrıs konusunun göründüğü kadar basit bir mesele olmadığını vurguladı.

Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs konusundaki hak ve çıkarları gözetmenin o kadar basit olmadığını, büyük devletlerin tümünün, bölgenin tüm ülkelerinin Kıbrıs’la ilgili bir hesaplarının olduğunu ve tümünün de Kıbrıs’la ilgili olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

“Daha önceleri de ifade ettiğim üzere Kıbrıs’taki Milli Dava’nın milletin istediği yönde, milletin çıkarlarına uygun savunulması ve bu yönde sonuçlandırılması Kıbrıs Türk halkının olduğu kadar Anavatan Türkiye’nin de çıkarınadır. Hiç bir devlet savunmasını sadece kendi sınır boylarında yapmaz.

Devletlerin savunması sınırlarından kilometrelerce ötede, karada, havada ve denizde başlar. Kıbrıs Anavatan Türkiye, Anavatan Türkiye de bizim için yaşamsal öneme sahiptir, bunu hepimiz bilmekteyiz.

Değerli konuklar sevgili kardeşlerim, geçen yılki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı töreninde Kıbrıs konusunun artık sonuçlandırılması dileklerimi ifade etmiştim.

Ancak olmadı, olmuyor. Rum komşularımızla bir al-ver noktasına gelemiyoruz.

Rum lider Nikos Anastasiades, Barbaros Hayrettin Paşa gemisinin Doğu Akdeniz’de bizim hükümetimizin yetkilendirmesi ile sismik araştırma yapmasını, Türkiye’nin Kıbrıs Türklerinin bölgede sondaj yapmak istemesi halinde buna katkı sağlanacağını açıklamasını sözde ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik hakkının ihlali’ olduğunu ileri sürerek masadan kalktı.

Bu noktada ‘egemenlik önemli değildir’ diyen bizdeki bazı kesimlerin dikkatini çekmek istiyorum.

Rum tarafı benimle Sayın Nikos Anastasiades’in 11 Şubat’ta imzaladığımız ortak açıklamada egemenliğin iki halktan kaynaklandığının açıkça belirtilmesine rağmen egemenlik konusunu ileri sürerek masadan kaçıyor.

Anastasiades, üzerinde mutabık kalınan kağıtlarda hidrokarbon yataklarının iki halka ait olacağının ifade edilmesine rağmen bir ortak komite kurmaya yanaşmıyor sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamını ve egemenliğini bizim ve Türkiye’nin gözünün içine sokmaya çalışıyor.

Niyetleri açıktır. Bir milimetre bile sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin varlığına tek başlarına sahip çıkmaktan geri adım atmıyorlar. Hedefleri bizim beklentilerimizi de karşılayacak bir antlaşma değil, bizi aldatarak, gaflete düşürerek koparabilecekleri bazı tavizlerle bizi çözmek, Türkiye’nin zayıflamasını umut ederek 1974 öncesine dönüşü sağlamaktır.

O nedenle sağlam, dirayetli, halkımızın, ulusumuzun çıkarlarını koruyan politikalarımızı sürdürmeli birlik-berberliğimize büyük önem vermeliyiz. TC-KKTC kardeşliğinden asla vazgeçmemeliyiz.”

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Rum-Yunan ikilisinin bir uzlaşama için samimi istek içinde olmaları durumunda Kıbrıs meselesinde anlaşmaya varmanın çok kolay olduğunu belirterek, “Kolaydır ama irade lazımdır. İrade bizde var ancak Rum tarafında göremiyoruz. Önemli olan aynı hedefler, aynı niyette yani çözüm noktasında buluşabilmektir. Biz Rum tarafı ile bunu yapamıyoruz. Neden? Çünkü Rumların topraklarımızın büyük bölümünde, nüfusumuzun önemli bir kesiminde, egemenliğimizde, güvenliğimizde gözü var” dedi.

Eroğlu, “Kıbrıs’ta siyasi eşitliğe dayalı, iki toplumlu, iki kesimli bir federasyon kurulacaktır” demenin yeterli olmadığını, Kıbrıs’ta barış ve anlaşma olmasını istemeyen tek bir kişinin olmadığını, ancak “nasıl bir anlaşma ve nasıl bir barış” sorularının önemli olduğunu belirtti.

Eroğlu, “Çözüm isteriz” demekle olmadığını, Rum tarafının istekleri ve tutumunun ortada olduğunu, sadece “iki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon isteriz” demekle bir yere varılamayacağını ifade ederek, “Bunun içinin doldurulmasına gelince Rum tarafı Kıbrıs Türk halkını 1974 öncesine geri döndürecek istekler ileri sürüyor” dedi.

Eroğlu konuşmasını şöyle tamamlandı:

“Değerli kardeşlerim, çok iyi biliyorum ve görüyorum ki halkımız Kıbrıs konusunun uzayıp gitmesinden bıkmış usanmıştır. Halkımızın asıl derdi, asıl isteği, yaşam kalitesinin artması, istihdam sorununun aşılması, refah seviyesinin yükselmesidir.

Tabii ki Kıbrıs konusu çözülse bunun olumlu etkileri olacaktır ama kimse ‘Kıbrıs konusu çözülmeden meselelerimiz çözülmez’ demesin, başarısızlığını, halkın istemlerine yanıt verilmemesini Kıbrıs meselesine bağlamasın.

Değerli konuklar bu duygu ve düşüncelerle, bir kez daha Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve tüm silah arkadaşlarını rahmetle ve minnetle anarken, Türkiye Cumhuriyeti’ni bugünlere kadar getiren, milletimize, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’ne hizmet veren, katkı sağlayanlardan, aramızda olanlara en derin sevgi ve saygılarımızı sunuyor, aramızda olmayanları rahmetle yad ediyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 91’inci kuruluş yıldönümü tüm ulusumuza kutlu olsun.

Sevgili Atatürk rahat uyu. Senin emanetin Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti senin güvenini asla boşa çıkarmayacak, yetişen nesiller sayesinde sonsuza kadar yaşayacaktır. Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’ne her alanda başarılarla dolu nice, nice 91 yıllar...”



ÇAVUŞOĞLU: “KIBRIS'TA KAPSAMLI ÇÖZÜME İLİŞKİN FIRSAT PENCERESİ SONSUZA DEK AÇIK KALMAYACAKTIR”



Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Kıbrıs'ta kapsamlı çözüme ilişkin fırsat penceresi sonsuza dek açık kalmayacaktır” dedi.

Çavuşoğlu, Bakanlık'ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri (BMGS) Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide'yi kabul etti.

Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, görüşmede Kıbrıs bağlamında son gelişmeler değerlendirildi.

Eide görüşmede, Kıbrıs gibi uzun soluklu bir soruna çözüm bulunması için hala iyimser olduğunu ve masada olunmazsa herhangi bir çözüme ulaşılamayacağını ifade etti. Eide, “Zaten pek çok sorunlu boyutu olan Kıbrıs konusu bir de hidrokarbon konusu gündeme gelince daha da karmaşık hale geliyor” diye konuştu.

Bakan Çavuşoğlu ise Türkiye'nin Kıbrıs konusuna bir çözüm bulmaya yönelik iradesinin hala güçlü olduğunu vurguladı.

Çavuşoğlu, görüşmede şunları söyledi:

“Türkiye olarak yapıcı yaklaşımımıza devam edeceğiz. Güney Kıbrıs Rum yönetiminin, Doğu Akdeniz'de müzakereler sürerken başlattığı sondaj faaliyetleri müzakerelerin ruhuna uymamaktadır. Doğu Akdeniz'deki doğal zenginlikler Kıbrıslı Türkler'in de hakkıdır, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin tek taraflı yaklaşımını kabul etmiyoruz.

Birleşmiş Milletler'in bu sürece katkısını desteklemeye devam edeceğiz. Ancak aynı irade hem Güney Kıbrıs Rum yönetimi hem de Yunanistan tarafından gösterilmelidir. Kıbrıs'ta kapsamlı çözüme ilişkin fırsat penceresi sonsuza dek açık kalmayacaktır.”





“CAMERON, BRÜKSEL’DEKİ ZİRVEDE ‘KIBRIS SORUNU ÇÖZÜLMEDEN KIBRIS’IN MEB’İ OLABİLİR Mİ?’ DİYE SORDU”



Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, Brüksel’e gitmesine rağmen rahatsızlanması nedeniyle katılamadığı zirve toplantısında İngiltere Başbakanı David Cameron’un “Kıbrıs sorunu çözülmeden Kıbrıs’ın MEB’i olur mu?” diyerek Rum yönetiminin Doğu Akdeniz’de tek yanlı ilan ettiği “Münhasır Ekonomik Bölge”ye (MEB) itiraz ettiği bildirildi.

Fileleftheros “Londra ve Ankara El Ele... Cameron AB Önünde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin MEB’ine İtiraz Etti” başlığıyla yansıttığı Brüksel çıkışlı haberinde İngiltere’nin, Güney Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yataklarını işletmeye yönelik her türlü faaliyetini askıya almaya zorlamak istediğini yazdı.

Gazete Cameron’un, Anastasiadis’in yokluğunda “her türlü meydan okuma sınırını aştığını” ve zirveye katılan liderler önünde “Kıbrıs sorunu çözülmeden Kıbrıs’ın MEB’i olur mu?” diyerek doğrudan “Rum MEB”inin varlığına itiraz ettiğini yazdı.

Cameron’un bu tavrını “provokatif” diye niteleyen gazete bu tavrın, AB’nin Türkiye’nin Kıbrıs MEB’indeki faaliyetleri konusunda BM’ye yapacağı girişimin Londra tarafından engellenmesinden birkaç gün sonra cereyan ettiğine dikkat çekti.

Gazete İngiltere’nin sadece Türkiye’nin eleştirilmemesini ve AB tarafından yapılacak girişime konu olmamasını sağlamaya çalışmakla kalmayıp artık AB içerisinde, en üst düzeyde, sözde Rum MEB’ine itirazda bulunmaya çalıştığına vurgu yaptı.

Cameron’a Almanya Başbakanı Angela Merkel’in cevap verdiğini ve “bütün devletlerin MEB’i varsa Kıbrıs’ın neden olmasın?” diyerek Rum yönetimi için en güçlü destek sesi olduğunu belirten gazete özetle şöyle devam etti:

“Merkel Kıbrıs’ın en güçlü destek sesi oldu ancak Kıbrıs MEB’ini ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hidrokarbon yataklarını işletme olanaklarına itiraz etmeye çalışan Londra ve Ankara’nın ortak planların bertaraf edemedi.

Londra ve Ankara (ve de Washington) hidrokarbon yataklarının Kıbrıs sorunu çözülmeden işletilmemesi gerektiğini düşünüyor. Avrupalı muhataplarına her fırsatta, yatakların, Ada’daki iki toplum tarafından, iki oluşturucu devlet ve ‘yeni ortaklık’ mantığında işletilmesi gereken doğal zenginlik olduğunu vurguluyorlar. Ankara’nın bununla ilgili argümanlarını defalarca AB’nin önüne bununla koyduğuna işaret ediliyor.

İngiltere’nin Kıbrıs MEB’indeki doğal gaz yatakları görüntüsü önünde Kıbrıs Cumhuriyeti aleyhine kurduğu oyun sahnesinin, Aralık ayındaki zirve toplantısı kararları ışığı altında sonuç vermesi de bekleniyor.

Öğrendiğimize göre İngiltere’nin tek endişesi, Anastasiadis’in Türkiye’nin üyelik müzakerelerini dondurma kararını hayata geçirmesidir. Çok iyi bilgi sahibi bir kaynak gazetemize ‘Londra AB merkezindeki resmi şahsiyetlere, Lefkoşa’nın kararının, Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis’in tek yanlı kararı ile Konsey tutanaklarına geçmesi halinde Türkiye-Avrupa ilişkilerinde yeni sürtüşmeler çıkacak ki bu da İngiltere’nin, her ne pahasına olursa olsun kaçınmak istediği bir şeydir’ dedi.”



BEYAZ SARAY AÇIKLAMASI GÜNEY’DE “ŞAŞKINLIK” YARATTI



ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın bölgeyi gezeceği ve Ankara’yı ziyaret edeceği yolundaki Beyaz Saray açıklaması Rum tarafında şaşkınlık yarattı. Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in Biden’la telefon görüşmesi yapacağı haber verildi.

Fileleftheros “Tayyip Erodoğan’dan Özür Diledikten Sonra Türkiye’ye Gidiyor” başlıklı haberinde Washington’daki muhabirini (Mihalis İgnatiu) kaynak göstererek Beyaz Saray’ın, ABD Başkan Yardımcısı Biden’ın Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetine icabet ederek 20-21 Kasım’da Türkiye’yi ziyaret edeceğini okurlarına aktardı.

Gazete Biden’ın Harvard Üniversitesi’nde Türkiye ve diğer ülkelerin, Suriye ve Irak bölgesindeki rolüyle ilgili “çok gizli bilgileri” açılaması nedeniyle Erdoğan’la arasında şiddetli kavga çıktığını, Biden’ın Erdoğan’dan özür dilediğini ve bu ziyaretin Biden’ın özründen sonra gerçekleşeceğini yazdı.

Diplomatik bir kaynağa dayanarak ABD Başkan Yardımcısı Biden ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis arasında önümüzdeki günlerde yapılacak bir telefon görüşmesi ayarlandığını da haber veren gazete bu görüşmenin konusunun Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri olacağını iddia etti.

Alithia, “Gerilimi Azaltmaya Yönelik Perde Gerisi... ABD ve BM’den Normale Dönülmesi ve Müzakerelerin Yeniden Başlaması İçin İlk Özlü Çaba... Anastasiadis-Biden Telefon Görüşmesi Yapılacak” başlıklı manşet haberinde Rum tarafının, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini bahane ederek müzakereleri askıya alması ile yaşanan gerilimin azaltılması için perde gerisi faaliyetlerin yoğunlaştığını yazdı.

Gazete ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Kasım ayındaki bölge gezisi çerçevesinde Türkiye’yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüşeceğini, Türkiye’ye gidişi öncesinde Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’le de telefon görüşmesi yapacağını yazdı.



GÜNEY KIBRIS’IN SÖZDE MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGESİ’NİN YARISI “KÖR”



Güney Kıbrıs’ın kendisine ait deniz alanını kontrol etmek için sahip olduğu radar sisteminin (radyo frekans kimliklendirme-radio frequency identification), sözde Münhasır Ekonomik Bölge’nin yarısını görmediği belirtildi.

Politis gazetesi “MEB’in Yarısı Kör” başlıklı haberinde, Güney Kıbrıs’ın kıyı radar sistemine sahip olmak amacıyla içeriğinde gerek bakımı gerekse geliştirilmesinin de bulunduğu, İsrail “ELTA IAI” şirketi ile Rum polisi arasında 2003 yılında sözleşme imzalandığını anımsattı. Gazete radarlara ilişkin sözleşme içerisinde yer alan radar sisteminin geliştirilmesine ilişkin maddenin, sözleşmenin imzalanmasından bu yana beş yıl geçmesine rağmen uygulanmadığını yazdı.



KÜRTLER VE İRANLILAR RUM İÇİŞLERİ BAKANLIĞI ÖNÜNDE ÇADIRLI EYLEM BAŞLATTI



Güney Kıbrıs’ta kalan bazı Kürt ve İranlıların Rum makamlarının kendilerine kurumsal ayrımcılık ve ırkçılık yaptığı şikayet ederek, farklı taleplerle Rum İçişleri Bakanlığı önünde çadırlı eylem başlattıkları bildirildi.

Simerini gazetesi aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 46 Kürt’ün ve mülteci olarak tanınmış 10 İranlının, önceki İçişleri Bakanlığı önüne çadır kurduklarını yazdı.

Kürtlerin uzun bir süre önce siyasi iltica talebinde bulunduklarını ve Rum Hükümeti’nden kendilerine uluslararası koruma statüsü vermesini istediğini aktaran gazete, İranlıların ise yaklaşık 15 yıldan fazladır Güney Kıbrıs’ta yaşadığını ve kendilerine vatandaşlık verilmesi talepleri olduğunu kaydetti.



GÜNEY KIBRIS’TA 20 BİNDEN FAZLA UZUN SÜRELİ İŞSİZ VAR



Güney Kıbrıs’ta bu yılın ağustos ayında uzun süreli işsizlerin sayısının 20 bini aştığı bildirildi.

Fileleftheros gazetesi Rum İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2014 Ağustos ayında uzun süreli işsizlerin (altı aydan fazla bir zaman herhangi bir işte çalışmayan) sayısının 20 bin 416 olduğunu belirterek, bunun, kayıtlı işsizlerin yüzde 45’ini teşkil ettiğini belirtti.

Uzun süreli işsizlerin yüzde 85’inin Kıbrıslı Rumlardan oluştuğunu kaydeden gazete, buna göre 17 bin 368 Kıbrıslı Rum, bin 666 Avrupa vatandaşı, 586 yabancı uyruklu, 567 (Yunanistan pasaportlu) Pontuslu Rum’un uzun süreli işsiz olduğunu belirtti.

Haravgi gazetesi Güney Kıbrıs’ta 2013 yoksulluk ve/veya sosyal dışlanma tehlikesiyle karşı karşıya olan kişilerin sayısında artış olduğunu yazdı.

2012 yılında yoksulluk ve/veya sosyal dışlanma tehlikesi altında bulunanların oranı yüzde 27,1 iken, 2013 yılında bu rakamın 27,8’e çıktığını kaydeden gazete, tehlike altındakilerin büyük bir kısmının 18 yaş altındaki çocuklar ve emeklilerden oluştuğunu aktardı.





Yorumlar








Web-Site'miz AA-Anadolu Ajansı Abonesidir.



Aktif Ziyaretçi 32
Dün Tekil 1008
Bugün Tekil 965
Toplam Tekil 2381155
IP 54.210.61.41






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:



































































11 Cemaziye'l-Ahir 1440
Şubat 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28


Körler çarşısında ayna satma, sağırlar çarşısında gazel atma.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.001 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu