BÖLÜCÜ PKK TERÖR ÖRGÜTÜ ZAFER Mİ KAZANDI? - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BÖLÜCÜ PKK TERÖR ÖRGÜTÜ ZAFER Mİ KAZANDI? - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 23.10.2009 > Kaç kez okundu? 2040

Paylaş




19 Ekim 2009 günü ülkede yeni bir dönemin başlangıcıdır.

Zafer kazanmış bir ordunun öncüleri olarak coşkun bir törenle habur sınır kapısında karşılanan PKK terör örgütü üyelerine yapılan muamele insanlarımızı akıl tutulmasına uğratmıştır.

İki yıl önce ömrünü terör örgütü PKK ile mücadelede geçirmiş orgenerallerin terör örgütü üyesi oldukları gerekçesi gece yarısı apartopar evlerinden alınıp tutuklanmalarına halkımız akıl erdirememişti Şimdi gerçek teröristlerin muzaffer ordunun temsilcisi gibi gösterilmesini de halkımızın anlayıp algılaması kolay olmayacaktır.

2009 Ekim ayında PKK”nın terör örgütü olduğu unutturulmaya ve teröristlerin yaptığı eylemler ise demokratik bir tutum olarak gösterilmeye çalışılmaktadır.

Bu görüntü çok vahim ve çok tehlikelidir. Türk toplumu barış ve kardeşlik adı altında hızla bölünmeye ve birbiri ile çatışmaya sürüklenmektedir. Olayların hükümetin kontrol ve denetiminden çıktığı görülmektedir. Aklıselim ve sağduyunun topluma hakim olabilmesi için yönetime ve bilhassa medyaya önemli görevler düşmektedir.

Bu safhada beyni satın alınamamış bir avuç Türk aydınına düşen görev halkımıza gördüğünün aslında ne olduğunu hatırlatmak ve eli kanlı terör örgütünün Türk toplumunun hiç bir kesimini temsil etmediğini vurgulamak olacaktır.

Şimdi bu dış destekli PKK terör örgütünü ana hatları ile bir kere daha tanıyalım..

Kürdistan İşçi Partisi (Partiya Karkerên Kurdistan),sık kullanılan ismi ile PKK terör örgütü Türkiye”nin son 25 yılına damgasını vurmuştur. Türkiye gibi milli güç unsurları ve sahip olduğu potansiyel ile başlıbaşına bir güç merkezi olan Türkiye”ye çok önemli kayıplar verdirmiştir. PKK uyguladığı asimetrik savaş ile belki istediği hedefe ulaşamamıştır, ama kendisini yaratan küresel güçlerin hedefleri doğrultusunda verilen görevleri başarı ile yerine getirmiştir.

PKK”nın Türkiye”ye her alanda verdiği zarar tahminlerin çok üzerindedir. Türkiye başlangıçta PKK örgütünü diğer yıkıcı ve bölücü örgütler gibi görmüş gereken önemi vermediği için büyümesini engelleyememiştir. Gerekli tedbirleri alma kararı verdiğinde de artık PKK gücünün en üst düzeyine gelmiştir.

PKK”nın kendi dışında gelişen ve küresel güçler tarafından yayılan isminin ulaştığı boyutları başımdan geçen bir olayla açıklamak istiyorum.

1998 yılında Sao Paula Üniversitesinin davetiyle bir seri konferans vermek üzere Brezilya”ya”ya gittim. Konferansın verildiği Hukuk Fakültesi amfisinde bine yakın dinleyici vardı. Bunların çoğunluğu Türkiye”yi hiç bilmedikleri gibi ilk defa Türk bayrağı ve bir Türkle ile karşılaşmışlardı. Türkiye”nin yerini dahi bilmeyen bu insanların bana sorduğu soruların tamamı; “Siz Kürtleri neden kesiyordunuz? PKK”ya neden izin vermiyorsunuz? Kürdistanı neden işgal ettiniz?” Şeklinde idi. Çok şaşırdım ama gerçek buydu. Biz devlet olarak bu okumuş insanlara kendimizi anlatamamıştık ama bir terör örgütü bunların beyinlerine girmeyi başarmıştı. Doğal olarak bu başarı PKK”nın değil, onu kullanan küresel güçlerindi. Karşı taraf böyle çalışınca doğal olarak dünyada dışlanan taraf biz oluyorduk.

PKK, Türkiye“nin güneydoğusu, Irak“ın kuzeyi, Suriye“nin kuzeydoğusu ve İran“ın kuzeybatısını kapsayan bölgede Kürdistan isimli bir devlet kurmayı amaçlayan ve bu amaçla söz konusu toprakların Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde kalan kısmına sahip olabilmek için Türkiye halkına karşı silahlı eylem yapan terör örgütüdür.

PKK ismi ile bilinmesine rağmen KADEK (Kongreya Azadî û Demokrasiya Kurdistanê / Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Kongresi) ve KONGRA-GEL (Halk Kongresi) isimlerini de kullanmıştır.

27 Ekim 1978”de Diyarbakır“ın Lice ilçesi Fis köyünde Abdullah Öcalan tarafından kurulan PKK”nın kuruluş döneminde ideolojik yapısı Marksist- Leninist çizgide bir Kürt millliyetçiliği idi. Ancak SSCB yıkılıp arkasından Sovyet desteği de çekilince Marksizm-Leninizm ideolojisi terk edilmiştir.

Silahlı mücadeleyi ilke edinen PKK, bizzat desteklendiği AB ve ABD tarafından terörist örgütler(!) listesine de alınmıştır. Faaliyet alanı büyük ölçüde Türkiye toprakları olmakla birlikte, Avrupa”da, Irak ve İran topraklarında da etkinlikler göstermiştir.

Önceleri ASALA tarafından eğitilen örgütün dış mali destek yanında başlıca gelir kaynağı, uyuşturucu ticareti ve haraç tahsilatıdır.

12 Eylül 1980”de bir süre sessiz kalan PKK, 1984“te yurtiçi ve yurtdışı dağ kadrolarını oluşturarak askeri bir yapıya bürünmüştür. Küçük gruplar halinde yaptığı saldırılarla Güneydoğu ve Doğu Anadolu”yu 90”lı yılların ortasına kadar savaş alanına çevirmiştir. Bu süre içinde örgütün devlet güçleriyle girdiği çatışmalar 30.000 den fazla can kaybına sebep olmuş, birçok insanlık dışı vahşet olay gerçekleştirilmiştir. PKK terörü, bölgede yerine konulması çok zor maddi kayıplara yol açmış, GAP tamamlanamamış bu yüzden halkın sosyo-ekonomik gelişmesini 25 yıl boyunca engellemiştir..

PKK”nın faaliyetlerinin uzun sürmesi gelişimi süresince evrime uğramasına bağlıdır. PKK değişen ortama göre söylemini ve uyguladığı şiddet unsurlarını değiştirmiştir.

1974-1978 arası “Apocular Dönemi”dir. Apocuların çekirdek grubu 16 kişiden oluşmaktadır. Bu on altı kişiden sadeceAbdullah Öcalan grupta kalmıştır..

1978-1980 arası “Şehir Savaşı” dönemidir. 1980 ihtilali öncesi diğer komünist gruplar gibi yapılanmış ve propagandasını silahlı eylemlerle yapmıştır. İhtilal öncesi Abdullah Öcalan ülkeyi terk etmiş ama ülkeyi terk etmeyenler yakalanıp hapsedilmiştir.

1980-1984 arası Suriye”de Bekaa vadisinde yeniden yapılanma dönemidir.

1984 senesiyle PKK yeni bir yapıya bürünmüştür. Kendisine Mao”nun Halk devrimi yöntemini seçmiş ve Suriye”nin desteklemesiyle Güneydoğu Anadolu“da terör metotlarını uygulamaya başlamıştır.

1984-1993 arası ise, “Uzun süreli halk savaşı” dönemidir. Bu dönemde, stratejik savunma, stratejik dengeleme ve stratejik saldırı omak üzere üç aşamalı bir strateji uygulanmıştır. Bu dönem 15 Ağustos 1984 saat 21:30”da Eruh ve Şemdinli“de PKK ilk büyük ölçekli silahlı eylemi ile başlatılmıştır.

1993-1995 arası örgütün hayatta ve ülkeler arası yapıda kalabilmek için ideolojisini büyük ölçüde yeniden gözden geçirdiği dönemdir. Kürt devleti söylemini terk etmiş ve Türkiye”de otonom bir yapı amaçladığını vurgulamıştır.

1993 yılında PKK”nın Türkiye dağ kadrolarına karşı başlayan operasyonlar ile Türkiye içerisinde bulunan silahlı gücü kırılmış ve teröristlerin Suriye”deki kamplara kaçması sağlanmıştır. Türkiye”nin Suriye sınırına yaptığı askeri yığınak ve yoğun diplomasi atağı sonucunda, örgüt yapılanmasını Suriye ve İran”dan çekerek ağırlıklı olarak Irak (Kuzey Irak”taki fiili özerk bölge)”a çekmiştir. Türkiye”nin kazandığı bu askeri başarıyı siyasal düzlemde de göstererek gerçekleştirdiği özgürlükçü açılımlar sayesinde, örgüt, halktan az da olsa aldığı desteği kaybetmeye başlamıştır.

1998“de Abdullah Öcalan tek taraflı ateşkesi başlatır. Özellikle Suriye ve zaman zaman da Yunanistan, Ermenistan,İran ve Rusya“nın desteği ile ayakta duran PKK, 1998 sonunda Türkiye”nin Suriye”yi savaşla tehdit etmesi, ve bu yüzden Suriye”nin Öcalan”ı ülkeden atması ile sonun başlangıcını yaşamaya başlar. 15 Şubat 1998“de Abdullah Öcalan Kenya“da uluslararası bir operasyonla yakalanır ve Türkiye”ye teslim edilir. Abdullah Öcalan“ın yakalanmasıyla birlikte örgüte çok ağır bir darbe vurulmuştur.

Öcalan 29 Haziran 1999“da mahkemede Türk Ceza Kanunu“nun 125”inci maddesinden yargılanır. Bu davada Öcalan; T.C. vatandaşı olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve onun ceza kanununu tanıdığını ve savunmasının hukuki değil siyasi olacağını belirtir. Bu üç kabul Öcalan”ın faaliyetlerinin suç olduğunu kabul ettiğinin en açık delilidir.

PKK, 2002”de kendisini fesheder ve yerine “Kürdistan Demokratik ve Özgürlük Kongresi” KADEK“i kurar. KADEK de AB Terör Örgütleri Listesine girer.

Hiç bir zaman ne istediği konusunda net bir fikir beyan etmeyen PKK kimlik ve kılık değiştirerek başka oluşumlara gitmiş ve şimdilerde Irak ı işgal eden güçleri destekleyen ana unsurlardan olmuştur.

PKK”nın eylemleri doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan Türkleri sağlık ve eğitim gibi en temel haklardan yoksun bırakmıştır, PKK eylemleri bölgeye acı, ölüm ve yıkımdan başka bir şey getirmemiştir.

1991”de Saddam”ın cezalandırmasından korkan Irak kuzeyinde yaşayan bölge halkı çoluk-çocuk-genç- ihtiyar demeden evini barkını terkederek Türk topraklarına sığınmıştı. Kısa sürede sayıları altıyüzbini aşan göçmenler bölgede büyük bir tehdit oluşturmuştu. Yeni göçleri önlemek ve Saddam”a karşı bölgeyi korumak gibi ulvi ve insani (!) bir gerekçe bulan BM nezaretinde merkezi Türkiye”de bulunan Çekiç Güç vasıtasıyla bölge kontrol altına alınmıştı. Çekiç Güç marifetiyle ve bizimde göz yummamız ile Kuzey Irak”ta Saddam”ın yönetiminden soyutlanmış bir Kürt Devletinin oluşumu gerçekleştirilmişti. Türkiye Çekiç Güç ile işbirliği içinde bölgenin doğusundaki dağlık kesimde konuşlanan PKK terör örgütüne yönelik, karadan ve havadan 35-40000 kişiye ulaşan güçlerle büyük operasyonlar yapmış, tam olarak ortadan kaldıramasa dahi örgütü kontrol altına alarak dağlık bölgede etkisiz hale getirmişti. Ayrıca Kuzey Irak”ta bulundurduğumuz Silahlı Kuvvetlerimiz ile bölgeden Türkiye”ye yönelik PKK saldırıları tam olarak önlenmiş idi.

ABD”nin Irak”ı işgali ile birlikte şartlar değişti. ABD bölgede sınır komşumuz sıfatıyla hakim güç oldu ve bizi bölgeye sokmadı. 2003”de Irak”ın işgâli PKK”ya daha geniş bir güç boşluğu sağlamış ve Kandil Dağı ve çevresine yerleşmiştir. Bu bölgede 10”dan fazla PKK kampı vardır. ABD, Irak”ı işgal ederken bu kampları ortadan kaldırma sözü vermiş, Bağdat yönetimi ve yerel Kürt yönetimi de PKK faaliyetlerine izin vermeyeceklerini açıklamışlardır. Ne var ki zaman içinde her üçü de PKK”yı bu bölgeden sökmeye güçlerinin yetmediğini ifade etmişlerdir. Özellikle Barzani ve adamları ise PKK faaliyetlerine göz yummanın ötesinde silah da sağlamışlardır. Irak Ordusu”nun silahları PKK”lıların eline geçerken, bu silahlar sayesinde Türkiye”deki eylemleri artmıştır.

ABD ,Türkiye”nin PKK mücadelesine destek verir gibi görünse de fiiliyatta tam tersi davrandığı görülmüştür. “Ben burada varken, sen operasyon yapamazsın” demiştir. Hatta daha da ileri giderek bölgede görev yapan Özel Kuvvetlere mensup askerlerimizi esir edip başlarına çuval dahi geçirmiştir. İki taraf arasında yapılan görüşmelerde, “PKK ile kendisinin mücadele edeceğini, bu bakımdan artık bize gerek kalmadığını” bildirmiştir. Hatta bize baskı yaparak, “Dağdaki teröristleri ikna edip teslim edeceğini” garanti dahi etmiştir. Hapisteki teröristlerin affedilmesini sağlayan “Eve Dönüş Yasası”nı” çıkartmamızı dayatmıştır.

Doğal olarak dağdan kimse inmemiştir.. Aksine, Türk askerinin operasyon gücü elinden alındığından son dört yılda Irak”ın Kuzeyi PKK için yeniden toparlanıp, eğitilip, güçlendirildiği bir bölge olmuştur. Bunları basın organlarında ABD askerlerinin PKK kamplarına yaptıkları ziyaretler ile ilgili verilen haberlerden kamuoyu yakından takip etti.

Kuzey Irak”ta durum böyle gelişirken İmralı”da ikamet eden Abdullah Öcalan örgütün yeniden toparlanması için verdiği mücadelede önemli kazanımlar elde etti. Kapatılan eski DEP milletvekileri hapisten çıktılar. Milli kahraman olarak taraftarlarıyla beraber “Yaşasın PKK” sloganları ve “Apo posterleri” ile Anadoluyu turlarken AB devletleri verilen bu demokrasi mücadelesini (!) desteklediğini yetkili ve etkili ağızlardan bildirmeye başladı.

Bu arada idamın kaldırılması ile hayatta kalmayı garantileyen Öcalan”ın emri ile başlatılan terörist saldırılar artarak devam etmiştir. Canımıza, malımıza ve gururumuza zarar verme işlevlerini aralıksız sürdürülmüştür.

Temmuz 2006”da PKK Irak Türk Büyükelçiliği”nin sadece 500 metre ilerisine Öcalan Kültür Merkezi adı altında bir propaganda ofisi açmıştır. Türkiye”nin kapatın notasına ABD”lilerin cevabı "Biz böyle bir merkez görmedik" olmuştur.

AB”den katılım müzakerelerine devam edebilmek amacıyla başı öne eğik bir şekilde taviz üzerine taviz vererek teröre karşı tedbir almamızı önleyen İkiz Yasalar ile buna bağlı AB Uyum yasalarını çıkartan AK Parti yönetimi, birbiri peşi sıra gelen şehit cenazeleri karşısında ne yapacağını bilememektedir. Halkın teröre karşı şehit cenazelerinde gösterdiği haklı tepkiyi hükümet tahrik olarak görmektedir.

Başbakan Erdoğan, terörle mücadeleyi Türkiye”nin yalnız olarak yapmasını değil, ABD”nin veya ABD ile birlikte yapmamızı istemektedir. TBMM artan şehitler karşısında Türk Askerine sınır ötesine geçmesi için yetki vermiştir. Başbakan bunun üzerine 5 Kasım 2007”de ABD”ne ziyaret yapmış ve Başkan Bush ile görüşmüştür. Bu görüşme sonunda ABD bize istihbarat vermeyi ve askerler arasında üst düzey bir iletişim hattı kurmağı teklif etmiş ve bu uygulamaya başlanmıştır. Hükümet Silahlı Kuvvetlere 28 Kasım 2007 itibarıyla sınır ötesi harekat yaparak PKK terörünü kaynağında önleme görevi vermiştir.

Sonuç olarak; ABD, Irak”ın işgalini müteakip “PKK ile mücadeleleyi ben yapacağım siz karışmayın” diyerek hem Türkiye”yi oyalamış ve hemde bu süre zarfında örgütün yeniden güçlenip toparlanmasına zemin hazırlamıştır. Şimdi saldırılar devam ederken operasyon yapmamıza izin vermediği gibi “ Biz PKK için askeri operasyon düşünmüyoruz ” diyerek adeta ülkemizde PKK yanlılarının siyasi davranışlarına destek vermiştir.

Aslında Türkiye”nin PKK ile mücadelesinde ABD gibi kaldırılması gereken önemli bir bir engeli bulunmaktadır. Bu husus iyi algılanmalı ve tedbirler yabancı güçlerle birlikte değil, milli olarak değerlendirilip plânlanmalıdır.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 19
Dün Tekil 767
Bugün Tekil 596
Toplam Tekil 1637657
IP 54.205.150.215






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































5 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Üstümüze kılıç çekilmedikçe, ülkemize girilmedikçe, teb'ama cefa edilmedikçe Bizden kimseye zarar gelmez. (Fatih Sultan MEHMET)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu