DEVLETLE SAVAŞANLARIN BARIŞ SÖZLERİNE KANMAYIN.. - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









DEVLETLE SAVAŞANLARIN BARIŞ SÖZLERİNE KANMAYIN.. - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 07.12.2013 > Kaç kez okundu? 1321

Paylaş


Cumhuriyet Halk Fırkasının kararlaştırılmış genel siyasetini şu kısa cümle açıkça ifadeye kâfidir zannederim: Yurtta sulh, cihanda sulh için, çalışıyoruz.-Gazi Mustafa Kemal Atatürk-1931

Adam savaş kılığına bürünmüş, elinde silahı, ağzında BARIŞ haykırışları ile yakıyor, yıkıyor, öldürüyor. Bunu gözümüzün içine baka baka tam 40 yıldır yapıyor.



40 yılda, 40.000 masumun canına kıyan, onbinlercesini sakat bırakan, ülkemizi her alanda 40 yıl geri bıraktıran cinayet örgütünün başı şimdilerde BARIŞ sözünü ağzından düşürmüyor. Adeta kendini BARIŞ HAVARİSİ ilan ediyor.



Satın alınarak yönlendirilmiş ve susturulmuş basın ise sahte BARIŞ kavramına işlerlik kazandırmak için binbir yalanla beyinleri yıkamayı sürdürüyor..



Peki BARIŞ, BARIŞ, BARIŞ diyerek ülkemize BARIŞ geliyor mu?



Hayır gelmiyor. Çünkü BARIŞ kavramı gerçek değildir. Bu kavram, dünyayı şekillendiren küresel mimarların uyguladıkları Psikolojik Savaşın en etkili silahıdır.



Son yıllarda BARIŞ GETİRİYORUZ sloganları altında sadece Afganistan’da, Irakta, Libya’da, Mısır’da, Suriye’de,Tunus’ta, Cezayirde, Somali’de, Bosna’da ve daha nice ülkelerde yakarak, yıkarak, parçalayarak, milyonlarca insanı öldürüp, milyonlarcasını sakat bırakarak nasıl BARIŞ getirildiği hususu canlı canlı dünyaya seyrettirilmiştir. İnsanlar barışın acımasız yüzünü televizyonlardan tanımıştır..



BARIŞ’ın aslında SAVAŞ demek olduğunu milletler yaşayarak öğrenmiştir.



Şimdi, BARIŞ ve SAVAŞ kavramının arka plânını irdeliyelim.



“SAVAŞ bitsin... BARIŞ gelsin...” Söz bu. Peki doğrumu?



Hayır doğru değil. Tamamen yalan ve ütopya.. Çünkü, dünyada hiç bir canlı barışı görmedi.. Ama savaşı herkes günün 24 saati savaşı yaşıyarak görüyor. Çünkü, savaş bir gerçek olayı, hareketli bir durumu ifade ediyor. Barış ise olması şiddetle arzu edilen ama bir türlü ulaşılamayan bir durumu anlatıyor.



Hayvanlar arasında hiç bitmeyen bir savaş vardır. Bu savaş zorunludur ve bu tamamen hayatta kalabilme içgüdüsünün yansımasıdır. Hayvanlar arasında tamamen doğal yapılarından gelen ve sadece beslenme ve hayatı idame amacıyla diğer cinslere karşı yapılan saldırıda fiziki güç esas faktördür. Burada güçlü olan güçsüzü mutlaka yener. Sonunda güçlü yaşar, güçsüzler ölür.



İnsanlar arasındaki bitmeyen savaşın temelinde de maddi çıkar temini yatar. Akıl ve mantık gibi unsurlarla kendini eğitip geliştirme kabiliyetine sahip insanların maddi çıkar temini yanında daha pek çok çatışma sebebi vardır. Genellikle kışkançlık ve bencillik egosunun hakim olduğu insanda savaş duygusu doğuştan mevcuttur. Bu duygu daima vardır ve insanı yönlendirip yönetmede çok önemlidir.



Canlılar arasında savaş kaçınılmaz bir olgudur ve daima olacaktır. Barış ise tarihin hiç bir döneminde fiilen olmamıştır ve olmayacaktır. Barış sözcüğü bir ideali bir özlemi ifade eder. Ütopiktir. Savaş ise gerçekleri anlatır. Savaş her zaman ve her yerde insanın hayatını yöneten ve yönlendiren bir egonun dışa vuruşudur.



Ayni ana-babanın ayni evde yaşayan, ayni kültür ve ilgi ile büyüttükleri evlâtları arasında tamamen kıskançlık ve benlik egosunun tatmini yüzünden başlayan anlaşmazlık giderek maddi çıkarlar devreye girdiğinde çatışmaya (savaşa) dönüşür. Abla- abi- kardeş arasındaki bitmeyen kavgalar ana-babayı en çok etkileyen ama çözümünde başarılı olamadıkları temel aile içi olaylardır.



Aile içindeki bu çatışma çok doğaldır. Çünkü insanın tabiatında çatışma ruhu vardır. Yani yaratılıştan gelir. Munis ve sakin yaratılan kardeş, huysuz ve bencil diğer kardeşin çatışma alanında yaşar. Biri daima saldırgandır. Diğeri ise savunmadadır. Bu çatışma bir ömür boyu sürer. Maddi çıkarlar ortaya çıktığında şiddetlenir. Miras paylaşımı gibi olağan durumlar ise kardeşler arasındaki şiddetli ve kaçınılmaz mücadele sebeplerinden biridir. Ayni kandan gelen ve ayni candan hasıl olan iki kardeş arasında doğuştan başlayan bu doğal çatışmayı önlemek asla mümkün olamamıştır. Yarında mümkün olamayacaktır.



Toplumda aile içinde meydana gelen bu çatışma aile dışında da komşular arasında devam eder. Ayni apartımanda birlikte yaşayan iki komşu arasında çatışmaya yol açacak pek çok etken vardır. Halı silkelemekten, gürültüye kadar süren çatışmalar tüm toplumlarda vardır. Bunda temel etken kıskançlık egosudur.



Komşuların çatışma alanından çıktığımızda yaşanan mahalledeki çıkar çatışmaları görülür. Mahalleler, sokaklar ve giderek köyler, kasabalar ve şehirler birbirine düşman olurlar. Böylece yaşamımızın her safhasında ve her yerde daima çatışma vardır ve bizim bunların dışında kalmamız imkansız gibidir..



Çatışmaların çoğunluğu maddi çıkar temininden çıkıyor gibi görünse de günümüzde kişiler ve toplumlar arasında çatışma sebebi olabilecek pek çok başka etken bulunmaktadır. Yani taraflar dışarıdan yapılan basit yönlendirmelerle kolayca çatışma ortamına sokulmaktadır. Tarafların çatışmasının yaratacağı olumsuzluktan yararlanmak isteyen küresel mihraklarca bilerek, isteyerek, plânlı, proğramlı ve kontrollu çatışmalar yaratılmaktadır.



Mesela değişik futbol takımına sempati duymak gibi sanal bir olgu dahi iki kişi veya iki grup arasında çok önemli bir çatışma sebebi olabilmektedir.



Bugün yaygın olarak kullanılan düşünsel çatışma yaratma metotları arasında çeşitli ideolojiler de yer almıştır. İnsanoğlu kendisi gibi düşünmeyeni kendisi gibi düşünmeye ikna edebilmek için fikir tartışması yapmaktan genellikle kaçınır. Çünkü fikir çatışması ancak kendi konularına hakim ve karşıt fikirler hakkında da yeterli bilgi sahibi olan eğitim düzeyi yüksek kişiler arasında yapılabilir. Fikirler çok uzun ve dikkat isteyen bilgi edinme sürecinden, yani yeterli bir eğitim devresinden sonra sahiplenirler ve ancak bundan sonra karşıt fikirlerle mücadeleye girebilirler. Bir fikir sahibi kendi fikri kadar mücadele edeceği fikir hakkında da yeterli bilgi sahibi olmadıkça iki karşıt fikir arasında fikir tartışması yapmak imkansızdır.



Dünyada çok tehlikeli olan davranışlardan biri de yarım yamalak, yanlış ve kulaktan dolma fikirlerle fikir mücadelesine girmektir. Bu durumda bilgilerin değil, kaba kuvvetlerin çatışması doğaldır. Bilgisizlerin kendisi gibi düşünmeyenlere yapacağı ilk şey kaba kuvvetle korkutarak ve sindirerek karşı tarafa fikrini kabul ettirmeye çalışmaktır. Yani en kısa ve en kestirme yolu denemektir. Nitekim günümüzde değişik ideolojilerin birbirleri ile fikir plâtformunda değil, elde silah kaba kuvvetle savaş alanındaki mücadelelerine şahit olmaktayız.



Günümüzde ideoloji ayrılıkları çatışmalarda başrolü oynamaktadır. Dini inanç ve itikatlar; kişi ve gruplar arasındaki küçük çatışmalardan kıtalararası savaşlara kadar varan Haçlı Savaşları gibi büyük çatışmaların temel sebebidir.



Sonuç olarak; İnsanlar hep birbirleri ile savaşacaklar mı.? Barış, huzur dolu ve istikrarlı ortamlara insanlar kavuşamayacak mı.?



Sorunun gerçek cevabı şudur; Evet insanoğlu bu yer kürede kaldıkça birbiri ile daima çatışacaktır, barış ise ulaşılmak istenen bir hedef olarak kalacaktır.



Aslında insanlık tarihi tamamen insanların, toplumların ve kültürlerin birbiri ile çatışmalarının tarihidir. Tarihte hiç bir zaman hiç bir yerde devamlı sulh ve sükûn dönemi olmamıştır ve bundan sonra da olmayacaktır. BARIŞ, daima güzel bir duygu olarak hayallerimizi süsleyecektir. BARIŞ ve SAVAŞ gerçeğini bilerek geleceğimizi buna göre plânlamalıyız.



Barış dolu günler özlemiyle..





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 9
Dün Tekil 763
Bugün Tekil 257
Toplam Tekil 1636551
IP 54.163.147.69






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.788 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu