Slovenya’nın Bilime Bakışı ve Türkiye İçin Dersler: Yıl Sonu Değerlendirmesi Bilim Kültürü–10 - Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Slovenya’nın Bilime Bakışı ve Türkiye İçin Dersler: Yıl Sonu Değerlendirmesi Bilim Kültürü–10 - Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ
Tarih: 02.01.2014 > Kaç kez okundu? 1423

Paylaş


Slovenya’nın Bilime Bakışı ve Türkiye İçin Dersler: Yıl Sonu Değerlendirmesi

Bilim Kültürü–10

Prof. Dr. İbrahim Ortaş,

Çukurova Üniversitesi, iortas@cu.edu.tr



Küçük Ancak Cıvıl Cıvıl Bir Ülke Slovenya

Slovenya bir zamanlar eski Yugoslavya'nın bir parçasıydı, 1991'de bağımsızlığını ilân etti, 2004 yılında ise Avrupa Birliği'ne katıldı. İlk defa 1988 yılında Almanya’ya otobüs ile giderken başkent Lubiyana'ya geçmiştim, o günlerden kentin tarihi dokusu halen hafızamda. Sonra 2010 yılında alanımda yürüyen bir kongreye katıldım. En son 15–17 Aralık 2013 tarihleri arasında Lubiyana Üniversitesi ve Slovenya Orman Araştırma Enstitüsü (SFI) tarafında Avrupa Birliği 7 FP çerçevesinde yürütülen RegPot EUFORINNO (Avrupa Orman’ları Toprak Altı Karbon Araştırma ve İnovasyon) projesi 3. çalışma grubu ve geleceğe yönelik öngörüler planlanma toplantısına katıldım. Toplantı Akdeniz ekosistemine dahil ülkelerden temsilciler ve ilgili konularda çalışan araştırıcıların katılımı ile gerçekleşti.

2 milyonluk ülkenin bilimsel kapasitesinin günden güne hızla geliştiği görülüyor. Küçücük kentin içinde geçen kanal, yanı başındaki tarihi kalesi, kentteki opera-bale, tiyatro ve sinemalar, meydanındaki farklı görüntüler, protestolar, klasik sokaklarda gençliğin cıvıl cıvıl renklendirdiği ortam bu soğuk havalarda insanın içini ısıtıyor. Lubiyana’da insanlar ülkelerini nasıl geliştireceklerini tartışıyor. İnsanlar özgürce eleştirilerini yapıyor. Orada da insanlar yöneticilerini en çok da AB yöneticilerinin politikalarını eleştiriyor, ancak bizdeki gibi hızla bir birinden ayrışmıyorlar.



Akademik Her Yerde Bilim Konuşuluyor



Yılsonu itibarı ile bu aralar her akademisyen ilgili bilim kuruluşunun bilim politikası ve misyonuna ilişkin yıllık hesap verme dönemi nedeniyle dosya hazırlamakla yoğun şekilde meşguldürler. Toplantıya katılan insanların konuştuğu en önemli konular ve bireysel kaygıları kişisel çalışmalarına ilişkin raporlarıdır. Bilim kuruluşlarında resmi olarak verilen yıllık rapor yanında ayrıca yayın yapma konusunda ciddi bir mahalle baskısı bulunuyor. Bilim insanları birbirlerine bakarak daha kaliteli dergilerde yayın yapmak istiyor. Onun için her ortamda bilim insanların toplantı aralarında, yemekte ağırlıklı olarak akademik değerlendirme ölçütleri, üretecekleri proje ve etki faktörü yüksek olan dergilerde yapılan/yapılacak yayınları konuşuyor. Akşamları da aynı şekilde bir araya gelen bilim insanlarının dönüp dolaşıp bilim ve kültürel içerikli sohbetlere geliyorlar.



Bilimde Kıskanmak Değil İmrenmek Önemlidir

Her araştırmacı daha iyi ve bütçeli projeler almak istiyorlar. Gelişmiş ülkelerde bilimsel misyona uygun sistematikleri olduğu için sorun çözmeye yönelik proje üretiyorlar. Türkiye’deki üniversitelerin ciddi sorunların başında bilim bilgi üretecek proje yapmak yerine ağırlıklı olarak akademik yükseltmeye yönelik yayın yapaya yönetildiğimiz için sorun çözemiyoruz. Kaldı ki kurumlar da bilgiyi dikkate almıyor.

Örneğin Slovenya Orman Araştırma Enstitüsü FP7 çerçevesinde 2.970.000 Euro’luk proje almışlar ve enstitüdeki mevcut labratuvarlara ek olarak 22 labaratuvarı yenilemişler. Birçok konuda sonuç alıcı projeler üretiyorlar. Toplantıya katılan hepimiz gezip gördüklerimiz karşısında çok etkilendik ve taktir ettik. Toplantısı sonrası değerlendirme toplantısında Portekizli arkadaşımız konuşmasına toplantıyı düzenleyen ve projenin liderine “sizi kıskanıyorum (I jealous you)” ifadesini kullandı. Ben de kıskançlık anlayışı yerine imrenmeyi (envy) tercih etiğimi belirtim. İmrenmeyi tercih ediyorum, özellikle toplantıya katılan bilim insanlarının ülkelerinde bilimsel değerlendirme süreçleri konusunda yaptıkları ve bilimsel üretkenlikleri göz kamaştırıcı.



Üniversiteler Kendi İç Değerlendirmesini Yapıyor

Yılsonu itibarı ile Dünyanın birçok üniversitesinde olduğu gibi Slovenya da bugünlerde üniversiteler iç değerlendirmeden geçmektedir.

Üniversite her yılsonu öğretim üyesini değerlendirir. Üniversite öğretim üyelerinin yayınları, katıldıkları ulusal ve uluslararası konferanslar, yaptıkları projeler, üniversiteye kazandırdıkları parasal kaynak, toplumsal hizmetler ve başka bilim kuruluş tarafından yaptıkları çalışmaları anlatmak üzere davetli konuşmacı olarak çağrılması gibi birçok kriterler ağırlıklarına göre puanlandırmaktadır. Yayınların etki faktörü, kalitesi ve iki yıl öncesinde yaptığı yayınların atıf alma durumu da dikkate alınıyor.

Öğrenciler dönem sonunda dersi veren hocayı değerlendiriyor. Bugün artık çoğu üniversitesinde yapılan bu tür değerlendirme ile öğretim üyesinin yetkinliği, teknolojik yenilik kullanma durumu ve pedagojik yeterliliği gibi faktörler düzenli olarak ölçülmektedir.

Bağımsız değerlendirme birimi. Genellikle ülke içinde veya EU değerlendirme birimi hocaların bireysel başarılarını değerlendiriliyor. Değerlendirme ekibi beklenmedik anda dersinize giriyor, ders anlatma tarzınız, kullandığınız malzeme, ders kaynağına sahip olma durumu ölçülmeye çalışılıyor.

Bu değerlendirmeleri çok önemseniyorlar. Böyle her yılı sonu bilim kişileri ve araştırma kurumu değerlendiriliyor ve hesap veriyor. Birçok üniversitede hep belirttiğimiz gibi üniversite bütçeleri ve alt birimlerin bütçeleri bu değerlendirmelere göre yapılıyor.



Değerlendirmenin Yaptırımı Nedir?

Değerlendirmede beklenen performans gösteremeyenler bir sonraki yılda proje ve Lisansüstü öğrenci alamama durumu karşılarına çıkmaktadır. Ayrıca hocaların maaşları aynı olmadığı için bu değerlendirme puanları doğal olarak maaşa da yansıyor. İnsanlar kendilerini bu bağlamda bir tür mahalle baskısı altında görürler.

Ülkemizde yapılanlar ile batılı ülkelerde yapılanlar karşılaştırıldığında imrenmemek elde değil. Türkiye bilimi ve üniversiteleri ciddi sorunlar yaşıyor. Türkiye’nin bu bağlamda Dünya’nın 17. büyük ekonomisine sahip ancak halen bir bilim politikası yok. Hangi alanlarda ne tür proje üretecek, ne tür bilim ve teknoloji alanlarında öne çıkacağı konusunda bir plan ve programı yok. Bilim kuruluşlarının hesap verme konusunda hiçbir sistematiği ve mekanizması bulunmamaktadır. Doğal olarak hedef ve stratejisi olmayan ve ne yapacağı beli olmadığı gibi bu konulara ilişkin yasal bir düzenleme ve yaptırımda olmadığı için hesap verilebilirliği olmayan ender ülkelerin başında geliyoruz.



*********



Kişisel Hesap Verilebilirlilik

Son birkaç yıldır her yıl düzenli olarak hesap vermeyi önce vicdanıma, sonrada bölümüme, fakülteme, üniversiteme ve ülkeme vermeyi ilke edindim. Benim içinde zorlu geçen 2013 yılında bütün iç ve dış zorluklara rağmen, üç SCI yayın, bir adet hakemli ve indekste taranan makale, 2 uluslar arası nitelikli kitap bölümü. 6 uluslararası konferansta toplam 11 sözlü ve poster sunumu, 2 ulusal kongreye katılım ve iki sözlü sunum, değişik kurum ve kuruşların daveti ile 7 adet popüler bilim kültürü konuşması ve 42 dergi-gazete köşe yazısı yayınlandı. Bir adet TÜBİTAK projesi raporu tamamlandı ve yeni bir proje başladı. Bir önceki yılki öz geçmişime baktığımda daha az ürettiğim görülüyor. Yinede çalışmalara maddi, manevi ve fiili olarak katkı sunan bütün çalışma arkadaşlarıma ve ilgililere teşekkür ederim.

Batılı anlamda geniş bir araştırma gurubu kurabilseydim eminim ki daha çok bilimsel makale ve proje üretebilirdim. Benzer konuları çalıştığımız arkadaşlarım 30–40 kişilik araştırma grupları halinde çalışırken, bizler öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Ancak diğer taraftan vatandaşların vergileri ile yurtdışında doktora yapma şansına sahip olmuş, maaşını bu vergilerden sağlayan ve kendi çalışma alanında tanınan bir bilim insanı olarak AB bütçelerinde ciddi bir proje almamış olmak büyük bir eksikliktir. Bu arada gittikçe zorlaşan yüksek etki faktörüne sahip A sınıfı dergilerde yayın yapmakta zorlanıyor olmak, ayrıca ciddi kaygılarımın başında gelmektedir.



********

Yeni Yılınız kutlu Olsun

Bu arada ülkemiz ve dünyada 2013 yılında çok ciddi olay ve gelişmeler yaşandı. Başka bir ülkede bir yılda olmayacak değişimlerin Türkiye’de günde birkaç kez gündem değişikliği ile yaşanıyor. Genç nüfus yapısı, aynı ekonomik büyüklüğe sahip ülkelere göre eğitim düzeyi düşük, planlama ve organize olma bilinci yeterince gelişmemiş ülkemizde doğal olarak katlamalı ciddi sosyal ve siyasal sorunlar yaşanıyor. Bölgesel dinamiklerin hızlı cereyan ettiği günümüzde gelişmeleri bütünsel olarak bakabilecek ve resmi okuyacak insan kaynağının yeterli olduğu da pek söylenemez. Var olanlar da kamuoyunun önüne çıkmıyor/çıkarılmıyor. Kamuoyunun önüne çıkanlarda kendi bakış açılarının dışına çıkamaması, empati yapamaması, objektiflikten çok tarafgirlikleri sorunların anlaşılmasını engelliyor. Günden güne konuları derinlemesine araştırmayan, okumayan, çoğunlukla bir iki gazete bilgisi ve kulaktan duyma bilgiler ile fikir üreten insan sayısının hızla artığı görülüyor. Önyargılar, sorunları yer ve zamana göre analiz, sentez etmeden duygusal tepki verilmesi ayrıca sorun oluşturmaktadır. Kurumsal kültürden çok kişiselleşmenin yaygın olduğu çözüm önerileri hayatın her alanında sorunlu ilerliyor. Çıkar ilişkileri, bencillikler, hukuksuzluklar, duruma göre pozisyon alma, ayrıştırma ve ötekileştirme, liyakate dayalı olmayan yükselme ve makam-mevkilere atanmalar ciddi huzursuzluk kaynağı olarak gösteriliyor.

Türkiye’nin eğitim ve kültür eksenli sorunları Uluslararası İnsani Gelişmişlik indekinde sıralamasının hiçte hak etmediği yerde olduğunu belirtelim. Buna rağmen Türkiye bölgesinde ciddi bir güç.

Bütün öngörüler de önümüzdeki yılların da sorunlu geçeceğini gösteriyor. Umarım 2014 yılı hepimiz için öncelikle sağlık ve huzur içinde geçer. Hukuksuzluğun yaşanmadığı, herkesin insan olarak değer gördüğü, liyakate dayalı istihdamın sağlanması ülkemizin huzur ve güvenliği için önemli. Toplumsal barışın sağlanması insanların dili, dini, felsefi dünya görüşüne bakılmaksızın kimseyi ayrıştırılmadan herkesin kucaklanması önemli. Olaylara takım tutar gibi yaklaşmadan olay ve gelişmeleri her yönü ile geniş boyutlu, evrensel ölçekte değerlendirmek ve düşünceleri eleştirel süreçten geliştirerek karar verilmesi insanımız ve ülkemizin sağlıklı gelişmesi için en büyük dileğimizdir. Artan ekonomik ve sosyal sorunlar ile birlikte günde birkaç kadınımız öldürülmesi ülkenin az konuşulan ancak çok ciddi bir sosyal sorundur. Umarım 2014 yılında bu soruna çözüm bulunur.

Üniversitelerin özerkleştiği, bilimin toplum ve siyaset katında değer görmesi Türkiye’nin gelişmesi için hayatı derecede önemli. Eğitim ve bilim Türkiye'nin kurtuluş anahtarıdır. Türkiye’nin yeni bir anayasaya ve üniversite yasasına çok acilen ihtiyaç duyduğu yaşanan olaylar sonrası daha iyi anlaşılıyor. Yeniden sorunlarını ayrıştırarak değil, akıl ve bilimin ışığı ile tartışarak, konuşarak çözmeyi, hukukun egemen olduğu, insanların birbirini anladığı, bilimin toplum hayatında egemen olduğu bir yıl dileği ile nice yeni yıllara.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 20
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 762
Toplam Tekil 1642933
IP 54.197.150.143






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu