“Sürece mecbur değiliz” noktasına Gelinirken… - Necdet SİVASLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









“Sürece mecbur değiliz” noktasına Gelinirken… - Necdet SİVASLI
Tarih: 29.10.2014 > Kaç kez okundu? 1418

Paylaş


BAŞKENT GÜNLÜĞÜ / NECDET SİVASLI

e.mail: necdetes@mynet.com



“Sürece mecbur değiliz” noktasına

Gelinirken…



Terör örgütü PKK ile “barış süreci” son gelişen olaylarla önemli

darbeler yemeye başladı. 6-7 Ekim olayları, ardından polis müdürleri,

sivil giyimli askerlerin kahpece katledilmesi, korcunun ağaca

bağlanarak infaz edilmesi, her kesimin büyük tepkisi topladı.

“Sabırlar taşıyor” noktasına kadar da gelindi.

Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın konu ile ilgili yaptığı açıklamayı bu

açıdan önemli buluyoruz. Arınç “Sürece biz mahkum ve mecbur değiliz”

diyor.

Hiç kuşkusuz Arınç’ı bu sözleri söylemeye iten bazı nedenler de var.

Örneğin, AK Parti içinde “çözüm Süreci”ne karşı olanların seslerini

yükseltmesi, askerden ve kamuoyundan gelen tepkiler böyle bir

açıklamanın gerektiğini ortaya koyuyor. Sanıyoruz Hükümet Sözcüsü de

bütün bunları göz önünde bulundurarak “Sanki çözümü sadece isteyen

bizmişiz gibi bir görüntü ortaya çıkıyor” demek zorunda kalıyor.

Arınç’ın bu konuda söylediklerine bakalım:

“6-7 Ekim olaylarında rastladığımız gibi cana ve mala kast eden

olaylar terör olaylarıdır ve bunun azına da çoğuna da tahammülümüz

yoktur. Başbakanımız bunu iki aydan bu yana her defasında söylüyor.

Çözüm süreci var diye bunları makul göstermeye çalışan hiç kimseyi

dinlemeyiz. Türkiye ’de can ve mal emniyeti olmayacaksa, ister çözüm

süreci olsun ister başka bir şey olsun, hiçbir şeyi tartışmayız. Çözüm

süreci çok önemlidir ama bu hiçbir zaman insanımızın sokağa çıkarken

korku duyması için sebep değildir. Çözüm Süreci devam ediyor ama

birileri Çözüm Süreci devam ediyor diye bizden yumuşak davranmamızı

beklemesin. Birileri milletin acısını duymazdan geliyorlar. Hala bir

başsağlığı, geçmiş olsun dileğinde bulunduklarını duymadık. Bu olaylar

yaşanmamış gibi sekretarya kurulacak, içinde ben de olacağım… Bu

olayların yaşandığı bir dönemde, polisimizin, askerimizin kanı

yerdeyken biri bize bunları derse onun yüzüne bile bakmayız. Siz

yerdeki kana bakmayın, yol kesmeye bakmayın, patlayıcı çalmaya

bakmayın… Biz nerenin hükümetiyiz? Biz aldığımız kararlar ve Meclis’in

bize verdiği yetkiyle Temmuz ayında çıkardığımız kanuna harfiyen

uyacağız. Bunun yapılmasının karşılığının olduğunu da herkesin bilmesi

lazım. Kim ne adım atacaksa onun atılması gerekir. Biz hükümetiz, öyle

aba altından sopa göstermeyi sevmeyiz. Kimse süreç gitti mi endişesine

kapılmasın. Bu işin biteceği zaman da milletimize söyleriz.””

Geç de olsa, ortaya çıkan tabloyu görmek, “çözüm” ,diye “barış

süreci”diye ortaya atılan saçmalığı bu şekilde değerlendirmek de

önemlidir. Ortada bir barış ortamı sağlanacak, kan akmayacak, analar

ağlamayacak, huzur gelecekse bunun koşulları vardır. Bu koşulların en

önemlisi de PKK gibi kan akıtmaya doymayan bir terör örgütü ile masaya

oturulmamasıdır.

Öcalan gibi, kamuoyunun tepkisini üzerinde toplamış olan bir ile böyle

görüşmeler yapmak, her başımızın sıkıştığında ondan gelecek sözlerle

hareket etmek gibi bir anlayış içinde olmak baştan bu yana yapılan en

büyük yanlıştı. Nitekim bu yanlışlıklar her geçen gün daha da ortaya

çıkmaya başladı.

PKK’nın Öcalan’ı dinlemediği, takmadığı açıkça görülüyor.

Öcalan’a rağmen PKK infaz yapıyor, Güneydoğu’da istediği gibi hareket

ediyor, okulları ve kamu binalarını ateşe veriyor, yol kesip, kimlik

kontrolü yapıyor, güvenlik güçleri ile silahlı çatışmaya giriyor, 6-7

Ekim’de olduğu gibi yakıp, yıkıyor ve kamuoyunun tepkisi çekecek her

türlü faaliyet içine giriyorsa buraya bir nokta koymak gerekmektedir.

Eğer, Öcalan etkili olmuş olsa, bütün bunlar yaşanır mıydı?

İmralı’daki cani önce kendi koşullarını iyileştirmek, kendisini de

kısa zamanda kurtarmak peşindedir.

PKK’nın siyasi uzantılarının ortaya koyduğu uyumsuzluk, hırçınlık,

tehdit ve kendilerine göre ortaya koymaya çalıştıkları yol haritası

bellidir. Bu uzantılar, önce özerklik, daha sonra da Bölgede Bağımsız

Kürdistan peşindeler. Bunu da açık biçimde seslendirmekten

kaçınmıyorlar. İstedikçe istiyorlar. Aldıkça da doymuyorlar.

“Barış Süreci”nin başladığı günden bugüne kadar terör örgütü verdiği

hiçbir sözü yerine getirmedi. Silah bırakılacak, militanlar sınır

dışına çıkacaktı olmadı. Tam aksine örgüt dinlendi, yeni militanlar

kazandı, daha da silahlandı. Kendi güvenlik birimlerini oluşturdu,

mahkemelerini kurdu, bölgede vergi toplamaya başladı. Kendi dillerinde

okullar açmaya başladı. Bölgede asker ve polis karşı savaş ilan etti.

KCK faaliyet alanını genişletti.

Dikkat edilecek olursa, konu bugünün konusu değildir. PKK, hiçbir

zaman silah bırakmayacağını, her an silahlı çatışmaya hazır olduğunu

söyledi. Sürekli olarak da devleti tehdit etti. Yapılan bu tehditlerde

PKK’nın siyasi uzantılarının da yer aldığını herkes biliyor.

İmralı’dan da zaman zaman böylesine tehdit dolu açıklamalar gelmedi

mi?

Bugün Hükümet kanadından “Sürece mecbur ve mahkûm değiliz” açıklaması,

PKK gibi bir terör örgütü ile masaya oturulmuş olmanın yanlışlığını

ortaya koyuyor. Temennimiz bu yanlışın daha da derinleşmeden sona

erdirilmesidir.

necdetbuluz@gmail.com

necdetes@mynet.com





Yorumlar














Aktif Ziyaretçi 21
Dün Tekil 1209
Bugün Tekil 670
Toplam Tekil 2456970
IP 3.90.12.112






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:





































































19 Şaban 1440
Nisan 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Asil yetimler anadan babadan değil, ilim ve ahlaktan yoksun olanlardır. (HZ. ALİ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 8.821 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu