Ramazan Bayramını İdrak Ederken - Prof. Dr. Hacı Duran - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Ramazan Bayramını İdrak Ederken - Prof. Dr. Hacı Duran
Tarih: 07.10.2009 > Kaç kez okundu? 2058

Paylaş


Bayramlar, sosyal bir duruşun ve hareketin, bütün toplumsal kesimlerce birlikte yaşandığı en önemli zamanlardır. Bu bağlamda, akrabalar, tanıdıklar, dostlar, sırf bayram olduğu için biri birlerini ziyaret ederler.

Sevgilerini paylaşırlar. Dostluklarını yeniden canlandırırlar. İkramlar yaparlar, davetler verirler, davetlere katılırlar. Uzun süre yalnızlık çekenler, çevrelerini dostlarla kuşatılmış bulurlar. Ziyaretler, tebrikler, kutlamalar biri birini izler. Anneler ve babalar çocukları ile çok daha özel bir zamanı idrak ederler. Çocuklar daha bir mutlu olurlar, bayram merasimlerine coşkuyla katılırlar.

Bayramda bayramlaşma kapsamında bu merasimler öncelikle yapılmakla birlikte, bayramlar bunlardan ibaret değildir. “Bayram hazırlıkları” başlı başına bir bayram havası yaşatır. Birikmiş ve ertelenmiş irili ufaklı ne kadar ev işi varsa, hepsi bayramdan önce bitirilmeye çalışılır. Mekanlar da böylece bayrama hazırlanmış olur. Her taraf elden geçirilir. Çarşı, pazar, eğlence mekanları ve sokaklar bayram hazırlığının coşkusuyla dolup taşar. İnsanlar, üstlerini başlarını yeniler, bayrama hazır hale getirir. Bayram hazırlıkları anlaşılacağı gibi kendi başına bir hoşnutluktur, güzelliktir.

Bayram hazırlıklarından önce, birde “bayram beklentisi” vardır. Beklenti kendi başına bir ruhtur, bir dinamizmdir. Bayram beklentisinin ne zaman başladığını kestirmek zordur. Her kesin bayram beklentisinin başlama zamanı farklı olur. Bundan dolayı bayramın süresi uzar da uzar. Hacca giden karıncaların misali gibidir, bayram beklentisi ve hazırlıkları. Malum hikayeye göre, karınca için, Hacc yolunda olmak ve o yulculuğu doyasıya yaşamak en az Hacc”a varmak kadar önemlidir. İbadetin coşku ile zamana yayılması ve doyasıya, sindirile sindirile yaşanması bu beklenti ile gerçekleşir. Zaten her mü”min, her zaman ahiretin yolcusu ve kendini bu yola vermiş olan adam değil mi? Bundan dolayıdır ki, Hacc”ın yolunda olmak kendi başına bir ihsandır, bir rahmettir, bir sevgidir. İşte bayram beklentisi, umudu ve hazırlıklarıda böyledir. Bunlar bayramı zamana yayarlar, bir sürece dönüştürürler.

Bayram beklentisi, hazırlıkları ve tebrikatı bir ma”şeri dayanışma ve kaynaşmanın misali olmakla da kalmaz. Aynı zamanda birde hatıra dünyası inşa eder. Bu hatıra dünyası o kadar güçlüdürki, sizi çocukluğunuzun bayramlarına alır götürür. Her kes eski bayramları arar, onları bulmaya çalışır. Eski bayramların hatıraları böylece her kese yeniden malum olur. Canlanır. Yeni bayramla bütünleşir. Geçmişle şimdiki zamanın çakıştığı bir an olur. Öyle bir anki bir ömrün tümünü bayrama çevirir. Bayram sevinci ve coşkusu tecrübe edilen, yani yaşanan zamanı, mekanları ve ilişkileri yeniden canlandırır. Gönül dostları, akrabalar ve tanış insanlar bir taraftan yeni bayramın bayramlaşmasını ve tebrikatını ifa ederken, diğer taraftan eski bayramların hatırasını yeniden canlandırırlar, biri birlerine doyasıya anlatmaya çalışırlar. Bayram bu vesileyle bir anlatı olur. Canlı bir hikayeye dönüşür.

Eski bayramların hatıraları, rahmeti rahmana kavuşmuş ve artık aramızda olmayan büyüklerimizi, bize emeği geçen atalarımızı ve aramızdan ayrılmış olan dostları tekrar aramıza getirir. Onların bayramda bize nasıl sevgi gösterdiklerini, bize nasıl şefkatle davrandıklarını tekrar canlandırır. Böylece onların manevi kişiliği de bayram coşkumuza katılmış olur. Burukluk ve tutukluk konuşmaların seyrini etkiler. Tatlı gözyaşları dökmeye başlarız. Keşke hala aramızda olsalardı, diye hayıflanırız. Müteveffa büyükler böylece bizi aralarına almış olurlar. Geçmiş bayramların hatırası sonuçta, mevcut zamanı, geçmiş zamana alır götürür, ulaştırır. Zaman kopukluğu denilen durumda nisbeten de olsa ortadan kalkar. Bayramın sevinci bu kez buruklaşır. Mazinin kahramanlarına bizi bütün noksanlarımızla alır götürür. Ne sahip olduğumuz mevkiler, ne makamlar, nede mal ve mülk. Bu coşkuyu yaşarken, biri birimize aktarırken, bunlar artık bir değer olmaktan çıkmıştır. Gündelik koşuşturmalar sürecinde bir yanılsamadan dolayı bizim için önemli bir değer olan bu varlıklar, artık önemli olmaktan çıkmıştır. Geçmişimizin emektarlarının hayali her şeyden daha önemli olmuştur. Onları böylece anmakla geçmişimizle de bayramlaşmış oluruz.

Bayramlar ümmetin bu dünyadaki ma”şeridir. Bir a”raftır. Her mü”min, başka mü”minlerce görülecek bir zamana çıkmıştır, bir mekanda durmaktadır. Ve her mü”min diğer mü”minleri görecek bir zamanda ve mekanda hazır ve nazırdır. Her mü”min böylece bütün mü”minlerin gözlemcisi makamındadır. Durum böyle olunca, yoksullarımız, öksüzlerimiz, güçsüzlerimiz, hastalarımız bizi kendi dünyalarına çekerler. Onlarla yakınlaşmak, benliğimizden sıyrılmak ve onlara hilmimizi, merhametimizi, şefkatimizi bütün dinginliği ile göstermek gerekir. Bundan dolayı, Ramazan bayramının bir adıda Fıtır bayramıdır. Fıtır yumaşamak, olgunlaşmak, kemale ermek demektir. İşte bunun için olgunluk sadakası, yani fitre vermekle mükellef tutulmaktayız. Yeme, içme vb. sınırlamalarla gerçekleşen dinginlik, bir toplumsal tavra ve etkileşime kendini açmış olur. Fıtır aynı zamanda açmak demektir.

Bir ma”şer zamanı olarak bayram bu kez bizi, baskı ve şiddet altında yaşamaya mahkum edilen ve sürekli katliamlara maruz bırakılan, malum coğrafyalardaki müslüman kardeşlerimizin dünyasına alır götürür. Bulgaristan, Yunanistan, Filistin, Irak, Afganistan, Doğu Türkistan ve daha nice bölgelerde mağdur edilen müslüman kardeşlerimizin yaşam şartları bir bir gözümüzde canlanır. Böylece bayramın sevinçleri ve mutlulukları, acılara, ızdıraplara ve çilelere karışır. Hali maziye taşıyan bayram, bu kez buluşma ve kaynaşma saadetini, acıyla, kederle, ızdırapla kaynaştırır. Nasılki şimdiki zaman geçmişe ekleniyorsa, şimdiki mutluluk ve sevinç de ızdırap altında yaşıyan kardeşlerimizin dünyasına karışır.

İşte ramazan kelimesinin hikmeti, tam da bu noktada tecelli ediyor. Bilindiği gibi, çöl sıcaklarında kavrulmaya, pişmeye, susuzluk çekmeye ve olgunlaşmaya da ramazan denilmektedir. Ramazan bu anlamıyla yanıp tutuşmaktır. Hamlıktan pişmizliğe tahavvül etmektir. İnsan sadece kendi riyazetiyle değil, aynı zamanda kardeşlerinin acılarla dolu olan riyazeti ve terbiyesine katılarak pişer ve olgunlaşır. Bundan dolayı, bayramlaşma sevinci denilen sevinç, aynı zamanda gazilerimizin ve şehitlerimizin hallerini idrak etmek demektir. Bu idrakle okurlarımın bayramını tebrik ederim.







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 23
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 766
Toplam Tekil 1640308
IP 54.161.241.199






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.217 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu