KİRLİ OYUN ve İTTİFAKLAR - Yrd. Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









KİRLİ OYUN ve İTTİFAKLAR - Yrd. Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI
Tarih: 02.01.2014 > Kaç kez okundu? 1321

Paylaş


Son on günde ülkemizde meydana gelen ve dış kaynaklı bir komplo olduğundan hiç şüphe duymadığım, devletimizi zayıflatmaya ve yakaladığı gelişme trendini geriye çekerek siyasal ve ekonomik kaos ortamı meydana getirecek olaylarla ilgili bundan önceki yazılarımı okuyanlar düşüncelerime vakıftırlar. Paylaştığım kimi yazım ve yorumlarımdan dolayı öğrencilerim, saygı duyduğum akademisyen büyüklerim, arkadaşlarım ve tanımadığım kişiler yazdıklarıma ılımlı, sert ve ya destekler nitelikte yorumlarda bulunmuşlardır. On günün sonunda geldiğimiz aşamada tekrar özetle düşüncelerimi sevgili okurlarım, öğrencilerim ve ilgi duyanlarla paylaşmak istiyorum. Önce temel tespitlerimi bir kez daha hatırlatmak isterim.

Bence;

 Ülkemiz son on yılda başta ekonomi, sosyal güvenlik, demokratikleşme, eğitim, sağlık, ulaştırma, haberleşme, kentleşme ve belediyecilik gibi alanlarda büyük atılımlar yapmış; mevcut alt yapı sorunlarını çözmüştür.

 Binlerce km çift şeritli uluslararası standartlarda yol yaparak, büyük kentleri birbirine bağlayan çift şeritli hızlı trenleri hayata geçirerek, her kente havaalanı, her ile üniversite kurarak, modern tersaneler inşa ederek, savunma sanayinde hayal bile edilemeyecek atılımlar gerçekleştirerek, ekonomik istikrarını yakalamıştır. Başta IMF olmak üzere uluslararası sömürgeci para ve finans çevrelerini tahakkümünden kurtulmak amacıyla politikalar yürüterek uluslararası mali derecelendirme kuruluşlarının yatırım yapılabilir, istikrarlı ülkeler listesine yerleşmiştir.

 Avrupa ülkeleri uluslararası krizin etkisi ve devlet adamlarının ön görüşsüzlüğü sebebiyle iflas bayrağını çekmiştir. Yunanistan, Portekiz, İrlanda ve İspanya gibi ülkeler ABD’den gelecek birkaç milyar dolarlık yardım fonuna muhtaç duruma düşmüşken ülkemiz bir mali yılda 100 milyar avroya yaklaşan ultra-dev ihaleler gerçekleştirerek bütün dünya ekonomik finans ve yatırım çevrelerinin dikkatini çekmiştir.

 Dünya yatırım, finans ve ekonomi çevrelerinin hayranlık; dostlarımızın sevinç; düşmanlarımızın kıskançlıkla izlediği İstanbul’a yapılacak olan dünyanın en büyük 3 havalimanından biri olacak olan havalimanı, Asya ve Avrupa’yı üçüncü kez birleştirecek olan Yavuz Sultan Selim Köprüsü, ülkemizi enerji bağımlılığından kurtaracak olan nükleer santral anlaşması imzası, İstanbul Boğazı’nı çevre ve trafik sorunlarından kurtaracak olan İstanbul Kanal’ı ve birçok benzer dev boyutlardaki altyapıya ve kalkınmaya yönelik projeler hayata geçirilmek istendi. Bunlara karşı ülkemizi dünya kalkınmış devletler ligine terfi ettirecek bu projelere karşı Avrupa menşeli İsrail ve Suudi Arabistan öncülüğünde karşıt bir cephe oluşturuldu. Bu ekonomik hamlelere yönelik uluslar arası finans ve faiz çevreleri ülkemizin ekonomik istikrarını bozmaya yönelik sürekli teyakkuz halinde olup ülkemizde meydana gelen en küçük olumsuzluk ve ya küçük bir sivil toplum hareketini manipüle ederek bu durumdan yararlanmak istemektedirler. Bunun en bariz örneğini masum bir çevre duyarlılığı olarak başlayan gezi parkı protesto eylemlerinde gördük. Yasal hükümeti sokak eylemleriyle devirmeye, ülkenin dev ekonomik yatırımlarını durdurmaya, olayları terörize ederek toplumsal huzursuzluk çıkarma yoluyla kaos ve kargaşa ortamı yaratmaya hedefledir.

 Kimi muhalefet partisi lideri, sesi çok gür çıkan bazı köşe yazarları ve televizyon yorumcusu başbakanı diktatör olmakla suçluyorlar. Merak ediyorum bu nasıl diktatör ki en yakınındaki bakanlarının oğulları polis tarafından gözaltına alınıyor, ailesi gözaltına alınma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor, onlarca ulusal televizyon, sayısız gazete her gün başbakanın kendisi, ailesi, yakın çevresi ile hükümet ve hükümetin icraatlarını eleştiri sınırlarını çoktan aşan, hakaret, karalama ve iftira kapmaları yürütüyorlar. Yetkili, yetkisiz, bilen, bilmeyen, uzman olup olmadığına bakılmaksızın sürekli birileri başta başbakan olmak üzere hükümeti karalama kampanyası yapmaktadır. Bu nasıl diktatörlük? Komşu ülkelerden bir arkadaşım başbakanı diktatör olmakla suçlayarak, neden bu konuları yazmadığımı sorguluyor. Arkadaşıma soruyorum senin ülkende her hangi bir yazılı ve ya sözlü medyada liderlerinizin birisinin yolsuzlukla suçlanması durumunda o suçlamayı yapan ve yayınlayanların başına neler geleceğini kimse tahmin bile edemez. Söz konusu ülkelerde hükümete karşı en küçük bir itiraz acımasızca karşılık görmekte ve kanlı olarak bastırılmaktadır. Diktatör görmek isteyenler kendi ülkelerine, Mısırda ABD, İsrail, Suudi ve Katar destekli darbecilerin birkaç ay içinde 6500 masum sivilin darbeci askerler tarafından katledilmesine baksınlar. Açıkçası ülkemizde küresel iradenin yerli işgüzarları tarafından sahneye konulan bu kirli oyunun, Mısır’da 3 Temmuzda gerçekleştirilen darbeyle benzer yönleri dikkatimi çekmektedir. Halkın iradesiyle serbest seçimlerle işbaşına gelmiş anayasal iktidarı kirli oyunlarla itibarsızlaştırarak, sokak eylemleriyle ülkeyi kaosa sürüklemek ve nihayetinde hükümeti düşürmek. Mısır’da bu darbe İsrail, Suudi Arabistan ve Katar’ın kanlı dolarlarıyla ordunun tanklarıyla gerçekleşirken, ülkemizde bu oyanlar medya, cemaat, polis ve yargı eliyle yapılmak istenmektedir.

Hükümete karşı yapılan 17 Aralık yargı darbesinin belediye ve iş adamları ayağı çökerken bir tek Halk Bankası’na yönelik operasyon hala yargı sürecinde olup kamuoyunca tartışılmaktadır. Daha ilk günden Halk Bankası’na yönelik operasyonun arkasında ABD’deki Siyonist lobi ve terörist İsrail devletinin parmağı olduğunu söyledim ve halen bu görüşü taşımaktayım. Bu operasyonla deyim yerindeyse bir taşla onlarca kuş vurmak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda kanımca Halk Bankası’na yönelik operasyonun hedefleri:

1. Ak Parti hükümetleri öncesinde bütün diğer kamu bankalarımızda olduğu gibi Halk Bankası da her mali yıl bütçesini görev zararlarıyla kapatırken son beş yılda kara geçmiş, daha birkaç yıl önce 1 milyar dolar fiyat biçilen bankanın 17 Aralık darbesi öncesinde değeri 23 milyar dolara ulaşmıştır.

2. Halk Bankası ile birlikte diğer kamu bankalarımız ve diğer kamu iktisadi teşekküllerimiz bütün veçheleriyle uluslararası arenada saygın bir konuma ulaşmış, marka değerleri yükselmiştir. Daha birkaç yıl öncesine kadar uluslararası arenada bir tek markamızın bile adı geçmiyorken günümüzde başta Türk Hava Yolları olmak üzere kamu ve özel sektör şirketlerimiz dünya markalar liginde yerini almaya başlamıştır.

3. Komşumuz İran, barışçıl nükleer faaliyetlerinden dolayı başta ABD olmak üzere uluslararası ambargolarla karşı karşıya kalmıştır. Bu ülkeye karşı yatırımlar, ithalat, ihracat ve benzer alanlarda ülkenin yaşamsal kanallarını da kapsayacak ambargolar uygulamaya konmuştur. Bununla birlikte ABD ve Avrupalı ülkeler çeşitli yasadışı yollarla kendi koydukları ambargoları delip olağan üstü maddi faydalar sağlarken, ülkemiz bu hususta kıskaç altına alınmaya çalışılmıştır. Öyle ki komşu ülke durumundaki İran’la olan enerji, finans, ithalat ve ihracatımız sürekli olarak denetime tabi tutulmuştur. Coğrafi olarak avantajlı olduğumuz gerçeğinden ekonomik yarar sağlamamızın önü kesilmek istenmiştir. Halk Bankası operasyonu bunun en belirgin örneğidir.

4. Bildiğimiz gibi Kuzey Irak muazzam bir petrol denizi üstünde bulunmaktadır. Irak Bölgesel Kürt yönetimi ile anlaşarak petrol zenginliğini ülkenin gelişmesi ve ekonomik kalkınmasını sağlamaya yönelik kullanmayı hedeflerken burada da coğrafi avantaj yine ülkemizin lehindedir. Ülkemiz coğrafi konumu itibariyle Ortadoğu, Orta Asya ve Kafkasya enerji hatlarının Avrupa’ya ulaşımında en avantajlı ve ekonomik seçenekken, Kuzey Irak petrolünün çıkarılması ve uluslararası pazarlara taşınması hususunda da en rasyonel alternatiftir. Bu söz konusu enerjinin uluslararası pazarlara ulaşımında boru hatlarının inşasından tutun da ülkemizin enerji ihtiyacımızın karşılanmasına varıncaya kadar petrol paralarının transferinde Halk Bankası’nın üstleneceği rol çok uluslu petrol ve finans çevrelerinin tepkisini çekmektedir. Bildiğimiz gibi Kuzey Irak petrolünün parası da Halk Bankası kanalıyla transfer edilmektedir. 17 Aralık operasyonunun arkasında yatan itibarsızlaştırma ve yolsuzlukla suçlama projesine çok uluslu şirketlerin ve finans çevrelerinin dahil olması bu sebeptendir.

5. Halk Bankası’na yönelik komplonun arkasında yatan bir diğer sebep ise son zamanlarda Suriye krizine rağmen gelişme ivmesi kazanmış İran’la ilişkilerimizi sabote etmek ve var olan ekonomik ilişkileri zedelemeye, böylece İran’ı izole ederken ülkemizin ekonomik çıkarlarına zarar vermektir.

6. Halk Bankası’na yönelik küresel iradenin öncülüğünde gerçekleşen karalama kampanyası sonuca ulaşmış gibi güdülüyor, gelen haberlere göre Kuzey Irak petrolünün parası Halk Bankası yerine bir Amerikan bankası tarafından gerçekleşecektir. Belliki uluslararası kirli oyun kurucuları yerli ortaklarının destekleriyle bu ulusal kamu bankamızın itibarını zedeleme planlarında başarılı olmuşlardır. Tabi bunun arkası gelecektir. Emperyalistlerin sömürü planları süreklilik ve devamlılık özellik taşır. Ayrıca belirtmekte fayda var; belli odaklara yakın sermaye guruplarına ait bankalar ve finans kuruluşları, bu kirli oyunların tezgâhlanacağından dahaönce haberleri olduğundan olsa gerek bütün mevduatlarını dövize çevirmişlerdir. Anlaşılan bu komplo tahmin ettiğimizden daha karışık ve organize bir plandır.

Sonuç olarak;

Beni, kişiliğimi ve yazılarımı takip edenlerin bildiği gibi herhangi bir olayı değerlendirirken anti-emperyalizm ve anti-Siyonizm prensiplerinden hareket ederek o pencereden bakarak değerlendir ve yorumlarım. Bu çerçevede halkın yüzde elliye varan oylarıyla adil ve şeffaf seçimlerle işbaşına gelmiş Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki 61. Cumhuriyet hükümetine yönelik bu uluslararası komplo juristokrasiyi ve demokrasiyi vesayet altına alma, milli iradeyi bertaraf etme amacı taşımaktadır. Bürokratik bir cuntayla siyaseti itibarsızlaştırma, anayasal yetkiler aşılarak suç ihdası, TBMM ‘nin yetki ve görev alanına girmek ve başta başbakan olmak üzere Ak Parti’yi zayıflatmak hedeflenmektedir.

Anayasal yollarla sandıkta değiştiremedikleri hükümeti yasadışı yollardan sokak hareketleriyle sarsacak, ülkeyi kaosa ve istikrarsızlığa sürükleyerek toplumsal barış ve huzur ortamını sabote edecek girişimlere halkın geçit vermeyeceği inancındayım. Açıkçası ülkemizi çağdaş devletler ve gelişmiş ülkeler seviyesine yükseltecek olan kalkınma projelerinin yatırımcılarına yönelik son operasyonların hedefinde yatırımcıları tedirgin ederek ülkemizden çekilmeleri, ekonomik istikrardan dolayı ülkemiz cazip bir dış yatırım konumundayken yatırımcıların huzurunu kaçırarak projelerin yarım bırakılması hedeflenmektedir.

Muhalefet partilerinin hayalinin bile erişemediği bu projeler sabote edilerek seçimler arifesinde hükümet itibarsızlaştırılmak istenmektedir. Kimi muhalefet partisi lideri emperyalist ABD büyükelçiliğinin karanlık koridorlarında iktidar arayışına girmiş, devletin içine sızmış paralel cemaat yapılanmalarıyla dirsek temasını sürdürerek umutlarını oradan gelen birkaç puana bağlamıştır. Hükümet demokratik duruşundan taviz vermeyerek cumhuriyet tarihimiz boyunca rastlanmamış şekilde laiklik, demokratiklik ilkelerini öne çıkarmış ve devletin bütün kurumlarını her türlü vesayet, cemaat ve benzer oluşumların hâkimiyetinden temizlemeye çalışmıştır. Kuşkusuz uluslar arası komployla birlikte hareket edenlerin bir hedefi de cumhuriyetin en büyük barış projesi olan çözüm sürecini sabote etmektir. Hedef 2023 yılında devletimizin hedefine koyduğu cumhuriyetimizin 100. Yılında ulaşacağımız gelişmiş, müreffeh bir dünya devleti olmamızın önünü kesmektir. Kalkınmada yakaladığımız gelişme ivmesine ket vurarak bu heyecanın önünü kesmek, moral değerlerimizi zedeleyerek toplumu infiale sürüklemektir.

Son kararlarla birlikte daha önceki yazılarımda değindiğim gibi Kürt vatandaşlarımızın sokağa dökülmesi hedeflenmektedir. Ama bu karanlık çeteler uluslararası emperyalist güçlerin hegemonyası altında çalışan karanlık kişi ve kurumlar bu halkın vatan sevgisi, ülke birlik ve beraberliğine yönelik duydukları bağlılıktan ve bu karanlık senaryolara ödün vermeyeceklerinden emin olmalıdırlar.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 25
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 775
Toplam Tekil 1640317
IP 54.161.241.199






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.811 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu