Talat ve Hristofyas Nereye Koşuyor? - Emete Gözügüzelli Civan - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Talat ve Hristofyas Nereye Koşuyor? - Emete Gözügüzelli Civan
Tarih: 30.11.2008 > Kaç kez okundu? 2464

Paylaş


Kıbrıs’ta müzakereler süreci 3 Eylül’de başladı başlamasına ama bugün oldu herhangi bir ilerleme yok. Kıbrıs Türkü ne gelişmelerden haberdar ne de kapalı kapılar ardında varılan anlaşmalardan. Bindik bir trene gidiyoruz. Bu yolculuk pek de hayırlı bir yolculuğa benzemiyor. Hadi hayırlısı.

Peki bugün Hristofyas ve Talat nereye doğru koşuyorlar?Öncelikle bunu iyi idrak etmek lazımdır. İlk olarak Hristofyas’ın 2008’de liderlik koltuğuna oturmadan önce veya sonra yaptığı tüm açıklamalarına bakmak lazımdır. Hristofyas hiç bıkmadan “Yeni bir ortaklık devleti kurulmayacağı ve şuanki “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin lağvedilmeden devam edeceği”ni baştan beri vurguladı. Hatta bunlara ilaveten “Tek vatandaşlık, tek kimlik, tek egemenlik” hususlarını da araya sıkıştırdı ve bunları Talat’a kabul ettirdi. Üstelik öngördüğü zikredilen anlaşma zemininin dış unsurlar tarafından desteklendiğini Türklere göstermek için bahsekonu taraflarla ikili memorandum veya manifestolar imzalamaya kadar gitti.

Şimdi öyle görünüyor ki yeni yıldan itibaren de oldukça hızlı ve kritik bir süreç başlayacak. Bugüne kadar yönetim ve güç paylaşımı konusunda defalarca görüşmelerde bulunan liderlerin esasen görüşmelerde bulundukları konularda kalıcı bir uzlaşmaya varamadıkları halde halklarına “olumlu” mesajlar vermeleri daha önce Kıbrıs Türkleri üzerinde Annan planı döneminde yapılan sahte umut operasyonlarını hatırlattı.

O halde yeni süreçte neler olabilir? Yeni yılla birlikte daha kritik bir süreç bizleri bekliyor olacaktır. Ağır baskılar ile birlikte kamuoyunda “güvensizlik ve korku” ortamı yaratacak bir psikolojik harp uygulanarak insanların olası bir anlaşmaya nasıl olursa olsun “evet” demesinin zemini hazırlanmak istenecektir. Zira, oyun aynidir. Annan planı döneminde Kıbrıs Türküne pembe vaatler ile “egemenliklerinin devam edeceği, tanınacakları, kimlik sahibi olacakları” gibi sahte vaatler sunanlar, şimdilerde yine iki toplumlu etkinliklere KKTC kanadında ağrılık verdirme yolunu izlemekte, ilaveten de sivil toplum örgütlerini kullanarak sahte vaatli zehirli iğnelerini milletimize enjekte etmeye çalışmaktadırlar. Medya bunda en önemli unsurlardan biridir. Bu propagandaları ilerleyen zamanda yeniden ele alacağım. Şimdi geldiğimiz noktada, Rumların kendi tezlerini Türk tarafına kabul ettirmek için nasıl batılı unsurları yanına çekmeye çalıştığını inceleyelim.

Bilindiği üzere Rumlar şimdilerde BM’de Güvenlik Konseyi’nde söz sahibi olan Rusya, Amerika ve Çin gibi ülkelerle de yakın temaslara geçtikleri gözlemlenmektedir. Amerikan eski Başkanı Bush’un GKRY kuruluş yıldönümünde yolladığı mesajda “Rum yönetiminin stratejik ortak” olduğunu açıklaması, Çin’li üst düzey yetkililerinin GKRY’nde ağırlanması, Rusya ile anlaşmalar imzalanması esasen Rumların tezlerinin kabulü konusunda arkalarını güçlendirmek için atılan adımlar olarak değerlendirilebilir.

Keza, bugün Hristofyas’ın devamla “Tek egemenlik, tek vatandaşlık, tek uluslararası kimlik” zemininde bir anlaşmayı zikretmesi ve yeni bir ortaklık cumhuriyeti kurulmayacağını ısrarla beyan etmesi dış unsurlardan aldığı desteğe bağlıdır.

Şimdi içerisinde bulunduğumuz 2008 Kasım ayını biraz inceleyelim. Öncelikle GKRY lideri Hristofyas için Kasım ayı oldukça yoğun dış temaslar ile geçti. Bu temasların mahiyetini Türk dış politikasına yön çizenlerin dikkatle ele alması gerekmektedir. Zira cereyan eden gelişmeler Kıbrıs Türklerinin mukadderatının şekillenmesinde önemli yer tutmaktadır.

Kasım ayı başlarında Güney Kıbrıs’ın yeni Rusya Büyükelçiliğine atanan Viatseslav Şmuski’nin yaptığı beyanatları esasen önümüzdeki günlerde yani Kasım ayı sonlarına doğru Rusya-GKRY arasında yeniden tesis edilecek olan Rum-Rus işbirliğinin sinyallerini vermekteydi. Görüşmeler süreci ile ilgili Şmuski “Rusya’nın prosedüre katkı koymaya hazır olduğunu beyan etmesi” ve Hrsitofyas’ın 18 Kasım’da Moskova ziyaretini gerçekleştirme kararı alıp uygulaması var olan yakın işbirliğinin yeniden gözler önüne gelmesine de imkan kılmıştır. Tabi Hristofyas’ın Rusya gezisinden önce Rum Maliye Bakanı Harilaos Stavrakis’in Moskova’ya giderek Rusya Başbakanı ve Maliye Bakanı ile görüşmelerde bulunması ve bunun sonucunda da ekonomik işbirliği protokolü imzalamaları Rumların yeniden gündeme getirdikleri Akdeniz’de petrol arama çalışmalarında Rumlara destek vermek için gerçekleştirildiği düşünülebilir. İlaveten Rus-Rum siyasi manifestosu ile Hristofyas’ın “üniter Kıbrıs Cumhuriyetinin devamını savunması, tek egemenlik, tek uluslararsı temsiliyet ve tek vatandaşlığa sahip iki bölgeli iki toplumlu federasyon” öngördüklerini açıklamaları daha önceden belirlenen stratejinin bir sonucudur. Zira Rum-Rus yakınlaşmasının bir diğer boyutu adada var olan doğal gaz ve petrol rezervlerinin varlığı ve paylaşımından kaynaklanmaktadır.

Noverna Consulting&Research şirketinin ise 22-30 Ekim tarihlerinde 500 kişi arasında yaptığı ankette “Müzakerelerin çözüme yol açacağına inanıyormusunuz?” sorusuna %67 “hayır”, %26 “evet” yanıtını vermesi ve buna müteakiben GKRY lideri Hristofyas’ın Kıbrıs sorunundaki tutumunu onaylıyormusunuz sualine de %75 “onaylıyorum” cevabının verilmesi bugün zoraki birleşme gayretinde olanların önemle algılamaları gereken bir sonuçtur. Ne de olsa Hristofyas halkına defaatlarca “ Adadaki çözümün ‘işgali’ ortadan kaldıracak, göçmenlerin mallarına ve evlerine geri dönüşünü sağalayacak hakları dahil olmak üzere halkın insan hakları ve temel özgürlüklerini tesis ederek güvence altına alacak şekilde olması” için çalışacağını vaat etmesi özdeki niyetlerini ortaya açıkça koymaktadır.

Yeni yılın daha da kritik olacağını belirtilmesinde esas gaye de yeni yılla birlikte mülkiyet konusunun masaya yatırılacağı ve bu ortamda Sayın Talat’ın sunulacak Rum taleplerine nasıl cevap vereceğinin bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Çünkü AİHM kararları neticesinde KKTC’de kurulan Mal Tazmin Komisyonu taraflar arasında bir uzlaşı olmadan eski Rum mallarını ve mülklerini Rumlara iade, takas ve tazmini öngörmekteydi ve bunu da Talat hükümeti uygun görüp kabul etmişti. Hele hele de Talat ve Hristofyas arasında daha önceden gerçekleştirilen anlaşmalarda Hristofyasın taleplerinin olumlu karşılanarak masaya oturulması Kıbrıs Türkünün mukadderatı açısından oldukça endişe verici bir durumu sergilemektedir.

Belirtmekte fayda vardır ki KKTC’de iç hukuk yolu olarak adlandırılan Mal Tazmin Komisyonu AİHM tarafından esasen KKTC’nin varlığını “meşru” görmeyen ve kuzeyi de Türkiye’nin “alt bir idaresi” olarak tanımlayan kararlar almıştır. Bu noktada, Türk hükümeti ile Kıbrıs Türk tarafının ise sadece Rumların eski mülkleri için AİHM tarafından kurdurulan bu komisyon karşısında Kıbrıs Türk halkının haklarını savunacak bir komisyon kurdurmamaları ve güneyde istimlak edilen, işgal edilen mülklerimizin ve vakıf mallarımızın hesabını soracak yapıda çalışmamaları hayli düşündürücüdür...

Hristofyas’ın 2 Kasım’da yaptığı açıklamada; “Tezlerimiz değişmezdir ve bu tezleri sonuna kadar savunacağım” şeklindeki esas niyetini deklere eden beyanatda bulunması, ardından da müzakerelerde yönetim ve yasama yetkileri konularında birçok anlaşmazlığa karşın Aralık’tan itibaren mülkiyet konusuna geçileceğinin Rum basınından duyurulması, 3 Eylül’de başlatılan görüşmeler sürecinde ele alınan her başlığın en az 2 ay sürdüğü dikkate alındığında tüm anlaşmazlık konularının Aralık 2009’a kadar görüşülüp sonuca bağlanmasının hedeflendiği ve 2010 yılında olası bir anlaşmaya gidilmesi planlandığı tasvir edilebilir. Türkiye’nin bu süreçte özellikle de AB yolunda kendisinden 2006 İlerleme Raporunda talep edilen “Rumları tanı, limanlarını Rumlara aç” gibi baskıların yeniden artacağı bir sürece girileceğini de görmekteyiz. Ayni zamanda, Hristofyas’ın “Egemenlik haklarımızdan feragat etmeyeceğiz” diyerek Ankara’ya çözüm için 20 Kasım’da şartlarını sıralaması önümüzdeki süreçte Türkiye’yi bekleyen sıkıntıların sinyalleridir. Zira Hristofyas “Türkiye’nin AB ilkelerine saygı göstermesi gerektiğini, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımasını, hava ve deniz limanlarını da Kıbrıs uçak ve gemilerine açması gerektiğini bunları yapmazsa TC’nin üyeliğine onay vermeyeceklerini” açıklamıştır. Bu noktada Hrsitofyas masa başında Talat ile bir satranç oyunu oynarken elinde sahip olduğu en önemli koz olan AB vetosu ile hem Kıbrıs Türklerini hem de Türkiye’yi kıskaca almak istemektedir.

İçerisinde bulunduğumuz bu kritik süreçte planlanan oyunlar iyi idrak edilmeli ve bunun neticesinde gerekli tedbirler alınmalıdır. Yoksa tarih kendini yeni acılara yenileyebilecektir...





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 686
Toplam Tekil 1642857
IP 54.197.150.143






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.907 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu